AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Güzel sözlere yakışmayan kötü hareketler...


Delil Karakoçan / Gundemonline

Güzel sözlere yakışmayan kötü hareketler... - Delil Karakoçan / Gundemonline Kürtler sorununun çözümü konusunda artık eskisi kadar karamsar değil. Henüz resmi tutuma dönüşmemişte olsa, 'Cumhurbaşkanı Gül öncülük ediyor' gözüken yaklaşım etkili olmuşa benziyor. Kürt tarafının yaklaşımı da oldukça esnek, çözümü kolaylaştırır nitelikte...

Başbakan Erdoğan'ın ise sorunun hangi yakasında durduğu bugün bile pek belli değil. Ancak son Meclis gurup toplantısındaki değinmeleri olumlu sayılabilir. Şöyle diyor Başbakan: 'Bazı sorunların mutlak bir çözüm yolu olmayabilir. Ancak, önemli olan, çözüm süreçlerini başlatmak, samimiyetle gayret göstermektir. Çözüm süreçlerini provoke etmek, baltalamak isteyenlere karşı herkese düşen; sağduyuyu, basireti ortaya koymaktır. Bunun gayreti içinde olacağız. Biz diyoruz ki herkes, sorunun değil, çözümün bir parçası haline gelmek, çözüm süreçlerine katkıda bulunmak, sorumluluk duygusuyla hareket etmek durumundadır.'

Kimsenin itirazı yok.

'Sorunun değil çözümün parçası haline gelmek' vurgusu fevkalade...

Eğer bu Kürt sorunun demokratik çözümü konusunda bir 'aşama' ise, böyle bir aşamaya nasıl gelindiği elbette önemli.

Kürt tarafının barışçıl demokratik çözümü hangi hakikatlere dayandırdığı belli... KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık'ın basında yer alan açıklamaları son derece gerçekçi, bir o kadar da doyurucu.

Bayık, 'Silahla yapılan yapıldı. Her iki taraf için de bu durum böyledir. Taraflar silahla yapabileceklerini yaptılar. Biz silahlı mücadele ile elde edebileceğimiz kazanımları elde ettik. Devlet de silahla yapabileceğini yaptı. Durum ortada, sorunun siyasal çözümü kendini dayatıyor' diyor.

Buna da itiraz yok.

'Silahla yapılan yapıldı. Her iki taraf için de bu durum böyledir. Taraflar silahla yapabileceklerini yaptılar'. Belirlemesi, Başbakan Erdoğan'ın yaptığı ' Sorunun değil çözümün parçası haline gelmek' vurgusu gibi fevkalade. Bir o kadar da rahatlatıcı.

Bunun anlamı 'silahlar her iki taraf açısından da rolünü oynadı ve artık çözüm değil. Görüşme, yakınlaşma, diyalog gibi barışçıl yöntemler devreye girmeli...'

Kürt tarafının, silahı çözüm aracı olmaktan çıkaran bir siyasal akıl ve stratejik algılayış içinde olması, daha bugünden çözüme çok şey katacağa benziyor...

Ayrıca 'çatışmasızlık' kararının 15 Temmuz'a kadar uzatılmış olması da çözüme hayat veren bir diğer önemli adım...

* * *

Bu güzel sözler, güzel hareketlerle tamamlanabilir mi? Ya da taraflar açısından Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü açısından önemli bir yakınlaşma, sorunu demokratik algılayış ve akıl içinde çözme aracı olabilir mi?

Türk - Amerikan ilişkilerini konu alan konferans konuşmalarına bakarsak zor gözüküyor.

İşte konferanstan notlar:

Başbuğ, konferansta yaptığı konuşmada 'Amacımız, teröristler ve onların destekçilerinin başarı umudunu ortadan kaldırmaktır' (...) 'terörist örgütle tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar savaşmakta çok kararlıyız.'(...) 'PKK terör örgütü Irak'ın kuzeyindeki varlığını korumaktadır. Irak'ın kuzeyindeki bu varlığı ortadan kaldırmadan, terör örgütünü yok etmek mümkün değildir'.

Yani Başbuğ, Bayık gibi düşünmüyor. Söz konusu Kürt hareketi olunca, 'kötü hereketler'i seçiyor ve yaklaşımını şiddet ve yok etme üzerine belirliyor.

Aynı konferansta konuşan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün de Başbuğ'u tekrarlıyor: 'ABD'nin PKK terörizmine karşı sağladığı desteği takdirle karşılıyoruz. PKK terörü, Kuzey Irak'tan tamamen silinmelidir'

Genelkurmay Plan ve Prensipler Dairesi Başkanı Korgeneral Nusret Taşdeler ise, 'kötü hareketler'in devam edeceğini belirtiyor: ' PKK'nın o bölgedeki varlığı devam ettiği sürece Türkiye'nin operasyonlarının da sürecek'!

* * *

İsterdik ki Orgeneral Başbuğ ve diğerler konuşmacılar, Başbakan'ın belirttiği 'Çözüm süreçlerini provoke etmek, baltalamak isteyenler' sınıfından olmasın!

Ancak konuşmaları da hareketleri, Kürtlere davranışları kadar kötü, bir o kadar da 'baltalayıcı...'

Bu hareketler, ikide bir yapılan operasyonlar, kamp ve alan bombalamaları, bitmeyen öldürme iştahı; 'güzel sözleri' gölgeliyor, Kürtlerdeki çözüm umudunu, yakınlaşma ve diyalog isteğini zayıflatıyor...

Şiddet savaş gerçektende çözüm değil.

Son otuz yıl, Bayık'ın belirttiği 'silahlar her iki taraf açısından da rolünü oynadı ve artık çözüm değil. Görüşme, yakınlaşma, diyalog gibi barışçıl yöntemler devreye girmeli...' gerçeğini fazlasıyla göstermiştir.

Buna rağmen şiddette ısrar etmenin, kötü hareketleri tekrarlayıp durmanın bir tek anlamı olabilir: savaş ve şiddeti tanrı katına çıkaran RANT!



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar