
9'u çocuk 14 kişinin katledildiği 28 Mart 2006 Diyarbakır olaylarından sonra değiştirilen TMK'den bugüne kadar 28 bin çocuk yargılandı
ÇOCUK DA OLSA KADIN DA OLSA
Diyarbakır'da başlayan ve Bölge'ye yayılan 28 Mart olayları üzerinden tam 4 yıl geçti. Başbakan Erdoğan 'Çocuk da olsa kadın da olsa gereği yapılsın' dedi, 9'u çocuk 14 kişi ateşli silahlarla vurularak öldürüldü.
ÇOCUKLAR İÇERİDE ÖLDÜREN DIŞARDA
Olayları bahane eden hükümet bir haftada TMK'yi değiştirdi. Dört yılda 28 bin çocuk bu kanunun kurbanı oldu. Çocuklar onlarca yıl cezaya çarptırılırken, 14 kişiyi vuran polisler soruşturmaya bile alınmadı.
ÇOCUKLAR AYNI CEZAYI ALIR
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülen TMK mağduru çocuklarla ilgili tasarıya insan hakları örgütleri tepki gösterdi. Tasarıyı yetersiz bulan hukukçular, çocukların aynı cezayı alacağında hemfikir.
'Çocuk da olsa kadın da olsa'nın gereği 28 bin çocuğun yargılanması oldu
Diyarbakır'da 2006'da yaşananların üzerinde 4 yıl geçti. 14 kişinin yaşamını yitirdiği, 300'e yakın kişinin de yaralandığı olaylar sırasında Başbakan Erdoğan'ın 'Kadında olsa çocuk da olsa gereği yapılacaktır' sözlerinin ardından Terörle Mücadele Kanunu'nda (TMK) bir haftada değişiklik yapılarak çocuklara ağır ceza mahkemelerinin yolu açıldı. Kolluk kuvvetlerinin neden olduğu ölümlere ilişkin hiçbir cezai işlem yapılmazken 4 yıllık sürede 28 bin çocuk yargılandı. Toplumun baskısı ile karşılaşan hükümet ise, bir haftada değiştirdiği TMK'yı gündemine almasının rağmen 1 yıldır Meclis gündemine getirmedi.
Muş'un Şenyayla bölgesinde kimyasal silah kullanılarak öldürüldükleri ileri sürülen 14 PKK'liden 4'ünün cenazesinin Diyarbakır'a getirilmesinden sonra başlayan ve 14 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan olayların üzerinden 4 yıl geçti. Diyarbakır'da başlayıp çevre illere sıçrayan ve 4 gün süren olaylarda 14 kişi yaşamını yitirdi, 300 kişi yaralandı, 563 kişi ise gözaltına alındı. Olayların ardından 14 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına sebebiyet veren güvenlik güçleri hakkında insan hakları örgütleri, ölenlerin yakınları ve mağdurlar tarafından birçok defa suç duyurusu yapılmasına rağmen yargı makamları nezdinde herhangi bir sonuç elde edilemedi. Diyarbakır Barosu verilerine göre gözaltına alınanlardan 199'unu 18 yaşından küçük çocuklar oluşturdu. Verilere göre gözaltına alınan 199 çocuktan 91'i, 344 kişiden ise 278'i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baro, gözaltına alınan çocukların tümünün sistematik bir şekilde işkenceden geçirildiği tespitinde bulundu. İHD Diyarbakır Şubesi'nin verilerine göre ise, kentte yaşanan olaylarda 300 kişi yaralandı.
14 KİŞİYİ KATLEDENLER DEĞİL ÇOCUKLAR YARGILANDI
Baro ve İHD'nin yaşanan ölüm, yaralanma ve gözaltında işkenceye ilişkin aileler ve mağdurlar aracılığı ile Cumhuriyet Savcılığı'na defalarca suç duyurusunda bulunarak, dava açılmasını talep etti. İdari soruşturma başlatılması için ise Diyarbakır Valiliği'ne başvuru yapıldı. Savcılığın ve valiliğin başlattığı soruşturmalar kapsamında aradan 4 yıl geçmesine rağmen hiç bir kolluk görevlisi hakkında herhangi bir dava açılmazken, cezai yaptırım da uygulanmadı. Olaylar sonrasında harekete geçen hükümet Terörle Mücadele Kanunu'nda (TMK) değişiklik yaptı ve 28 bin çocuk, çeşitli dönemlerde çıkan olaylara karıştıkları gerekçesiyle, çeşitli iddialardan yargılandı. 2010 yılı rakamlarına göre cezaevlerinde halen 2 bin 721 çocuk tutuklu bulunuyor.
