
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İmralı'nın evrensel standartların üstünde olduğunu ileri sürdü. Ancak gerçekler ise bunun tam tersini gösteriyor. 11 yıldır İmralı'da tutulan Öcalan, çok ağır koşullarda tutuluyor. Bu süre içinde Öcalan, Kürtçe konuşamadı, sık sık intihara zorlandı, rahatsız edilip uyutulmadı, hücrede nefessiz bırakıldı, hep gergin atmosferde tutuldu, hücresi bir ısıtıldı bir soğutuldu, istemediği halde 2 kez saçları sıfıra vuruldu, 12 kez hücre cezası aldı, fiziki müdahaleye maruz bırakıldı, strosyumla zehirlenme sürecine tabi tutuldu
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 'iyileştirme' adı altında hücresinin değiştirilmesi ve 5 tutuklunun gönderilmesi, İmralı'daki koşulları bir kez daha gündeme getirdi. Öcalan, yeni yeri 'ölüm çukuru' ve 'bir kuyunun dibi'ne benzetti. Öcalan, 17 Kasım'da nakledildiği yeni hücresini şöyle anlattı: 'Benim buraya getirilmem bir darbedir. Havalandırma sisteminden dolayı nefes alamıyorum. Durumum koşullardan dolayı daha da ağırlaşıyor. Ben burada yarı baygın bir şekilde yaşamaktayım. Tek katlı, yaklaşık 6-7 metrekare genişliğinde bir yerdeyim, içeriye kapalı banyo tuvalet yapmışlar, yanı iç içedir. Hemen duvar dibinde yatağım var. Öbür duvarla yatağım arasında çok dar bir mesafe var. Havalandırma boşluğu, penceresi küçük ve yüksekte. Burası yaşamsal tüm fonksiyonlarımı etkiliyor. Uyurken havasız ve nefessiz kalıyorum. Yani ya uyuyacağım ya da nefes alabilmek için uyanık kalacağım.'
Öcalan'ın 11 yıldır maruz kaldığı baskı, işkence yöntemleri hiç gündemden düşmedi. Öcalan'a uygulanan baskı ve sindirme yaklaşımları 2000 tarihi itibariyle start aldı. Öcalan, 12 Ocak 2000 tarihine kadar salı ve perşembe günleri olmak üzere ikişer saat süreyle görüşme imkanı bulabiliyordu. Ancak bu tarihten sonra görüş günleri çarşamba günleri seçilerek haftada bir gün ve bir saatle sınırlandırıldı.
11 Eylül 2001 tarihinden itibaren ise sık sık tecrit koşullarına maruz bırakıldı. 2000 tarihinde 37 kez avukatlarıyla bir araya gelebilen Öcalan, 2001 tarihinde 40 kez avukatlarıyla görüşebildi. Öcalan, 2002 tarihinde toplam olarak 35 görüşme gerçekleştirebildi. Aynı yıl içinde aralık ayında ise avukatlarıyla bir araya gelemedi. Öcalan, 2003 yılında toplam olarak avukatlarıyla 21 görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, 2003 yılında ocak, şubat ve ekim ayında avukatlarıyla hiç görüşemedi. Öcalan'ın ailesi ve avukatlarıyla her hafta gerçekleştirdiği haftalık olağan görüşmenin, sık sık hava muhalefeti gerekçe gösterilerek ertelenmesi bardağı taşıran damla oldu. Hijyenik olmayan koşullarda tutulmasına, ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesine kısıtlama getirilmesine isyan eden Öcalan, 7 hafta boyunca görüşe çıkmayarak koşullarının düzeltilmesini istedi. 2004 yılında da sık sık tecrit koşullarına maruz kalan Öcalan, 2004 yılında toplam 25 kez avukatlarıyla bir araya gelebildi.
