AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Hepimiz birimiz birimiz hepimiziz


Ayşe Batumlu / Günlük

Hepimiz birimiz birimiz hepimiziz - Ayşe Batumlu / Günlük Söz konusu olan kendi ezilmişliğimiz olduğunda, dilimizin ucunda kalıveriyor sözcükler.

Ne kadar çok söz birikti oysa.

Ama bin yıldır susturulan bir cinsin mensubu olarak, bugün ağzımızı kapayan çıksın çıkmasın, genetik bir özellik gibi sirayet etmiş işte kendi derdine suskun olmak.

Bir başlasak gelecek gerisi çorap söküğü gibi, ah bir başlasak...

Bugün 8 Mart!

Bugün tüm dünya kadınlarının mücadele ve dayanışma günü.

Yine bugün dert bir değil, elvan elvan.

Ne söylesek bir eksik, ne anlatsak hatırı kalır anlatamadığımızın.

Kim bilir şu anda hangimiz hangi acının eşiğindedir. Ki o eşik aslında hepimizin eşiğidir.

Değil mi ki birimizin yarası iyileşmeden hepimizin teni kanayacak, birimiz tutsakken hiçbirimiz özgür olmayacağız ve hepimizin dili bağlıdır birimiz susturulmuşken. O halde biz hepimiz birimiz, birimiz aslında biraz hepimiziz.

Belki biri kanatmaktadır tenimizi, kalbimizi şu anda acımasızca.

Hem de babamızdır belki o, kocamız, sevgilimiz, ağabeyimizdir kim bilir.

Kim bilir kaçımızın yaşamını sona erdirmektedir şu anda; kendisini efendimiz, hayatımızın sahibi, katlimizi vacip sayan bir el.

Gözlerimiz yaşayamadığımız canım hayata takılı kalıvermiştir.

Kaç tanemiz veda etmekteyizdir, zaten sefasını bir türlü süremediğimiz yaşama, önlenebilir bir iş kazasıyla.

Fabrikalardan daha 'ucuz' canlarımızı belki 'ihmal' nedeniyle söndürülemeyen bir yangında, belki sulara kapılan bir kamyonun penceresiz kasasında bırakarak.

Kaç tanemiz, küçücük bedeni parçalanan bir Kürt kız çocuğuyuz, büyümüş göz bebeklerimizle yaşayanlara kocaman bir ağrı bırakan.

Savaşın kırdığı kolumuzu kanadımızı saramadan, bir evladı toprağa vermekteyiz belki, belki de yaşamımız şu anda asılı kalmakta bir namlunun ucunda.

Gözyaşlarımız aynı akarken, Kürdüz, Ermeniz, Çingeneyiz diye farklılıklarımız şiddetin bahanesi yapılıyordur şu anda kim bilir kaçımıza.

Kaçımızın kesmektedirler sesini; ana- dilimizle sevmek istedik yarimizi, zindana verdiğimizi, ağıt yakmak istedik toprağa verdiğimize diye. Belki bir yargıç, belki bir güvenlik görevlisi belki bir gardiyan.

Kaçımızın kalbi gümbür gümbür çarpıyor şu anda dersiniz, çocuk ellerimizde taş izleri, bir zindanın kocaman kilidi ve devlet fermanı gözlerimizde asılı.

Kimimizse bin yaşındayız! Faili meçhullerde kaybedilen yakınlarımızı arayan; savaşlarda yitirilen evlatlara mezar kazmaktan yorgun ellerimizle, savaşı durdurmak için çırpınan.

Biz namus cinayetleriyle katledilen, tecavüz ve tacizle sindirilmeye çalışılan, savaşlarda öldürülen, dışarıda emeği sömürülen, ev içinde emeği görünmeyenleriz.

Kim bilir kaçımız Medine gibi yaşamın derin soluğu yerine toprak dolarken boğazımıza, tırnaklarımızı geçiriyoruz, diri diri gömüldüğümüz mezarlarımıza.

Ah ben hangi birimizi yazayım?

Aylar oldu yüzünü görmedik, omuz omuza mücadele ettiğimiz, dertleştiğimiz, birilikte gülüp beraber üzüldüğümüz yoldaşlarımızın.

Onlar bir özgürlük savaşında tutsak edildiler. İçeride de en önde mücadele etmekten kaçınmadılar, tıpkı dışarıdayken yaptıkları gibi. Duvarları delmekte şimdi sesleri. Bir kavganın güzelliğinden gelip soframıza dökülüyor canım sözcükleri.

Her türlü baskıya, şiddete, işkenceye rağmen onurla taşıyorlar, hepimizin yolunu aydınlatan bir direnişin ışığını. Ve yarın özgürlük çaldığında kapımızı, bu şans eseri değil, o büyük direnişin bizlere armağanı olacak.

İşte bu yüzden, inkar edildiğimiz, gözaltılarla, baskılarla susturulmaya çalışıldığımız, anadillerimizin yasaklandığı her güne inat dünden daha güçlü dayanacağız zalimin kapısına.

Milliyetçi, militarist politikalar karşısında ısrarla halkların eşit özgür birlikteliği için mücadele edecek; kadın sesimizle, yüreğimizle, Kürtçe, Türkçe, Gürcüce, Arapça, Lazca, Ermenice ve coğrafyamızda yeşermiş her dilde söyleyeceğiz barış türkülerini.

Tutuklu yüzlerce kadın yoldaşımız, gözaltında tacize, tecavüze maruz kalan, Novamed'de, DESA'da, TEKEL'de direnen, evde işte okulda sokakta şiddet mağduru olan kadınlar; hapislerde büyütülen, namlularla susturulan çocuk kadınlar, imkansızlığı bile başarıya çevirebilen kadın belediye başkanları, imha politikasının yurt dışındaki mağduru olan kadınlar, barış grupları, barış anneleri, sosyalist kadınlar, inançları nedeniyle şiddet ve baskı gören kadınlar, Kürt, Türk, Ermeni, Rum, Arap, Gürcü, Çingene kadınlar ve diğerleri. Hepimiz ama hepimiz yanyanayız bugün.

Kirli savaş politikalarınızla esir alınan Ortadoğu'dan binlerce Meryem, Berivan, Fadila olarak haykıracağız; 'Bedenlerimiz savaş ganimeti olmayacak!'

8 Mart'ın 100. yılında dünyadaki bütün kadınlarla el eleyiz.

Değil mi ki mücadele edenler her zaman kazanamasa da kazananlar yalnızca mücadele edenlerdir, barışı yaratma mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.

Ne mutlu zindanları kadın direnişiyle aydınlatanlara, ne mutlu uluslararası mutabakatla bir halk yok sayılarak sürdürülen saldırıda susmayanlara, ne mutlu susmayanların sesine ses katanlara.

Bijî 8'e Adarê!



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili haberler

İlgili Yazılar