AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Öcalan'ın uyarısı ve sezgiye dayalı tehlike


Veysi Sarısözen / Özgür Gündem

Öcalan'ın uyarısı ve sezgiye dayalı tehlike - Veysi Sarısözen / Özgür Gündem Öcalan kardeşiyle görüşmeyi reddetti.

Ne dedi?

Durum “hassas”!

PKK önderinin bu tek sözle anlattığı gerçek herkesin kafasına dank etmeli. İmralı’da yaşanan “direniş” her demokrat için “örnek” olmalı.

Üç yıldır süren “kanlı saldırılar ve kitlesel tutuklamalar”ın “son perdesine” yaklaşıyoruz.

ANF dün Ankara kaynaklı bir “kulis” haberi verdi. Şöyle:

“AKP’nin önemli isimlerinden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, yakın çevresine, ‘Yargı Anayasa’nın 14’üncü maddesine göre hareket edip meclisteki dokunulmazlık sürecini beklemeden BDP milletvekillerini gözaltına alabilir’ dediği Ankara kulislerine yansıdı. Hükümeti, bu süreçte bu duruma bir müdahalesi olamayacağını savunan Arınç’ın, bu olasılığın ancak, ‘Anayasa değişikliği süreci ile aşılabileceğini’ söylediği öğrenildi.”

Demek ki, Öcalan’dan, onun avukatlarından, seçilmiş belediye başkan ve Meclis üyelerinden, BDP başkan yardımcıları ve yöneticilerinden, medya çalışanlarından ve “rüşvet” karşılığı Roj TV’nin karartılmasından sonra, sıra zaten altısı hapiste olan, BDP’li vekillere geldi.

Sıradakiler bu kadar da değil: Roboski Katliamı’nı Hakkari’de patlayan bomba izledi. Böylece sivil halka karşı doğrudan saldırılar da gündemde. AKP’nin “yeşil Ergenekonu” işbaşında.

Roboski Katliamı, AKP’yi beklenmedik ölçülerde sarstı, bunun arkasından Hrant Dink davasındaki skandala karşı büyük tepki, AKP başlarını şaşkına çevirdi. Hakkari’deki bombayı PKK’ye yıkma yeltenişinin de çökmesi bu şaşkınlığı paniğe dönüştürdü.

AKP’nin muhtemel hedefini aydınlatmak için, spekülatif de olsa, bazı öngörülerde bulunmanın zamanı geldi.

AKP hükümeti asıl hedefe giden yolu şu ana kadar attığı “kanlı saldırılar, kitlesel tutuklamalar, psikolojik savaş ve provokasyonlar”la açmaya çalışıyor.

Bu asıl hedef nedir?

Bana öyle geliyor ki, AKP’nin asıl hedefi Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı “alternatif” bir “devlet yanlısı Kürt hareketi” yaratmak... AKP Kürt halkını kazanamayacağını anladı. “Benim Kürdüm, bana karşı bu halkı kazansın” diyor olamaz mı? Lanetli işaretler hızla birikiyor.

Geçtiğimiz seçimlerde, bir önceki dönem seçilmiş Kürt vekillerin toptan tasfiyesi, yerlerine Kürtlükle ilgilerini kesmiş kimisi rantçı ve silik kişilikli isimlerin seçilmesi, bir ihtimal olarak söylüyorum, şimdi anlam kazanıyor. Bunların tasfiyeye “sessizce” katlanmalarının arkasında, elbette hepsine değil, ama etkili isimlere verilen bir “misyon” var gibi görünüyor: “Önleri açıldığında”, örneğin BDP’li vekiller de tutuklandığında, güya bu politikayı “eleştiren” bir “muvazaa partisi”ni devreye sokmak; bu “danışıklı dövüş” partisine Burkay ve benzerlerini “monte” etmek, mümkünse yasal Kürt hareketinden “tutuklanmamış” birkaç “iltihakla” bu “sahte partiyi” güçlendirmek; Özgür Medya’yı Roj TV’yi, gazetemizi mümkünse birkaç aylığına susturarak, Kürt yurtsever kamuoyunu, bu partiye yönlendirmek...

Eski AKP’li vekillerle ilgili bu yönlü söylentiler, BDP’ye alternatif bir “muvazaa partisi” girişimi ihtimalini akla getirmekte.

Başka...

Son günlerde medyaya yansıyan bir haber, bu “muvazaa partisine” ek olarak, “PKK’ye alternatif” bir örgüt kurma ihtimalini de güçlendirmekte... Haberlerin konusu “Hizbullah”tır. 1990’larda Susurluk çetesinin kullandığı bu örgüt, şu sıralar yeniden ve tehlikeli sinyaller vererek hareketleniyor. Bilindiği gibi Hizbullah yöneticileri, Dink Davasında deşifre olan Özel Yetkili Mahkemeler tarafından tahliye edilmişler ve örgütün başına yeniden geçmişlerdi.

Özetle, benim sezgilerim, AKP derin devletinin karanlık dehlizlerinde, “yedekte tutulan” eski AKP’li vekiller, PKK karşıtı “solcu” Kürt kalıntılar, varsa özgürlük hareketinin yasal kolundan koparılacak “kıymıklar” ile bir alternatif “BDP” tezgahlandığı ve yeniden canlandırılan Hizbullah-Cemaat ittifakına dayalı bir alternatif “PKK” kuruluş hazırlıklarının olgunlaştığı yönünde. Tekrar ediyorum; bunlar şimdilik “sezgi”den ibaret düşünceler.

Devlet Osmanlı’dan devralınan devlettir. Siyasi cinayet geleneği nasıl sürüyorsa, “muvazaa partileri” kurarak muhalefeti tasfiye geleneği de canlıdır.

Neden böyle “spekülatif” bir olasılığı köşeme taşıdığıma gelince...

Binde bir ihtimalden az bile olsa, böyle bir planın varlığı hakkında “konuşmak”, kendi başına, eğer binde bir ihtimalle bu plan varsa, onu çökertmenin en etkili yoludur.

Cinayeti kılı kıpırdamadan izleyen kişinin, maktulün tabutunu omuzlamasına karşı uyanık olmanın zamanıdır.

Binde bir ihtimal dahi olsa, böyle bir ihtimal karşısında “konuşmak” aynı zamanda, AKP derin devletinin “kullanmak” istediği çevreleri bu tehlikeli oyuna karşı uyarmanın ve onlarla “diyalog” kurarak, bu oyunu bozmaya onları teşvik etmenin de en etkili yoludur. Eski AKP’li vekiller Kürtlüklerini, Hizbullah çevreleri de, “münafıklara” karşı Müslümanlıklarını asla unutmamalıdır.

Öcalan “durum hassas” dedi. Uyardı. Fransız şirketi Roj TV’yi kararttı. BDP’li vekillerle ilgili söylentiler yoğunlaştı. Roboski bombardımanını Hakkari bombası izledi. Tutuklamalar sürüyor.

Bugün konuşmayan, yarın, yani BDP tasfiye edildiği zaman “konuştuğunda” ihanetini ve suçunu itiraf etmiş olacak...

Şimdi konuşun!



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili haberler

İlgili Yazılar