AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspaceFotolarspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

'Açılım'dan 'askeri çözüm'e!


İhsan Çaralan / Evrensel

'Açılım'dan 'askeri çözüm'e! - İhsan Çaralan / Evrensel “Kürt sorununun demokratik ve barışçı çözümü” iddiasıyla öne çıkarılan, “Demokratik açılım”dan hükümet ya tamamen vazgeçti ya da artık sorunu şiddetle çözmeyi öne alan bir yönelişe girdi.

Son günlerde gerek Dersim, Bingöl, Siirt gibi bölge illerinden de öte Gümüşhane, Tokat, Samsun gibi illerin kırsalına yayılan operasyonların, gerekse sınır ve sınır ötesine yönelik operasyonların vardığı boyut hükümetin, barıştan çok silahlarla sorunu çözmeye ağırlık verdiğinin en açık işaretidir.

Barışçıl çözüme yönelik engellemeler sadece çatışmaların yaygınlaştırılmasıyla da yapılmıyor. Nitekim önceki gün; altı gün önce Aydın, Malatya, Elazığ ve Dersim’de başlatılan operasyonlarda gözaltına alınanlardan 44 kişi daha tutuklandı! Bunun anlamı ise son bir yıldır KCK operasyonları olarak adlandırılan operasyonlarda tutuklanan 1500 kişiye 44 kişinin daha eklenmesidir. Aslında bu operasyonlar bırakalım sorunun barışçıl çözümüne katkı yapmayı; demokratik girişimler, barışçıl adımlar için kamuoyu oluşturulmasına yönelik bir provokasyon olarak sürmektedir.

Geçtiğimiz yılın sonunda, “Demokratik açılımın samimiyet kriteri” olarak gündeme getirilen ve MHP ve CHP Meclis guruplarınca da destekleneceği açıklanan “Taş atan çocuklar”ın cezalandırılmasını az çok düzeltmek amacıyla Terörle Mücadele Yasası ve birkaç başka yasada yapılmak istenen değişiklik, dört askerin bir mayın patlaması sonucu hayatını kaybetmesinden sonra, “Şimdilik ortam gergin” gerekçesiyle, hükümet tarafından ertelenmişti. Ancak bir süre sonra o mayının PKK değil asker tarafından döşendiği ortaya çıktığı halde; cezaevinde büyüklerle aynı yasalar çerçevesinde tutulan çocukların durumunu düzeltecek yasa yeniden gündeme getirilmemişti. Ancak, bu yasama yılı bitmeden bu yasal düzenlemenin yapılacağı da hep söylendi.

Ne var ki; Başbakan Erdoğan’ın çağrısıyla AKP Meclis gurubu tarafından diğer partilere de “Gelin 1 Temmuz’da Meclis tatile girmeden bu yasaları çıkaralım” dedikleri listede “Taş atan çocuklar yasası” yok!

Bundan da anlaşılıyor ki AKP, bu tür barışçıl çözümü güçlendiren, halk yığınları içinde “Sorunun demokratik çözümü için adım atılacak umutlarını sürdürecek” adımlardan bile geri durmak istemektedir.

AKP’nin “Taş atan çocuklar yasası” için yeterince zaman yok dediği belirtilmektedir ki; bu da doğru değildir. Çünkü hükümetin “çıkaralım” diye acilen gündeme aldığı tasarılar; “İlköğretim müfettişliğini ‘eğitim müfettişliği’ adı altında yeniden yapılandıran tasarı”, “Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı”, “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı” gibi hiç de aciliyeti olmayan düzenlemelerdir.

Sadece bu olanlardan da anlaşılmaktadır ki; hükümet “açılıma” paralel öne sürdüğü, “Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü” iddiasından vazgeçmiştir.

Bu nedenle de gerek Kürtler arasında gerekse Türkiye’nin ilerici demokrat kamuoyunda hükümetin Kürt sorununun çözümünden giderek askeri çözüme yönelen tutumu; “Kürt sorununda hükümetin ne yaptığı” sorusuna verilen; “Askeri çözüme dönüyor!” yanıtı giderek büyümektedir.

Ve öyle anlaşılmaktadır ki; bir yandan olup biteni izleyen öte yandan da kamuoyunun kendisinden beklediği barış girişimleri engellenen Abdullah Öcalan, “Kürt sorununun barışçıl çözümü için muhatap bulamadığını” belirterek, 31 Mayıs’tan sonra, “Barış çabalarından geri çekileceğini” açıkladı. Bir başka söyleyişle bu tutum, elbette hükümetin sorunun çözümünde askeri seçeneğin öne çıkarmasına bir yanıt mahiyetindedir.

Bundan da sonuçta, kaçınılmaz biçimde askeri çatışmaların artacağı; içerde de baskıların ve Türk-Kürt çatışmasını kışkırtan güçlerin daha hareketleneceği, dolayısıyla da savaş ve şiddet faktörünün öne çıktığı bir döneme girildiği anlamı çıkar. Bu süreci önlemenin anahtarı da hükümetin elinde bulunmaktadır.

Türkiye’nin demokrasi güçleri bu gelişmeleri dikkate alarak davranmak durumundadır.



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili haberler

İlgili Yazılar