<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
 <channel>
  <title>kEditor</title>
  <description>RSS Feed keditor.org</description>
  <language>tr-TR</language>
  <copyright>keditor.org</copyright>
  <link>http://www.keditor.org/rss/yazilar/15/1.html</link>
  <atom:link href="http://www.keditor.org/rss/yazilar/15/1.html" rel="self" type="application/rss+xml" />
 <item>
  <title>KÃ¼rt sinemasÄ±</title>
  <description>KÃ¼rt sinemasÄ±nda Bahman Ghobadi'nin 'Dema HepsÃªn SerxweÅŸ' filmiyle Cannes Film Festivali'nde AltÄ±n Kamera Ã¶dÃ¼lÃ¼nÃ¼ aldÄ±ÄŸÄ± 2000 yÄ±lÄ± milat alÄ±nÄ±rsa, KÃ¼rt sinemasÄ± 10 yÄ±lÄ± geride bÄ±rakmÄ±ÅŸtÄ±r. KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ± tanÄ±mlanma arayÄ±ÅŸÄ± da devam etmektedir. KÃ¼rt sinemasÄ± var mÄ±dÄ±r? Varsa dinamikleri nelerdir? Neyi, nasÄ±l anlatÄ±r? Bu yazÄ±da 10 yÄ±llÄ±k geliÅŸmeleri aktarÄ±p, KÃ¼rt filmlerinin anlatÄ± yapÄ±sÄ± Ã¼zerinde dur...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
KÃ¼rt sinemasÄ±nda Bahman Ghobadi'nin 'Dema HepsÃªn SerxweÅŸ' filmiyle Cannes Film Festivali'nde AltÄ±n Kamera Ã¶dÃ¼lÃ¼nÃ¼ aldÄ±ÄŸÄ± 2000 yÄ±lÄ± milat alÄ±nÄ±rsa, KÃ¼rt sinemasÄ± 10 yÄ±lÄ± geride bÄ±rakmÄ±ÅŸtÄ±r. KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ± tanÄ±mlanma arayÄ±ÅŸÄ± da devam etmektedir. KÃ¼rt sinemasÄ± var mÄ±dÄ±r? Varsa dinamikleri nelerdir? Neyi, nasÄ±l anlatÄ±r? Bu yazÄ±da 10 yÄ±llÄ±k geliÅŸmeleri aktarÄ±p, KÃ¼rt filmlerinin anlatÄ± yapÄ±sÄ± Ã¼zerinde duracaÄŸÄ±z.<br />
<br />
Edward Said, Hamid DabaÅŸi'nin 'Filistin SinemasÄ±: Bir Ulusun Hayalleri' kitabÄ± iÃ§in yazdÄ±ÄŸÄ± Ã¶nsÃ¶zde, Filistin MÃ¼cadelesinin bÃ¼tÃ¼n tarihinin 'gÃ¶rÃ¼nÃ¼r olma arzusu'yla ilgili olduÄŸunu belirtir ve Filistin sinemasÄ±nÄ±n da bu baÄŸlamda anlaÅŸÄ±lmasÄ± gerektiÄŸini kaydeder. Said gÃ¶re, 'Filistinliler gÃ¶rÃ¼nmezliÄŸe karÅŸÄ± dururlarken -ki en baÅŸÄ±ndan beri bu yazgÄ±ya direnmiÅŸlerdir-, Ã¶bÃ¼r yandan medyada pervasÄ±zca tekrarlanan kliÅŸelerle (terÃ¶rizm ve ÅŸiddetle iliÅŸkilendirilen bir gÃ¶rsel kimliÄŸi temsil eden Arap, kefiye ve taÅŸ atan Filistinli kiliÅŸesine) karÅŸÄ± koymaktadÄ±r.'<br />
<br />
DabaÅŸi'ye gÃ¶re, "Filistinli sinemacÄ±lar, kendilerine ait olan fakat kendilerine bÄ±rakÄ±lmayan bir yasak Ã¼lkede kendi sinemalarÄ±nÄ± yaratmanÄ±n - bu dÃ¼nyada var olduklarÄ±"nÄ±n gÃ¶rsel kanÄ±tÄ±nÄ± sunmanÄ±n- hayalini kurmaktadÄ±r.' Gerek Said'in gÃ¶rÃ¼nÃ¼r olma, varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± ispat etme aracÄ± olarak sinemayÄ± tanÄ±mlayÄ±ÅŸÄ±, gerek DabaÅŸi'nin 'gÃ¶rsel kanÄ±t hayali' KÃ¼rtlerin sinemayla iliÅŸkilerini de izah edebilmektedir. Hem DabaÅŸi hem Said'in sÃ¶zlerini KÃ¼rt sinemasÄ±na da uyarlamamÄ±zda hiÃ§bir sakÄ±nca yoktur. <br />
<br />
<b>Devleti olmayan bir ulusun sinemasÄ±<br />
</b><br />
Devletsiz bir ulus tam olarak nasÄ±l bir sinema doÄŸurur ve bunu baÅŸarÄ±nca da ortaya Ã§Ä±kan ne tÃ¼rde bir ulusal sinema olur? Bu soruya DabaÅŸi ÅŸu cevabÄ± vermektedir: ''Filistin sinemasÄ±nÄ± eksen alan bu Ã¶nerme, onun kÃ¶keni ve Ã¶zgÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n travmatik tabiatÄ±na iÅŸaret eder. Sinema dÃ¼nyasÄ± Filistin sinemasÄ±nÄ± nasÄ±l ele alacaÄŸÄ±nÄ± tam olarak bilemiyor, zira gÃ¶zlerimizin Ã¶nÃ¼nde ortaya Ã§Ä±kan ÅŸey, en ciddi sonuÃ§larÄ±na haiz bir devletsiz sinemadÄ±r.'' KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ± da bugÃ¼n TÃ¼rkiye nasÄ±l ele alacaÄŸÄ±nÄ± bilemiyor. Bu sebepledir ki, henÃ¼z KÃ¼rt sÃ¶ylemine alÄ±ÅŸmayan toplum dillendirdiÄŸimiz 'KÃ¼rt sinemasÄ±' terimine de rahatsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±nÄ± dile getirmektedir. <br />
<br />
<b>DÃ¼nya sinema tarihinden...</b><br />
<br />
DÃ¼nya sinema gelenekleri, akÄ±mlarÄ± belirli toplumsal olaylardan sonra ortaya Ã§Ä±kmÄ±ÅŸtÄ±r. Buna ilk akla gelen 1. DÃ¼nya SavaÅŸÄ± sonrasÄ±nda ortaya Ã§Ä±kan DÄ±ÅŸavurumcu Alman SinemasÄ±, ikinci dÃ¼nya savaÅŸÄ± ortaya Ã§Ä±kan Ä°talyan Yeni GerÃ§ekÃ§iliÄŸi, FransÄ±z Yeni Dalga'sÄ±, Sovyetlerin 1917 Ekim sonrasÄ± ortaya Ã§Ä±kan devrim sinemasÄ±dÄ±r. Ã‡in, KÃ¼ba ve Ä°ran'daki devrimler de bu Ã¼lkelerdeki ulusal sinemalarÄ±n geliÅŸimini tetiklemiÅŸtir.<br />
<br />
KÃ¼rtler iÃ§in de bu travma son 30 yÄ±lda yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z hak arayÄ±ÅŸÄ± ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k mÃ¼cadelesidir. KÃ¼rt sinemasÄ± iÃ§in eÅŸik olarak denilecek bir sÃ¼reÃ§teyiz. Travma yaÅŸanmÄ±ÅŸ ve bunun karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ± gÃ¼n be gÃ¼n sinemada karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± bulmaktadÄ±r, bulacaktÄ±r... KÃ¼rtlerden sÃ¶z etmek, KÃ¼rdistan demek hala tabu ve kolay bir konu deÄŸil TÃ¼rkiye'de. BÃ¶yle bir ortamda KÃ¼rt sinemasÄ±ndan sÃ¶z etmek de kolay deÄŸil. <br />
<br />
KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n bugÃ¼nÃ¼nÃ¼ daha iyi anlamak iÃ§in Ã¶ncelikle KÃ¼rtlerin gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lÃ¼ tarihine gÃ¶z atmak gerekir. BugÃ¼n deÄŸin KÃ¼rtlerin gÃ¶rÃ¼ntÃ¼yle iliÅŸkisi nasÄ±l kurulmuÅŸtur, ne tÃ¼r geliÅŸmeler KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n oluÅŸmasÄ±nda etkendir? <br />
<br />
<b>KÃ¼rtlerin gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lÃ¼ tarihi</b><br />
<br />
Ã–nemli tarihleri madde madde ÅŸÃ¶yle sÄ±ralayabiliriz: Ermenistan'daki KÃ¼rt Yezidi kÃ¶ylerinde ilk Ã§ekimler (NazÃª -1926, ÃŠzÃ®dÃ® KÃ¼rtler -1932), KÃ¼rtÃ§e dublajlÄ± ilk film olan 'XecÃª Ã» Siyabend' filminin Ã§ekilmesi (1991), 'Kilamek ji bo Beko' filminin Ã§ekilmesi (1992), Med TV'nin aÃ§Ä±lmasÄ± (1995), MKM bÃ¼nyesinde ilk sinema atÃ¶lyesinin aÃ§Ä±lmasÄ± (1995), TÃ¼rkiye'de Ã§ekilen ilk KÃ¼rtÃ§e kÄ±sa film 'Ax' (1999), Bahman Ghobadi'nin 'Dema HespÃªn SerxweÅŸ' (SarhoÅŸ Atlar ZamanÄ±) filminin Cannes'da AltÄ±n Kamera Ã¶dÃ¼lÃ¼nÃ¼ almasÄ± (2000), Ä°lk KÃ¼rt film festivalinin Londra'da dÃ¼zenlenmesi (2001), Hiner Saleem'in 'Votka Limon' filmiyle Venedik Film Festivali'nde San Marco Ã¶dÃ¼lÃ¼nÃ¼ almasÄ± (2003), DiyarbakÄ±r'da ilk sinema atÃ¶lyesi dÃ¼zenlendi (2003), Saleem'in Irak KÃ¼rdistan'Ä±nda Ã§ektiÄŸi 'Kilometre Zero' filmi Cannes Film Festivali'nde resmi olarak kabul edilen ilk 'KÃ¼rdistan' filmi oldu (2005), Selahattin Ãœniversitesi'nde KÃ¼rt Sinema Okulu'nun aÃ§Ä±lmasÄ± (2005), TÃ¼rkiye televizyonlarÄ±nda ilk TÃ¼rkÃ§e altyazÄ±lÄ± KÃ¼rtÃ§e belgesel film (Ã‡ek Ã‡ek), DiyarbakÄ±r-GÃ¼n TV'de gÃ¶sterildi (2004), Shahram Alidi'nin 'Whisper with the wind' (Sirta la gal ba) filmi Cannes baÅŸta olmak Ã¼zere pek Ã§ok festivalde gÃ¶sterildi (2009), Min DÃ®t filmi Antalya Film Festivali'nde yarÄ±ÅŸma bÃ¶lÃ¼mÃ¼ne kabul edildi (2009), KÃ¼rt yÃ¶netmen Bahman Ghobadi Antalya Film Festivali'nin uluslar arasÄ± yarÄ±ÅŸmasÄ±nda jÃ¼ri baÅŸkanÄ± oldu (2010), 'Berf' adlÄ± KÃ¼rtÃ§e kÄ±sa film, En Ä°yi KÄ±sa film seÃ§ildi. <br />
<br />
<b>Gizli tarih, kayÄ±p KÃ¼rtler<br />
</b><br />
YukarÄ±daki kronolojiden de gÃ¶rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ Ã¼zere 1932-1991 yÄ±llarÄ± arasÄ±nda KÃ¼rtlere dair bir gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lÃ¼ arÅŸive rastlayamÄ±yoruz. Peki, KÃ¼rtler bu sÃ¼rede yok olmadÄ±klarÄ±na gÃ¶re neredeydiler? Bunun yanÄ±tÄ± Ã§ok basit; derin bir suskunluk, inkÃ¢r/yok sayÄ±lma, baskÄ± ve yasaklarla karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kaldÄ±lar. Bu sÃ¼rede TÃ¼rkiye sinemasÄ±nda bir ÅŸekilde gÃ¶rÃ¼ldÃ¼ler, hatta pek Ã§ok kalburÃ¼stÃ¼, Ã¶dÃ¼llÃ¼ filmin kahramanÄ± oldular (Erden KÄ±ral, Ali Ã–zgentÃ¼rk, AtÄ±f YÄ±lmaz, LÃ¼tfi Akad'Ä±n filmleri), adlarÄ± KÃ¼rt deÄŸildi. TÃ¼rk sinemasÄ±nda KÃ¼rdÃ¼n temsili en Ã§ok tÃ¶re meselesi (Berdel, namus cinayeti, kan davasÄ±) olarak yer aldÄ±. Ki bu temsil hala bile sÃ¼rmektedir. Bu yÄ±lÄ±n Ã¶dÃ¼llÃ¼ filmlerinden Seren YÃ¼ce'nin yÃ¶nettiÄŸi 'Ã‡oÄŸunluk' filminde bile KÃ¼rt kadÄ±n karakter 'namus'la hikÃ¢yeleÅŸtirildi ve kanÄ±mca filmin en zayÄ±f tarafÄ±nÄ± oluÅŸturuyordu bu yan hikÃ¢ye. YeÅŸilÃ§am'da daha sÄ±k gÃ¶rÃ¼len KÃ¼rt'Ã¼n temsilleri ÅŸÃ¶yle devam eder: KÃ¶ylÃ¼, bazen kente gÃ¶Ã§ etmiÅŸ ancak kentte de sorunun kaynaÄŸÄ± (hÄ±rsÄ±z, mafya, kabadayÄ±), yoksul, cahil, ÅŸalvarlÄ±, esmer, kÃ¶tÃ¼ giyimli, bozuk/kaba TÃ¼rkÃ§e konuÅŸan insanlar... <br />
<br />
<b>Hangi film KÃ¼rt filmidir?</b><br />
<br />
Hangi filmler KÃ¼rt sinemasÄ±na dÃ¢hil edilebilir? Ã‡ok sÄ±klÄ±kla karÅŸÄ±laÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bu sorunun bana gÃ¶re yanÄ±tÄ± basittir. DÃ¼nyada ulus sinema kriterleri de yol gÃ¶stericidir. Ä°lk esas yÃ¶netmenin ulusudur, KÃ¼rt sinemasÄ± iÃ§in de yÃ¶netmenin KÃ¼rt olmasÄ±dÄ±r. YÃ¶netmen KÃ¼rt olduÄŸu gibi, bunun bilincinde de olmalÄ±dÄ±r. Bu da gÃ¶steriyor ki, sanÄ±ldÄ±ÄŸÄ± gibi KÃ¼rtler Ã¼zerine film Ã§eken YeÅŸim UstaoÄŸlu, Handan Ä°pekÃ§i, Reis Ã‡elik KÃ¼rt sinemasÄ±na dahil edilemez. YÃ¶netmenin KÃ¼rt olmasÄ± da yetmez. Hiner Saleem son iki filmini Fransa'da o Ã¼lkenin kaynaklarÄ±yla FransÄ±zca Ã§ekmektedir. FransÄ±zca Ã§ekilen FransÄ±z orijinli bir filmin KÃ¼rt sinemasÄ±na dahil edilmesi sorunludur. Bu yÃ¼zden ikinci bir ÅŸart olarak KÃ¼rt hikayesini anlatmasÄ± ve yÃ¼ksek ihtimalle filmini KÃ¼rtÃ§e Ã§ekmesi Ã¶nemlidir. AyrÄ±ca KÃ¼rt yapÄ±mcÄ±nÄ±n Ã§ektiÄŸi KÃ¼rtÃ§e filmler de KÃ¼rt sinemasÄ±na dahil edilebilir. Tabi tÃ¼m bunlar birer Ã¶nermeden ibarettir ve tartÄ±ÅŸmaya aÃ§Ä±ktÄ±r. <br />
<br />
<b>KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n dinamikleri<br />
</b><br />
KÃ¼rtlerin TÃ¼rkiye sinemasÄ±ndaki temsili sÃ¶z ettiÄŸimiz gibiyken, bugÃ¼n KÃ¼rtlerin Ã§ektiÄŸi filmlerin dinamiÄŸini ise bambaÅŸka gerÃ§ekler oluÅŸturuyor. Bu da aslÄ±nda KÃ¼rdÃ¼n, TÃ¼rkler tarafÄ±ndan nasÄ±l algÄ±landÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve gerÃ§ek gibi iki ayrÄ± fotoÄŸrafÄ±n bilgisini vermektedir. <br />
<br />
<u>KÃ¼rtÃ§e ve asimilasyon</u>: KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n esas dinamiÄŸini dil oluÅŸturmaktadÄ±r, bu dil KÃ¼rtÃ§e'dir. Bazen tamamÄ± bazen kÄ±smi olarak KÃ¼rtÃ§e yer alÄ±r. KÃ¼rtÃ§e'nin kullanÄ±mÄ± ya da bilinmemesi, asimilasyon gerÃ§eÄŸinin bilgisini de verir filmin iÃ§inde. Ä°kinci Ã¶nemli bir ayÄ±rt edici noktasÄ± KÃ¼rt mÃ¼ziÄŸidir. <br />
<br />
<u>Toprak-insan iliÅŸkisi</u>: KÃ¼rtler iÃ§in yaÅŸam kaynaÄŸÄ± topraktÄ±r. KÃ¶ylÃ¼ bir halktÄ±r KÃ¼rtler. Filmlerinde toprak iliÅŸkisi vurguludur, toprak yurttur Ã§Ã¼nkÃ¼... Ä°lk Ã§ekilen kÄ±sa filmlerden birisinin adÄ±nÄ±n Ax/Toprak olmasÄ± da anlamlÄ±dÄ±r. Ax, KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n anlaÅŸÄ±lmasÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan Ã¶nemli bir filmdir... <br />
<br />
<u>SÄ±nÄ±rÄ± geÃ§en kamera</u>: KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n ÅŸimdiye kadar Ã§ekilen tÃ¼m filmlerde hissedilen ortak bir dÃ¼ÅŸ vardÄ±r, bu dÄ±ÅŸ sÄ±nÄ±rlarÄ± geÃ§en, yok sayan bir kameradÄ±r. Bu dÃ¶rt parÃ§ada ya da dÃ¼nyaya daÄŸÄ±lmÄ±ÅŸ KÃ¼rtlerin sinemasÄ±nÄ±n ortak noktasÄ±dÄ±r. <br />
<br />
<u>Bitmeyen yolculuk / devinim</u>: KazÄ±m Ã–z'Ã¼n 'FotoÄŸraf'Ä± Ä°stanbul'dan KÃ¼rdistan'a KÃ¼rt ile TÃ¼rk askerinin yolculuÄŸunu anlatÄ±r. 'Min DÃ®t' DiyarbakÄ±r'dan Ä°stanbul'a gelecek olan Ã§ocuklarÄ±n yola Ã§Ä±kÄ±ÅŸlarÄ±yla biter. 'Dema HespÃªn SerxweÅŸ' (SarhoÅŸ Atlar ZamanÄ±) filminde EyÃ¼p kardeÅŸinin yaÅŸamasÄ± iÃ§in gereken ilacÄ± bulmak Ã¼zere bir Ã¼lkenin iÃ§indeki sÄ±nÄ±rlarÄ± geÃ§erek zorlu bir yolculuÄŸa Ã§Ä±kar. Bu Ã¶rnekler Ã§oÄŸaltÄ±labilir. TÃ¼m bu bilgiler KÃ¼rtlerin daÄŸÄ±nÄ±k, devinim halindeki hallerini, yolculuk halindeki tarihlerine ayna tutar. <br />
<br />
<u>SÃ¼rgÃ¼n sinemasÄ±</u>: KÃ¼rt yÃ¶netmenlerin bÃ¼yÃ¼k bir kÄ±smÄ± sÃ¼rgÃ¼n ya da deÄŸil, yurtdÄ±ÅŸÄ±nda yaÅŸamaktadÄ±r. Ghobadi geÃ§en sene Cannes Film Festivali'nde kendisiyle Murat AktaÅŸ'Ä±n yaptÄ±ÄŸÄ±sÃ¶yleÅŸide artÄ±k Ä°ran'a dÃ¶nemeyeceÄŸini ve tÃ¼m evinin bir valizden oluÅŸtuÄŸunu sÃ¶ylemiÅŸti. Ghobadi'nin bu sÃ¶zleri KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ± Ã¶zetler. Ä°Ã§i hikayeler, trajediler, kÃ¼ltÃ¼r, tarih, mÃ¼zik, masal dolu bir valiz taÅŸÄ±yan yurtsuz bir yÃ¶netmenin, yurtsuz sinemasÄ±... SÃ¼rgÃ¼nlÃ¼k 1991'de KÃ¼rtler tarafÄ±ndan yapÄ±lmÄ±ÅŸ ilk iki filmde de kendini gÃ¶sterir. KÃ¼rt iÅŸ adamÄ±, yapÄ±mcÄ± Senar Turgut'un Ã§abalarÄ±yla Ã§ekilen 'XecÃª Ã» Siyabend' filmi bunlardan birisidir. Film hiÃ§bir zaman sinemalarda vizyon ÅŸansÄ± bulamadÄ±ÄŸÄ± gibi, filmin Ã§ekimleri sÄ±rasÄ±nda yapÄ±mcÄ± Turgut, Van'da gÃ¶zaltÄ±na alÄ±ndÄ±, aÄŸÄ±r iÅŸkencelerden geÃ§ti. Film Almanya'ya kaÃ§Ä±rÄ±larak orada KÃ¼rtÃ§e dublajla sadece WDR televizyonunda gÃ¶sterim ÅŸansÄ± buldu. Film sÃ¼rgÃ¼n edildi bir bakÄ±ma... Bu bilgilerin kaynaÄŸÄ± filmin ortak yapÄ±mcÄ±sÄ±, aynÄ± zamanda o dÃ¶nemlerde TÃ¼rkiye'de gazetecilik yapan Mehmet AktaÅŸ'dÄ±r. <br />
<br />
<u>Gerilla sinemasÄ± ve ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼ Sinema</u>: KÃ¼rt sinemasÄ±nda en Ã¶zgÃ¼n ve araÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± gereken alan gerilla sinemasÄ±dÄ±r. 'TirÃªj', 'Boy AynasÄ±', 'YÃ¼zlerimizin SÄ±rrÄ±', 'KadÄ±n SevdiÄŸi Zaman ve Zap'Ä±n GÃ¶zyaÅŸlarÄ±', 'BÃªrÃ®tan' filmleriyle artÄ±k daÄŸ sinemasÄ± gerÃ§eÄŸinden sÃ¶z edilebilmektedir. Latin Amerika'da 1968'de ortaya Ã§Ä±kan ve Solanas ile Getino'nun manifestosunu yazdÄ±ÄŸÄ± ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼ Sinema ile benzerlikler taÅŸÄ±maktadÄ±r. Bu manifestoya gÃ¶re kamera ezilenin elindeki silahtÄ±r. Kamera Ã¶rgÃ¼tlemeyi, dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rmeyi ve hak talep etme aracÄ±dÄ±r. Militan sinemacÄ±lÄ±ÄŸa dayanan ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼ Sinema'nÄ±n diÄŸer sinemalardan ayÄ±ran en Ã¶nemli Ã¶zelliÄŸi seyircinin pasif durumdan Ã§Ä±karÄ±lÄ±p aktif duruma getirilmesidir. Fanon'un 'bÃ¼tÃ¼n seyirciler ya hain ya da Ã¶dlektir' sÃ¶zÃ¼ filmin baÅŸÄ±nda yer alÄ±r. Filmde bÃ¶lÃ¼m aralarÄ±nda sorular yer alÄ±r ve film durdurulup o konuda tartÄ±ÅŸma baÅŸlar. Film boyunca seyirci bu duyguyu yaÅŸanmasÄ± iÃ§in kurgunun da etkisiyle rahatsÄ±z edilir. Solanas ve Getino, projektÃ¶rÃ¼ 'saniyede 24 kare ateÅŸ eden bir silah olarak tanÄ±mlar.' <br />
<br />
<u>Masallar / Efsaneler</u>: KÃ¼rtlerin masallarla iliÅŸkisi gÃ¼Ã§lÃ¼dÃ¼r. Bu elbette karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± sinemada da yaratmÄ±ÅŸtÄ±r. Ghobadi'nin 'Nivemang' (YarÄ±m Ay) filminde gÃ¶kten otobÃ¼se bir peri kÄ±zÄ± dÃ¼ÅŸer. Filmin iÃ§inde Audey hiÃ§ gÃ¶rmediÄŸi bir kadÄ±nÄ±n sesine aÅŸÄ±k olur. Bunlar masallarda duyduÄŸumuz ve hiÃ§ yadÄ±rgamadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z olaylardÄ±r. 'Min DÃ®t' filminde hikayenin kurgusu bir masal Ã¼zerinden Ã§izilir, zil takÄ±larak Ã¶Ã§ alÄ±nan kurdun hikayesidir bu. <br />
<br />
<u>CoÄŸrafya (Toprak, daÄŸ, kÃ¶y, manzara)</u>: KÃ¼rt sinemasÄ± alanÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸan bir akademisyen olan YÄ±lmaz Ã–zdil, Hiner Saleem filmlerinde KÃ¼rdistan manzarasÄ±nÄ±n yeniden inÅŸa edildiÄŸini ifade eder. Saleem'in KÃ¼rdistan'dan uzakta yaÅŸamasÄ± da bu manzarayÄ± yaratÄ±p kaydetme ve daha sonra gÃ¶stermesine yol aÃ§maktadÄ±r. Toprak, daÄŸ, kÃ¶y manzarasÄ± Ã¶yle Ã§ok ÅŸey alÄ±r ki bu tÃ¼r filmlerde bunu ancak yok olmaya karÅŸÄ± kaydetmek, Ã¶zlem aÃ§Ä±klayabilir... <br />
<br />
<u>Belgeleme, hatÄ±rlama, gÃ¶sterme</u>: Bu filmlerde en Ã§ok hissedilen gerÃ§eÄŸi sorgusu ve kendi halkÄ±nÄ±, kendi hikÃ¢yesini anlatma isteÄŸidir. Filmlerin her birisi birer arÅŸiv, belge niteliÄŸi taÅŸÄ±r. TÃ¼m bu filmler ayrÄ±ca birer Ã¶ncÃ¼dÃ¼r. 'Min DÃ®t' filmi tamamen gÃ¶rme, gÃ¶rmeme ve gÃ¶sterme tanÄ±mlamalarÄ± etrafÄ±nda dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼rÃ¼r seyirciyi. Filmde GÃ¼listan'Ä±n gÃ¶zleri bir silaha dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼r; tehlikeli, ÅŸiddet dolu, travmatik... Ã–yle Ã§ok ÅŸey gÃ¶rmÃ¼ÅŸtÃ¼r ki, onun gÃ¶zlerine bakmaya korkarÄ±z ve film onun 'biz'e bakÄ±ÅŸÄ±yla sona erer. ArtÄ±k gÃ¶zleri Ã¼zerimizdedir, belki de boynumuza takÄ±lan zildir GÃ¼listan'Ä±n gÃ¶zleri... Onun tÃ¼m gÃ¶rdÃ¼klerinin tanÄ±ÄŸÄ± ve ortaÄŸÄ± olmuÅŸuzdur... <br />
<br />
<u>Ã–znel bakÄ±ÅŸ, kiÅŸisel hikayeler</u>: Benim 'KirasÃª MirinÃª: HewÃ®tÃ®' belgeselinde halam Emine'nin hikayesini anlatmam, KazÄ±m Ã–z'Ã¼n kÃ¶yÃ¼nÃ¼ anlatmasÄ±, Ã–zkan KÃ¼Ã§Ã¼k'Ã¼n Seyit'te babasÄ±nÄ± anlatmasÄ± gibi bilgiler bize kiÅŸisel hikayelerin neden anlatÄ±ldÄ±ÄŸÄ±na dair bir soru sordurur. YapÄ±m koÅŸullarÄ±nÄ±n zorluÄŸu gibi eksenlerin de belirleyici olduÄŸunu hesaba katmakla birlikte, aynÄ± zamanda kiÅŸisel olan toplumsala dÃ¶nÃ¼ÅŸmektedir... <br />
<br />
<u>Ãœlke gÃ¼zellemesi/Nostalji</u>: Ã–ncelikle buradaki Nostalji geÃ§miÅŸ zamana Ã¶zlem manasÄ±nda deÄŸil, gidilemeyen Ã¼lke Ã¶zlem manasÄ±ndadÄ±r. Tarkovski'nin 'Nostalgia' filminde anlattÄ±ÄŸÄ±, Milan Kundera'nÄ±n 'Bilememek' kitabÄ±nda sÃ¶z ettiÄŸi tÃ¼rden bir nostaljidir kastedilen... Bu gidilemeyen Ã¼lkenin nostaljisi filmlerde ortaya Ã§Ä±kar. KazÄ±m Ã–z'Ã¼n 'Son Mevsim ÅŸavaklar' filminde Ã¼lkesinin daÄŸÄ±na, baharÄ±na, kÄ±ÅŸÄ±na, Ã§iÃ§eÄŸine, topraÄŸÄ±na hatta kuzusuna bile gÃ¼zelleme yaptÄ±ÄŸÄ± gÃ¶rÃ¼lÃ¼r. Gidilemeyen, gidilince de Ã¶zgÃ¼rce yaÅŸanamayan bir topraktÄ±r 'Ã¼lke'... <br />
<br />
<u>SÄ±nÄ±r vurgusu</u>: KÃ¼rt filmlerinde sÄ±nÄ±rlarÄ±n varlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n bilgisi verilir. Devrim KÄ±lÄ±Ã§'Ä±n Bahman Ghobadi filmleri iÃ§in yazdÄ±ÄŸÄ± gibi, tÃ¼m filmleri sÄ±nÄ±rÄ±n geÃ§iÅŸiyle biter. Bu aslÄ±nda KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n baÅŸladÄ±ÄŸÄ± yerdir... <br />
<br />
<u>BabasÄ±zlÄ±k</u>: KÃ¼rt sinemasÄ± savaÅŸ gerÃ§eÄŸiyle beraber ÅŸekillendiÄŸinden filmlerde baba karakterleri yer almaz. BabasÄ±z bir sinemadÄ±r KÃ¼rt sinemasÄ±. KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n babasÄ±z hikaye anlatÄ±sÄ±nÄ±n yanÄ±nda Ã§ocuk ve yaÅŸlÄ± merkezli hikayeler Ã¶ne Ã§Ä±kar. <br />
<br />
<u>SÃ¶zlÃ¼ kÃ¼ltÃ¼r/dengbÃªjler</u>: KÃ¼rt kÃ¼ltÃ¼rÃ¼nÃ¼n bir zenginliÄŸi de dengbÃªjlerdir. DengbÃªj geleneÄŸi, dengbÃªj Ã¶zgÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼ ve mÃ¼cadelesi kÃ¼rt sinemasÄ±na konu olmaktadÄ±r. 2010 yÄ±lÄ± iÃ§inde BÃ¼lent GÃ¼ndÃ¼z 'EvdalÃª ZeynikÃª' filmiyle bu kÃ¼ltÃ¼re kamerasÄ±nÄ± yÃ¶neltmiÅŸtir. <br />
<br />
<u>Yas, kayÄ±p</u>: BaÅŸlÄ±kta kullanÄ±lan kayÄ±p hem fiziksel hem ruhsal kayba iÅŸaret eder. Filmlerde kaybedilen/yaÅŸamÄ±nÄ± yitirilen birisinin matemi iÃ§erisinde geÃ§er filmler. Ã–rneÄŸin SarhoÅŸ Atlar ZamanÄ± filminin baÅŸÄ±nda kaÃ§akÃ§Ä±lÄ±k yaparken Ã¶ldÃ¼rÃ¼len babanÄ±n cesedi kÃ¶ye ulaÅŸÄ±r. TÃ¼m filmde baba'nÄ±n kaybÄ± ve matemi yaÅŸanÄ±r. <br />
<br />
<u>Belgesel kamerasÄ±/gerÃ§eklik sorgusu</u>: KÃ¼rt belgeselciliÄŸi ayrÄ±ca incelenmeyi hak etmektedir. KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n bugÃ¼n en gÃ¼Ã§lÃ¼ tarafÄ±nÄ± belgeselciliÄŸi oluÅŸturmaktadÄ±r. Ã–z ve KÃ¼Ã§Ã¼k'Ã¼n yanÄ± sÄ±ra YÃ¼ksel Yavuz, Ã–zay Åžahin, Ã–zgÃ¼r FÄ±ndÄ±k, Ã‡ayan Demirel, Rodi YÃ¼zbaÅŸÄ±, Nezahat GÃ¼ndoÄŸdu, Nursel DoÄŸan, BÃ¼lent GÃ¼ndÃ¼z gibi pek Ã§ok isim baÅŸarÄ±lÄ± belgesellere imza atmÄ±ÅŸlardÄ±r. Belgesellerin yanÄ± sÄ±ra belgesel kamerasÄ± ve yer yer Ä°talyan Yeni GerÃ§ekÃ§iliÄŸi'nin Ã§ekim stiline varan gerÃ§eklik vurgusu filmlerde hissedilir. <br />
<br />
<u>Resmi tarihe karÅŸÄ± alternatif tarih</u>: Tarih dÄ±ÅŸÄ±nda bÄ±rakÄ±lmÄ±ÅŸ bir halkÄ±n Ã§ocuklarÄ± iÃ§in alternatif bir tarih yazmak kaÃ§Ä±nÄ±lmazdÄ±r. KÃ¼rt sinemasÄ±, Ã¶zellikle belgeselciliÄŸi bunu yapmaktadÄ±r bugÃ¼n. Ã‡ayan Demirel '38' ve '5 Nolu Cezaevi' filmleriyle bu vazifeyi yerine getirmiÅŸtir. Bu yÄ±l iÃ§inde vizyona giren Nezahat GÃ¼ndoÄŸdu'nun 'Dersim'in KayÄ±p KÄ±zlarÄ±' filmi de konusu itibariyle alternatif tarihin oluÅŸmasÄ±nda Ã¶nemli bir belge sunmaktadÄ±r. <br />
<br />
<u>Sessizlikten sonra gelen ses</u>: AyÃ§a Ã‡iftÃ§i bizim KÃ¼rt sinemasÄ± kitabÄ± iÃ§inde yer alan "KazÄ±m Ã–z SinemasÄ±: KonuÅŸmak, HatÄ±rlamak" baÅŸlÄ±klÄ± yazÄ±sÄ±nda sessizlikle ile ilgili ÅŸunu yazar: "Bu filmlerde KÃ¼rtÃ§e konuÅŸulmasÄ± bile, sadece 'konuÅŸmak' anlamÄ±na gelmez; artÄ±k 'KÃ¼rtÃ§e konuÅŸulabildiÄŸi'nin bilgisini de iletir. Bu anlamda da, KÃ¼rtÃ§e olarak yapÄ±lan bu konuÅŸma, kendisinin iÃ§erdiÄŸi bilgi, duygu ve anlamÄ± aÅŸan bir ÅŸeyler de sÃ¶ylemiÅŸ olur; yine sadece ve sadece varlÄ±ÄŸÄ±yla...' Sessizlik yerini sese bÄ±rakmÄ±ÅŸtÄ±r. Bu ses de KÃ¼rt sinemasÄ±dÄ±r. Ã‡iftÃ§i'nin belirttiÄŸi gibi KÃ¼rt sinemasÄ± varlÄ±ÄŸÄ± bile sessizliÄŸin bozulduÄŸunun iÅŸaretidir ve sessizlikten sonra gelen ses hem bizim iÃ§in hem dÃ¼nya iÃ§in kÄ±ymetlidir. <br />
<br />
<b>Sanat-savaÅŸ-iktidar iliÅŸkisi</b><br />
<br />
Son zamanlarda 'Min DÃ®t' gibi pekÃ§ok KÃ¼rt filmi (KÃ¼rtÃ§e Ã§ekilecek KÃ¼rt yÃ¶netmenlerin filmleri) daha gÃ¶rÃ¼nÃ¼r hale geldi. Kimi filmler senaryo, yapÄ±m ve post-prodÃ¼ksiyonda kÃ¼ltÃ¼r bakanlÄ±ÄŸÄ±ndan destek aldÄ±. DiÄŸer yandan KÃ¼rt illerinde halka yÃ¶nelik ÅŸiddet artÄ±yor (Bombalanan Ã§ocuklar, kurÅŸunlanan Ã¶ÄŸrenciler, tutuklanan siyasetÃ§iler, Ã¶ldÃ¼rÃ¼len masum insanlar). Bir paradoks var burada: Muhalif/karÅŸÄ±t sanat destekleniyor; Ã§Ã¼nkÃ¼ bu tÃ¼r filmlerin desteklenmesi TÃ¼rkiye'nin demokratikleÅŸtiÄŸine dair bir profil oluÅŸturuyor; oysaki bu filmlerin de konusunu oluÅŸturan ÅŸiddet azalmÄ±yor, aksine artÄ±yor. Sanat Ã¼zerinden tehlikeli bir dÃ¶ngÃ¼ ile karÅŸÄ± karÅŸÄ±yayÄ±z. Bu sorularÄ±n sorulmasÄ± gerekiyor. <br />
<br />
<b>KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n bugÃ¼nÃ¼</b><br />
<br />
KÃ¼rt sinemasÄ± hem TÃ¼rkiye halklarÄ± hem de dÃ¼nya tarafÄ±ndan merak ediliyor. Her yÄ±l sayÄ± katlanarak bÃ¼yÃ¼yor. Ä°stanbul-TÃ¼rkiye sadece TÃ¼rkiye KÃ¼rtleri iÃ§in deÄŸil, Suriye, Ä°ran, Irak KÃ¼rdistan bÃ¶lgesinden KÃ¼rt yÃ¶netmenler iÃ§in de Ã§ekici bir hal alÄ±yor. Hisham Zaman, Bahman Ghobadi, Shahram Alidi gibi ÅŸu an KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ±n en baÅŸarÄ±lÄ± yÃ¶netmenlerinin yeni filmlerini Ä°stanbul'da Ã§ekiyor olmalarÄ± ilginÃ§tir. KÃ¼rtlerin TÃ¼rkler, Araplar ve Farslarla iliÅŸkisi zorunlu bir akrabalÄ±k iliÅŸkisi gibidir, hiÃ§bir zaman yok olmayacak bir kader birliÄŸidir. Bu Ã¼Ã§ halka komÅŸu ve iÃ§ iÃ§e yaÅŸam KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ± etkilemiÅŸtir ancak Ã¼retim arttÄ±kÃ§a da Ã¶zgÃ¼n bir dilin yaratÄ±ldÄ±ÄŸÄ± gÃ¶rÃ¼lmektedir.<br />
<br />
KÃ¼rtler adÄ± sÃ¶ylenmeyen, inkÃ¢r edilen bir halk olarak TÃ¼rkiye sinemasÄ±nÄ± YÄ±lmaz GÃ¼ney gibi yÃ¶netmenlerin varlÄ±ÄŸÄ±yla gÃ¼Ã§lendirmiÅŸlerdir, bugÃ¼n gÃ¼Ã§ vermeye devam edeceklerdir ancak bir farkla; bu kez adÄ±na KÃ¼rt sinemasÄ± denilerek...<br />
<br />
Son olarak, KÃ¼rt sinemasÄ±nÄ± tanÄ±mlamak iÃ§in belki erken ama soru sormak iÃ§in geÃ§ deÄŸil...<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_796.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_796.html</guid>
  <dc:subject>KÃ¼rt sinemasÄ±</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Katalonya AnayasasÄ±</title>
  <description>KatalonyalÄ±lar yasayÄ± ÅŸÃ¶yle tanÄ±mlar; 'Bu yasa Katalonya kolektif kimliÄŸinin ifadesidir ve bÃ¶lgenin kurumlarÄ±nÄ± ve Ä°spanya'nÄ±n diÄŸer bÃ¶lge ve uluslarÄ±yla olan Ã¶zgÃ¼r dayanÄ±ÅŸmasÄ± Ã§erÃ§evesinde devlet ile olan iliÅŸkisini tanÄ±mlar. Bu dayanÄ±ÅŸma tÃ¼m Ä°spanya halklarÄ±nÄ±n Ã¶zgÃ¼n birlikteliÄŸinin garantisidir' der.

Ãœlkemizdeki Demokratik Ã–zerklik tartÄ±ÅŸmalarÄ±na bilimsel bir boyut katabilmek amacÄ±yla Ä°spanya'daki Ã¶zerk...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
KatalonyalÄ±lar yasayÄ± ÅŸÃ¶yle tanÄ±mlar; 'Bu yasa Katalonya kolektif kimliÄŸinin ifadesidir ve bÃ¶lgenin kurumlarÄ±nÄ± ve Ä°spanya'nÄ±n diÄŸer bÃ¶lge ve uluslarÄ±yla olan Ã¶zgÃ¼r dayanÄ±ÅŸmasÄ± Ã§erÃ§evesinde devlet ile olan iliÅŸkisini tanÄ±mlar. Bu dayanÄ±ÅŸma tÃ¼m Ä°spanya halklarÄ±nÄ±n Ã¶zgÃ¼n birlikteliÄŸinin garantisidir' der.<br />
<br />
Ãœlkemizdeki Demokratik Ã–zerklik tartÄ±ÅŸmalarÄ±na bilimsel bir boyut katabilmek amacÄ±yla Ä°spanya'daki Ã¶zerk bÃ¶lgelerden biri olan Katalonya'nÄ±n anayasasÄ±nÄ± yayÄ±nlÄ±yoruz. BÃ¶ylesi bir somut belge Ã¼zerinden yapÄ±lacak tartÄ±ÅŸmalarÄ±n daha verimli geÃ§eceÄŸi umuduyla, anayasanÄ±n Ã§evrilmesinde emeÄŸi geÃ§enlere teÅŸekkÃ¼r ederiz:<br />
<h3>BAÅžLANGIÃ‡<br />
 </h3>
Katalan halkÄ±, demokratik Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerine kavuÅŸma sÃ¼recinde kendi Ã¶zerklik kurumlarÄ±nÄ± da geri kazanÄ±yor.<br />
<br />
Anayasa'nÄ±n Ä°spanya'yÄ± oluÅŸturan tÃ¼m ulus ve bÃ¶lgelerine tanÄ±ÄŸÄ± ve garanti ettiÄŸi Ã¶zerklik hakkÄ±nÄ± kullanan Ã–zerk bir Topluluk kurma arzusunu dile getirir.<br />
<br />
Katalonya'nÄ±n Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ kazandÄ±ÄŸÄ± bu onurlu anda bunun olanaklÄ± olmasÄ±na yardÄ±m eden, katkÄ± sunan erkekler ve kadÄ±nlar takdir edilmeli.<br />
<br />
Bu yasa Katalonya kolektif kimliÄŸinin ifadesidir ve bÃ¶lgenin kurumlarÄ±nÄ± ve Ä°spanya'nÄ±n diÄŸer bÃ¶lge ve uluslarÄ±yla olan Ã¶zgÃ¼r dayanÄ±ÅŸmasÄ± Ã§erÃ§evesinde devlet ile olan iliÅŸkisini tanÄ±mlar. Bu dayanÄ±ÅŸma tÃ¼m Ä°spanya halklarÄ±nÄ±n Ã¶zgÃ¼n birlikteliÄŸinin garantisidir.<br />
<br />
Katalan halkÄ± Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k, adalet ve eÅŸitliÄŸi kolektif yaÅŸamlarÄ±nÄ±n en Ã¼stÃ¼n deÄŸerleri olarak deklare eder ve Katalonya'da yaÅŸayan ve Ã§alÄ±ÅŸan herkes iÃ§in makul, saygÄ±n bir yaÅŸam standardÄ± saÄŸlayacak uzun bir geliÅŸim sÃ¼reci gerÃ§ekleÅŸtirme arzularÄ±nÄ± ifade eder.<br />
<br />
Katalonya'nÄ±n kolektif Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ temel haklara ve bireylerin, halklarÄ±n kamu Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerine riayet edilmesi vurgusu yapan uzun bir tarih -ki bu da geleceÄŸe bakan demokratik bir toplumun yaratÄ±lmasÄ±nÄ± olanaklÄ± kÄ±lmak iÃ§in Katalan halkÄ±nÄ±n devam ettirmek istediÄŸi bir tarihtir -baÄŸlantÄ±sÄ±yla Ã¶zerk hÃ¼kÃ¼metin kurumlarÄ±nda kendi ifadesini bulur.<br />
<br />
Bu prensiplere sadÄ±k kalmak ve Katalonya'nÄ±n vazgeÃ§ilmez Ã¶zerklik hakkÄ±nÄ±n hayata geÃ§mesi iÃ§in aÅŸaÄŸÄ±da yer alan yasayÄ± Katalan Parlamentosu Ã¼yeleri Ã¶nerir, Vekiller Kongresi Anayasa Komitesi kabul eder ve Katalan halkÄ± tekrar teyit eder ve Katalonya Meclisi onaylar.<br />
<h3>GÄ°RÄ°Åž KISMI</h3>
<h4>Genel hÃ¼kÃ¼mler</h4>
<b>Madde 1</b><br />
<br />
1. Bir millet olarak Katalonya, Anayasa ve kurumsal normunun temeli olan bu yasa uyarÄ±nca Ã¶zerkliÄŸi yerine getirmek iÃ§in kendisini Ã–zerk bir Topluluk olarak oluÅŸturur.<br />
<br />
2. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met Katalonya Ã¶zerkliÄŸinin politik olarak etrafÄ±nda Ã¶rgÃ¼tlendiÄŸi bir kurumdur.<br />
<br />
3. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin gÃ¼cÃ¼ Anayasa, bu yasa ve halktan gelmektedir.<br />
<br />
<b>Madde 2</b><br />
<br />
Ã–zerk bir Topluluk olarak Katalonya'nÄ±n bÃ¶lgesi bu yasa yayÄ±nladÄ±ÄŸÄ±nda Barselona, Girona, Lleida ve Tarragona illerinin oluÅŸturduÄŸu alandÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 3</b><br />
<br />
1. Katalonya'ya Ã¶zgÃ¼ dil, KatalancadÄ±r.<br />
<br />
2. Ä°spanya Devleti'nin resmi dilinin Ä°spanyolca (Castilian) olmasÄ± gibi Katalanca Katalonya'nÄ±n resmi dilidir.<br />
<br />
3. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met her iki dilin bilinmesini saÄŸlamak iÃ§in gerekli tÃ¼m tedbirleri alarak ve bu dillerin Katalonya vatandaÅŸlarÄ±nÄ±n hak ve gÃ¶revleri bakÄ±mÄ±ndan tam eÅŸitliÄŸini mÃ¼mkÃ¼n kÄ±lacak koÅŸullarÄ± yaratarak her iki dilin normal ve resmi kullanÄ±mÄ±nÄ± garanti eder.<br />
<br />
4. Aran Vadisi dili Ã¶ÄŸretilecek ve Ã¶zel bir itina gÃ¶sterilip ve koruma altÄ±nda olacak.<br />
<br />
<b>Madde 4</b><br />
<br />
Katalan bayraÄŸÄ± geleneksel sarÄ± zemin Ã¼zerine dÃ¶rt kÄ±rmÄ±zÄ± Ã§izgidir.<br />
<br />
<b>Madde 5</b><br />
<br />
1. Katalonya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼meti bÃ¶lgesel organizasyonunu kendi yerel yÃ¶netim teÅŸkilatÄ± olan bÃ¶lgeler ve ilÃ§elere ('comarques') bÃ¶ler, buna karÅŸÄ±n daha geniÅŸ idari ilÃ§eler de oluÅŸturabilir.<br />
<br />
2. BÃ¶lgesel birimler kasaba planÄ± ve metropol faktÃ¶rlerine dayanarak oluÅŸturulabilir, bazÄ± birimler iÅŸlevsel doÄŸaya veya spesifik amaÃ§lara gÃ¶re de olabilir.<br />
<br />
3. Bu yasa uyarÄ±nca Katalonya'nÄ±n bÃ¶lgesel organizasyonunu Ã§eÅŸitli bÃ¶lgesel birimlerin Ã¶zerkliÄŸini garanti eden bir Parlamento YasasÄ± dÃ¼zenler.<br />
<br />
4. Anayasa'nÄ±n 137. ve 141. maddeleri uyarÄ±nca, devletin faaliyetlerinin uygulanmasÄ± iÃ§in, yukarÄ±da geÃ§en paragraflarÄ±n ÅŸartlarÄ± ilin lokal bir birim ve bÃ¶lgesel bir bÃ¶lÃ¼m olarak organizasyonu konusunda Ã¶nyargÄ± olmadan yorumlanÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 6</b><br />
<br />
1. Bu yasanÄ±n amaÃ§larÄ± iÃ§in KatalanlarÄ±n siyasi statÃ¼sÃ¼nÃ¼ devletin genel kurallarÄ± uyarÄ±nca yasal olarak Katalonya'nÄ±n herhangi bir bÃ¶lgesinde ikamet eden tÃ¼m Ä°spanyol vatandaÅŸlarÄ±na tanÄ±r.<br />
<br />
2. YurtdÄ±ÅŸÄ±nda ikamet eden Ä°spanyol vatandaÅŸÄ± Katalanlar da son yasal ikamet yerlerinin Katalonya'da olmasÄ± ve durumlarÄ±nÄ±n kanÄ±tÄ±nÄ± Ä°spanya KonsolosluÄŸu'na vermek koÅŸuluyla bu yasada belirtilen siyasi haklardan yararlanÄ±r. OnlarÄ±n soyundan gelenler de bÃ¶yle bir talepleri olmasÄ± durumunda devletin yasasÄ±nda belirlenen ÅŸekilde bu haklardan yararlanÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 7</b><br />
<br />
1. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin yasalarÄ± ve yÃ¶netmelikleri Katalan medeni yasasÄ±yla birlikte, kiÅŸisel statÃ¼ veya bÃ¶lge dÄ±ÅŸÄ± doÄŸasÄ±nÄ±n diÄŸer yasalarÄ± baÅŸlÄ±ÄŸÄ± altÄ±nda yer alan belirli vaka, durumlardaki istisnalarÄ±n haklarÄ±nÄ± Ã§iÄŸnemeden tÃ¼m bÃ¶lgede yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ktedir.<br />
<br />
2. Ä°spanyol uyruÄŸuna sahip yabancÄ±lar yasal olarak Katalonya'da ikamet ederken aksini istediklerini ifade etmedikÃ§e Katalan medeni yasasÄ±na tabi olur.<br />
<br />
<b>Madde 8</b><br />
<br />
1. Katalonya vatandaÅŸlarÄ± Anayasa'da belirtilen hak ve gÃ¶revlere sahiptir.<br />
<br />
2. Bireylerin ve gruplarÄ±n tam geliÅŸimini ve tÃ¼m vatandaÅŸlarÄ±nÄ±n siyasi, ekonomik, kÃ¼ltÃ¼rel ve sosyal yaÅŸama katÄ±lÄ±mÄ±nÄ± kolaylaÅŸtÄ±rma durumunu Ã¶nleyebilecek veya alÄ±koyabilecek her tÃ¼rlÃ¼ engeli kaldÄ±rmada etkin ve gerÃ§ek olabilecek bu kiÅŸilerin kendi yetki alanÄ±ndaki Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k ve eÅŸitlik gibi koÅŸullarÄ±nÄ± geliÅŸtirmek bir kamu otoritesi olarak Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin sorumluluÄŸundadÄ±r.<br />
<h4>Ã–zerk hÃ¼kÃ¼metin yetkisi</h4>
<b>Madde 9</b><br />
<br />
Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met aÅŸaÄŸÄ±daki konularda tek yetkilidir:<br />
<br />
1. Bu yasa Ã§erÃ§evesinde Ã¶zerklik kurumlarÄ±nÄ±n organizasyonu.<br />
<br />
2. Katalan medeni yasasÄ±nÄ±n korunmasÄ±, deÄŸiÅŸtirilmesi ve geliÅŸtirilmesi.<br />
<br />
3. Usul hukuku ve Katalonya'nÄ±n maddi hukukun belirgin Ã¶zelliklerinden veya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met organizasyonunun Ã¶zel karakteristiÄŸinden kaynaklÄ± doÄŸan idare usulÃ¼yle ilgili yasalar.<br />
<br />
4. KÃ¼ltÃ¼r<br />
<br />
5. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 28. noktasÄ±nda belirtilen hÃ¼kÃ¼mleri Ã§iÄŸnemeden tarihi, artistik, anÄ±tsal, mimari, arkeolojik ve bilimsel miras.<br />
<br />
6. ArÅŸivler, kÃ¼tÃ¼phaneler, mÃ¼zeler, gazete kÃ¼tÃ¼phaneleri ve diÄŸer kÃ¼ltÃ¼rel referans merkezleri devletin kontrolÃ¼ altÄ±nda deÄŸildir. MÃ¼zik KonservatuarlarÄ± ve GÃ¼zel Sanat hizmetleri Ã–zerk Topluluk yararÄ±nadÄ±r.<br />
<br />
7. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 15. noktasÄ±nda belirtilen koÅŸullarÄ± Ã§iÄŸnemeden araÅŸtÄ±rma. Merkezi Katalonya'da olan akademiler.<br />
<br />
8. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 18. noktasÄ±nda belirtilen koÅŸullarÄ± Ã§iÄŸnemeden Yerel HÃ¼kÃ¼met. BÃ¶lgelerin sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ±n ve resmi isimlerinin ve diÄŸer yerlerin isimlerinin deÄŸiÅŸtirilmesi.<br />
<br />
9. BÃ¶lgesel ve kÄ±yÄ± ÅŸeridinin planlanmasÄ±, konut ve kasaba planlamasÄ±.<br />
<br />
10. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 23. noktasÄ±nda belirtilen hÃ¼kÃ¼mler uyarÄ±nca aÄŸaÃ§lÄ±k, orman kaynaklarÄ± ve hizmetleri, hayvancÄ±lÄ±k alanlarÄ±, Ã§ayÄ±rlar, Ã¶zel olarak korunan doÄŸal ve daÄŸlÄ±k alanlar.<br />
<br />
11. Bu yasanÄ±n 17. maddesinde belirtilen koÅŸullarÄ± gÃ¶z Ã¶nÃ¼nde bulundurarak saÄŸlÄ±k.<br />
<br />
12. Turizm<br />
<br />
13. Yasal olarak devletin genel Ã§Ä±karÄ±na olarak sÄ±nÄ±flandÄ±rÄ±lmayan veya icra edilmesi diÄŸer bir Ã–zerk TopluluÄŸu etkilemeyen kamu iÅŸleri.<br />
<br />
14. RotalarÄ± tamamen Katalonya bÃ¶lgesinde bulunan yollar ve otoyollar.<br />
<br />
15. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 20 ve 21 noktalarÄ±nda belirtilen hÃ¼kÃ¼mleri Ã§iÄŸnemeden demiryollarÄ±, karayolu, deniz, nehir, halat taÅŸÄ±macÄ±lÄ±ÄŸÄ±; limanlar, helikopter alanlarÄ±, havaalanlarÄ± ve Katalonya'nÄ±n Meteoroloji Hizmeti. TaÅŸÄ±macÄ±lÄ±k hizmetleri iÃ§in merkezler ve yÃ¼kleme terminalleri kiralamak.<br />
<br />
16. Su tamamen Katalonya'nÄ±n iÃ§erisinde aktÄ±ÄŸÄ± her zaman hidrolik projeleri, kanallar ve sulama iÅŸleri; Ã¼retim tesisleri, enerjinin daÄŸÄ±tÄ±mÄ± ve taÅŸÄ±macÄ±lÄ±k bÃ¶lgenin dÄ±ÅŸÄ±nda sonlanmÄ±yor ve kullanÄ±mÄ± diÄŸer bir il veya Ã–zerk TopluluÄŸu etkilemiyorsa bu iÅŸin yÃ¼rÃ¼tÃ¼lmesi; kaynak, termal ve yer altÄ± sularÄ±. TÃ¼m bunlar Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 25. fikrasÄ±nda belirtilen hÃ¼kÃ¼mleri Ã§iÄŸnemeyecek.<br />
<br />
17. Ä°Ã§ sularda balÄ±k avlama, kabuklu deniz havyanÄ± endÃ¼strisi, su kÃ¼ltÃ¼rÃ¼, avlanma ve gÃ¶lde balÄ±k avlama.<br />
<br />
18. El sanatlarÄ±.<br />
<br />
19. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 16. noktasÄ±nda belirtilen hÃ¼kÃ¼mleri Ã§iÄŸnemeden eczacÄ±lÄ±kla ilgili dÃ¼zenlemeler.<br />
<br />
20. Ticari mevzuat uyarÄ±nca mal ve gÃ¼venlik ticareti iÃ§in merkezlerinin oluÅŸturulmasÄ± ve planlanmasÄ±.<br />
<br />
21. Ticari mevzuat uyarÄ±nca kooperatifler, Sosyal GÃ¼venlik sistemlerinde yer almayan hayÄ±r topluluklarÄ± ve diÄŸer kooperatif dernekleri.<br />
<br />
22. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 10 noktasÄ±nda belirtilen hÃ¼kÃ¼mleri Ã§iÄŸnemeden Emlak OdalarÄ±, Ticaret OdasÄ±, Sanayi ve Sevkiyat.<br />
<br />
23. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 36. maddesinin hÃ¼kÃ¼mlerini Ã§iÄŸnemeden Mesleki Birlikler ve dereceli nitelikli mesleklerin icrasÄ±.<br />
<br />
24. Faaliyetleri esas itibariyle Katalonya'da olan eÄŸitim, kÃ¼ltÃ¼r, sanat, yardÄ±m, refah veya benzeri mahiyetteki vakÄ±flar ve dernekle.<br />
<br />
25. Sosyal yardÄ±m.<br />
<br />
26. GenÃ§lik.<br />
<br />
27. KadÄ±nÄ±n durumunun geliÅŸtirilmesi.<br />
<br />
28. Medeni, ceza ve cezaevi mevzuatÄ±na sÃ¼rekli riayetle birlikte reÅŸit olmayanlarÄ±n korunmasÄ± ve himayesi.<br />
<br />