2005'te intihara zorlandı
Öcalan açısından dönüm noktası 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) ve diğer çerçeve yasalar (Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), Ceza İnfaz Kanunu) oldu. Yasalardan hemen birkaç hafta sonra Öcalan'ın 12 avukatı, avukatlığından yasaklı hale geldi. İmralı'da ise, Öcalan'a 'Burada intihara zorlanıyorum' dedirtecek kadar ağır psikolojik bir ortam yaratıldı. Yasaların hayata geçirilmesinden 3 ay sonra 2005 yılının Eylül ayında kardeşi Mehmet Öcalan'la görüşen Öcalan, havalandırma süresinin azaltıldığını açıkladı. Öcalan ayrıca İmralı'daki yetkililerin kendisine görüşme yerini temizlettiğini söyledi. 31 Ağustos 2005'te zar zor yapılabilen görüşmede de, Öcalan görüşmeye müdahalede bulunan İmralı yetkililerine 'Sürekli provoke ediyorsunuz' çıkışı yaptı. 21 Eylül 2005'te onur kırıcı muameleden bu kez de, Öcalan'ın avukatları paylarına düşeni aldılar. Deniz ortasında geri çevrilen avukatlara, hakarete varan uygulamalar yapıldı. Askeri görevliler, avukatlara asker emir eri gibi müdahale edip bağırdı. 2 Ekim 2005'te ise, kardeşleri Mehmet Öcalan ve Havva Keser ile görüşen Öcalan'a kız kardeşi Hava Keser ile Kürtçe konuşma yapmaması uyarısı yapıldı.
İlk hücre cezası 2006'da
2006 yılı Öcalan'a yönelik baskıların tırmanışa geçtiği yıl oldu. Öcalan, ilk hücre cezasına bu yılın başında çarptırıldı. Daha sonraki aylarda yıl içinde Öcalan'a iki hücre cezası daha verildi. Ancak üçüncü hücre cezası hayata geçirilmedi. İmralı'da hücre cezalarının yanı sıra diğer uygulamalar da hayata geçirildi. Öcalan, 18 Ocak 2006'da kendisine 8-9 aydır hiçbir mektup verilmediğini, bu süre içinde 4 tane mektup verildiğini, ikinci mektupta sevgilerle yazan sözcük kısmı dışında kalan bölümün karalandığını, son mektupta ise tehdit ve hakaretlere yer verildiğini, en altta isme yer verildiğini anlattı ve 'İşte bana yapılanlar bunlardı' dedi. İlk kez İmralı'da intiharvari bir ölüme zorlandığını kaydeden Öcalan, değiştirilen kapı pencere sistemi yüzünden içerisinin ya buz gibi soğuduğunu ya da aşırı sıcak hale geldiğini, bu yüzden geceleri uyuyamadığını belirtti.
İradesiz olmasını istiyorlar
20 Eylül 2006'da ise, Öcalan'ın cezaevinde psikolojik baskı içeren uygulama ve tazyiklere maruz kaldığı ortaya çıktı. Öcalan, avukatlarıyla yaptığı görüşmede 'Mesela çay meselesi yüzünden gerginlik çıkarıyorlar. Çay bardağının yarısına kadar simsiyah bir çay doldurup öyle veriyorlar. Yarısına da sıcak su koyun bari, ne maliyeti olabilir, onu da mı bulamıyorsunuz diyorum. Bütün ısrarlarıma rağmen bu değişmiyor. Yine örneğin yemekle beraber kavun ya da karpuz verdikleri zaman bir dilimin dörtte birini veriyorlar. Dalga geçer gibi. Bebek muamelesi yapmaya çalışıyorlar adeta. Yani tamamen iradesiz olmamı istiyorlar' dedi. Aynı görüşmede kısa bir süre önce cezaevine yeni bir ekip geldiğini ifade eden Öcalan, mazgal sürgüsünün sürekli sesli açılıp kapatılarak rahatsız edildiğini, uyurken de aynı uygulamanın hayata geçirildiğini dile getirdi. 2006 yılında hayata geçirilen bir diğer uygulama da radyonun Öcalan'dan alınması oldu.
Zorla saçları sıfıra vuruldu
2006 yılında hayata geçirilen psikolojik baskı metodları 2007 yılında da artarak devam etti. Öcalan, tıpkı 2006 yılında olduğu gibi 2007 yılında da 3 kez hücre cezasına çarptırıldı. Hücre cezalarının yanı sıra aynı yıl içinde Öcalan'ın zehirlendiği ortaya çıktı. Yıl içerisinde kapı pencere yüzünden hücresinde nefessiz kaldığını açıklayan Öcalan, 8 Ağustos 2007'de avukatlarına 'Daha ne kadar dayanabilirim bilemiyorum' demek durumunda kaldı. Öcalan, 19 Eylül 2007'de kendisini rahatsız eden uygulamalara dikkat çekti: 'Kapıdaki mazgaldan bakma meselesi de zorluyor. Zaten 24 saat kamerayla çekiyorlar, bir de bu kapı deliğinden sürekli bakıyorlar. Okuyacağım ya da uyuyacağım zaman bunun yapılması rahatsız ediyor. Güvenlik nedeniyle bunlar gerekçe yapılıyor. 9 yıldır buradayım, güvenlikle ilgili herhangi olumsuz bir hareketim söz konusu olmamıştır.'
