
Barış Gruplarının coşkulu karşılanışlarına Erdoğan ve Gül'ün ortaya koyduğu tepkilerden bağımsız söylüyorum. Onlar farklı bir kulvarda... Tepkilerinin başka anlamları var. Halkın, birikmiş enerjisinin dışavurumunu da anlıyorum.
Duyguları zirvede yaşarken, sağduyu ve mantığı elden bırakmasak fena mı olur?
Ayrıca neyi 'kutluyoruz' ki?
Barış Gruplarının gelişini mi?
Sınırda 'sorunsuz' geçişlerini mi?
Eğer bu çözüme konsantre olmuş halkın ruh hali ise -ki öyledir- ya işler tersine dönerse...
Rüzgar tersinden eserse...
Savaş yeniden başlarsa...
Ne olacak?
Coşku yerini düş kırıklığına bırakacak, toplumsal psikoloji bozulacak. Kontrolsüz tepkiler artacak. Siyasal isteklendirme ve başarı duygusu yerini yoğun, bıktırıcı sorunlara bırakacak.
Her kırılma karşıtını tetikler çünkü...
* * *
Kaldı ki ortada çözüm filan da yok. Aksine tıkanma var. İyi niyetler ve ezber bozan söylemler belki umutları diri tutuyor, ama sorun çözmüyor. Yani 'açılım' denen süreç iyi işlemiyor. Hükümet dişe dokunur, elle tutulur bir şey yapmış değil.
İki de bir 'başa dönmek'ten bahsediyor. Başlattığı süreci kendi tıkıyor...
Diğeri de 'tezkereyi hatırlatırız' diyor.
Bazı köşe yazarları Erdoğan'ı 'gerçek lider, tarih yapmakta olan kahraman' ilan etmiş olsa da, o hala 'tasfiye' fikrinden vazgeçmiş değil.
Barış Gruplarının 'sorunsuz' geçmiş olmaları bu gerçeği değiştirmiyor.
Erdoğan, 'arkası gelsin, dönüş devam etsin' demişti... Yüz binlerdeki diri duyguları görünce de 'o da kalsın' dedi.
Çözüm için yeni bir cümle kurmadı.
Kaldı ki gelen Gruplara yaklaşım, sürecin çözüme evirildiğini göstermez.
Çünkü sorun, 'dağdakilerin inme sorunu' değil...
Aydınlarımız da dahil, toplumun geniş bir kesimi, 'gelmek istiyorlar da tutuklanacaklarını düşündükleri için gelmiyorlar. Tutuklanmayacaklarını bilseler öbek öbek' gelirler' sanıyor...
Kürt sorunu, dağdakilerin kurtuluşu sorunu değildir. Onlar da öyle görmüyor zaten...
Kürt sorunu, demokratik haklar ve özgürlükler sorunudur. Toplumsal, siyasal değişim sorunudur. Demokratik Türkiye sorunudur.
* * *
DTP Eş Başkanı Ahmet Türk, 'ortada zafer filan yok. Kazanan -kaybeden de yok' dedi; doğru da dedi...
Barış Gruplarının gelişi başarı değildir; zafer hiç değildir. Gelenler de böyle bir tanımlama yapmıyorlar zaten. Daha makul, daha mütevazı bir çerçeve çiziyorlar: 'Süreç tıkanmıştı. Açılışa katkı olsun diye geldik...'
Zafer, karşıtlara karşı kazanılır. Başarının, somut siyasal getirisi olur. Bu da demokratik değişim, demokratik çözüm anlamına gelir.
Ne diyeyim...
Halk bu konuda doğru aydınlatılmazsa, olası bir tersine dönüşte yeni travmalar yaşanacak...
* * *
Bayık'ı okudunuz mu?
Ben okudum. Özgür Politika'ya yaptığı söyleşi, Gündem'de de yayımlanmıştı.
Söyleşi Barış Grupları gelmeden önce yapılmış...
Bayık, 'devlet Barış Gruplarına olumlu yaklaşsa bile PKK dağdan inmez' diyor.
Çünkü Kürt sorunu, dağdakilerin inmesine endeksli bir sorun değil.
İşte söyledikleri: 'Zihniyet değişmedikçe Türkiye'de, Kürt iradesi kabul edilmedikçe, Kürt kimliği kabul edilmedikçe, Kürtlerin kendilerini kendi kimlikleriyle örgütleyip ifade etmesi tanınmadıkça nasıl dağdan inecekler. Zaten Genelkurmayın söylediği tek şey vardır. 'Gelsinler Türk adaletine teslim olsunlar' Söylediği budur yani. Kim gider teslim olur, kim diyor bu tarzda dağdan inip gideriz?'
Bundan daha açık, daha yalın ifade edilebilir mi?
Yani 'dağdan inişin' sosyal, siyasal ve kültürel şartları var...
Bayık, 'PKK inmez' demiyor...
'İnişin şartları var' diyor...
İşte sonraki ifadeleri:
'Kürt halkının temel, doğal hakları var. Bunlar herkesin kabul ettiği haklardır. En asgari haklardır. Kürt halkının kimlik sorunu, Kürt halkının dil sorunu, kültür sorunu, özgürce kendi kimliğiyle örgütlenip kendini ifade etme, siyaset yapma sorunu var. Eğer bunlar garantiye alınırsa PKK dağdan iner...'
'Garantiye almak...'
Yani, yasal anayasal güvenceye almak...
Cumhurbaşkanı Gül'de 'yeni bir Anayasa' diyor. Tüm bunları kapsayan yeni bir Anayasa yapılırsa PKK iner. İnmekle de kalmaz, Tüm halkları kucaklayan demokratik Türkiye için çalışır...
O zaman Türk ve Kürt halkları açısından başarı da zafer de mutlak olur. Kimse kaybetmez. Kazanan demokrasi olur, Türkiye olur.