29. Spor ve boÅŸ vakit.<br />
<br />
30. Spesifik sektÃ¶rler ve medya iÃ§in devlet tarafÄ±ndan kabul edilen yasalarÄ± Ã§iÄŸnemeden reklamcÄ±lÄ±k.<br />
<br />
31. EÄŸlence.<br />
<br />
32. Devlet sisteminin yardÄ±m amaÃ§lÄ± bahisleri (spor toto) dÄ±ÅŸÄ±nda kumarhaneler, oyun ve iddia.<br />
<br />
33. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin yararÄ±na olan istatistikler.<br />
<br />
34. Bu yasada aÃ§Ä±kÃ§a ifade edilen diÄŸer meseleler ve devletin Anayasa aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla Ã–zerk HÃ¼kÃ¼mete devrettiÄŸi benzer iÃ§erikteki konular Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin tek yetkili olduÄŸu konulardÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 10</b><br />
<br />
1. AÅŸaÄŸÄ±daki konularda mevzuat geliÅŸtirmek ve uygulamak devletin temel mevzuatÄ± Ã§erÃ§evesinde ve, uygun olduÄŸunda, orada belirtilen ÅŸartlarda Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin sorumluÄŸundadÄ±r:<br />
<br />
a) YargÄ± sistemi ve Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin sorumluluÄŸu sistemi ve kamu Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±nÄ±n kanununa ek olarak Ã–zerk HÃ¼kÃ¼mete baÄŸlÄ± kamu organlarÄ±.<br />
<br />
b) Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin yetki alanÄ±ndaki zorunlu kamulaÅŸtÄ±rma, idari sÃ¶zleÅŸmeler ve imtiyazlar.<br />
<br />
c) Kamu sektÃ¶rÃ¼nÃ¼n gerekli kaynaklarÄ±nÄ± ve hizmetlerini Ã¶zellikle tekel durumlarÄ±nda muhafaza etme ve genel Ã§Ä±karlar Ã¶yle gerektirdiÄŸinde Ã¶zel ÅŸirketlerin denetlenmesi.<br />
<br />
d) Kredi, bankacÄ±lÄ±k ve sigorta planlamasÄ±.<br />
<br />
e) Maden ve enerji organizasyonu.<br />
<br />
f) Koruma iÃ§in ek standartlar sunan Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin gÃ¼Ã§lerini Ã§iÄŸnemeden Ã§evrenin korunmasÄ±.<br />
<br />
g) BalÄ±kÃ§Ä±lÄ±ÄŸÄ±n planlanmasÄ±.<br />
<br />
2. Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±n 18. noktasÄ±nda ve 92. maddesinin 3. parafÄ±nda deÄŸinilen hÃ¼kÃ¼mler uyarÄ±nca Katalonya alanÄ±ndaki Åžehir Kadastro sistemi mevzuatÄ±nÄ± geliÅŸtirmek Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin sorumluluÄŸundadÄ±r, bu kadastrolara yetki vermek devletin sorumluluÄŸundadÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 11</b><br />
<br />
Devlet yasamasÄ±nÄ± aÅŸaÄŸÄ±daki alanlarda uygulamasÄ± Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met sorumluluÄŸundadÄ±r:<br />
<br />
1. Cezaevleri<br />
<br />
2. Ã‡alÄ±ÅŸma iÅŸleri, gÃ¼Ã§lerin gÃ¶z Ã¶nÃ¼nde bulundurulmasÄ±, Ã§alÄ±ÅŸma iliÅŸkileri aÃ§Ä±sÄ±ndan devletin yÃ¼rÃ¼tme seviyesindeki bu alanda devletin inceleme gÃ¼cÃ¼ne zarar vermeden yargÄ± ve mevcut hizmetler. Ãœlke iÃ§indeki ve dÄ±ÅŸÄ±ndaki nÃ¼fus hareketi konusunda devlet yasalarÄ±nÄ±n bu konularla ilgili koyduÄŸu tÃ¼m yasalara zarar vermeden devlet tÃ¼m gÃ¼Ã§leri muhafaza eder.<br />
<br />
3. Telif hakkÄ± ve patentler.<br />
<br />
4. Kambiyo acenteleri, aracÄ± firmalar ve ticari acentelerin. Uygun olduÄŸunda ilgili sÄ±nÄ±rÄ± oluÅŸturarak mÃ¼dahale etmek.<br />
<br />
5. AÄŸÄ±rlÄ±klar ve Ã¶lÃ§Ã¼ler. Kalite Ã¶lÃ§Ã¼leri.<br />
<br />
6. Katalonya'da dÃ¼zenlenen uluslararasÄ± fuarlar.<br />
<br />
7. Devlet bu yÃ¶netimi kendisi iÃ§in ayÄ±rmadÄ±ÄŸÄ±nda devlet yÃ¶netimi altÄ±ndaki mÃ¼zeler, arÅŸivler ve kÃ¼tÃ¼phaneler.<br />
<br />
8. Devlet doÄŸrudan yÃ¶netimlerini kendisi iÃ§in ayÄ±rmadÄ±ÄŸÄ±nda genel Ã§Ä±kar olarak sÄ±nÄ±flandÄ±rÄ±lan limanlar ve hava limanlarÄ±.<br />
<br />
9. Anayasa'nÄ±n 149. Maddesi'nin 1. paragrafÄ±nÄ±n 21. noktasÄ±nda deÄŸinildiÄŸi gibi bÃ¶ylesi bir ulaÅŸÄ±m devlete ait altyapÄ±lardan etkilenebilecek olsa bile, devleti kendisi iÃ§in ayÄ±rabileceÄŸinden dolayÄ± bÃ¶ylesi doÄŸrudan uygulamaya zarar vermeden, Ã§Ä±kÄ±ÅŸ ve varÄ±ÅŸ noktalarÄ± Ã–zerk YÃ¶netim Toplumu sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde olan mallarÄ±n ve yolcularÄ±n ulaÅŸÄ±mÄ±nÄ± planlamak.<br />
<br />
10. Denizlerde kurtarma Ã§alÄ±ÅŸmasÄ± ve Katalan kÄ±yÄ±sÄ±ndaki devletin sÄ±nÄ±rlarÄ±ndaki sularda sanayi atÄ±klarÄ±nÄ±n ve kirleticilerin dÃ¶kÃ¼lmesi.<br />
<br />
11. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼metin yargÄ±sÄ± bÃ¼nyesinde olacaÄŸÄ±ndan bu mevzuatta aÃ§Ä±kÃ§a belirtilen sorular ve devlet tarafÄ±ndan organik bir yasa ile aktarÄ±labilecek bu doÄŸa.<br />
<br />
<b>Madde 12</b><br />
<br />
1. Devletin genel ekonomi aktivitesi ve para politikasÄ±nÄ±n planlanmasÄ± ve temelleri uyarÄ±nca, Anayasa'nÄ±n 38. ve 131. maddelerinin hÃ¼kÃ¼mleri ve 149. maddenin 1. paragrafÄ±nÄ±n 11. ve 13. noktalarÄ± kapsamÄ±nda aÅŸaÄŸÄ±daki alanlarda tek yargÄ± kararÄ±nÄ± vermek Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in sorumluluÄŸundadÄ±r:<br />
<br />
1. Katalonya'daki ekonomik aktivitenin planlanmasÄ±.<br />
<br />
2. Devlet yasalarÄ±nÄ±n gÃ¼venlik, saÄŸlÄ±k veya askeri Ã§Ä±kar gerekÃ§eleri yÃ¼zÃ¼nden her ne belirlediÄŸi konusunda ve madenler, hidrokarbonlar ve nÃ¼kleer gÃ¼cÃ¼n tabi olacaÄŸÄ± endÃ¼strilerle ilgili dÃ¼zenlemelere zarar vermeden sanayi alanÄ±. DÄ±ÅŸ teknolojinin ithal edilmesi yetki gÃ¼cÃ¼ tamamen devletindir.<br />
<br />
3. Sanayi sektÃ¶rlerinin yeniden yapÄ±lanmasÄ± iÃ§in devlet tarafÄ±ndan hazÄ±rlanan planlarÄ±n Katalonya'da geliÅŸtirilmesi ve uygulanmasÄ±.<br />
<br />
4. TarÄ±m ve hayvancÄ±lÄ±k Ã§iftÃ§iliÄŸi.<br />
<br />
5. Fiyatlar ve rekabetten koruma mevzuatÄ± ile ilgili genel politikaya zarar vermeden iÃ§ ticaret ve tÃ¼ketici ve kullanÄ±cÄ±nÄ±n korunmasÄ±.<br />
<br />
6. Åžirket, kamu ve Ã¼lke sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde kredi kurumlarÄ± ve mevduat bankalarÄ±.<br />
<br />
7. Bu mevzuat kapsamÄ±ndaki diÄŸer yasalarda kadar Ã¶n gÃ¶rÃ¼lmediÄŸi iÃ§in Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in kamu ekonomi sektÃ¶rÃ¼.<br />
<br />
2. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met uygun durum ve aktivitelerde devletin kamu ekonomi sektÃ¶rÃ¼nÃ¼n yÃ¶netimine de katÄ±lÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 13</b><br />
<br />
1. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met bu mevzuat Ã§erÃ§evesinde ve burada Ã¶zellikle belirtilmeyen konularla ilgili olarak Anayasa'nÄ±n 149. maddesinde sunulan Organik Yasa'ya gÃ¶re Ã–zerk Polis Kuvvetleri oluÅŸturabilir.<br />
<br />
2. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in Ã–zerk Polis Kuvvetleri aÅŸaÄŸÄ±daki iÅŸlevlere sahiptir:<br />
<br />
a) MÃ¼lklerin ve kiÅŸilerin korunmasÄ± ve yasa ve dÃ¼zenin devam ettirilmesi.<br />
<br />
b) Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in bina ve tesislerinin savunulmasÄ± ve korunmasÄ±.<br />
<br />
c) Geriye kalan iÅŸlevleri Organik Yasa'nÄ±n bu maddesinin 1. paragrafÄ±nda belirtilmiÅŸtir.<br />
<br />
3. Ã–zerk Polis Kuvvetleri'nin genel olarak yÃ¶netiminin gerÃ§ekleÅŸtirilmesi ve Lokal Polis Kuvvetleri'nin koordine edilmesi Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in sorumluluÄŸundadÄ±r.<br />
<br />
4. Devleti kontrolÃ¼ndeki Devlet GÃ¼venlik GÃ¼Ã§leri ve Ã–zel Birlikleri limanlar, havalimanlarÄ±, kÄ±yÄ±lar ve sÄ±nÄ±rlar ve gÃ¼mrÃ¼klerin korunmasÄ± gibi ekstra ve toplum doÄŸasÄ±nÄ±n Ã¼zerindeki polis hizmetleri, Ä°spanyollarÄ±n ve yabancÄ±larÄ±n ulusal Ã¼lke sÄ±nÄ±rlarÄ±na giriÅŸ ve Ã§Ä±kÄ±ÅŸlarÄ±nÄ±n kontrol edilmesi, yabancÄ±larÄ±n ikamet, Ã¼lkeden iadesi ve sÄ±nÄ±r dÄ±ÅŸÄ± edilmesi, gÃ¶Ã§ ederek gelmesi ve gitmesi, pasaportlarÄ±, kimlik kartlarÄ±, silah ve patlayÄ±cÄ±larÄ±n taÅŸÄ±nmasÄ±, devletin mali olarak korunmasÄ±, kaÃ§aklÄ±lÄ±k ve vergi dolandÄ±rÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ± ve Anayasa'nÄ±n 104. maddesi ve bunu daha da geliÅŸtiren Organik Yasa ile doÄŸrudan gÃ¼venlik kuvvetlerine verilen diÄŸer iÅŸlevler ile ilgili tek sorumludur.<br />
<br />
5. Bu iÅŸlevi yerine getiren YargÄ± Polisi ve Ã–zel Birlikler Anayasa'nÄ±n 126. maddesinde beyan edilen iÅŸlevler ve usul kanunlarÄ±nda sunulan koÅŸullar uyarÄ±nca Hakimlere, Mahkemelere ve Cumhuriyet SavcÄ±lÄ±klarÄ±na baÄŸlÄ±dÄ±r.<br />
<br />
6. Bu vesileyle Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met Polis Kuvvetleri'ni ve Devlet GÃ¼venlik GÃ¼Ã§leri ve Ã–zel Birlikleri'nin aktivitelerini koordine etmek iÃ§in Devlet HÃ¼kÃ¼meti'nden ve Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'ten yeterli temsilcinin katÄ±lmasÄ±yla GÃ¼venlik Konseyi oluÅŸturulur.<br />
<br />
7. GÃ¼venlik Konseyi amirleri Devlet SilahlÄ± Kuvvetleri'nin ÅŸefleri ve gÃ¶revlilerinden atanacak olan Polis Kuvvetleri'nin ve Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in Polis Kuvvetleri'nde hizmet ederken bu maddenin 1. paragrafÄ±ndan deÄŸinilen Organik Yasa'da veya Devlet HÃ¼kÃ¼meti'nin belirleyebileceÄŸi durumda ve kurulacak olan idari durumda yer alacak olan ve de bu durumda askeri yasaya tabi olmayacak olan Ã–zel Birliklerin TÃ¼zÃ¼k, DÃ¼zenlemeleri, personeli, bu kuvvetlerde Ã§alÄ±ÅŸacak kiÅŸi sayÄ±sÄ± ve iÅŸe alÄ±nmasÄ±nÄ± belirler. Silah ruhsatlarÄ±yla ilgili sorumluluk her tÃ¼rlÃ¼ durumda yalnÄ±zca devlette olacaktÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 14</b><br />
<br />
1. Kendisine Anayasa ile verilecek gÃ¼Ã§leri kullanarak ve yargÄ±yÄ± uygulayarak, hÃ¼kÃ¼met Ã¶nceki maddede belirtilenler de dahil tÃ¼m hizmetlerin kontrolÃ¼nÃ¼ alacaktÄ±r ve GÃ¼venlik GÃ¼Ã§leri ve Ã–zel Birlikler Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in Polis Kuvvetleri'ne atfedilen iÅŸlevlere gÃ¶re aÅŸaÄŸÄ±daki durumlara mÃ¼dahale edebilir:<br />
<br />
a) Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met tarafÄ±ndan mÃ¼dahale etmesi istenildiÄŸinde. MÃ¼dahale Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in talebi ile sonlandÄ±rÄ±lÄ±r.<br />
<br />
b) Devletin Ã§Ä±karÄ±nÄ±n ciddi ÅŸekilde tehlikeye dÃ¼ÅŸÃ¼rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ dÃ¼ÅŸÃ¼nmeleri durumunda GÃ¼venlik Konseyi'nin onayÄ±yla kendi inisiyatifleri doÄŸrultusunda.<br />
<br />
Acil durumlarda Devlet GÃ¼venlik GÃ¼Ã§leri ve Ã–zel Birlikler Anayasa Mahkemesi'ne (Corts General) rapor edecek olan Devlet HÃ¼kÃ¼meti'nin sorumluluÄŸu bÃ¼nyesinde mÃ¼dahale edebilir. 'Corts General' anayasal prosedÃ¼rler vasÄ±tasÄ±yla onlara verilen gÃ¼Ã§leri uygulayabilir.<br />
<br />
2. Devletin alarm, istisnalar ya da kuÅŸatma durumu ilan etmesi halinde, olay bu tÃ¼r meseleleri dÃ¼zenleyen yasama uyarÄ±nca olursa tÃ¼m Polis Kuvvetleri ve Ã–zel Birlikler sivil veya askeri yetkililerin doÄŸrudan emri altÄ±nda olur.<br />
<br />
<b>Madde 15</b><br />
<br />
Anayasa'nÄ±n 27. maddesinin hÃ¼kÃ¼mlerine ve sÃ¶z konusu belgedeki 81. maddenin ilk paragrafÄ± uyarÄ±nca bunu geliÅŸtirebilecek olan Organik Yasalar veya Anayasa'nÄ±n 149. maddesinin 1. paragrafÄ±nÄ±n 30. fÄ±krasÄ±nca devlete yÃ¼klenilen kuvvetler ve bunun dÃ¼zgÃ¼n uygulanmasÄ± ve korunmasÄ± iÃ§in gerekli incelemelere Ã¶n yargÄ±lÄ± olmaksÄ±zÄ±n yargÄ± yetkisi alanÄ±ndaki eÄŸitim tÃ¼m kapsam, seviye, derece, tÃ¼r ve Ã¶zelliklerdeki eÄŸitimi dÃ¼zenlemek ve yÃ¶netmek tamamen Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in yargÄ± yetkisindedir.<br />
<br />
<b>Madde 16</b><br />
<br />
1. Devletin temel yasalarÄ± Ã§erÃ§evesinde, Radyo ve Televizyon Yasal StatÃ¼sÃ¼'nÃ¼ dÃ¼zenleyen yasa tarafÄ±ndan kurulan koÅŸullar ve vakalar aÃ§Ä±sÄ±ndan radyo ve televizyon basÄ±n sistemi mevzuatÄ±nÄ± geliÅŸtirmek ve uygulamak Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in sorumluluÄŸundadÄ±r.<br />
<br />
2. Devletin temel yasalarÄ± Ã§erÃ§evesinde basÄ±n sistemi ve genel olarak sosyal iletiÅŸim iÃ§in tÃ¼m medya yasasÄ±nÄ± geliÅŸtirmek ve uygulamak da Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in sorumluluÄŸundadÄ±r.<br />
<br />
3. Bu maddenin yukarÄ±da deÄŸinilen paragraflarda belirtilen koÅŸullarda Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met kendi televizyonunu, radyosunu ve basÄ±nÄ±nÄ± ve genel olarak amaÃ§larÄ±nÄ± baÅŸarmak iÃ§in sosyal iletiÅŸim iÃ§in tÃ¼m medyayÄ± dÃ¼zenleyebilir, oluÅŸturabilir ve sÃ¼rdÃ¼rebilir.<br />
<br />
<b>Madde 17</b><br />
<br />
1. Ãœlke iÃ§i saÄŸlÄ±k meseleleriyle ilgili temel mevzuatÄ± geliÅŸtirmek ve uygulamak Katalonya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in sorumluluÄŸundadÄ±r.<br />
<br />
2. Sosyal GÃ¼venlikle ilgili olarak, aÅŸaÄŸÄ±daki konularÄ± yerine getirmek Katalonya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in sorumluluÄŸundadÄ±r:<br />
<br />
a) Sosyal GÃ¼venliÄŸin ekonomik organizasyonunu oluÅŸturan yasalar hariÃ§ devletin temel mevzuatÄ±nÄ± geliÅŸtirmek ve uygulamak.<br />
<br />
b) Sosyal GÃ¼venliÄŸin belirtilen ekonomik organizasyonunu yÃ¶netmek.<br />
<br />
3. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met ecza Ã¼rÃ¼nleri Ã¼zerine devlet mevzuatÄ±nÄ±n uygulanmasÄ± iÃ§in de sorumludur.<br />
<br />
4. Katalonya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼meti sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde bu amaÃ§lar iÃ§in yukarÄ±da belirtilen tÃ¼m hizmetlerle baÄŸlantÄ±lÄ± konularÄ± dÃ¼zenleyebilir ve yÃ¶netebilir ve SaÄŸlÄ±k ve Sosyal GÃ¼venlik konularÄ±yla baÄŸlantÄ±lÄ± kurumlar, organizasyonlar ve vakÄ±flarÄ± teftiÅŸ eder. Devlet kendisine bu maddede yer alan gÃ¶rev ve gÃ¼Ã§lerini uygulayabilme olanaÄŸÄ± sunan inceleme olanaklarÄ±nÄ± kendisi iÃ§in saklÄ± tutar.<br />
<br />
5. Katalonya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼meti SaÄŸlÄ±k ve Sosyal GÃ¼venlik meselelerinin tÃ¼m dahil olanlarÄ±n ve yasalara gÃ¶re kurulacak Ä°ÅŸÃ§i SendikalarÄ± ve Ä°ÅŸveren Derneklerinin demokratik katÄ±lÄ±m kriterlerinde Ã¶n gÃ¶rebilecek gÃ¼Ã§lerin uygulanmasÄ±nÄ± uyarlar.<br />
<br />
<b>Madde 18</b><br />
<br />
YargÄ±nÄ±n yÃ¶netimi, askeri yargÄ± hariÃ§, ile ilgili olarak bu Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in sorumluluÄŸundadÄ±r:<br />
<br />
1. YargÄ±nÄ±n Organik YasalarÄ±nÄ±n ve YargÄ± Genel Konseyinin Devlet HÃ¼kÃ¼meti'ne tanÄ±dÄ±ÄŸÄ± veya verdiÄŸi tÃ¼m gÃ¼Ã§leri uygulamak.<br />
<br />
2. Katalonya yargÄ± kurumlarÄ±nÄ±n ayrÄ±m sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ± oluÅŸturmak ve her birinin sandalye sayÄ±sÄ±nÄ± belirlemek.<br />
<br />
3. YaygÄ±n yasanÄ±n ve geleneksel mahkemelerin organizasyonuna ve yargÄ±Ã§larÄ±nÄ±n ve yargÄ±nÄ±n Organik YasasÄ± uyarÄ±nca tÃ¼m vakalarda mahkemelerin oluÅŸturulmasÄ±na katkÄ±da bulunmak.<br />
<br />
<b>Madde 19</b><br />
<br />
Barselona iÃ§erisindeki mevcut mahkemelerin birleÅŸeceÄŸi Katalonya YÃ¼ksek YargÄ± Mahkemesi kendi sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisindeki alandaki yargÄ± kurumunu oluÅŸturur ve bu mahkemedeki tÃ¼m yargÄ±sal baÅŸvurular bu mevzuat uyarÄ±nca ve Anayasa'nÄ±n 152. Maddesi'ne gÃ¶re gÃ¶rÃ¼lÃ¼r.<br />
<br />
<b>Madde 20</b><br />
<br />
1. Katalonya'daki yargÄ± yetkilileri aÅŸaÄŸÄ±daki konulara bakar:<br />
<br />
a) Yeniden inceleme ve Katalan Sivil YasasÄ± ile ilgili YÃ¼ksek Mahkeme'ye yapÄ±lan baÅŸvurular da dahil her konu ve derecedeki tÃ¼m sivil davalar.<br />
<br />
b) Yeniden inceleme ve YÃ¼ksek Mahkeme'ye yapÄ±lan baÅŸvurular hariÃ§ her konu ve derecedeki cezai ve sosyal davalar.<br />
<br />
c) MevzuatÄ±n Ã–zerk BÃ¶lge Toplumunu ilgilendirdiÄŸi konularda kanunlar YÃ¼rÃ¼tme Kurulu yani HÃ¼kÃ¼met veya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met YÃ¶netimi tarafÄ±ndan karara baÄŸlandÄ±ÄŸÄ± her konu ve derecedeki idari davalar ve kanunlar Katalonya'daki Devlet YÃ¶netimi tarafÄ±ndan verildiÄŸi ilk baÅŸvurular.<br />
<br />
d) Katalonya'daki farkÄ± yargÄ± organlarÄ± arasÄ±ndaki yargÄ±sal sorunlarda.<br />
<br />
e) Tapu Sicil KaydÄ±'na eriÅŸmesi gereken spesifik olarak Katalan yasasÄ±na atÄ±fta bulunan belgelerin sÄ±nÄ±flandÄ±rÄ±lmasÄ± ile ilgili baÅŸvurular.<br />
<br />
2. Uygun olmasÄ± durumunda diÄŸer konularda baÅŸvuru Anayasa Mahkemesi'ne yapÄ±labilir. Bu tarz baÅŸvurular YÃ¼ksek Mahkeme veya Devlet YasasÄ±'na gÃ¶re yeniden inceleme baÅŸvurularÄ± da dahil uygun olan diÄŸer baÅŸvurularÄ± da kapsar. Anayasa Mahkemesi Katalan Mahkemeleri ve Ä°spanya'nÄ±n geri kalanÄ±n bÃ¶lgelerindeki mahkemelerin gÃ¼Ã§ ve yargÄ± yetkisini etkileyecek sorunlarÄ±na iliÅŸkin anlaÅŸmazlÄ±klarÄ± da Ã§Ã¶zer.<br />
<br />
<b>Madde 21</b><br />
<br />
1. Katalonya YÃ¼ksek Mahkemesi BaÅŸkanÄ±, YargÄ± Genel Kurulu tarafÄ±ndan Ã¶nerildikten sonra Kral tarafÄ±ndan atanÄ±r. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met BaÅŸkanÄ± Resmi Gazete'de bÃ¶ylesi herhangi bir randevunun yayÄ±nlanmasÄ± emrini verir.<br />
<br />
2. Katalonya YÃ¼ksek Mahkemesi'nin mahkemelerin, yargÄ±Ã§larÄ±n ve sekreterlerinin atanmasÄ± YargÄ± Genel Kurulu'nun organik yasalarÄ±nda belirlenen ÅŸekilde gerÃ§ekleÅŸtirilir.<br />
<br />
<b>Madde 22</b><br />
<br />
Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in talebi Ã¼zerine yetkili kurumlar YargÄ± Organik YasasÄ± uyarÄ±nca Katalonya YargÄ± YÃ¶netimi hizmetindeki Mahkemeler, YargÄ±Ã§lar, YargÄ± Sekreterleri ve diÄŸer gÃ¶revlilere iliÅŸkin boÅŸ kadrolarÄ± doldurmak iÃ§in halk yarÄ±ÅŸmasÄ± ve sÄ±navlarÄ± dÃ¼zenler.<br />
<br />
<b>Madde 23</b><br />
<br />
1. Katalonya YargÄ± YÃ¶netimi hizmetindeki Mahkemeler, YargÄ±Ã§lar, YargÄ± Sekreterleri ve diÄŸer gÃ¶revlilere iliÅŸkin boÅŸ kadrolarÄ± doldurmak iÃ§in halk yarÄ±ÅŸmasÄ± ve sÄ±navlar YargÄ± Genel Kurulu ve YargÄ± Organik YasalarÄ±'nda belirtildiÄŸi ÅŸekilde yapÄ±lÄ±r. Katalan yasasÄ±na iliÅŸkin Ã¶zel bilgiler tercih sebebi olur. HiÃ§bir koÅŸul altÄ±nda temel noktalarda istisna yapÄ±lamaz.<br />
<br />
2. General yasalar uyarÄ±nca Cumhuriyet SavcÄ±lÄ±ÄŸÄ±'nÄ±n dÃ¼zenlenmesi ve yÃ¼rÃ¼tÃ¼lmesi yalnÄ±zca Devletin sorumluluÄŸundadÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 24</b><br />
<br />
1. Devlet yasalarÄ± uyarÄ±nca kamu noterleri ile Tapu Sicil ve Ticari Siciller, Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met tarafÄ±ndan atanacaktÄ±r. Noterlik gibi kadro adaylarÄ± ister Katalonya sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde ister Ä°spanya'nÄ±n diÄŸer yerlerinde bu iÅŸi icra ediyor olsun eÅŸit olarak gÃ¶rÃ¼lecektir. YarÄ±ÅŸma ve sÄ±navlarda Katalan yasasÄ±na iliÅŸkin Ã¶zel bilgi kÄ±stas olacaktÄ±r. HiÃ§bir koÅŸul altÄ±nda temel noktalarda istisna yapÄ±lamaz.<br />
<br />
2. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met bu mevzuatÄ±n 18. Maddesi'nin 2. paragrafÄ±nÄ±n uygulanmasÄ±ndan doÄŸan hÃ¼kÃ¼mleri uyarlamak iÃ§in Tapu Sicil ve Ticari Sicillerin sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ± sabitleme faaliyetlerine katÄ±lÄ±r. Devlet yasasÄ±nÄ±n hÃ¼kÃ¼mleri uyarÄ±nca Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met noterin yetki sÄ±nÄ±rlarÄ± ve noterlerin sayÄ±sÄ±na iliÅŸkin sÄ±nÄ±rlarÄ± belirleme sÃ¼recine de katÄ±lÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 25</b><br />
<br />
1. YukarÄ±daki maddelerde ve bu mevzuatÄ±n diÄŸer maddelerinde deÄŸinilen tÃ¼m gÃ¼Ã§ler Katalonya sÄ±nÄ±rlarÄ±na atÄ±fta bulunuyor ÅŸekilde anlaÅŸÄ±lacaktÄ±r.<br />
<br />
2. YargÄ± yetkisinin kullanmasÄ±yla ilgili olarak Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met davaya uygun olarak yasama gÃ¼cÃ¼, dÃ¼zenlemeler yapma ve inceleme de dahil yÃ¼rÃ¼tme yetkisine sahiptir. Bu mevzuatÄ±n 11. maddesinde beyan edilen atÄ±flar veya diÄŸer hÃ¼kÃ¼mlerinin benzer Ã¶zelliÄŸi olmasÄ± durumunda uygulama devletin geliÅŸtirdiÄŸi yasamadaki kanunlar ve dÃ¼zenlemelere tabi olacaktÄ±r.<br />
<br />
3. Katalonya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼meti organizasyonunda bu mevzuatla kendisine atfedilen iÅŸlevleri yerine getirebilmek uygun hizmetleri iÃ§erir.<br />
<br />
<b>Madde 26</b><br />
<br />
1. YalnÄ±zca Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in yargÄ± yetkisine giren konularda, Katalan yasasÄ± Katalonya sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde diÄŸer yasalara tercih edilir.<br />
<br />
2. Ä°lgili konuda Katalan yasasÄ±nÄ±n olmamasÄ± durumunda, devlet yasasÄ± bÃ¼tÃ¼nleyici temelde uygulanÄ±r.<br />
<br />
3. Medeni yasanÄ±n belirlenmesinde, devlet Katalan medeni yasasÄ±nÄ±n normlarÄ±na riayet eder.<br />
<br />
<b>Madde 27</b><br />
<br />
1. YalnÄ±zca Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in yargÄ± yetkisine giren yÃ¶netim ve hizmet hÃ¼kÃ¼mleri Ã–zerk YÃ¶netim Toplumu mutabakatlarÄ±yla sonuÃ§landÄ±rÄ±labilir. Bu mutabakatlar Katalonya Parlamentosu tarafÄ±ndan onaylanmalÄ± ve 'Cort Generals'a iletilmelidir ve bu bildirimden otuz gÃ¼n sonra yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe girer, belirtilen sÃ¼re iÃ§erisinde mahkeme gÃ¶nderilen konusunun iÃ§eriÄŸi temelinde aynÄ± fikirde olmazsa, mutabakatÄ±n bir iÅŸbirliÄŸi olarak mutabakat bu maddenin ikinci paragrafÄ±ndan belirtilen sÃ¼rece tabi tutulur.<br />
<br />
2. 'Corts Generals'Ä±n Ã¶ncelikli yetkiyi aldÄ±ÄŸÄ±nda diÄŸer Ã–zerk YÃ¶netim TopluluklarÄ±yla da mutabakat iÅŸ birliÄŸi kurabilir.<br />
<br />
3. Katalonya Ã–zerk HÃ¼kÃ¼meti bu mevzuata gÃ¶re ÅŸu ana kadar belirtilen yetki alanlarÄ±nÄ± etkileyen konulara iliÅŸkin uluslararasÄ± sÃ¶zleÅŸme ve anlaÅŸmalarÄ±n uygulanmasÄ± iÃ§in gerekli tedbirleri alÄ±r.<br />
<br />
4. Katalanca diÄŸer bÃ¶lgeler ve topluluklarÄ±n mirasÄ± olduÄŸundan, akademik ve kÃ¼ltÃ¼rel kurumlarÄ±n yapabileceÄŸi baÄŸlantÄ± ve yazÄ±ÅŸmalara ek olarak, bÃ¶ylesi Ã¶zerk alanlarÄ±n olduÄŸu ve bÃ¶ylesi topluluklarÄ± bulunduÄŸu yerlerde bÃ¶ylesi sÃ¶zleÅŸme veya anlaÅŸmalar Devletle muhtemel kÃ¼ltÃ¼rel iliÅŸki kuracaÄŸÄ±ndan Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met hÃ¼kÃ¼metten sonuca varmasÄ± talebinde bulunabilir ve, gerekli durumlarda, yetki iÃ§in 'Corts Generals'a baÅŸvurabilir.<br />
<br />
5. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met sÃ¶zleÅŸme ve anlaÅŸmalarÄ±n sonucu hakkÄ±nda ve ÅŸu ana kadar kendi Ã§Ä±karÄ±nÄ± etkilendiÄŸinden gÃ¼mrÃ¼k mevzuatÄ± kanunlarÄ± hakkÄ±nda da bilgilendirilir.<br />
<br />
<b>Madde 28</b><br />
<br />
1. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met hÃ¼kÃ¼metten bu mevzuat'ta Ã¶ngÃ¶rÃ¼lmeyen gÃ¼Ã§lerinin aktarÄ±lmasÄ±nÄ± veya havale edilmesi talebinde bulunabilir.<br />
<br />
2. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met ayrÄ±ca 'Corts Generals'dan yalnÄ±zca Devletin yargÄ± yetkisine giren konularda Ã§erÃ§eve yasanÄ±n Anayasa'nÄ±n 150. maddesinin 1. paragrafÄ±na gÃ¶re bÃ¶ylesi yasalarÄ±n geliÅŸtirilmesine iliÅŸkin yasama gÃ¼cÃ¼nÃ¼n aÃ§Ä±kÃ§a Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'e verilmesini de talep edebilir.<br />
<br />
3. YukarÄ±da belirtilen talepler ve spesifik durumlarda Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in hangi kurumunun yetkilendirileceÄŸi veya gÃ¶rev alacaÄŸÄ±na iliÅŸkin yetki Katalonya Parlamentosu'na verilmiÅŸtir.
<h3>BÃ–LÃœM Ä°KÄ°</h3>
<h4>Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met</h4>
<b>Madde 29</b><br />
<br />
1. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met bir Parlamento, Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met BaÅŸkanÄ±, YÃ¼rÃ¼tme Kurulu yani HÃ¼kÃ¼met'ten oluÅŸur.<br />
<br />
2. Anayasa ve bu mevzuat uyarÄ±nca bu kurumlarÄ±n Ã§alÄ±ÅŸmasÄ±nÄ± Katalonya yasalarÄ± dÃ¼zenler.<br />
<h3>KÄ±sÄ±m I</h3>
<h4>Parlamento</h4>
<b>Madde 30</b><br />
<br />
1. Parlamento Katalonya halkÄ±nÄ± temsil eder ve yasama gÃ¼cÃ¼nÃ¼ uygular, bÃ¼tÃ§eyi onaylar, siyasi ve hÃ¼kÃ¼met fiilini teÅŸvik ve kontrol eder ve Anayasa ve bu mevzuat uyarÄ±nca Parlamento'nun onaylayacaÄŸÄ± yasa ve Anayasa ile kendisine sunulan diÄŸer gÃ¼Ã§leri, yetkileri uygular.<br />
<br />
2. Parlamento dokunulmazdÄ±r.<br />
<br />
3. Parlamento binasÄ± Barselona kentindedir fakat yasalarda belirtilen durumlar ve ifade edilen ÅŸekilde diÄŸer kentlerde de oturum gerÃ§ekleÅŸtirebilir.<br />
<br />
<b>Madde 31</b><br />
<br />
1. Parlamentonun onaylayacaÄŸÄ± seÃ§im yasasÄ±na gÃ¶re Parlamento evrensel, Ã¶zgÃ¼r, eÅŸit, doÄŸrudan ve gizli oy esasÄ±na gÃ¶re dÃ¶rt yÄ±llÄ±k dÃ¶nem iÃ§in seÃ§ilir. SeÃ§im sistemi nispi temsil olur ve Katalonya bÃ¶lgesindeki tÃ¼m alanlarÄ±n eÅŸit temsilini de olanaklÄ± kÄ±lar.<br />
<br />
2. Katalonya Parlamentosu Ã¼yeleri gÃ¶revlerini yerine getirirken verecekleri oylar ve gÃ¶rÃ¼ÅŸlerinden dolayÄ± dokunulmazdÄ±r.<br />
<br />
Parlamento Ã¼yeleri seÃ§ili bulunduklarÄ± sÃ¼re boyunca suÃ§ iÅŸlerken yakalanmadÄ±ÄŸÄ± sÃ¼rece Katalonya sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde iÅŸledikleri suÃ§lardan dolayÄ± gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nmaz ve tutuklanmaz. Parlamento Ã¼yelerinin iddianamesi, gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nmasÄ±, sorgulanmasÄ± ve yargÄ±lanmasÄ± konusundaki kararlar her tÃ¼rlÃ¼ durumda Katalonya YÃ¼ksek YargÄ± Mahkemesi'nin sorumluluÄŸundadÄ±r. Katalonya bÃ¶lgesi dÄ±ÅŸÄ±nda yaÅŸanacak cezai sorumlulukta Devlet Anayasa Mahkemesi'nin SuÃ§ Birimi Ã¶nÃ¼nde aynÄ± koÅŸullar gerekir.<br />
<br />
3. Milletvekilleri zorunlu buyruklarla sÄ±nÄ±rlandÄ±rÄ±lmaz.<br />
<br />
<b>Madde 32</b><br />
<br />
1. Parlamentoda bir BaÅŸkan, bir BaÅŸkanlÄ±k Konseyi ve Daimi Komite olur. Parlamento'nun resmi kurallarÄ± bileÅŸimini ve seÃ§imini dÃ¼zenler.<br />
<br />
2. Parlamento faaliyetlerini genel oturumlar ve komiteler ÅŸeklinde yÃ¼rÃ¼tÃ¼r. Daimi komiteler yasama sÃ¼resince birleÅŸik oturumun gÃ¶rÃ¼ÅŸ bildirme ve onaylama Ã§aÄŸrÄ±sÄ±na zarar vermeden yasalar oluÅŸturabilir ve onaylayabilir.<br />
<br />
3. Resmi kurallar Parlamento'da Grup oluÅŸturmak iÃ§in gerekli minimum milletvekili sayÄ±sÄ±nÄ±, bunlarÄ±n yasama sÃ¼recine mÃ¼dahale biÃ§imini ve komite sÃ¶zcÃ¼lerinin iÅŸlevlerini belirler, Parlamento'daki gruplar Ã¼ye sayÄ±larÄ±nÄ±n oranÄ±na gÃ¶re tÃ¼m komitelerde yer alÄ±r.<br />
<br />
4. Parlamento olaÄŸan ve olaÄŸanÃ¼stÃ¼ oturumlar ÅŸeklinde toplanÄ±r. OlaÄŸanÃ¼stÃ¼ oturum Ã§aÄŸrÄ±sÄ± Daimi Komite'nin kabul etmesi veya Milletvekillerinin dÃ¶rtte birinin talebi veya resmi kurallarla belirlenecek sayÄ±da Parlamento Grubu'nun talebi ile BaÅŸkan tarafÄ±ndan yapÄ±lÄ±r. Parlamento Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met BaÅŸkanÄ±'nÄ±n talebiyle de olaÄŸanÃ¼stÃ¼ oturumlar gerÃ§ekleÅŸtirir.<br />
<br />
5. Hem birleÅŸik oturumda hem de komitelerde alÄ±nan kararlarÄ±n geÃ§erli olmasÄ± iÃ§in, bu kararlarÄ±n meclis Ã¼yelerinin Ã§oÄŸunluÄŸunun katÄ±ldÄ±ÄŸÄ± yasal toplantÄ±larda ve yasalar ve parlamento resmi kurallarÄ± yeter sayÄ±sÄ± iÃ§in daha fazla kiÅŸiyi gerektirmediÄŸi durumlarda toplantÄ±ya katÄ±lanlarÄ±n Ã§oÄŸunluÄŸunun kabul etmesi ve onaylamasÄ± gerekmektedir.<br />
<br />
6. Yasa yapma hakkÄ± Milletvekilleri, YÃ¼rÃ¼tme Kurulu yani HÃ¼kÃ¼met'in ve Katalan yasasÄ±nca oluÅŸturulacak kurallarla Katalonya sÄ±nÄ±rlarÄ±ndaki belediye Ã¼stÃ¼ alanlarÄ± temsil eden siyasal oluÅŸumlardadÄ±r. Katalonya Parlamentosu'na yasa teklifi sunma ile ilgili popÃ¼ler inisiyatif Anayasa'nÄ±n 87.3. maddesinde sunulan organik yasa hÃ¼kÃ¼mleri uyarÄ±nca Parlamento tarafÄ±ndan yasa ile dÃ¼zenlenecektir.<br />
<br />
<b>Madde 33</b><br />
<br />
1. Katalonya Parlamentosu yasama gÃ¼Ã§ ve yetkisini yasa taslaklarÄ± hazÄ±rlayarak kullanÄ±r. Bu yetki 'Cort Generals' tarafÄ±ndan beklenmedik durumlarda Devlet HÃ¼kÃ¼meti'ne yetki aktarÄ±mÄ±yla ilgili Anayasa'nÄ±n 82, 83 ve 84. maddelerinde belirtilen koÅŸullarda YÃ¼rÃ¼tme Kurulu'na yani HÃ¼kÃ¼met'e aktarÄ±labilir.<br />
<br />
2. Katalonya yasalarÄ± Ã§Ä±karÄ±ldÄ±ktan sonraki on beÅŸ gÃ¼nlÃ¼k sÃ¼re iÃ§erisinde Resmi Gazete'de yayÄ±nlanmasÄ± emrini verecek olan Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met BaÅŸkanÄ± tarafÄ±ndan Kral adÄ±na ilan edilir. Yasalar Resmi Gazete'de yayÄ±nlandÄ±klarÄ± gÃ¼n yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe girer. Resmi Ä°spanyolca versiyonu Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met tarafÄ±ndan hazÄ±rlanÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 34</b><br />
<br />
AÅŸaÄŸÄ±daki hususlar da Katalonya Parlamentosu'nun sorumluluÄŸundadÄ±r:<br />
<br />
1. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'i, Senato'da temsil edecek senatÃ¶rleri atamak. Bu atamalar Parlamento'daki her grubun milletvekillerinin sayÄ±sal oranÄ±nda katÄ±lÄ±mla ve bu amaÃ§la yapÄ±lan Ã¶zel oturumda yapÄ±lÄ±r. Bu madde hÃ¼kÃ¼mlerine gÃ¶re atanacak senatÃ¶rler Katalonya Parlamentosu'nun Ã¼yesi olmalÄ±dÄ±r ve milletvekillikleri sona erdiÄŸinde Anayasa'nÄ±n bu konudaki koÅŸullarÄ±nÄ±n dÄ±ÅŸÄ±nda senatÃ¶rlÃ¼k gÃ¶revleri sona erer.<br />
<br />
2. Kanun tasarÄ±larÄ± Parlamento BaÅŸkanlÄ±k Konseyi'ne sunulmalÄ±dÄ±r ve bu taslaklarÄ± savunmakla sorumlu maksimum Ã¼Ã§ Parlamento Ãœyesi aday gÃ¶sterilmeli.<br />
<br />
3. Devlet HÃ¼kÃ¼meti'nden kanun tasarÄ±sÄ±nÄ± kabul etmesini talep etmek.<br />
<br />
4. Anayasaya uygun olmayan durumlarla ilgili baÅŸvuru yapmak ve Anayasa'nÄ±n 161. maddesinin c) paragrafÄ±nÄ±n 1. noktasÄ±nda atÄ±fta bulunulan anlaÅŸmazlÄ±klarda Anayasa Mahkemesi Ã¶nÃ¼ne Ã§Ä±kmak.<br />
<br />
<b>Madde 35</b><br />
<br />
Parlamento Anayasa'nÄ±n 54. maddesiyle saÄŸlanan kuruma zarar vermeden ve onunla koordinasyon iÃ§erisinde insanlarÄ±n temel haklarÄ± ve kamu Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerini savunmak ve bu baÄŸlamda Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in yÃ¶netim aktivitelerini teftiÅŸ edebilecek bir Ombudsman atayabilir. Bu organizasyonu ve Ombudsman'Ä±n rolÃ¼nÃ¼ Katalonya yasasÄ± oluÅŸturacak.<br />
<h3>KÄ±sÄ±m II</h3>
<h4>BaÅŸkan</h4>
<b>Madde 36</b><br />
<br />
1. BaÅŸkan Parlamento tarafÄ±ndan ve Ã¼yeleri arasÄ±ndan seÃ§ilir ve Kral tarafÄ±ndan atanÄ±r.<br />
<br />
2. Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met BaÅŸkanÄ± YÃ¼rÃ¼tme Kurulu yani HÃ¼kÃ¼met'in fiilini yÃ¶netir ve koordine eder ve Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in en bÃ¼yÃ¼k organÄ±nÄ± ve Katalonya'daki devletin normal organÄ±nÄ± temsil eder.<br />
<br />
3. BaÅŸkan yÃ¼rÃ¼tmeye iliÅŸkin iÅŸlevlerini geÃ§ici sÃ¼reyle Meclis Ã¼yelerinden birisine verebilir.<br />
<br />
4. BaÅŸkan siyasi olarak her durumda Parlamento'ya hesap verebilir durumda olur.<br />
<br />
5. Katalonya yasasÄ± BaÅŸkan'Ä±n seÃ§ilme biÃ§imi, kendisinin kiÅŸisel statÃ¼sÃ¼ ve yetkilerini belirler.<br />
<h3>KÄ±sÄ±m III</h3>
<h4>YÃ¼rÃ¼tme Kurulu yani HÃ¼kÃ¼met</h4>
<b>Madde 37</b><br />
<br />
1. YÃ¼rÃ¼tme ve idari iÅŸlevlerle yÃ¶netim organÄ± olarak Kurul oluÅŸumunu, atama, Ã¼yelerinin kovulmasÄ± ve yetkilerine iliÅŸkin statÃ¼ ve tarzÄ±nÄ± belirleyecek Katalonya yasasÄ± ile dÃ¼zenlenir.<br />
<br />
2. Kurul her bir Meclis Ã¼yesinin kendi bÃ¶lÃ¼mÃ¼nÃ¼n iÅŸletilmesine iliÅŸkin doÄŸrudan sorumluluÄŸuna zarar vermeden siyasi aÃ§Ä±dan Parlamentoya karÅŸÄ± bir bÃ¼tÃ¼n olarak sorumludur.<br />
<br />
3. Kurulun binasÄ± Barselona kentindedir ve yerinden yÃ¶netim yetkiyi daÄŸÄ±tma ve iÅŸlevlerin koordinasyon kriterleri temelinde kurumlarÄ±, hizmetleri ve baÄŸlÄ± bulunanlarÄ± Katalonya'nÄ±n farklÄ± yerleÅŸim yerlerinde oluÅŸturulabilir.<br />
<br />
4. HÃ¼kÃ¼met'in YÃ¼rÃ¼tme Kurulu ve Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in YÃ¶netimi'nden Ã§Ä±kan tÃ¼m yasalar, dÃ¼zenlemeler ve kanunlarÄ±n Resmi Gazete'de basÄ±lmasÄ± gerekir. KararlarÄ±n bu ÅŸekilde basÄ±lmasÄ± Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in tÃ¼m kurallarÄ±nÄ±n ve yasalarÄ±nÄ±n geÃ§erliliÄŸi ve yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe girmesi iÃ§in yeterli olur. Ä°spanya'nÄ±n Resmi Gazetesi'ndeki basÄ±mÄ±yla ilgili devlet kanununda ne belirtiliyorsa ona baÄŸlÄ± kalÄ±nÄ±r.<br />
<br />
<b>Madde 38</b><br />
<br />
Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in BaÅŸkanÄ± ve Meclis Ã¼yeleri Parlamento Ã¼yeleri seÃ§ili bulunduklarÄ± sÃ¼re boyunca suÃ§ iÅŸlerken yakalanmadÄ±ÄŸÄ± sÃ¼rece Katalonya sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde iÅŸledikleri suÃ§lardan dolayÄ± gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nmaz ve tutuklanmaz. Bu kiÅŸilerin iddianamesi, gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nmasÄ±, sorgulanmasÄ± ve yargÄ±lanmasÄ± konusundaki kararlar her tÃ¼rlÃ¼ durumda Katalonya YÃ¼ksek YargÄ± Mahkemesi'nin sorumluluÄŸundadÄ±r. Katalonya bÃ¶lgesi dÄ±ÅŸÄ±nda yaÅŸanacak cezai sorumlulukta Devlet Anayasa Mahkemesi'nin SuÃ§ Birimi Ã¶nÃ¼nde aynÄ± koÅŸullar gerekir.<br />
<br />
Kurul Anayasa'ya uygun olmayan durumlarla ilgili baÅŸvuru yapabilir. Kendi inisiyatifleri veya Parlamento'nun izni alÄ±narak Anayasa'nÄ±n 161. maddesinin c) paragrafÄ±nÄ±n 1. noktasÄ±nda atÄ±fta bulunulan anlaÅŸmazlÄ±klarda Anayasa Mahkemesi Ã¶nÃ¼ne Ã§Ä±kabilir.<br />
<h3>KÄ±sÄ±m IV</h3>
<h4>Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met Ã¼zerindeki kontrolÃ¼ uygulamak</h4>
<b>Madde 40</b><br />
<br />
1. Katalonya yasalarÄ± idari yasa baÅŸvurularÄ±ndan muaf olacak ve Anayasa'ya uygunluklarÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan sadece Anayasa Mahkemesi'nin kontrolÃ¼ne tabi olacak.<br />
<br />
2. Ä°dari yasa yetkisi ile ilgili baÅŸvurular kanunlara ve mutabakatlara ve Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in yÃ¼rÃ¼tme ve idari kurumlarÄ±nca yapÄ±lan yasalara karÅŸÄ± yapÄ±labilir.<br />
<br />
<b>Madde 41</b><br />
<br />
Ã–nceki maddenin 1. paragrafÄ±ndaki hÃ¼kÃ¼mlere zarar vermeden, Katalonya yasasÄ± Katalan Parlamentosu'nda gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼lme ve onaylama iÃ§in ele alÄ±nan HÃ¼kÃ¼met'in veya hÃ¼kÃ¼met dÄ±ÅŸÄ± yasa tekliflerinin bu mevzuata uygunluÄŸu ile ilgili, iÅŸlevi yasalarla belirlenerek, gÃ¶rÃ¼ÅŸ bildirecek bir danÄ±ÅŸma birimi oluÅŸturup, bu organÄ±n iÅŸlevini denetler.<br />
<br />
Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in YÃ¼rÃ¼tme Kurulu'nun yani HÃ¼kÃ¼meti'nin veya Katalonya Parlamentosu'nun Anayasa'ya uygun olmayan kararlarÄ±yla ilgili baÅŸvuruyu sunmanÄ±n Ã¶n koÅŸulu belirtilen organÄ±n tavsiyesi ile olur.<br />
<br />
<b>Madde 42</b><br />
<br />
Bu vesileyle Anayasa'nÄ±n 136. maddesi ve 153. maddesinin d) paragrafÄ±na zarar vermeden Katalonya Emekli SandÄ±ÄŸÄ± kurulur.<br />
<br />
Bu kurumun organizasyonunu Katalonya yasasÄ± dÃ¼zenler ve Ã–zerk HÃ¼kÃ¼met'in hesap geÃ§erliliÄŸi iÃ§in gÃ¼vencesi, kurallarÄ± ve prosedÃ¼rlerini oluÅŸturur. Bu yasa onay iÃ§in Parlamento'ya sunulmalÄ±dÄ±r.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_791.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_791.html</guid>
  <dc:subject>Katalonya AnayasasÄ±</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Dersim KatliamÄ±'nÄ± kim yaptÄ±?</title>
  <description>AKP lideri BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve CHP lideri KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu arasÄ±nda son bir haftadÄ±r yaÅŸanan "Dersim katliamÄ± emrini kim verdi" tartÄ±ÅŸmasÄ± 12 EylÃ¼l tarihinde yapÄ±lacak Anayasa referandumu iÃ§in mitinglerde tartÄ±ÅŸÄ±lÄ±yor. Katliam kararÄ±nÄ± iktidardaki CHP'nin verdiÄŸi AKP tarafÄ±ndan dillendirilirken, CHP'liler de BaÅŸbakan ErdoÄŸan'Ä±n dedesinin eskiden CHP'li olduÄŸunu ve katliamda yer alabileceÄŸini ileri sÃ¼rdÃ¼ler.

