AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
BulunduÄŸunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Türkiye’de Göç Ettirilenler


Sinem Yılancı

Azınlık gruplara yaklaşımlarında ve söylemlerinde Türkiye Cumhuriyeti kötü bir üne sahip. Azınlık haklarına ilişkin son zamanlarda yaşanan ihtilaflı sorunlardan biri de göç ettirilen insanlar.Sürgün edilen insanlar

80’ler ve 90’lar boyunca DoÄŸu Anadolu’da pek çok insan, fakat özellikle de en kalabalık azınlık grubu Kürtler devlet tarafından sistematik olarak göç etmeye zorlandı. Yeni bin yılın eÅŸiÄŸinde sıcak savaÅŸ da bitmesine raÄŸmen barış tam anlamıyla tesis edilemedi, fakat daha önce göç etmeye zorlanan Kürt halkı bir zamanlar kendilerinin olan topraklara geri dönme taleplerini dile getirmeye baÅŸladılar. Türkiye Cumhuriyeti hukuk sistemine güvenmedikleri için bu insanları haklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde aramaya baÅŸladılar. Bir yığın oluÅŸturan dosyalar sorunun kronik olduÄŸunu ve iç hukuk ile çözülemeyeceÄŸini göstermeye baÅŸladı. Daha önce Rusya ve Polonya’ya benzer bir sorunla ilgili yaptırım uygulayan AİHM Türkiye’yi de sorunu kendi iç hukuku içerisinde çözmesi ve Türkiye’nin Avrupa BirliÄŸi’ne entegrasyon sürecindeki bir görevi olarak göç ettirilenler için parlamentoda tazminat yasası geçirmeye çağırdı.

Avrupa BirliÄŸi’ne katılım görüşmeleri sayesinde geçen tazminat yasası kesinlikle olumlu bir geliÅŸme. Yine de azınlık gruplarının sorunlarının geçmiÅŸi göz önüne alındığında sürecin bağımsız bir biçimde ve adilce ilerleyeceÄŸini ummak çok iyimser bir yaklaşım olur. Nitekim ilgili duruÅŸmaların ve çeÅŸitli STÖ’lerin yürüttüğü süregiden araÅŸtırmaların son sonuçları tatmin edici düzeyde deÄŸil.

Her şeyden önce bürokrasideki aşırılar ve iç hukukun işleyişi kurbanların mücadele etme şevkini azaltıyor. Bu tür duruşmalar 5-10 yıl sürebiliyor ve biraz ilerledikten sonra davacı için masraflar ödenemez hale geliyor. Her şeyin ötesinde iç hukukta çözülemeyen davaların çoğunlukla Avrupa mahkemelerine getirildiği düşündüğünde, bir davanın süresi daha da uzayacaktır.Göç etmek zorunda kalan kürtler

Davanın davcı lehine sonuçlandığını ve istediği an evine geri dönebildiğini farz edelim. Fakat döneceği yer 15-20 yıl önce bıraktıkları yer değil; köylerinin muhtemelen yıkılmış ve yakılmış olduğunu görecekler. Onlara ödenen tazminat miktarı yeni bir ev inşa etmek için yeterli olabilir fakat köylerinde, altyapı, okul, elektrik, su ve hatta yol olmadan yaşayabilecekler mi? On veya yirmi yıl önce yaşamlarını tarımla ve hayvancılıkla kazanan insanlar savaş zamanında kaybettikleri toprakları ve hayvanlarını alabilmek için destek görecekler mi? Öyle görünüyor ki bu sorulara verilecek cevaplar olumsuz görünüyor. Bu yüzden parlamentoda zorunluluk yüzünden geçen tazminat yasası bölgede temel yaşam koşullarını hesaba katmıyor, yaşanan kayıpları inşa malzemesine indirgiyor.

AB’nin Türkiye’ye yönelik hükümeti göç ettirilenler hakkında daha duyarlı olmaya davet eden yaklaşımı çok önemli ve olumlu. Fakat son zamanlardaki durumun kurbanlar için hayatı pek de kolaylaÅŸtırmamasının dışında, AB’nin tutumu süreci daha karmaşık hale getiriyor. İşlevsiz bir yasa ile azınlık grubunun haklarının korunduÄŸu varsayılıyor ve gerekli koÅŸullar saÄŸlanmadan sorun tahrik ediliyor. Meseleye dikkat çekmek isteyen az sayıda STÖ var, ama AB beklemeyi ve yasanın uygulamasını gözlemlemeyi tercih ediyor.

Soruna kısa zamanda herkesin yararına olacak biçimde radikal çözümler bulunmasını umut ediyorum, aksi halde on yıllardır mağdur olan o kadar insan kendi ülkelerinde sürgün olarak yaşamaya devam edecekler.

zmag



Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili haberler

İlgili Yazılar