
Türkiye'de yerel yönetimlere özerklik verilmesi konusu gündeme geldiği zaman sürekli olarak Fransa örneği verilerek buna karşı çıkılmaktadır. Türkiye idari yapısının Fransa ulus (üniter) devlet modelini esas aldığından hareketle yerel yönetimlerin özerkliği konusunda yalan yanlış bilgilerle kamuoyu yanıltılmaya çalışılmaktadır. Ancak Fransa 18. ve 19. yüzyıllarındaki Fransa değildir. Çağın gerektirdiği değişimleri yaparak sorunlarına çözüm getirmiş, yerel yönetimler konusunda köklü değişiklikler yapmıştır. Türkiye ise bu olumlu değişiklikleri sürekli olarak görmezlikten gelerek, olumsuz tarafları örnek olarak almaya devam etmiştir.
Yanlış sonuca ulaşılmaması bakımından Fransa uygulamasına bakmakta fayda vardır. Özellikle yerinden yönetim ve özerkliği devletin nitelikleri arasında sayan Fransız Anayasası'nı görmezlikten gelemeyiz. Anayasa değişikliğinin tartışıldığı bir dönemde bu konuda da düzenleme yapmanın zamanı da çoktan geçmiştir.
1958 Tarihli Fransız Anayasası'nın 78. maddesi yerel yönetimlerin kendilerini serbestçe yönetmesi anlamına gelen 'desantralizasyon' ilkesini kabul etmiştir. Fransız Anayasası'nın 72. maddesine göre yerel yönetimlerin seçilmiş meclisler tarafından kanunun öngördüğü koşullarda serbestçe yönetileceği de hüküm altına alınmıştır. Gerek 72. gerekse 78. maddelerindeki düzenlemeler konusunda farklı yorumlara neden olabilecekleri sebebiyle eleştirilmeye başlanmaları üzerine 1982 yılında reform niteliğinde düzenlemeler yapılarak yerel yönetimler üzerindeki merkezi idarenin vesayet yetkileri istisnai duruma getirilmiştir. Türkiye'de de 2004 ve 2005 yıllarında buna benzer yerel yönetimler konusunda düzenlemeler yapılmıştır. Anayasa hükümleri gerekçesiyle bu düzenlemeler çok sınırlı kalmıştır. Yapılan düzenlemelerin önemli bir kısmı ise anayasada bulunan merkezi idarenin vesayetini zayıflattığı gerekçesiyle iptal etmiştir. Demek ki, mevcut Anayasa yerel yönetimlerin özerkliği konusunda kendi içinde önemli yasaklar barındırmaktadır. Bu yasaklar kaldırılmadan yerel yönetimlerin özerkliği konusunda bir adım atılmayacağı ortaya çıkmıştır.
Fransa'da yerel yönetimler konusunda asıl büyük reform 28 Mart 2003 tarihinde Anayasa'da değişiklik yapılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu Anayasa değişikliği ile, Cumhuriyetin bölünmezliği ve yerindenlik ilkelerinden vazgeçilmeden, 'Cumhuriyetin ademi merkeziyetçi niteliği' anayasa hükmü haline getirilmiştir. Fransız Anayasası'nın devletin temel niteliklerini düzenleyen 1. maddesine göre 'Devletin teşkilatlanması, ademi merkeziyet esasına dayanmaktadır' Böylece 2003 değişiklikleriyle 'desantralizasyon' önündeki Anayasal engeller kaldırılmıştır. Böylece cumhuriyet halka yakınlaştırılmış, halkın gerçek anlamda yönetime katılımı önünde önemli engeller aşılmıştır.
Bu değişikliğin dikkat çeken en önemli yönlerinden biri 'özel statülü yeni yerel yönetim birimleri' oluşturma yetkisinin yasama organına verilmiş olmasıdır. 2003 yılında ayrıca Anayasa'nın 37. maddesi de değiştirilerek yerel yönetimlere, kanun ve diğer düzenleyici işlemlere aykırı düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. Bir anlamda yerel yönetimlere kanun yapmaya benzer yetkiler getirilmiştir. 37/1. maddeye göre 'Yasaların ve düzenleyici işlemlerin belli bir konuda ve belli bir süre için deneysel hükümler içerebileceği' hükmü getirilmiştir.
Fransız Anayasası'nın 72. maddenin 4 fıkrasına göre kanunla öngörülen koşullarda, yerel yönetim kuruluşları ve toplulukları yürürlükteki kanunlara ve düzenleyici işlemlere aykırı düzenleme yapma yetkisine sahip kılınabilirler. Ancak bu yetki anayasayla garanti altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin kullanılma koşullarını tehlikeye atacak bir konuda tanınamaz. İkinci olarak bu yetki ancak yerel yönetimlerin kendi yetki ve görevleriyle ilgili konularda olabilir ve son olarak da belli bir süre ve konu ile sınırlandırılmış olarak kullanılabilir. Bu deneme yetkisini kullanmak isteyen yerel yönetim kuruluşları hükümete başvurmak suretiyle bu yetkiyi kullanmak istediklerini beyan ederler. Hükümet, şartları taşıdıklarını düşündükleri yerel yönetimleri liste halinde yayınlar ve listede geçen yerel yönetim kuruluşları bu deneme yetkisini kullanabilirler.
Bu düzenlemeler, 28 Mart 2003 tarihli Kanunla Anayasa'nın 72. maddesinin değiştirilmesiyle de Anayasa'da açıkça zikredilmiştir. Yine aynı tarihli Anayasa değişikliği ile özel statüye sahip yerel yönetimlerin kurulması yetkisi tanınmıştır. Buna göre hem Korsika örneğinde olduğu gibi özerk yerel yönetimler, hem de iki veya daha çok ili içine alan özerk yerel yönetim birimleri oluşturulmuştur. 2003 yılı değişikliğinden önce bile Korsika gibi bazı yerlerde özel statülü yerel yönetimler oluşturulmaya çalışılmıştır ve bu oluşum Anayasa Konseyi tarafından Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır. 2003 değişikliğinden sonra özel statülü yerel yönetimler devletin temel ilkesi anlamında anayasal güvenceye kavuşmuştur.
Özel statülü yerel yönetimlere kısaca bilgi verecek olursak: Bölgenin karar organı olan bölge meclisi beş yıl için seçilmektedir. Bölgelerin yürütme organı bölge başkanıdır ve oluşturulan daimi komisyon tarafından desteklenmektedir. Bölge meclis başkanının yetkileriyle ilgili 7 Mart 1998 tarihli Kanunla önemli yenilikler getirilmiştir. Bu kanuna göre bölge meclisi, bütçeyi oylamadan da bölge başkanına, bütçeyi kullanabilme yetkisi tanınmıştır.
Fransa'da hem Korsika gibi özel statülü yerel bölgelerde, hem de iki veya daha çok ili içine alan özerk yerel yönetim birimi üzerinde merkezin idari ve mali vesayet denetimi bulunmamaktadır.
Kısa bir yazı kapsamında ele almaya çalıştığımız Fransa örneği, Fransa'yı olumsuz örnek olarak medyada dile getirenlere önemle ithaf olunur.