GENELKURM...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
AKP lideri BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve CHP lideri KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu arasÄ±nda son bir haftadÄ±r yaÅŸanan "Dersim katliamÄ± emrini kim verdi" tartÄ±ÅŸmasÄ± 12 EylÃ¼l tarihinde yapÄ±lacak Anayasa referandumu iÃ§in mitinglerde tartÄ±ÅŸÄ±lÄ±yor. Katliam kararÄ±nÄ± iktidardaki CHP'nin verdiÄŸi AKP tarafÄ±ndan dillendirilirken, CHP'liler de BaÅŸbakan ErdoÄŸan'Ä±n dedesinin eskiden CHP'li olduÄŸunu ve katliamda yer alabileceÄŸini ileri sÃ¼rdÃ¼ler.<br />
<br />
<b>GENELKURMAY BELGELERÄ°NDEKÄ° KATLÄ°AM</b><br />
<br />
Genelkurmay belgelerinde ise Dersim katliamÄ±nÄ±n ayrÄ±ntÄ±larÄ±nda katliama nasÄ±l karar verildiÄŸi, kimlerin yer aldÄ±ÄŸÄ± ve AtatÃ¼rk'Ã¼n 'manevi kÄ±zÄ±' Sabiha GÃ¶kÃ§en'in nasÄ±l uÃ§aÄŸÄ±yla "Åžakileri bombaladÄ±ÄŸÄ±" ayrÄ±ntÄ±larÄ±yla anlatÄ±lÄ±yor.<br />
<br />
Dersim katliamÄ±nÄ±n 20-21 Mart 1937 gecesi HarÃ§ik deresi Ã¼zerinde bulunan tahta kÃ¶prÃ¼nÃ¼n yakÄ±lmasÄ± sonrasÄ±nda isyanlarÄ±n baÅŸladÄ±ÄŸÄ± resmi kayÄ±tlarda yer almasÄ±na raÄŸmen, Dersim'e "yapÄ±lacaklar" 1926 yÄ±lÄ±ndan itibaren Cumhuriyet HÃ¼kÃ¼meti'nin ana planlarÄ± arasÄ±ndaydÄ±.<br />
<br />
Devletin resmi kayÄ±tlarÄ±nda, 2 Åžubat 1926 tarihinde Dersim'e mÃ¼fettiÅŸlerce yapÄ±lan gezinin ardÄ±ndan Ä°Ã§iÅŸleri BakanlÄ±ÄŸÄ±'na Ã§eÅŸitli raporlar sunulur. MÃ¼fettiÅŸlerden DiyarbakÄ±r Valisi Cemil PaÅŸa tarafÄ±ndan hazÄ±rlanan raporda, Dersim halkÄ±nÄ±n kazanÄ±lmasÄ± gerektiÄŸi, buralara Ä±slahata giriÅŸilmesi, okul, yol, hastane yapÄ±lmasÄ± gerektiÄŸi, tarÄ±m ve yerel endÃ¼strinin geliÅŸtirilmesi iÃ§in Ã¶nlemler alÄ±nmasÄ±nÄ±n ÅŸart olduÄŸu belirtilmesine raÄŸmen, MÃ¼lkiye MÃ¼fettiÅŸi Hamdi Bey tarafÄ±ndan hazÄ±rlanan raporda iÅŸe ÅŸunlara yer veriliyordu:<br />
<br />
"YaptÄ±ÄŸÄ±m temaslarÄ±n bende hasÄ±l ettiÄŸi izlenime gÃ¶re, Dersim gittikÃ§e KÃ¼rtleÅŸiyor, Ã¼lkÃ¼leÅŸiyor ve dolayÄ±sÄ±yla tehlike bÃ¼yÃ¼yor. HÃ¼kÃ¼meti senelerden beri meÅŸgul etmekte bulunan Dersim meselesi eski idarenin seyyiat mirasÄ±ndan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Yeni hÃ¼kÃ¼metin bazen adil davranÄ±ÅŸ, bazen zayÄ±f ve bazen de sebepsiz ve neticesiz ÅŸiddet gÃ¶sterme gibi dengesiz ve faydasÄ±z politikasÄ± Dersim'i daimi bir hercÃ¼merÃ§ yuvasÄ± haline getirmiÅŸtir. Sivil ve asker bÃ¼yÃ¼klerin Ä±slahat ve tedibat gibi zÄ±d fikir ve dÃ¼ÅŸÃ¼nceleri, mÃ¼tereddit ve tehdit etmek istidarÄ±nda olmayan eski idare merkezlerini devamlÄ± suretle iÅŸgal etmiÅŸtir.<br />
<br />
Dersim, Cumhuriyet HÃ¼kÃ¼meti iÃ§in bir Ã§Ä±banbaÅŸÄ±dÄ±r. Bu Ã§Ä±ban Ã¼zerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri Ã¶nlemek, memleket selameti bakÄ±mÄ±ndan mutlaka lazÄ±mdÄ±r.<br />
<br />
Okul aÃ§mak, yol yapmak, refah sebeplerini saÄŸlayacak fabrikalar kurmak, kendilerini meÅŸgul etmeye yarayan Ã§eÅŸitli sanayi iÅŸleri saÄŸlamak, Ã¶zet olarak yurt sahibi yapmak veya uygarlaÅŸtÄ±rmak suretiyle Ä±shalata alÄ±nmak hayalden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Teenni ve idare-i maslahat politikasÄ± bir sÃ¼re daha devam ederse gelecekte daha bÃ¼yÃ¼k karÄ±ÅŸÄ±klÄ±k ve kaynaÅŸmalar beklemek lazÄ±mdÄ±r. GeÃ§en yÄ±l kararlaÅŸtÄ±rÄ±lan Ä±slahat, bazÄ± siyasi sebeplerle elveriÅŸli ve uygun bir zemine ertelenmiÅŸti. Bu siyasi dÃ¼ÅŸÃ¼nceleri esasÄ± Musul meselesi idi ki, o da kesin bir sonuca baÄŸlanmamÄ±ÅŸ olduÄŸuna gÃ¶re, daha fazla geciktirilmeye tahammÃ¼lÃ¼ kalmayan Dersim meselesinin bir an Ã¶nce halli uygun bir ileri gÃ¶rÃ¼ÅŸlÃ¼lÃ¼k olur..."<br />
<br />
HazÄ±rlanan bu rapor, "yeri ve zamanÄ± geldiÄŸinde" deÄŸerlendirilmek Ã¼zere bekletilir.<br />
<br />
1929 TendÃ¼rek harekatÄ± ile 1930'larda Savur, Zilan, 3. AÄŸrÄ± HarekatÄ±, PÃ¼lÃ¼mÃ¼r harekatÄ±, Menemen OlayÄ± gibi isyanlar ile meÅŸgul olan CHP hÃ¼kÃ¼meti, bu isyanlarÄ± bastÄ±rmasÄ±ndan sonra Dersim'e yapÄ±lacak sefer iÃ§in gerekli yasalarÄ± hazÄ±rlar. Takrir-i SÃ¼kun, Tebdil ve Tenkil yasalarÄ± dÄ±ÅŸÄ±nda "Tunceli Kanunu" olarak bilinen yasa devreye girer.<br />
<br />
<b>"TUNCELÄ° KANUNU"</b><br />
<br />
Mevcut yasalarla Dersim'de bir harekat yapÄ±lamayacaÄŸÄ±nÄ± anlayan hÃ¼kÃ¼met, adÄ±na "Tunceli Kanunu" verdiÄŸi bir yasa Ã§Ä±kartÄ±r. Bu yasa ile vali ve komutanlara bakan yetkisi verilir. Vali ve komutanlarÄ±n dilediÄŸi hakimi, savcÄ±yÄ±, kaymakamÄ±, belediye baÅŸkanÄ±nÄ± gÃ¶revden alma, yerine atama yapma, kÃ¶y boÅŸaltma, sÃ¼rgÃ¼n etme, idam kararÄ±nÄ± onama, affetme yetkisi verilir.<br />
<br />
"Ä°dari", "Adli" ve "Ã‡eÅŸitli Yetkiler" baÅŸlÄ±ÄŸÄ± altÄ±nda hazÄ±rlanan yasa metni ÅŸÃ¶yle:<br />
<br />
"25 AralÄ±k 1935'te Ã§Ä±kartÄ±lan 2884 sayÄ±lÄ± Tunceli Ä°linin Ä°daresi HakkÄ±ndaki Kanuna gÃ¶re; Tunceli iline Korgeneral rÃ¼tbesinde bir zat vali ve komutan seÃ§ilir ve kendisi aynÄ± zamanda teÅŸkil edilen 4. Genel MÃ¼fettiÅŸliÄŸin de Genel MÃ¼fettiÅŸidir.<br />
<br />
<b>Ä°dari Yetkiler:</b><br />
<br />
Vali ve komutan, bakanlarÄ±n haiz olduklarÄ± bÃ¼tÃ¼n yetkilere haizdir. Vali ve komutan, lÃ¼zum gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ takdirde ili teÅŸkil eden ilÃ§e ve bucaklarÄ±n hudut ve merkezlerini deÄŸiÅŸtirir.<br />
<br />
Vali ve komutanÄ±n inhasÄ± Ã¼zerine, ilin ilÃ§e kaymakamlÄ±klarÄ± ve bucak mÃ¼dÃ¼rlÃ¼klerine muvazzaf subay atanabilir.<br />
<br />
Vali ve komutan, adliye memur ve katipleri hakkÄ±nda Hakimler Kanunu'nun hÃ¼kÃ¼mlerine gÃ¶re bunlarÄ±n amirleri tarafÄ±ndan verilebilecek cezalarÄ± dahi uygulamaya yetkilidir.<br />
<br />
<b>Adli HÃ¼kÃ¼mler:</b><br />
<br />
Cumhuriyet savcÄ±larÄ± hazÄ±rlÄ±k tahkikatÄ±nda hakimlerin haiz olduklarÄ± yetkileri kullanÄ±rlar.<br />
<br />
Cumhuriyet savcÄ±larÄ± ilk tahkikata lÃ¼zum gÃ¶rmedikleri iÅŸleri iddianame ile doÄŸruca mahkemeye verebilirler. Ä°lk tahkikat icrasÄ± kanunen mecburi olan suÃ§larda dahi savcÄ±lar bu yetkili kullanabilirler.<br />
<br />
Dava aÃ§Ä±lmasÄ± izne baÄŸlÄ± olan iÅŸlerde izin verme yetkisi vali ve komutanÄ±ndÄ±r. Hakimin reddine dair dileÄŸin kabul edilmemesine dair kararlar kesindir. HazÄ±rlÄ±k tahkikatÄ±nda yapÄ±lan tahkik iÅŸleri, ilk tahkikatta tekrarlanmaz. Ä°lk tahkikatÄ±n aÃ§Ä±lmasÄ± kararÄ±na itiraz edilemez.<br />
<br />
Cumhuriyet savcÄ±sÄ±nÄ±n iddianamesi sanÄ±ÄŸa tebliÄŸ edilmez. Ä°lk tahkikat sÄ±rasÄ±nda verilen tutuklama kararlarÄ±na sanÄ±k tarafÄ±ndan itiraz edilemez DuruÅŸmada Cumhuriyet SavcÄ±sÄ±'nÄ±n muvafakatÄ± ile ÅŸahitlerin hazÄ±rlÄ±k veya ilk tahkikatta tespit edilen ifadelerinin okunmasÄ± ile yetinilebilir. Vilayet iÃ§indeki ceza mahkemelerinden verilen hÃ¼kÃ¼mler temyize tabi olmayÄ±p kesindir.<br />
<br />
<b>Ã‡eÅŸitli Yetkiler:</b><br />
<br />
Vali ve komutan, emniyet ve asayiÅŸ bakÄ±mÄ±ndan lÃ¼zum gÃ¶rÃ¼rse il halkÄ±ndan olan fertleri ve aileleri il iÃ§inde bir yerden diÄŸer bir yere nakletmeye ve bu gibilerin il iÃ§inde oturmalarÄ±nÄ± men etmeye yetkilidir.<br />
<br />
Vali ve komutan, herhangi bir ÅŸahÄ±s hakkÄ±nda takibatÄ±n ertelenmesine ve cezalarÄ±n teciline yetkilidir. Bu erteleme ve tecil zaman aÅŸÄ±mÄ± iÅŸlemine mani olmaz.<br />
<br />
Ä°dam hÃ¼kÃ¼mlerinin vali ve komutan tarafÄ±ndan teciline lÃ¼zum gÃ¶rÃ¼lmediÄŸi takdirde infazÄ± emrolunur. Bu kanunun hÃ¼kÃ¼mleri muhabiline ÅŸamildir. Bu kanun neÅŸri tarihinden 1 Ocak 1940 tarihine kadar geÃ§erli olacaktÄ±r."<br />
<br />
<b>KATLÄ°AM KARARI</b><br />
<br />
Ve katliam kararÄ± alÄ±nÄ±r. 31 AralÄ±k 1935 tarihinde yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe giren ve 1 Ocak 1940'a kadar geÃ§erli olacaÄŸÄ± ilan edilen kanun, Ã§ok partili rejime geÃ§ilen 1946 yÄ±lÄ± sonuna kadar yÃ¼rÃ¼rlÃ¼kte kalÄ±r.<br />
<br />
<b>YASANIN ARDINDAN, KATLÄ°AM EMRÄ° BAKANLAR KURULUNCA VERÄ°LÄ°R</b><br />
<br />
Ã‡Ä±karÄ±lan "Tunceli Kanunu"nun ardÄ±ndan, askeri yÄ±ÄŸÄ±nak yapÄ±lÄ±r ve Dersim'e yapÄ±lacaklar iÃ§in Bakanlar Kurulu kararÄ± alÄ±nÄ±r. 4 MayÄ±s 1937 yÄ±lÄ±nda alÄ±nan kararlarda ÅŸunlar vardÄ±r:<br />
<br />
"Son gÃ¼nlerde Tunceli'de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4-5-1937 tarihinde AtatÃ¼rk'Ã¼n ve MareÅŸal'in huzurlarÄ± ile tetkik ve mÃ¼talaa edilerek aÅŸaÄŸÄ±daki sonuca varÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
1- Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, KeÃ§ikezen (AÅŸaÄŸÄ± Bor), Sin, KaraoÄŸlun hattÄ±na kadar ÅŸedit ve mÃ¼essir bir taarruz hareketi ile varÄ±lacaktÄ±r.<br />
<br />
2- Bu defa isyan etmiÅŸ olan mÄ±ntÄ±kadaki halk toplanÄ±p baÅŸka yere nakil olunacaktÄ±r. Ve bu toplanma ameliyesi de kÃ¶ylere baskÄ±n edilerek hem silah toplanacak, hem de bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Åžimdilik (2000) kiÅŸinin nakli tertibatÄ± hÃ¼kÃ¼metÃ§e ele alÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
<b>MÃ¼lahaza:</b><br />
<br />
Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikÃ§e isyan ocaklarÄ± daimi olarak yerinde bÄ±rakÄ±lmÄ±ÅŸ olur. Bunun iÃ§indir ki, silah kullanmÄ±ÅŸ olanlarÄ± ve kullananlarÄ± yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hali getirmek, kÃ¶yleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaÅŸtÄ±rmak lÃ¼zumlu gÃ¶rÃ¼lmÃ¼ÅŸtÃ¼r.<br />
<br />
Not: Malatya'dan ve Ankara'dan gÃ¶nderilen kuvvetlerin cepheye varsÄ±l olmalarÄ± ve cephedeki kuvvetlerin ufak tefek talimleri ve istirahatlarÄ± ve bundan baÅŸka DiyarbakÄ±r'dan gelecek taburun tevzihi, butÃ¼n bunlar dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼lerek bir hafta sonra yani 12 MayÄ±s'ta ileri harekete baÅŸlanabileceÄŸi anlaÅŸÄ±lmaktadÄ±r.<br />
<br />
Not: Paraya acÄ±maksÄ±zÄ±n iÃ§lerinden Ã§ok adam kazanÄ±p kullanmaya Ã§alÄ±ÅŸmak lazÄ±mdÄ±r.<br />
<br />
<b>SALDIRI Ã–NCESÄ°NDE BÃ–LGEYE KARAKOLLAR YAPILIR</b> <br />
<br />
Genelkurmay belgelerine gÃ¶re, Ã§Ä±karÄ±lan yasalar ve Bakanlar Kurulu'nun kararÄ± ardÄ±ndan, Dersim, ElazÄ±ÄŸ, DiyarbakÄ±r, Malatya, Erzincan, BingÃ¶l ve Erzurum'daki birliklere ve valilere bu kararlar tebliÄŸ edilir. Dersim'e Ã§evre illerden askeri birlikler sevk edilir, yeni karakollar yapÄ±lÄ±r, jandarma taburlarÄ± takviye edilir. 20-21 Mart 1937 gecesi HarÃ§ik deresi Ã¼zerinde bulunan tahta kÃ¶prÃ¼nÃ¼n yakÄ±lmasÄ± sonrasÄ±nda bÃ¶lgeye PÃ¼lÃ¼mÃ¼r ve Mazgirt'ten, Hozat Seyyar Jandarma AlayÄ±'ndan askeri birlikler sevk edilmeye baÅŸlanÄ±r.<br />
<br />
Genelkurmay raporlarÄ±nda, askeri personel, cephane, araÃ§larÄ±n yanÄ±sÄ±ra iÃ§lerinde AtatÃ¼rk'Ã¼n manevi kÄ±zÄ± Sabiha GÃ¶kÃ§en'in de bulunduÄŸu 2. Tayyare AlayÄ±'ndan 7 uÃ§aklÄ± bir filonun da Dersim harekatÄ±na katÄ±lmak iÃ§in, yer kademesi ile birlikte hazÄ±rlanarak ElazÄ±ÄŸ'a gÃ¶nderilmesi emredilir.<br />
<br />
Korgeneral Abdullah AlpdoÄŸan'Ä±n baÅŸÄ±nda bulunduÄŸu Genel MÃ¼fettiÅŸliÄŸin hazÄ±rladÄ±ÄŸÄ± rapor doÄŸrultusunda asker, silah ve cephane eksiklikleri tespit edilir. Ã‡evre illerin yanÄ±sÄ±ra, Ã‡anakkale ve Ankara'dan da trenle askerler Dersim harekatÄ±na katÄ±lmak iÃ§in ElazÄ±ÄŸ'a getirilir.<br />
<br />
<b>VE KATLÄ°AM BAÅžLAR</b><br />
<br />
Dersim harekatÄ±, yer yer Hozat, Nazimiye, Munzur bÃ¶lgelerinde kÃ¼Ã§Ã¼k Ã§aplÄ± saldÄ±rÄ±lar halinde baÅŸlarken, kÃ¶ylerin bombalanmasÄ± emri Ã¶nceden verilir.<br />
<br />
Genelkurmay belgelerinde Dersim'de uÃ§aklarÄ±n kullanÄ±ldÄ±ÄŸÄ± ÅŸÃ¶yle anlatÄ±lÄ±r: "3 MayÄ±s 1937 gÃ¼nÃ¼ alÄ±nan bir istihbarat Ã¼zerine, DemenanlÄ± aÅŸiret reisleri nezninde toplantÄ± halinde bulunan diÄŸer aÅŸiret reislerinin havadan bombardÄ±man edilmek suretiyle toplantÄ±yÄ± daÄŸÄ±tmak ve aÅŸiretler Ã¼zerinde moral kÄ±rÄ±cÄ± bir etki saÄŸlamak lÃ¼zumu Ã¼zerine, Tayyare Alay KomutanÄ± komutasÄ±nda 15 uÃ§aklÄ± bir filo, KÄ±rklar daÄŸÄ±-DaÄŸboÄŸaz, Dere yolu-Zel daÄŸÄ±-KÄ±rmÄ±zÄ± ve Kosur daÄŸlarÄ± kuzeyindeki KeÃ§ikezen kÃ¶yÃ¼nÃ¼ havadan bombaladÄ±. Bu hava taarruzunda Ã¶zellikle Sabiha GÃ¶kÃ§en hanÄ±mÄ±n attÄ±ÄŸÄ± 50 kiloluk bir bomba, KeÃ§ikezen kÃ¶yÃ¼nden kuzeye doÄŸru kaÃ§an asi grubuna oldukÃ§a aÄŸÄ±r zayiat verdirdiÄŸi yapÄ±lan gÃ¶zetlemeden anlaÅŸÄ±lÄ±yordu."<br />
<br />
<b>"CUMHURÄ°YETÄ°N KAHREDÄ°CÄ° ORDULARI TARAFINDAN MAHVEDÄ°LECEKSÄ°NÄ°Z"</b><br />
<br />
HenÃ¼z asÄ±l karadan harekat baÅŸlamadan Ã¶nce kÃ¶yleri bombalamaya baÅŸlayan uÃ§aklar, aynÄ± zamanda psikolojik savaÅŸ iÃ§in de kullanÄ±lÄ±yordu. HazÄ±rlÄ±klar sÃ¼rerken, Genelkurmay BaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ±'nÄ±n emri ile 4. Genel MÃ¼fettiÅŸlik'ten 4 MayÄ±s 1937 tarihinde TÃ¼rkÃ§e, OsmanlÄ±ca ve "mahalli lisana gÃ¶re" bildiriler hazÄ±rlanÄ±r.<br />
<br />
UÃ§aklarla ilÃ§elere, kÃ¶ylere, daÄŸlara atÄ±lan bildirilerde ÅŸunlar vardÄ±r: "Cumhuriyet HÃ¼kÃ¼meti sizi ÅŸefkat ve merhamet kucaÄŸÄ±na almak, sizi mesut etmek istiyor. Ä°Ã§inizde bunu anlamayanlar Ã§oktur ki, ona hÃ¼rmetsizlik ediyor veyahut iÃ§inizde bazÄ±larÄ± ÅŸahsi menfaatlar iÃ§in sizi kurban vermek istiyor. Cumhuriyet HÃ¼kÃ¼meti bu gereÄŸi bildiÄŸi iÃ§indir ki, sizlere son ihtarÄ±nÄ± yapÄ±yor.<br />
<br />
Onun size son ÅŸartlarÄ± ÅŸudur:<br />
<br />
Sizi ayaklandÄ±rmaya Ã§lÄ±ÅŸan zavallÄ±larÄ± Cumhuriyet HÃ¼kÃ¼metine teslim ediniz veyahut onlar kendileri teslim olmalÄ±lar. Bu takdirde cÃ¼mleniz masum malacaksÄ±nÄ±z. Teslim edilenler veya kendiliÄŸinden teslim olanlar dahi Cumhuriyetin adil muamelesinden baÅŸka hiÃ§bir ÅŸey gÃ¶rmeyeceklerdir. Bu suretle siz kÄ±ymetli vatandaÅŸlarÄ±mÄ±zdan hiÃ§birinin burnu kanamayacaktÄ±r. Aksi takdirde yani dediklerimizi yapmazsanÄ±z her tarafÄ±nÄ± sarmÄ±ÅŸ bulunuyoruz. Cumhuriyetin kahredici ordularÄ± tarafÄ±ndan mahvedileceksiniz. Cumhuriyet HÃ¼kÃ¼metinin bu son ÅŸefkat ve merhametini bildiren bu bildirisini 24 saat Ã§oluk ve Ã§ocuÄŸunuzla beraber okuyun, dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n ve Ã§abuk cevap verin. Yoksa hiÃ§ istemediÄŸimiz halde sizi mahfedecek olan kuvvetler harekete geÃ§eceklerdir. Devlete itaat gerekir..."<br />
<br />
<b>HAREKAT 12 MAYIS'TA BAÅžLIYOR</b><br />
<br />
Genelkurmay BaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± 5 MayÄ±s tarihli emrinde, 63. Alay 2. Taburunun acemi erlerini DiyarbakÄ±r'da bÄ±rakarak kalanÄ±nÄ±n trenle ElazÄ±ÄŸ'a sevki ve Pertek kÃ¶prÃ¼sÃ¼nÃ¼n bu kuvvetle korunmasÄ± belirtilmekte ve aynÄ± gÃ¼n gÃ¶nderilen emirde de, Tunceli bÃ¶lgesinde bulunan seyyar ve sabit jandarma kÄ±talarÄ±, MahafÄ±z AlayÄ±, ElazÄ±ÄŸ ve Malatya'daki piyade alaylarÄ± ile topÃ§u taburlarÄ±; ElazÄ±ÄŸ cephane depolarÄ± ile Pertek kÃ¶prÃ¼sÃ¼nÃ¼ muhafaza etmek Ã¼zere DiyarbakÄ±r'dan gÃ¶nderilecek bir piyade tuburu ile takviye edilmiÅŸ olacaÄŸÄ±ndan, harekata bu kuvvetlerin de katÄ±lacaÄŸÄ± belirtilir.<br />
<br />
GÃ¶nderilen emirde, Malatya'dan ve Ankara'dan gÃ¶nderilen kuvvetler cepheye vardÄ±ktan ve cephedeki kuvvetlerin ufak tefek tertip noksanlÄ±klarÄ± giderildikten ve Diyarbakr'dan gelecek tabur da taÅŸÄ±nÄ±p gereken tertibat alÄ±ndÄ±ktan sonra, 12 MayÄ±s'ta asÄ±l kara harekatÄ±nÄ±n baÅŸlayacaÄŸÄ± kaydedilir.<br />
<br />
Genelkurmay belgelerinde 6 MayÄ±s itibariyle 4. Genel MÃ¼fettiÅŸliÄŸin emrine giren birliklerin durumu ise ÅŸÃ¶yleydi: 310 subay, 8 bin 313 muharip ve gayri muharip er, bin 422 hayvan, 16 at arabasÄ±, 63 kamyon, 14 zÄ±rhlÄ± keÅŸif aracÄ±, 6 bin 705 piyade tÃ¼feÄŸi.<br />
<br />
9 MayÄ±s tarihinde beraberinde 2. BaÅŸkan ve Jandarma Genel KomutanÄ± olduÄŸu halde Genelkurmay BaÅŸkanÄ± MareÅŸal Fevzi Ã‡akmak ElazÄ±ÄŸa'a gelerek Pertek'e geÃ§er. 4. Genel MÃ¼fettiÅŸlik KarargahÄ±'nda yapÄ±lacak harekatÄ±n esaslarÄ± kararlaÅŸtÄ±rÄ±ldÄ±ktan sonra, Genel MÃ¼fettiÅŸlik kÄ±talara 1 numararalÄ± harekat emrini yayÄ±nlar.<br />
<br />
12 MayÄ±s tarihinde uÃ§aklarÄ±n da destek verdiÄŸi kara harekatÄ±nÄ±n ardÄ±ndan, aÄŸÄ±rlÄ±klÄ± olarak Pertek, Munzur, Hozat, Mazgirt, Nazimiye, OvacÄ±k, Ã‡emiÅŸgezek, Mameki, Havikpah, KÃ¼lÃ¼nk, Zeranik, Xurtmuri, Kansark, LeÅŸkan, Balikan, BilgeÃ§, Vasil, XimkÃ¶s, KÄ±rmÄ±zÄ±daÄŸ, Cindo, Sin, Sansark, Åžogayik, BeyazdaÄŸ, TÃ¼rÃ¼ÅŸmek, Kandilbaba, XaÃ§ik, Pokir, Kirenko, Kanisor, LaÃ§, bÃ¶lgelerinde katliamlara giriÅŸilir.<br />
<br />
Karadan ulaÅŸÄ±labilen kÃ¶yler yakÄ±lÄ±rken, DiyarbakÄ±r'dan ElazÄ±ÄŸ'a getirilen uÃ§aklarla kÃ¶yler bombalanÄ±r. Ele geÃ§irilen kÃ¶yler askerlerce bir daha yerleÅŸime aÃ§Ä±lmasÄ±n diye yakÄ±lÄ±r. Hayvanlara el konulur. Kurtulmak iÃ§in yÃ¼ksek tepe ve daÄŸlarda maÄŸaralara saklanan ve aralarÄ±nda kadÄ±n-Ã§ocuklarÄ±n bulunduÄŸu yÃ¼zlerce kiÅŸi, maÄŸaralarda ateÅŸe verilir, yada girilemeyen maÄŸaralarÄ±n Ã¶nÃ¼ betonla kapatÄ±lÄ±r. Yakalanan ve aralarÄ±nda kadÄ±n ve Ã§ocuklarÄ±n olduÄŸu binlerce kiÅŸi Ã¶nce Dersim merkezde toplanÄ±r. Daha sonra sÃ¼rgÃ¼ne gÃ¶nderilir.<br />
<br />
<b>BAÅžBAKAN Ä°NÃ–NÃœ HAREKÃ‚TI YERÄ°NDE Ä°ZLER</b><br />
<br />
18 Haziran tarihinde Ã¶zel trenle ElazÄ±ÄŸ'a gelen BaÅŸbakan Ä°smet Ä°nÃ¶nÃ¼, birkaÃ§ gÃ¼n bÃ¶lgede incelemeler yaptÄ±ktan sonra, 21 Haziran gÃ¼nÃ¼ beraberinde SaÄŸlÄ±k BakanÄ± Refik Saydam, 3. Ordu MÃ¼fettiÅŸi Orgeneral KazÄ±m Orbay, 4. Genel MÃ¼fettiÅŸ Korgeneral Abdullah AlpdoÄŸan ve 7. Kolordu KomutanÄ± Korgeneral Galip Deniz olduÄŸu halde Ã¶zel bir toplantÄ± yaparak yapÄ±lmakta olan harekat hakkÄ±nda gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼r.<br />
<br />
Genelkurmay belgelerine gÃ¶re, BaÅŸbakan Ä°smet Ä°nÃ¶nÃ¼'nÃ¼n ziyaretinin ardÄ±ndan, 22 Haziran tarihinde verilen yeni emirlere gÃ¶re, kÄ±talar yeni yerlerine konuÅŸlandÄ±rÄ±lÄ±r. Genelkurmay belgelerinde, 24 Haziran 1937 sabahÄ±ndan itibaren tÃ¼m birliklerin bÃ¶lgelerinde arama ve tarama faaliyetlerine baÅŸladÄ±ÄŸÄ± belirtilerek ÅŸunlara yer veriliyor:<br />
<br />
"Devam eden tarama faaliyetinde birÃ§ok asi kÃ¶yleri yakÄ±lÄ±yor, sÄ±kÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lan eÅŸkiya gruplarÄ± ile yapÄ±lan mÃ¼sademelerde oldukÃ§a aÄŸÄ±r zayiat verdiriliyor ve Ã§ok sayÄ±da bÃ¼yÃ¼kbaÅŸ hayvan, koyun ve keÃ§ileri toplanarak mahalli kaymakamlÄ±klara teslim ediliyordu. Bir yandan birliklerden Ã§Ä±karÄ±lan mÃ¼frezelerle bÃ¶lgenin asilerden temizlenmesi iÅŸi ile uÄŸraÅŸÄ±lÄ±rken, diÄŸer yandan hÃ¼kÃ¼mete muhalif aÅŸiretlerin olumsuz propagandalarÄ±nÄ± Ã§Ã¼rÃ¼tmek ve bÃ¶lge halkÄ±nÄ± lehte tutmak iÃ§in kontr propaganda faaliyetine Ã¶nem veriliyordu.<br />
<br />
GÃ¼nlerce devam eden bu faaliyetler sÄ±rasÄ±nda kadÄ±nlÄ± erkekli birÃ§ok aÅŸiret mensuplarÄ±, bÃ¶lgelerindeki birliklere dehalet etmekte ve her gÃ¼n biraz daha artan sayÄ±da silahlarÄ±nÄ± teslim etmekte idiler. 16-17 AÄŸustos gecesi harekete geÃ§en birliklerle gÃ¼n aÄŸarÄ±rken Titenik-Tokmakbaba Tepesi-SarÄ±oÄŸlan Ã¼Ã§geni aranmaya baÅŸlandÄ± ve Birdo ile SarÄ±oÄŸlan arasÄ±nda saklanan Seyit RÄ±za ve avenesi sarÄ±larak mÃ¼sademeye baÅŸlandÄ± ve ÅŸakilerden 30 kadarÄ± Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼... Tarama harekatÄ± 18 AÄŸustosa kadar devam edildi ve Seyit RÄ±za ile avenesinin doÄŸu veya kuzeye kaÃ§masÄ±na mani olmak iÃ§in, 4. Genel MÃ¼fettiÅŸlikÃ§e yeni tedbirler alÄ±ndÄ±...<br />
<br />
Takip mÃ¼frezelerinin 26 AÄŸustos'ta yaptÄ±klarÄ± baskÄ±nda Åžahin ile amcasÄ± AliÅŸan saklandÄ±klarÄ± yerlerde ayrÄ± ayrÄ± imha edildiler. Tabiidir ki, bundan sonraki hedef Seyit RÄ±za ve avenesinin yakalanmasÄ± idi... Seyit RÄ±za'nÄ±n 10 EylÃ¼l gÃ¼nÃ¼ saat 22:00'de silahsÄ±z olarak iki arkadaÅŸÄ± ile birlikte Erzincan jandarmasÄ±na teslim olduÄŸu, 5. Jandarma BÃ¶lÃ¼k KomutanlÄ±ÄŸÄ±'ndan, Genel MÃ¼fettiÅŸliÄŸe bildirildi ve bunun Ã¼zerine bu maksatla tertiplenen harekattan vazgeÃ§ildi ve ÅŸimdiye kadar olduÄŸu Ã¼zere tarama harekatÄ±na devam edildi..."<br />
<br />
12 EylÃ¼l tarihinde. 3. Ordu MÃ¼fettiÅŸi KazÄ±m Orbay, 4. Genel MÃ¼fettiÅŸ Korgeneral Abdullah AlpdoÄŸn'a geÃ§tiÄŸi telgrafta ÅŸunlarÄ± yazÄ±yordu. "Seyit RÄ±za'nÄ±n beklenen akÄ±beti sabÄ±k Dersim'in en ileri ve fakat son serdergesinin de cumhuriyet kuvvet ve adaletinden baÅŸka gÃ¼venilecek bir sÄ±ÄŸÄ±nak kalmadÄ±ÄŸÄ±na inandÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶stermektedir. YÃ¼ce baÅŸarÄ±larÄ±nÄ± yÃ¼rekten sevgi ve saygÄ± ile kutlarÄ±m..."<br />
<br />
Yakalanan Seyit RÄ±za ve arkadaÅŸlarÄ± 14 EylÃ¼l'de bir subay ve 30 kiÅŸilik bir mÃ¼freze nezaretinde ElazÄ±ÄŸ'a gÃ¶nderilir. Genelkurmay BaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± 19 Ekim tarihinde harekatÄ±n sonucunu yeterli gÃ¶rerek, kÄ±ÅŸ mevsiminin de baÅŸlangÄ±cÄ±nÄ± dikkate alarak 22 Ekim 1937'den itibaren askerlerin garnizonlarÄ±na dÃ¶nmelerini emreder. Tedip harekatÄ± sona ermiÅŸtir.<br />
<br />
SÄ±ra, tenkil harekatÄ±na, kaÃ§aklarÄ±n aranmasÄ±na, kÃ¶ylerin boÅŸaltÄ±lmasÄ±na ve sÃ¼rgÃ¼ne gelmiÅŸtir.<br />
<br />
<b>SEYÄ°T RIZA Ä°DAM EDÄ°LÄ°R</b><br />
<br />
Dersim'e yapÄ±lan ilk harekat Genelkurmay belgelerine gÃ¶re Åžeyit RÄ±za ve arkadaÅŸlarÄ±nÄ±n idamÄ± ile sona ermiÅŸti. Erzincan'dan ElazÄ±ÄŸ'a getirilen Seyit RÄ±za, yapÄ±lan duruÅŸmalarÄ±n ardÄ±ndan idam kararÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±lÄ±r.<br />
<br />
18 KasÄ±m 1937 akÅŸamÄ±, aralarÄ±nda oÄŸlu ve kardeÅŸinin de bulunduÄŸu 11 kiÅŸi ile birlikte idam edilir. Ã–nce oÄŸlu idam edilir ve idamÄ± ona seyrettirilir. Cellat tarafÄ±ndan ip boynuna geÃ§irildiÄŸinde Seyit RÄ±za boÅŸluÄŸa seslenir, "Evladi Kerbelayimi, Be gunayimi, Ayibo Zulimo, Cinayeto" der ve sandalyeye tekme vurur...<br />
<br />
Ä°damdan sonre cenazeler daraÄŸaÃ§larÄ±ndan indirilerek ElazÄ±ÄŸ sokaklarÄ±nda halka teÅŸhir edilir ve sonra yakÄ±larak bilinmeyen bir yerde gÃ¶mÃ¼lÃ¼r. Ä°damlardan sonra harekat durmaz. Bu kez, "kanun kaÃ§aklarÄ±", "asker kaÃ§aklarÄ±"nÄ±n peÅŸine dÃ¼ÅŸÃ¼lmesi ve sÃ¼rgÃ¼n dÃ¶nemi baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
OvacÄ±k adliyesi ve asker alma ÅŸubesinin aradÄ±ÄŸÄ± bin 149 kiÅŸinin takibi ve yakalanmasÄ± iÃ§in kÃ¶yler taranÄ±r. Genelkurmay belgelerine gÃ¶re, takibe alÄ±nanlardan 998'i iÃ§in "kanuni icap" yapÄ±lÄ±r. 2 Ocak 1938 gÃ¼nÃ¼ yine kaÃ§aklarÄ± aramaya Ã§Ä±kan jandarma mÃ¼frezesine daÄŸlarda saklanan bir grup tarafÄ±ndan KaÃ§kerek kÃ¶yÃ¼nde saldÄ±rÄ± yapÄ±lÄ±r ve 7 asker Ã¶ldÃ¼rÃ¼lÃ¼r.<br />
<br />
Bu olayÄ±n ardÄ±nda, 4. Genel MÃ¼fettiÅŸliÄŸin 6 Ocak 1938 tarihinde Genelkurmay ve BaÅŸbakanlÄ±ÄŸa sunduÄŸu raporun ardÄ±ndan bÃ¶lgeye yeniden askeri yÄ±ÄŸÄ±nak yapÄ±lÄ±r.<br />
<br />
<b>TEYYARE FÄ°LOLARI VE TANKLAR KULLANILIR</b><br />
<br />
Bu kez Dersim'e yapÄ±lacak harekat daha farklÄ± boyuttadÄ±r. ElazÄ±ÄŸ'a onlarca uÃ§ak gÃ¶nderilir ve tanklar ilk kez burada kullanÄ±lÄ±r. Genelkurmay belgelerinde, harekat katÄ±lacak birliklerin ihtiyacÄ± olan silah, cephane ve araÃ§ ihtiyacÄ± sÄ±ralanÄ±r.<br />
<br />
Genelkurmay'Ä±n da bu talebi kabul etmesi ardÄ±ndan, Bakanlar Kurulu'nca karar alÄ±nÄ±r ve harekat iÃ§in bÃ¼tÃ§e ayrÄ±lÄ±r. Dersim'e yapÄ±lacak ikinci harekat iÃ§in, hakatÄ±n hazÄ±rlÄ±k devresi iÃ§in 552 bin 407 lira, bir aylÄ±k harcama iÃ§in 128 bin 180 lira, yÃ¼z gÃ¼nlÃ¼k harcama iÃ§in 426 bin 600 liraya ihtiyaÃ§ duyulduÄŸu belirtilir. YÃ¼z gÃ¼nlÃ¼k bir harekat iÃ§in 1937-1937 bÃ¼tÃ§elerinden toplam 979 bin lira ayrÄ±lÄ±r.<br />
<br />
Askeri eksiklikler iÃ§in yeniden planlama yapÄ±lÄ±r. Genelkurmay BaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± 21 Mart tarihinde birliklere gÃ¶nderdiÄŸi yazÄ±da, askeri hazÄ±rlÄ±ÄŸÄ± ÅŸÃ¶yle belirtir: "Bu yÄ±l Haziran'dan itibaren Tunceli'de geri kalan tenkil ve silah toplama herakatÄ± yapÄ±lmasÄ± iÃ§in 7. Kolordudan 17. TÃ¼men ve Tugay KarargahlarÄ±, 25. ve 57. DaÄŸ AlaylarÄ± ile 62. Piyade AlayÄ±, 17. TopÃ§u AlayÄ±, 7. Istihkam Taburu, 7. Muhabere Taburu, 7. Nakliye Taburu, 9. Kolordudan 3. Piyade Tugay KarargahÄ±, 11. Piyade AlayÄ±, 7. Piyade AlayÄ±, 3. TopÃ§u AlayÄ±nÄ±n 2. DaÄŸ Taburu, Istihkam BÃ¶lÃ¼ÄŸÃ¼, Muhabere mÃ¼frezesi, SÄ±hhiye BÃ¶lÃ¼ÄŸÃ¼, Nakliye Taburu, 2. Teyyare AlayÄ±ndan Bir Teyyare Taburu (18 Teyyare), Jandarma'dan 2.3.9'uncu Seyyar Jandarma TaburlarÄ±, 28 oto, Piyade AtÄ±ÅŸ Okulundan iki hafif tank."<br />
<br />
GÃ¶nderilen yazÄ±da ayrÄ±ca Nakliye TaburlarÄ± iÃ§in silah ve cephane taÅŸÄ±mada kullanÄ±lmak iÃ§in Ã§evre ilÃ§e ve kÃ¶ylerden mekkare (katÄ±r)larÄ±n sahipleri ile birlikte kiralanmasÄ± emredilir. <br />
<br />
<b>DERSÄ°M'E Ä°KÄ°NCÄ° HAREKAT BAÅžLAR</b><br />
<br />
Tenkil harekatÄ± baÅŸlar. Harekatta kullanÄ±lacak uÃ§aklar yer takÄ±mlarÄ±yla birlikte ElazÄ±ÄŸ'a sevk edilir. 8 Haziran tarihinde Genel Kurmay'a yazÄ± gÃ¶nderen 4. Genel mÃ¼fettiÅŸlik, harekatÄ±n Mercan deresinin birinci, Merho deresinin ikinci, Kalan deresinin de Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ temizleme safhasÄ± olarak cereyan edeceÄŸini ve AÄŸustos ayÄ±nÄ±n sonuna kadar bitirilmeye Ã§alÄ±ÅŸacaÄŸÄ±nÄ± bildirir. Ve 10 Haziran'da harekat emri emri yayÄ±nlanÄ±r.<br />
<br />
Emre gÃ¶re, Mameki DaÄŸÄ±, Zel DaÄŸÄ± Temnos KÃ¶yÃ¼, Aziz Abdal, Dolubama, Kafar, Mercan, Tujikbaba, Mansul UÅŸaÄŸÄ±, Hezerik UÅŸaÄŸÄ± kÃ¶yleri, KoÃ§gÃ¶lbaÅŸÄ± hattÄ±, Karacakale, Zeyni gediÄŸi, Sebilbaba, Keller, Birman operasyon alanÄ±na dahil edilir.<br />
<br />
11 Haziran gecesinden itibaren harekat baÅŸlar. Mameki, Mercan, Danzik, Tayran, Ã‡at bÃ¶lelerinde ilk Ã§atÄ±ÅŸmalar yaÅŸanÄ±r. Ilk baÅŸta AÅŸaÄŸÄ± ve YukarÄ± Rostan kÃ¶yÃ¼, Dergever kÃ¶yleri yakÄ±lÄ±r. ArdÄ±ndan, Hormik, DiztaÅŸ, Hemzik UÅŸaÄŸÄ± hattÄ±nÄ±n batÄ±sÄ±nda 15 kadar kÃ¶y yakÄ±lÄ±r.<br />
<br />
Ä°lk katliamdan saÄŸ kurtulan ve daÄŸlara sÄ±ÄŸÄ±nan silahlÄ± gruplar Ã¼zerlerine gelen askerlere Ã§atÄ±ÅŸmaya girerler. 16 Haziran tarihinde 57. Alay tarafÄ±ndan 4 kÃ¶y ve bir mezra yakÄ±lÄ±r. Harekata ElazÄ±ÄŸ'a getirilen uÃ§aklarda kullanÄ±lÄ±r. Ve kÃ¶ylerin bir Ã§oÄŸu havadan atÄ±lan petrol bombalarÄ± ile yakÄ±lÄ±r. Tagar, Bozan, ReÃ§ute. Briki, MeraÅŸ, Ali, Midrik, Mitgel, Lotar, Ariki, Tenkali, Mezra Hiko kÃ¶yleri bombalanÄ±r ve ardÄ±ndan askerlerce yakÄ±lÄ±r. KÃ¶ylÃ¼lerin hayvan sÃ¼rÃ¼leri makinalÄ± tÃ¼feklerle taranÄ±r.<br />
<br />
Genelkurmay belgelerine gÃ¶re, 29 Haziran tarihine kadar sÃ¼ren Ã§atÄ±ÅŸmalarda ordu birliÄŸinden 33 Ã¶lÃ¼, 60 yaralÄ±, "haydutlardan" 163 Ã¶lÃ¼ ve yaralÄ±, yakÄ±lan kÃ¶y sayÄ±sÄ± ise 60 olarak rapor edilir.<br />
<br />
Genelkurmay belgelerinde, 1 Temmuz'da 17. TÃ¼men bÃ¶lgesindeki durum ÅŸÃ¶yle Ã¶zetlenir: "AkÅŸama doÄŸru saat 19:30'da 2570 rakÄ±mlÄ± tepe, saat 20:30'da da Tujikbaba sivrisi Ã§ok Ã§etin bir muharebeden sonra zapt ve iÅŸgal edildi. YapÄ±lan bu harekat bir teyyare filosu tarafÄ±ndan desteklendi ve bu yerler bombalandÄ±. BugÃ¼nkÃ¼ taarruzda 4 ÅŸehit, 17 er, 1 subay yaralÄ± verilmiÅŸti. HaydutlarÄ±n zayiatÄ± 40'tan fazla idi. ÃœÃ§ haydut da kendilerini uÃ§urumdan atarak parÃ§alandÄ±."<br />
<br />
Ordu ilerler ve Ã¶nÃ¼ne gelen kÃ¶y ve mezralar yakÄ±lÄ±r, hayvanlar ele geÃ§irilir, ele geÃ§irilemeyen hayvan sÃ¼rÃ¼leri makinalÄ± tÃ¼fek ateÅŸiyle telef edilir.<br />
<br />
<b>MAÄžARALARA SIÄžINANLAR YAKILIR</b><br />
<br />
Genelkurmay belgelerinde maÄŸaraya sÄ±ÄŸÄ±nanlarÄ±n nasÄ±l yakÄ±ldÄ±ÄŸÄ± ise ÅŸÃ¶yle anlatÄ±lÄ±yor: "21 Temmuz'da LaÃ§ deresi mansabÄ±ndaki haydutlara karÅŸÄ± Erzincan TugayÄ± ile kuzeyden, Mameki TugayÄ± ile gÃ¼neyden, LaÃ§ Dere MÃ¼frezesi ile de doÄŸudan yapÄ±lan taarruz sonucunda haydutlarÄ±n ÅŸimdiye kadar olan inatlÄ± direnmeleri kÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ, ÅŸaÅŸkÄ±nlÄ±k iÃ§erisinde maÄŸaralara, kayalÄ±klara ve aÄŸaÃ§ diplerine sÄ±ÄŸÄ±nmÄ±ÅŸlardÄ±. HaydutlarÄ±n sÄ±ÄŸÄ±ndÄ±ÄŸÄ±, aÄŸÄ±zlarÄ± mazgallÄ± taÅŸ duvarlarla kapatÄ±lmÄ±ÅŸ maÄŸaralar, cesur askerlerimiz tarafÄ±ndan kuÅŸatÄ±lmÄ±ÅŸ, top ve makinali tÃ¼fek ateÅŸinden baÅŸka 25. Alaydan gÃ¶nderilen istihkam mÃ¼frezesi tarafÄ±ndan, tahrip kalÄ±plarÄ± atÄ±lmak suretiyle maÄŸaralar tahrip edilerek iÃ§indekiler Ã¶ldÃ¼rÃ¼lmÃ¼ÅŸ, can havli ile dÄ±ÅŸarÄ±ya fÄ±rlayanlar da ateÅŸle imha edilmiÅŸti. BÃ¶ylece tarama sahasÄ± iÃ§indeki maÄŸaralarda toplam olarak 216 haydut imha edilmiÅŸ, ayrÄ±ca 12 haydut cesedi Manzur suyu Ã¼zerinde gÃ¶rÃ¼lmÃ¼ÅŸtÃ¼." <br />
<br />
<b>DERSÄ°M ASKERÄ° BÄ°RLÄ°KLERÄ°N TALÄ°MGAHIDIR ARTIK</b><br />
<br />
HarekatÄ±n 1. devresi 8 AÄŸustos'ta durdurulur ve 10 AÄŸustos tarihinde bu kez harekat 3. Ordu tarafÄ±ndan yÃ¼rÃ¼tÃ¼lÃ¼r. Dersim bir anlamda artÄ±k talimgahdÄ±r ordular iÃ§in. KarÅŸÄ±larÄ±nda sadece tÃ¼fekleri olan ve sayÄ±larÄ± yÃ¼zleri geÃ§meyen gruplara karÅŸÄ± ordu tÃ¼m birliklerini devre devre gÃ¶revlendirir.<br />
<br />
10-17 AÄŸustos tarihleri arasÄ±nda 3. Ordu tarafÄ±ndan sÃ¼rdÃ¼rÃ¼len tarama, tedip harekatÄ±da 7 ayrÄ± bÃ¶lgeye ayrÄ±lÄ±r ve bu bÃ¶lgelerin ikisi SÃ¼vari TÃ¼meni, diÄŸerleri de normal TÃ¼menler tarafÄ±ndan yÃ¼rÃ¼tÃ¼lÃ¼r. BÃ¶lge karÄ±ÅŸ karÄ±ÅŸ taranÄ±r. Ve her Taburun gÃ¼nde 20 kilometrelik bir bÃ¶lgeyi tarayabileceÄŸi hesaplanÄ±r. 7 bin 200 kilometare bÃ¼yÃ¼klÃ¼ÄŸÃ¼ndeki bir alanÄ±n taranmasÄ± iÃ§in toplam 43 tabur ve altÄ± sÃ¼vari alayÄ± gÃ¶revlendirilir.<br />
<br />
41. TÃ¼men tarafÄ±ndan DeÅŸt bÃ¶lgesinde ZÄ±mbÄ±k mezrasÄ±, Halvari, Mezra Sor yakÄ±lÄ±r. 93. Alay, 17. TÃ¼men, 3. TÃ¼men, 12. TÃ¼men . 57. Alay, 14. SÃ¼vari alayÄ± tarafÄ±ndan kÃ¶yler yakÄ±lÄ±r. KaÃ§mak isteyen insanlar Ã¶ldÃ¼rÃ¼lÃ¼r ve "haydut" diye kayÄ±tlara geÃ§ilir.<br />
<br />
<b>KÃ–YLER, KOMLAR, FUNDALIKLAR VE TARLALAR YAKILIR</b><br />
<br />
17 AÄŸustos tarihinde harekat sona erer. Genelkurmay belgelerinde sona eren harekatÄ±n bu bÃ¶lÃ¼mÃ¼ iÃ§in ÅŸunlar yazÄ±lÄ±r: "10 AÄŸustos 1938'den beri ordu marevrasÄ±nÄ±n birinci safhasÄ± iÃ§inde yasak bÃ¶lgeyi tarayarak geÃ§en birlikler bu harekat sÄ±rasÄ±nda, isimleri daha Ã¶nce 4. Genel MÃ¼fettiÅŸlikÃ§e tespit edilmiÅŸ binlerce insanÄ± yakalayarak kafileler halinde emredilen bÃ¶lgelere sevk etmiÅŸler, haydutlarla yer yer yapÄ±lan mÃ¼sademelerde keza binlercesini imha etmiÅŸler, bu ÅŸerirlerin sÄ±ÄŸÄ±ndÄ±klarÄ± kÃ¶yleri, komlarÄ± ve hatta fundalÄ±k ve tarlalarÄ± yakÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r...<br />
<br />
Toplanma bÃ¶lgesine yÃ¼rÃ¼yÃ¼ÅŸ halinde bulunan 8. Kolordu birliklerinden de, 12 TÃ¼men, 12 EÄŸustostan beri yasak bÃ¶lge iÃ§inde ve dÄ±ÅŸÄ±nda yaptÄ±ÄŸÄ± arama ve taramada yer yer birÃ§ok haydutlarÄ± imha etmiÅŸ olmakla beraber son direnen 170 kiÅŸi daha imha etmiÅŸ ve o bÃ¶lgedeki kÃ¶y ve tarlalarÄ± yakmÄ±ÅŸtÄ±. 15. TÃ¼men de aynÄ± ÅŸekilde bÃ¶lgesindeki birÃ§ok kÃ¶ylerde yaptÄ±ÄŸÄ± arama sonunda 150 haydudu daha imha etmiÅŸ, kÃ¶y ve tarlalarÄ± yakmÄ±ÅŸtÄ±. Bu arada 63. Alay ile Seyyar Jandarma AlayÄ± da son olarak 6-7 kÃ¶y aradÄ± ve bu kÃ¶yleri yaktÄ±.<br />
<br />
14. SÃ¼vari TÃ¼meni de bÃ¶lgesinde yaptÄ±ÄŸÄ± son temizlik hareketinde 69 kiÅŸi daha imha etmiÅŸ, erkek, kadÄ±n ve Ã§ocuktan ibaret 381 kiÅŸilik bir kafileyi batÄ±ya naklettirilmek Ã¼zere ElazÄ±ÄŸ'a sevk etmiÅŸti..."<br />
<br />
Binlerce kiÅŸi batÄ±ya sÃ¼rgÃ¼n edilmek iÃ§in yaya olarak ElazÄ±ÄŸ'a gÃ¶tÃ¼rÃ¼lÃ¼r ve yolda kafileden geri kalan yada kaÃ§mak isteyenler vurularak Ã¶ldÃ¼rÃ¼lÃ¼r. AÄŸustos ayÄ±nÄ±n sonuna kadar, askeri birlikler sÃ¼rgÃ¼nlerle uÄŸraÅŸÄ±r ve 6 EylÃ¼l tarihinde ikinci bir harekat emri verilir. Bu kez harekat 8. ve 9. Kolordu tarafÄ±ndan yÃ¼rÃ¼tÃ¼lÃ¼r.<br />
<br />
<b>"HÄ°Ã‡BÄ°R EV, KOM, BARINAK SAÄžLAM BIRAKILMAYACAK"</b><br />
<br />
31 AÄŸustos 1938 tarihinde Ordu mÃ¼fettiÅŸliÄŸince verilen emirde ÅŸunlar yazÄ±lÄ±dÄ±r: "HudutlarÄ± evvelce bildirilen yasak bÃ¶lgeler iÃ§inde bulunan halk batÄ±ya nakledilmek Ã¼zere toplanarak bu bÃ¶lgeler halktan tamamen tecrit edilecek ve bu bÃ¶lgeler iÃ§inde iskana yarayacak hiÃ§bir ev, kom ve bu gibi binalar bÄ±rakÄ±lmayacaktÄ±r.<br />
<br />
Yasak bÃ¶lge dÄ±ÅŸÄ±nda oturan ve fakat yerlerinde bÄ±rakÄ±lmasÄ± caiz olmayan ve birinci taramada ele geÃ§irilemeyen aÅŸiret reisleri, kolbaÅŸÄ±lar, seyitler ve ÅŸerirler ile aileleri ve yakÄ±nlarÄ± da batÄ±ya nakle tabi tutulacaktÄ±r."<br />
<br />
1937 yÄ±lÄ±nda yapÄ±lan harekatta teslim olan aÅŸiretler ve kÃ¶ylerde bu harekat kapsamÄ±na alÄ±nÄ±r ve teslim olanlar da sÃ¼rgÃ¼ne gÃ¶nderilir.<br />
<br />
Genelkurmay belgelerinde 6 EylÃ¼l'de baÅŸlayan son manevraya iliÅŸkin ise ÅŸunlar yazÄ±lÄ±:<br />
<br />
"Ordunun 15 EylÃ¼l akÅŸamÄ± hedefleri iÃ§in verdiÄŸi emre gÃ¶re birlikler, o tarihe kadar kendilerine ayrÄ±lan bÃ¶lgelerdeki maÄŸaralarÄ±, taÅŸ kovuklarÄ±nÄ± ve bir insanÄ±n saklanabileceÄŸi her noktayÄ± adÄ±m adÄ±m aradÄ±lar. Istihkam mÃ¼frezesi birÃ§ok maÄŸarayÄ± tahrip etmek suretiyle yardÄ±mda bulundu ve bu suretle topÃ§u ve piyade aÄŸÄ±r silahlarÄ± yakÄ±n desteÄŸinde yapÄ±lan tarama harekatÄ±nda birÃ§ok maÄŸara ve civarlarÄ±nda yapÄ±lan mademelerde, iÃ§lerinde bazÄ± aÅŸiret reislerinin de bulunduÄŸu yÃ¼zlerce haydut imha edildi. Ve bir o kadar da kadÄ±n ve Ã§ocuk gruplarÄ± yakalandÄ±. Bu arada yine yÃ¼zlerce hayvan, silah ve cephane ele geÃ§irildi. HaydutlarÄ±n direndikleri kÃ¶yler, mÃ¼nferit evler, komlar ve hatta tarla ve meÅŸelikler yakÄ±ldÄ±. BÃ¶ylelikle manevranÄ±n bu son safhasÄ± sona ermiÅŸ oldu."<br />
<br />
3. Ordu MÃ¼fettiÅŸliÄŸinin Dersim'de yapÄ±lan tedip harekatÄ±na dair verdiÄŸi raporda belirttiÄŸine gÃ¶re, Ordu tarafÄ±ndan Dersim'de iki defada toplam olarak 17 gÃ¼nde yapÄ±lan tarama hareketinde elde edilen sonuÃ§ ÅŸÃ¶yledir:<br />
<br />
"Tarama bÃ¶lgesi iÃ§inden Ã¶lÃ¼ ve diri 7 bin 954 kiÅŸi Ã§Ä±karÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. 4. Genel MÃ¼fettiÅŸlikten isimleri verilen 101 kiÅŸiden 73'Ã¼ ele geÃ§irilmiÅŸtir. bin 19 silah toplanmÄ±ÅŸtÄ±r."<br />
<br />
Ve Dersim'de 10 Haziran 1938 tarihinde baÅŸlayan ikinci katliam, 16 EylÃ¼l tarihinde sona erer.<br />
<br />
<b>SÃœRGÃœNLER BAÅžLAR</b><br />
<br />
HarekatÄ±n bastÄ±rÄ±lmasÄ± ardÄ±ndan, iki yÄ±lda yapÄ±lan operasyonlarÄ±n ardÄ±ndan yakÄ±lmayan ve insansÄ±zlaÅŸtÄ±rÄ±lan kÃ¶y ve mezralarÄ±n da yakÄ±lmasÄ± kararÄ± alÄ±nÄ±r. AmaÃ§ kÄ±rsal alanlarÄ± insansÄ±zlaÅŸtÄ±rmaktÄ±r. Dersim merkez ve ilÃ§elerdeki yerli halktan olan memurlar baÅŸka illere tayin edilir. AmaÃ§ ÅŸudur: "Yerli memurlar Dersimlilerin casusudur. OnlarÄ±n Dersimden behemehal uzaklaÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± iktiza eder."<br />
<br />
ArdÄ±ndan, Dersim'de teslim olan da olmayan da sÃ¼rgÃ¼ne tabi tutulur. SÃ¼rgÃ¼nler Ã¶nce yaya olarak ElazÄ±ÄŸ'a, oradan da trenlerle batÄ± illerine gÃ¶nderilir. Dersim'de 90 AÅŸiretten 347 Ã¶nde gelen aile Ege illerine ve Trakya'ya sÃ¼rgÃ¼n edilir. 72 aile TekirdaÄŸ'a, 38 aile Edirne'ye, 56 aile KÄ±rklareli'ne, 65 aile BalÄ±kesir'e, 73 aile Manisa'ya ve 34 aile de Ä°zmir'e mecburi iskan'a tabi tutulur.<br />
<br />
TekirdaÄŸ merkez kazasÄ±na toplam 16 aile, Hayrabolu kazasÄ±na 14, Malkara kazasÄ±na 8, Saray ilÃ§esine 19, Ã‡orlu ilÃ§esine de 15 aile sÃ¼rÃ¼lÃ¼r. Edirne ili UzunkÃ¶prÃ¼ ilÃ§esine 17, KeÅŸan ilÃ§esine 21 aile, KÄ±rklareli ili il merkezine 11 aile, PÄ±narhisar ilÃ§esine 6 aile, Vize ilÃ§esine 9 aile, Babaeski ilÃ§esine 11 aile, LÃ¼leburgaz ilÃ§esine ise 18 aile mecburi iskana tabi tutulur, Yine BalÄ±kesir ili merkezine 17 aile, Susurluk ilÃ§esine 9 aile, Balya ilÃ§esine 12 aile, BandÄ±rma ilÃ§esine 17 aile, BigadiÃ§ ilÃ§esine ise 8 aile mecburi iskana tabi tutulur. Ege bÃ¶lgesinde ise Manisa merkezine 14, Akhisar ilÃ§esine 18, Turgutlu ilÃ§esine 6, Salihli ilÃ§esine 13, Kula ilÃ§esine 8, AlaÅŸehir ilÃ§esine 11 aile, Ä°zmir ili merkezine 13 aile, Ã–demiÅŸ'e 8 aile, Bergama'ya 13 aile, BayÄ±ndÄ±r ilÃ§esine 9 aile mecburi iskana tabi tutulur.<br />
<br />
1938 yÄ±lÄ±nÄ±n ikinci yarÄ±sÄ±ndan sonra Dersim insansÄ±zlaÅŸtÄ±rÄ±lÄ±r ve yÄ±llarca Dersim kÃ¶ylerinde insan yaÅŸamaz. Ä°nsansÄ±z bir coÄŸrafyadÄ±r artÄ±k Dersim...<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_789.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_789.html</guid>
  <dc:subject>Dersim KatliamÄ±'nÄ± kim yaptÄ±?</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Yerelin merkez karÅŸÄ±sÄ±nda yeniden dÃ¼zenlenmesi</title>
  <description>MERKEZDEN YÃ–NETÄ°M VE YERÄ°NDEN YÃ–NETÄ°M

BilindiÄŸi gibi, YÃ–NETÄ°M olayÄ± toplumsal yaÅŸamÄ±n vazgeÃ§ilmez bir gereÄŸi olarak ÅŸekillenen sosyal ve siyasal bir kavramdÄ±r. Toplumsal yeniden Ã¼retimin devamÄ± iÃ§in gereken tÃ¼m iliÅŸki, denetim, planlama ve iÅŸleyiÅŸi iÃ§eren YÃ–NETÄ°M kavramÄ±; Ã¶zÃ¼nde bir yÃ¶n verme ve dÃ¼zenleme iÅŸidir. GeniÅŸ anlamda yÃ¶netim olgusu, merkezi ÅŸekliyle devlet erkinde somutlaÅŸÄ±r. Tarihten gÃ¼nÃ¼mÃ¼ze her...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
<b>MERKEZDEN YÃ–NETÄ°M VE YERÄ°NDEN YÃ–NETÄ°M</b><br />
<br />
BilindiÄŸi gibi, YÃ–NETÄ°M olayÄ± toplumsal yaÅŸamÄ±n vazgeÃ§ilmez bir gereÄŸi olarak ÅŸekillenen sosyal ve siyasal bir kavramdÄ±r. Toplumsal yeniden Ã¼retimin devamÄ± iÃ§in gereken tÃ¼m iliÅŸki, denetim, planlama ve iÅŸleyiÅŸi iÃ§eren YÃ–NETÄ°M kavramÄ±; Ã¶zÃ¼nde bir yÃ¶n verme ve dÃ¼zenleme iÅŸidir. GeniÅŸ anlamda yÃ¶netim olgusu, merkezi ÅŸekliyle devlet erkinde somutlaÅŸÄ±r. Tarihten gÃ¼nÃ¼mÃ¼ze her devlet oluÅŸumu, biÃ§imi ne olursa olsun bir yÃ¼rÃ¼tme kurulu iÅŸlevini gÃ¶rmÃ¼ÅŸtÃ¼r. DeÄŸiÅŸen toplumsal koÅŸullara gÃ¶re birÃ§ok deÄŸiÅŸim geÃ§iren yÃ¶netim olgusu, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde de bu deÄŸiÅŸimini sÃ¼rdÃ¼rmektedir. Ne var ki Ã¶zÃ¼nde siyasal bir iÃ§erik taÅŸÄ±yan yÃ¶netim olgusunun tarihsel geliÅŸimi, genel olarak merkezileÅŸme yÃ¶nÃ¼nde olmuÅŸtur.<br />
<br />
BaÅŸlangÄ±Ã§tan gÃ¼nÃ¼mÃ¼ze kendi Ã¶z Ã§Ä±karlarÄ±nÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nsel olarak en iyi sistematize eden, onu politik Ã§izgiye dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼p, Ã¶rgÃ¼tlÃ¼ zor gÃ¼cÃ¼ne kavuÅŸturan, yÃ¶netimin de sahibi olmuÅŸtur. Egemenlerin tarih iÃ§inde bunu en iyi yapanlar olduÄŸu biliniyor. Bu nedenle toplumsal yaÅŸamÄ±n idare edilmesi, dÃ¼zenlenmesi ve yeniden Ã¼retilmesi, adeta egemenlerin doÄŸuÅŸtan gelen hakkÄ± gibi algÄ±lanmÄ±ÅŸtÄ±r. Daha da kÃ¶tÃ¼sÃ¼, bu durum gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde de bilinÃ§altÄ±na hÃ¼kmedecek derecede etkisini sÃ¼rdÃ¼rmektedir. Kendi Ã¶z Ã§Ä±karlarÄ±nÄ± saÄŸlam bir dÃ¼ÅŸÃ¼nsel zemine, politik Ã§izgiye, Ã¶rgÃ¼t ve eylem gÃ¼cÃ¼ne kavuÅŸturamayan; kavuÅŸturduÄŸunda ise sÃ¼rekli kÄ±lamayan ya da yozlaÅŸÄ±p zÄ±ttÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸmesini engelleyemeyen, ulusal, sÄ±nÄ±fsal veya cinsel anlamda ezilenler, tarih boyunca yÃ¶netim nesnesi olmanÄ±n Ã¶tesine geÃ§ememiÅŸlerdir.<br />
<br />
Bu tarihsel temel Ã¼zerinde ÅŸekillenen ve gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde de geÃ§erli olan yÃ¶netim biÃ§im ve anlayÄ±ÅŸlarÄ±, her toplumun yapÄ±sÄ±, Ã§eliÅŸkileri ve Ã¶zgÃ¼nlÃ¼klerine gÃ¶re deÄŸiÅŸiklikler iÃ§erse de, temelde iki baÅŸlÄ±k altÄ±nda toplanabilecek niteliktedir: TÃ¼m yÃ¶netim gÃ¼cÃ¼nÃ¼n tek bir merkezde toplandÄ±ÄŸÄ± ve yÃ¼rÃ¼tÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ 'Merkezden YÃ¶netim' sistemi bunun birincisi olmaktadÄ±r. DiÄŸeri ise yÃ¶netim erkinin Ã§eÅŸitli merkezler arasÄ±nda paylaÅŸÄ±lmasÄ± ve ayrÄ± kurumlarca yÃ¼rÃ¼tÃ¼lmesini saÄŸlayan 'Yerinden YÃ¶netim' sistemidir.<br />