MAĞDURLARA DAVA
Olaylardan yaşamını yitiren 14 kişinin ateşli silahlar veya darp edilerek öldürüldükleri tespit edilmesine rağmen kolluk kuvvetleri hakkında idari ve hukuki soruşturma açılmasına izin verilmezken, olaylara karıştıkları iddiasıyla ile onlarca kişiye, 'Örgüt propagandası yapmak', '2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek', 'Devlet malına zarar vermek' gibi birçok maddeden ceza yağdırıldı. Olaylarda meydana gelen maddi zararın faturası yargılanan 463 kişiye çıkarıldı. Hazine, olaylarda ortaya çıkan 262 bin YTL'lik zararın tamamının, olaylarla ilgili yargılanan ve aralarında işkence gören 70 çocuğun da bulunduğu sanıkların tamamından faiziyle birlikte tahsil edilmesi istemiyle Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi'nde açtığı dava ise devam ediyor.
'FİŞEĞİ ATAN EĞİTİMLİ KİŞİLERDİR DAVA AÇMAYA GEREK YOK'
Diyarbakır'da başlayıp bölge illerine sıçrayan olaylarda yaşamını yitiren Mahsum Mızrak'ın ölüme sebebiyet verdikleri gerekçesi ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı polis memurları B.Ö., H.A. ve N.Ö. hakkında Diyarbakır Valiliği'nden soruşturma izni istedi. Valilik Soruşturma izni verilmemesini ise 'Şüphelilerin kullanmış oldukları gaz fişeğini gaz kullanma talimatına göre şahısların üzerine değil, rüzgrın esintisi göz önünde bulundurularak isyan eden grubun ön ve arka taraf boşluğuna kullandıkları, adı geçen görevlilerin bu konuda eğitimli oldukları suçu işlediklerine dair bir belge, iz, emare ve delile rastlanılmadığı' gerekçesine dayandırdı. Valilik, soruşturma izni vermeyince Mızrak'ın avukatı Barış Yavuz davayı Bölge İdare Mahkemesi'ne taşıdı. Bölge İdare Mahkemesi'nin Mızrak'ın ölümünden dolayı görevli polislerin yargılanması gerektiği yönündeki kararının ardından Özel Hareket Şube Müdürlüğü'nde görevli polisler H.A., B.Ö. ve N.Ö. hakkında Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılabildi. Ancak aradan 5 yıl geçmesine rağmen davada hala bir ilerleme kaydedilemedi.
ÇOCUKLAR HEDEF TAHTASINA KONULDU
Ancak döneme damgasını vuran Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın, 'Çocukta olsa kadın da olsa güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır' açıklaması oldu. Açıklamanın ardından açılan ateş sonucu çoğunluğu çocuk olan 14 kişinin yaşamını yitirmesi ile yetinmeyen iktidar, çocukları hedef tahtasına oturttu. Diyarbakır'da başlayan olaylarda gözaltına alınan 563 kişiden 200'ün çocuk olması Erdoğan'ın açıklamasının hemen ardından geldi. Hükümet çok geçmeden çözüm olarak çocukların büyükler gibi yargılanmasını ve ağır cezalara çarptırılmasının yasal kılıfını oluşturan Terörle Mücadele Kanunu'nu (TMK) hemen değiştirerek, Meclis'ten geçirdi. Daha olaylarda yaşanan ölüm ve işkencenin yaraları sarılmadan TMK değişikliğinden sonra çocuklara ağır cezalar yağdırılmaya başlandı. 2006'dan sonra yargılanan 28 bin çocuktan binlercesine TMK'da yapılan değişiklik nedeni ile ağır suçlamalarla yargılanarak onlarca yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
YARGILANAN ÇOCUK SAYISI ARTARAK DEVAM ETTİ
BDP'li Sevahir Bayındır'ın verdiği soru önergesini yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, verdiği rakamlar çocuklarla ilgili tablonun vahametini de gözler önüne serdi. 2010 yılı itibarı ile cezaevlerinde 2 bin 721 çocuk bulunduğunu belirten Ergin, mahkemeler tarafından 2006 yılında 3 bin 773, 2007 yılından 7 bin 453, 2008 yılında 8 bin 80, 2009 yılının ilk 11 ayında ise 9 bin 22 çocuk hakkında denetimli serbestlik kararı verildiğini kaydetti. Yapılan tüm başvuru ve suç duyurularına rağmen ölüme sebebiyet veren kolluk kuvvetleri hakkında herhangi bir hukuki işlem yapılmazken, olaylarda gözaltına alınanların çocuğuna yargılanarak cezalara çarptırıldı. 2006 Diyarbakır'da meydana gelen olaylarda bahane edilerek AKP hükümeti tarafından Terörle Mücadele Kanunu'nda (TMK) yapılan değişiklik kapsamında toplam 28 binin üzerinde çocuk kanunlarla ihtilafa düştü, binlercesine on yıllara varan cezalarla yargılandı, yüzlercesi cezaevlerine atılarak yıllarca ceza kesildi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in açıkladığı rakamlara göre, hala toplumda 'TMK'a mağduru çocuklar' olanak bilinen 2 bin 721 çocuk zor koşullarda tutuluyor. Hükümet, 14 insanın öldürülmesiyle başlayan 28 bin çocuğun yargılanmasıyla sonuçlanan TMK'yı 1 hafta içinde meclisten geçiren hükümet, toplumun baskısıyla gündemine almasının rağmen 1 yıldır daha Meclis gündemine getirmedi.
DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK
Çocuklarla ilgili yasa değişikliğiyle ilgili tasarıyı değerlendiren İHD Diyarbakır Şubesi Çocuk Komisyonu'nda yer alan Avukat Kezban Yılmaz, çocuklara ilişkin yasal düzenlemenin 2003 yılında AB'ye uyum süreci kapsamında yapılan yasal değişikliklerle 18 yaşın altında olan tüm bireylerin çocuk olarak kabul edildiğini ifade etti. 28 Mart olaylarından sonra TMK'da yapılan değişiklikle 15 yaşındaki çocukların Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanmaya başlandığını hatırlatan Yılmaz, çocukların, yetişkinler gibi yargılandığı bu mahkemelerin eski DGM'lerin devamı olduğunu kaydetti. Yılmaz, 2006'dan sonra çocuklara verilen ağır cezaların toplumun büyük bir kesimini rahatsız ettiğini belirtti. Yaşanan rahatsızlıktan dolayı birçok kesimin baskısı sonucu hükümetin bir değişikliğe gitmek zorunda kaldığını dile getiren Yılmaz, hükümetin yasa tasarısının çocukların durumunda bir değişiklik yaratmayacağını söyledi.
'BATIDA FARKLI BÖLGE'DE FARKLI'
Yapılan değişiklikle çocukların Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanmalarının önünü alınamayacağını belirten
Yılmaz, verilen cezanın de seçenek yaptırımlar uygulama yönünde herhangi bir düzenleme içermediğini ifade etti. Tasarının yasallaşması durumda çocukların mağduriyetinin devam edeceğini belirten Yılmaz, 'Çocukların örgüt üyeliğinden, 'Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına eylem ve fillerde bulunma' fillerinden dolayı cezalandırılamayacağı fikrini kanun düzenleyicileri hala benimsememişlerdir. Çocukların, yapmış olduğu eylemin sonucunu anlayabilme kavrayabilme yetisine henüz kazanamamış olmasından dolayı bu tür eylemlerle yargılanması doğru değildir' dedi. Yılmaz, çocukların mağduriyetinin giderilmesi için TMK'nın 'Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına eylem ve fillerde bulunma', 'Örgüt üyeliği' ve 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek' fillerini düzenleyen ilgili maddelerin değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
TAMAMI KÜRT ÇOCUKLARI
Yılmaz, kanunların Türkiye'nin batısında farklı doğusunda farklı uygulandığı belirlemesinde bulunarak,
'Batıda yapılan eylemlerde bir çocuk en çok 'Toplantı ve gösteri yasasına muhalefet etmek' suçlaması ile yargılanırken, Kürt coğrafyasında aynı eylemlerde bulunan çocuklar, 'Örgüt üyeliği', 'Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına eylem ve fiillerde bulunmak' suçlamaları ile yargı karşısına çıkarılıyor' diye konuştu. Yılmaz, hukukun işletilmesinde çifte standart uygulandığını belirterek 'Yani şöyle bir tablo karşımıza çıkmakta kanunlar batıdan doğuya doğru gelirken ağırlaşmakta genişlemekte ve farklı yorumlanmaktadır. Bu da tümü ile bir yerde Kürt çocuklarına yönelik yapılmış olan bir uygulamadır sorusunu akla getiriyor. Bu şekilde bir yargılanma sürecine maruz bırakılan çocukların tamamına yakını Kürt çocuklardır. Açıkçası bu da düşündürücü bir durum' dedi.