
KCK’nin eylemsizlik kararını 1 Haziran 2009’dan 15 Temmuz 2009’a kadar tek taraflı olarak 45 günlüğüne uzatması Kürt Sorununun çözümü konusunda umutları daha da büyüttüğü bir dönemde, Türkiye Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ’un 2 Haziran’da ABD Genelkurmay BaÅŸkanı Mike Muller ile gerçekleÅŸtirdiÄŸi görüşmede verdiÄŸi demeçlerle tüm umutları berhava ederek Kürt Sorunu karşısındaki geleneksel tutumlarında ısrar edeceklerinin mesajını en yüksek tondan ve perdeden ilan etmiÅŸ oldu.
Her nekadar sorunun çözümü yönünde yoÄŸunca müspet anlamda tartışmalar olsada Genelkurmaylık mevkinde bulunan bir zatın demeçlerini dikkate almak durumundayız. KonuÅŸmasının önemli bir bölümünü PKK üzerinden gerçekleÅŸtiren BaÅŸbuÄŸ imha ve inkar siyasetinden asla vazgeçmeyeceklerini deklare ederken, PKK’nin en son militanına kadar mücadele edeceklerini, PKK ile mücadelenin salt ekonomik, kültürel ve ekonomik unsurlarla sınırlandırılamayacağını askeri yöneliminde bu paralelde etkili kullanılması gerektiÄŸini savlayarak geliÅŸen olumlu atmosfer Atlantik ötesinden tuz biber ekmiÅŸtir.
Sanki ÅŸimdiye kadar PKK ile mücadele edilmiyormuÅŸ gibi konuÅŸan BaÅŸbuÄŸ hararetle PKK’yi nasıl bitireceklerini büyük bir heyecanla vurgulamaktadır. PKK’nin Güney Kürdistandaki varlığının ortadan kalkmasının PKK’nin tasfiye edilmesinin en temel ÅŸartı olduÄŸunu vurgulayan BaÅŸbuÄŸ bu vesile ile alttan alta da Güneyli güçlere aba altından sopa göstermektedir.
DoÄŸru PKK Güney Kürdistanda üslenmiÅŸtir fakat PKK Karadeniz, Akdeniz, Amanos hattı dahil geniÅŸ bir coÄŸrafyadadır. Siz Karadenizden, Amanostan PKK’yi çıkaramazken Güneyden nasıl çıkaracaksınız gibi bir çeliÅŸkiyi de izah etmek durumundasınız!?
Kürt sorununun çözümü konusunda basında yoÄŸunca tartışmalar olmasına, Kürt tarafının yeniden 45 günlük çatışmasızlık kararı almasına raÄŸmen halen oklarını Kürt tarafına çeviren bab-ı ali mensupları iÅŸi manipüle etmekten vazgeçmemektedirler. PKK’nin silahlı güçlerini sınır dışına çıkarması gerektiÄŸini, silahlı mücadeleden vazgeçtiÄŸini deklare etmesi gerektiÄŸini ve hiçbir surette kendini taraf olarak dayatmaması gerektiÄŸini büyük bir ukalalıkla yazıp çizmektedirler.
Diğer yandan Kürt tarafının koordineli ve tek duruşlu, insiyatifli pozisyonunu temsil ederken aynı zamanda Kürt cephesinde çatlak oluşturmaya gayret etmeleri gözden kaçmamaktadır. Hakeza Türk tarafının ise koordinesiz ve plan ve projeden yoksun olduğunu vurgulayarak devleti leştirmektedirler.
İşte tam da bu noktada devreye Genelkurmay baÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ ABD’de konuÅŸarak birçok soruya yanıt vermiÅŸ oldu. Türk tarafının temsilini ordu yapmakta ve ordunun ÅŸahsında Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir çözümü olmadığını dosta düşmana duyurmuÅŸ oldu. BaÅŸbuÄŸ Kürtleri bir halk olarak görmediklerini ve hiç bir surette görmeyeceklerini bunun ulus-devlete ters bir durum olduÄŸunu kürtlerin bireysel anlamda haklarından yararlanabileceÄŸini ötesine geçildiÄŸinde karşı duracaklarını ve tavır alacaklarını söyleyerek “çözümün” sınırlarını belirlemektedir.
İşte böylesi inkarcı, imhacı ve despotik sisteme karşı varlık mücadelesi veren ve Kürt halkının tek kurtuluÅŸ umudu olan PKK’nin mücadelesi ve Kürt sorununun çözümüne iliÅŸkin attığı tüm olumlu barış adımları görmezden gelinerek dışlanmakta, PKK’nin kendi tasfiyesine ses çıkarmaması istenmektedir.
Türk medyasının ‘saÄŸduyulu’ bilinen birçok kalemi baÅŸta Ahmet Altan, Mehmet Altan, RuÅŸen Çakır, Murat Yetkin ve diÄŸer birçok yazarlar adeta PKK ve Kürt halkından siyasi ÖTENAZİ yapmalarını istemektedirler. Bunu yaparkende PKK’nin ‘yasadışılığını’ öne sürmekte ve devletin ‘meÅŸruiyetini' savunarak izaha çalışmaktadırlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse; devletin hukuki yasallığı olabilir ama Kürt halkının nazarında hiç bir surette meşruiyeti yoktur ve böylesi inkarcı, şoven ve asimilasyoncu bir devleti kürtler asla kabul etmeyecekler ve hukukunu tanımayacaklardır.
PKK ise dediğiniz gibi yasalar ve hukukun tanımı dışındadır ama Kürt halkının meşruiyetine mazhardır. Sizler hukuku öne sürebilirsiniz ama meşru değilsiniz, bizlerde hukuk dışı olabiliriz ama meşruyuz ve haklıyız. Halkımızdan kendi eliyle kendi toplumsal gerçekliğinden vazgeçmesini talep etme gibi bir hakkınız ve hukukunuz yoktur olamaz. Esas yapmanız gereken devletinizi ve devletinizin gerçek iktidar gücü olan ordunuzu Kürt sorununun çözümü konusunda teşvik etmelisiniz.
Mesela Genelkurmay baÅŸkanınıza şöyle bir çaÄŸrıda bulunabilirsiniz: ” Sayın BaÅŸbuÄŸ ABD ile PKK-Kürt karşıtlığı temelinde kirli pazarlıklardan vazgeçin, Kürtler bu toprakların en eski halklarındandır ve biz Kürtlerle bu topraklarda kardeşçe geleceÄŸimizi birlikte kurmak istiyoruz. Kürt sorununun çözümü Kürtlerle ve Kürtlerin MeÅŸru temsilcileri ile mümkündür. Akis lafı güzaftır. Yoksa akacak kandan siz sorumlu olacaksınız. Hadi biraz acele edin. Barışa cesaret edin, bakın PKK her seferinde olduÄŸu gibi yine samimiyetini göstererek barış elini uzatmış bulunmaktadır ne olur bu eli bu sefer tutun...”