<br />
Bir Ã¼lkenin tek bir yasama organÄ± ve tek bir yargÄ± sisteminin bulunmasÄ± ve yasalarÄ±n her yerde tek biÃ§imde uygulanmasÄ± durumunda siyasal bir 'Merkezden YÃ¶netim' sÃ¶z konusudur. Bu tekÃ§i, Ã¼niter bir sistemdir. Ã–te yandan, yine bir Ã¼lkenin ayrÄ± bÃ¶lgelerinde yasalar ve yargÄ± uygulamasÄ± bakÄ±mÄ±ndan farklÄ±lÄ±k varsa, o Ã¼lkede siyasal anlamda bir 'Yerinden YÃ¶netim', baÅŸka bir ifadeyle 'Ã–zerk YÃ¶netim' ya da Federal Sistem yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ktedir.<br />
<br />
<b>KÄ°TLELERÄ°N Ã–Z YÃ–NETÄ°M GÃœCÃœ</b><br />
<br />
BilindiÄŸi gibi, feodal dÃ¶nemde derebeylikler ve beylikler, nispi anlamda bir Ã–ZERK yÃ¶netim gÃ¼cÃ¼ olmuÅŸlardÄ±r. BunlarÄ±n Ã–ZERK konumu, belli yÃ¶nleriyle yerel yÃ¶netim Ã¶rgÃ¼tlenmelerine benzemektedir. Ã‡Ã¼nkÃ¼ merkezle olan iliÅŸkileri oldukÃ§a sÄ±nÄ±rlÄ±dÄ±r ve Ã¶zÃ¼nde merkezi otoriteye asker ve vergi vererek kendisini korumaya, himaye altÄ±na almaya dayanan bir sistemdi. Ne var ki demokratik deÄŸildi ve halk tebaa durumundaydÄ±.<br />
<br />
GÃ¼nÃ¼mÃ¼zdeki demokratik, Ã¶zerk yerel yÃ¶netim kavramÄ±nÄ±n doÄŸuÅŸu ise halk kitlelerinin iktidarÄ± paylaÅŸma mÃ¼cadelelerinin Ã¼rÃ¼nÃ¼dÃ¼r. Zaten yerel yÃ¶netimlere meÅŸruiyet kazandÄ±ran, onu tercih edilen yÃ¶netim tarzÄ± olarak gÃ¼ndemleÅŸtiren de, temeldeki bu Ã¶zelliÄŸidir. Bu nedenle demokratik, Ã¶zerk yerel veya bÃ¶lgesel yÃ¶netimler, kitlelerin Ã¶z yÃ¶netim gÃ¼cÃ¼nÃ¼ aÃ§Ä±ÄŸa Ã§Ä±karabildikleri, demokrasinin beÅŸiÄŸi ve okulu olabildikleri Ã¶lÃ§Ã¼de gerÃ§ek tanÄ±mlarÄ±na ulaÅŸÄ±rlar. Bu yÃ¶netimlerin dÃ¼nyadaki uygulamalarÄ±ndan Ã§Ä±kan olumlu sonuÃ§larÄ± ÅŸÃ¶yle sÄ±ralayabiliriz:<br />
<br />
* YÃ¶netime yabancÄ±laÅŸmayÄ± ortadan kaldÄ±rÄ±r, halkÄ±n siyasi iradesini geliÅŸtirir.<br />
<br />
* BÃ¼rokratik, hantal, masraflÄ±, anti-demokratik iÅŸleyiÅŸin aÅŸÄ±lmasÄ±nÄ± saÄŸlar.<br />
<br />
* Dengeli gelir ve kaynak kullanÄ±mÄ±na yol aÃ§arak, daha verimli bir hizmete olanak sunar.<br />
<br />
* Etnik, kÃ¼ltÃ¼rel, dini Ã§ok renkliliÄŸin korunup geliÅŸtirilmesine imkan verir.<br />
<br />
* Militarist, Ä±rkÃ§Ä±, baskÄ±cÄ± merkezi yapÄ±larÄ±n ortaya Ã§Ä±kmasÄ±nÄ± engeller.<br />
<br />
Bu olumlu sonuÃ§larÄ±ndan dolayÄ±, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde tÃ¼m dÃ¼nyada aÄŸÄ±rlÄ±klÄ± olarak uygulanan yÃ¶netim modeli, yerel yÃ¶netimle baÄŸdaÅŸtÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ merkezi yÃ¶netim modelleridir. Her Ã¼lkenin kendi koÅŸullarÄ±na gÃ¶re bu iki sistemin deÄŸiÅŸik Ã¶lÃ§Ã¼lerde sentezlenmesinden oluÅŸan yÃ¶netim modelleri mevcuttur. DÃ¼nyadaki eÄŸilim, bu sentezlemede demokratik, Ã¶zerk yerel veya bÃ¶lgesel yÃ¶netimlerin aÄŸÄ±rlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n giderek artÄ±rÄ±lmasÄ± yÃ¶nÃ¼ndedir. TÃ¼rkiye gibi katÄ± Ã¼niter devlet yapÄ±larÄ± ise hÄ±zla Ã§Ã¶zÃ¼lmeye devam etmektedirler.<br />
<br />
AÃ§Ä±ktÄ±r ki hiÃ§bir toplum homojen deÄŸildir. DeÄŸiÅŸik kimliklerin birleÅŸiminden oluÅŸmuÅŸtur. BÃ¶ylesi bir topluma tek bir ulusal kimlik, deÄŸer ve normlarÄ± temelinde bir yaÅŸam dayatÄ±lamaz, dayatÄ±lmamalÄ±dÄ±r. Sosyal, siyasal yaÅŸam tek renge mahkÃ»m edilemez, edilmemelidir. Nihayet farklÄ±lÄ±klarÄ± reddeden, yok sayan, imha ve asimilasyona tabi tutan yÃ¶netimlerin tÃ¼mÃ¼ de katÄ± Ã¼niter devletler olmaktadÄ±r. Bu zihniyetleriyle, bÄ±rakalÄ±m farklÄ± kimlik ve kÃ¼ltÃ¼rleri eritmeyi ve daha Ã¼st bir senteze ulaÅŸtÄ±rmayÄ±, tam tersine toplumsal Ã§eliÅŸki ve Ã§atÄ±ÅŸmalarÄ± kÃ¶rÃ¼kleyici bir iÅŸlev gÃ¶rmektedir. Bu ve daha birÃ§ok nedenden dolayÄ±, katÄ± Ã¼niter devlet yapÄ±sÄ±, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde Ã§aÄŸÄ±n gerisinde kalan ve miadÄ±nÄ± doldurmuÅŸ bir yÃ¶netim modeli durumundadÄ±r.<br />
<br />
<b>MERKEZ VE Ã‡EVRE DENKLEMÄ°</b><br />
<br />
BilindiÄŸi gibi akademik Ã§evreler, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zdeki mevcut devletleri ve siyasal Ã¶rgÃ¼tlenmeleri; Ãœniter devlet, federal devlet, konfederasyon ve Ã¼niter devlet ile federal devletten izler taÅŸÄ±yan ama Ã¶zÃ¼nde Ã¼niter devlet biÃ§imine yakÄ±n duran BÃ¶lgesel Devlet ÅŸeklinde sÄ±nÄ±flandÄ±rmaktadÄ±rlar. Hatta birÃ§ok akademisyen, Ã¶zellikleri nedeniyle BÃ¶lgesel Devletleri de Ã¼niter devlet kapsamÄ±nda incelemektedirler. BÃ¼tÃ¼n bu devlet biÃ§imleri esas olarak merkez ile Ã§evre baÄŸlamÄ±nda deÄŸerlendirilmelidir. Federal devlet, deÄŸiÅŸik merkezlerin kendileri dÄ±ÅŸÄ±nda ve belirli bir anlamda kendilerinin de tabi olduÄŸu bir merkez oluÅŸturmalarÄ± yÃ¶nÃ¼ndeki ortak iradenin Ã¼rÃ¼nÃ¼dÃ¼r. ABD, Almanya, Kanada, Hindistan ve Rusya'da olduÄŸu gibi... Oysa Ã¼niter veya BÃ¶lgesel devletlerde Ã¶nce merkez vardÄ±r. Bu nedenle hukuk planÄ±nda ilk olan tek anayasanÄ±n varlÄ±ÄŸÄ±dÄ±r. Bu anayasa bÃ¼tÃ¼n Ã¼lke iÃ§in geÃ§erlidir ve bÃ¼tÃ¼n Ã¼lkede kurulan iktidarlarÄ±n temel Ã§erÃ§evesini gÃ¶sterir. TÃ¼rkiye'de tekil devlet diye de anÄ±lÄ±r ve 'devletin Ã¼lkesi ve milletiyle bÃ¶lÃ¼nmez bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼' formÃ¼lÃ¼ ile tanÄ±mlanÄ±r. BÃ¶lgeselleÅŸme ya da Ã–ZERK BÃ–LGELER ise, merkezi yÃ¶netimin altÄ±nda ama illerin Ã¼stÃ¼nde yeni bir idari-siyasal birimin yÃ¶netim aygÄ±tÄ±na monte edilmesidir. BaÅŸka bir anlatÄ±mla yerelin merkez karÅŸÄ±sÄ±nda yeniden dÃ¼zenlenmesidir.<br />
<br />
<b>Ã–ZERKLÄ°K VE KÄ°MÄ° Ã–RNEKLERÄ°</b><br />
<br />
Ã–ZERKLÄ°K, esas olarak ArapÃ§a Muhtariyet, Yunanca Otonomi kavramlarÄ±nÄ±n TÃ¼rkÃ§esi'dir ve kendi kendini idare etme durumunu anlatÄ±r. Ãœniter devletlerde geÃ§erli Ã–zerklik ilkesi ile Federasyonlarda geÃ§erli Ã–zerklik ilkesi arasÄ±nda temel bir fark vardÄ±r: Ãœniter devletlerde, egemen merkez kendi altÄ±ndaki birimleri Ã¶zerkleÅŸtirir; Federasyonlarda ise egemen siyasi otoriteler Ã¶zerkliklerini koruyarak bÃ¼tÃ¼nleÅŸirler. Esas olarak gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde Ã–ZERKLÄ°K kavramÄ±, Ã¼niter devletin ulusaltÄ± bir bÃ¶lgeye, kendi organlarÄ±yla kendi iÅŸlerini yÃ¶netme yetkisini tanÄ±masÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Genel Ã§izgileriyle Ã¶ÄŸreti, idari bÃ¶lgelere sahip Portekiz ve Fransa gibi, Siyasi BÃ¶lgelere sahip Ä°talya ve Ä°spanya'yÄ± da Ãœniter Devlet iÃ§inde gÃ¶rme eÄŸilimindedir. Kimileri BÃ¶lgesel Devlet adÄ±nÄ± vererek Ä°talya ve Ä°spanya modelini yine de Ãœniter devlet kapsamÄ±nda incelemektedirler. Kimileri ise bu devletleri Ã¼niter devlet iÃ§inde Yerinden YÃ¶netimin Ã¼st bir aÅŸamada gerÃ§ekleÅŸmesi biÃ§iminde deÄŸerlendirmektedir. Hem Ä°talya, hem de Ä°spanya'da siyasal merkeziyetÃ§ilik, Siyasal Yerinden YÃ¶netim ilkesiyle yumuÅŸatÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. Danimarka, Fransa, Finlandiya ve Portekiz'de siyasal bÃ¶lgeselleÅŸme istisnaidir; Fransa'da idari bÃ¶lgeselleÅŸme yaygÄ±ndÄ±r; Ä°talya ve Ä°spanya'da ise siyasal bÃ¶lgeselleÅŸme... BirleÅŸik KrallÄ±kta daha zayÄ±f bir Siyasal Ã–zerklik vardÄ±r. Ä°skoÃ§ya, Kuzey Ä°rlanda, Galler Ã¶zerkliÄŸe sahip olan bÃ¶lgelerdir. Ãœlkede yasama organÄ± tektir. Ama geleneksel hukuktan doÄŸan yarÄ±-idari, yarÄ±-siyasi Ã¶zerklik sÃ¶z konusudur. Ä°spanya Anayasa Mahkemesi, Ä°spanya'yÄ± 'Ã–zerklikler Devleti' olarak tanÄ±mlamaktadÄ±r. Ä°talya'da ise 'BÃ¶lgesel Devlet' tanÄ±mÄ± geÃ§erlidir. <br />
<br />
<b>OSMANLI'DA AYRICALIKLI EYALETLER</b><br />
<br />
BÃ¶lgesel Devletlerin gÃ¼nÃ¼mÃ¼z dÄ±ÅŸÄ±ndaki tarihsel Ã¶rnekleri, Ã§okuluslu imparatorluklardaki Ã–ZERK memleket yÃ¶netimleridir. Bu anlamda OsmanlÄ± Ä°mparatorluÄŸu'ndaki AyrÄ±calÄ±klÄ± Eyaletlerle, BÃ¶lgesel Devletlerin statÃ¼leri Ã¶nemli benzerlikler gÃ¶sterirler. Bu nedenle OsmanlÄ±'nÄ±n bu yapÄ±sÄ±na genel hatlarÄ±yla da olsa bir gÃ¶z atmak gerekir. Esas olarak OsmanlÄ± bir Ã¼niter devlet deÄŸildi. AyrÄ±calÄ±klÄ± Eyaletler adÄ± verilen ve yasama yetkileri de olan 'Siyasal BÃ¶lgeler' ile dinsel temelde kurulu 'Millet' Ã¶rgÃ¼tlenmeleri vardÄ±. Hatta 1876 AnayasasÄ± ile AyrÄ±calÄ±klÄ± Eyaletler anayasal bir statÃ¼ye kavuÅŸmuÅŸlardÄ±r. Bu eyaletler, idari yerinden yÃ¶netim birimleri olmaktan Ã§ok, siyasal yerinden yÃ¶netim birimlerine yakÄ±ndÄ±rlar. Ã‡oÄŸunun kendi gÃ¼venlik gÃ¼Ã§leri vardÄ±r.<br />
<br />
1906 tarihli resmi yÄ±llÄ±ÄŸa gÃ¶re; bunlardan MÄ±sÄ±r ve Sisam, idari muhtariyet olarak adlandÄ±rÄ±lan bir statÃ¼ye sahiptir. Kimileri ise siyasal yerinden yÃ¶netime yakÄ±ndÄ±r: Girit, Cebeli LÃ¼bnan, Tunus, DoÄŸu Rumeli Vilayeti gibi... Bulgaristan ise adeta ayrÄ± bir devlet gibidir. Ã–rneÄŸin OsmanlÄ± dÃ¶neminde KÃ¼rdistan adÄ± verilen coÄŸrafyada bazÄ± sancaklarda yurtluk-ocaklÄ±k ve hÃ¼kÃ¼met adÄ± altÄ±nda Ã–ZERK yÃ¶netim biÃ§imleri vardÄ±r. Bu birimlerin merkeze baÄŸlÄ±lÄ±ÄŸÄ± daha gevÅŸekti. YÄ±llÄ±k vergi ve savaÅŸ zamanÄ±nda asker gÃ¶ndermenin dÄ±ÅŸÄ±nda iÃ§iÅŸlerinde tamamen Ã–ZERK idiler. Ama bunlar federe devletlere benzemez. Zira bu Ã–ZERK statÃ¼yÃ¼ onlara OsmanlÄ± Devleti bahÅŸetmiÅŸtir.<br />
<br />
Ä°mparatorluktaki 'Millet Sistemi' adÄ± verilen dinsel topluluk Ã¶rgÃ¼tlenmesinin kÃ¶keni ise Ä°slam hukukuna dayanmaktadÄ±r. GeÃ§miÅŸteki anlamÄ±nda 'Rum' sÃ¶zcÃ¼ÄŸÃ¼ bir etninin adÄ± deÄŸil, Ortodoks kilisesine baÄŸlÄ± deÄŸiÅŸik etnik gruplarÄ± ifade eder. Bunlar kendilerini yÃ¶netirler, OsmanlÄ±'ya cizye adlÄ± vergiyi Ã¶derler. SÄ±nÄ±rlÄ± hukuki ve idari Ã¶zerklikleri vardÄ±r. Daha sonra Musevi ve Ermeni milletleri de oluÅŸturulmuÅŸtur. BÃ¼tÃ¼n bu tespitlerden sonra OsmanlÄ± Devleti'nin Ã¼niter bir devlet biÃ§imine sahip olmadÄ±ÄŸÄ±, BÃ¶lgesel Devlete benzediÄŸi sÃ¶ylenebilir. Ne var ki OsmanlÄ± dinamikleri, bu yapÄ±yÄ± modern bir Ã§okulusluluk modeline taÅŸÄ±yamamÄ±ÅŸ, federal bir oluÅŸumu gerÃ§ekleÅŸtirememiÅŸtir. Ã–rnek olarak 1908 - 2. MeÅŸrutiyet dÃ¶nemi partilerinden HÃ¼rriyet ve Ä°tilaf FÄ±rkasÄ± ProgramÄ±, OsmanlÄ±'nÄ±n bu tarihsel Ã¶zelliklerinden esinlenerek, siyasal yerinden yÃ¶netime yakÄ±n yÃ¶nleriyle ilginÃ§ bir belgedir. AyrÄ±ca programÄ±nda yerel dillere tamamen serbestlik tanÄ±maktadÄ±r. DiÄŸer parti Ä°ttihat ve Terakki Cemiyeti ise katÄ± merkeziyetÃ§i bir eÄŸilimi benimsemiÅŸtir ki, bu zihniyet daha sonra TÃ¼rkiye Cumhuriyeti 1924 AnayasasÄ±'nÄ±n da ruhunu oluÅŸturmuÅŸtur.<br />
<br />
<b>BÄ°N YILLIK TÃœRK-KÃœRT Ä°LÄ°ÅžKÄ°LERÄ°</b><br />
<br />
KÃ¼rt sorununun tarihsel temellerini kavramak ve demokratik Ã§Ã¶zÃ¼m Ã§erÃ§evesinde Ã¶nerdiÄŸimiz 'Demokratik Ã–zerklik' projemizin tarihten gelen kÃ¶klerine dikkat Ã§ekmek amacÄ±yla, genel hatlarÄ±yla da olsa bin yÄ±llÄ±k TÃ¼rk-KÃ¼rt iliÅŸkilerine bir gÃ¶z atmak gerektiÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yorum.<br />
<br />
KÃ¼rtler, bugÃ¼n OrtadoÄŸu'nun bir realitesidir. TÃ¼rkler, Farslar ve Araplarla birlikte OrtadoÄŸu'nun bÃ¼yÃ¼k halklarÄ±ndandÄ±r. DÃ¼nyada en bÃ¼yÃ¼k nÃ¼fusa sahip devletsiz bir halk olmalarÄ±ndan dolayÄ±, nÃ¼fuslarÄ± halen kesin sayÄ±larla ifade edilemese de; TÃ¼rkiye'de 15-20 milyon, Ä°ran'da 7-8 milyon, Irak'ta 5 milyon ve Suriye'de 1,5 milyona varan bir nÃ¼fusa sahip olduklarÄ± sanÄ±lmaktadÄ±r. Toplu yaÅŸadÄ±klarÄ± coÄŸrafya, BÃ¼yÃ¼k SelÃ§uklu SultanÄ± Sencer'in isimlendirmesinden bu yana 'KÃ¼rdistan' adÄ±yla anÄ±lmaktadÄ±r. Yine Ã¶nemle altÄ±nÄ± Ã§izmeliyim ki KÃ¼rtler, OrtadoÄŸu'nun yerli halkÄ±dÄ±r. Son 50 yÄ±lda antropoloji, arkeoloji, etimoloji ve etnoloji alanÄ±nda yapÄ±lan bilimsel Ã§alÄ±ÅŸmalar, Mezopotamya'nÄ±n kadim halklarÄ±ndan olan KÃ¼rtlerin atalarÄ± ve analarÄ±nÄ±n, en azÄ±ndan 14 bin yÄ±ldÄ±r, bugÃ¼n yaÅŸadÄ±klarÄ± KÃ¼rdistan coÄŸrafyasÄ±nda kÃ¶k saldÄ±klarÄ±nÄ± kanÄ±tlamaktadÄ±r.<br />
<br />
<b>UZUN UZLAÅžI DÃ–NEMÄ°</b> <br />
<br />
Tarihte TÃ¼rk-KÃ¼rt iliÅŸkilerinin baÅŸlangÄ±cÄ± bin yÄ±l Ã¶ncesine dayanmaktadÄ±r. Orta Asya'dan gÃ¶Ã§ ederek Ä°slamiyeti kabul eden ve bugÃ¼nkÃ¼ Ä°ran topraklarÄ±nda BÃ¼yÃ¼k SelÃ§uklu Devletini kuran TÃ¼rk OÄŸuz boylarÄ±nÄ±n o dÃ¶nemdeki temel politikasÄ±, yine bir islami halk olan KÃ¼rtlerle uzlaÅŸarak, batÄ±larÄ±ndaki Rum diyarÄ±na yÃ¶nelmek ve Bizans topraklarÄ±nÄ± kendine yurt edinmedir. Denilebilir ki bu uzlaÅŸÄ± politikasÄ± 19.yy'a kadar, temelde geÃ§erliliÄŸini korumuÅŸtur. Esas olarak BÃ¼yÃ¼k SelÃ§uklu SultanÄ± TuÄŸrul Bey ile baÅŸkentleri bugÃ¼nkÃ¼ DiyarbakÄ±r'Ä±n Silvan ilÃ§esi olan Mervani KÃ¼rt Devleti tarafÄ±ndan temelleri atÄ±lan bu uzlaÅŸma,1071'deki Malazgirt savaÅŸÄ±yla, TÃ¼rklere Anadolu'nun kapÄ±sÄ±nÄ± aÃ§mÄ±ÅŸ ve Anadolu topraklarÄ±nda Bizans'Ä±n yenilgi sÃ¼recini baÅŸlatmÄ±ÅŸtÄ±r. Anadolu'ya giriÅŸle birlikte TÃ¼rk ve KÃ¼rt beylikleri, karÅŸÄ±lÄ±klÄ± olarak birbirlerinin hukukuna saygÄ± gÃ¶stermiÅŸ ve birbirlerinin varlÄ±klarÄ±nÄ± tanÄ±mÄ±ÅŸlardÄ±r.<br />
<br />
Anadolu'nun batÄ±sÄ±na doÄŸru Bizans'Ä± gerileten TÃ¼rkler, Ã¶nce 1080 yÄ±lÄ±nda BaÅŸkenti Konya olan Anadolu SelÃ§uklu Devletini, arkasÄ±ndan da 1299 yÄ±lÄ±nda OsmanlÄ± Devletini kurup,14. YY ve 15. YY boyunca BatÄ±ya, Avrupa iÃ§lerine doÄŸru ilerlemeye devam ettiler. Fakat bu dÃ¶nemde Avrupa'da kapitalizmin geliÅŸmesi, OsmanlÄ± Ordusunun gÃ¼Ã§lÃ¼ bir direnÃ§le karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kalmasÄ± ve Ä°ran Safevileri'nin nÃ¼fuz alanlarÄ±nÄ± Orta Anadolu'ya kadar geniÅŸletmesi nedeniyle, dikkatlerini tekrar doÄŸuya Ã§evirmek zorunda kaldÄ±lar. Ã–ncelikle KÃ¼rt beylikleriyle yeniden uzlaÅŸmak zorundaydÄ±lar. Nitekim Ã¶yle de oldu.<br />
<br />
OsmanlÄ± SultanÄ± Yavuz Sultan Selim dÃ¶neminde, SÃ¼nni KÃ¼rt feodalitesi ile saÄŸlanan ittifak temelinde, Kafkasya'dan tÃ¼m Arabistan ve Kuzey Afrika'ya kadar yollarÄ± aÃ§an 1514 Ã‡aldÄ±ran ve 1517 MercidabÄ±k savaÅŸlarÄ±yla, OrtadoÄŸu'nun en gÃ¼Ã§lÃ¼ imparatorluÄŸuna dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼ler. Ãœstelik bu sefer sÄ±rasÄ±nda 'halifelik' hÄ±rkasÄ±nÄ± Abbasilerden alarak, bundan sonraki tÃ¼m OsmanlÄ± sultanlarÄ±nÄ±n 'MÃ¼slÃ¼manlarÄ±n Ã–nderi' unvanÄ±nÄ± da kazanmasÄ±nÄ± saÄŸladÄ±lar. Ä°ÅŸte bu yeni uzlaÅŸÄ± dÃ¶neminde KÃ¼rt beylikleri; hÃ¼kÃ¼metler, yurtluklar biÃ§iminde babadan oÄŸula geÃ§en bir Ã–ZERK yerel iktidar biÃ§imine sahip oldular. KÃ¼rt dili ve kÃ¼ltÃ¼rel varlÄ±klarÄ± geliÅŸmelerini Ã¶zgÃ¼rce sÃ¼rdÃ¼rdÃ¼ler. KÃ¼rt beyleri OsmanlÄ±ya karÅŸÄ± yÄ±lda bir kez vergi ve savaÅŸ dÃ¶nemlerinde asker gÃ¶ndermekle yÃ¼kÃ¼mlÃ¼ydÃ¼ler. KÃ¼rtlerin OsmanlÄ± Ä°mparatorluÄŸu bÃ¼nyesinde Ã–ZERK KÃ¼rt beylikleri halinde, baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±ÄŸa yakÄ±n bir siyasi statÃ¼de yaÅŸamalarÄ± 19. YY baÅŸlarÄ±na kadar 300 yÄ±l devam etti. Peki, acaba ne deÄŸiÅŸti de, bu siyasal statÃ¼ sona erip, yerini OsmanlÄ±ya karÅŸÄ± KÃ¼rt isyanlarÄ±na bÄ±raktÄ±? AslÄ±nda bu can alÄ±cÄ± bir sorudur. Ve bu sorunun doÄŸru ve bilimsel yanÄ±tÄ±nÄ± vermeden, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde de halen devam eden KÃ¼rt sorununun kaynaklarÄ±nÄ± kavramak da mÃ¼mkÃ¼n deÄŸildir.<br />
<br />
<b>Ä°SYANLARA DOÄžRU GÄ°DEN YOL</b> <br />
<br />
Bir kere 17. YY'da OsmanlÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼nÃ¼n Avrupa'da kesinlikle kesilmesi gerÃ§eÄŸi vardÄ±r. Ä°mparatorluk esas olarak bu dÃ¶nemden itibaren, Anadolu Ã¼zerindeki aÄŸÄ±r vergi ve haraÃ§lar yoluyla ekonomik sÃ¶mÃ¼rÃ¼yÃ¼ derinleÅŸtirme ve 15 yÄ±la kadar varan uzun askerlik sÃ¼relerini dayatma ihtiyacÄ±nÄ± duymuÅŸtur. 18. YY'Ä±n baÅŸlarÄ±, OsmanlÄ±da iÃ§ talan politikasÄ±nÄ±n adeta zirvesidir ve 19. YY'a da bu bozulma ve Ã§Ã¼rÃ¼meyle girilmiÅŸtir. AyrÄ±ca bu dÃ¶nemde, 1789 FransÄ±z Devrimi'nin ulus-devlet ve milliyetÃ§ilik bayraÄŸÄ±nÄ±n, dalga dalga OsmanlÄ± egemenliÄŸindeki halklarÄ± etkisi altÄ±na alma gerÃ§eÄŸi de vardÄ±r. OsmanlÄ± yÃ¶netiminin tÃ¼m bu geliÅŸmelere yanÄ±tÄ± ise, 19 yy baÅŸlarÄ±nda yerel Ã–ZERKLÄ°KLERÄ° yok ederek katÄ± bir merkezi otoriteyi gÃ¼Ã§lendirmeye yÃ¶nelmesidir. Tabii ki ilk hedefleri de, KÃ¼rdistan'da OsmanlÄ± egemenliÄŸinde 300 yÄ±ldÄ±r baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±ÄŸa yakÄ±n Ã–ZERK bir statÃ¼de bulunan KÃ¼rt beylikleridir. Bu politikanÄ±n ise, KÃ¼rdistan'da neredeyse 19. YY boyunca devam eden kanlÄ± bir Ã§atÄ±ÅŸmayÄ± tetikleyeceÄŸi besbelliydi. Nitekim Ã¶yle de oldu. Ä°lk KÃ¼rt isyanÄ±, 1806 yÄ±lÄ±nda SÃ¼leymaniye yÃ¶resinde Babanzade aÅŸireti tarafÄ±ndan baÅŸlatÄ±ldÄ± ve bunu diÄŸer bÃ¶lgelerdeki isyanlar izledi. Bu Ã¶nemli tarihsel nedene, bir de OrtadoÄŸu'yu iÅŸgale yÃ¶nelen baÅŸta Ä°ngilizler olmak Ã¼zere BatÄ± emperyalizminin 'tavÅŸana kaÃ§, tazÄ±ya tut' oyunlarÄ±nÄ± da eklerseniz; OrtadoÄŸu'da 1806'dan gÃ¼nÃ¼mÃ¼ze kadar 200 yÄ±ldÄ±r sÃ¼ren KÃ¼rt sorunu ve KÃ¼rt isyanlarÄ±nÄ±n tarihsel nedenleri de, sanÄ±yorum kavranÄ±lmÄ±ÅŸ olur.<br />
<br />
<b>21 ANAYASASI'NIN DEMOKRATÄ°K Ã–ZÃœ</b> <br />
<br />
KanÄ±mca bu tarihsel sÃ¼reci iyice bilince Ã§Ä±karan Mustafa Kemal, TÃ¼rkiye Cumhuriyeti'nin kuruluÅŸ aÅŸamasÄ±nda uluslararasÄ± konjonktÃ¼r ve iÃ§teki dengeleri iyi hesaplayarak, Lozan AntlaÅŸmasÄ±yla yeni devleti gÃ¼venceye almadan Ã¶nce, KÃ¼rtlere karÅŸÄ± Ã§ok dikkatli bir politika izledi. Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarÄ± KÃ¼rtlerin beklentilerini dikkate alan iÃ§erikteydi.1919-1924 yÄ±llarÄ± arasÄ±nda sÃ¼rekli olarak, TÃ¼rklerle KÃ¼rtlerin eÅŸit haklarÄ±ndan, bu iki asli unsurun devletin ortaklarÄ± olduÄŸundan ve KÃ¼rdistan'Ä±n siyasal statÃ¼sÃ¼nden Ã§okÃ§a sÃ¶z etti. Hatta 27 Haziran 1920 tarihli 'BMM Vekiller Heyeti'nin KÃ¼rdistan HakkÄ±nda Elcezire Cephesi KumandanlÄ±ÄŸÄ±'na TalimatÄ±'nda, bugÃ¼nkÃ¼ anlaÅŸÄ±lÄ±r TÃ¼rkÃ§eyle ÅŸÃ¶yle denmektedir:''Milletlerin kendi kaderlerini bizzat idare etmeleri hakkÄ±, bÃ¼tÃ¼n dÃ¼nyada kabul olunmuÅŸ bir prensiptir. Biz de bu prensibi kabul etmiÅŸizdir. Tahmin olunduÄŸuna gÃ¶re KÃ¼rtlerin bu zamana kadar yerel idareye ait teÅŸkilatlarÄ±nÄ± tamamlamÄ±ÅŸ, reis ve nÃ¼fuzlu kimseleri bu amaÃ§ doÄŸrultusunda bizim tarafÄ±mÄ±zdan kazanÄ±lmÄ±ÅŸ olduÄŸu dikkate alÄ±ndÄ±ÄŸÄ±nda, reylerini ortaya koyduklarÄ±nda zaten kendi kaderlerini de belirleyeceklerinden, BMM idaresinde yaÅŸamaya talip olduklarÄ±nÄ± ilan etmelidirler. KÃ¼rdistan'daki bÃ¼tÃ¼n mesainin bu amaca dayalÄ± siyasete yÃ¶nlendirilmesi Elcezire Cephesi KumandanlÄ±ÄŸÄ±'na aittir.'' (TBMM Gizli Celse ZabÄ±tlarÄ± Cilt:3 sa:550-551 Ä°ÅŸ Bank. Yay.)<br />
<br />
Zaten 23 Nisan 1920'de kurulan ilk BÃ¼yÃ¼k Millet Meclisi'nin, devleti kurmaya baÅŸlarken iki temel siyasi yÃ¶neliÅŸi vardÄ±: Birincisi, Meclis HÃ¼kÃ¼meti rejimi ile bÃ¼tÃ¼n yetkiler BMM'de toplanmÄ±ÅŸtÄ±. Ä°kinci olarak Ã–ZERKLÄ°K ilkesine bÃ¼yÃ¼k Ã¶nem verilmiÅŸ, yerel temsile ve Ã–ZERK organlaÅŸmaya olanak tanÄ±narak, demokratik bir yÃ¶neliÅŸ ortaya konulmuÅŸtu. Nitekim 1921 AnayasasÄ±'nÄ±n yerel yÃ¶netim alanÄ±ndaki temel ilkesi Ã–ZERKLÄ°K'ti. Ã–rgÃ¼tlenme ilkesi bakÄ±mÄ±ndan VÄ°LAYET ÅžURALARI kÃ¼Ã§Ã¼k bir BMM gibiydi. Ä°dari yerinden yÃ¶netim ilkesine baÄŸlÄ± olarak, Ã–ZERKLÄ°Kleri mahalli iÅŸlerle sÄ±nÄ±rlÄ±ydÄ±. Bu Vilayet ÅžuralarÄ±na hiÃ§bir biÃ§imde yasama yetkisi verilmemiÅŸ, ancak 'tanzim ve idare' yetkisi verilmiÅŸti.1921 AnayasasÄ±na gÃ¶re EÄŸitim, saÄŸlÄ±k, vakÄ±f, ekonomi, tarÄ±m, bayÄ±ndÄ±rlÄ±k, toplumsal yardÄ±m iÅŸlerinin dÃ¼zenlenmesi ve idare edilmesi Vilayet ÅžuralarÄ±na bÄ±rakÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. Bu organlar seÃ§imle oluÅŸur ve kendi iÃ§inden bir BaÅŸkan ve bir Ä°dare Heyeti seÃ§er. <br />
<br />
Bu Ã¼Ã§lÃ¼ kurumlaÅŸma, 1921 AnayasasÄ±'nÄ±n Meclis HÃ¼kÃ¼meti rejiminin Ã¶ngÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ kurumlaÅŸmanÄ±n minyatÃ¼rÃ¼ydÃ¼. Buna gÃ¶re Vilayet, hem bir mÃ¼lki birimdir, hem de bir yerel yÃ¶netim birimidir. Vali, sadece merkezin vilayetteki temsilcisidir; vilayet yerel yÃ¶netiminin yÃ¼rÃ¼tme organÄ± ve vilayet halkÄ±nÄ±n temsilcisi deÄŸildir. Anayasaya gÃ¶re, Vilayet ÅžurasÄ±'nÄ±n icra yani YÃ¼rÃ¼tme Amiri, seÃ§imle gelmiÅŸ Vilayet ÅžurasÄ± BaÅŸkanÄ±'dÄ±r. O halde bu BaÅŸkan, vilayet halkÄ±nÄ± temsil eder ve Vilayet ÅžurasÄ±'nÄ±n yÃ¼rÃ¼tme organÄ±dÄ±r.1921 AnayasasÄ±'nÄ±n bu Ã–ZERKLÄ°K ilkesi, Anglo-sakson Ã–ZERK yÃ¶netim anlayÄ±ÅŸÄ±na benzemekte ve demokratik bir Ã¶z taÅŸÄ±maktadÄ±r. Ancak Cumhuriyetin ilanÄ±ndan sonra yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe giren 1924 AnayasasÄ± bu demokratik Ã¶zÃ¼ terk ederek, tamamen katÄ± merkeziyetÃ§i bir idare anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ± benimsemiÅŸtir ki, ondan sonra Ã§Ä±kan KÃ¼rt isyanlarÄ± dahil tÃ¼m siyasi sorunlarÄ±n da kaynaÄŸÄ±nÄ± teÅŸkil etmiÅŸtir.<br />
<br />
<b>'KÃœRDÄ°STAN'IN Ã–ZERKLÄ°ÄžÄ° YASASI'</b> <br />
<br />
Mustafa Kemal ve arkadaÅŸlarÄ±nÄ±n, devletin kuruluÅŸ sÃ¼recinde KÃ¼rtlere ve KÃ¼rt sorununa yaklaÅŸÄ±mlarÄ±na dikkat Ã§ekmek amacÄ±yla, bir Ã¶nemli tarihi belgeye daha, izninizle deÄŸinmek durumundayÄ±m. Texas Ãœniversitesi OrtadoÄŸu uzmanlarÄ±ndan Robert Olson'un Ä°ngiliz Gizli belgelerinden derlediÄŸine gÃ¶re BMM, 10 Åžubat 1922 tarihli gizli oturumunda, KÃ¼rdistan'Ä±n Ã–ZERKLÄ°ÄžÄ° YasasÄ±'nÄ± 64'e karÅŸÄ± 373 oyla kabul etmiÅŸti. Ä°ngiliz YÃ¼ksek Komiseri Horace Rumbold, DÄ±ÅŸiÅŸleri BakanÄ± Lord Curzon'a yazdÄ±ÄŸÄ± yazÄ±da, MeclisÃ§e onaylanan bu 18 maddelik yasayÄ± rapor eder. Bu yasa maddelerinden dikkat Ã§ekici olanlarÄ± ÅŸÃ¶yle sÄ±ralanabilir;<br />
<br />
''Madde 1: BMM (BÃ¼yÃ¼k Millet Meclisi), TÃ¼rk Milletinin medeniyetin gerekleri doÄŸrultusunda ilerlemesini saÄŸlamak amacÄ±yla, KÃ¼rt milleti iÃ§in kendi milli gelenekleriyle uyum iÃ§inde bir Ã–ZERK YÃ–NETÄ°M kurmayÄ± taahhÃ¼t eder.<br />
<br />
Madde 3: BMM, tÃ¼m KÃ¼rt Milleti tarafÄ±ndan benimsenen ve onurlu bir geÃ§miÅŸe sahip deneyimli bir yÃ¶neticiyi Genel Vali olarak seÃ§ecektir.<br />
<br />
Madde 4: Genel Vali Ã¼Ã§ yÄ±l iÃ§in atanacaktÄ±r. Bu dÃ¶nemin bitiminde eÄŸer KÃ¼rt Milletinin Ã§oÄŸunluÄŸu, Ã¶nceki Genel Valinin gÃ¶revine devam etmesini istemiyorsa, yeni bir Genel Vali KÃ¼rt Milli Meclisi tarafÄ±ndan seÃ§ilecektir.<br />
<br />
Madde 6: KÃ¼rt Milli Meclisi, DoÄŸu vilayetlerinde genel oya dayalÄ± seÃ§imle oluÅŸturulacak ve her Meclis Ã¼Ã§ yÄ±l iÃ§in seÃ§ilmiÅŸ olacaktÄ±r. Meclis oturumlarÄ± 1 Martta baÅŸlayacak ve 4 ay sÃ¼reyle gÃ¶rev yapacaktÄ±r. EÄŸer Meclis bu sÃ¼re iÃ§ersinde iÅŸlerini tamamlayamazsa sÃ¼re, Ã¼yelerinin Ã§oÄŸunluÄŸunun isteÄŸi ve Genel Valinin onayÄ±yla uzatÄ±labilir.<br />
<br />
Madde 9: Ã–ZERK BÃ–LGE sÄ±nÄ±rlarÄ± karma bir komisyon tarafÄ±ndan belirleninceye kadar, KÃœRDÄ°STAN Ä°DARÄ° BÃ–LGESÄ° Van, Bitlis, DiyarbakÄ±r Vilayetleri, Dersim sancaÄŸÄ± ve kimi kaza ve nahiyeleri iÃ§erecektir.<br />
<br />
Madde 10: KÃ¼rdistan'Ä±n yÃ¶netimine iliÅŸkin olarak, bazÄ± yerlerde yerel duruma uygun olarak bir yargÄ± Ã¶rgÃ¼tÃ¼ oluÅŸturulacaktÄ±r. Bu Ã¶rgÃ¼t ÅŸu an iÃ§in yarÄ±sÄ± TÃ¼rk, diÄŸer yarÄ±sÄ± KÃ¼rt olmak Ã¼zere yetkin elemanlardan oluÅŸacaktÄ±r. Emeklileri durumunda TÃ¼rk gÃ¶revliler KÃ¼rt gÃ¶revlilerce deÄŸiÅŸtirilecektir.<br />
<br />
Madde 12: DoÄŸu Vilayetlerinde dÃ¼zeni korumak amacÄ±yla bir Jandarma Kolordusu oluÅŸturulacaktÄ±r. KÃ¼rt Meclisi bu kolordunun oluÅŸturulmasÄ±na iliÅŸkin yasayÄ± inceleyecek, ancak jandarmanÄ±n Ã¼st komutasÄ± hizmetleri gerekli gÃ¶rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ sÃ¼rece yÃ¼ksek rÃ¼tbeli TÃ¼rk gÃ¶revlilerin elinde olacaktÄ±r.<br />
<br />
Madde 15: TÃ¼rk dili sadece KÃ¼rt Milli Meclisi'nde idari iÅŸlerde ve hÃ¼kÃ¼met idaresinde kullanÄ±lacaktÄ±r. Bununla birlikte KÃ¼rt dili okullarda Ã¶ÄŸretilebilir ve yÃ¶netim, KÃ¼rt dilinin gelecekte hÃ¼kÃ¼metin resmi dili olma talebine temel teÅŸkil etmeyecek ÅŸekilde, bu dilin kullanÄ±lmasÄ±nÄ± teÅŸvik edebilir.<br />
<br />
Madde 16: Hukuk ve TÄ±p fakÃ¼ltelerini iÃ§eren bir Ã¼niversitenin kurulmasÄ±, KÃ¼rt Milli Meclisi'nin Ã¶ncelikli gÃ¶revi olacaktÄ±r.<br />
<br />
Madde 17: Genel Valinin onayÄ± alÄ±nmadan ve BMM bilgilendirilmeden KÃ¼rt Milli Meclisi hiÃ§bir vergi uygulamasÄ±na giriÅŸemez.<br />
<br />
Madde 18: Ä°lke olarak BMM ile gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼lmedikÃ§e ve onayÄ± alÄ±nmadÄ±kÃ§a, KÃ¼rt Milli Meclisine hiÃ§bir imtiyaz tanÄ±namaz.<br />
<br />
Horace Rumbold-YÃ¼ksek Komiser ''<br />
<br />
(Ahmet Mesut, Ä°ngiliz Gizli Belgelerinde KÃ¼rdistan 1918-1958, DOZ YayÄ±nlarÄ±)<br />
<br />
DeÄŸerli okurlar<br />
<br />
Bu proje esas olarak kaynaÄŸÄ±nÄ±, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zÃ¼n Ã§aÄŸdaÅŸ demokratik Ã¶zyÃ¶netim anlayÄ±ÅŸÄ±ndan, TÃ¼rk ve KÃ¼rt halklarÄ±nÄ±n bin yÄ±llÄ±k iliÅŸkilenme tarihinden ve Cumhuriyetin kuruluÅŸ sÃ¼recindeki demokratik yaklaÅŸÄ±mlarÄ±ndan almaktadÄ±r. AmacÄ± 1920'lerde Anadolu halklarÄ±nÄ±n birlikte yÃ¼rÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼ mÃ¼cadele sonucunda kazanÄ±lan baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±ÄŸÄ±n ardÄ±ndan ilan edilen ve 84. yÄ±lÄ±nÄ± dolduran Cumhuriyetin, demokratik bir niteliÄŸe kavuÅŸturulmasÄ± ve 1924 AnayasasÄ±ndan gÃ¼nÃ¼mÃ¼ze, giderek kangren hale dÃ¶nÃ¼ÅŸen KÃ¼rt sorununun demokratik Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ne katkÄ± saÄŸlamaktÄ±r.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_788.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_788.html</guid>
  <dc:subject>Yerelin merkez karÅŸÄ±sÄ±nda yeniden dÃ¼zenlenmesi</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Generallerin ve Ä°slamcÄ± cemaatlerin ortak Ã¼rÃ¼nÃ¼: 12 EylÃ¼l faÅŸist anayasasÄ±</title>
  <description>12 EylÃ¼l 1980'de Amerika'nÄ±n Ã§ocuklarÄ± tarafÄ±ndan yapÄ±lan darbeyle, Anadolu'da ve Mezopotamya'da karanlÄ±klar dÃ¶nemine girildi. Ä°nsanlÄ±ÄŸa dair ne varsa yok edilmek istendi, toplumun bÃ¼tÃ¼n muhalif kesimlerine yÃ¶nelik saldÄ±rÄ±lar en Ã¼st boyuta Ã§Ä±kartÄ±ldÄ±. Resmi rakamlara gÃ¶re 3 milyon insan hakkÄ±nda soruÅŸturma aÃ§Ä±ldÄ±, 750 bin insan iÅŸkencelerden geÃ§irildi, yÃ¼zlerce insan iÅŸkenceli sorgulardan katledildi, yÃ¼z binlerce i...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
12 EylÃ¼l 1980'de Amerika'nÄ±n Ã§ocuklarÄ± tarafÄ±ndan yapÄ±lan darbeyle, Anadolu'da ve Mezopotamya'da karanlÄ±klar dÃ¶nemine girildi. Ä°nsanlÄ±ÄŸa dair ne varsa yok edilmek istendi, toplumun bÃ¼tÃ¼n muhalif kesimlerine yÃ¶nelik saldÄ±rÄ±lar en Ã¼st boyuta Ã§Ä±kartÄ±ldÄ±. Resmi rakamlara gÃ¶re 3 milyon insan hakkÄ±nda soruÅŸturma aÃ§Ä±ldÄ±, 750 bin insan iÅŸkencelerden geÃ§irildi, yÃ¼zlerce insan iÅŸkenceli sorgulardan katledildi, yÃ¼z binlerce insan tutuklandÄ±, cezaevleri jenosit kamplarÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼ldÃ¼, 52 insan idam edildi. Ã‡ocuk yaÅŸta tutuklanmalar bu dÃ¶nemde baÅŸladÄ±. <br />
<br />
12 EylÃ¼l 1980'de gerÃ§ekleÅŸtirilen darbe, bu topraklarda yaÅŸayan devrimcileri, ilericileri, demokratlarÄ± hedefliyordu, KÃ¼rtleri yok etmek iÃ§in Ã¶zel bir plan hazÄ±rlanmÄ±ÅŸtÄ±, darbe Ã¶ncesi Alevilere yÃ¶nelik uygulanan saldÄ±rÄ±lar, askeri gÃ¼Ã§lerin denetiminde kesintisizce devam etti. Yani gerÃ§ek anlamda TÃ¼rk egemen sÄ±nÄ±flarÄ±n rejimine karÅŸÄ± olanlar hedef tahtasÄ±na oturtulmuÅŸtu. <br />
<br />
CIA tarafÄ±ndan Ã§ok Ã¶nceden hazÄ±rlanan darbe planÄ±nda, sol adÄ±na ne varsa yok edilmesi talimatÄ± verildi. Tersine, Ä°slamcÄ±lar da bÃ¼yÃ¼k bir mÃ¼ttefik olarak gÃ¶rÃ¼ldÃ¼. OnlarÄ±n desteklenmesi iÃ§in hazÄ±rlanan projeler Ã§ok kapsamlÄ± olarak uygulanmaya konulmuÅŸtu. Darbe lideri Kenan Evren, Diyanet Ä°ÅŸleri BaÅŸkanÄ± gibi vaazlar vermeye baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±. Ä°slam onlar iÃ§in bir kurtuluÅŸtu. Devrimci gÃ¼Ã§lerin etkisini silmek iÃ§in toplumsal yaÅŸam Ä°slam'a gÃ¶re dÃ¼zenlenecekti. BÃ¶ylece TÃ¼rkiye'nin politik Ä°slamcÄ± gÃ¼Ã§leriyle 12 EylÃ¼l darbecileri arasÄ±nda tam bir ittifak oluÅŸturuldu. <br />
<br />
12 EylÃ¼l 1980 askeri darbecileri iktidarlarÄ±nÄ± sÃ¼reklileÅŸtirmek iÃ§in Ã§ok kapsamlÄ± yasal deÄŸiÅŸiklikler yaptÄ±lar. Sistemi 100 yÄ±l yÃ¶netecek bir anayasa Ã§Ä±karmaya karar vermiÅŸlerdi. Ä°ki kesimin gÃ¼ndeminde demokrasi, insan haklarÄ±, Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kler kesinlikle yoktu. BunlarÄ±n dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼lmesi dahi yasaklanmÄ±ÅŸtÄ±. Ama tersten anayasanÄ±n ruhunu oluÅŸturan TÃ¼rk-Ä°slam Sentezi Ã¼zerinde tam bir dÃ¼ÅŸÃ¼nce birliÄŸi oluÅŸturulmuÅŸtu. BÃ¶ylece darbeci generallerle Ä°slamcÄ± cemaatler arasÄ±ndaki ittifak, aynÄ± zamanda 12 EylÃ¼l FaÅŸist AnayasanÄ±n ruhunu oluÅŸturdu. <br />
<br />
Cemaat lideri gibi davranan ve darbeciler adÄ±na 'dini tebliÄŸ'ler sunan Kenan Evren 12 EylÃ¼l anayasasÄ±na 'evet' oyu almak iÃ§in cemaatlerle pazarlÄ±k yaptÄ± ve ÅŸu teminatÄ± verdi: "Siz bizim aleyhimize Ã§alÄ±ÅŸmaz ve yardÄ±mcÄ± olursanÄ±z, biz de size zorluk Ã§Ä±karmayÄ±z, hatta iÅŸinizi kolaylaÅŸtÄ±rÄ±rÄ±z..." Bu, ittifakta iki kesim arasÄ±nda stratejik iliÅŸkilerin ana temasÄ±nÄ± oluÅŸturdu. Cemaatler, faÅŸist darbeci anayasaya 'evet' demek iÃ§in Ã§alÄ±ÅŸtÄ±lar. Darbeciler de vermiÅŸ olduklarÄ± sÃ¶zÃ¼ tutarak, sitemi bÃ¼tÃ¼nlÃ¼klÃ¼ olarak Ä°slamcÄ± cemaatlere teslim etmeye baÅŸladÄ±lar. Ä°slamcÄ±lÄ±ÄŸÄ±n bugÃ¼nkÃ¼ politik gÃ¼cÃ¼, generallerin eseridir. <br />
<br />
AtatÃ¼rkÃ§Ã¼lÃ¼ÄŸÃ¼ ve laikliÄŸi elden bÄ±rakmayan 12 EylÃ¼l 1980 askeri darbe lideri Kenan Evren ve 4'lÃ¼ generaller, AydÄ±nlar OcaÄŸÄ± tarafÄ±ndan geliÅŸtirilen 'dinci olmayan dindar devlet' anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ± devlet politikasÄ± haline getirerek sistemin bÃ¼tÃ¼n alanlarÄ±nda uyguladÄ±lar. Bu politika ekseninde devletin bÃ¼tÃ¼n stratejik kurumlarÄ±na 'TÃ¼rk-Ä°slam Sentezcileri' atandÄ±. <br />
<br />
DÃ¶nemin Diyanet Ä°ÅŸlerinden Sorumlu Devlet BakanlÄ±ÄŸÄ±na atanan emekli bir general olan Mehmet Ã–zgÃ¼neÅŸ 1982'de, devlet dairesindeki memurlar iÃ§in yaptÄ±ÄŸÄ± aÃ§Ä±klamada, 'dini eÄŸitim gÃ¶ren erkeklerin sakal bÄ±rakabileceklerini, kadÄ±nlarÄ±n gÃ¶rev yerlerinde baÅŸlarÄ±nÄ± baÄŸlayabileceklerini' belirtiyordu. BugÃ¼n Ä°slamcÄ±larÄ±n uÄŸruna en Ã§ok mÃ¼cadele verdikleri konulardan biri de bu karardÄ±r. <br />
<br />
12 EylÃ¼l 1980 askeri darbe dÃ¶neminde 'AydÄ±nlar OcaÄŸÄ±' YÃ¶netim Kurulu Ãœyesi ve Milli GÃ¼venlik Konseyi' sÃ¶zcÃ¼sÃ¼ Muharrem Ergin, ÅŸunlarÄ± sÃ¶ylÃ¼yor: "HazÄ±rlayacaÄŸÄ±mÄ±z anayasa gelecek 100 yÄ±la cevap verecektir. Ä°Ã§eriÄŸi bunun iÃ§in Ã¶nemlidir. Bir huzur ve sÃ¼kÃ»n mÃ¼essesesi olarak dinin cemiyet hayatÄ±ndaki yeri bÃ¼yÃ¼ktÃ¼r ve Ä°slÃ¢m, TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ koruyan Ã§ok Ã¶nemli bir manevi silahtÄ±r." <br />
<br />
9-10 MayÄ±s 1981'de 'Milli EÄŸitim ve Din EÄŸitimi' adÄ± altÄ±nda yapÄ±lan seminerlerde, "Devletin zorunlu din eÄŸitimi vermesi ve laikliÄŸin zorunlu din eÄŸitimi ile Ã§eliÅŸen yÃ¶nÃ¼nÃ¼n bulunmadÄ±ÄŸÄ±" savunulur. 1981 yÄ±lÄ±nda, AtatÃ¼rk KÃ¼ltÃ¼r, Dil ve Tarih YÃ¼ksek Kurumu BaÅŸkanÄ± Em. General Suat Ä°lhan, devletin resmi gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼ haline getirtilen TÃ¼rk-Ä°slÃ¢m sentezine iliÅŸkin olarak ÅŸunlarÄ± yazmaktadÄ±r: "TÃ¼rk ve Ä°slam medeniyetlerinin sentezini gerÃ§ekleÅŸtirmiÅŸ ve bu sentez medeniyete dayalÄ± dÃ¼nyanÄ±n en uzun Ã¶mÃ¼rlÃ¼ ve en bÃ¼yÃ¼k imparatorluklarÄ±ndan birisinin kurucusu olmuÅŸtur. Bu imparatorluÄŸun devlet dÃ¼zenini ve yapÄ±sÄ±nÄ±n Ã¼stÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼, bÃ¼yÃ¼klÃ¼ÄŸÃ¼ her yeni incelemede biraz daha su yÃ¼zÃ¼ne Ã§Ä±kmaktÄ±r. Ä°stiklal Harbi, TÃ¼rk-Ä°slam sentez medeniyetinin yÃ¼celttiÄŸi OsmanlÄ± Ä°mparatorluÄŸu'nda bu sentez medeniyetin kendi kendisini yenileme gÃ¼cÃ¼nÃ¼ yitirip yenik dÃ¼ÅŸtÃ¼ÄŸÃ¼ noktadaki savaÅŸtÄ±r. Ä°stiklal Harbi ve inkÄ±lÃ¢plar, TÃ¼rk-Ä°slam sentez medeniyetinin batÄ± medeniyeti ile yeni bir senteze ulaÅŸmasÄ± amacÄ±na yÃ¶neliktir..."[1] <br />
<br />
Milli GÃ¼venlik Konseyi, hazÄ±rlanan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu onaylayarak, Din KÃ¼ltÃ¼rÃ¼ ve Ahlak derslerinin 'zorunlu' hale getirilmesine karar verir: "Her ÅŸeyden Ã¶nce dinin sadece bir vicdan meselesi olduÄŸu ve vicdanlarda hapsedilerek ferdi davranÄ±ÅŸlarda ve toplum hayatÄ±n da hiÃ§bir yankÄ±sÄ±nÄ±n olmadÄ±ÄŸÄ± fikri isabetli deÄŸildir... BirtakÄ±m dini emir ve kurallarÄ±n canlÄ± bir ÅŸekilde yaÅŸanmakta olmasÄ±, dinin toplumdan ayrÄ± tutulamayacaÄŸÄ±nÄ± gÃ¶stermektedir."[2] BÃ¼tÃ¼n bu verilerin ortaya koyduÄŸu gerÃ§ek ÅŸu; toplumun Ä°slamlaÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± politikasÄ± ve faaliyeti, sadece Ä°slamcÄ± partilere ya da cemaatlere ait bir fikir deÄŸil, aynÄ± zamanda laiklik adÄ±na darbeler yapan generallerin savunduÄŸu ve uyguladÄ±klarÄ± temel bir politika olmuÅŸtur. <br />
<br />
Ä°slamcÄ± hareketin bugÃ¼nkÃ¼ toplumsal gÃ¼cÃ¼nÃ¼n oluÅŸmasÄ± esasen generallerin izlemiÅŸ olduÄŸu politikalarla doÄŸrudan iliÅŸkilidir. Onun altyapÄ±sÄ±nÄ± bizzat generaller oluÅŸturdu. Toplumun Ä°slamlaÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± politikasÄ± Ã¶zellikle Ã§ocuklar ve genÃ§ler Ã¼zerinde uygulanmaya konuldu. AmaÃ§, yeni bir Ä°slamcÄ± kuÅŸak yaratmaktÄ±. Generallerin hazÄ±rlamÄ±ÅŸ olduÄŸu anayasa ile TÃ¼rkiye'de din eÄŸitimi ilkokul-ortaokul ve liselerde zorunlu hale getirildi. Darbe lideri Kenan Evren, devlet denetimine alÄ±nan Kuran kurslarÄ±nda Ã§ocuklarÄ±n dini eÄŸitim alÄ±nmasÄ± iÃ§in Ã§Ä±karttÄ±klarÄ± yasalarÄ± savunurken ÅŸunlarÄ± belirtiyor: "Din eÄŸitimi Ã§ocuklara aile tarafÄ±ndan verilmez. AslÄ±nda aile bu eÄŸitimi vermeye Ã§alÄ±ÅŸsa bile, yanlÄ±ÅŸ, eksik veya kendi bakÄ±ÅŸ aÃ§Ä±sÄ±ndan Ã¶ÄŸretebilir; dolayÄ±sÄ±yla bu uygunsuzdur... Size Ã§ocuklarÄ±nÄ±zÄ± yasadÄ±ÅŸÄ± Kuran kurslarÄ±na gÃ¶ndermemenizi daha Ã¶nce de sÃ¶ylemiÅŸtim. Åžimdi bunu anayasa hÃ¼kmÃ¼ haline getirdik. ArtÄ±k din, devlet tarafÄ±ndan devlet okullarÄ±nda Ã¶ÄŸretilecek. Åžimdi biz laikliÄŸi Ã§iÄŸniyor muyuz, yoksa ona hizmet mi ediyoruz? Tabii ki hizmet ediyoruz. Laiklik TÃ¼rk insanÄ±nÄ± dini eÄŸitimden mahrum bÄ±rakÄ±p, onu din istismarcÄ±larÄ±nÄ±n eline teslim etmek deÄŸildir..."[3] Ä°slamcÄ±lar, generallerin bu politik yÃ¶nelimini bildikleri halde Ã§ok bilinÃ§li olarak gizlemeye Ã§alÄ±ÅŸmaktadÄ±rlar. Generallerin 'laik' devleti, toplumun Ä°slamcÄ±laÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± iÃ§in yÃ¼rÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼ dinsel faaliyeti, anayasal gÃ¼venceye alarak, tarikatlara veya cemaatlere Ã¶nemli bir gÃ¼vence vermiÅŸ oldu. <br />
<br />
Hatta, generallerle Ä°slamcÄ± liderler arasÄ±ndaki ittifak Ã¶yle bir boyutta gelmiÅŸti ki, okul kitaplarÄ±nda Ã§ocuklara 'Allah iÃ§in cihat' verilmesi anlatÄ±lÄ±yordu.. Ã–rneÄŸin lise 2. sÄ±nÄ±f kitaplarÄ±nda ÅŸunlar yazÄ±lÄ±ydÄ±: "Ä°nancÄ±mÄ±za gÃ¶re vatanÄ±mÄ±zda hÃ¼r ve huzur iÃ§inde yaÅŸamak iÃ§in gerektiÄŸinde savaÅŸmak da Allah'Ä±n emridir. Bunun dinimizdeki adÄ± cihat"tÄ±r. Bu nedenle "...Allah yolunda Ã¶lmekle devlet yolunda Ã¶lmek bir tutulmuÅŸtur..."[4] Bu konuÅŸmadan hemen sonra "din yolunda cihat etmeyen vatanÄ±nÄ± sevmez"[5] olarak ifade edilen dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerle Ã¶ÄŸrencilerin Ä°slam'a yÃ¶nelmesi saÄŸlanÄ±yordu. Ä°slam'Ä±n ideolojik-politik temellerini oluÅŸturan bu gÃ¶rÃ¼ÅŸler devletin stratejik eÄŸitim kurumlarÄ±nda ders olarak verilmesi, 12 EylÃ¼l darbeci generallerinin almÄ±ÅŸ olduÄŸu bir karardÄ±. <br />
<br />
Bir baÅŸka Ã¶nemli bir nokta, ordu karargÃ¢hlarÄ±nda da ÅŸeriat propagandasÄ± kesintisizce devam etmiÅŸtir. Ankara Mamak TÃ¼men Camisi Ä°mamÄ±'nÄ±n verdiÄŸi vaazda ÅŸunlarÄ± sÃ¶ylÃ¼yor: "Bir mÃ¼minin birinci vazifesi, ÅŸeriat-Ä± garrayÄ± Muhammediyeyi ihya etmek, diriltmektir. EÄŸer o ÅŸeriat yÃ¼rÃ¼rlÃ¼lÃ¼kten kaldÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸsa, onu yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe koymak iÃ§in cihat etmektir. Kuran nizamÄ±nÄ± tekrar yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe koymak iÃ§in fiilen mÃ¼cadele etmek zorundayÄ±z. Bunu hapis ya da idam korkusuyla yapmaktan kaÃ§Ä±nanlar, Allah katÄ±nda bÃ¼yÃ¼k cezaya Ã§arptÄ±rÄ±lacaklardÄ±r."[6] Ä°slamcÄ±lara devletin ve hattan ordu karargÃ¢hlarÄ±nÄ±n bÃ¼tÃ¼n kapÄ±larÄ± sonuna kadar aÃ§Ä±lmÄ±ÅŸtÄ±. Askeri kÄ±ÅŸlalar cemaatlerin Ã¶nemli bir Ã¶rgÃ¼tlenme alanÄ± olmuÅŸtu. Ä°slamcÄ±larla generaller arasÄ±ndaki ittifak, hemen her alanda uygulanmaya konulmuÅŸtu. Ã–zellikle sisteme muhalif olanlarÄ±n yok edilmesinde tam bir irade birliÄŸi oluÅŸmuÅŸtu. <br />
<br />
Bu bakÄ±mdan TÃ¼rkiye'de generaller tarafÄ±ndan yapÄ±lan gerÃ§ekleÅŸtirilen 3 askeri darbe Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kten, demokrasiden, insan haklarÄ±ndan yana olan herkesi hedeflerken, Ä°slamcÄ± hareketin geliÅŸmesine temel bir zemin oluÅŸturdu. Darbeci generaller, hemen her fÄ±rsatta Ä°slamcÄ±lara aÃ§Ä±k destek verdi. AynÄ± ÅŸekilde her Ã¼Ã§ darbe de, Ä°slamcÄ± cemaatler tarafÄ±ndan doÄŸrudan veya dolaylÄ± olarak desteklendi. <br />
<br />
1960'ta gerÃ§ekleÅŸtirilen askeri darbeden sonra oluÅŸturulan Milli Birlik Komitesi BaÅŸkanÄ± ve daha sonra CumhurbaÅŸkanÄ± olan Genelkurmay BaÅŸkanÄ± Cemal GÃ¼rsel, "Ä°slÃ¢m Ã§alÄ±ÅŸmamÄ±zÄ± ve mÃ¼kemmele ulaÅŸmamÄ±zÄ± emreder" cÃ¼mlesini kullanÄ±r. Erzurum'da ise ÅŸÃ¶yle der: "GeriliÄŸimizden dini sorumlu tutanlar yanÄ±lÄ±yorlar. HayÄ±r, geriliÄŸimizin nedeni dinimiz deÄŸil, dinimizi bize yanlÄ±ÅŸ tanÄ±tanlardÄ±r. Ä°slÃ¢m dÃ¼nyadaki en kutsal, en yapÄ±cÄ±, en dinamik ve en gÃ¼Ã§lÃ¼ dindir..."[7] 1966-1973 yÄ±llarÄ± arasÄ±nda dÃ¶nemin Genelkurmay BaÅŸkanÄ± ve daha sonra CumhurbaÅŸkanÄ± olan Cevdet Sunay, "...milliyetÃ§i-mukaddesatÃ§Ä±, TÃ¼rkÃ§Ã¼-Ä°slamcÄ± Ã¶rgÃ¼tlenmelere baÄŸlÄ±, ÅŸiddet eylemcilerine karÄ±ÅŸmayan Ä°mam -Hatip okullarÄ±nÄ±n yaygÄ±nlaÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ±na destek"[8] vermek gerektiÄŸini belirtir. Bir baÅŸka konuÅŸmasÄ±nda ise ÅŸunlarÄ± sÃ¶yler: "BugÃ¼nkÃ¼ (1968-1969) -laik- okullar birer anarÅŸi yuvasÄ± haline geldi. Bu -laik- okullardan yetiÅŸen genÃ§lere memleket idaresi teslim edilemez. On yÄ±l sonra bunlarÄ±n hepsi iÅŸbaÅŸÄ±na geÃ§ecekler. Onlara nasÄ±l gÃ¼venebiliriz? Hem biz laik okullara karÅŸÄ± Ä°mam-Hatip OkullarÄ±nÄ± bir alternatif olarak dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleÅŸtireceÄŸimiz kiÅŸileri bu -Ä°mam Hatip- okullarda yetiÅŸtireceÄŸiz."[9] KÃ¼rt CoÄŸrafyasÄ±nda Ã–zel Kontra savaÅŸÄ±nÄ± Ã¶rgÃ¼tleyen Genelkurmay BaÅŸkanÄ± DoÄŸan GÃ¼reÅŸ, "1.Din ÅžurasÄ±'nÄ± toplama baÅŸarÄ±sÄ±nÄ± gÃ¶steren Diyanet Ä°ÅŸleri BaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ±na" gÃ¶nderdiÄŸi kutlama mesajÄ±nda, "Bizden laik olmamÄ±zÄ± isteyen BatÄ±lÄ±lar Ã¶nce kendileri laik olsunlar" diyor.[10] <br />
