
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün son ‘bombası’, dün basında nedense gündeme gelmedi. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Meclis’teki Plan Bütçe Komisyonu’nda Milli Savunma Bakanlığı bütçesi görüşülürken, yanındaki Milli Savunma Bakanı Müsteşarı Korgeneral Ahmet Turmuş’un kulağına eğiliyor ve şu sözleri söylüyor: “Her ne kadar savunma sanayiine biraz fazla pay ayırdıysak da, sizinkiler daha çok gizlidir...Güneydoğu’da bir operasyon göstersek çoktan kurtarırız.” Yanında bulunan HaberTürk kameralarını fark etmeyen Gönül’ün bu sözleri önceki akşam, HaberTürk Televizyonu’nun ana haber bülteninde yer aldı. Bu sözler üzerine Korgeneral Turmuş da, gülümsüyor. Yani onun da, ‘Ne münasebet, bizim için şeffaflık önemlidir’ türünden bir tepkisine tanık olamıyoruz.
Bakan Gönül, hatırlanacağı gibi kısa bir süre önce de, “iyi ki mübadele oldu yoksa Türkiye Cumhuriyeti olmazdı’ gibi metinler yer aldı” demiş ve gelen tepkilerin ardından bu sözlerini gerekçelendirerek durumu kurtarmaya çalışmıştı. Gönül’ün en az önceki sözleri kadar tartışılmayı hak eden bu son açıklamasıyla ilgili ne gibi bir açıklama yapacağını göreceğiz.
CHP Muğla Milletvekili Ali Arslan, dün TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, Plan Bütçe Komisyonu’nda, Bakanlığın bütçesi görüşülürken Gönül’ün kameralara takılan sözlerini gündeme getirdi ve Gönül’e, “Bütçeyi şişirmek için kaç hayali operasyon yapıldı?” diye sordu.
AKP’li Bakan Vecdi Gönül’ün, Korgeneral Ahmet Turmuş’un kulağına eğilerek söylediği bu sözler birkaç açıdan değerlendirilebilir. Öncelikle, bu manzara AKP ile TSK arasındaki uyumun bir göstergesi olduğu gibi, AKP Hükümeti’nin TSK’yı memnun etmek için son derece cömert olduğunu da teyit etmektedir. Korgeneral Turmuş’un, buna bir tebessümle karşılık vermiş olması da, bu uyumlu tablonun çift taraflı durumunu teyit etmiş oluyor.
Bu diyaloğun gösterdiği en önemli gerçek ise, dönem dönem resmi yetkililerin de “Düşük yoğunluklu savaş” olarak adlandırdıkları sürecin, Türkiye’ye maliyeti ve bu maliyetin “gizli” bir ilişki perdesi altında tutulduğudur. Zira Bakan Gönül, Korgeneral Turmuş’a, “sizinkiler daha çok gizlidir” de diyor.
Bu arada “gizli” kapaklı olmayan çıplak gerçeklerle bu manzarayı karşılaştıralım. 1927 yılında yapılan Cumhuriyet’in ilk Genel Nüfus Sayımı verilerine göre, Diyarbakır’ın toplam sanayi istihdamı oranı açısından İstanbul ve Bursa’dan sonra Türkiye’nin 3. büyük kenti olduğu tespit edilmiş. 1972 DPT verilerine göre, Cumhuriyet’in ilk elli yılı sonunda sanayi üretimi açısından 27. sıraya gerileyen Diyarbakır, 2000 yılı itibariyle Türkiye’nin 81 ili içerisinde 54. sıraya kadar gerilemiş.Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) 2003 verilerine göre, Diyarbakır’ın içinde bulunduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesi arasında son sırada bulunan Doğu Anadolu Bölgesi’nden hemen önce 6. sırada yer alıyor. Sosyal Kalkınma Endeksi’ne göre ise Diyarbakır 81 il arasında ancak 63. durumda.
Bugün bölge illeri Türkiye’nin en yoksul 20 ilidir. DPT’nin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasına göre; Diyarbakır, 1996’da gelişmişlik sıralamasında 57. sırada iken, 6 basamak gerileyerek 2003’te 63’ncü sıraya gerilemiş, GAP’la şahlanacağı öne sürülen Urfa, tam 9 basamak gerileyerek 68. sıraya düşmüştür. Van, 7 yılda 8 basamak gerilemiştir. Diğer illerin durumu da farklı değil. Batman 65’ten 70’e, Mardin 66’dan 72’ye, Siirt 68’den 73’e, Şırnak 75’ten 78’e Hakkari 70’ten 77’ye, Bitlis 71’den 79’a, Muş 76’dan 81’e gerilemiştir.
Bölgede yaşanan yoksulluk ülkenin diğer yerlerinde yaşanan yoksulluktan çok daha derindir. En iyimser tahminle nüfusun yüzde 60’ının yoksulluk sınırı altında yaşandığı söylenmektedir. Sadece Diyarbakır’da 617 bin Yeşil Kart sahibi vardır. Bu, Diyarbakır nüfusunun yüzde 41’i anlamına geliyor.
Yoksulluk ve işsizlik durumunu yaratan önemli nedenlerden biri de çatışma ortamı ve zorunlu göçtür. Zorunlu göçten resmi rakamlara göre 953 bin 680, sivil toplum örgütlerine göre ise 1,5-3 milyon kişi etkilenmiştir.
Başbakan Erdoğan, bölge illerine yatırım yapılmamasını birçok kez “terörle” gerekçelendirmişti. Ancak Gönül’ün, kameralara takılan son sözleri tam aksini gösteriyor. Savaş için bütçeden ayrılan devasa pay bir biçimde kitabına uydurulurken, Bölge halkını çöpten ekmek toplamaya kadar itecek olan derin yoksulluk “terör” bahanesiyle kolaylıkla göz ardı edilebiliyor.
Aslında az çok demokratik olan bir ülkede, bir Savunma Bakanı’nın bu türden sözleri karşılığında istifa etmesi ya da görevden alınması beklenir.Biz de nasıl sonuçlanacağını ise hep birlikte göreceğiz.