Öcalan 26 Eylül 2007'de gerçekleştirdiği görüşmede ise istemediği halde saçlarının alttan saç derisine yakın bir yerden kesilerek tıraş edildiğini açıkladı. Öcalan, bu yüzden avukatlarının karşısına şapka takarak çıkmak zorunda kaldı.
Fiziki şiddete maruz kaldı
2008 yılı, Öcalan açısından oldukça ağır koşullar içinde geçen bir yıl oldu. Öcalan, tıpkı 2007 yılında olduğu gibi 2008 yılı içinde de toplam 3 kez hücre cezasına çarptırıldı. Hücre cezalarının bir ay içinde verilmesi ve peş peşe hayata geçirilmesi dikkat çekti. Yıl içerisinde ikinci kez saçları kazıtılan Öcalan, diğer yıllarda olduğu gibi mazgal kapısı sürekli açılıp kapatılma suretiyle rahatsız edildiğini açıkladı. 14 Ekim 2008 tarihinde ise, Kürtlerde büyük infiale neden olan uygulama hayata geçirildi. 24 Ekim Cuma günü avukatlarıyla görüşen Öcalan, zorla kollarına girilerek yere çökertildiğini, ölümle tehdit edildiğini açıkladı. Uygulamadan sonra da psikolojik baskıya maruz bırakıldığını belirtti. Öcalan, psikolojik baskı uyguladığını, radyonun sinyallerle engellendiği, fiili bir hücre cezası yaşamakta olduğunu açıkladı.
Yol haritasına el konuldu
2009 yılında da baskılar bitmedi. İki kez toplam 30 gün hücre cezası alan Öcalan'a böyle toplam 12 hücre cezası verilmiş oldu. Öcalan'ın hücre cezası sürerken penceresinden görünen iki ağaç kesildi. Öcalan, ocak ayında kendisine tebliğ edilen 20 günlük hücre cezasını şöyle değerlendirmişti: 'Benim Cumhurbaşkanı ve Başbakanı tehdit ettiğim, uyardığım belirtiliyor. Tabii ki bunların hiçbirisi doğru değil. Kimseyi tehdit etmedim, etmiyorum. Uyarmadım da kimseyi. Bu cezaların verilmesi benim burada susmam amaçlıdır. Benim susmamı istiyorlar. Toplam 11. hücre cezasıdır veriliyor. Bana kitapların verilmeme gerekçesini de TV hakkımın engellenmesini de hücre cezalarına bağlamışlar. 'Bunların sana verilmemesinin nedeni senin bu kadar hücre cezası almandır' şeklinde karar vermişler. Yani sen konuşursan bu haklardan mahrum kalırsın demek istiyorlar. Bu hücre cezalarının arkasında sadece Türkiye yok; İsrail var. Benim görüşlerimi biliyorlar, benim konuşmamı istemiyorlar.' Kürt sorununun demokratik çözümü için büyük bir çaba sergileyen Öcalan, bu kapsamda 160 sayfalık bir 'Yol Haritası' hazırladı. Devlet ve hükümet, Öcalan'ın 'Yol Haritası'na el koydu, kamuoyuyla paylaşılması engellendi.
Uygulamadıkları baskı kalmadı
- Kürtçe konuşma yasağı getirildi.
- Havalandırma süresi azaltıldı.
- Görüşme yeri temizletildi.
- İntihara zorlandı.
- Avukat görüşmelerine müdahale edildi.
- Rahatsız edilip uyutulmadı.
- Konuşması istenmedi.
- Hücrede nefessiz bırakıldı.
- Hep gergin atmosferde tutuldu.
- Strosyumla zehirlenme sürecine tabi tutuldu.
- 2 kez zorla saçları sıfıra vuruldu.
- Kapı pencere değişikliği ile hücresi bir ısıtıldı, bir soğutuldu.
- Tam 12 kez hücre cezası verildi.
- Sık sık tecride maruz kaldı.
- Fiziki müdahaleye maruz kaldı.