AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Obama veya Filizkıran Fırtınası


M. Ali Çelebi / Gundemonline

Obama veya Filizkıran Fırtınası - M. Ali Çelebi / Gundemonline ABD Başkanı Obama kendisine Bush-Cheney ikilisinin dünyaya yaydığı 'şok ve dehşet'in yarattığı tahribata duyulan öfkeyi yatıştırma misyonu yüklemiş durumda. ABD'ye karşı düğümlenen tepki sarmalını çözmeyi düşünüyordu. Obama bu çerçevede söz vermişti, seçilirse ilk 4 ay içinde Müslüman bir ülkede İslam dünyasına seslenecekti. Hangi ülkede konuşacağı yönündeki tahminler aylarca sürmüştü. Tercihin insan hakları konusunda sicili en kötü ülkeler arasındaki Hüsnü Mübarek yönetimindeki Mısır'ın başkenti Kahire olması söz verdiği değişimin nereye kadar olduğunu göstermesi açısından önemli.

Yani işkencenin, hak ve özgürlük ihlallerinin sistematik olduğu, muhalefete göz açtırılmadığı bir coğrafya. Buradan alıp dünyanın birçok ülkesindeki radikal İslamcı örgütün doğup gelişmesine ilham veren Müslüman Kardeşler Örgütü üyelerinin de davete icap ettiği Kahire Üniversitesi salonunda yaptığı konuşmanın kodlarını çözelim.

Böyle bir konuşmayı hiçbir ABD başkanı becerememiş. Bir yandan Arap, Afgan, Tamil, Kürt, Filistin ya da Peştun kentlerine casus uçakları desteğiyle ölüm kusturacaksın bir yandan dini duyguları okşayan sözlerle alkış alacaksın...

Kahire'deki süslü konuşmasının satır aralarıyla pratiği yan yana getirdiğimizde 'her an dehşet'in yerine 'Filizkıran Fırtınası'nın tercih edildiği görülüyor. Dingin görünen bir atmosferde aniden ortaya çıkan 'Filizkıran Fırtınası' nasıl ki filiz vermiş doğayı tahrip ediyorsa, dallara yürüyen filizleri nasıl ki kırıyorsa Obama yönetimi de birçok bölgede Sri Lanka'da olduğu gibi ortaya çıkacaktır. Bu da mayınlanmış sancılar bırakılacağının fotoğrafını verecektir.

Neden bu gibi sonuçlara varıyoruz? 'Tarihi konuşma' 'cesur bir vizyon', 'dürüst, içten ve gerçekçi' diye lanse edilen; 'Obama'nın yakınlaşma adımına Müslüman ülkeler olumlu karşılık vermeli' diye ısmarlanan konuşmasını ana hatlarıyla analitik süzgeçten geçirince süslemeli tümcelerden örülü örtünün arkasındaki dikenleri seçebiliyoruz.

Olup biteni okumak

Obama'nın 4 Haziran'daki konuşmasında Kur'an'dan yaptığı alıntılardan biri 'Kim masum birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de birisinin hayatını kurtarırsa, bütün insanları canlandırmış gibi olur' şeklindeydi. Ölüm mangaları ve kontrolsüz şiddetin Güney Afrika'daki apartheid zulmeti, Noriega, Somoza, Saddam Hüseyin, Fujimori, El Salvador'da Roberto D'aubuisson (ARENA), Angola'da UNITA kadroları, Pinochet, Taliban, Usame Bin Ladin vb. eski yönetimlerin desteğiyle dehşet şaçtılar diyelim, ya Bush döneminde başlayıp kendisinin göreve geldiği 2009'da doruğa ulaşan Sri Lanka'da Rajapaksa yönetiminin katliamlarına desteğini nereye koyacağız. Kolombiya Devlet Başkanı Alvaro Uribe'nin yönettiği katliamlara ne diyeceğiz? Pakistan'da Federal Irak'ın Kürt ve Arap kentlerinde ve Afganistan'da sivil alanlarda ölüm kusanlar ABD birlikleri, casus uçakları değil mi?

Obama, 'Gerçekte inancın insanları bir araya getirmesi gerektiğini, bundan dolayı Türkiye'nin liderliğindeki Medeniyetler İttifakı ve Suudi Kralı Abdullah'ın Dinlerarası Diyalog çabalarını memnuniyetle karşıladıklarını' söyledi. Örnek verdiği ülkelerde 'insan hak ve özgürlükler sadece yönetenler içindir' anlayışı egemen.

Farklılıklara tahammülsüz unsurları palazlandırma, tutuklamalar, kaybetmeler, işkence ve faili-meçhul denilen cinayetlerle bezeli devlet terörü, 'devleti bütünlüğü' adı altında sık sık tedavüle çıkarılıyor.

ABD ile Müslümanlar arasında yeni başlangıç arayışıyla geldim' dedi. El Kaide ve Taliban'ı ortaya çıkaran, işgal ettiği ülkelerde dehşet verici işkenceler yapan ABD ordusu ve CIA. Obama CIA'daki işkencecileri söz verdiği halde yargı önüne çıkarmıyor. Tersine işkencecilere yargılanmayacakları güvencesi verdi, işkence fotoğraflarını yayınlamaktan da vazgeçti. Bu 'işkenceye devam' demektir. Gerekçesi de 'Şiddet yanlısı köktencilere acımasızca karşı geleceğiz' tümcesinde gizli. Bush'un 'El Kaide, 11 Eylül' gerekçesi gibi.

'Irak halkına, bu ülkede üs kurma, toprak ya da doğal kaynaklar üzerinde hak talep etme peşinde olmadığımızı söyledim' diyor. Irak'tan anlaşmaya rağmen söz verdikleri gibi 2011 sonunda çıkmaya niyetli olmadıklarını kendi ordu komutanları da söyledi. Enerji temin, silah satış deposu ve stratejik kaldıraç olarak gördükleri ülkede kaldıklarını göreceğiz.

Bir yandan 'Amerika'nın İsrail'le güçlü bağları yakından biliniyor. Bu bağ bozulamaz... Hamas şiddete son vermeli, geçmişteki anlaşmaları tanımalı ve İsrail'in var olma hakkını tanımalı' derken, diğer yandan 'Filistin halkının bir yurt arayışı içinde acı çektikleri inkar edilemez bir gerçek... İşgalle birlikte her gün aşağılanmaya maruz kalıyorlar... Amerika Filistinlilerin meşru saygınlık, fırsat ve kendilerine ait bir devlete sahip olma emeline sırtını dönmeyecek... ABD devam etmekte olan İsrail yerleşimlerinin meşruiyetini kabul etmemektedir... Yerleşimlerin durdurulmasının zamanı gelmiştir' diyor. İki devlet, 1947'deki BM'nin taksim planından beri gündemde. Obama'nın kastettiği planda da Kudüs, milyonlarca mültecinin durumu, sakat kalan insanların durumu belirsiz.

Bağlarsak uluslararası ilişkilerde sözler değil pratikler rota tutar. Obama, 'Hangi dinden, kültürden olursan ol kabulümüzdür. Yeter ki emperyalist hamlelerimizi boşa çıkarmaya kalkma. Seni Mübarek ya da Kral Abdullah gibi ihya ederiz' diyor. Kabul etmeyene Sri Lanka, Kolombiya ya da Pakistan'da uyguladıklarını işaret ediyor...



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar