AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Yeni dönem ve iki seçenek


Veysi Sarısözen / Günlük

Yeni dönem ve iki seçenek - Veysi Sarısözen / Günlük DTP'nin kapatılması yeni bir dönemin habercisidir.

Birinci dönem, Kürt sorununda askeri bir 'zafer' kazanılacağına inanılan bir dönemdi. 1990 başında bu inanç, şimdiki Ergenekonculuğu doğurdu ve Ergenekonculuk ise 'zafer' kazanamadı. Şimdi dağıtılıyor. Zap zafer umutlarını sona erdirdi.

İkinci dönem, AKP'nin 2002 Genel Seçimlerinde ve ardından da Cumhurbaşkanlığı referandumunda elde ettiği başarıya dayanılarak, AKP'nin DTP'yi sandıkta tasfiye edeceğine, kitle tabanı zayıflayan PKK'ye de ABD'nin desteğiyle son darbenin indiriliceğine inanılan bir dönemdi. Bu inanç yerel seçimlerde AKP'nin uğradığı yenilgiyle boşa çıktı.

Üçüncü dönem, Açılım dönemiydi. Hiç bir somut söz verilmeden bir kampanya başlatıldı. Bu kampanya yalnızca Kürt toplumuna yönelikti. Kürt sorununda barış ve çözüm yolunda adım atma konusunda AKP kendi tabanında bile bir hazırlık yapmamıştı. Açılımın en önemli taktik planı, liberal ve demokrat aydın çevreleri Kürt özgürlük hareketinden uzaklaştırmak, onu yalnızlaştırmak, aynı zamanda yasal Kürt hareketinde bölünme yaratmak, bu amaçla DTP'nin merkeziyle kitlesi arasındaki bağı kuran güvenilir kadroları tutuklayarak tasfiye etmek şeklindeydi. Bu dönem Habur'da, Açılım inisiyatifinin AKP'nin ve devletin elinden çıkması ve Kürt özgürlük hareketinin eline geçmesiyle birlikte sona erdi. Ve AKP'nin Batasuna işaretiyle ve ona bağlı medyanın kapatma ortamı yaratan kampanyası ile Anayasa Mahkemesi harekete geçti ve DTP kapatıldı, Meclis Grubu Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un vekilliği düşürülerek tasfiye edildi. Açılım dönemi kapandı.

Şimdi dördüncü döneme giriyoruz.

Bu dönemin başlıca özgünlüğü şudur: Kürt özgürlük hareketini askeri yöntemlerle, seçim yoluyla ve Açılım adı altında bölme yöntemiyle tasfiye etmenin mümkün olmadığı kanıtlanmıştır. Son kozlar oynanmıştır. DTP'nin kapatılmasıyla birlikte, AKP ve onunla ortaklık kuran medya, tıpkı TSK gibi Kürt toplumundaki etkisini köklü bir şekilde yitirmiştir.

Bunun anlamı şudur: Barış ve çözüm yolu asıl şimdi açılacaktır. Çünkü artık tasfiyenin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Tasfiyenin son adımı atılmış, DTP kapatılmıştır. Kapatılmıştır ama, DTP Diyarbakır'da, kendi öz cephesinde, Demokratik Toplum Kongresinde onurlu yerini almıştır. Kürt hareketinin legalde de, parlamentoda da temsil edilme olanağı ortadan kalkmamıştır. Tasfiyecilerin tümü Kürt toplumunun içinden tasfiye edilmişlerdir. Böylece Kürt toplumunun temsilcilerini bu tasfiye amacı nedeniyle muhatap almadan Kürt sorununda tek bir olumlu adım atılamayacağı kesinleşmiştir. Devlet ve Hükümet, ABD'yle stratejik işbirliği nedeniyle ve kendi bölgesel emperyalist amaçları yüzünden savaşı daha fazla tırmandıramaz ve sürdüremez. ABD'nin Iraktan çekilme planı, Türkiye'de savaşı sürdürmeyle bağdaşmaz.

Dördüncü dönem 'netleşme' dönemidir.

Artık iki güç, net bir şekilde, arada 'ikili oynayan'lar olmadan karşı karşıyadır.

Ne devlet silahla Kürtlere boyun eğdirebilir, ne Kürtler amaçlarına silahla ulaşabilir.

Ne devlet AKP eliyle Kürt toplumu üzerinde hegemonya kurabilir; ne de Kürtler Kürt olmayan aracılar vasıtasıyla bir uzlaşma sağlayabilir.

Durum budur. Diyalogdan başka yol kalmamıştır. Şiddet, hile, tertip, tasfiye dönemi atılan en son kapatma kararıyla tasfiye olmuştur. Bütün silahlar kullanılmış, bütün yöntemler denenmiştir.

Denenmeyen devletle Kürt özgürlük hareketinin diyalogu ve uzlaşmasıdır.

Dördüncü dönemin esası budur.

Şimdi bu yeni ve gerçek diyalog döneminin ilk adımında bütün barış ve çözüm isteyen güçler bu hedeflere 'dolaylı' yollarla ulaşılamayacağını bilmelidirler. Hiç kimse Kürtler adına Kürtsüz Açılım 'taşeronluğu' yapmamalıdır.

AKP'ye ve AB'ye dayanarak, Kürtleri bölerek, onları kendi sorunlarının çözümünde pasif ve seyirci hale getirmeye çalışarak barışa ve çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını gören demokrat, liberal, sol liberal, dindar çevreler yeni bir muhasebe yapmalıdır.

Herkes tarafını vicdanının, bilincinin ve şimdiye kadar elde ettiği deneylerin ışığında seçmelidir; Ya devlet iktidar güçleriyle birlikte kaosa, ya da Kürt halkıyla birlikte diyalog yoluyla barış ve çözüme... Ya AKP'yle birlikte Kürt özgürlük hareketine karşı tasfiyeci Açılıma, ya da Kürt Özgürlük Hareketiyle birlikte hilesiz, hurdasız bir Açılıma...

Bütün üçüncü yollar yürünmüştür. Şimdi ya diyalog ve müzakere, ya da kaos sapağındayız.



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili haberler

İlgili Yazılar