AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Başbakan'ın direnen esnafı


Filiz Koçali / Günlük

Başbakan'ın direnen esnafı - Filiz Koçali / Günlük Yeni üye olduğum partimi kapatan, değerli yol arkadaşlarım Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un vekilliklerini düşüren Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla birlikte, DTP yine tartışma programlarının baş aktörü oldu. Bütün 'Kürt uzmanları', 'siyaset yorumcuları' ve 'Kürt aydınları' adeta bugünleri bekliyormuş, o ekran senin, bu gazete benim dolaşıp duruyorlar.

Kapatılmış, genel başkanına siyaset yasağı gelmiş, Meclis'teki grubu düşmüş bir partinin 'hataları' bir bir sayılıp dökülüyor.

Kürtleri ve istediklerini anlamaya ve anlatmaya çalışan o kadar az, o kadar az ki, gazetedeki arkadaşlar doğru düzgün bir köşe yazısı okuduklarında 'Bak Oral Çalışlar iyi yazmış' ya da 'Roni'nin yazısı çok iyiydi' diye hemen paylaşıveriyorlar.

Diyarbakır'da polis tarafından vurulan Aydın ErdemKürtlerin ölümü bile vicdanları, akılları sarsmaya yetmiyor. Gencecik Aydın vuruldu gitti, Diyarbakır'da. Öldüğünde cebinden çıkan üç buçuk lirası da, koca sülalede ilk üniversite öğrencisi olması da, annesinin feryatları da gözlerimizi yaşartmaya yeter. Verirsin ardından hüzünlü bir müzik, sonra en acıklı sesle başlarsın konuşmaya, uzunca bir süre annesinin feryatlarını yansıtırsın ekrana. Ağlamayanı bile ağlatır hale getirirsin. Ama Aydın'ın ölümüyle göz yaşartmaya gerek yok, onun ölümünden de, onu sokağa çıkartan değerleri sorumlu tutarsın. Günlerce 'Öcalan'ın hücresinin boyu için gençleri, çocukları niye sokağa döküyorsunuz?' diye propaganda yaparsın. Bu propagandayla, birilerinin kışkırtmasıyla değil ne istediğini bilerek sokağa çıkan Aydın'ı bir kez daha öldürürsün.

Allah aşkına, bırakın onların neden sokağa çıktıklarını. Sokağa çıkanları 'terörist' ilan eden Başbakan'a yüklenin. Açılımcı İçişleri Bakanı'na sorun, 'Sana bağlı güçler, hedef aldıkları bir genci gelip arkasından nasıl vururlar?' diye.

O İçişleri Bakanı'nı suçlayın, 'Aydın'ın katillerini niye bulmadın, derhal bul, yargıla,' deyin.

Siyasetçilere ve medyaya bakarsanız, Aydın'ı, yanına sinsice yaklaşıp kalleşçe arkasından vuran polisler değil, DTP öldürdü. Aydın'ın ölümünden nefes alamadığı, güneş yüzü göremediği için 'kör bir kuyuda gibiyim' diyen Öcalan sorumlu!

Muş Bulanık'ta da, oy verdikleri partileri kapatıldığı için sokağa çıkanlar suçlu! O sokağa çıkanları 'terörist' diye tanımlayarak hedef gösteren Başbakan ve ağır silahla ateş ederek Necmi Oral ve Kemal Ağca'yı öldüren Başbakan'ın 'direnen esnafı' değil!

İnanılır gibi değil! Başbakan eli tüfekli katil için tam da böyle dedi, 'direnen esnaf.'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

Bu başbakan böyle mi 'açılım' yapacak? Bu İçişleri Bakanı'yla? Güldürmeyin beni. Kendi vatandaşını 'terörist' ilan eden ve 'teröristleri' de bitirmeye kararlı Başbakan, Kürt açılımı yapacak?

Asıl merak ettiğim şey, Kürt açılımını samimiyetle isteyenler, bu sözlerin hesabını sormadan, Aydın'ın ve Muş'ta yaşamını yitirenlerin hesabını sormadan Başbakan'a koşulsuz desteğe devam edecekler mi?

Hangi birinin hesabını isteyelim?

Önümüzde savaş suçu fotoğrafları var. 27 Haziran 2007 tarihinde Uludere İlçesi'nin Kela Memê Dağı eteklerinde öldürülen 8 HPG'liden biri olan Rızki Kaplan'a ait fotoğraflar... Çok değil, iki sene önce. Düpedüz bir savaş suçu işlenmiş. Genelkurmay Başkanlığı 8 HPG'li için 'çatışmada yaşamını yitirdi' açıklaması yapmıştı. Elimizdeki fotoğrafta HPG'li Rızki Kaplan'ın giysilerinin çıkarıldığı, yakalandıktan sonra işkence gördüğü ve kaşının patlayarak kanadığı, arkasında bulunan iki askerden birinin Kaplan'ın elini tuttuğu görülüyor.

Hadi bunlara ses çıkartmadınız. Bari Aydın Erdem'in, Kemal Ağca ve Necmi Oral'ın ölümlerini, savaş suçlarını 'ama'sız kınayın. Günlerce tartışın. Sorumluları hakkında konuşun. Konuşun da biraz olsun samimi olduğunuza inanalım...



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili haberler

İlgili Yazılar