<br />
Peki, ErdoÄŸan, bu gerÃ§ekleri bilmiyor mu? YapÄ±lan Ã¼Ã§ askeri darbenin de Ä°slamcÄ± cemaatlerin ihtiyacÄ±na yanÄ±t verdiÄŸini, onlarla ittifak iÃ§inde hareket ettiÄŸini gayet iyi biliyor. Kendisinin bizzat baÄŸlÄ± olduÄŸu Ä°skender PaÅŸa DergÃ¢hÄ±'nÄ±n, darbeci generallerinin hazÄ±rlamÄ±ÅŸ olduÄŸu anayasayÄ± desteklediÄŸini iÅŸine gelmediÄŸi iÃ§in aÃ§Ä±klamÄ±yor. <br />
<br />
BugÃ¼n mazlum rolÃ¼ne bÃ¼rÃ¼nen AKP liderlerinin bildiÄŸi ama sÃ¼rekli gizlemeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±klarÄ± gerÃ§ek budur: Ä°slamcÄ± cemaatler, sadece 12 EylÃ¼l 1980 askeri darbesini deÄŸil, ordu tarafÄ±ndan gerÃ§ekleÅŸtirilen bÃ¼tÃ¼n askeri darbeleri desteklediler. BirkaÃ§ Ã¶rnekle bunu somutlaÅŸtÄ±ralÄ±m. Ã–rneÄŸin Said Nursi'nin avukatlarÄ±ndan ve cemaat iÃ§indeki etkinliÄŸi ile tanÄ±nan Bekir Bek, Yeni Asya gazetesinin 10 Åžubat 1971 tarihli sayÄ±sÄ±nda, ordunun verdiÄŸi muhtÄ±ra Ã¼zerine yaptÄ±ÄŸÄ± deÄŸerlendirmede ÅŸunlarÄ± belirtir: "Bu ses tarihimizin sesidir. Bu ses sanki MohaÃ§'tan gelen sestir. Bu ses Malazgirt'ten yÃ¼kselen bir sestir. Bu ses hÃ¼rriyet ve istiklalimizin, bu ses din ve imanÄ±mÄ±zÄ±n, ÅŸerefimizin ve hasiyetimizin bekÃ§ileri ÅŸerefli paÅŸalarÄ±mÄ±zÄ±n, erlerimizin tek kelimeyle MehmetÃ§iÄŸimizin sesidir... Bu ses, saÄŸa da sola da geliÅŸi gÃ¼zel yumruk sallayanlarÄ±n deÄŸil, tehlikenin nereden geldiÄŸini bilen, gÃ¶ren ve onun Ã¼stÃ¼ne yÃ¼rÃ¼yen ve onlara son defa 'Hizaya gel' komutunu verenlerin sesidir..."[11] 12 Mart 1971 askeri darbesini, bu kadar iÃ§ten ve coÅŸkulu karÅŸÄ±layan, destekleyen baÅŸka bir siyasal Ã§evre bulmak her halde zordur. <br />
<br />
12 EylÃ¼l 1980 Askeri darbesini destekleyen GÃ¼len, ÅŸÃ¶yle diyor: "Onun sÃ¼ngÃ¼sÃ¼, yÃ¼z defa iniltimizi dindirdi ve ateÅŸimize su serpti. YakÄ±n tarihimizde dahi kaÃ§ defa onda mazinin tebessÃ¼m eden Ã§ehresini ve yÄ±ldÄ±rÄ±mlaÅŸan celadetini gÃ¶rdÃ¼k... EÄŸer, atik davranÄ±p da yÄ±llardan beri hazÄ±rlanan karanlÄ±k emellerin Ã¶nÃ¼ne geÃ§ilmeseydi, bÃ¼tÃ¼n bir millet olarak inkisar iÃ§inde aÄŸlamadan baÅŸka Ã§aremiz kalmayacaktÄ±. TuÄŸa selam, sancaÄŸa selam ve Ã¶lÃ§Ã¼lerimiz iÃ§inde onu tutan yÃ¼ce baÅŸa binlerce selam..."[12] Camide vermiÅŸ olduÄŸu bir vaaz da ise "Kenan Evren'e laf sÃ¶yleyenin diÅŸlerini kÄ±rarÄ±m" diye insanlarÄ± tehdit ediyordu. <br />
<br />
AynÄ± ÅŸekilde 12 EylÃ¼l darbecilerinin KÃ¼rt bÃ¶lgelerinde yaptÄ±ÄŸÄ± bÃ¼tÃ¼n saldÄ±rÄ±larÄ± ve katliamlarÄ± desteklerken de ÅŸu cÃ¼mleleri kullanÄ±yor: "Devlet kesinlikle orada hakim olmalÄ±. DiÅŸlerini kÄ±rmalÄ±" diyor. GÃ¼len'in her sÃ¶ylediÄŸini doÄŸru gÃ¶ren ve her sÃ¶zÃ¼nÃ¼ kabul ettiÄŸini sÃ¶yleyen BÃ¼lent ArÄ±nÃ§'Ä±n yanÄ±t vermesi gereken bir soru var. GÃ¼len, hem askeri darbeyi destekledi, hem de faÅŸist anayasaya 'evet' iÃ§in kampanya yÃ¼rÃ¼ttÃ¼. Peki, her ÅŸeyine doÄŸru yaptÄ±, bir bildiÄŸi vardÄ±r dediÄŸi GÃ¼len iÃ§in ne diyecek? AslÄ±nda ArÄ±nÃ§ birazcÄ±k dÃ¼rÃ¼st davransa, 12 EylÃ¼l 1982 AnayasasÄ±na, kendisinin de 'Evet' oyu verdiÄŸini sÃ¶yler. <br />
<br />
Kadirilik Cemaati'nin lideri Haydar BaÅŸ: "...1982 AnayasasÄ±nÄ± savunuyoruz. Devleti savunuyoruz... 'soÄŸuk savaÅŸ' dÃ¶nemlerinden kalma bir antikomÃ¼nist Ã§izgiyi savunuyoruz... Demokratik mÃ¼cadele, demokrasinin kural ve kurumlarÄ±nÄ± Ã§iÄŸneyerek yapÄ±lamazdÄ±. Oysa daha ilk gÃ¼nden izinsiz yÃ¼rÃ¼nmÃ¼ÅŸtÃ¼ ve demokrasinin temel kurumlarÄ±na baÅŸkaldÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±."[13] <br />
<br />
Bir kez daha AKP'ye hatÄ±rlatmakta yarar var. ErdoÄŸan'Ä±n ve AKP'li kadrolarÄ±n Ã§ok Ã¶nemli bir kesimimin baÄŸÄ±mlÄ± olduÄŸu Zahit Kotku'nun yÃ¶nettiÄŸi Ä°skender PaÅŸa DergÃ¢hÄ± ve Erbakan'Ä±n liderliÄŸini yaptÄ±ÄŸÄ± Milli GÃ¶rÃ¼ÅŸ geleneÄŸi ile askeri darbeciler arasÄ±nda her zaman bir iÅŸbirliÄŸi olmuÅŸtur. Her iki gelenek de darbecilerle sÃ¼rekli kalÄ±cÄ± iliÅŸkiler iÃ§inde oldular. Ã–rneÄŸin, 1971'lerin darbeci generallerinden Muhsir Batur ve Ã–zel Harp Dairesi BaÅŸkanÄ± General Turgut Sunalp, kapatÄ±lan MNP Genel BaÅŸkanÄ± Erbakan'Ä±n tekrar Ä°slami bir parti kurmasÄ± iÃ§in Ä°sviÃ§re'de Ã¶zel olarak ziyaret edip ikna ettiler. Erbakan geldi ve MSP'yi kurdu. ErdoÄŸan ve ArÄ±nÃ§ da, darbecilerin istemiyle kurulan MSP'de yÄ±llarca Ã§alÄ±ÅŸtÄ±lar, yÃ¶neticilik yaptÄ±lar. ErdoÄŸan hiÃ§ merak edip de, Ä°sviÃ§re'de kendisini ziyaret eden generallerle neler konuÅŸulduÄŸunu, doÄŸal lideri Erbakan'a sordu mu? NasÄ±l gizli bir iÅŸbirliÄŸi iÃ§inde olduklarÄ±nÄ± Ã¶ÄŸrenmeyi denemiÅŸ midir? DenemediÄŸi kesindir. Ã‡Ã¼nkÃ¼ kendisi de, 27 Nisan MuhtÄ±rasÄ±nÄ± veren eski Genelkurmay BaÅŸkanÄ± YaÅŸar BÃ¼yÃ¼kanÄ±t ile Ã¼nlÃ¼ DolmabahÃ§e'de 'yaptÄ±ÄŸÄ± gizli pazarlÄ±k gÃ¶rÃ¼ÅŸmesini' halen kamuoyuna aÃ§Ä±klamadÄ±. Generallerle gizli iliÅŸkiler iÃ§inde olmak, Ä°slamcÄ± politikacÄ±larÄ±n ve cemaatlerin Ã¶nemli Ã¶zelliklerinden birisidir. <br />
<br />
Bir baÅŸka Ã¶rnek, Ä°skender PaÅŸa DergahÄ±'nÄ±n lideri Zahit Kotku. Hem 12 EylÃ¼l 1980 askeri darbecilerini Ã§ok aÃ§Ä±k olarak destekledi ve anayasaya 'evet' oyu verilmesi iÃ§in vaazlar verdi. Ã–zal, Kotku'dan feyz ve talimat alan biridir. Askeri cunta, Ã–zal'a Ekonomiden Sorumlu BaÅŸbakan YardÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± Ã¶nerdiÄŸinde, Ã–zal iki kiÅŸinin fikirlerine baÅŸvurdu. Birincisi Kotku, diÄŸeri ise Demirel oldu. Ä°kisi de onay verdi ve "ÅŸimdiye kadar herkes Ä°slam'Ä±, toplumda yaygÄ±nlaÅŸtÄ±rmak istiyordu. Oysa asÄ±l sorun, devleti Ä°slamlaÅŸtÄ±rmaktÄ±r..."[14] diyen Ã–zal'a ekonomimin bÃ¼tÃ¼nÃ¼ teslim edildi. Sadece Ã–zal deÄŸil, EyÃ¼p AÅŸÄ±k, Ekrem Pakdemirli gibi cemaatlerle iliÅŸkili yÃ¼zlerce bÃ¼rokrat devletin Ã¼st kurumlarÄ±nda gÃ¶revlendirildiler. Bir baÅŸka tipik ama Ã¶nemli bir Ã¶rnek vermek istiyorum. Darbeci generaller, demokrasi ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k adÄ±na ne varsa yok ederlerken, binlerce kitap yakarlarken, filmleri imha ederlerken, 1402 sayÄ±lÄ± darbeci yasa ile ilerici-demokrat binlerce Ã¶ÄŸretim Ã¼yesinin gÃ¶revine son verilirken, ErdoÄŸan'Ä±n da kiÅŸisel olarak Ã§ok iyi tanÄ±dÄ±ÄŸÄ± ve yakÄ±nlÄ±ÄŸÄ± olduÄŸu, Ä°skender PaÅŸa DergÃ¢hÄ±'nÄ±n Ã¶lmeden Ã¶nceki lideri ve aynÄ± zamanda Kotku'nun damadÄ± olan Esat CoÅŸan, 12 EylÃ¼l generalleri tarafÄ±ndan Ankara Ã¼niversitesinde gÃ¶revlendirildi. BunlarÄ± Ã§oÄŸaltmak mÃ¼mkÃ¼n. <br />
<br />
Ã–zellikle 12 Mart 1971 ve 12 EylÃ¼l 1980 askeri darbelerine bakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda askerlerin devlet stratejik kurumlarÄ±nda gÃ¶revlendirdikleri bÃ¼rokratlarÄ±n Ã§ok Ã¶nemli bir kÄ±smÄ± Ä°slamcÄ± kadrolardÄ±r. Darbeci generaller hazÄ±rladÄ±klarÄ± yasalar ve anayasalar, TÃ¼rkiye'nin Ä°slamcÄ±laÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ±na esasta bir zemin oluÅŸturdu. AynÄ± ÅŸekilde, hemen her zaman generallere baÄŸlÄ±lÄ±klarÄ±nÄ± gÃ¶stermiÅŸ olan politikacÄ±lar, baÅŸbakanlar, cumhurbaÅŸkanlarÄ± da, toplumun Ä°slamcÄ±laÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± gerektiÄŸini belirtmiÅŸlerdir. <br />
<br />
BunlarÄ±n hiÃ§birinin, demokrasiyle, insan haklarÄ±yla, laiklikle, Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerle, milletin egemenliÄŸiyle iliÅŸkisi olmamÄ±ÅŸtÄ±r. Tersine, Ã§ok aÃ§Ä±k olarak ifade ettikleri gibi, demokrasiyi istememiÅŸlerdir, Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klere karÅŸÄ± Ã§Ä±kmÄ±ÅŸlardÄ±r. HalkÄ±n iradesine hiÃ§ gÃ¼venmemiÅŸlerdir. BÃ¼tÃ¼n deÄŸiÅŸiklikleri kendi politik Ã§Ä±karlarÄ± iÃ§in yapÄ±ÅŸlardÄ±r. <br />
<br />
<b>Ä°SLAMCI AKP ANAYASA DEÄžÄ°ÅžÄ°KLÄ°ÄžÄ° YAPMIYOR Ä°KTÄ°DARINI GÃœÃ‡LENDÄ°RÄ°YOR</b><br />
<br />
TÃ¼rkiye gerÃ§ekten demokratikleÅŸiyor mu? Buna dair ne tÃ¼r veriler var? AKP gerÃ§ekten demokratik bir anayasa mÄ± istiyor? Bu sorulara verilecek yanÄ±t sorunun kavranmasÄ±nda ana halkayÄ± oluÅŸturacaktÄ±r. <br />
<br />
TÃ¼rkiye hala, 12 EylÃ¼l 1980 darbeci generaller tarafÄ±ndan konulmuÅŸ ve topluma zorla dikte ettirilmiÅŸ bir anayasa ile yÃ¶netilmektedir. 1983'ten gÃ¼nÃ¼mÃ¼ze kadar kurulan bÃ¼tÃ¼n sistem partileri, generaller anayasasÄ±nÄ±n temel ilkelerini olduÄŸu gibi benimsediler. Anayasaya Ã¶zÃ¼nÃ¼ veren, onun politik iÃ§eriÄŸini aÃ§Ä±klayan baÅŸlangÄ±Ã§ bÃ¶lÃ¼mÃ¼ ve ilk dÃ¶rt maddedir. Peki, bu dÃ¶rt maddenin Ã¶zÃ¼ nedir? <br />
<br />
Tam 16 kez deÄŸiÅŸtirilmesine raÄŸmen, baÅŸlangÄ±Ã§ bÃ¶lÃ¼mÃ¼ ile ilk 3 madde Ã¼zerinde hiÃ§bir deÄŸiÅŸiklik yapÄ±lmÄ±ÅŸ deÄŸil. AKP'nin hazÄ±rladÄ±ÄŸÄ± ve referanduma sunulacak olan 'Anayasa DeÄŸiÅŸikliÄŸi' paketinde de bu maddeler bulunmuyor. <br />
<br />
BaÅŸlangÄ±Ã§ bÃ¶lÃ¼mÃ¼nde ÅŸunlar yazÄ±lÄ±; "TÃ¼rk VatanÄ± ve Milletinin ebedÃ® varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve YÃ¼ce TÃ¼rk Devletinin bÃ¶lÃ¼nmez bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ belirleyen bu Anayasa, TÃ¼rkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Ã¶lÃ¼msÃ¼z Ã¶nder ve eÅŸsiz kahraman AtatÃ¼rk'Ã¼n belirlediÄŸi milliyetÃ§ilik anlayÄ±ÅŸÄ± ve O'nun inkÄ±lÃ¢p ve ilkeleri doÄŸrultusunda... HiÃ§bir faaliyetin TÃ¼rk millÃ® menfaatlerinin, TÃ¼rk varlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n, Devleti ve Ã¼lkesiyle bÃ¶lÃ¼nmezliÄŸi esasÄ±nÄ±n, TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼n tarihÃ® ve manevÃ® deÄŸerlerinin, AtatÃ¼rk milliyetÃ§iliÄŸi, ilke ve inkÄ±lÃ¢plarÄ± ve medeniyetÃ§iliÄŸinin karÅŸÄ±sÄ±nda korunma gÃ¶remeyeceÄŸi ve lÃ¢iklik ilkesinin gereÄŸi olarak kutsal din duygularÄ±nÄ±n, Devlet iÅŸlerine ve politikaya kesinlikle karÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lamayacaÄŸÄ±..." <br />
Madde 1.- TÃ¼rkiye Devleti bir Cumhuriyettir. <br />
Madde 2.- TÃ¼rkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millÃ® dayanÄ±ÅŸma ve adalet anlayÄ±ÅŸÄ± iÃ§inde, insan haklarÄ±na saygÄ±lÄ±, AtatÃ¼rk milliyetÃ§iliÄŸine baÄŸlÄ±, baÅŸlangÄ±Ã§ta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lÃ¢ik ve sosyal bir hukuk Devletidir. <br />
Madde 3.- TÃ¼rkiye Devleti, Ã¼lkesi ve milletiyle bÃ¶lÃ¼nmez bir bÃ¼tÃ¼ndÃ¼r. Dili TÃ¼rkÃ§edir. BayraÄŸÄ±, ÅŸekli kanununda belirtilen, beyaz ay yÄ±ldÄ±zlÄ± al bayraktÄ±r. MillÃ® marÅŸÄ± "Ä°stiklal MarÅŸÄ±"dÄ±r. BaÅŸkenti Ankara'dÄ±r. <br />
Madde 4.- AnayasanÄ±n 1'inci maddesindeki Devletin ÅŸeklinin Cumhuriyet olduÄŸu hakkÄ±ndaki hÃ¼kÃ¼m ile 2'nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 Ã¼ncÃ¼ maddesi hÃ¼kÃ¼mleri deÄŸiÅŸtirilemez ve deÄŸiÅŸtirilmesi teklif edilemez." <br />
<br />
Darbeci generaller ve Ä°slamcÄ± cemaatler tarafÄ±ndan oluÅŸturulan 'askeri faÅŸist anayasa'nÄ±n ruhunu veren yukarÄ±daki inkÃ¢rcÄ± asimilasyoncu temel maddelerdir. Bu maddelere dair herhangi bir deÄŸiÅŸiklik yapÄ±lmadÄ±ÄŸÄ± sÃ¼rece, TÃ¼rkiye'de demokratikleÅŸmesi, Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerin geliÅŸtirilmesi ve darbecilerin anayasasÄ±nÄ±n Ã¶zÃ¼nde hiÃ§bir deÄŸiÅŸiklik sÃ¶z konusu olmayacaktÄ±r. <br />
<br />
Sistemin temel unsurlarÄ± haline gelen Kemalistler, Ä°slamcÄ±lar, generaller ve faÅŸistler her tÃ¼rlÃ¼ demokratikleÅŸmeye kapalÄ± olan Ä±rkÃ§Ä± ve ÅŸovenist anayasayÄ± savunmakta ve desteklemektedirler. Sistem bakÄ±mÄ±ndan en Ã¶nemli halkayÄ± oluÅŸturan bu maddeler Ã¼zerinde ortak hareket etmektedirler. <br />
<br />
12 EylÃ¼l 1980'de askeri darbeler yapan generallerin politik yÃ¶nelimleriyle cemaatlerin ve Ä°slamcÄ± AKP lideri ErdoÄŸan'Ä±n sÃ¶ylemleri yÃ¼zde yÃ¼z Ã¶rtÃ¼ÅŸmektedir. Darbeci General Evren'in 'AsmayalÄ±m da besleyelim mi' sÃ¶zÃ¼ne benzerini ErdoÄŸan binlerce kez kullandÄ±. Ã–rneÄŸin KÃ¼rt gerillalarÄ±nÄ±n cenazelerine yapÄ±lanlarÄ± insanlÄ±k dÄ±ÅŸÄ± uygulamalarÄ± yeterli gÃ¶rmemekte, hatta daha fazlasÄ±nÄ± istemektedir. AKP dÃ¶neminde cezaevinde bulunan politik Ã§ocuk sayÄ±sÄ±, 12 EylÃ¼l'de darbesi dÃ¶neminde cezaevinde bulunan Ã§ocuklardan 4-5 kat daha fazladÄ±r. <br />
<br />
Darbeci generaller her yere 'ne mutlu TÃ¼rkÃ¼m diyene' yazdÄ±rÄ±yordu, ErdoÄŸan bunu daha ileri gÃ¶tÃ¼rerek, 'tek bayrak, tek millet, tek vatan' demeyenleri Ã¼lkeden kovacaklarÄ±nÄ± sÃ¶yledi. Kenan Evren, '1961 AnayasasÄ± bize bol gelmiÅŸti, 12 EylÃ¼l anayasasÄ± ile bunu daralttÄ±k' dedi. ErdoÄŸan, daralan ve artÄ±k her yeri yamalÄ± bohÃ§a haline gelen anayasayÄ±, sadece kendisine giydirecek bir tarzda dÃ¼zenlemek istiyor. <br />
<br />
Ä°slamcÄ± AKP hemen hiÃ§bir dÃ¶nem, demokrasiden yana olmadÄ±. Tersine ErdoÄŸan, demokrasiye karÅŸÄ± olduÄŸunu sÃ¶yledi. Milletin iradesinin koca bir yalan olduÄŸunu belirtti. ÅžunlarÄ± sÃ¶ylÃ¼yor: "Demokrasi amaÃ§ mÄ± araÃ§ mÄ±? Ha burada bizim kesin bir ayrÄ±lÄ±ÄŸÄ±mÄ±z var. Biz diyoruz ki, demokrasi amaÃ§ deÄŸil, araÃ§tÄ±r... TÃ¼rkiye'de demokrasiyi biz yazmadÄ±k. Bize karÅŸÄ± olduklarÄ±nÄ± sÃ¶yleyenler yazdÄ±. Bizim iÃ§in demokrasi bir amaÃ§ deÄŸil, tramvay gibi bir araÃ§tÄ±r."[15] Demokrasi 'kÃ¼fÃ¼r dÃ¼zenidir' diyen Humeyni ile ErdoÄŸan'Ä±n ortak buluÅŸma noktasÄ± demokrasiye karÅŸÄ± olmalarÄ±dÄ±r. Ä°kisi de demokrasiyi esasen dÃ¼ÅŸman olarak gÃ¶rmektedirler. ErdoÄŸan, demokrasiyi esas hedefe yani ÅŸeriat dÃ¼zenine varmak iÃ§in bir araÃ§ olarak gÃ¶rmektedir. YaptÄ±ÄŸÄ± bir baÅŸka konuÅŸmada ÅŸÃ¶yle diyor: "Egemenlik kayÄ±tsÄ±z ÅŸartsÄ±z milletindir demek koca bir yalan." ErdoÄŸan Ã¶zÃ¼nde ne 'milletin hÃ¢kimiyetine', ne de anayasal deÄŸiÅŸikliklere inanÄ±yor. Ã‡Ã¼nkÃ¼ demokrasiye karÅŸÄ±dÄ±r. <br />
<br />
Bir baÅŸka nokta; AKP yeni kurulmuÅŸ bir parti deÄŸildir. Esas koca yalan budur. 40 yÄ±llÄ±k Milli GÃ¶rÃ¼ÅŸ geleneÄŸinin devamcÄ±sÄ±dÄ±r. 12 EylÃ¼l darbecilerin anayasasÄ±na aÃ§Ä±k destek veren bir gelenekten geliyor. BaÅŸbakan ErdoÄŸan, BÃ¼lent ArÄ±nÃ§, Cemil Ã‡iÃ§ek, Ali Åžahin, Abdulkadir Aksu gibi yÃ¶neticileri Ä°slamcÄ± kadrolar olarak kesintisizce politik sÃ¼recin iÃ§erisinde yer almÄ±ÅŸ olup, darbeci, Ä±rkÃ§Ä± ve ÅŸovenist anayasayÄ± sÃ¼rekli savunmuÅŸlardÄ±r. Kendisini yeni bir politikacÄ± gibi gÃ¶stererek iÅŸin iÃ§inde sÄ±yrÄ±lmak isteyen ErdoÄŸan, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah ve Fazilet Partisinde Ã§alÄ±ÅŸmÄ±ÅŸ, il baÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± ve belediye baÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± yapmÄ±ÅŸ biridir. Ã–zellikle 1980 yÄ±llarÄ± Ã¶ncesinde AkÄ±ncÄ± genÃ§ler liderliÄŸini yaparken, sopalarla grevlere saldÄ±ran biridir. CIA tarafÄ±ndan Ã¶rgÃ¼tlendirilen 'komÃ¼nizmle mÃ¼cadele stratejisi' iÃ§erisinde gÃ¶rev almÄ±ÅŸtÄ±r. <br />
<br />
Peki, Ä°slamcÄ± AKP ve kadrolarÄ±, bu kadar gÃ¼rÃ¼ltÃ¼yÃ¼ neden koparÄ±yor. YanÄ±tlanmasÄ± gereken soru budur. AKP'nin, anayasanÄ±n bazÄ± maddelerine iliÅŸkin yapmak istediÄŸi deÄŸiÅŸiklikler iÃ§in 'Evet' oyu istemesinin Ã¼lkenin demokratikleÅŸmesiyle hiÃ§bir iliÅŸkisi yoktur. Ã‡Ã¼nkÃ¼ referanduma sunulan maddelerin hiÃ§birinde, sistemin demokratikleÅŸtirilmesi, toplumun hak ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerinin geliÅŸtirilmesi bulunmuyor. <br />
<br />
Ekonomik ve politik olarak bir gÃ¼Ã§ haline gelen, Ã§ok ciddi bir toplumsal taban oluÅŸturan Ä°slamcÄ± politik hareket, 1980'den itibaren sistem kurumlarÄ± iÃ§erisinde Ã¶rgÃ¼tlenerek Ã¶nemli bir gÃ¼Ã§ haline geldi. 2002 yÄ±lÄ± seÃ§imlerinden sonra iki seÃ§im kazanan ve mecliste tek baÅŸÄ±na iktidar olan Ä°slamcÄ± AKP, ABD ve AB'nin desteÄŸiyle de, iktidar gÃ¼cÃ¼nÃ¼ pekiÅŸtirdi. Devletin stratejik kurumlarÄ±nÄ± bÃ¼tÃ¼nlÃ¼klÃ¼ olarak ele geÃ§irdi. CumhurbaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ±, Milli GÃ¼venlik Genel SekreterliÄŸi, MÄ°T MÃ¼steÅŸarlÄ±ÄŸÄ±, Emniyet Genel MÃ¼dÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼, Ä°l Valileri ve Emniyet MÃ¼dÃ¼rlerinin tamamÄ±, EÄŸitim ve SaÄŸlÄ±k Merkezleri, YÃ–K, DPT, BakanlÄ±klarÄ±n Genel ve Ä°l MÃ¼dÃ¼rlÃ¼kleri, Devlet denetimindeki Bankalar gibi kurumlarÄ±n tamamÄ± Ä°slamcÄ± gÃ¼Ã§lerin eline geÃ§ti ve 200 bine yakÄ±n Ä°slamcÄ± kadro, devlet kurumlarÄ±na yerleÅŸtirilmiÅŸ bulunuyor. <br />
<br />
AKP bakÄ±mÄ±ndan sorun olabilecek ordu ise ABD tarafÄ±ndan susturuldu. Ã–zellikle ABD'nin Genelkurmaya vermiÅŸ olduÄŸu desteÄŸi Ã§ekmesi, AB'nin AKP'yi ekonomik olarak desteklemesi, generallerin darbe yapmasÄ±nÄ± engellediÄŸi gibi aynÄ± zamanda gÃ¼cÃ¼nÃ¼ Ã¶nemli oranda kÄ±rdÄ±. 8 yÄ±l iÃ§erisinde AKP, sistem iÃ§erisindeki iktidar gÃ¼cÃ¼nÃ¼ pekiÅŸtirdi. <br />
<br />
87 yÄ±llÄ±k Kemalist rejim etki gÃ¼cÃ¼nÃ¼ kaybederken, Ä°slamcÄ± gÃ¼Ã§ler tersten gÃ¼Ã§lenmeye baÅŸladÄ± ve sistem iÃ§erisinde ikili bir iktidar durumu oluÅŸtu. Bir yanda 87 yÄ±llÄ±dÄ±r tek baÅŸÄ±na iktidar olan ancak ÅŸu aÅŸamada savunmaya geÃ§en Kemalist sistemin geleneksel iktidar gÃ¼cÃ¼ ile son yÄ±llarda sistem kurumlarÄ±nÄ± Ã¶nemli oranda ele geÃ§iren ve artÄ±k her yÃ¶nÃ¼yle bir gÃ¼Ã§ olan Ä°slamcÄ± hareket. Bu iki gÃ¼Ã§ sistem iÃ§erisindeki gÃ¼Ã§ iliÅŸkilerini dengelemiÅŸ durumdadÄ±rlar. Mevcut sistem kurumlarÄ±nda Ã¶zellikle yargÄ± Ã§ok Ã¶nemli bir iÅŸleve sahiptir. Ä°ktidar dengesinin oluÅŸmasÄ±nda yargÄ± kilit bir rol oynamaktadÄ±r. Ä°slamcÄ± AKP, iktidar gÃ¼cÃ¼nÃ¼n etkinleÅŸmesinin Ã¶nÃ¼ndeki en bÃ¼yÃ¼k engel olarak, rejimin klasik statÃ¼kocu yapÄ±sÄ±nÄ±n korunmasÄ±ndan yana olan Anayasa Mahkemesi, YargÄ±tay, SayÄ±ÅŸtay ve HÃ¢kim SavcÄ±lar YÃ¼ksek Kurulu (HSYK) gibi kurumlarÄ± ele geÃ§irmek istiyor. Ã–zellikle anayasanÄ±n bunlara iliÅŸkin maddelerin deÄŸiÅŸmesini esas almaktadÄ±r. Bu maddelerin referandumla deÄŸiÅŸmesi demek, Ä°slamcÄ± iktidarÄ±n gÃ¼cÃ¼nÃ¼n fiilen resmileÅŸmesi anlamÄ±na gelmektedir. Bunun iÃ§in Anayasa referandumundan 'Evet' Ã§Ä±kmasÄ± AKP bakÄ±mÄ±ndan son derece Ã¶nemlidir. ErdoÄŸan'Ä±n esas amacÄ± budur. Bu gerÃ§eÄŸin Ã§ok iyi bilince Ã§Ä±kmasÄ± gerekir. <br />
<br />
Buna karÅŸÄ±lÄ±k 'HayÄ±r' cephesinin baÅŸÄ±nÄ± Ã§eken iki gÃ¼Ã§ ise CHP ve MHP'dir. Bunlar ise Kemalist sistemin geleneksel yapÄ±sÄ±nÄ±n devamÄ±ndan yana tutum almaktadÄ±rlar. DahasÄ± sistemin ikili iktidar iliÅŸkilerinde Ã¶zellikle yargÄ±nÄ±n mevcut yapÄ±sÄ±nÄ±n korunarak, Ä°slamcÄ±larÄ±n iktidar gÃ¼cÃ¼nÃ¼ frenlemeye, Kemalist yapÄ±nÄ±n devamÄ±nÄ± saÄŸlamaya Ã§alÄ±ÅŸmaktadÄ±rlar. CHP ve MHP arasÄ±nda kÃ¼Ã§Ã¼k bazÄ± farklÄ±lÄ±klar olmakla birlikte, esasta ikisi de aynÄ± noktada buluÅŸmaktadÄ±r: klasik faÅŸist rejimin sÃ¼rekliliÄŸiniden yana tutum almaktadÄ±rlar. Her iki parti de, toplumsal demokratikleÅŸmeyle ve Ã¶zgÃ¼rleÅŸmeyle hiÃ§ ÅŸekilde ilgilenmemektedirler. Tersine, Ä±rkÃ§Ä±, ÅŸovenist ve milliyetÃ§i politikalarÄ± Ã¶n planda tutarak, toplumun farklÄ± kesimleri arasÄ±nda Ã§eliÅŸkileri derinleÅŸtirmeye Ã§alÄ±ÅŸmaktadÄ±rlar. Bu nedenle referandumda 'HayÄ±r' oy kullanÄ±lmasÄ±, esas olarak statÃ¼kocu gÃ¼Ã§ dengelerinin korunmasÄ±na yÃ¶neliktir. <br />
<br />
'Evet' ve 'HayÄ±r' kampanyasÄ± tamamen sistem iÃ§i politik Ã§eliÅŸki ve Ã§atÄ±ÅŸmalarla ilgilidir. Mevcut tabloyu Ã¶zetleyecek olursak: <br />
&bull; Referanduma sunulan yeni bir anayasa sÃ¶z konusu deÄŸildir. Sadece darbeci-inkÃ¢rcÄ± anayasasÄ±nÄ±n birkaÃ§ maddesidir. <br />
&bull; 7 KasÄ±m 1982 yÄ±lÄ±nda yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe giren faÅŸist darbeci Anayasa, sistem gÃ¼Ã§lerini temsil eden hem Evet hem de HayÄ±r Cephesi tarafÄ±ndan savunulmaktadÄ±r. <br />
&bull; AnayasanÄ±n esas deÄŸiÅŸtirilmesi gereken maddelerin hiÃ§biri gÃ¼ndeme alÄ±nmadÄ±. <br />
&bull; Referanduma sunulan maddelerin hiÃ§birinde Ã¼lkenin demokratikleÅŸmesi, hak ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerin geliÅŸtirilmesi sÃ¶z konusu deÄŸildir. <br />
&bull; KÃ¼rtleri ve diÄŸer azÄ±nlÄ±klarÄ± ilgilendiren anayasal dÃ¼zenlemelerin yakÄ±n gelecekte dahi gÃ¼ndeme alÄ±nmasÄ±na dair bir Ã§alÄ±ÅŸmanÄ±n olmadÄ±ÄŸÄ± Ã§ok aÃ§Ä±k olarak ifade edildi. AKP-CHP-MHP bu konuda tam bir irade birliÄŸi oluÅŸturmuÅŸ buluyorlar. <br />
&bull; Referanduma sunulan maddeler, rejimin iki farklÄ± gÃ¼cÃ¼nÃ¼n iktidarÄ±nÄ± dengelemeye yÃ¶nelik bir amaÃ§ taÅŸÄ±maktadÄ±r. BaÅŸkada hiÃ§bir Ã¶zelliÄŸi bulunmamaktadÄ±r. <br />
&bull; Evet-HayÄ±r oylamasÄ± madalyonun iki yÃ¼zÃ¼dÃ¼r. Ä°kisi de aynÄ± Ã¶zelliÄŸe sahiptir. AralarÄ±nda bir fark sÃ¶z konusu deÄŸildir. Ä°kisine verilecek oy, asimilasyoncu, inkÃ¢rcÄ±, anti demokratik politikanÄ±n devamÄ±ndan yana oy kullanmaktÄ±r. <br />
&bull; 'Evet- HayÄ±r' biÃ§iminde oy kullanmak, Ã§ok aÃ§Ä±k olarak, Kemalist generallerle, Ä°slamcÄ± cemaatlerin ortak Ã¼rÃ¼nÃ¼ olan Ä±rkÃ§Ä±, ÅŸovenist iÃ§erikli 12 EylÃ¼l AnayasasÄ±nÄ± doÄŸrudan veya dolaylÄ± olarak onaylamaktÄ±r. <br />
<br />
<b>DOÄžRU POLÄ°TÄ°K TAVIR: NE EVET, NE HAYIR, BOYKOT'TUR</b><br />
<br />
17. kez deÄŸiÅŸtirilmesi iÃ§in referanduma sunulan anayasanÄ±n politik niteliÄŸinde herhangi bir deÄŸiÅŸiklik olmadÄ±ÄŸÄ±na gÃ¶re, rejimin farklÄ± politik kurumlarÄ± arasÄ±ndaki Ã§Ä±kar Ã§atÄ±ÅŸmasÄ±na hiÃ§bir ÅŸekilde ortak olmamak gerekiyor. <br />
<br />
SÃ¶z konusu maddeler toplumsal deÄŸiÅŸim ihtiyacÄ±na yanÄ±t vermediÄŸi iÃ§in kendimizi 'Evet-HayÄ±r' ikilemi iÃ§erisinde tutmak zorunda deÄŸiliz. Mevcut deÄŸiÅŸikliÄŸin toplumun farklÄ± kesimlerinin taleplerine yanÄ±t vermediÄŸi Ã§ok aÃ§Ä±ktÄ±r. Bu nedenle toplumsal demokratikleÅŸmeye hizmet etmeyen bir referandumda oy kullanmak anlamsÄ±zdÄ±r. 'Evet-HayÄ±r' biÃ§imindeki oy, toplumda bilinÃ§ bulanÄ±klÄ±ÄŸÄ± yaratacaktÄ±r. Bu bakÄ±mdan en doÄŸru politik tutum BOYKOT'TUR. <br />
<br />
Peki, boykot politik olarak neyi ifade eder. Boykot, sistem iÃ§i rekabetin dÄ±ÅŸÄ±nda kalan, toplumsal demokratikleÅŸmeyi ve Ã¶zgÃ¼rleÅŸmeyi esas alan, Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ bir alternatifin var olduÄŸunu ortaya koyar. Bu bakÄ±mdan TÃ¼rkiye'nin gerÃ§ek anlamda ilerici, demokrat, sosyalist, insanlÄ±ktan, barÄ±ÅŸtan yana olup savaÅŸa karÅŸÄ± Ã§Ä±kan, Anadolu'da ve Mezopotamya'da yaÅŸayan halklarÄ±n Ã¶zgÃ¼rce bir arada yaÅŸamasÄ±nÄ± destekleyen, Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerden, demokrasiden yana olan herkesin, Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ bir alternatif olduÄŸunu gÃ¶stermeleri bakÄ±mÄ±ndan, referandumu BOYKOT etmelidirler. Boykot'un gÃ¼Ã§lÃ¼ olmasÄ± demek, toplumsal deÄŸiÅŸimin Ã§ok hÄ±zlÄ± bir ÅŸekilde Ã¶rgÃ¼tlenmesi ve demokrasi gÃ¼Ã§lerinin yÃ¼rÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼ mÃ¼cadelenin bir Ã¼st boyuta Ã§Ä±kmasÄ± anlamÄ±na gelir. Boykot'un gÃ¼Ã§lÃ¼ Ã§Ä±kmasÄ±, Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki dÃ¶nemde Tekel iÅŸÃ§ilerinin direniÅŸlerinin yarattÄ±ÄŸÄ± bilinÃ§ sÄ±Ã§ramasÄ±nÄ±n TÃ¼rkiye'nin her yanÄ±na yayÄ±lmasÄ± demektir. AÃ§lÄ±ÄŸa, yoksulluÄŸa karÅŸÄ± Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ alternatifin yani demokrasi gÃ¼Ã§lerinin Ã§ok daha bÃ¼yÃ¼k bir umutla toplumun ihtiyacÄ±na cevap verebilecek gerÃ§ek bir muhalefetin Ã¶rgÃ¼tlenmesi demektir. <br />
<br />
Boykot, Ã¶zellikle KÃ¼rt toplumsal mÃ¼cadelesi bakÄ±mÄ±ndan Ã§ok Ã¶zel ve kritik bir dengeyi oluÅŸturmaktadÄ±r. KÃ¼rtler, bu toplumun en Ã¶nemli demokratik gÃ¼Ã§leridirler. Demokrasinin geliÅŸmesi, toplumun demokratikleÅŸmesi iÃ§in bÃ¼tÃ¼n olanaklarÄ±nÄ± kullanmaktadÄ±rlar. Ezilen, inkÃ¢r edilen bir ulus olarak kendi varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± ortaya koymak iÃ§in yÄ±llardÄ±r mÃ¼cadele ediyorlar. Ã–nemli bedeller Ã¶deyerek bugÃ¼nkÃ¼ Ã¶rgÃ¼tlÃ¼ bilinÃ§li toplumsal gÃ¼ce ulaÅŸtÄ±lar. Generallerle- Ä°slamcÄ± cemaatlerin ortak Ã¼rÃ¼nÃ¼ olan bugÃ¼nkÃ¼ anayasa, KÃ¼rtlerin varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± tamamen inkÃ¢r eden, KÃ¼rtleri TÃ¼rk olarak gÃ¶ren, Ä±rkÃ§Ä± ve inkÃ¢rcÄ± bir anayasa olma Ã¶zelliÄŸini korumaktadÄ±r. KÃ¼rtlerin verdiÄŸi mÃ¼cadelenin en Ã¶nemli halkalarÄ±ndan biri, TÃ¼rklerle eÅŸit anayasal olanaklara ve gÃ¼venceye sahip olmaktÄ±r. Bu Ã§ok doÄŸal insani bir taleptir. TÃ¼rk siyasal rejimi, KÃ¼rtlerin en sÄ±radan politik talebini dahi kabul etmemekte ve buna dair en kÃ¼Ã§Ã¼k bir adÄ±m atmamaktadÄ±r. Referanduma sunulan sÃ¶z konusu maddelerinin hiÃ§birinde KÃ¼rtlere dair tek bir talep sÃ¶z konusu deÄŸildir. KÃ¼rtlerin parlamentodaki temsilcisi olan DTP-BDP'nin Ã¶nerdiÄŸi hiÃ§bir madde, gÃ¼ndeme alÄ±nmadÄ±. Hatta ErdoÄŸan, Ä±rkÃ§Ä±, ÅŸovenist, inkÃ¢rcÄ± politikalarÄ± kararlÄ±lÄ±kla savunduÄŸunu gÃ¶stermek iÃ§in BDP ile gÃ¶rÃ¼ÅŸmÃ¼yor. SavaÅŸÄ± derinleÅŸtirmek iÃ§in asker mevzilerine gidip Ã§ok aÃ§Ä±k destek veriyor. Yani, her koÅŸulda tasfiye, imha, inkÃ¢r, yok etme ve Ã¶ldÃ¼rmeyi esas alÄ±yor. <br />
<br />
Ä°slamcÄ± AKP yÃ¼rÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼ kirli savaÅŸa, bir kez daha KÃ¼rtleri alet etmek istiyor. Yani KÃ¼rtleri kendi tasfiye planlarÄ±nÄ±n iÃ§ine Ã§ekmek istiyor. Bunu 29 Mart 2009 seÃ§imlerinde denedi baÅŸarÄ±sÄ±z oldu. DTP-BDP yÃ¼z belediye baÅŸkanlÄ±ÄŸÄ±nÄ± kazanarak oyunu bozdu. Sonra 'KÃ¼rt aÃ§Ä±lÄ±mÄ±' dendi, arkasÄ±nda tasfiye planÄ± Ã§Ä±ktÄ±. Gelen barÄ±ÅŸ elÃ§ilerini milyonlarÄ±n sahiplenmesiyle bu oyun da bozuldu. Tasfiye ve imhadan vazgeÃ§meyen Ä°slamcÄ± ErdoÄŸan ve AKP, bu kez referandum oyununu kullanmak istiyor. KÃ¼rtlerin hiÃ§bir talebine yanÄ±t vermemesine raÄŸmen sanki KÃ¼rtler iÃ§in Ã¶nemli deÄŸiÅŸiklikler varmÄ±ÅŸ gibi yansÄ±tarak, BDP'nin almÄ±ÅŸ olduÄŸu boykot kararÄ±nÄ± kÄ±rmaya ve zayÄ±flatmaya Ã§alÄ±ÅŸmaktadÄ±r. <br />
<br />
AKP bir bakÄ±ma 29 Mart 2009 belediye seÃ§imlerinde almÄ±ÅŸ olduÄŸu yenilginin rÃ¶vanÅŸÄ±nÄ± almak istiyor. KÃ¼rt toplumunun mevcut gerÃ§eÄŸi Ã§ok iyi gÃ¶rmesi ve uygulanmaya konulan yeni tasfiye planÄ±nÄ± kesinlikle boÅŸa Ã§Ä±karmasÄ± gerekir. <br />
<br />
KÃ¼rtler, demokratik Ã¶zerkliÄŸi yaÅŸama geÃ§irme kararÄ± aldÄ±lar. Bunun bir baÅŸka politik anlamÄ± da, artÄ±k KÃ¼rtler kendi kararlarÄ±nÄ± kendileri verecekler, kendi gÃ¼ndemlerini kendileri oluÅŸturacaklar ve en Ã¶nemlisi de, bundan bÃ¶yle KÃ¼rt toplumunun muhatabÄ± da, demokratik Ã¶zerklik temelinde kurulacak olan KÃ¼rt kurumlarÄ± olacaktÄ±r. Yani Ankara ile fiilen iliÅŸkilerinin kesilmesi, DiyarbakÄ±r'dan yÃ¶netilmeleri gÃ¼ndeme gelecektir. Bu bakÄ±mdan referandumda BOYKOT kararÄ±nÄ±n gÃ¼Ã§lÃ¼ Ã§Ä±kmasÄ±nÄ±, politik olarak birkaÃ§ boyutta yorumlamak mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r. Birincisi, KÃ¼rtler kendi irade beyanlarÄ±nÄ± ve temsil yetkilerinin kimde olduÄŸunu bir kez daha tescil etmiÅŸ olacaklar. Ä°kincisi KÃ¼rtler politik gÃ¼ndeminin deÄŸiÅŸtiÄŸini, bundan sonra kendi gÃ¼ndemleri ekseninde politik karalarÄ±nÄ± alacaklarÄ±nÄ± aÃ§Ä±klamÄ±ÅŸ olacaklar. ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼sÃ¼, KÃ¼rtlerin kendi politik kurumlarÄ±yla yÃ¶netilme sÃ¼recine gireceklerinin ilk adÄ±mÄ± olarak deÄŸerlendirilecektir. DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼sÃ¼, ayrÄ±lmayÄ± veya birlikte yaÅŸamayÄ± KÃ¼rtler kendileri belirleyecektir. BeÅŸincisi, silahlarÄ±n susmasÄ± ve demokratik Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼n esas almasÄ± konusunda Ankara'ya gÃ¼Ã§lÃ¼ bir mesaj verecektir. Sorunu muhataplarÄ±yla gÃ¶rÃ¼ÅŸmeleri iÃ§in bir kararlÄ±lÄ±k ortaya konulmuÅŸ olacaktÄ±r. <br />
<br />
Devlet, KÃ¼rt illerinde Boykot'un gÃ¼Ã§lÃ¼ Ã§Ä±kmasÄ±nÄ±n politik sonuÃ§larÄ±nÄ±n ne olacaÄŸÄ±nÄ± Ã§ok iyi okuyor, biliyor. Bunun iÃ§in, KÃ¼rtlerin sandÄ±k baÅŸÄ±na gitmesi iÃ§in bÃ¼tÃ¼n gÃ¼cÃ¼nÃ¼ kullanÄ±yor. BÃ¶lgede baÅŸta AKP ve askerler olmak Ã¼zere, 'gidin oyunuzu kullanÄ±n kime kullanÄ±rsanÄ±z kullanÄ±n' diyor. Ã‡Ã¼nkÃ¼ 'Evet' oyu da 'HayÄ±r' oyu da devletin hanesine yazÄ±lacaktÄ±r. Kendileri iÃ§in fark etmiyor. Ama BOYKOT ise tersten, devletle kopuÅŸun politik sÃ¼recinin ilk adÄ±mÄ± olacaktÄ±r. KÃ¼rt illerinde referandumda boykotun gÃ¼Ã§lÃ¼ Ã§Ä±kmasÄ±, fiilen ikili bir iktidar durumunu ortaya Ã§Ä±karacaktÄ±r. Bir yanda devletin yÄ±llardÄ±r sÃ¼rdÃ¼rdÃ¼ÄŸÃ¼ iktidar yapÄ±sÄ±, diÄŸer yandan KÃ¼rtlerin oluÅŸturmaya baÅŸladÄ±ÄŸÄ± ve geliÅŸme eÄŸilimi iÃ§erisinde olan 'Demokratik Ã–zerklik' yapÄ±sÄ±. Ä°kili iktidar durumu arasÄ±ndaki iliÅŸki toplumsal sÃ¼recin en Ã¶nemli halkasÄ±nÄ± oluÅŸturacaktÄ±r. Bu bakÄ±mdan, BatÄ± illerindeki propagandalarÄ±n iÃ§eriÄŸi ile KÃ¼rt illerindeki iÃ§eriÄŸi nitelik ve iÃ§erik bakÄ±mÄ±n Ã§ok farklÄ± olacaktÄ±r. Devlet, DoÄŸuda ve BatÄ±da ortaya Ã§Ä±kacak referandum sonucunu farklÄ± okuyacaktÄ±r. Bunun Ã§ok net olarak gÃ¶rÃ¼lmesi ve anlaÅŸÄ±lmasÄ± gerekir. <br />
<br />
AyrÄ±ca KÃ¼rtlerin uygulamak istedikleri 'Demokratik Ã–zerklik Projesi' esasen TÃ¼rk toplumunun da Ã¶zgÃ¼rleÅŸmesinin Ã§ok Ã¶nemli bir halkasÄ±nÄ± oluÅŸturacaktÄ±r. Bu modelin TÃ¼rk toplumu tarafÄ±ndan benimsenmesi, aynÄ± zamanda kendi kendini yÃ¶netmeleri bakÄ±mÄ±ndan Ã§ok Ã¶nemli bir halkayÄ± oluÅŸturacaktÄ±r. Bunun bÃ¼tÃ¼nlÃ¼klÃ¼ uygulanma ÅŸansÄ± olmamakla birlikte, kÃ¼Ã§Ã¼k belediyeler dÃ¼zeyinde dahi pratik bir model olarak uygulanma ÅŸanslarÄ± olabilir. <br />
<br />
Boykot kararÄ±, toplumsal deÄŸiÅŸimi ve sistemden politik kopuÅŸu saÄŸlamak bakÄ±mÄ±ndan Ã¶nemli bir halkayÄ± oluÅŸturmaktadÄ±r. Mevcut sistemin ikiyÃ¼zlÃ¼ madalyonunu temsil eden 'Evet-HayÄ±r' cephesine verilecek her oy, sistemin devamÄ±na oy vermektir. Bu gerÃ§eÄŸin bilincinden olarak hareket etmek gerekiyor. <br />
<br />
<b>dipnotlar:</b><br />
<br />
[1] Resmi Ä°stikamet TÃ¼rk-Ä°slam Sentezi, 2000.'e DoÄŸru Dergisi, 25.01,1987. <br />
[2] PARLAR Suat, SilahlÄ± BÃ¼rokrasinin Ekonomi PolitiÄŸi, Ä°stanbul, Biblioteque yay., 1996, syf:184 <br />
[3] EVREN Kenan Kenan Evren'in AnÄ±lar, Cilt-4, M Ä°stanbul, illiyet yay., 1991, syf: 309. <br />
[4] TÃ¼rkiye'de Ders KitaplarÄ± ve Tarih Ders ProgramÄ±, Ankara, eÄŸitim sendikasÄ± yay., syf: 88-90. <br />
[5] age, syf: 90. <br />
[6] POYRAZ ErgÃ¼n, Milli Nizam Partisi'nden Fazilet Partisi'ne Ä°hanet Belgeleri, M Ankara, K yay., 1998, syf:74. <br />
[7] Modern TÃ¼rkiye'de Siyasal DÃ¼ÅŸÃ¼nce, Ä°slamcÄ±lÄ±k, Cilt :6, Ä°stanbul, Ä°letiÅŸim yay., 2004, syf: 658. <br />
[8] BORAN TanÄ±l-CAN Kemal, Devlet-Ocak-Dergah, Ä°stanbul, Ä°letiÅŸim yay., 1994, syf: 59., <br />
[9] Aktaran Ã–ZAKINCI Cengiz, Ä°blisin KÄ±blesi, Ä°stanbul, Otopsi yay., 2005, syf: 17-18. <br />
[10] Aktaran Ã–ZAKINCI Cengiz, Ä°rtica 1945-1999, Ä°stanbul, Otopsi yay., 1999, syf: 169. <br />
[11] Yeni asya gazetesi, 10 Åžubat 1971. <br />
[12] Ã‡AKIR R., age, syf: 100. <br />
[13] Aktaran Ã‡AKIR R., age, syf: 75. <br />
[14] KONGAR Emre, 21. yÃ¼zyÄ±lda TÃ¼rkiye, Ä°stanbul, Remzi yay., 1998, syf: 620-621. <br />
[15] Milliyet gazetesi,14.07.1996.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_786.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_786.html</guid>
  <dc:subject>Generallerin ve Ä°slamcÄ± cemaatlerin ortak Ã¼rÃ¼nÃ¼: 12 EylÃ¼l faÅŸist anayasasÄ±</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Yerel yÃ¶netimlerin Ã¶zerkliÄŸi ve Fransa Ã¶rneÄŸi</title>
  <description>TÃ¼rkiye'de yerel yÃ¶netimlere Ã¶zerklik verilmesi konusu gÃ¼ndeme geldiÄŸi zaman sÃ¼rekli olarak Fransa Ã¶rneÄŸi verilerek buna karÅŸÄ± Ã§Ä±kÄ±lmaktadÄ±r. TÃ¼rkiye idari yapÄ±sÄ±nÄ±n Fransa ulus (Ã¼niter) devlet modelini esas aldÄ±ÄŸÄ±ndan hareketle yerel yÃ¶netimlerin Ã¶zerkliÄŸi konusunda yalan yanlÄ±ÅŸ bilgilerle kamuoyu yanÄ±ltÄ±lmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lmaktadÄ±r. Ancak Fransa 18. ve 19. yÃ¼zyÄ±llarÄ±ndaki Fransa deÄŸildir. Ã‡aÄŸÄ±n gerektirdiÄŸi de...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
TÃ¼rkiye'de yerel yÃ¶netimlere Ã¶zerklik verilmesi konusu gÃ¼ndeme geldiÄŸi zaman sÃ¼rekli olarak Fransa Ã¶rneÄŸi verilerek buna karÅŸÄ± Ã§Ä±kÄ±lmaktadÄ±r. TÃ¼rkiye idari yapÄ±sÄ±nÄ±n Fransa ulus (Ã¼niter) devlet modelini esas aldÄ±ÄŸÄ±ndan hareketle yerel yÃ¶netimlerin Ã¶zerkliÄŸi konusunda yalan yanlÄ±ÅŸ bilgilerle kamuoyu yanÄ±ltÄ±lmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lmaktadÄ±r. Ancak Fransa 18. ve 19. yÃ¼zyÄ±llarÄ±ndaki Fransa deÄŸildir. Ã‡aÄŸÄ±n gerektirdiÄŸi deÄŸiÅŸimleri yaparak sorunlarÄ±na Ã§Ã¶zÃ¼m getirmiÅŸ, yerel yÃ¶netimler konusunda kÃ¶klÃ¼ deÄŸiÅŸiklikler yapmÄ±ÅŸtÄ±r. TÃ¼rkiye ise bu olumlu deÄŸiÅŸiklikleri sÃ¼rekli olarak gÃ¶rmezlikten gelerek, olumsuz taraflarÄ± Ã¶rnek olarak almaya devam etmiÅŸtir.<br />
<br />
YanlÄ±ÅŸ sonuca ulaÅŸÄ±lmamasÄ± bakÄ±mÄ±ndan Fransa uygulamasÄ±na bakmakta fayda vardÄ±r. Ã–zellikle yerinden yÃ¶netim ve Ã¶zerkliÄŸi devletin nitelikleri arasÄ±nda sayan FransÄ±z AnayasasÄ±'nÄ± gÃ¶rmezlikten gelemeyiz. Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸinin tartÄ±ÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± bir dÃ¶nemde bu konuda da dÃ¼zenleme yapmanÄ±n zamanÄ± da Ã§oktan geÃ§miÅŸtir.<br />
<br />
1958 Tarihli FransÄ±z AnayasasÄ±'nÄ±n 78. maddesi yerel yÃ¶netimlerin kendilerini serbestÃ§e yÃ¶netmesi anlamÄ±na gelen 'desantralizasyon' ilkesini kabul etmiÅŸtir. FransÄ±z AnayasasÄ±'nÄ±n 72. maddesine gÃ¶re yerel yÃ¶netimlerin seÃ§ilmiÅŸ meclisler tarafÄ±ndan kanunun Ã¶ngÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ koÅŸullarda serbestÃ§e yÃ¶netileceÄŸi de hÃ¼kÃ¼m altÄ±na alÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r. Gerek 72. gerekse 78. maddelerindeki dÃ¼zenlemeler konusunda farklÄ± yorumlara neden olabilecekleri sebebiyle eleÅŸtirilmeye baÅŸlanmalarÄ± Ã¼zerine 1982 yÄ±lÄ±nda reform niteliÄŸinde dÃ¼zenlemeler yapÄ±larak yerel yÃ¶netimler Ã¼zerindeki merkezi idarenin vesayet yetkileri istisnai duruma getirilmiÅŸtir. TÃ¼rkiye'de de 2004 ve 2005 yÄ±llarÄ±nda buna benzer yerel yÃ¶netimler konusunda dÃ¼zenlemeler yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. Anayasa hÃ¼kÃ¼mleri gerekÃ§esiyle bu dÃ¼zenlemeler Ã§ok sÄ±nÄ±rlÄ± kalmÄ±ÅŸtÄ±r. YapÄ±lan dÃ¼zenlemelerin Ã¶nemli bir kÄ±smÄ± ise anayasada bulunan merkezi idarenin vesayetini zayÄ±flattÄ±ÄŸÄ± gerekÃ§esiyle iptal etmiÅŸtir. Demek ki, mevcut Anayasa yerel yÃ¶netimlerin Ã¶zerkliÄŸi konusunda kendi iÃ§inde Ã¶nemli yasaklar barÄ±ndÄ±rmaktadÄ±r. Bu yasaklar kaldÄ±rÄ±lmadan yerel yÃ¶netimlerin Ã¶zerkliÄŸi konusunda bir adÄ±m atÄ±lmayacaÄŸÄ± ortaya Ã§Ä±kmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Fransa'da yerel yÃ¶netimler konusunda asÄ±l bÃ¼yÃ¼k reform 28 Mart 2003 tarihinde Anayasa'da deÄŸiÅŸiklik yapÄ±lmasÄ±yla gerÃ§ekleÅŸtirilmiÅŸtir. Bu Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi ile, Cumhuriyetin bÃ¶lÃ¼nmezliÄŸi ve yerindenlik ilkelerinden vazgeÃ§ilmeden, 'Cumhuriyetin ademi merkeziyetÃ§i niteliÄŸi' anayasa hÃ¼kmÃ¼ haline getirilmiÅŸtir. FransÄ±z AnayasasÄ±'nÄ±n devletin temel niteliklerini dÃ¼zenleyen 1. maddesine gÃ¶re 'Devletin teÅŸkilatlanmasÄ±, ademi merkeziyet esasÄ±na dayanmaktadÄ±r' BÃ¶ylece 2003 deÄŸiÅŸiklikleriyle 'desantralizasyon' Ã¶nÃ¼ndeki Anayasal engeller kaldÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. BÃ¶ylece cumhuriyet halka yakÄ±nlaÅŸtÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ, halkÄ±n gerÃ§ek anlamda yÃ¶netime katÄ±lÄ±mÄ± Ã¶nÃ¼nde Ã¶nemli engeller aÅŸÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Bu deÄŸiÅŸikliÄŸin dikkat Ã§eken en Ã¶nemli yÃ¶nlerinden biri 'Ã¶zel statÃ¼lÃ¼ yeni yerel yÃ¶netim birimleri' oluÅŸturma yetkisinin yasama organÄ±na verilmiÅŸ olmasÄ±dÄ±r. 2003 yÄ±lÄ±nda ayrÄ±ca Anayasa'nÄ±n 37. maddesi de deÄŸiÅŸtirilerek yerel yÃ¶netimlere, kanun ve diÄŸer dÃ¼zenleyici iÅŸlemlere aykÄ±rÄ± dÃ¼zenleme yapma yetkisi tanÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r. Bir anlamda yerel yÃ¶netimlere kanun yapmaya benzer yetkiler getirilmiÅŸtir. 37/1. maddeye gÃ¶re 'YasalarÄ±n ve dÃ¼zenleyici iÅŸlemlerin belli bir konuda ve belli bir sÃ¼re iÃ§in deneysel hÃ¼kÃ¼mler iÃ§erebileceÄŸi' hÃ¼kmÃ¼ getirilmiÅŸtir.<br />
<br />
FransÄ±z AnayasasÄ±'nÄ±n 72. maddenin 4 fÄ±krasÄ±na gÃ¶re kanunla Ã¶ngÃ¶rÃ¼len koÅŸullarda, yerel yÃ¶netim kuruluÅŸlarÄ± ve topluluklarÄ± yÃ¼rÃ¼rlÃ¼kteki kanunlara ve dÃ¼zenleyici iÅŸlemlere aykÄ±rÄ± dÃ¼zenleme yapma yetkisine sahip kÄ±lÄ±nabilirler. Ancak bu yetki anayasayla garanti altÄ±na alÄ±nmÄ±ÅŸ temel hak ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerin kullanÄ±lma koÅŸullarÄ±nÄ± tehlikeye atacak bir konuda tanÄ±namaz. Ä°kinci olarak bu yetki ancak yerel yÃ¶netimlerin kendi yetki ve gÃ¶revleriyle ilgili konularda olabilir ve son olarak da belli bir sÃ¼re ve konu ile sÄ±nÄ±rlandÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ olarak kullanÄ±labilir. Bu deneme yetkisini kullanmak isteyen yerel yÃ¶netim kuruluÅŸlarÄ± hÃ¼kÃ¼mete baÅŸvurmak suretiyle bu yetkiyi kullanmak istediklerini beyan ederler. HÃ¼kÃ¼met, ÅŸartlarÄ± taÅŸÄ±dÄ±klarÄ±nÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼kleri yerel yÃ¶netimleri liste halinde yayÄ±nlar ve listede geÃ§en yerel yÃ¶netim kuruluÅŸlarÄ± bu deneme yetkisini kullanabilirler.<br />
<br />
Bu dÃ¼zenlemeler, 28 Mart 2003 tarihli Kanunla Anayasa'nÄ±n 72. maddesinin deÄŸiÅŸtirilmesiyle de Anayasa'da aÃ§Ä±kÃ§a zikredilmiÅŸtir. Yine aynÄ± tarihli Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi ile Ã¶zel statÃ¼ye sahip yerel yÃ¶netimlerin kurulmasÄ± yetkisi tanÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r. Buna gÃ¶re hem Korsika Ã¶rneÄŸinde olduÄŸu gibi Ã¶zerk yerel yÃ¶netimler, hem de iki veya daha Ã§ok ili iÃ§ine alan Ã¶zerk yerel yÃ¶netim birimleri oluÅŸturulmuÅŸtur. 2003 yÄ±lÄ± deÄŸiÅŸikliÄŸinden Ã¶nce bile Korsika gibi bazÄ± yerlerde Ã¶zel statÃ¼lÃ¼ yerel yÃ¶netimler oluÅŸturulmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r ve bu oluÅŸum Anayasa Konseyi tarafÄ±ndan Anayasa'ya aykÄ±rÄ± bulunmamÄ±ÅŸtÄ±r. 2003 deÄŸiÅŸikliÄŸinden sonra Ã¶zel statÃ¼lÃ¼ yerel yÃ¶netimler devletin temel ilkesi anlamÄ±nda anayasal gÃ¼venceye kavuÅŸmuÅŸtur.<br />
<br />
Ã–zel statÃ¼lÃ¼ yerel yÃ¶netimlere kÄ±saca bilgi verecek olursak: BÃ¶lgenin karar organÄ± olan bÃ¶lge meclisi beÅŸ yÄ±l iÃ§in seÃ§ilmektedir. BÃ¶lgelerin yÃ¼rÃ¼tme organÄ± bÃ¶lge baÅŸkanÄ±dÄ±r ve oluÅŸturulan daimi komisyon tarafÄ±ndan desteklenmektedir. BÃ¶lge meclis baÅŸkanÄ±nÄ±n yetkileriyle ilgili 7 Mart 1998 tarihli Kanunla Ã¶nemli yenilikler getirilmiÅŸtir. Bu kanuna gÃ¶re bÃ¶lge meclisi, bÃ¼tÃ§eyi oylamadan da bÃ¶lge baÅŸkanÄ±na, bÃ¼tÃ§eyi kullanabilme yetkisi tanÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Fransa'da hem Korsika gibi Ã¶zel statÃ¼lÃ¼ yerel bÃ¶lgelerde, hem de iki veya daha Ã§ok ili iÃ§ine alan Ã¶zerk yerel yÃ¶netim birimi Ã¼zerinde merkezin idari ve mali vesayet denetimi bulunmamaktadÄ±r.<br />
<br />
KÄ±sa bir yazÄ± kapsamÄ±nda ele almaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±z Fransa Ã¶rneÄŸi, Fransa'yÄ± olumsuz Ã¶rnek olarak medyada dile getirenlere Ã¶nemle ithaf olunur. 
