
Yaz geldi, Avrupa`da her ne kadar hala güneş cimri davranıyor, yağmur hiç de rahmet ve bereket dedirmiyorsa bile kendine, sonuçta yaz geldi. Vitrinler mayolar zayıflama kremleri ve takibi çok zor markalarla dolu diyet yiyecekleri ile bezenmiş durumda.
Vitrinlere gözüm takılınca derin derin (derin ablalarla, ergenekon ve asenekonunla ilgisi alakası olmayan bir derinlik. Hele gazeteci Mine Kırkkanat`ın faşistliğinin sebebini hiç sorgulamayan, Ertuğrul Özkök`le hiç ilgisi olmayan bir derinlik ) düşünmeye başladım.
Neden kadınlar ille de 36 beden olmak zorunda?
Sanırım 36 beden derken fazla insaflı oldum, artık ideal kadın bedeni 34 ile dillendiriliyor.
Biraz nostalji yapacak olursak,
Eskiden görücü usülü olsun, yada oğlu bir kıza aşık olsun bir anne kız istemeye gittiğinde kızın şöyle balık etinde olmasına dikkat ederdi; zayıf kızı beğenmez burun kıvırırdı.
Artık anneler şişman kızları, bırakın şişman kızları balık etinde dediğimiz kızları beğenmez oldu. İlle zayıf giydiği kıyafet üstünden dökülen kız olacak. Bu ölçülere uymayan kızlar “şişko” çirkin kızlardır.
Şimdilerde bir dirhem et bin ayıbı örtmüyor; tam tersine büyük bir ayıp utanılası bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Televizyonlarda, sokakta yaşamın her alanında gözümüzün içine sokulan örnek kadın bedeni, sıska, kemikleri sayılan olunca, iş, aşk, para ve şöhret kapıları zayıfların önünde daha kolay açılıyor. Sadece ince, iskelet görünümünde oldukları için sinema dünyasında kariyer yapan, albüm çıkaran, model olan ve dolayısıyla şöhret ve parayı en kısa yoldan kazanan örnekler çoğaldıkça zayıflık insanların düşü oluyor.
Yalnızca sinema ve şov dünyasında mı kadın ince olmak zorunda, diye sorarsanız ne yazık ki hayır.
Kadın kocası için nasıl kapanmak zorundaysa, öyle de zayıflamak zorunda. Çünkü örneklerin hepsi zayıf.
Şişman bir kadın olmak, kabus yaşamakla eş anlamlı, çünkü, şişman olmak demek küçük görülen, reddedilen, ayıplanan, iğrenilen, istenmeyen demek.
Hal böyle olunca ne tanrı, ne de bir ideoloji için asla oruç tutmayan kadınlar(çok az da olsa erkekler) gönüllü ölüm oruçlarına yatarlar. Her seferinde yenilip, bitap düşseler bile, yeniden yeniden kendilerini açlığa mahkum ederler; her şey ideal kadın bedenine ulaşmak, güzel görünmek içindir. Diyet uzmanları, sağlıklı beslenme doktrinleri, dergi kapakları, video klipler, arka sayfa güzelleri... Seçeneklerden biri mutlaka zayıflamak için derdinize deva olacaktır.
Toplumda medya tarafından güzellik ve şişmanlık faşizmiyle öyle çok pompalanıyor ki, beyinlere öyle çok spot konuluyor ki, etrafımızda şişman bir insan görmeye dayanamaz oluyoruz. Patronlar, işyerlerinde ideal kilodaki kadın ve erkekleri çalıştırmak istiyor. Otobüste, yolda bir şişman gördüğümüzde ya acıyarak, yada tiksinerek bakıyoruz. Öyle ki” pis şişko” sözü artık ırkçılıkla eş değer anlam taşıyor. (Pis zenci pis homo demekten farkı var mı sizce?) Şişmanları ötekileştiriyor.
Diyeceksiniz bütün bunları yazarken ne anlatmaya çalışıyorsun
Demem şu ki,
Dünyayı kasıp kavuran kadına uygulanan güzellik ve zayıflık faşizmine karşı çıkın.
Hayatı boyunca otuz altı beden ile otuz dört beden arasında gidip gelmiş bana kulak verin.
Bedeninizle barışık olun.
Ağız tadıyla yemeğinizi yiyin, lokmalarınızı saymayın(tabi aşırı yeme hastalığına kapılıp obez olmayın) Çünkü aşırı zayıflık güzellik değil bozuk bir sağlık getiriyor. Böbrekleriniz bozuluyor, gözleriniz bozulurken dişleriniz çürüyor, zayıflayıp şişmanlamaktan bedeniniz sarkıyor yüzünüzde daha çabuk kırışıklıklar oluşuyor.
Daha çok üşüyor, daha fazla sinirli oluyorsunuz.
Birilerine güzel görünmek için, kendinize işkence etmenizin hiç anlamı yok.
Bedeninizi ve kendinizi sevin, modacıların gözünüzün içine soktuğu reklamlarla size pazarlanan kıyafetleri değil kendinize yakışanı giyin. Yaşam sizin, nasıl görüneceğinize ve nasıl yaşayacağınıza siz karar verin.
Bir insana yapılabilinecek en büyük kötülük onun kendi bedeni ile oynayıp bedeninden tiksinmesi ve bunu değiştirmeye çalışmasıdır. Dünyayı her geçen gün biraz daha saran Anoraksiya Nervoza hastalığı, beden faşizminin insanı içine çektiği psikolojik bir hastalık. Ne yazık ki son yıllarda bu lanet hastalık erkelerde de görülmeye başlandı.
Yirmi yıl bu hastalığın tedavisini gördükten sonra, Sevgili Işık İşcanlı`nın, yardımı ile gereken tedaviye belki de ilk kez gerçek anlamda cevap verdim. Ve şimdi aynaya baktığımda bir iskelet değil, normal bir insan görünümü ile karşılaşıyorum.
Ve bu vesileyle,
Bir kez daha diyin ki: bedenimizin üzerinden elinizi çekin biz aynada sizin görmek istediklerinizi değil, kendimizi görmek istiyoruz.