AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Kapatılan DTP mi?


Celal Deniz / Turnusol

Kapatılan DTP mi? - Celal Deniz / Turnusol Siyasetçisinden, bürokratına, medyasından Anayasa Mahkemesi’ne ''elbirliği'' ile Kürtleri TBMM’de temsil eden Demokratik Toplum Partisi’ni (DTP) kapattılar. Yüksek mahkeme üyelerinin oybirliği, bu ''elbirliğinin'' yargıdaki izdüşümüdür. Bu karar anayasal bir cinayettir. Siyasal bir linçtir.

Celal Bayar, ‘bu kış ülkeye komünizm gelecek’ demişti bir zamanlar. Biz de demokratik açılımla bu ülkeye bu kış demokrasi gelebilir demiştik. Ne ki, bu kış gelmeyen komünizm gibi demokrasi de gelmeyecek. Zorlu bir kış bizi bekliyor siyaset ikliminde.

Evet, gerçekten kapatılan DTP mi?

Türkiye, siyasal yaşamında tam 61 partiyi mezara gömdü. Bu partilerden 11’i Kürt sorununa yaklaşımdan dolayı kapatıldı. İçinde bulunduğum ve görev aldığım TBKP ile SBP de programındaki Kürt sorununa yaklaşımlarından dolayı kapatılan partilerdendi. Partileri kapatırsınız. Yeni partiyi kurmak da zor değil. Nitekim HEP süreci ile başlayan kapatmalarla DTP’ye kadar 6 parti kapatıldı. Yeni bir parti yedekte tutulmuş olarak hep vardı. Sorun parti kurmak ve yedeklemek değil, sorun insanlığın geldiği bilişim çağında hala düşüncelere yasak koyan zihniyetin varlığıdır.

Dünya küresel süreçte tüm yapıları değişime zorluyor. Ne ki, hala statükocu anlayış değişmeme yönünde direniyor. Türkiye'deki yasakçı zihniyet de bu direnci sürdürmektedir. Youtube’a yasak koyan zihniyetle, parti kapatan zihniyet, siyasete vesayet koyan anlayışla aynı zeminden beslenmektedir. Bu ülkede askeri ve sivil bürokrasinin Cumhuriyet’in kuruluşundan beri süregelen hegemonyası, bugün demokratikleşmenin önündeki en büyük engeldir.

AKP demokratik açılım adı altında bir süreç başlattı. Bu süreç olumlu, desteklenmesi gereken bir adımdı. Ne ki, AKP referans değerleri ile küresel değerler arasındaki sıkışmışlık halinden kurtulamadığı için, bir adım ileri iki adım geri bir tavır sergiledi. Demokratik açılımı geliştirecek olan sivil bir anayasa olacakken, AKP Anayasa’yı değiştirmeye cesaret edemedi.

AKP’nin kapatılma istemi sürecinde, Yüksek Mahkeme’nin Başkanı, Meclis’te ‘parti kapatmayı zorlaştıracak yasaları yapmak siyasetçilerin işidir’ derken, TBMM’ye ve dolayısı ile hükümete sinyal vermişti. Ama AKP bu süreci değerlendiremedi. Belki de değerlendirmek istemedi demek daha doğru olur. Çünkü DTP’ye açılan dava bugün başlamadı, yıllar öncesinden başlamıştı. AKP, Kürt illerinde oyunu artırabilmek için DTP’ye karşı bu davayı silah olarak kullandı. Ve o silah bugün AKP’nin elinde patladı. Kapatılan DTP değil, demokratik açılımın kapıları oldu.

Şimdi şu soruyu yüksek sesle sormak lazım. Hani demokrasilerde seçimle gelen seçimle gidecekti. Kürt vekiller ikinci kez seçimle geldikleri parlamentodan seçimle değil, ''siyasal ve yargısal'' zorla gönderiliyorlar. Bu ülkede demokratik kültürün geleneksel bir hale gelmemesinin nedeni demokratik hamlelerin hep darbelerle, sıkıyönetimlerle kesintiye uğramış olması ve dolayısı ile siyasal partilerin hep kapatılması ya da o tehditle karşı karşıya kalmasıdır.

Tüm bunlara rağmen demokratik açılımdan hiç kimsenin vaz geçme lüksü yoktur. AKP açılıma karşı rant hesapları ile yaklaşmaktadır. Bu yaklaşıma son vermelidir. AKP’nin yalpalaması statükocuların elini güçlendirmekte, rant hesapları AKP’ye değil, CHP ve MHP’ye kazanç olarak yansımaktadır. Statükocuların lehine dönüşen süreci tersine döndürmek mümkündür. Bunun için Kürt sorununun çözümünde barışçı tutumdan yana olan tüm güçler ortak vicdanda birleşmeli, siyasi bir kararlılık göstermelidirler. Açılım sürecinin başarısı kararlı bir siyasi iradeyi zorunlu kılmaktadır.

DTP‘nin kapatılması Kürtler’de siyaset zeminine karşı güvensizlik duygusunu arttırmış olsa da, Kürtler siyasetten kopmayacaklardır. Çünkü Kürt sorununun çözümü siyasal bir mücadeleyi gerektirmektedir. Açılımın başarısı için Kürtler de kendi zeminlerinden katkı ve sorumluluk duymaya çalışmalıdırlar.

Ayrıca Kürt sorununun çözümünde Türkiye Solu da bir sınavla karşı karşıyadır. Sadece Kürtlerle dayanışma göstermek yetmemektedir. DTP’nin kapatılması bunu göstermiştir. Kürtler’in taleplerini de içselleştiren, Kürtler’in kazanımlarını tüm ülke topraklarına yayabilecek, bir arada yaşama kültürüne katkı sağlayacak, toplumsal çatışma tehlikesine karşı tampon olabilecek, hem tüm toplumu dönüştürecek hem de Kürtler’in dönüştürücü etkisine açık olacak bir siyasal hareketi yaratmak şimdi daha elzemdir.

Böyle bir hareket Reşadiye'deki ve benzeri cinayetleri de, anayasal cinayetleri de önleyebilecek bir zemin yaratacaktır.



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili haberler

İlgili Yazılar