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_766.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_766.html</guid>
  <dc:subject>Yerel yÃ¶netimlerin Ã¶zerkliÄŸi ve Fransa Ã¶rneÄŸi</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>28 bin cocuÄŸu vurdular!</title>
  <description>9'u Ã§ocuk 14 kiÅŸinin katledildiÄŸi 28 Mart 2006 DiyarbakÄ±r olaylarÄ±ndan sonra deÄŸiÅŸtirilen TMK'den bugÃ¼ne kadar 28 bin Ã§ocuk yargÄ±landÄ±

Ã‡OCUK DA OLSA KADIN DA OLSA

DiyarbakÄ±r'da baÅŸlayan ve BÃ¶lge'ye yayÄ±lan 28 Mart olaylarÄ± Ã¼zerinden tam 4 yÄ±l geÃ§ti. BaÅŸbakan ErdoÄŸan 'Ã‡ocuk da olsa kadÄ±n da olsa gereÄŸi yapÄ±lsÄ±n' dedi, 9'u Ã§ocuk 14 kiÅŸi ateÅŸli silahlarla vurularak Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼.

Ã‡OCUKLAR Ä°Ã‡ERÄ°DE Ã–LDÃœREN DIÅžAR...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
9'u Ã§ocuk 14 kiÅŸinin katledildiÄŸi 28 Mart 2006 DiyarbakÄ±r olaylarÄ±ndan sonra deÄŸiÅŸtirilen TMK'den bugÃ¼ne kadar 28 bin Ã§ocuk yargÄ±landÄ±<br />
<br />
<b>Ã‡OCUK DA OLSA KADIN DA OLSA</b><br />
<br />
DiyarbakÄ±r'da baÅŸlayan ve BÃ¶lge'ye yayÄ±lan 28 Mart olaylarÄ± Ã¼zerinden tam 4 yÄ±l geÃ§ti. BaÅŸbakan ErdoÄŸan 'Ã‡ocuk da olsa kadÄ±n da olsa gereÄŸi yapÄ±lsÄ±n' dedi, 9'u Ã§ocuk 14 kiÅŸi ateÅŸli silahlarla vurularak Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼.<br />
<br />
<b>Ã‡OCUKLAR Ä°Ã‡ERÄ°DE Ã–LDÃœREN DIÅžARDA</b><br />
<br />
OlaylarÄ± bahane eden hÃ¼kÃ¼met bir haftada TMK'yi deÄŸiÅŸtirdi. DÃ¶rt yÄ±lda 28 bin Ã§ocuk bu kanunun kurbanÄ± oldu. Ã‡ocuklar onlarca yÄ±l cezaya Ã§arptÄ±rÄ±lÄ±rken, 14 kiÅŸiyi vuran polisler soruÅŸturmaya bile alÄ±nmadÄ±.<br />
<br />
<b>Ã‡OCUKLAR AYNI CEZAYI ALIR</b><br />
<br />
Meclis Adalet Komisyonu'nda gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼len TMK maÄŸduru Ã§ocuklarla ilgili tasarÄ±ya insan haklarÄ± Ã¶rgÃ¼tleri tepki gÃ¶sterdi. TasarÄ±yÄ± yetersiz bulan hukukÃ§ular, Ã§ocuklarÄ±n aynÄ± cezayÄ± alacaÄŸÄ±nda hemfikir.<br />
<br />
'Ã‡ocuk da olsa kadÄ±n da olsa'nÄ±n gereÄŸi 28 bin Ã§ocuÄŸun yargÄ±lanmasÄ± oldu<br />
<br />
DiyarbakÄ±r'da 2006'da yaÅŸananlarÄ±n Ã¼zerinde 4 yÄ±l geÃ§ti. 14 kiÅŸinin yaÅŸamÄ±nÄ± yitirdiÄŸi, 300'e yakÄ±n kiÅŸinin de yaralandÄ±ÄŸÄ± olaylar sÄ±rasÄ±nda BaÅŸbakan ErdoÄŸan'Ä±n 'KadÄ±nda olsa Ã§ocuk da olsa gereÄŸi yapÄ±lacaktÄ±r' sÃ¶zlerinin ardÄ±ndan TerÃ¶rle MÃ¼cadele Kanunu'nda (TMK) bir haftada deÄŸiÅŸiklik yapÄ±larak Ã§ocuklara aÄŸÄ±r ceza mahkemelerinin yolu aÃ§Ä±ldÄ±. Kolluk kuvvetlerinin neden olduÄŸu Ã¶lÃ¼mlere iliÅŸkin hiÃ§bir cezai iÅŸlem yapÄ±lmazken 4 yÄ±llÄ±k sÃ¼rede 28 bin Ã§ocuk yargÄ±landÄ±. Toplumun baskÄ±sÄ± ile karÅŸÄ±laÅŸan hÃ¼kÃ¼met ise, bir haftada deÄŸiÅŸtirdiÄŸi TMK'yÄ± gÃ¼ndemine almasÄ±nÄ±n raÄŸmen 1 yÄ±ldÄ±r Meclis gÃ¼ndemine getirmedi.<br />
<br />
MuÅŸ'un Åženyayla bÃ¶lgesinde kimyasal silah kullanÄ±larak Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼kleri ileri sÃ¼rÃ¼len 14 PKK'liden 4'Ã¼nÃ¼n cenazesinin DiyarbakÄ±r'a getirilmesinden sonra baÅŸlayan ve 14 kiÅŸinin yaÅŸamÄ±nÄ± yitirmesiyle sonuÃ§lanan olaylarÄ±n Ã¼zerinden 4 yÄ±l geÃ§ti. DiyarbakÄ±r'da baÅŸlayÄ±p Ã§evre illere sÄ±Ã§rayan ve 4 gÃ¼n sÃ¼ren olaylarda 14 kiÅŸi yaÅŸamÄ±nÄ± yitirdi, 300 kiÅŸi yaralandÄ±, 563 kiÅŸi ise gÃ¶zaltÄ±na alÄ±ndÄ±. OlaylarÄ±n ardÄ±ndan 14 kiÅŸinin Ã¶lÃ¼mÃ¼ne ve yÃ¼zlerce kiÅŸinin yaralanmasÄ±na sebebiyet veren gÃ¼venlik gÃ¼Ã§leri hakkÄ±nda insan haklarÄ± Ã¶rgÃ¼tleri, Ã¶lenlerin yakÄ±nlarÄ± ve maÄŸdurlar tarafÄ±ndan birÃ§ok defa suÃ§ duyurusu yapÄ±lmasÄ±na raÄŸmen yargÄ± makamlarÄ± nezdinde herhangi bir sonuÃ§ elde edilemedi. DiyarbakÄ±r Barosu verilerine gÃ¶re gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nanlardan 199'unu 18 yaÅŸÄ±ndan kÃ¼Ã§Ã¼k Ã§ocuklar oluÅŸturdu. Verilere gÃ¶re gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nan 199 Ã§ocuktan 91'i, 344 kiÅŸiden ise 278'i tutuklanarak cezaevine gÃ¶nderildi. Baro, gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nan Ã§ocuklarÄ±n tÃ¼mÃ¼nÃ¼n sistematik bir ÅŸekilde iÅŸkenceden geÃ§irildiÄŸi tespitinde bulundu. Ä°HD DiyarbakÄ±r Åžubesi'nin verilerine gÃ¶re ise, kentte yaÅŸanan olaylarda 300 kiÅŸi yaralandÄ±.<br />
<br />
<b>14 KÄ°ÅžÄ°YÄ° KATLEDENLER DEÄžÄ°L Ã‡OCUKLAR YARGILANDI</b><br />
<br />
Baro ve Ä°HD'nin yaÅŸanan Ã¶lÃ¼m, yaralanma ve gÃ¶zaltÄ±nda iÅŸkenceye iliÅŸkin aileler ve maÄŸdurlar aracÄ±lÄ±ÄŸÄ± ile Cumhuriyet SavcÄ±lÄ±ÄŸÄ±'na defalarca suÃ§ duyurusunda bulunarak, dava aÃ§Ä±lmasÄ±nÄ± talep etti. Ä°dari soruÅŸturma baÅŸlatÄ±lmasÄ± iÃ§in ise DiyarbakÄ±r ValiliÄŸi'ne baÅŸvuru yapÄ±ldÄ±. SavcÄ±lÄ±ÄŸÄ±n ve valiliÄŸin baÅŸlattÄ±ÄŸÄ± soruÅŸturmalar kapsamÄ±nda aradan 4 yÄ±l geÃ§mesine raÄŸmen hiÃ§ bir kolluk gÃ¶revlisi hakkÄ±nda herhangi bir dava aÃ§Ä±lmazken, cezai yaptÄ±rÄ±m da uygulanmadÄ±. Olaylar sonrasÄ±nda harekete geÃ§en hÃ¼kÃ¼met TerÃ¶rle MÃ¼cadele Kanunu'nda (TMK) deÄŸiÅŸiklik yaptÄ± ve 28 bin Ã§ocuk, Ã§eÅŸitli dÃ¶nemlerde Ã§Ä±kan olaylara karÄ±ÅŸtÄ±klarÄ± gerekÃ§esiyle, Ã§eÅŸitli iddialardan yargÄ±landÄ±. 2010 yÄ±lÄ± rakamlarÄ±na gÃ¶re cezaevlerinde halen 2 bin 721 Ã§ocuk tutuklu bulunuyor.<br />
<br />
<b>MAÄžDURLARA DAVA</b><br />
<br />
Olaylardan yaÅŸamÄ±nÄ± yitiren 14 kiÅŸinin ateÅŸli silahlar veya darp edilerek Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼kleri tespit edilmesine raÄŸmen kolluk kuvvetleri hakkÄ±nda idari ve hukuki soruÅŸturma aÃ§Ä±lmasÄ±na izin verilmezken, olaylara karÄ±ÅŸtÄ±klarÄ± iddiasÄ±yla ile onlarca kiÅŸiye, 'Ã–rgÃ¼t propagandasÄ± yapmak', '2911 SayÄ±lÄ± ToplantÄ± ve GÃ¶steri YÃ¼rÃ¼yÃ¼ÅŸleri Kanunu'na muhalefet etmek', 'Devlet malÄ±na zarar vermek' gibi birÃ§ok maddeden ceza yaÄŸdÄ±rÄ±ldÄ±. Olaylarda meydana gelen maddi zararÄ±n faturasÄ± yargÄ±lanan 463 kiÅŸiye Ã§Ä±karÄ±ldÄ±. Hazine, olaylarda ortaya Ã§Ä±kan 262 bin YTL'lik zararÄ±n tamamÄ±nÄ±n, olaylarla ilgili yargÄ±lanan ve aralarÄ±nda iÅŸkence gÃ¶ren 70 Ã§ocuÄŸun da bulunduÄŸu sanÄ±klarÄ±n tamamÄ±ndan faiziyle birlikte tahsil edilmesi istemiyle DiyarbakÄ±r Asliye Ceza Mahkemesi'nde aÃ§tÄ±ÄŸÄ± dava ise devam ediyor.<br />
<br />
<b>'FÄ°ÅžEÄžÄ° ATAN EÄžÄ°TÄ°MLÄ° KÄ°ÅžÄ°LERDÄ°R DAVA AÃ‡MAYA GEREK YOK'</b><br />
<br />
DiyarbakÄ±r'da baÅŸlayÄ±p bÃ¶lge illerine sÄ±Ã§rayan olaylarda yaÅŸamÄ±nÄ± yitiren Mahsum MÄ±zrak'Ä±n Ã¶lÃ¼me sebebiyet verdikleri gerekÃ§esi ile DiyarbakÄ±r Cumhuriyet BaÅŸsavcÄ±lÄ±ÄŸÄ± polis memurlarÄ± B.Ã–., H.A. ve N.Ã–. hakkÄ±nda DiyarbakÄ±r ValiliÄŸi'nden soruÅŸturma izni istedi. Valilik SoruÅŸturma izni verilmemesini ise 'ÅžÃ¼phelilerin kullanmÄ±ÅŸ olduklarÄ± gaz fiÅŸeÄŸini gaz kullanma talimatÄ±na gÃ¶re ÅŸahÄ±slarÄ±n Ã¼zerine deÄŸil, rÃ¼zgÃ‚‰rÄ±n esintisi gÃ¶z Ã¶nÃ¼nde bulundurularak isyan eden grubun Ã¶n ve arka taraf boÅŸluÄŸuna kullandÄ±klarÄ±, adÄ± geÃ§en gÃ¶revlilerin bu konuda eÄŸitimli olduklarÄ± suÃ§u iÅŸlediklerine dair bir belge, iz, emare ve delile rastlanÄ±lmadÄ±ÄŸÄ±' gerekÃ§esine dayandÄ±rdÄ±. Valilik, soruÅŸturma izni vermeyince MÄ±zrak'Ä±n avukatÄ± BarÄ±ÅŸ Yavuz davayÄ± BÃ¶lge Ä°dare Mahkemesi'ne taÅŸÄ±dÄ±. BÃ¶lge Ä°dare Mahkemesi'nin MÄ±zrak'Ä±n Ã¶lÃ¼mÃ¼nden dolayÄ± gÃ¶revli polislerin yargÄ±lanmasÄ± gerektiÄŸi yÃ¶nÃ¼ndeki kararÄ±nÄ±n ardÄ±ndan Ã–zel Hareket Åžube MÃ¼dÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼'nde gÃ¶revli polisler H.A., B.Ã–. ve N.Ã–. hakkÄ±nda DiyarbakÄ±r 1. AÄŸÄ±r Ceza Mahkemesi'nde dava aÃ§Ä±labildi. Ancak aradan 5 yÄ±l geÃ§mesine raÄŸmen davada hala bir ilerleme kaydedilemedi.<br />
<br />
<b>Ã‡OCUKLAR HEDEF TAHTASINA KONULDU</b><br />
<br />
Ancak dÃ¶neme damgasÄ±nÄ± vuran BaÅŸbakan R. Tayyip ErdoÄŸan'Ä±n, 'Ã‡ocukta olsa kadÄ±n da olsa gÃ¼venlik gÃ¼Ã§lerimiz gerekeni yapacaktÄ±r' aÃ§Ä±klamasÄ± oldu. AÃ§Ä±klamanÄ±n ardÄ±ndan aÃ§Ä±lan ateÅŸ sonucu Ã§oÄŸunluÄŸu Ã§ocuk olan 14 kiÅŸinin yaÅŸamÄ±nÄ± yitirmesi ile yetinmeyen iktidar, Ã§ocuklarÄ± hedef tahtasÄ±na oturttu. DiyarbakÄ±r'da baÅŸlayan olaylarda gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nan 563 kiÅŸiden 200'Ã¼n Ã§ocuk olmasÄ± ErdoÄŸan'Ä±n aÃ§Ä±klamasÄ±nÄ±n hemen ardÄ±ndan geldi. HÃ¼kÃ¼met Ã§ok geÃ§meden Ã§Ã¶zÃ¼m olarak Ã§ocuklarÄ±n bÃ¼yÃ¼kler gibi yargÄ±lanmasÄ±nÄ± ve aÄŸÄ±r cezalara Ã§arptÄ±rÄ±lmasÄ±nÄ±n yasal kÄ±lÄ±fÄ±nÄ± oluÅŸturan TerÃ¶rle MÃ¼cadele Kanunu'nu (TMK) hemen deÄŸiÅŸtirerek, Meclis'ten geÃ§irdi. Daha olaylarda yaÅŸanan Ã¶lÃ¼m ve iÅŸkencenin yaralarÄ± sarÄ±lmadan TMK deÄŸiÅŸikliÄŸinden sonra Ã§ocuklara aÄŸÄ±r cezalar yaÄŸdÄ±rÄ±lmaya baÅŸlandÄ±. 2006'dan sonra yargÄ±lanan 28 bin Ã§ocuktan binlercesine TMK'da yapÄ±lan deÄŸiÅŸiklik nedeni ile aÄŸÄ±r suÃ§lamalarla yargÄ±lanarak onlarca yÄ±l aÄŸÄ±r hapis cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±.<br />
<br />
<b>YARGILANAN Ã‡OCUK SAYISI ARTARAK DEVAM ETTÄ°</b><br />
<br />
BDP'li Sevahir BayÄ±ndÄ±r'Ä±n verdiÄŸi soru Ã¶nergesini yanÄ±tlayan Adalet BakanÄ± Sadullah Ergin, verdiÄŸi rakamlar Ã§ocuklarla ilgili tablonun vahametini de gÃ¶zler Ã¶nÃ¼ne serdi. 2010 yÄ±lÄ± itibarÄ± ile cezaevlerinde 2 bin 721 Ã§ocuk bulunduÄŸunu belirten Ergin, mahkemeler tarafÄ±ndan 2006 yÄ±lÄ±nda 3 bin 773, 2007 yÄ±lÄ±ndan 7 bin 453, 2008 yÄ±lÄ±nda 8 bin 80, 2009 yÄ±lÄ±nÄ±n ilk 11 ayÄ±nda ise 9 bin 22 Ã§ocuk hakkÄ±nda denetimli serbestlik kararÄ± verildiÄŸini kaydetti. YapÄ±lan tÃ¼m baÅŸvuru ve suÃ§ duyurularÄ±na raÄŸmen Ã¶lÃ¼me sebebiyet veren kolluk kuvvetleri hakkÄ±nda herhangi bir hukuki iÅŸlem yapÄ±lmazken, olaylarda gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nanlarÄ±n Ã§ocuÄŸuna yargÄ±lanarak cezalara Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. 2006 DiyarbakÄ±r'da meydana gelen olaylarda bahane edilerek AKP hÃ¼kÃ¼meti tarafÄ±ndan TerÃ¶rle MÃ¼cadele Kanunu'nda (TMK) yapÄ±lan deÄŸiÅŸiklik kapsamÄ±nda toplam 28 binin Ã¼zerinde Ã§ocuk kanunlarla ihtilafa dÃ¼ÅŸtÃ¼, binlercesine on yÄ±llara varan cezalarla yargÄ±landÄ±, yÃ¼zlercesi cezaevlerine atÄ±larak yÄ±llarca ceza kesildi. Adalet BakanÄ± Sadullah Ergin'in aÃ§Ä±kladÄ±ÄŸÄ± rakamlara gÃ¶re, hala toplumda 'TMK'a maÄŸduru Ã§ocuklar' olanak bilinen 2 bin 721 Ã§ocuk zor koÅŸullarda tutuluyor. HÃ¼kÃ¼met, 14 insanÄ±n Ã¶ldÃ¼rÃ¼lmesiyle baÅŸlayan 28 bin Ã§ocuÄŸun yargÄ±lanmasÄ±yla sonuÃ§lanan TMK'yÄ± 1 hafta iÃ§inde meclisten geÃ§iren hÃ¼kÃ¼met, toplumun baskÄ±sÄ±yla gÃ¼ndemine almasÄ±nÄ±n raÄŸmen 1 yÄ±ldÄ±r daha Meclis gÃ¼ndemine getirmedi.<br />
<br />
<b>DEÄžÄ°ÅžEN BÄ°R ÅžEY YOK</b><br />
<br />
Ã‡ocuklarla ilgili yasa deÄŸiÅŸikliÄŸiyle ilgili tasarÄ±yÄ± deÄŸerlendiren Ä°HD DiyarbakÄ±r Åžubesi Ã‡ocuk Komisyonu'nda yer alan Avukat Kezban YÄ±lmaz, Ã§ocuklara iliÅŸkin yasal dÃ¼zenlemenin 2003 yÄ±lÄ±nda AB'ye uyum sÃ¼reci kapsamÄ±nda yapÄ±lan yasal deÄŸiÅŸikliklerle 18 yaÅŸÄ±n altÄ±nda olan tÃ¼m bireylerin Ã§ocuk olarak kabul edildiÄŸini ifade etti. 28 Mart olaylarÄ±ndan sonra TMK'da yapÄ±lan deÄŸiÅŸiklikle 15 yaÅŸÄ±ndaki Ã§ocuklarÄ±n AÄŸÄ±r Ceza Mahkemeleri'nde yargÄ±lanmaya baÅŸlandÄ±ÄŸÄ±nÄ± hatÄ±rlatan YÄ±lmaz, Ã§ocuklarÄ±n, yetiÅŸkinler gibi yargÄ±landÄ±ÄŸÄ± bu mahkemelerin eski DGM'lerin devamÄ± olduÄŸunu kaydetti. YÄ±lmaz, 2006'dan sonra Ã§ocuklara verilen aÄŸÄ±r cezalarÄ±n toplumun bÃ¼yÃ¼k bir kesimini rahatsÄ±z ettiÄŸini belirtti. YaÅŸanan rahatsÄ±zlÄ±ktan dolayÄ± birÃ§ok kesimin baskÄ±sÄ± sonucu hÃ¼kÃ¼metin bir deÄŸiÅŸikliÄŸe gitmek zorunda kaldÄ±ÄŸÄ±nÄ± dile getiren YÄ±lmaz, hÃ¼kÃ¼metin yasa tasarÄ±sÄ±nÄ±n Ã§ocuklarÄ±n durumunda bir deÄŸiÅŸiklik yaratmayacaÄŸÄ±nÄ± sÃ¶yledi.<br />
<br />
<b>'BATIDA FARKLI BÃ–LGE'DE FARKLI'</b><br />
<br />
YapÄ±lan deÄŸiÅŸiklikle Ã§ocuklarÄ±n AÄŸÄ±r Ceza Mahkemeleri'nde yargÄ±lanmalarÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼nÃ¼ alÄ±namayacaÄŸÄ±nÄ± belirten<br />
<br />
YÄ±lmaz, verilen cezanÄ±n de seÃ§enek yaptÄ±rÄ±mlar uygulama yÃ¶nÃ¼nde herhangi bir dÃ¼zenleme iÃ§ermediÄŸini ifade etti. TasarÄ±nÄ±n yasallaÅŸmasÄ± durumda Ã§ocuklarÄ±n maÄŸduriyetinin devam edeceÄŸini belirten YÄ±lmaz, 'Ã‡ocuklarÄ±n Ã¶rgÃ¼t Ã¼yeliÄŸinden, 'Ã–rgÃ¼t Ã¼yesi olmamakla birlikte Ã¶rgÃ¼t adÄ±na eylem ve fillerde bulunma' fillerinden dolayÄ± cezalandÄ±rÄ±lamayacaÄŸÄ± fikrini kanun dÃ¼zenleyicileri hala benimsememiÅŸlerdir. Ã‡ocuklarÄ±n, yapmÄ±ÅŸ olduÄŸu eylemin sonucunu anlayabilme kavrayabilme yetisine henÃ¼z kazanamamÄ±ÅŸ olmasÄ±ndan dolayÄ± bu tÃ¼r eylemlerle yargÄ±lanmasÄ± doÄŸru deÄŸildir' dedi. YÄ±lmaz, Ã§ocuklarÄ±n maÄŸduriyetinin giderilmesi iÃ§in TMK'nÄ±n 'Ã–rgÃ¼t Ã¼yesi olmamakla birlikte Ã¶rgÃ¼t adÄ±na eylem ve fillerde bulunma', 'Ã–rgÃ¼t Ã¼yeliÄŸi' ve 'ToplantÄ± ve GÃ¶steri YÃ¼rÃ¼yÃ¼ÅŸleri Kanunu'na muhalefet etmek' fillerini dÃ¼zenleyen ilgili maddelerin deÄŸiÅŸtirilmesi gerektiÄŸini belirtti.<br />
<br />
<b>TAMAMI KÃœRT Ã‡OCUKLARI</b><br />
<br />
YÄ±lmaz, kanunlarÄ±n TÃ¼rkiye'nin batÄ±sÄ±nda farklÄ± doÄŸusunda farklÄ± uygulandÄ±ÄŸÄ± belirlemesinde bulunarak,<br />
<br />
'BatÄ±da yapÄ±lan eylemlerde bir Ã§ocuk en Ã§ok 'ToplantÄ± ve gÃ¶steri yasasÄ±na muhalefet etmek' suÃ§lamasÄ± ile yargÄ±lanÄ±rken, KÃ¼rt coÄŸrafyasÄ±nda aynÄ± eylemlerde bulunan Ã§ocuklar, 'Ã–rgÃ¼t Ã¼yeliÄŸi', 'Ã–rgÃ¼t Ã¼yesi olmamakla birlikte Ã¶rgÃ¼t adÄ±na eylem ve fiillerde bulunmak' suÃ§lamalarÄ± ile yargÄ± karÅŸÄ±sÄ±na Ã§Ä±karÄ±lÄ±yor' diye konuÅŸtu. YÄ±lmaz, hukukun iÅŸletilmesinde Ã§ifte standart uygulandÄ±ÄŸÄ±nÄ± belirterek 'Yani ÅŸÃ¶yle bir tablo karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kmakta kanunlar batÄ±dan doÄŸuya doÄŸru gelirken aÄŸÄ±rlaÅŸmakta geniÅŸlemekte ve farklÄ± yorumlanmaktadÄ±r. Bu da tÃ¼mÃ¼ ile bir yerde KÃ¼rt Ã§ocuklarÄ±na yÃ¶nelik yapÄ±lmÄ±ÅŸ olan bir uygulamadÄ±r sorusunu akla getiriyor. Bu ÅŸekilde bir yargÄ±lanma sÃ¼recine maruz bÄ±rakÄ±lan Ã§ocuklarÄ±n tamamÄ±na yakÄ±nÄ± KÃ¼rt Ã§ocuklardÄ±r. AÃ§Ä±kÃ§asÄ± bu da dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼rÃ¼cÃ¼ bir durum' dedi.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_763.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_763.html</guid>
  <dc:subject>28 bin cocuÄŸu vurdular!</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar</title>
  <description>DÃ¼nya genelinde gÃ¶Ã§menlerin yarÄ±sÄ±nÄ± oluÅŸturan kadÄ±n nÃ¼fusu Ã¶zellikle ABD, Kanada ve AB Ã¼lkelerinde sÃ¼rekli bir artma eÄŸilimi iÃ§erisindedir. Ä°kinci DÃ¼nya SavaÅŸÄ±'nÄ±n yÄ±kÄ±ntÄ±larÄ±ndan sonra kendilerini yeniden yapÄ±landÄ±ran Almanya, Fransa, Ä°ngiltere, Hollanda ve BelÃ§ika gibi Avrupa Ã¼lkelerinin gÃ¶Ã§menlere zorunlu olarak ihtiyaÃ§ duymasÄ±na paralel olarak gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n oranÄ±nda ciddi bir artÄ±ÅŸ yaÅŸandÄ±. KadÄ±n...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
DÃ¼nya genelinde gÃ¶Ã§menlerin yarÄ±sÄ±nÄ± oluÅŸturan kadÄ±n nÃ¼fusu Ã¶zellikle ABD, Kanada ve AB Ã¼lkelerinde sÃ¼rekli bir artma eÄŸilimi iÃ§erisindedir. Ä°kinci DÃ¼nya SavaÅŸÄ±'nÄ±n yÄ±kÄ±ntÄ±larÄ±ndan sonra kendilerini yeniden yapÄ±landÄ±ran Almanya, Fransa, Ä°ngiltere, Hollanda ve BelÃ§ika gibi Avrupa Ã¼lkelerinin gÃ¶Ã§menlere zorunlu olarak ihtiyaÃ§ duymasÄ±na paralel olarak gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n oranÄ±nda ciddi bir artÄ±ÅŸ yaÅŸandÄ±. KadÄ±n gÃ¶Ã§menlerin Ã§alÄ±ÅŸma oranlarÄ±, erkek gÃ¶Ã§menlere oranla nispeten dÃ¼ÅŸÃ¼k olmakla birlikte, Ã¶zellikle 1980'li yÄ±llardan sonra, kadÄ±n emeÄŸi daha Ã¼st boyutlarda ve Ã§ok yÃ¶nlÃ¼ kullanÄ±lmaya baÅŸlandÄ±. Bunu belirleyen birkaÃ§ faktÃ¶rÃ¼ ÅŸÃ¶yle sÄ±ralayabiliriz: Birincisi, belki de en Ã¶nemlisi, kadÄ±nÄ±n erkeklere oranla Ã§ok daha dÃ¼ÅŸÃ¼k Ã¼cretlerle Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± ve artÄ± deÄŸerin arttÄ±rÄ±lmasÄ±nda aktif rol almalarÄ±. Ä°kincisi, geliÅŸmiÅŸ kapitalist Ã¼lkelerde kadÄ±n nÃ¼fusundaki nispi azalma ve kadÄ±nlarÄ±n bir kÄ±sÄ±m sektÃ¶rlerde Ã§alÄ±ÅŸmak istememeleri sonucunda, gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n Ã¶zellikle hizmet sektÃ¶rÃ¼nÃ¼n bazÄ± alanlarÄ±nda yoÄŸunluklu olarak Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ±. ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼sÃ¼ ise; teknolojik geliÅŸmenin etkisiyle kadÄ±nÄ±n Ã¼retim faaliyeti iÃ§erisindeki rolÃ¼nÃ¼n artmaya baÅŸlamasÄ±. Ucuz iÅŸgÃ¼cÃ¼, teknolojik geliÅŸme ve kullanÄ±mÄ±nÄ±n basitleÅŸmesi, artÄ±-deÄŸer Ã¼retimi, artan eÄŸitim dÃ¼zeyi gibi benzer faktÃ¶rlerin etkisiyle genel olarak kadÄ±nÄ±n toplumsal etki gÃ¼cÃ¼nÃ¼ arttÄ±rmaya baÅŸladÄ±ÄŸÄ± gibi gÃ¶Ã§men kadÄ±nÄ±n Ã¼retim faaliyeti iÃ§erisindeki rolÃ¼nÃ¼ de Ã¶n plana Ã§Ä±kartmaktadÄ±r.<br />
<br />
<b>Tablo: DÃ¼nya genelindeki gÃ¶Ã§men kadÄ±n sayÄ±sÄ±</b><br />
<br />
<img title="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 1" alt="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 1" vspace="4" hspace="4" border="0" align="middle" dir="ltr" lang="tr" src="/uploads/yazilar/gocmenlik_istatistikler_1.jpg" /> <br />
<br />
2005 yÄ±lÄ± verilerine gÃ¶re, dÃ¼nya genelinde bulunan gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n sayÄ±sÄ± yaklaÅŸÄ±k olarak 94,5 milyon olup, genel gÃ¶Ã§men kitlesinin yÃ¼zde 49,6'sÄ±nÄ± oluÅŸturuyor. Bu oranlar Avrupa'da yÃ¼zde 52,8; Asya'da yÃ¼zde 45,2; GÃ¼ney Amerika'da (ABD-Kanada) yÃ¼zde 51; Latin Amerika'da yÃ¼zde 49,7; Afrika'da yÃ¼zde 45,9 ve Okyanus bÃ¶lgesinde yÃ¼zde 51,3 olarak belirlenmiÅŸ. Bu veriler kadÄ±nÄ±n toplumsal Ã¼retim iÃ§erisinde artan rolÃ¼ bakÄ±mÄ±ndan bize somut bir fikir verdiÄŸi gibi kÃ¼resel kapitalist gÃ¼Ã§ler tarafÄ±ndan ucuz iÅŸ gÃ¼cÃ¼ olarak deÄŸerlendirilen gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n Ã¼retim iÃ§erisindeki etki gÃ¼cÃ¼nÃ¼ de ortaya koyuyor.<br />
<br />
GÃ¶Ã§men kadÄ±n emeÄŸinin kullanÄ±lmasÄ±nda Amerika, Kanada, Almanya, Ä°ngiltere, Fransa, Ä°talya gibi geliÅŸmiÅŸ belli baÅŸlÄ± Ã¼lkeler, Ã¶ncelikli olarak Ã¶n plana Ã§Ä±ktÄ±lar. Ã–rneÄŸin gÃ¶Ã§ alan Avrupa Ã¼lkelerinde ilk yÄ±llarda gÃ¶Ã§men kadÄ±n nÃ¼fusu yÃ¼zde 10-15 civarÄ±ndaydÄ±. Ã–zellikle Ã§Ä±kartÄ±lan 'Aile BirleÅŸim YasasÄ±' ile kÄ±sa sÃ¼rede erkelerin eÅŸlerini ve Ã§ocuklarÄ±nÄ± getirmeleri, kadÄ±nlarÄ±n Ã¼retim faaliyetinde daha aktif olmasÄ±, ailenin ekonomik sorunlarÄ±nÄ±n Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼nÃ¼ Ã¼stlenmesi gibi faktÃ¶rlerin etkisiyle kadÄ±n ve erkeklerin nÃ¼fus oranÄ± birbirine eÅŸitlenmeye baÅŸladÄ±.<br />
<br />
Verilerden anlaÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± gibi kÃ¼reselleÅŸme ile gÃ¶Ã§men kadÄ±n nÃ¼fusunda Ã§ok ciddi bir artÄ±ÅŸ yaÅŸanmaktadÄ±r. Ã–zellikle GÃ¼neydoÄŸu Asya Ã¼lkelerinde Filipinler, Tayland, Singapur; Latin Amerika Ã¼lkelerinden Brezilya; eski Sovyetler BirliÄŸi sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisindeki Ã¼lkelerde Ukrayna, Moldova; Balkanlar'da Bulgaristan, DoÄŸu Avrupa Ã¼lkelerinden Romanya, Polonya gibi Ã¼lkelerden yoÄŸunluklu olarak dÃ¼nyanÄ±n baÅŸka Ã¼lkelerine yayÄ±lan kadÄ±n gÃ¶Ã§Ã¼, esas olarak, hizmet sektÃ¶rÃ¼, ev hizmetÃ§iliÄŸi ve seks ticareti olarak Ã¶n plana Ã§Ä±kmaktadÄ±r.<br />
<br />
Taylan'da bir fabrikada 11-12 saat Ã§alÄ±ÅŸan genÃ§ bir gÃ¶Ã§men kadÄ±nÄ±n gÃ¼nlÃ¼k Ã¼creti yaklaÅŸÄ±k olarak 3,5 dolardÄ±r. HenÃ¼z 10-14 yaÅŸÄ±nda olup eÄŸitimine ara vermek zorunda kalan yoksul aile kÄ±zlarÄ±, Asya'nÄ±n ve GÃ¼ney Amerika'nÄ±n bazÄ± Ã¼lkelerine gÃ¶tÃ¼rÃ¼lÃ¼p gÃ¼nlÃ¼k 3-4 dolara Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmaya zorlanmaktadÄ±rlar. Genellikle yoksul ailelerin kÄ±z Ã§ocuklarÄ±, en dÃ¼ÅŸÃ¼k Ã¼cretlerle en aÄŸÄ±r iÅŸ kollarÄ±nda gÃ¼nde 11-12 saat Ã§alÄ±ÅŸmaya zorlanmaktadÄ±rlar. Ã–zellikle henÃ¼z Ã§ocuk yaÅŸta olan iÅŸÃ§iler her tÃ¼rlÃ¼ haklardan yoksun olup, aÅŸÄ±rÄ± bir sÃ¶mÃ¼rÃ¼ sistemi ile karÅŸÄ± karÅŸÄ±yadÄ±rlar. Ã‡alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±ldÄ±klarÄ± ortamlarda ÅŸiddet, taciz ve tecavÃ¼z gibi insani deÄŸerlerle baÄŸdaÅŸmayan davranÄ±ÅŸlar gÃ¼nlÃ¼k yaÅŸamÄ±n bir parÃ§asÄ± haline getirilmiÅŸ. BirÃ§ok genÃ§ kÄ±z, aileleri tarafÄ±ndan, uluslararasÄ± mafya Ã¶rgÃ¼tlerine 3-6-12 aylÄ±ÄŸÄ±na kiralanmakta veya satÄ±lmaktadÄ±rlar. BaÅŸka kÄ±talara veya komÅŸu Ã¼lkelere gÃ¶tÃ¼rÃ¼len kÄ±z Ã§ocuklarÄ±nÄ±n Ã§alÄ±ÅŸma sÃ¼releri sÄ±nÄ±rsÄ±z olup, bir kÃ¶le gibi kullanÄ±lmakta ve aynÄ± zamanda cinsel iliÅŸkiye de zorlanmaktadÄ±rlar.<br />
<br />
Son yÄ±llarda Ã¶zellikle, Filipinler, Endonezya, Tayvan, Malezya gibi DoÄŸu Asya Ã¼lkelerinden Japonya, GÃ¼ney Kore, ABD, Kanada. Suudi Arabistan, Kuveyt, BirleÅŸik Arap Emirlikleri gibi Ã¼lkelere Ã§ok sayÄ±da gÃ¶Ã§men kadÄ±n farklÄ± sektÃ¶rlerde Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmaya gÃ¶nderilmektedir. Ã–rneÄŸin 2005 yÄ±lÄ± verilerine gÃ¶re, Filipinler'de, gÃ¼nlÃ¼k olarak her gÃ¼n 3000 kadÄ±n komÅŸu Ã¼lkelere gidip Ã§alÄ±ÅŸmaktadÄ±r. 2003'de Endonezya'da baÅŸka Ã¼lkeye gidip Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±n yÃ¼zde 79'unu kadÄ±nlar oluÅŸturuyor. 1990'lÄ± yÄ±llarda Asya Ã¼lkelerinden OrtadoÄŸu'ya gelip, ev iÅŸlerinde Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n sayÄ±sÄ± 800.000 civarÄ±yken, 2003 yÄ±lÄ±nda bu oran 1,2 milyona Ã§Ä±kmÄ±ÅŸ.<br />
<br />
Ã–rneÄŸin Filipinli kadÄ±nlarÄ±n en Ã§ok Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ± 20 Ã¼lke&not;den 15'i Merkez Ã¼lkeleridir. (ABD, Japonya, Hong-Kong/Ã‡in, Ä°ngiltere, Tayvan, Ä°talya, Kanada, Almanya, GÃ¼ney Kore, Yunanistan, Guam, Ä°sviÃ§re, Hollanda, Avusturya ve Avustralya). Geriye kalanlar zengin KÃ¶rfez Ã¼lkeleri ve Malezya ile Singapur gibi boÅŸlukta bulunup Merkez'e en yakÄ±n olan Ã¼lkelerdir. KÃ¼resel dolaÅŸÄ±mÄ±, dÃ¼ÅŸÃ¼k uÃ§uÅŸ Ã¼cretleri ve telekomÃ¼nikasyon teknolojisindeki yeni ilerlemeler mÃ¼mkÃ¼n kÄ±lmaktadÄ±r. Bu iler&not;lemeler arasÄ±nda, yurtdÄ±ÅŸÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸan ve Ã¼Ã§te ikisi kadÄ±n olan iÅŸÃ§ilerin hem geliÅŸmiÅŸ Ã¼lkelerin hem Filipin ekonomisinin ucuz iÅŸ gÃ¼cÃ¼nÃ¼ oluÅŸturan "yeni kahramanlarÄ±" olarak gÃ¶rÃ¼lmektedirler.<br />
<br />
2005 yÄ±lÄ± verilerine gÃ¶re, Afrika'dan baÅŸka Ã¼lkelere giden gÃ¶Ã§melerin yÃ¼zde 47'si yani 8 milyonu kadÄ±nlardan oluÅŸuyor. AfrikalÄ± kadÄ±n gÃ¶Ã§menlerin yÃ¼zde 80'i Avrupa ve GÃ¼ney Amerika'ya giderken, erkek gÃ¶Ã§menlerin daha ezici bir Ã§oÄŸunluÄŸu, Suudi Arabistan, Gana, Nijerya, Kuzey Afrika, Zimbavya, Kanada, Ä°ngiltere gibi Ã¼lkelere gitmektedirler. Arap toplumunun sosyo-kÃ¼ltÃ¼rel yapÄ±sÄ± gereÄŸi, kadÄ±n gÃ¶Ã§menlerin sanayi endÃ¼strisi gibi dÄ±ÅŸa aÃ§Ä±k iÅŸlerde Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± pek tercih edilmemektedir. DÄ±ÅŸarÄ±dan getirilen kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 80'i ev iÅŸlerinde, geri kalanÄ± da daha Ã§ok hastane ve eÄŸitim iÅŸlerinde Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmaktadÄ±rlar.<br />
<br />
GÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n Ã§ok yÃ¶nlÃ¼ sÃ¶mÃ¼rÃ¼lmeleri, en zor ve kalitesiz iÅŸlerde Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmalarÄ±, hemen her gÃ¼n yoÄŸunluklu olarak ÅŸiddete, tacize ve tecavÃ¼ze maruz kalmalarÄ±, hatta kadÄ±nÄ±n kendisini pazarlamaya zorlanmasÄ± gibi nedenlerden dolayÄ±, birÃ§ok uluslararasÄ± kurum tarafÄ±ndan '21.YÃ¼zyÄ±lÄ±n KÃ¶leleri' olarak adlandÄ±rÄ±lmaktadÄ±rlar. En aÄŸÄ±r iÅŸ kollarÄ±nda ve Ã§oÄŸunlukla gÃ¼nde 3-5 dolara Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmalarÄ±, Ã¶zellikle ev iÅŸlerinde Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n taciz ve tecavÃ¼ze uÄŸramalarÄ± nedeniyle gÃ¶Ã§men kÃ¶kenli kadÄ±nlarÄ±n gÃ¼nlÃ¼k yaÅŸamlarÄ±, 'modern kÃ¶le' olarak tanÄ±mlanmaktadÄ±r. Bu nedenle, kadÄ±nlarÄ±n karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kaldÄ±ÄŸÄ± sorunlarÄ± gÃ¼ndemlerine alÄ±p tartÄ±ÅŸan yÃ¼zlerce kurumun yaptÄ±ÄŸÄ± Ã§alÄ±ÅŸmalar sonucunda, 2004 yÄ±lÄ±nda, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, "Ã¶zel iÅŸ yerlerinde ve ev iÅŸlerinde Ã§alÄ±ÅŸmak zorunda kalan kadÄ±nlarÄ±n Ã§oÄŸunlukla ev kÃ¶lesi olarak gÃ¶rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼, bu nedenle binlerce kadÄ±nÄ±n taciz ve tecavÃ¼ze uÄŸradÄ±ÄŸÄ±nÄ±" belirterek yasal Ã¶nlemler alÄ±nmasÄ± gerektiÄŸine dair bir kararÄ± kabul etmek zorunda kaldÄ±.<br />
<br />
KadÄ±nlar ve hatta henÃ¼z Ã§alÄ±ÅŸabilir durumda olmayan ama Ã§alÄ±ÅŸmak zorunda olan genÃ§ kÄ±zlar iki alanda Ã§alÄ±ÅŸmaya zorlanmaktadÄ±rlar. OÄ°T verilerine gÃ¶re dÃ¼nya genelinde 12,3 milyon genÃ§ kÄ±z ve kadÄ±ndan her hangi bir iÅŸ ortamÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸmak zorunda kalanlarÄ±n yÃ¼zde 72'si, hem Ã§ok yoÄŸun olarak sÃ¶mÃ¼rÃ¼lmekteler hem de ciddi bir ÅŸekilde fiziki ÅŸiddet ve tacizle karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kalmaktalar. AyrÄ±ca, seks sektÃ¶rÃ¼nde Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±n yÃ¼zde 90'Ä± hemen her gÃ¼n fiziki ÅŸiddet ve tecavÃ¼zle karÅŸÄ±laÅŸmaktadÄ±rlar. Ã–rneÄŸin, Moldova, Ukrayna gibi Ã¼lkelerden TÃ¼rkiye'ye gelen kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 60'Ä± 18 ile 24 yaÅŸ grubu arasÄ±ndadÄ±r. Mafya gruplarÄ± tarafÄ±ndan pazarlanan kadÄ±nlarÄ±n tamamÄ± tecavÃ¼ze uÄŸramakta, bir kÄ±smÄ± da Ã¶ldÃ¼rÃ¼lmektedir. KadÄ±n ticareti ÅŸebekesinin, eski Sovyetler BirliÄŸi sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§erisinde bulunan kadÄ±nlarÄ±n TÃ¼rkiye'ye getirtilmesi ve buradan da OrtadoÄŸu Ã¼lkelerine pazarlanmasÄ± iÃ§in diÄŸer Ã¼lkelerin kadÄ±n pazarlama ÅŸebekelerine Ã¶dedikleri para yaklaÅŸÄ±k olarak 3,5 milyar dolardÄ±r. Brezilya kÃ¶kenli 70.000 gÃ¶Ã§men kÃ¶kenli kadÄ±n, GÃ¼ney Amerika, Japonya ve Ä°spanya'da kendi vÃ¼cudunu pazarlamaktadÄ±r. Bu kadÄ±nlarÄ±n pazarlanmasÄ± uluslararasÄ± mafya Ã¶rgÃ¼tleri tarafÄ±ndan organize edilmekte olup, genÃ§ yaÅŸta olan bu kÄ±zlarÄ±n bÃ¼yÃ¼k bir Ã§oÄŸunluÄŸu, bir veya iki yÄ±llÄ±ÄŸÄ±na ailelerinden kiralanmaktadÄ±rlar. YapÄ±lan araÅŸtÄ±rmalarda, Japonya'daki Filipinli gÃ¶Ã§menlerin yÃ¼zde 58'i, Hong Kong'dakilerin yÃ¼zde 97'si, Singapur'dakilerin yÃ¼zde 88'i ve Malezya'dakilerin yÃ¼zde 65'i kadÄ±ndÄ±r. Ã–zellikle Hong-Kong ve Singapur'daki Filipinli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 80'i seks sektÃ¶rÃ¼nde Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmaktadÄ±rlar.<br />
<br />
Ã–rneÄŸin, Asya KalkÄ±nma BankasÄ± verilerine gÃ¶re, her yÄ±l yaklaÅŸÄ±k olarak 200.000 kadÄ±n ve genÃ§ kÄ±z, Hindistan'da ev iÅŸlerinde veya ÅŸehir merkezlerindeki iÅŸ merkezlerinde Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmaya zorlanmaktadÄ±rlar. GenÃ§ kÄ±zlarÄ±n yÃ¼zde 25'i 8 yaÅŸÄ±ndan kÃ¼Ã§Ã¼k olup Ã§ok Ã¶nemli bir kesimi okuma yazma bilmemektedir. BankanÄ±n verilerine gÃ¶re, Nepal kÃ¶kenli genÃ§ kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 80'i, uluslararasÄ± kadÄ±n ticareti organizasyonlarÄ±nÄ±n denetiminde gÃ¶tÃ¼rÃ¼lÃ¼p pazarlanmaktadÄ±r.<br />
<br />
GÃ¼ney DoÄŸu Asya Ã¼lkelerinde geliÅŸmiÅŸ veya geliÅŸmekte olan kapitalist Ã¼lkelere giden 2,2 milyon gÃ¶Ã§men kadÄ±nÄ±n yaklaÅŸÄ±k olarak yarÄ±sÄ± Filipinlidir. Ã–zellikle Japonya, Malezya, Singapur, Hong Kong'da Ã§alÄ±ÅŸan gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n aylÄ±k Ã¼cretleri ortalama olarak 300 dolarken, sÃ¶z konusu Ã¼lkelerdeki yerli kadÄ±nlarÄ± Ã¼cretleri ise 1500 dolara kadar Ã§Ä±kmaktadÄ±r. GÃ¶Ã§men kÃ¶kenli kadÄ±nlar Ã§ok yÃ¶nlÃ¼ iÅŸlerde Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lmakla birlikte, hizmet sektÃ¶rÃ¼, ev hizmetÃ§iliÄŸi gibi sektÃ¶rler Ã¶n plana Ã§Ä±kmasÄ±na raÄŸmen Ã¶zellikle Filipinli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n Ã§ok Ã¶nemli bir kÄ±smÄ± seks ticaretinde kullanÄ±lmaktadÄ±rlar.<br />
<br />
Asya KalkÄ±nma BankasÄ±nÄ±n verilerine gÃ¶re, en zorlu koÅŸullarda en dÃ¼ÅŸÃ¼k Ã¼cretlerle Ã§alÄ±ÅŸmak zorunda kalan GÃ¼ney DoÄŸu Asya kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar, Ã¼lke ekonomilerine Ã¶nemli bir katkÄ± sunmaktadÄ±rlar. Ãœlkelerine gÃ¶nderdikleri para miktarÄ± 3,3 milyar dolardÄ±r. Filipinli kadÄ±nlar 2,3 milyar dolar, EndonezyalÄ± kadÄ±nlar 700 milyon dolar, MalezyalÄ± kadÄ±nlar ise 300 milyon dolar olmak Ã¼zere her yÄ±l 3,3 milyar dolarlÄ±k bir miktarÄ± kendi Ã¼lkelerine gÃ¶ndermektedirler.<br />
<br />
Avrupa'da Ã¶zellikle Almanya'da TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar Ã¶n plana Ã§Ä±kmaktadÄ±r. 1980'lÄ± yÄ±llara kadar daha Ã§ok evde kalan ve Ã§ocuklarÄ±na bakan gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar, giderek ev iÃ§i yaÅŸamdan koparak Ã¼retim faaliyetine katÄ±lmaya baÅŸladÄ±lar. Anadolu kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nÄ±n toplumsal deÄŸiÅŸim sÃ¼recine girmesinde Avrupa'nÄ±n deÄŸiÅŸik Ã¼lkelerinde doÄŸmuÅŸ yeni genÃ§ kadÄ±n kuÅŸaÄŸÄ±nÄ±n yetiÅŸmeye baÅŸlamasÄ±nÄ±n Ã§ok Ã¶nemli bir rolÃ¼ bulunuyor. DoÄŸup bÃ¼yÃ¼dÃ¼kleri Ã¼lkenin kÃ¼ltÃ¼rÃ¼ne ve yaÅŸam tarzÄ±na adapte olmuÅŸ genÃ§ kuÅŸaÄŸÄ±n eÄŸitim, sosyal-kÃ¼ltÃ¼rel farklÄ±laÅŸma, iÅŸ ve evlilik gibi geÃ§irdikleri farklÄ± evreler, gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n toplumsal etki gÃ¼cÃ¼nÃ¼ Ã§ok ciddi oranda arttÄ±rdÄ±. Sosyal ve kÃ¼ltÃ¼rel farklÄ±laÅŸma aynÄ± zamanda klasik gÃ¶Ã§men aile yapÄ±sÄ±nda bir kÄ±rÄ±lmaya yol aÃ§tÄ±ÄŸÄ± gibi iÃ§i Ã§atÄ±ÅŸmayÄ± derinleÅŸtirdi. Bu Ã§atÄ±ÅŸmanÄ±n hiÃ§ ÅŸÃ¼phesiz ki, en sert ve Ã§atÄ±ÅŸmalÄ± sÃ¼recin bir tarafÄ±nÄ± 'genÃ§' gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar oluÅŸturdu. GÃ¶Ã§men kadÄ±nlar, Anadolu aile tipinin iÃ§e kapalÄ± geleneksel yapÄ±sÄ± ile doÄŸup bÃ¼yÃ¼dÃ¼kleri ve toplusal yaÅŸantÄ±sÄ±na adapte olduklarÄ± Ã¼lkelerin sosyal deÄŸerleri arasÄ±nda, yani iki farklÄ± kÃ¼ltÃ¼r arasÄ±nda sÄ±kÄ±ÅŸÄ±p kaldÄ±lar. Birinci kuÅŸak bakÄ±mÄ±ndan Ã§ok ciddi sorunlar oluÅŸmadÄ±. Ã‡Ã¼nkÃ¼ klasik aile iliÅŸkileri eksenli yÃ¼rÃ¼yen bir yaÅŸam tarzÄ± egemendi. YetiÅŸme sÃ¼recinde olan 'yeni' kuÅŸak, henÃ¼z bu geleneksel yapÄ±yÄ± deÄŸiÅŸtirecek bir toplumsal iliÅŸki iÃ§inde deÄŸildi. Ancak daha sonraki kuÅŸaklar arasÄ±nda Ã¶nemli sosyo-psikolojik sorunlar gÃ¼ndeme geldi. GÃ¶Ã§men kÃ¶kenli kuÅŸaklar arasÄ±nda oluÅŸan ve bugÃ¼n aslÄ±nda fiili bir olgunluÄŸa eriÅŸen farklÄ±laÅŸma; Ã§atÄ±ÅŸma, uzlaÅŸma ve geliÅŸme biÃ§iminde geliÅŸti. GeliÅŸme sÃ¼recinin halen bir kÄ±sÄ±m sorunlarÄ± bulunsa da, bunlarÄ±n Ã¶nemli oranda aÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± sÃ¶ylenebilir.<br />
<br />
<b>Tablo: BazÄ± Avrupa BirliÄŸi Ã¼lkelerinde TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli kadÄ±n gÃ¶Ã§men nÃ¼fusu oranÄ± / 2005</b><br />
<br />
<img title="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 2" alt="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 2" vspace="4" hspace="4" border="0" align="middle" dir="ltr" lang="tr" src="/uploads/yazilar/gocmenlik_istatistikler_2.jpg" /> <br />
<br />
1950-1973 yÄ±llarÄ± arasÄ±nda, KÃ¼rt ve TÃ¼rk kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men iÅŸÃ§ilerin yÃ¼zde 85'ini erkekler yÃ¼zde 15'ini kadÄ±nlar oluÅŸturuyordu. 1967 dÃ¶nemlerinde Almanya ve Fransa baÅŸta olmak Ã¼zere birÃ§ok Avrupa Ã¼lkesinde baÅŸ gÃ¶steren ekonomik kriz gerekÃ§e gÃ¶sterilerek dÄ±ÅŸ gÃ¶Ã§ alÄ±mÄ±na bir kÄ±sÄ±m sÄ±nÄ±rlamalar getirildi. Ancak aile birleÅŸimleri yoluyla gÃ¶Ã§men kadÄ±n sayÄ±sÄ±nda Ã§ok ciddi bir artÄ±ÅŸ yaÅŸandÄ±. Daha Ã¶nce gelen erkek gÃ¶Ã§menler, eÅŸini ve Ã§ocuklarÄ±nÄ± yanÄ±na alarak, hem gÃ¶Ã§Ã¼n sÃ¼rekliliÄŸini saÄŸladÄ±lar hem de gÃ¶Ã§menlerin kalÄ±cÄ±laÅŸmasÄ±nda Ã¶nemli bir rol oynadÄ±lar. <br />
<br />
Anadolu'nun kÄ±rsal bÃ¶lgelerinden gelen kadÄ±nlar, tamamen yabancÄ± olduklarÄ± bir toplumsal kÃ¼ltÃ¼rle karÅŸÄ±laÅŸÄ±nca kendilerini koruma psikolojisiyle iÃ§e kapandÄ±lar. Ancak iÃ§e kapanmayÄ± en erken kÄ±ran kesimler de kadÄ±nlar oldu. HenÃ¼z istenilen dÃ¼zeyde olmasa da ikinci ve Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ nesli temsil eden kadÄ±nlar, toplumsal yaÅŸama daha aktif katÄ±lmada Ã¶nemli baÅŸarÄ±lar gÃ¶sterdiler. Anadolu'nun bozkÄ±rlarÄ±ndan kopup, Avrupa'da Ã¶zellikle Almanya'da Ã¼retim sÃ¼recinde aktifleÅŸmeleri, hatta birÃ§ok sektÃ¶rde yÃ¶neticilik yapabilecek dÃ¼zeye gelmiÅŸ olmalarÄ±nÄ± Ã¶nemli bir baÅŸarÄ± olarak gÃ¶rmek gerekir. Tabloda gÃ¶rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ 13 AB Ã¼lkesinde yaÅŸayan gÃ¶Ã§men kÃ¶kenli nÃ¼fusun yÃ¼zde 47,1'i kadÄ±nlardan oluÅŸmaktadÄ±r. TÃ¼rkiyeli gÃ¶Ã§men nÃ¼fusunun yarÄ±sÄ±ndan fazlasÄ±nÄ±n yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± Almanya'da kadÄ±nlar, AB Ã¼lkelerindeki gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 55,4'Ã¼nÃ¼ temsil etmektedir.<br />
