Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ne dedi?
'Bir fırsat yakaladık. Terör örgütü bir karmaşa içinde. O halde bu fırsattan istifade etmemiz lazım. Nedir bu fırsat? Terör örgütünün, elimine edilmesi deyin, parçalanması, zayıflatılması deyin, elimizde bir fırsat var. Bu fırsatı kullanalım artık diyoruz.'
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne demişti?
'Tarihi fırsat'... 'Bu sorunu çözmeliyiz'... 'Herkese sorumluluk düşüyor'...
Şimdi Abdullah Gül açıklamak zorunda. Kendisinin söz ettiği tarihi fırsatla, Başbuğ'un söz ettiği tarihi fırsat aynı mı? Gül de, tarihi fırsattan söz ederken 'terör örgütünün, elimine edilmesi, parçalanması, zayıflatılması'ndan mı söz ediyordu?
Gül'ün 'tarihi fırsat' sözü nedeniyle iyimser bir hava var. Değişik çevreler, Kürt sorununun çözümüne fikren katkıda bulunmaya çalışıyor. Ama kendimiz konuşup, kendimiz işitiyoruz.
Haftalardır Başbakan Tayyip Erdoğan'ın çıkıp söz söylemesini bekliyoruz. En son 'TSK silah bırakmaz' demişti. Sanki bunu dile getiren varmış gibi. Erdoğan konuşmuyor, paket açıklıyor. Teşvik paketi. Bundan önce Bölge'ye özel 16 paket daha açıklanmıştı. Paketler pakete de benzemiyor ama benzese de bir işe yaramaz. Yaramadı da.
Gül, süslü cümleler söylüyor, altı dolmuyor. Erdoğan konuşmuyor, paket açıklıyor. Ama Başbuğ onların yerine de konuşuyor. 'Tarihi fırsat'ın ne olduğunu açıklıyor. 'Teröristi' etkisiz hale getirmek!
Bu 'etkisiz hale getirmek' sözü teşvik paketlerinden de beter. Hadi o 16 kez denendi. Bu 'etkisiz hale getirme' sözünü otuz yılda binlerce defa duyduk. Daha geçenlerde eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt itiraf etmedi mi, 'bitirilemez' diye. Ben de Büyükanıt'a belki de hayatımda ilk kez katılıyorum. Bi-ti-re-mez-si-niz.
Hadi diyelim, Kandil'i bitirdiniz. Sorun biter mi? Halkı ne yapacaksınız? Kürt sorununun çözümünü isteyen milyonları nasıl bitireceksiniz? O milyonlar sizin göstermelik bir-iki açılımıza kanıp, dağdaki siyasi iradesini, çoluğunu çocuğunu, yakınını gözden çıkarır mı?
Artık kimsenin kimseyi oyalamaya hakkı yok?
Şimdi Abdullah Gül, açıklamalı.
Kendi söz ettiği 'tarihi fırsat', İlker Başbuğ'un 'tarihi fırsat'ıyla aynı içerikte mi?
Devletin bütün kurumlarının uyum içinde olduğunu kendisi söylüyordu. Gerçekten Abdullah Gül de böyle mi düşünüyor? 'İşte tarihi fırsat! PKK'yi bombala, takip et, vur, yok et.'
Bizden söylemesi. Aslında ortada bir tarihi fırsat var gerçekten. Kamuoyu artık Kürt sorununun çözümünden yana. KCK, eylemsizlik süresini uzattı. İmralı'dan yıllardan beri olduğu gibi şimdi yine 'çözümde rol oynarım' açıklamaları geliyor. Parlamento'da Kürt halkını temsil eden ve diyalog kurabileceğiniz bir DTP var.
En önemlisi, Kürt halkı kendisine zorla yedirilen dışkıların, 17 bin faili meçhul cinayetin, dağda ölen çocuklarının, gördükleri işkencelerin, yakılan köylerinin, yoksulluklarının, cezaevlerinin içinde ve dışında yaşatılanların intikamının peşinde değil.
Kürt halkı herşeye rağmen barışmak istiyor. Barış istiyor.
Yani Güller, Başbuğlar, Erdoğanlar için gerçekten 'tarihi bir fırsat' var ortada.
En başta Abdullah Gül bu soruya yanıt vermeli. Bu 'tarihi fırsat'ı kaçırmamak istiyor musunuz gerçekten? Kürt halkının onurlu bir barıştan yana uzattığı eli tutmak ve bu 'tarihi fırsat'tan yararlanmak istiyor musunuz?