<br />
Avrupa'daki "TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli "KadÄ±nlarÄ±n YaÅŸam KoÅŸullarÄ±na Dair Bir Analiz' baÅŸlÄ±klÄ± yapÄ±lan bir araÅŸtÄ±rmada ÅŸu tespitler yapÄ±lÄ±yor: "GÃ¶Ã§Ã¼n ilk yÄ±llarÄ±nda, gÃ¶Ã§menlerin yÃ¼zde 80&acute;ine yakÄ±n bÃ¶lÃ¼mÃ¼ erkeklerden oluÅŸurken, aile birleÅŸimleri ve yeni doÄŸumlar ile kadÄ±n erkek nÃ¼fus oranÄ± dengelenme sÃ¼recine girmiÅŸ bulunuyor. BugÃ¼n Avrupa&acute;da yaÅŸayan 4,1 milyon TÃ¼rkiye kÃ¶kenli TÃ¼rk gÃ¶Ã§menin yÃ¼zde 47&acute;si kadÄ±nlardan meydana geliyor. Avrupa'daki kadÄ±n nÃ¼fusun yÃ¼zde 42&acute;sini aile birleÅŸimi ile gelenler oluÅŸtururken, yÃ¼zde 3&acute;lÃ¼k dilimini Almanya'ya doÄŸrudan Ã§alÄ±ÅŸma amaÃ§lÄ± gelen kadÄ±nlar oluÅŸturuyor. Avrupa&acute;da dÃ¼nyaya gelenlerin oranÄ± ise yÃ¼zde 55." KadÄ±nlarÄ±n sayÄ±sal olarak erkeklerle eÅŸitlenmesi ve Ã¶zelliklede yÃ¼zde 55'nin Avrupa'nÄ±n her hangi bir Ã¼lkesinde doÄŸmuÅŸ olmasÄ±, onlarÄ±n adaptasyon sÃ¼recinde daha pozitif bir konuma getirmektedir. Bu bakÄ±mdan gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n toplumsal yaÅŸamÄ±n hemen her alanÄ±nda aÅŸamalÄ± olarak etkinliklerinin artmasÄ± tesadÃ¼fÃ¼ bir durum deÄŸildir.<br />
<br />
<b> Tablo: TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±n ve erkek gÃ¶Ã§men nÃ¼fusu oranÄ± / 2005</b><br />
<br />
<img title="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 3" alt="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 3" vspace="4" hspace="4" border="0" align="middle" dir="ltr" lang="tr" src="/uploads/yazilar/gocmenlik_istatistikler_3.jpg" /> <br />
<br />
"Ã–zellikle ikinci ve Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ nesil kadÄ±nlar gayet modern ve bilinÃ§li bir biÃ§imde toplumsal yaÅŸamÄ±n her alanÄ±nda varlÄ±klarÄ±nÄ±" gÃ¶sterdiÄŸini belirten TAM DirektÃ¶r YardÄ±mcÄ±sÄ± GÃ¼lay KÄ±zÄ±locak, Avrupa BirliÄŸi sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§ersinde yaÅŸayan "1,3 milyonluk Ã§alÄ±ÅŸabilir TÃ¼rk nÃ¼fus"unun olduÄŸunu belirtmektedir. Ã‡alÄ±ÅŸÄ±r durumdaki TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men nÃ¼fusunun yaklaÅŸÄ±k olarak 429 binini kadÄ±nlar oluÅŸturmaktadÄ±r. Ã‡alÄ±ÅŸÄ±r nÃ¼fusun yÃ¼zde 76,6'sÄ± 12 AB Ã¼lkesinde bulunuyor. BunlarÄ±n yÃ¼zde 33'Ã¼ yani 340 bini yine kadÄ±nlardÄ±r. Bu veriler gÃ¶Ã§menlerin hem Ã¼retim faaliyeti iÃ§erisinde yer aldÄ±klarÄ±nÄ± hem de toplumun baÅŸka alanlarÄ±nda etkinlik gÃ¶stermeye baÅŸladÄ±klarÄ±nÄ± ortaya koymaktadÄ±r. KadÄ±nlarÄ±n sosyal yaÅŸama katÄ±lmalarÄ± onlarÄ±n toplumsal alandaki etkinliklerini Ã§ok ciddi oranda artÄ±rmaktadÄ±r. Hatta birÃ§ok alanda erkeklerden Ã§ok daha etkili olmaya baÅŸladÄ±klarÄ± gÃ¶zlemleniyor. KadÄ±nlar Ã¼zerine yapÄ±lan araÅŸtÄ±rmalar da bu verileri doÄŸrulayacak niteliktedir. TÃ¼rk ve KÃ¼rt "giriÅŸimciler arasÄ±nda yÃ¼zde 24&acute;lÃ¼k pay kadÄ±nlara ait." "Almanya&acute;da faaliyet gÃ¶steren 120 Ã¼niversitede 36 binin Ã¼zerinde TÃ¼rk Ã¶ÄŸrenci Ã¶ÄŸrenim gÃ¶rÃ¼yor. YÃ¼zde 95'i Almanya&acute;da doÄŸmuÅŸ veya Ã¼niversite Ã¶ncesi eÄŸitimini Almanya&acute;da yapmÄ±ÅŸ Ã¶ÄŸrencilerin yÃ¼zde 44'Ã¼nÃ¼ kÄ±zlar oluÅŸturuyor yani kadÄ±nlarla erkeklerin oranÄ± hemen hemen birbirine eÅŸit." AyrÄ±ca, TAM DirektÃ¶rÃ¼ ÅžEN'in verdiÄŸi bilgilere gÃ¶re "Almanya'da 1050 TÃ¼rk avukat var ve bunlarÄ±n yÃ¼zde 58'i kadÄ±n. Almanya federal ve eyalet parlamentosundaki 12 TÃ¼rk milletvekilinin ise 8'i kadÄ±n." Bu veriler TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n Avrupa'nÄ±n sosyal yapÄ±sÄ±na adapte olmaya baÅŸladÄ±klarÄ±nÄ± ve deÄŸiÅŸik sektÃ¶rlerde aÄŸÄ±rlÄ±klarÄ±nÄ± hissettirdiklerini ortaya koymaktadÄ±r. YÃ¼zde oran bakÄ±mÄ±ndan halen istenilenin Ã§ok gerisinde olmakla birlikte geliÅŸme evrimleri bakÄ±mÄ±ndan erkeklere kÄ±yasla Ã§ok daha hÄ±zlÄ± geliÅŸtiklerini ve kendi yaÅŸamlarÄ±nÄ±, eÅŸine/erkeÄŸe baÄŸlÄ± olmaksÄ±zÄ±n Ã¶zellikle ekonomik olarak finanse ettikleri gÃ¶rÃ¼lÃ¼yor.<br />
<br />
GÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n Ã¼retime katÄ±lma oranlarÄ± istenilen dÃ¼zeyde olmasa da geliÅŸme eÄŸilimi bakÄ±mÄ±ndan bize Ã¶nemli veriler sunmaktadÄ±r. AB Ã¼lkeleri iÃ§erisinde ve Ã¶zellikle TÃ¼rkiye kÃ¶kenli gÃ¶Ã§menlerin yoÄŸunluklu olarak yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± Almanya'da yaÅŸayan gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n aÄŸÄ±rlÄ±klÄ± olarak Ã§alÄ±ÅŸtÄ±klarÄ± iÅŸ kollarÄ±nda bazÄ±larÄ± ÅŸunlar: "Sekreterlik, turizm ÅŸirketi, reklamcÄ±lÄ±k, restoran/lokanta, imbis(bÃ¼fe), otel, kahvehane, cafe, bistro, dÃ¼ÄŸÃ¼n salonu, Ã§iÃ§ekÃ§ilik, elektronik eÅŸya satÄ±mÄ±, sigortacÄ±lÄ±k, temizlik ÅŸirketleri, hasta bakÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ±, grafik, dizgi vb., Pastane ve tatlÄ±cÄ±lÄ±k, tekstil, video-kaset, mÃ¼zik stÃ¼dyo iÅŸletmesi, kuafÃ¶r, mobilya imalatÄ±-satÄ±ÅŸÄ±, muhasebecilik, tercÃ¼manlÄ±k, telefon bilgi servisleri, hemÅŸirelik, sosyal danÄ±ÅŸmanlÄ±k, hukuk, adalet..."<br />
<br />
TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarda Restoran, temizlik ÅŸirketleri, cafe-bar, hasta bakÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ± gibi iÅŸlerde Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±n oranÄ± yaklaÅŸÄ±k olarak yÃ¼zde 43'tÃ¼r. Yukarda sÃ¶z konusu olan iÅŸ alanlarÄ±ndan Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±n oranÄ± ise yÃ¼zde 82 civarÄ±ndadÄ±r. Ã–zellikle genÃ§ kadÄ±nlarÄ±n son yÄ±llarda kamu hizmeti, bankacÄ±lÄ±k, adalet, hukuk, akademik alan gibi sektÃ¶rlerde faaliyet gÃ¶stermesinde ciddi bir artÄ±ÅŸ yaÅŸanmaktadÄ±r. Bu aynÄ± zamanda gÃ¼ncel toplumsal alandaki etkinliklerini de artÄ±rÄ±yor.<br />
<br />
AB Ã¼lkelerinde yaÅŸayan gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n kendi baÄŸÄ±msÄ±z kimliklerini ortaya koyma noktasÄ±nda Ã¶nemli bir geliÅŸme gÃ¶stermekle birlikte halen Ã§ok ciddi sorunlarla karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya olduklarÄ±nÄ± da belirtmek gerek. GÃ¶Ã§men kadÄ±nlar, iÅŸsizlik, Ã§ocuk bakÄ±mÄ±, geleneksel toplumsal deÄŸerlerin etkisi, genÃ§ kadÄ±nlarla aileler arasÄ±ndaki jenerasyon ve kÃ¼ltÃ¼rel farklÄ±lÄ±k, Ã¶zellikle aile iÃ§i ÅŸiddet, ev iÅŸlerine baÄŸlÄ±lÄ±k gibi bir Ã§ok konuda Ã¶nemli sorunlarla karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya bulunmaktadÄ±rlar.<br />
<br />
<b>Tablo: Ã‡ocuklarÄ± ana okuluna gÃ¶nderme oranlarÄ± - Toplam ve cinsiyete gÃ¶re daÄŸÄ±lÄ±m</b><br />
<br />
<img title="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 4" alt="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 4" vspace="4" hspace="4" border="0" align="middle" dir="ltr" lang="tr" src="/uploads/yazilar/gocmenlik_istatistikler_4.jpg" /> <br />
<br />
TÃ¼rkiye ve KÃ¼rdistanlÄ± gÃ¶Ã§menlerin bu alandaki deÄŸiÅŸimi, aslÄ±nda ciddiye alÄ±nacak Ã¶nemli noktalardan biridir. 1970'li yÄ±llara kadar, MÃ¼slÃ¼man kÃ¶kenli ailelerin Ã¶nemli bir kesimi, dinsel faktÃ¶rler nedeniyle, Ã§ocuklarÄ±nÄ± ana okullarÄ±na ve kreÅŸlere gÃ¶ndermezken bugÃ¼n, ailelerin yaklaÅŸÄ±k olarak yÃ¼zde 75'i bu sorunu aÅŸmÄ±ÅŸ bulunuyor. Bu durum, aynÄ± zamanda kadÄ±nlarÄ±n hem sosyal yaÅŸama, hem de Ã¼retime daha aktif katÄ±lmalarÄ±nÄ± saÄŸlamaktadÄ±r. AynÄ± zamanda TÃ¼rkiyeli ve KÃ¼rdistanlÄ± ailelerde Ã§ocuklarÄ±n bakÄ±m sorumluluÄŸunu Ã¼stelenmede belirgin bir geliÅŸme gÃ¶zlenmektedir.<br />
<br />
Ã–rneÄŸin ailelerinde Ã§ocuk bakÄ±mÄ±nÄ±, anne ve babanÄ±n her ikisi tarafÄ±ndan Ã¼slenenlerin oranÄ± yÃ¼zde 52 olarak belirlenmiÅŸ. Sadece annelerin Ã§ocuÄŸa bakma oranÄ± yÃ¼zde 43, babanÄ±n sorumluluÄŸu Ã¼stlenmesi gerektiÄŸini sÃ¶yleyenler ise yÃ¼zde 3'tÃ¼r. Ã–nemli bir deÄŸiÅŸiklik olmakla birlikte halen kadÄ±nÄ±n tek baÅŸÄ±na sorumluluÄŸu ciddi oranda bulunuyor. Bu durum aynÄ± zamanda kadÄ±nÄ±n Ã¼retim faaliyeti iÃ§erisindeki durumuyla da iliÅŸkilidir. Ã–zellikle iÅŸsiz veya kendi ev iÅŸleriyle ilgilenen kadÄ±nlarda doÄŸal olarak aile ve Ã§ocuk bakÄ±mÄ± Ã¶n plana Ã§Ä±kmaktadÄ±r.<br />
<br />
<b>Tablo: Ã‡ocuk bakÄ±mÄ±nda sorumluluk - Toplam ve cinsiyete gÃ¶re daÄŸÄ±lÄ±m</b><br />
<br />
<img title="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 5" alt="KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar konulu istatistik - 5" vspace="4" hspace="4" border="0" align="middle" dir="ltr" lang="tr" src="/uploads/yazilar/gocmenlik_istatistikler_5.jpg" /> <br />
<br />
BÃ¼tÃ¼n olumlu geliÅŸmelere raÄŸmen, ailelerde erkek ve kadÄ±n iliÅŸkilerinde halen ciddi sorunlarÄ±n olduÄŸu biliniyor. Ã‡ocuk bakÄ±mÄ±nÄ± kim Ã¼slenmelidir sorusuna verilen yanÄ±tlarda yaÅŸ gruplarÄ±na gÃ¶re bir deÄŸiÅŸiklik gÃ¶rÃ¼lÃ¼yor. Ã–rneÄŸin 30-44 yaÅŸ grubuna mensup kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 46'sÄ± ev bakÄ±mÄ± ve Ã§ocuklarÄ±n sorumluluÄŸunun tek baÅŸÄ±na kadÄ±nlara verilmesi gerektiÄŸini belirtirken genÃ§ kadÄ±nlarda bu oran yÃ¼zde 30 civarÄ±na dÃ¼ÅŸmektedir. KadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 40'Ä± aile iÃ§i sorumluluÄŸun ortak/eÅŸit dÃ¼zeyde olmasÄ± gerektiÄŸini belirtmektedir. 1980'li yÄ±llara gÃ¶re bu oranda ciddi bir azalma olduÄŸu saptanmÄ±ÅŸ. Ancak erkeklerde bu oran, kadÄ±nlara gÃ¶re daha farklÄ±dÄ±r: Ã–rneÄŸin yÃ¼zde 30'u Ã§ocuklarÄ±n sorumluluklarÄ±nÄ±n annelerde olduÄŸunu sÃ¶ylerken, yÃ¼zde 63'Ã¼ de bunun her iki tarafta eÅŸit olduÄŸunu Ã¶ne sÃ¼rmektedir.<br />
<br />
TÃ¼rkiye AraÅŸtÄ±rmalar Merkezi (TAM) tarafÄ±ndan gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar Ã¼zerinde yapÄ±lan bir araÅŸtÄ±rmada TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n yaklaÅŸÄ±k olarak yÃ¼zde 39'u her hangi bir Ã¼retim dalÄ±nda yer almayÄ±p ev kadÄ±ndÄ±r. Tam ve yarÄ±m zamanlÄ± Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±n oranÄ± ise yÃ¼zde 23,1'dir. Mevcut verilere gÃ¶re "Ã§alÄ±ÅŸma yaÅŸamÄ±na dÃ¢hil olmayÄ± isteyip de bunu gerÃ§ekleÅŸtiremeyen kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 62&acute;si (bunlar arasÄ±nda ev kadÄ±nlarÄ±nÄ±n yÃ¼zde 43'Ã¼) Ã§ocuklar ve ev iÅŸleri nedeniyle zamanlarÄ±nÄ±n olmamasÄ± ile Ã§ocuklar iÃ§in bakÄ±m hizmetleri&not;nin yetersizliÄŸini, bu duruma neden olarak gÃ¶stermektedirler. Bu tezi sÄ±nÄ±rlandÄ±rÄ±r nitelikte argÃ¼man, Ã§alÄ±ÅŸan Ã§ocuklu kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 58&acute;inin Ã§ocuk yetiÅŸtirmekle meÅŸgul olmalarÄ±dÄ±r. Bu oran ev hanÄ±mlarÄ± arasÄ±nda yÃ¼zde 56&acute;dÄ±r."<br />
<br />
Bir baÅŸka Ã¶nemli saptama da Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 68&acute;i evli ve Ã§ocuk sahibidir. Genel gÃ¶Ã§menler iÃ§erisinde, TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar arasÄ±nda evlilik ve Ã§ocuk sahibi olma oranlarÄ± yÃ¼zde 75&acute;dir. Ã‡alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 23&acute;Ã¼ 6 yaÅŸ altÄ± kÃ¼Ã§Ã¼k Ã§ocuk sahibiy&not;ken bu tÃ¼m kadÄ±nlar arasÄ±nda yÃ¼zde 31&acute;dir. AraÅŸtÄ±rmada ortaya Ã§Ä±kan diÄŸer bir veri de Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n ortalama olarak 1,62 olan Ã§ocuk sayÄ±sÄ±, Ã§alÄ±ÅŸmayan kadÄ±nlarda 2,02 civarÄ±dÄ±r.<br />
<br />
AyrÄ±ca Ã¼retim sÃ¼recine katÄ±lan veya hizmet sektÃ¶rÃ¼nde Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 61&acute;i evliyken, yarÄ±m zamanlÄ± Ã§alÄ±ÅŸanlarda bu oran yÃ¼zde 79&acute;dur. YapÄ±lan araÅŸtÄ±rmalarda geÃ§miÅŸten farklÄ± olarak Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlardan Ã§ocuk yapma oranÄ± dÃ¼ÅŸmektedir. Ã–zellikle genÃ§ yaÅŸta Ã§ocuk yapma oranÄ± ise Ã§ok daha dÃ¼ÅŸÃ¼ktÃ¼r. Evli Ã§iftlerin genel eÄŸilim olarak az Ã§ocuk yapma yÃ¶nÃ¼nde bir eÄŸilim gÃ¶sterdikleri, Ã¶zellikle gÃ¶Ã§menlerin para iÃ§in Ã§ok Ã§ocuk yaptÄ±klarÄ± gibi bir yÃ¶nelimin deÄŸiÅŸmeye baÅŸladÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶stermektedir.<br />
<br />
Åžu veya bu yolla Ã¼retim sÃ¼recine katÄ±lan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 40&acute;Ä± hem mesleki iÅŸlerde yer almakta hem de ev iÅŸleri ve Ã§ocuklarÄ±n sorumluluÄŸu ile doÄŸrudan ilgilenmektedirler. Anne ve baba Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ± iÃ§in aile iÃ§i bakÄ±m koÅŸullarÄ±nda meydana gelen zorluklara nedeniyle "yÃ¼zde 22&acute;si baÅŸka kadÄ±nlardan yardÄ±m alÄ±rken, yalnÄ±zca yÃ¼zde 23&acute;Ã¼ bazen eÅŸlerinden yardÄ±m gÃ¶rmektedir. Ã‡alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n yalnÄ±zca yÃ¼zde 9&acute;u ev iÅŸlerinde eÅŸiyle gÃ¶rev paylaÅŸÄ±mÄ± yapmÄ±ÅŸ durumdadÄ±r. Ã‡alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 5&acute;i ise ev iÅŸleri ile ilgi&not;lenmemektedir."<br />
<br />
Bunlar kadÄ±nlarÄ±n Ã§alÄ±ÅŸma yaÅŸamÄ±na dÃ¢hil olmalarÄ±nÄ±n yansÄ±malarÄ±dÄ±r. ÅžÃ¶yle ki, Ã§alÄ±ÅŸma yaÅŸamÄ±na dÃ¢hil olmada en Ã§ok etki eden faktÃ¶r, kendi gelirine sahip olma yÃ¶nÃ¼ndeki beklentidir. Tam zamanlÄ± Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 80&acute;i ve yarÄ± zamanlÄ± Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 72&acute;si kendi kullanÄ±mlarÄ±nda finansal kaynaÄŸa sahiptirler, ancak Ã§alÄ±ÅŸma yaÅŸamÄ±nÄ±n dÄ±ÅŸÄ±nda yer alan kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 65&acute;i de aynÄ± ÅŸansa sahiptir. Bunu durumu tersinden okuduÄŸumuzda, Ã§alÄ±ÅŸan kadÄ±nlarÄ±n beÅŸte birinin kazandÄ±ÄŸÄ± para Ã¼zerinde tek baÅŸÄ±na karar verme gÃ¼cÃ¼nÃ¼n olmadÄ±ÄŸÄ± gÃ¶rÃ¼lmektedir.<br />
<br />
TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n en Ã¶nemli problemlerinden birisi de aile iÃ§i iliÅŸkilerde ortaya Ã§Ä±kan sorunlardÄ±r. Bunlardan birincisi dÃ¼ÅŸme eÄŸilimi iÃ§inde olsa da hala genÃ§ kadÄ±nlarÄ±n, anne ve babanÄ±n istediÄŸi biri ile evlendirme isteÄŸinin devam etmesidir. Bu durum Ã§oÄŸu kez aile iÃ§erisinde Ã§ok ciddi sorunlara yol aÃ§maktadÄ±r. DiÄŸer Ã¶nemli bir nokta da, aile iÃ§inde kadÄ±na yÃ¶nelik ÅŸiddetin ciddi oranlarda varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼rmesidir. GÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 40'Ä± bu durumu kabullenmiÅŸ durumdayken tamamen karÅŸÄ± Ã§Ä±kanlarÄ±n oranÄ± yÃ¼zde 30 olarak belirlenmiÅŸ. YapÄ±lan araÅŸtÄ±rmalar aile iÃ§i ÅŸiddet nedeniyle boÅŸanma oranlarÄ±nÄ±n ciddi oranda arttÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶stermektedir. Aile iÃ§i ÅŸiddet tartÄ±ÅŸmasÄ±na iliÅŸkin Ã§arpÄ±cÄ± sonuÃ§lar ortaya koyuyor. Buna gÃ¶re, kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 76,4&acute;Ã¼ aile iÃ§i ÅŸiddete karÅŸÄ± sert tedbirler alÄ±nmasÄ± Ã¶nerisini tamamÄ±yla desteklerken, kÄ±smen destekleyenlerin oranÄ± yÃ¼zde 12. Bu oranlar erkekler arasÄ±nda, yÃ¼zde 77,9&acute;u tamamen katÄ±lma ve yÃ¼zde 14&acute;lÃ¼k kÄ±smen katÄ±lma olarak gÃ¶rÃ¼lÃ¼yor. Aile iÃ§i kadÄ±na yÃ¶nelik ÅŸiddet ailelerin Ã¶nemli bir kesiminde gÃ¼ncel bir sorundur. Ã–zellikle TÃ¼rk ve KÃ¼rt kÃ¶kenli gÃ¶Ã§men ailelerde 'aile iÃ§i ÅŸiddeti' besleyen en Ã¶nemli birkaÃ§ faktÃ¶r, dinsel etkiler, toplumsal gelenekler, kÃ¼ltÃ¼rel farklÄ±laÅŸma, ekonomik baÄŸÄ±mlÄ±lÄ±k vb. olarak sÄ±ralanabilir. KuÅŸaklarÄ±n deÄŸiÅŸmesi, eÄŸitim ve Ã¶ÄŸretim alanÄ±nda geliÅŸme, sosyal yaÅŸama aktif olarak katÄ±lÄ±mlarÄ±n artmasÄ± gibi faktÃ¶rlerle, Ã¶zellikle aile iÃ§i ÅŸiddette belirli bir gerileme sÃ¶z konusudur.<br />
<br />
KadÄ±nÄ±n toplumsal yaÅŸamdaki aÄŸÄ±rlÄ±ÄŸÄ± arttÄ±kÃ§a ilgilendiÄŸi sorunlar da doÄŸal olarak farklÄ±laÅŸmaktadÄ±r. AyÄ±n zamanda kadÄ±nÄ±n kendisini var eden temel Ã¶zelliklere sahip Ã§Ä±kma bilincinde de Ã¶nemli bir geliÅŸme yaÅŸanmaktadÄ±r. EÄŸitim, ekonomi, kadÄ±nÄ±n ev yaÅŸamÄ±nÄ±n dÄ±ÅŸÄ±na Ã§Ä±kma istemi, sosyal yaÅŸama uyum vb. noktalardaki deÄŸiÅŸimler, Ã§ok aÃ§Ä±k olarak gÃ¶rÃ¼lmektedir. Ã–rneÄŸin, "KadÄ±n haklarÄ±nÄ±n aile ve politikada daha gÃ¼Ã§lÃ¼ kÄ±lÄ±nmasÄ± gerektiÄŸi yÃ¶nÃ¼ndeki ifade, kadÄ±nlarÄ±n yÃ¼zde 97&acute;si tarafÄ±ndan onaylanÄ±rken, kÄ±z Ã§ocuklarÄ±nÄ±n meslek eÄŸitimi almasÄ±nÄ±n Ã¶nemli olduÄŸu yÃ¶nÃ¼ndeki ifade yÃ¼zde 90 ve kadÄ±nlarÄ±n kiÅŸisel gelire sahip olmalarÄ± gerektiÄŸi yÃ¶nÃ¼nde ifade yÃ¼zde 83 oranÄ±nda onay almÄ±ÅŸ bulunuyor. Modern kadÄ±n imajÄ±na dÃ¶nÃ¼k bu ifadelerin karÅŸÄ±sÄ±nda geleneksel kadÄ±n imajÄ±na dÃ¶nÃ¼k ifadelerden kadÄ±nlar iÃ§in meslek eÄŸitiminin gereksiz olduÄŸu gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼ savunanlar yalnÄ±zca yÃ¼zde 7 ve kadÄ±nlarÄ±n Ã¶ncelikle ev iÅŸleri ile ilgilenmesi gerektiÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼nenler yÃ¼zde 24 seviyesinde." GÃ¶Ã§men kadÄ±nlardaki deÄŸiÅŸim yeterli olmamakla birlikte geÃ§miÅŸ yÄ±llara oranla kayda deÄŸer bir geliÅŸme sÃ¶z konusudur. Bu aynÄ± zamanda gÃ¶Ã§men kadÄ±nlarÄ±nÄ±n gelecekte sosyal yaÅŸamÄ±n birÃ§ok alanÄ±nda Ã§ok daha aktif olacaklarÄ±nÄ± ortaya koymaktadÄ±r. Verilere bakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda birÃ§ok dezavantaja raÄŸmen, geliÅŸme eÄŸilimleri gÃ¶Ã§men kÃ¶kenli erkeklere oranlara Ã§ok daha hÄ±zlÄ±dÄ±r.<br />
<br />
<b>Dipnotlar:</b><br />
<br />
1- http://www.tinig.com/more-remittances-from-women-emphasize-feminization-of-migration-adb-study/An article by Jeremiah M. Opiniano<br />
<br />
2- BARNETT, Pentagon'un Yeni Yol HaritasÄ±. age, syf:256.<br />
<br />
3- http://www.tinig.com/more-remittances-from-women-emphasize-feminization-of-migration-adb-study/An article by Jeremiah M. Opiniano<br />
<br />
4- http://www.unfpa.org/swp/2006/french/chapter_3/index.html<br />
<br />
5- http://www.tinig.com/more-remittances-from-women-emphasize-feminization-of-migration-adb-study/An article by Jeremiah M. Opiniano<br />
<br />
6- http://www.ido-forum.org/turkiyeden-ve-dunyadan-olaylar/201097-almanyadaki-turk-kadini-yukseliste-08-01-2007-a.html<br />
<br />
7- http://www.ido-forum.org/turkiyeden-ve-dunyadan-olaylar/201097-almanyadaki-turk-kadini-yukseliste-08-01-2007-a.html<br />
<br />
8- Avrupa'da TÃ¼rk KadÄ±nÄ±, Proje hazÄ±rlayÄ±cÄ±larÄ± GÃ¼lay KÄ±zÄ±locak, Cem ÅžentÃ¼r, Dr. Martina Sauer, TMA araÅŸtÄ±rma yay. 2005.<br />
<br />
9-Avrupa'da TÃ¼rk KadÄ±nÄ±, Proje hazÄ±rlayÄ±cÄ±larÄ± GÃ¼lay KÄ±zÄ±locak, Cem ÅžentÃ¼r, Dr. Martina Sauer, TMA araÅŸtÄ±rma yay. 2005<br />
<br />
10- age <br />
<br />
11- http://www.ido-forum.org/turkiyeden-ve-dunyadan-olaylar/201097-almanyadaki-turk-kadini-yukseliste-08-01-2007-a.html<br />
<br />
12- http://www.ido-forum.org/turkiyeden-ve-dunyadan-olaylar/201097-almanyadaki-turk-kadini-yukseliste-08-01-2007-a.html<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_760.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_760.html</guid>
  <dc:subject>KÃ¼reselleÅŸme ve gÃ¶Ã§men kadÄ±nlar</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>21 Åžubat DÃ¼nya Anadil GÃ¼nÃ¼ kutlu olsun!</title>
  <description>21 Åžubat, 2000 yÄ±lÄ±ndan bu yana BM'nin kararÄ±yla DÃ¼nya Anadil GÃ¼nÃ¼ olarak kutlanmaktadÄ±r. 21 Åžubat'Ä±n tarihsel bir anlamÄ± var. BM'nin kararÄ± bu tarihsel arka plana dayanÄ±yor. BugÃ¼n tarihsel anlamÄ±nÄ±, BangladeÅŸ halkÄ±nÄ±n anadili iÃ§in verdiÄŸi mÃ¼cadeleden alÄ±yor. 21 Åžubat 1952 yÄ±lÄ±nda BangladeÅŸ Dil Eylemleri Komitesi'nin Ã§aÄŸrÄ±sÄ±na uyan Dakka Ãœniversitesi genÃ§liÄŸinin yaptÄ±ÄŸÄ± eylemler, insanlÄ±ÄŸÄ±n bilincinde yer e...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
21 Åžubat, 2000 yÄ±lÄ±ndan bu yana BM'nin kararÄ±yla DÃ¼nya Anadil GÃ¼nÃ¼ olarak kutlanmaktadÄ±r. 21 Åžubat'Ä±n tarihsel bir anlamÄ± var. BM'nin kararÄ± bu tarihsel arka plana dayanÄ±yor. BugÃ¼n tarihsel anlamÄ±nÄ±, BangladeÅŸ halkÄ±nÄ±n anadili iÃ§in verdiÄŸi mÃ¼cadeleden alÄ±yor. 21 Åžubat 1952 yÄ±lÄ±nda BangladeÅŸ Dil Eylemleri Komitesi'nin Ã§aÄŸrÄ±sÄ±na uyan Dakka Ãœniversitesi genÃ§liÄŸinin yaptÄ±ÄŸÄ± eylemler, insanlÄ±ÄŸÄ±n bilincinde yer etmiÅŸ ve bu mÃ¼cadeleyi anmak iÃ§in bugÃ¼n, DÃ¼nya Anadil GÃ¼nÃ¼ olarak kabul edilmiÅŸ.<br />
<br />
Ä°nsanlÄ±k, katÄ± asimilasyoncu inkarcÄ± ulus-devletler dÃ¶nemini geride bÄ±rakÄ±yor. Ã‡aÄŸÄ±mÄ±z artÄ±k Ã§ok-dilliliÄŸin Ã¶nem kazandÄ±ÄŸÄ± bir dÃ¶nem. GloballeÅŸmenin yarattÄ±ÄŸÄ± tekdillik, dÃ¼nya Ã¼zerindeki Ã§ok-kÃ¼ltÃ¼rlÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ ve Ã§ok-dilliliÄŸi tehdit ettikÃ§e, halklarÄ±n kendi dillerine ve kÃ¼ltÃ¼rlerine sahip Ã§Ä±kma bilinci geliÅŸiyor. <br />
<br />
KÃ¼rt halkÄ± ise on yÄ±llardÄ±r inkar ve asimilasyon politikalarÄ±na karÅŸÄ± kendi anadiline sahip Ã§Ä±kÄ±yor, bu uÄŸurda Ã¶nemli mÃ¼cadeleler vermiÅŸ, bedeller Ã¶demiÅŸtir. Ancak KÃ¼rtler'de dil aktivizminin geliÅŸmesinin baÅŸlangÄ±cÄ± 2000'li yÄ±llardaki Ã¶ÄŸrenci eylemleridir. 2006 yÄ±lÄ±ndan beri ise bu mÃ¼cadele KÃ¼rt Dili ve EÄŸitimi Hareketi'nin (TZPKurdÃ®) Ã¶ncÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼nde daha bilinÃ§li ve Ã¶rgÃ¼tlÃ¼ bir biÃ§imde yÃ¼rÃ¼tÃ¼lmektedir.<br />
<br />
Son birkaÃ§ yÄ±ldÄ±r, KÃ¼rt halkÄ± anadilde eÄŸitim hakkÄ± iÃ§in sokaklardadÄ±r. Ä°lkin 2008 yÄ±lÄ±nÄ±n EylÃ¼l ayÄ±nda baÅŸlayan 'ÃªdÃ® bes e, em perwerdehiya bi zimanÃª kurdÃ® dixwazin' (ArtÄ±k yeter, KÃ¼rtÃ§e eÄŸitim istiyoruz); ÅŸimdi ise hala devam eden, 'Bila zimanÃª kurdÃ® bibe zimanÃª fermÃ®' (KÃ¼rt dili resmi dil olsun) kampanyasÄ±, bu mÃ¼cadelenin dÃ¼zeyini ve KÃ¼rt halkÄ±nÄ±n bu mÃ¼cadeleki kararlÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶steriyor. Bu yÄ±l DÃ¼nya Anadil GÃ¼nÃ¼'nÃ¼ bu bilinÃ§le karÅŸÄ±lÄ±yoruz. Bu mÃ¼cadele geliÅŸtikÃ§e, inkarcÄ± gÃ¼Ã§lerin, inkar politikalarÄ±nÄ±n iflasÄ± daha net olarak gÃ¶zler Ã¶nÃ¼ne seriliyor. Ä°nkarcÄ± gÃ¼Ã§ler, inkar politikalarÄ±nÄ± farklÄ± biÃ§imlerde sÃ¼rdÃ¼rmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±yorlar, ancak bu inkarcÄ±, asimilasyoncu politikalarÄ±n devam etmesi mÃ¼mkÃ¼n deÄŸildir. BugÃ¼n gÃ¼ndemleÅŸtirilen TRT 6 ve KÃ¼rdoloji kÃ¼rsÃ¼leri bu durumun en aÃ§Ä±k ifadesidir. <br />
<br />
ArtÄ±k bu inkarcÄ± anlayÄ±ÅŸÄ±n tamamen aÅŸÄ±lmasÄ± gerekiyor. Bu inkarcÄ±, asimilasyoncu anlayÄ±ÅŸ kimseye bir ÅŸey kazandÄ±rmaz. Bu yÃ¼zden de biz KÃ¼rt dilinin ve kimliÄŸinin anayasal gÃ¼venceye kavuÅŸturulmasÄ±nÄ± istiyoruz. EÄŸer TÃ¼rkiye'yi yÃ¶netenler KÃ¼rt sorununun demokratik Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ iÃ§in gerekli duyarlÄ±lÄ±ÄŸÄ± gÃ¶sterirlerse, TÃ¼rkiye'deki herkes daha Ã¶zgÃ¼r, daha mutlu olur.<br />
<br />
Klasik inkarcÄ± anlayÄ±ÅŸÄ±n aÅŸÄ±lmasÄ±nÄ±n baÅŸlangÄ±cÄ± olmasÄ± temennisiyle DÃ¼nya Anadili GÃ¼nÃ¼'nÃ¼n, anadilini anasÄ±nÄ±n ak sÃ¼tÃ¼ gibi doÄŸal bir hak olarak gÃ¶ren ve seven herkese kutlu olsun diyoruz.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_755.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_755.html</guid>
  <dc:subject>21 Åžubat DÃ¼nya Anadil GÃ¼nÃ¼ kutlu olsun!</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Ä°ÅŸte evrensel standartlar: Tecrit, iÅŸkence, zehirleme</title>
  <description>Adalet BakanÄ± Sadullah Ergin, Ä°mralÄ±'nÄ±n evrensel standartlarÄ±n Ã¼stÃ¼nde olduÄŸunu ileri sÃ¼rdÃ¼. Ancak gerÃ§ekler ise bunun tam tersini gÃ¶steriyor. 11 yÄ±ldÄ±r Ä°mralÄ±'da tutulan Ã–calan, Ã§ok aÄŸÄ±r koÅŸullarda tutuluyor. Bu sÃ¼re iÃ§inde Ã–calan, KÃ¼rtÃ§e konuÅŸamadÄ±, sÄ±k sÄ±k intihara zorlandÄ±, rahatsÄ±z edilip uyutulmadÄ±, hÃ¼crede nefessiz bÄ±rakÄ±ldÄ±, hep gergin atmosferde tutuldu, hÃ¼cresi bir Ä±sÄ±tÄ±ldÄ± bir soÄŸutuldu, iste...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Adalet BakanÄ± Sadullah Ergin, Ä°mralÄ±'nÄ±n evrensel standartlarÄ±n Ã¼stÃ¼nde olduÄŸunu ileri sÃ¼rdÃ¼. Ancak gerÃ§ekler ise bunun tam tersini gÃ¶steriyor. 11 yÄ±ldÄ±r Ä°mralÄ±'da tutulan Ã–calan, Ã§ok aÄŸÄ±r koÅŸullarda tutuluyor. Bu sÃ¼re iÃ§inde Ã–calan, KÃ¼rtÃ§e konuÅŸamadÄ±, sÄ±k sÄ±k intihara zorlandÄ±, rahatsÄ±z edilip uyutulmadÄ±, hÃ¼crede nefessiz bÄ±rakÄ±ldÄ±, hep gergin atmosferde tutuldu, hÃ¼cresi bir Ä±sÄ±tÄ±ldÄ± bir soÄŸutuldu, istemediÄŸi halde 2 kez saÃ§larÄ± sÄ±fÄ±ra vuruldu, 12 kez hÃ¼cre cezasÄ± aldÄ±, fiziki mÃ¼dahaleye maruz bÄ±rakÄ±ldÄ±, strosyumla zehirlenme sÃ¼recine tabi tutuldu<br />
<br />
KÃ¼rt Halk Ã–nderi Abdullah Ã–calan'Ä±n 'iyileÅŸtirme' adÄ± altÄ±nda hÃ¼cresinin deÄŸiÅŸtirilmesi ve 5 tutuklunun gÃ¶nderilmesi, Ä°mralÄ±'daki koÅŸullarÄ± bir kez daha gÃ¼ndeme getirdi. Ã–calan, yeni yeri 'Ã¶lÃ¼m Ã§ukuru' ve 'bir kuyunun dibi'ne benzetti. Ã–calan, 17 KasÄ±m'da nakledildiÄŸi yeni hÃ¼cresini ÅŸÃ¶yle anlattÄ±: 'Benim buraya getirilmem bir darbedir. HavalandÄ±rma sisteminden dolayÄ± nefes alamÄ±yorum. Durumum koÅŸullardan dolayÄ± daha da aÄŸÄ±rlaÅŸÄ±yor. Ben burada yarÄ± baygÄ±n bir ÅŸekilde yaÅŸamaktayÄ±m. Tek katlÄ±, yaklaÅŸÄ±k 6-7 metrekare geniÅŸliÄŸinde bir yerdeyim, iÃ§eriye kapalÄ± banyo tuvalet yapmÄ±ÅŸlar, yanÄ± iÃ§ iÃ§edir. Hemen duvar dibinde yataÄŸÄ±m var. Ã–bÃ¼r duvarla yataÄŸÄ±m arasÄ±nda Ã§ok dar bir mesafe var. HavalandÄ±rma boÅŸluÄŸu, penceresi kÃ¼Ã§Ã¼k ve yÃ¼ksekte. BurasÄ± yaÅŸamsal tÃ¼m fonksiyonlarÄ±mÄ± etkiliyor. Uyurken havasÄ±z ve nefessiz kalÄ±yorum. Yani ya uyuyacaÄŸÄ±m ya da nefes alabilmek iÃ§in uyanÄ±k kalacaÄŸÄ±m.'<br />
<br />
Ã–calan'Ä±n 11 yÄ±ldÄ±r maruz kaldÄ±ÄŸÄ± baskÄ±, iÅŸkence yÃ¶ntemleri hiÃ§ gÃ¼ndemden dÃ¼ÅŸmedi. Ã–calan'a uygulanan baskÄ± ve sindirme yaklaÅŸÄ±mlarÄ± 2000 tarihi itibariyle start aldÄ±. Ã–calan, 12 Ocak 2000 tarihine kadar salÄ± ve perÅŸembe gÃ¼nleri olmak Ã¼zere ikiÅŸer saat sÃ¼reyle gÃ¶rÃ¼ÅŸme imkanÄ± bulabiliyordu. Ancak bu tarihten sonra gÃ¶rÃ¼ÅŸ gÃ¼nleri Ã§arÅŸamba gÃ¼nleri seÃ§ilerek haftada bir gÃ¼n ve bir saatle sÄ±nÄ±rlandÄ±rÄ±ldÄ±.<br />
<br />
11 EylÃ¼l 2001 tarihinden itibaren ise sÄ±k sÄ±k tecrit koÅŸullarÄ±na maruz bÄ±rakÄ±ldÄ±. 2000 tarihinde 37 kez avukatlarÄ±yla bir araya gelebilen Ã–calan, 2001 tarihinde 40 kez avukatlarÄ±yla gÃ¶rÃ¼ÅŸebildi. Ã–calan, 2002 tarihinde toplam olarak 35 gÃ¶rÃ¼ÅŸme gerÃ§ekleÅŸtirebildi. AynÄ± yÄ±l iÃ§inde aralÄ±k ayÄ±nda ise avukatlarÄ±yla bir araya gelemedi. Ã–calan, 2003 yÄ±lÄ±nda toplam olarak avukatlarÄ±yla 21 gÃ¶rÃ¼ÅŸme gerÃ§ekleÅŸtirdi. Ã–calan, 2003 yÄ±lÄ±nda ocak, ÅŸubat ve ekim ayÄ±nda avukatlarÄ±yla hiÃ§ gÃ¶rÃ¼ÅŸemedi. Ã–calan'Ä±n ailesi ve avukatlarÄ±yla her hafta gerÃ§ekleÅŸtirdiÄŸi haftalÄ±k olaÄŸan gÃ¶rÃ¼ÅŸmenin, sÄ±k sÄ±k hava muhalefeti gerekÃ§e gÃ¶sterilerek ertelenmesi bardaÄŸÄ± taÅŸÄ±ran damla oldu. Hijyenik olmayan koÅŸullarda tutulmasÄ±na, ailesi ve avukatlarÄ±yla gÃ¶rÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼lmesine kÄ±sÄ±tlama getirilmesine isyan eden Ã–calan, 7 hafta boyunca gÃ¶rÃ¼ÅŸe Ã§Ä±kmayarak koÅŸullarÄ±nÄ±n dÃ¼zeltilmesini istedi. 2004 yÄ±lÄ±nda da sÄ±k sÄ±k tecrit koÅŸullarÄ±na maruz kalan Ã–calan, 2004 yÄ±lÄ±nda toplam 25 kez avukatlarÄ±yla bir araya gelebildi.<br />
<br />
<b>2005'te intihara zorlandÄ±</b><br />
<br />
Ã–calan aÃ§Ä±sÄ±ndan dÃ¶nÃ¼m noktasÄ± 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe giren yeni TÃ¼rk Ceza Kanunu (TCK) ve diÄŸer Ã§erÃ§eve yasalar (Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), Ceza Ä°nfaz Kanunu) oldu. Yasalardan hemen birkaÃ§ hafta sonra Ã–calan'Ä±n 12 avukatÄ±, avukatlÄ±ÄŸÄ±ndan yasaklÄ± hale geldi. Ä°mralÄ±'da ise, Ã–calan'a 'Burada intihara zorlanÄ±yorum' dedirtecek kadar aÄŸÄ±r psikolojik bir ortam yaratÄ±ldÄ±. YasalarÄ±n hayata geÃ§irilmesinden 3 ay sonra 2005 yÄ±lÄ±nÄ±n EylÃ¼l ayÄ±nda kardeÅŸi Mehmet Ã–calan'la gÃ¶rÃ¼ÅŸen Ã–calan, havalandÄ±rma sÃ¼resinin azaltÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± aÃ§Ä±kladÄ±. Ã–calan ayrÄ±ca Ä°mralÄ±'daki yetkililerin kendisine gÃ¶rÃ¼ÅŸme yerini temizlettiÄŸini sÃ¶yledi. 31 AÄŸustos 2005'te zar zor yapÄ±labilen gÃ¶rÃ¼ÅŸmede de, Ã–calan gÃ¶rÃ¼ÅŸmeye mÃ¼dahalede bulunan Ä°mralÄ± yetkililerine 'SÃ¼rekli provoke ediyorsunuz' Ã§Ä±kÄ±ÅŸÄ± yaptÄ±. 21 EylÃ¼l 2005'te onur kÄ±rÄ±cÄ± muameleden bu kez de, Ã–calan'Ä±n avukatlarÄ± paylarÄ±na dÃ¼ÅŸeni aldÄ±lar. Deniz ortasÄ±nda geri Ã§evrilen avukatlara, hakarete varan uygulamalar yapÄ±ldÄ±. Askeri gÃ¶revliler, avukatlara asker emir eri gibi mÃ¼dahale edip baÄŸÄ±rdÄ±. 2 Ekim 2005'te ise, kardeÅŸleri Mehmet Ã–calan ve Havva Keser ile gÃ¶rÃ¼ÅŸen Ã–calan'a kÄ±z kardeÅŸi Hava Keser ile KÃ¼rtÃ§e konuÅŸma yapmamasÄ± uyarÄ±sÄ± yapÄ±ldÄ±.<br />
<br />
<b>Ä°lk hÃ¼cre cezasÄ± 2006'da</b><br />
<br />
2006 yÄ±lÄ± Ã–calan'a yÃ¶nelik baskÄ±larÄ±n tÄ±rmanÄ±ÅŸa geÃ§tiÄŸi yÄ±l oldu. Ã–calan, ilk hÃ¼cre cezasÄ±na bu yÄ±lÄ±n baÅŸÄ±nda Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. Daha sonraki aylarda yÄ±l iÃ§inde Ã–calan'a iki hÃ¼cre cezasÄ± daha verildi. Ancak Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ hÃ¼cre cezasÄ± hayata geÃ§irilmedi. Ä°mralÄ±'da hÃ¼cre cezalarÄ±nÄ±n yanÄ± sÄ±ra diÄŸer uygulamalar da hayata geÃ§irildi. Ã–calan, 18 Ocak 2006'da kendisine 8-9 aydÄ±r hiÃ§bir mektup verilmediÄŸini, bu sÃ¼re iÃ§inde 4 tane mektup verildiÄŸini, ikinci mektupta sevgilerle yazan sÃ¶zcÃ¼k kÄ±smÄ± dÄ±ÅŸÄ±nda kalan bÃ¶lÃ¼mÃ¼n karalandÄ±ÄŸÄ±nÄ±, son mektupta ise tehdit ve hakaretlere yer verildiÄŸini, en altta isme yer verildiÄŸini anlattÄ± ve 'Ä°ÅŸte bana yapÄ±lanlar bunlardÄ±' dedi. Ä°lk kez Ä°mralÄ±'da intiharvari bir Ã¶lÃ¼me zorlandÄ±ÄŸÄ±nÄ± kaydeden Ã–calan, deÄŸiÅŸtirilen kapÄ± pencere sistemi yÃ¼zÃ¼nden iÃ§erisinin ya buz gibi soÄŸuduÄŸunu ya da aÅŸÄ±rÄ± sÄ±cak hale geldiÄŸini, bu yÃ¼zden geceleri uyuyamadÄ±ÄŸÄ±nÄ± belirtti.<br />
<br />
<b>Ä°radesiz olmasÄ±nÄ± istiyorlar</b><br />
<br />
20 EylÃ¼l 2006'da ise, Ã–calan'Ä±n cezaevinde psikolojik baskÄ± iÃ§eren uygulama ve tazyiklere maruz kaldÄ±ÄŸÄ± ortaya Ã§Ä±ktÄ±. Ã–calan, avukatlarÄ±yla yaptÄ±ÄŸÄ± gÃ¶rÃ¼ÅŸmede 'Mesela Ã§ay meselesi yÃ¼zÃ¼nden gerginlik Ã§Ä±karÄ±yorlar. Ã‡ay bardaÄŸÄ±nÄ±n yarÄ±sÄ±na kadar simsiyah bir Ã§ay doldurup Ã¶yle veriyorlar. YarÄ±sÄ±na da sÄ±cak su koyun bari, ne maliyeti olabilir, onu da mÄ± bulamÄ±yorsunuz diyorum. BÃ¼tÃ¼n Ä±srarlarÄ±ma raÄŸmen bu deÄŸiÅŸmiyor. Yine Ã¶rneÄŸin yemekle beraber kavun ya da karpuz verdikleri zaman bir dilimin dÃ¶rtte birini veriyorlar. Dalga geÃ§er gibi. Bebek muamelesi yapmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±yorlar adeta. Yani tamamen iradesiz olmamÄ± istiyorlar' dedi. AynÄ± gÃ¶rÃ¼ÅŸmede kÄ±sa bir sÃ¼re Ã¶nce cezaevine yeni bir ekip geldiÄŸini ifade eden Ã–calan, mazgal sÃ¼rgÃ¼sÃ¼nÃ¼n sÃ¼rekli sesli aÃ§Ä±lÄ±p kapatÄ±larak rahatsÄ±z edildiÄŸini, uyurken de aynÄ± uygulamanÄ±n hayata geÃ§irildiÄŸini dile getirdi. 2006 yÄ±lÄ±nda hayata geÃ§irilen bir diÄŸer uygulama da radyonun Ã–calan'dan alÄ±nmasÄ± oldu.<br />
<br />
<b>Zorla saÃ§larÄ± sÄ±fÄ±ra vuruldu</b><br />
<br />
2006 yÄ±lÄ±nda hayata geÃ§irilen psikolojik baskÄ± metodlarÄ± 2007 yÄ±lÄ±nda da artarak devam etti. Ã–calan, tÄ±pkÄ± 2006 yÄ±lÄ±nda olduÄŸu gibi 2007 yÄ±lÄ±nda da 3 kez hÃ¼cre cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. HÃ¼cre cezalarÄ±nÄ±n yanÄ± sÄ±ra aynÄ± yÄ±l iÃ§inde Ã–calan'Ä±n zehirlendiÄŸi ortaya Ã§Ä±ktÄ±. YÄ±l iÃ§erisinde kapÄ± pencere yÃ¼zÃ¼nden hÃ¼cresinde nefessiz kaldÄ±ÄŸÄ±nÄ± aÃ§Ä±klayan Ã–calan, 8 AÄŸustos 2007'de avukatlarÄ±na 'Daha ne kadar dayanabilirim bilemiyorum' demek durumunda kaldÄ±. Ã–calan, 19 EylÃ¼l 2007'de kendisini rahatsÄ±z eden uygulamalara dikkat Ã§ekti: 'KapÄ±daki mazgaldan bakma meselesi de zorluyor. Zaten 24 saat kamerayla Ã§ekiyorlar, bir de bu kapÄ± deliÄŸinden sÃ¼rekli bakÄ±yorlar. OkuyacaÄŸÄ±m ya da uyuyacaÄŸÄ±m zaman bunun yapÄ±lmasÄ± rahatsÄ±z ediyor. GÃ¼venlik nedeniyle bunlar gerekÃ§e yapÄ±lÄ±yor. 9 yÄ±ldÄ±r buradayÄ±m, gÃ¼venlikle ilgili herhangi olumsuz bir hareketim sÃ¶z konusu olmamÄ±ÅŸtÄ±r.'<br />
<br />
Ã–calan 26 EylÃ¼l 2007'de gerÃ§ekleÅŸtirdiÄŸi gÃ¶rÃ¼ÅŸmede ise istemediÄŸi halde saÃ§larÄ±nÄ±n alttan saÃ§ derisine yakÄ±n bir yerden kesilerek tÄ±raÅŸ edildiÄŸini aÃ§Ä±kladÄ±. Ã–calan, bu yÃ¼zden avukatlarÄ±nÄ±n karÅŸÄ±sÄ±na ÅŸapka takarak Ã§Ä±kmak zorunda kaldÄ±.<br />
<br />
<b>Fiziki ÅŸiddete maruz kaldÄ±</b><br />
<br />
2008 yÄ±lÄ±, Ã–calan aÃ§Ä±sÄ±ndan oldukÃ§a aÄŸÄ±r koÅŸullar iÃ§inde geÃ§en bir yÄ±l oldu. Ã–calan, tÄ±pkÄ± 2007 yÄ±lÄ±nda olduÄŸu gibi 2008 yÄ±lÄ± iÃ§inde de toplam 3 kez hÃ¼cre cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. HÃ¼cre cezalarÄ±nÄ±n bir ay iÃ§inde verilmesi ve peÅŸ peÅŸe hayata geÃ§irilmesi dikkat Ã§ekti. YÄ±l iÃ§erisinde ikinci kez saÃ§larÄ± kazÄ±tÄ±lan Ã–calan, diÄŸer yÄ±llarda olduÄŸu gibi mazgal kapÄ±sÄ± sÃ¼rekli aÃ§Ä±lÄ±p kapatÄ±lma suretiyle rahatsÄ±z edildiÄŸini aÃ§Ä±kladÄ±. 14 Ekim 2008 tarihinde ise, KÃ¼rtlerde bÃ¼yÃ¼k infiale neden olan uygulama hayata geÃ§irildi. 24 Ekim Cuma gÃ¼nÃ¼ avukatlarÄ±yla gÃ¶rÃ¼ÅŸen Ã–calan, zorla kollarÄ±na girilerek yere Ã§Ã¶kertildiÄŸini, Ã¶lÃ¼mle tehdit edildiÄŸini aÃ§Ä±kladÄ±. Uygulamadan sonra da psikolojik baskÄ±ya maruz bÄ±rakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± belirtti. Ã–calan, psikolojik baskÄ± uyguladÄ±ÄŸÄ±nÄ±, radyonun sinyallerle engellendiÄŸi, fiili bir hÃ¼cre cezasÄ± yaÅŸamakta olduÄŸunu aÃ§Ä±kladÄ±.<br />
<br />
<b>Yol haritasÄ±na el konuldu</b><br />
<br />
2009 yÄ±lÄ±nda da baskÄ±lar bitmedi. Ä°ki kez toplam 30 gÃ¼n hÃ¼cre cezasÄ± alan Ã–calan'a bÃ¶yle toplam 12 hÃ¼cre cezasÄ± verilmiÅŸ oldu. Ã–calan'Ä±n hÃ¼cre cezasÄ± sÃ¼rerken penceresinden gÃ¶rÃ¼nen iki aÄŸaÃ§ kesildi. Ã–calan, ocak ayÄ±nda kendisine tebliÄŸ edilen 20 gÃ¼nlÃ¼k hÃ¼cre cezasÄ±nÄ± ÅŸÃ¶yle deÄŸerlendirmiÅŸti: 'Benim CumhurbaÅŸkanÄ± ve BaÅŸbakanÄ± tehdit ettiÄŸim, uyardÄ±ÄŸÄ±m belirtiliyor. Tabii ki bunlarÄ±n hiÃ§birisi doÄŸru deÄŸil. Kimseyi tehdit etmedim, etmiyorum. UyarmadÄ±m da kimseyi. Bu cezalarÄ±n verilmesi benim burada susmam amaÃ§lÄ±dÄ±r. Benim susmamÄ± istiyorlar. Toplam 11. hÃ¼cre cezasÄ±dÄ±r veriliyor. Bana kitaplarÄ±n verilmeme gerekÃ§esini de TV hakkÄ±mÄ±n engellenmesini de hÃ¼cre cezalarÄ±na baÄŸlamÄ±ÅŸlar. 'BunlarÄ±n sana verilmemesinin nedeni senin bu kadar hÃ¼cre cezasÄ± almandÄ±r' ÅŸeklinde karar vermiÅŸler. Yani sen konuÅŸursan bu haklardan mahrum kalÄ±rsÄ±n demek istiyorlar. Bu hÃ¼cre cezalarÄ±nÄ±n arkasÄ±nda sadece TÃ¼rkiye yok; Ä°srail var. Benim gÃ¶rÃ¼ÅŸlerimi biliyorlar, benim konuÅŸmamÄ± istemiyorlar.' KÃ¼rt sorununun demokratik Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ iÃ§in bÃ¼yÃ¼k bir Ã§aba sergileyen Ã–calan, bu kapsamda 160 sayfalÄ±k bir 'Yol HaritasÄ±' hazÄ±rladÄ±. Devlet ve hÃ¼kÃ¼met, Ã–calan'Ä±n 'Yol HaritasÄ±'na el koydu, kamuoyuyla paylaÅŸÄ±lmasÄ± engellendi.<br />
<br />
<b>UygulamadÄ±klarÄ± baskÄ± kalmadÄ±</b><br />
<ul>
    <li>KÃ¼rtÃ§e konuÅŸma yasaÄŸÄ± getirildi.</li>
    <li>HavalandÄ±rma sÃ¼resi azaltÄ±ldÄ±.</li>
    <li>GÃ¶rÃ¼ÅŸme yeri temizletildi.</li>
    <li>Ä°ntihara zorlandÄ±.</li>
    <li>Avukat gÃ¶rÃ¼ÅŸmelerine mÃ¼dahale edildi.</li>
    <li>RahatsÄ±z edilip uyutulmadÄ±.</li>
    <li>KonuÅŸmasÄ± istenmedi.</li>
    <li>HÃ¼crede nefessiz bÄ±rakÄ±ldÄ±.</li>
    <li>Hep gergin atmosferde tutuldu.</li>
    <li>Strosyumla zehirlenme sÃ¼recine tabi tutuldu.</li>
    <li>2 kez zorla saÃ§larÄ± sÄ±fÄ±ra vuruldu.</li>
    <li>KapÄ± pencere deÄŸiÅŸikliÄŸi ile hÃ¼cresi bir Ä±sÄ±tÄ±ldÄ±, bir soÄŸutuldu.</li>
    <li>Tam 12 kez hÃ¼cre cezasÄ± verildi.</li>
    <li>SÄ±k sÄ±k tecride maruz kaldÄ±.</li>
    <li>Fiziki mÃ¼dahaleye maruz kaldÄ±.</li>
</ul>
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_739.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_739.html</guid>
  <dc:subject>Ä°ÅŸte evrensel standartlar: Tecrit, iÅŸkence, zehirleme</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Medya, Ã¶tekilik ve KÃ¼rtler</title>
  <description>20. yÃ¼zyÄ±lÄ±n gÃ¼Ã§lÃ¼ yapÄ±larÄ±ndan biri olan medya, hÃ¢kim iktidarÄ±n kamuoyu Ã¼zerinde denetim saÄŸlamasÄ±nda Ã¶nemli roller Ã¼slendi. Ä°ktidar, varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼rmek ve varlÄ±ÄŸÄ± iÃ§in gerekli olan hÃ¢kim anlayÄ±ÅŸÄ± yeniden Ã¼retmek iÃ§in aile, eÄŸitim ve din kurumlarÄ±nÄ±n yanÄ± sÄ±ra medyaya da gÃ¶revler biÃ§miÅŸtir. Medya ve iktidar arasÄ±ndaki iliÅŸkiyi R. W. Connell, "medya, bir bakÄ±ma hÃ¢kim toplumsal sÄ±nÄ±flarÄ±n dÃ¼ÅŸÃ¼ncel...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
20. yÃ¼zyÄ±lÄ±n gÃ¼Ã§lÃ¼ yapÄ±larÄ±ndan biri olan medya, hÃ¢kim iktidarÄ±n kamuoyu Ã¼zerinde denetim saÄŸlamasÄ±nda Ã¶nemli roller Ã¼slendi. Ä°ktidar, varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼rmek ve varlÄ±ÄŸÄ± iÃ§in gerekli olan hÃ¢kim anlayÄ±ÅŸÄ± yeniden Ã¼retmek iÃ§in aile, eÄŸitim ve din kurumlarÄ±nÄ±n yanÄ± sÄ±ra medyaya da gÃ¶revler biÃ§miÅŸtir. Medya ve iktidar arasÄ±ndaki iliÅŸkiyi R. W. Connell, "medya, bir bakÄ±ma hÃ¢kim toplumsal sÄ±nÄ±flarÄ±n dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerini dile getirmede bir megafon gÃ¶revi yapmaktadÄ±r" sÃ¶zleriyle tanÄ±mlamaktadÄ±r.<br />
<br />
MedyanÄ±n gÃ¼cÃ¼ beraberinde "medyanÄ±n birey ve toplum Ã¼zerindeki etki gÃ¼cÃ¼ nedir?" sorularÄ±nÄ± da getirmiÅŸtir ve 20. yÃ¼zyÄ±lÄ±n baÅŸlarÄ±nda medyanÄ±n etki gÃ¼cÃ¼yle ilgili Ã§ok sayÄ±da iletiÅŸim araÅŸtÄ±rmasÄ± yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. AraÅŸtÄ±rmalar ilk Ã¶nce medyanÄ±n birey Ã¼zerinde bÃ¼yÃ¼k etkiler yarattÄ±ÄŸÄ± yÃ¶nÃ¼ndedir. Akabinde medyanÄ±n sanÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kadar etki yaratmadÄ±ÄŸÄ± sonuÃ§larÄ±na ulaÅŸÄ±ldÄ±ysa da en nihayetinde varÄ±lan sonuÃ§: medyanÄ±n kÄ±sa deÄŸil uzun vadede bireyler Ã¼zerinde etkiler yarattÄ±ÄŸÄ± yÃ¶nÃ¼nde olmuÅŸtur.<br />
<br />
MedyanÄ±n etki gÃ¼cÃ¼ne dair bilimsel araÅŸtÄ±rmalar da iktidar lehine olumlu sonuÃ§lar ortaya koyunca, iktidarÄ±n medya Ã¼zerindeki planlarÄ± Ã§eÅŸitlilik ve boyut kazanmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Ä°ktidarlar varlÄ±klarÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼rebilmek iÃ§in "Ã¶teki" ve "biz" ayrÄ±mÄ±na ihtiyaÃ§ duyarlar. Zira "Ã¶teki"nin yokluÄŸu beraberinde "biz" kavramÄ±nÄ±n da anlamsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±nÄ± yaratmakta hatta "biz"i ortadan kaldÄ±ran bir sÃ¼reÃ§ baÅŸlatmaktadÄ±r. YazÄ±nÄ±n baÅŸÄ±nda da belirttiÄŸimiz gibi iktidarlar, yarattÄ±klarÄ± bu ayrÄ±mÄ±n devamÄ± ve yeniden Ã¼retimi iÃ§in Ã§eÅŸitli kurumlarÄ± kullanÄ±rlar. Birey ve toplum Ã¼zerinde etki yarattÄ±ÄŸÄ± kanÄ±tlanan medyanÄ±n da bu aÅŸamada iktidarÄ±n yanÄ±nda olmasÄ± iktidarÄ±n geleceÄŸi iÃ§in fazlasÄ±yla Ã¶nem arz etmektedir.<br />
<br />
MedyanÄ±n birey Ã¼zerindeki etkisinin farkÄ±nda olan ve "Ã¶teki"ni canlÄ± tutmayÄ± amaÃ§layan iktidar, bu kapsamda medyayÄ± bir savaÅŸ aygÄ±tÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼r. Nitekim Ã¼lkemizde bunun Ã¶rneklerine sÄ±kÃ§a rastlanmaktadÄ±r. Ana akÄ±m medya veya hakim medya dediÄŸimiz, ekonomik gÃ¼cÃ¼ ve yÃ¼ksek tirajlarÄ± elinde bulunduran medya organlarÄ± Ã¼lkede yaÅŸanan tÃ¼m olumsuzluklardan "Ã¶tekiler"i ve "Ã¶tekiler"i destekleyen "dÄ±ÅŸ mihraklar"Ä± sorumlu tutar. Medya bÃ¶ylece etnik ÅŸiddetin birincil dÃ¼ÅŸÃ¼nsel, sÃ¶ylemsel Ã¼reticisi olarak bu sÃ¼recin baÅŸ aktÃ¶rleri arasÄ±nda yer alÄ±r. Ä°ktidardan nemalanmak adÄ±na savaÅŸ dilini kullanan ana akÄ±m medya, toplumsal barÄ±ÅŸÄ±n saÄŸlanmasÄ± noktasÄ±nda hareket eden diÄŸer gÃ¼Ã§lere karÅŸÄ± "Ã¼Ã§ maymun"u oynar ve kimi zaman bu gÃ¼Ã§leri Ã§eÅŸitli suÃ§lamalarla hedef haline getirmekten geri durmaz.<br />
<br />
Mevcudiyetini tehdit eden "Ã¶teki"leri medya vasÄ±tasÄ±yla yok etme veya zayÄ±f bÄ±rakma gayesini taÅŸÄ±yan iktidarÄ±n bu beklentisine karÅŸÄ±lÄ±k ana akÄ±m medya da mevcut iktidarÄ±n devamÄ±ndan medet ummaktadÄ±r esasÄ±nda. HÃ¢kim iktidarÄ±n yokluÄŸunun kendisinin de yok olacaÄŸÄ± anlamÄ±na geldiÄŸini bilen hÃ¢kim medya da iktidarÄ±n gÃ¶lgesinde hareket etmekten ÅŸikÃ¢yetÃ§i deÄŸildir. Ä°ktidar ile hÃ¢kim medya arasÄ±ndaki iliÅŸki iÃ§in; sistemin temel dinamikleri konusunda saÄŸlam, ancak dÃ¶nemsel Ã§Ä±karlar itibariyle hassas bir zeminde kurulan Ã¶rtÃ¼k bir uzlaÅŸma belirlemesini yapmak yanlÄ±ÅŸ olmayacaktÄ±r.<br />
<br />
<b>TÃ¼rkiye medyasÄ±nda Ã¶tekilik</b><br />
<br />
Ã‡ok Ã§eÅŸitli etnik yapÄ±larÄ± ve dinsel farklÄ±lÄ±klarÄ± bÃ¼nyesinde barÄ±ndÄ±ran Anadolu coÄŸrafyasÄ±nda "tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek dil, tek din" felsefesi Ã§erÃ§evesinde yapÄ±landÄ±rÄ±lmak istenen TÃ¼rkiye'de iktidar, her dÃ¶nem varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± tehdit eden baÅŸka "Ã¶teki"lerden sÃ¶z etmiÅŸtir. VarlÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼rmenin ve varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± koruyacak geniÅŸ kitleleri harekete geÃ§irecek en Ã¶nemli dinamiÄŸin "Ã¶teki'nin varlÄ±ÄŸÄ±" olduÄŸu kabulÃ¼nden hareket eden iktidar, bu doÄŸrultuda gerekli araÃ§larÄ± dinamik tutmayÄ± sÃ¼rdÃ¼rmÃ¼ÅŸtÃ¼r.<br />
<br />
Cumhuriyet kurulduÄŸundan bu yana TÃ¼rkiye'de her dÃ¶nem baÅŸka "Ã¶teki"lerin yaratÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶rmekteyiz. "Ã–tekiler" kimi zaman "hilafeti, saltanatÄ±" isteyenler, kimi zaman "komÃ¼nistler, anarÅŸistler" oldu. 1980'lerden sonra "Ã¶tekiliÄŸin" adÄ± "KÃ¼rtler, KÃ¼rtlÃ¼k" olmuÅŸtu. BarÄ±ÅŸ Ã‡oban'a gÃ¶re; devlet kendisini "tek vatan, tek bayrak, tek dil, tek din" sÃ¶ylemiyle mitolojik simgelerle kapatmaya ve yekpare, parÃ§alanmaz bir bÃ¼tÃ¼nlÃ¼k gibi sunmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±r. Ancak bu tekbiÃ§imcilik vurgusu tersine bir durumun gÃ¶stergesidir. Devlet aslÄ±nda kendi gerÃ§ekliÄŸinden, Ã§oÄŸulluÄŸundan kaÃ§maya Ã§alÄ±ÅŸmaktadÄ±r.<br />
<br />
Ã‡oÄŸulculuÄŸu tehdit olarak algÄ±layan, "vatan" kurgusunu "teklikler" Ã¼zerinden tanÄ±mlayan TÃ¼rkiye'deki iktidar da amacÄ±na giden yolda diÄŸer kurumlarÄ±n yanÄ± sÄ±ra medyadan da destek almaktadÄ±r. Medya ulus-devlet ideolojisini toplumsal yapÄ±nÄ±n tÃ¼m alanlarÄ±na taÅŸÄ±maktan kaÃ§Ä±nmamaktadÄ±r. BarÄ±ÅŸ Ã‡oban'a gÃ¶re medya egemen ideolojinin bir aygÄ±tÄ± olarak, milliyetÃ§iliÄŸi yeniden Ã¼retirken sÃ¶ylemsel ÅŸiddeti yoÄŸun olarak kullanmaktadÄ±r ve iktidarÄ±n tehdit olarak gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ "Ã¶teki"leri toplumsal sorunlarÄ±n nedeni olarak gÃ¶stermektedir. Medya sÃ¶ylemsel ÅŸiddeti kullanarak toplumsal Ã¶fke ve nefret duygularÄ±nÄ± Ã¼retir ve "Ã¶teki"lere karÅŸÄ± yÃ¶neltilmesine neden olur. Toplumsal Ã¶fkenin azÄ±nlÄ±klara, "Ã¶teki"lere yÃ¶neltilmesi, toplu cinnet hallerinin yaratÄ±lmasÄ± ve bÃ¶ylelikle "Ã¶teki"ni yok etme amacÄ±na sahip "linÃ§" topluluklarÄ±nÄ±n Ã¼retilmesi ve Ã¼lkenin "iÃ§ savaÅŸ" koÅŸullarÄ±nÄ±n meÅŸrulaÅŸtÄ±rÄ±larak ve doÄŸallaÅŸtÄ±rÄ±larak rutin gÃ¼ndelik yaÅŸamÄ±n bir parÃ§asÄ± kÄ±lÄ±nmasÄ±, bir baÅŸka deyiÅŸle gerÃ§eÄŸin deÄŸil iktidarÄ±n kurgusunun topluma dayatÄ±lmasÄ±, psikolojik savaÅŸÄ±n tÃ¼m toplumsal alanlarda sÃ¼rdÃ¼rÃ¼lmesi medyanÄ±n gÃ¶revi haline getirilmiÅŸtir. Medya toplumsal Ã§atÄ±ÅŸmanÄ±n baÅŸlÄ±ca aktÃ¶rlerinden biri haline gelmiÅŸtir. MedyanÄ±n ÅŸiddet iÃ§eren otoriter sÃ¶ylemi "itaatkar vatandaÅŸlar" yaratmayÄ± ve bu makbul vatandaÅŸlarÄ±n da yardÄ±mÄ±yla "sÃ¶zde vatandaÅŸlarÄ±" bertaraf etmeyi amaÃ§lamaktadÄ±r. TÃ¼rkiye tarihinde dÃ¶nem dÃ¶nem yaÅŸanmÄ±ÅŸ toplumsal Ã¶fke patlamalarÄ± sÃ¶z konusu duruma Ã¶rnek teÅŸkil etmektedir.<br />
<br />
<b>Ã–teki olarak KÃ¼rt etnik kimliÄŸinin medyada temsili</b><br />
<br />
Milli bilincin pekiÅŸtirilmesinde en Ã¶nemli rolÃ¼ Ã¼stlenen ana akÄ±m medya, milli bilincin zayÄ±flamasÄ±na neden olacak hiÃ§bir yayÄ±na da izin vermemektedir. Resmi ideoloji Ã§erÃ§evesinde hareket eden hÃ¢kim medya, devletin "Ã¶teki" saydÄ±klarÄ±nÄ± yine "Ã¶teki" olarak sunmaktan Ã§ekinmemektedir. Ana akÄ±m medyanÄ±n en Ã¶nemli "Ã¶teki"leri arasÄ±nda kendi kimliÄŸiyle ortaya Ã§Ä±kma talebi taÅŸÄ±yan KÃ¼rtler vardÄ±r.<br />
<br />
Medya iÃ§in "Ã¶teki" olan KÃ¼rtlerin her sÃ¶ylemi, PKK ile baÄŸlantÄ±landÄ±rÄ±larak iÃ§i boÅŸaltÄ±lmaktadÄ±r. KÃ¼rt sorununun Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ne parti programlarÄ±nda birinci sÄ±rada yer veren HEP, DEP, HADEP, DEHAP ve son olarak DTP'nin ana akÄ±m medyada, "PKK ile benzerlikleri" ve "ortak dil" kullanmalarÄ± sebebiyle haber konusu olduklarÄ±nÄ± sÄ±kÃ§a gÃ¶rmekteyiz.<br />
<br />
"KÃ¼rt partileri"nin yaptÄ±klarÄ± her miting benzer haber baÅŸlÄ±klarÄ± ve iÃ§erikleriyle gÃ¼ndeme gelmektedir. DTP'nin 18 KasÄ±m 2007'de Van'da yaptÄ±ÄŸÄ± bir mitingin haberi HÃ¼rriyet gazetesinde "PKK GÃ¶sterisi Gibi Miting" baÅŸlÄ±ÄŸÄ±yla yer bulmuÅŸtur. AynÄ± mitingde konuÅŸan DTP Van Milletvekili Fatma Kurtalan'Ä±n "daÄŸdaki PKK'lÄ±larÄ±n, ailelerine kavuÅŸmasÄ± iÃ§in gelin demokratik aÃ§Ä±lÄ±m yapalÄ±m" sÃ¶zleri "daÄŸdaki eÅŸi iÃ§in af istedi" baÅŸlÄ±ÄŸÄ±yla verilmiÅŸtir.<br />
<br />
Zaman gazetesi, DTP'nin Van merkez belediye baÅŸkan adayÄ± Bekir Kaya ile ilgili haberi 27 Ocak 2009 tarihinde "DTP'nin Van adayÄ± Ã–calan'Ä±n avukatÄ±" baÅŸlÄ±ÄŸÄ±yla duyurmuÅŸtur. Yine Zaman gazetesi, "DTP EÅŸ baÅŸkanÄ± Emine Ayna'dan provokasyona devam" baÅŸlÄ±ÄŸÄ±yla yayÄ±mladÄ±ÄŸÄ± 2 Mart 2009 tarihli haberde, Ahmet TÃ¼rk'Ã¼n meclis grup toplantÄ±sÄ±nda KÃ¼rtÃ§e konuÅŸmasÄ±nÄ± "provokasyon" olarak deÄŸerlendirmiÅŸ ve Emine Ayna'nÄ±n seÃ§menlere dÃ¶nÃ¼k konuÅŸmasÄ±nda "Bir Filistinlinin, savaÅŸ politikalarÄ± Ã¼reten bir Ä°srail siyasi partisine oy vermesi ne ise sizin de sistem partileri olan AK Parti, CHP ve DSP`ye vereceÄŸiniz oylar da o anlamÄ± taÅŸÄ±r." ifadelerini kullanmasÄ±nÄ± "provokasyonun devamÄ±na" kanÄ±t olarak gÃ¶stermiÅŸtir.<br />
<br />
HÃ¢kim medyanÄ±n -hangi alanda olursa olsun- kendi kimliÄŸiyle var olma iddiasÄ±nda olan KÃ¼rtlere karÅŸÄ± tutumu yukarÄ±daki Ã¶rneklerde verdiÄŸimiz Ã§erÃ§evenin dÄ±ÅŸÄ±na pek Ã§Ä±kmamaktadÄ±r.<br />
<br />
Verilen Ã¶rneklerden de anlaÅŸÄ±lÄ±yor ki TÃ¼rkiye medyasÄ±nda KÃ¼rtler, bir "tehlike" arz etmedikleri, hÃ¢kim kÃ¼ltÃ¼rÃ¼ benimsedikleri ve kendi insani haklarÄ±na dair herhangi bir talepleri olmadÄ±ÄŸÄ± takdirde temsil ÅŸansÄ± bulmaktadÄ±rlar. Aksi takdirde "Ã¶teki" olarak damgalanmaktan kurtulamamaktadÄ±rlar.<br />
<br />
Ancak son aylarda hÃ¼kÃ¼metin Ã¶nce "KÃ¼rt aÃ§Ä±lÄ±mÄ±" daha sonra "demokratik aÃ§Ä±lÄ±m" sÃ¶zleriyle tanÄ±mladÄ±ÄŸÄ± sÃ¼recin baÅŸlamasÄ±yla birlikte hÃ¢kim medyanÄ±n KÃ¼rtlere ve en baÅŸta KÃ¼rt siyasetÃ§ilere yaklaÅŸÄ±mÄ± iki farklÄ± eÄŸilim gÃ¶stermeye baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±r. HÃ¼kÃ¼met yanlÄ±sÄ± medya, KÃ¼rtleri artÄ±k daha "sevimli", daha "insanca yaÅŸamayÄ± hak eden" bir halk olarak tanÄ±mlarken ve bu yÃ¶nlÃ¼ temsillerle sunarken; hÃ¼kÃ¼metin aÃ§Ä±lÄ±m politikalarÄ±nÄ± benimsemeyen hÃ¢kim medya eski tavrÄ±nÄ± bir adÄ±m daha Ã¶teye taÅŸÄ±yarak yeni bir tavÄ±r geliÅŸtirmektedir. HÃ¼kÃ¼met yanlÄ±sÄ± olmayan hÃ¢kim medya, bu dÃ¶nemde KÃ¼rtlerin "Ã¶teki"liÄŸine ek olarak bir de KÃ¼rtleri, iktidar yanlÄ±sÄ± ve iktidarla birlikte devletin temel dinamiklerini yok eden gÃ¼Ã§ sÃ¶ylemiyle sunmaktadÄ±r.<br />
<br />
GÃ¶rÃ¼lmektedir ki hÃ¢kim medya bu dÃ¶nemde de yine egemen gÃ¼Ã§ dengeleri Ã§erÃ§evesinde bir tavÄ±r takÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r. Gerek KÃ¼rtleri "tehdit" sayan gerekse de KÃ¼rtlere daha "sempatik" yaklaÅŸan kanat iÃ§in Ã¶zÃ¼nde Ã§ok da farklÄ± bir deÄŸiÅŸim sÃ¶z konusu deÄŸildir. Her iki hÃ¢kim kanat da KÃ¼rtleri asli Ã¶zneler olarak gÃ¶rmeyi -aÃ§Ä±k veya Ã¶rtÃ¼k olarak- reddetmektedir. Kimi dÃ¶nemin iktidarÄ±na; kimi cumhuriyetin kuruluÅŸundan bu yana devam eden hÃ¢kim iktidar anlayÄ±ÅŸÄ±na yaslanmak iÃ§in KÃ¼rtleri ve KÃ¼rtlerin insani taleplerini, kendi Ã§Ä±karlarÄ±na kurban etmektedir.<br />
<br />
Ä°ktidardan baÄŸÄ±msÄ±z ve vicdan sahibi bir medya ise ÅŸimdilik imkÃ¢nsÄ±z bir hayal gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor. Toplumsal adaletsizlik Ã§erÃ§evesinde var olan iliÅŸkiler bÃ¼tÃ¼nÃ¼ deÄŸiÅŸmedikÃ§e iktidar ile medya arasÄ±ndaki Ã§Ä±kar iliÅŸkisi de bitmeyecektir. GittikÃ§e yoÄŸunlaÅŸan bu Ã§Ä±kar Ã§arkÄ±na karÅŸÄ± bu iliÅŸkiyi teÅŸhir eden, eÅŸit ve Ã¶zgÃ¼r bir toplum talebini yÃ¼kselten, insani ve vicdani sorumluluk taÅŸÄ±yan yeni bir medyaya olan ihtiyaÃ§ da aynÄ± oranda artmaktadÄ±r.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_732.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_732.html</guid>
  <dc:subject>Medya, Ã¶tekilik ve KÃ¼rtler</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>TÃ¼rkiye'de vicdani redÃ§i kadÄ±nlarÄ±n, vicdani red kavramÄ± ve anlamÄ± ile olan iliÅŸkisi</title>
  <description>Vicdani red kavramÄ±nÄ±n vicdan ve red ikili bakÄ±ÅŸÄ±nda tanÄ±mlanan aÃ§Ä±klamasÄ±, yaÅŸamÄ±n pratiÄŸinde tanÄ±mÄ±nÄ± yeniden Ã¼retmektedir. Vicdan kavramÄ±n felsefi gerekÃ§eli, Ã¶znel ve benlik Ã¼zerinden tarifi ile red kavramÄ±nÄ±n direnci, baÅŸkaldÄ±rÄ±sÄ± kavrama ivme kazandÄ±rmÄ±ÅŸtÄ±r.

Vicdani red kavramÄ±nÄ±n hukuki sÄ±nÄ±rlar iÃ§erisinden anlaÅŸÄ±lma Ã§abasÄ± Ã§ok sÄ±nÄ±rlÄ± kalabileceÄŸi gibi, silah kullanmayÄ±, askerliÄŸi reddetmeni...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Vicdani red kavramÄ±nÄ±n vicdan ve red ikili bakÄ±ÅŸÄ±nda tanÄ±mlanan aÃ§Ä±klamasÄ±, yaÅŸamÄ±n pratiÄŸinde tanÄ±mÄ±nÄ± yeniden Ã¼retmektedir. Vicdan kavramÄ±n felsefi gerekÃ§eli, Ã¶znel ve benlik Ã¼zerinden tarifi ile red kavramÄ±nÄ±n direnci, baÅŸkaldÄ±rÄ±sÄ± kavrama ivme kazandÄ±rmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Vicdani red kavramÄ±nÄ±n hukuki sÄ±nÄ±rlar iÃ§erisinden anlaÅŸÄ±lma Ã§abasÄ± Ã§ok sÄ±nÄ±rlÄ± kalabileceÄŸi gibi, silah kullanmayÄ±, askerliÄŸi reddetmenin dÃ¼ÅŸÃ¼nsel gerekÃ§elerini askeriye ve ordu dÃ¼zleminde dÃ¼ÅŸÃ¼nmekte Ã§ok sÄ±nÄ±rlÄ± olacaktÄ±r. Militarist ideolojinin devlet ve sistem iÃ§i, dÄ±ÅŸÄ± tÃ¼m Ã¶rgÃ¼tlenme ve davranÄ±ÅŸ modellerine sirayet eden normalleÅŸme sÃ¼reci ise en Ã§ok toplumsal cinsiyet temelli oluÅŸmaktadÄ±r. Vicdani reddi tartÄ±ÅŸÄ±rken, militarist ideolojiden ve onun nÃ¼velerini iÃ§inde barÄ±ndÄ±ran cinsiyetÃ§ilikten baÄŸÄ±msÄ±z dÃ¼ÅŸÃ¼nemeyeceÄŸizdir. Ã–yle ki TÃ¼rkiye Ã¶zelinde askerliÄŸin zorunlu olduÄŸu ve erkek yurttaÅŸÄ±n gerÃ§ekleÅŸtirdiÄŸi bir "gÃ¶rev"in erkek sosyalleÅŸmesindeki rolÃ¼ ve erkekliÄŸin inÅŸasÄ±ndaki militarizm, karÅŸÄ± cinsiyetÃ§ilikten de baÄŸÄ±msÄ±z deÄŸerlendirilemeyecektir. HeteroseksÃ¼el, "saÄŸlam" erkeÄŸin vatan borcunu Ã¶demesi ve ardÄ±ndan eve dÃ¶nÃ¼ÅŸ ile tamamlanmayan militarist sÃ¼reÃ§ Ã¼zerinde dÃ¼ÅŸÃ¼nmek gerekmektedir. ErkekliÄŸin, vatandaÅŸ kimliÄŸi ile siyasallaÅŸtÄ±ÄŸÄ±, kadÄ±nlarÄ±n ise ikincil vatandaÅŸlÄ±klarÄ± ile dÄ±ÅŸlandÄ±klarÄ± koca bir hayat oluÅŸmaya baÅŸlayacaktÄ±r.<br />
<br />
Ã‡alÄ±ÅŸmada vicdani red kavramÄ±nÄ±n anlamÄ±nÄ±n, sivil itaatsizlik ve anti militarizm kavramlarÄ± ile olan iliÅŸkisini ele aldÄ±ktan sonra, kavramlar Ã¼zerinden kendilerini tanÄ±mlayan kimliklerin yeniden Ã¼retildiÄŸini, sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ±n geniÅŸlediÄŸini, sÄ±nÄ±rlarÄ±n saydam, geÃ§irgen olduÄŸunu ele alacaÄŸÄ±z.<br />
<br />
Ã‡alÄ±ÅŸmada militarist ideolojinin askeriye dÄ±ÅŸÄ± alanlardaki nÃ¼fuzu sorunsallaÅŸtÄ±rÄ±lacaktÄ±r. Vicdani reddin askerliÄŸi red eden erkekler Ã¼zerinden deÄŸil de, vicdani red eden kadÄ±nlarÄ±n militarizmle olan iliÅŸkisine dikkat Ã§ekilecektir. Askerlik, kadÄ±nlarÄ±n kapÄ±sÄ±na gerÃ§ekten dayanmÄ±yor mu? Militarizmin kapitalizm ve milliyetÃ§ilikle olan iliÅŸkisinin kimlikler arasÄ±nda yarattÄ±ÄŸÄ± "konumlar savaÅŸÄ±" nasÄ±l bir hegemonya biÃ§imini tanÄ±mlamaktadÄ±r? KadÄ±nlÄ±k, militarizmle olan iliÅŸkisini asker annesi, karÄ±sÄ± ya da teselli kÄ±zlarÄ± olmanÄ±n dÄ±ÅŸÄ±nda daha geniÅŸ bir kolektif kimlik olarak nasÄ±l oluÅŸturmaktadÄ±r? KadÄ±nlarÄ±n barÄ±ÅŸ istemesi ile erkeklerin barÄ±ÅŸ istemesi arasÄ±ndaki "farkÄ±n" toplumsal izdÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼ nasÄ±l ifade edilebilir? KadÄ±nlar hep savaÅŸan erkekleri bekleyen, yaralarÄ±nÄ± saran korumacÄ±lÄ±ÄŸÄ± ile mi barÄ±ÅŸÄ± ister? Peki, barÄ±ÅŸÄ±n, eylemselliÄŸine soyunan baÅŸka bir dÃ¼nya ÅŸiarÄ±nÄ± bu minvalde Ã¼reten radikalizm nerede durmaktadÄ±r? TÃ¼m bu sorularÄ±n daha Ã§ok sorgulamalarÄ±n Ä±ÅŸÄ±ÄŸÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸmayÄ± tamamlamayÄ± umuyorum.<br />
<br />
<b>Vicdani red ne demek?</b><br />
<br />
Vicdani red en yalÄ±n ifadesiyle kiÅŸinin ahlaki tercihi, dini inanÃ§, felsefi gÃ¶rÃ¼ÅŸ ya da politik nedenlerle askeri eÄŸitim ve hizmette bulunmayÄ±, silah taÅŸÄ±mayÄ± ve kullanmayÄ± reddetmesidir.(1)<br />
<br />
Vicdani redci sayÄ±sÄ± kadar vicdani red tanÄ±mÄ± vardÄ±r. En Ã§ok ileri sÃ¼rÃ¼len iki bÃ¼yÃ¼k kanaat kategorisine gÃ¶re "Ã¶ldÃ¼rmek her koÅŸulda yanlÄ±ÅŸtÄ±r (pasifist, red) diÄŸerine gÃ¶re ise zorun kullanÄ±mÄ± bazÄ± durumlarda meÅŸrudur. Ama baÅŸka bazÄ± durumlarda deÄŸildir ve dolayÄ±sÄ±yla bu diÄŸer durumlarda reddetmek bir gerekliliktir. (askerlik hizmetinin kÄ±smi reddi) (2)<br />
<br />
VicdanÄ± red bir itaatsizlik biÃ§imi olarak karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kmaktadÄ±r. Ancak ileri sÃ¼rÃ¼len gerekÃ§elerin farklÄ± olabilmesi Ã¶znel, bireysel niteliÄŸi Ã§ok daha Ã¶n plana Ã§Ä±karmaktadÄ±r. Ahlaksal bir tercih ve hak talebi ile silah kullanmayÄ± istememe, savaÅŸmaya karÅŸÄ± bir durum yaratmaktadÄ±r. Yine de yaratÄ±lan bu durumun kolektif bir algÄ± oluÅŸturularak gerÃ§ekleÅŸtiÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼nmek hatalÄ± olacaktÄ±r. Vicdani reddin bÃ¼yÃ¼k bir sistem eleÅŸtirisi vermeden alÄ±nan bireysel karar olabileceÄŸi gibi; NilgÃ¼n Toker'in de ifade ettiÄŸi gibi bireyin vicdanÄ± gereÄŸi otoriteye boyun eÄŸmeme tavrÄ±, otoritenin kontrol gÃ¼cÃ¼nÃ¼n dÄ±ÅŸÄ±nda kalan alanlar yaratmasÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan da deÄŸerli olmaktadÄ±r.(3) Anti militarizmin, savaÅŸmamanÄ±n birÃ§ok dilini geliÅŸtirmesi ile kimi pasifist mezheplerin Ã¼yelerinin, vicdani redleri iÃ§in dini, politik nedenler ileri sÃ¼renlerin dÄ±ÅŸÄ±nda da farklÄ± birÃ§ok kimlik yerini almÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Vicdani reddin ahlaki niteliÄŸindeki direnÃ§, bireysel, Ã¶znel yaklaÅŸÄ±mlarÄ±n sonucu olarak karÅŸÄ±mÄ±zda durmaktadÄ±r. Sistem, devlet Ã¶rgÃ¼tlenmesi, askeriye tÃ¼m bir inÅŸa sÃ¼recinin sorgulanmasÄ±ndaki ahlaki yaklaÅŸÄ±m, politikleÅŸmekten kendini ne kadar uzak tutabilecektir? Anti militarizm ve savaÅŸ karÅŸÄ±tlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n "vicdani red beyanlarÄ±" ile de gÃ¶rÃ¼nÃ¼r olmasÄ± kavramÄ±n yeniden kurulabileceÄŸini ortaya koymaktadÄ±r. Toker, TÃ¼rkiye'deki vicdani red eylemlerinin sivil itaatsizlik formunda sunulduÄŸunu ifade ederek ahlaksal deÄŸil politik bir eylem olduÄŸunu belirtmiÅŸtir. (4)<br />
<br />
Vicdani red yaklaÅŸÄ±mlarÄ±na politik olmasÄ± ile ahlaksal olmasÄ± arasÄ±ndaki fark, anti militarizm Ã¼zerinden belirmektedir. Anti militarist duruÅŸun getirdiÄŸi itaat, disiplin, iktidar, hiyerarÅŸi gibi tÃ¼m tahakkÃ¼m sisteminin reddi ve yerinden edilmesi, deÄŸiÅŸtirilmesi politik bir sorumluluÄŸu getirmektedir. Salt ahlaksal niteliÄŸine vurgu yapÄ±lan vicdani red de bireyin, Ã¶zne olarak "ortak kabul ve iyiden" Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ± kendi gerÃ§ekliÄŸinin ve iyisinin sÄ±nÄ±rlarÄ±ndan sorumluluÄŸu sÃ¶z konusudur. Sivil itaatsizliÄŸin salt politik alana ait olduÄŸunu sÃ¶ylememeliyiz. Politik alanda yer alan anti militarist kimliklerin Ã§oklu, katmanlÄ± hali ve bunlar arasÄ±ndaki mÃ¼cadelenin de varlÄ±ÄŸÄ± gÃ¶zden kaÃ§Ä±rÄ±lmamalÄ±dÄ±r. Ahlaki sorumluluÄŸun yalnÄ±z, Ã¶znel bireyler iÃ§in tek bir tekillikten bahsedemeyeceÄŸimize gÃ¶re bireyleri tek bir evrensel ahlak Ã§atÄ±sÄ± altÄ±nda da gÃ¶remeyiz. Ã‡Ã¼nkÃ¼ tek bir evrensel de yok.<br />
<br />
<b>Anti militarizm neyin eleÅŸtirisi?</b><br />
<br />
Militarizm tekniÄŸin egemen olduÄŸu, aklÄ±n araÃ§sallaÅŸtÄ±rÄ±ldÄ±ÄŸÄ±, insanlarÄ±n tek biÃ§imli bir aynÄ±laÅŸtÄ±rmaya uÄŸratÄ±ldÄ±ÄŸÄ± dolayÄ±sÄ±yla insanlarÄ±n eylemlerinin kendi yargÄ±lama/dÃ¼ÅŸÃ¼nme yetileriyle deÄŸil, bir dÃ¼zen mantÄ±ÄŸÄ±nÄ±n kural koruyuculuÄŸuyla belirlendiÄŸi bir yaÅŸam biÃ§iminin dÃ¼zenlenmesidir. Bu dÃ¼zenleme ÅŸiddet, zor, baskÄ±, manipÃ¼lasyon ve tahakkÃ¼m aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla gerÃ§ekleÅŸmektedir.(5) Askeriye/ ordu eleÅŸtirisi yapmak her koÅŸulda anti militarist bir eleÅŸtiri mi gerÃ§ekleÅŸtirmektir? Militarizmin gÃ¶rÃ¼nen, gÃ¶rÃ¼nmeyen; gÃ¶ze batan, iÃ§selleÅŸmiÅŸ birÃ§ok boyutu ile sistemin iÅŸlerliÄŸi devam etmektedir. Hatta eÅŸitsiz, hiyerarÅŸik iliÅŸkilerin kimi zaman Ã¼stÃ¼nde yer almamÄ±zÄ± saÄŸlayan statÃ¼, deÄŸer, kÄ±dem yadÄ±rganmamaktadÄ±r. CinsiyetÃ§i, Ä±rkÃ§Ä± yaklaÅŸÄ±mlarÄ±n "normal" olduÄŸuna kanaat getirerek kurulan gÃ¼ndelik iliÅŸkiler de sÃ¼rÃ¼p gitmektedir. TanÄ±l Bora, askeriye/ordu eleÅŸtirisi terimini anti militarizmle canlÄ± bir alÄ±ÅŸveriÅŸi bulunan, fakat mutlaka anti militarizme baÄŸlanmasÄ± da gerekmeyen, daha "serin" bir kavram olarak kullanmaktadÄ±r. Militarizmin birincil dÃ¼zlemi, askeriyenin/ordunun emir-itaat, hiyerarÅŸi-disiplin, rÃ¼tbe ve ritÃ¼el nizamÄ±na dayalÄ± ÅŸiddet yÃ¼klÃ¼ bir "siyaset idare" yÃ¶ntemidir. Askeriye/ordu eleÅŸtirisi, bu yÃ¶ntemin ve onun yeniden Ã¼rettiÄŸi zihniyet kalÄ±bÄ±nÄ±n eleÅŸtirisidir. EleÅŸtirinin bir baÅŸka dÃ¼zlemi ise askeriyenin, erkekliÄŸin inÅŸasÄ±nÄ± gerÃ§ekleÅŸtiren bir kurum oluÅŸuyla ilgilidir. AskerliÄŸin dili, erkekliÄŸi yÃ¼celtir- kadÄ±nlÄ±ÄŸÄ± kadÄ±nlarÄ± horlamaktadÄ±r.(6) Bora'nÄ±n askeriye eleÅŸtirisini, anti militarizmin geniÅŸ perspektifinden deÄŸil de kÄ±smi bir ordu eleÅŸtirisinin, anti militarizm kavramÄ±nÄ±n iÃ§eriÄŸinden belirgin farkÄ± vardÄ±r. Anti militarizm, sadece ordu/askeriye sistematiÄŸini deÄŸil; Ã¶rgÃ¼tlenme, direniÅŸ ya da temsil gibi pratiklerin bir kez daha gÃ¶zden geÃ§irilmesi gerekliliÄŸine uyarÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ± dikkati Ã§ekmektedir. Ertelenen, ikincil gÃ¶rÃ¼len, nesneleÅŸtirilen ya da kÃ¼ltleÅŸtirilen, mitleÅŸtirilen her tÃ¼rlÃ¼ yaklaÅŸÄ±m Ã¼zerinde arkeolojik Ã§alÄ±ÅŸma yapar. DerinleÅŸtikÃ§e ortaya Ã§Ä±kan gerÃ§eklikle insanlarÄ±n, topluluklarÄ±n ne kadar yÃ¼zleÅŸebildiÄŸi Ã¶nemli olmaktadÄ±r?<br />
<br />
Vicdani red kavramÄ± ile anti militarizmi yan yana getirdiÄŸimiz dÃ¼zlemle; anti militarizmle, ordu/askeriye eleÅŸtirisini yan yana getirdiÄŸimiz dÃ¼zlem, kimi noktalarda Ã§akÄ±ÅŸabilmektedir. Bora'nÄ±n daha sonra ifade edeceÄŸi, piyasa dinamiÄŸinin, Ã¶zelleÅŸmenin getireceÄŸi profesyonel Ã¶zel ordularÄ±n, ulusal ordulardan farkÄ±nÄ± gÃ¶rmenin anlamÄ± ancak ÅŸu olabilecektir: YÄ±kÄ±lan militer tabunun yerine piyasa rasyonalitesinin bir alternatif tabu haline gelmesinde sakÄ±nmak gereklidir. Ä°kisi birbirinin alternatifi deÄŸildir. Neo liberal Ã§aÄŸÄ±n ordu mitolojisinin, militarizmi yeniden Ã¼retecek argÃ¼manlarÄ± hali hazÄ±rda vardÄ±r. (7)<br />
<br />
Vicdani reddin, ahlaki bir Ã§erÃ§evede sunduÄŸu bireysel direniÅŸ alanÄ±na olumlu cevap veren devlet ya da hukuk sistemlerinin olmasÄ± bize neyi gÃ¶sterir? Vicdani red hakkÄ±nÄ±n kabulÃ¼ ve bireyin hayatÄ±nda gerÃ§ekleÅŸmesi ile son bulan bir savaÅŸmama pratiÄŸi nasÄ±l bir gerÃ§eklik iÃ§inde yer almaktadÄ±r? Ulrich BrÃ¶ckling, Almanya Ã¶rneÄŸinde, yasallaÅŸan vicdani reddin, dÃ¶nemin askeri yapÄ±lanma gereksinimleriyle gayet uyumlu olduÄŸunun gÃ¶rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ belirtmektedir. Devletin artÄ±k bÃ¼tÃ¼n genÃ§ erkeklere asker olarak gereksinimi kalmadÄ±ÄŸÄ±nÄ±, ordunun dÄ±ÅŸÄ±ndaki sivil hizmetleri karÅŸÄ±lamalarÄ± alternatif olarak sunulmuÅŸtur. Temel bir hak olarak vicdani red, ordu iÃ§indeki Ã§arklardaki kum olabilecek olanlarÄ± uzak tutan bir filtreleme iÅŸlevi gÃ¶rmÃ¼ÅŸtÃ¼r.(8) Vicdani red hakkÄ±nÄ± tanÄ±yan devletler, savaÅŸmaya devam etmektedir. Devletin deÄŸiÅŸen ihtiyaÃ§larÄ±na gÃ¶re ÅŸekillenen, ordularÄ±n daha makul ve verimli olmasÄ± amaÃ§lanarak oluÅŸturulmuÅŸ prensip kararlarÄ±ndan biri de vicdani red hakkÄ±nÄ±n tanÄ±nmasÄ± olabilir. Vicdani red, anti militarist bir yaklaÅŸÄ±mla deÄŸerlendirilmeye alÄ±ndÄ±ÄŸÄ±nda ordularÄ±n deÄŸiÅŸen yapÄ±sÄ±, ekonomisi ve kendisini toplumsal yaÅŸam iÃ§erisinde meÅŸrulaÅŸtÄ±rma pratiklerinin tÃ¼mÃ¼nÃ¼n reddi sÃ¶z konusudur.<br />
<br />
<b>O ÅŸimdi asker ya sonra...</b><br />
<br />
George L. Mosse kitabÄ±nda BatÄ± toplumlarÄ±nda modern erkekliÄŸin oluÅŸumunu incelemiÅŸtir. Ä°deal erkekliÄŸin, BatÄ± toplumlarÄ±nda imparatorluktan ulus devlete geÃ§iÅŸ sÃ¼recinde ulusal yeniden doÄŸumun simgesi ve aynÄ± zamanda da modern devletin tanÄ±mÄ±nÄ±n temel unsurlarÄ±ndan biri olduÄŸu Ã¼zerinde Ã¶nemle durmaktadÄ±r. (9)<br />
<br />
Devlet oluÅŸumu, insanlarÄ± belli bir cemaatin mensuplarÄ± olarak temsil eden bÃ¼tÃ¼nleÅŸtirici bir proje olduÄŸu gibi, Foucault'nun da iÅŸaret ettiÄŸi gibi, insanlarÄ± aynÄ± Ã¶lÃ§Ã¼de, gayet belirli ve Ã¶zgÃ¼l yollarla da bireyselleÅŸtirmektedir. Devlet cemaati iÃ§inde yurttaÅŸ, seÃ§men, vergi mÃ¼kellefi, jÃ¼ri Ã¼yesi, anne-baba, tÃ¼ketici, ev sahibi-kÄ±sacasÄ± birey olarak kaydÄ±mÄ±z tutulmaktadÄ±r.(10)<br />
<br />
TÃ¼rkiye'de 1927'den beri bÃ¼tÃ¼n erkek yurttaÅŸlar iÃ§in zorunlu olan askerlik, bÃ¼tÃ¼nleÅŸtirici bir projenin parÃ§asÄ± olarak iÅŸletilmektedir. Asker erkeÄŸin Ã¶zneliÄŸinden birÃ§ok kimlik inÅŸasÄ± oluÅŸturulmaktadÄ±r. "Asker erkek", "asker yurttaÅŸ" gibi erkek kimliÄŸini belirleyen temel pratikler sÃ¼rekli yeniden Ã¼retilmektedir. Askerlik hizmeti aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla yaygÄ±nlaÅŸtÄ±rÄ±lan toplumsal cinsiyet normlarÄ±, devlet katÄ±nda makbul gÃ¶rÃ¼len erkekliÄŸin olduÄŸu kadar; olmasÄ± gereken kadÄ±nlÄ±ÄŸÄ±n da sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ± belirler. Erkeklik kimliÄŸinin inÅŸasÄ±ndaki sÄ±nÄ±rlarÄ± belli, tartÄ±ÅŸÄ±lmaz normatif eÄŸilim pratikte birÃ§ok geÃ§ersizlikle karÅŸÄ±laÅŸmaktadÄ±r. ErkekliÄŸin sosyalizasyonundaki etkinliÄŸi oldukÃ§a net olan kurumun askeriye olmasÄ±, ÅŸiddetin kurumsal ve tekelleÅŸmiÅŸ biÃ§imini gÃ¶rÃ¼nÃ¼r kÄ±lmaktadÄ±r. Asker olmanÄ±n, "Ã¶lmeye hazÄ±r olma" ve "Ã¶ldÃ¼rme eÄŸitimi" olduÄŸundan uzaklaÅŸan; "vatan borcu," "asker ocaÄŸÄ±nda piÅŸme," erkek olma gibi soyutlaÅŸan kÃ¼ltÃ¼rel beklentiler ileri sÃ¼rÃ¼lmektedir. TÃ¼m bu soyutlama ve yanÄ±lsamayÄ±, ÅŸiddet yÃ¼klÃ¼ bir mekanizmanÄ±n toplumsal anlamdaki meÅŸruluÄŸunun karineleri olarak gÃ¶rebiliriz. Ä°srail Ã¼zerine Ã§alÄ±ÅŸan bir feminist araÅŸtÄ±rmacÄ±nÄ±n ifade ettiÄŸi gibi, "gerÃ§ek askerler, onlarÄ±n kendilerine Ã¶zgÃ¼ hayatlarÄ± ve somut Ã¶zellikleri, ancak meÅŸruiyet saÄŸlayan sÃ¶ylemlere yedirildiÄŸi Ã¶lÃ§Ã¼de Ã¶nemlidir."(11)<br />
<br />
Normatif erkekliÄŸin inÅŸasÄ±ndaki Ã§atlaklar Ã¶rneÄŸin savaÅŸ sonrasÄ± erkeklik pratiklerinde- yaÅŸam sevincini ortadan kaldÄ±ran, sakatlÄ±k, hesaplaÅŸma, gerÃ§eÄŸe tanÄ±klÄ±k gibi- gÃ¶rÃ¼lebilmektedir. 1999 yÄ±lÄ±nda Gazeteci Nadire Mater tarafÄ±ndan -daha sonra yayÄ±mÄ± durdurulacak olan- Mehmed'in KitabÄ± adlÄ± bir eser yayÄ±mladÄ±. Kitapta, GÃ¼neydoÄŸu'da 1990'larda askerlik yapmÄ±ÅŸ, sÄ±cak Ã§atÄ±ÅŸmaya katÄ±lmÄ±ÅŸ kÄ±rk iki genÃ§le yapÄ±lan gÃ¶rÃ¼ÅŸmeler yer almaktadÄ±r. BÃ¶lgede savaÅŸmÄ±ÅŸ birÃ§ok gencin ortak derdi, gÃ¼ndelik hayatta ÅŸiddete baÅŸvurma eÄŸiliminin artmÄ±ÅŸ olmasÄ±, iÃ§lerinde kabaran saldÄ±rganlÄ±ÄŸÄ± bastÄ±rmakta Ã§ektikleri gÃ¼Ã§lÃ¼k belirtilmiÅŸtir.<br />
<br />
<i>"Bazen kÃ¶tÃ¼ kÃ¶tÃ¼ rÃ¼yalar gÃ¶rÃ¼yorum. Bir gece karÄ±mÄ±n boÄŸazÄ±nÄ± sÄ±kmÄ±ÅŸÄ±m. UyanÄ±p kollarÄ±mÄ± tutmuÅŸ... HiÃ§ kimse yardÄ±mcÄ± olmuyor kendimi yalnÄ±z hissediyorum."Askerlik sonrasÄ± bunalÄ±ma girmiÅŸ uÃ§ak kaÃ§Ä±rmÄ±ÅŸ genÃ§ Ä°hsan AkyÃ¼z'Ã¼n (Trabzon'da cezaevinde yatmÄ±ÅŸ) annesi "GÃ¼neydoÄŸu'da Ã¶len kurutuluyor diyor," "Åžimdi Ã¢ÅŸÄ±k olamÄ±yorum" ifadeleri; "OranÄ±n ortamÄ± her ÅŸeyi kÃ¶reltiyor, hayatÄ± kÃ¶reltiyor. Ã–nce sevgilim vardÄ±. ArtÄ±k sevgili istemiyorum. YalnÄ±z kalmak, yalnÄ±z yaÅŸamak istiyorum."</i>(12)<br />
<br />
GerÃ§ek ve en zor savaÅŸÄ±n insanÄ±n kendisiyle yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± savaÅŸ olduÄŸu yolundaki gÃ¶rÃ¼ÅŸ, kitap boyunca pek Ã§ok kiÅŸi tarafÄ±ndan birÃ§ok kez tekrarlanmaktadÄ±r. Pek Ã§oklarÄ± iÃ§in, kendileriyle verdikleriyle savaÅŸ, askerliklerini bitirip evlerine dÃ¶ndÃ¼kten sonra da devam etmektedir.<br />
<br />
PÄ±nar Selek'in "SÃ¼rÃ¼ne sÃ¼rÃ¼ne erkeklik" Ã§alÄ±ÅŸmasÄ±nda farklÄ± yaÅŸ ve meslek grubundaki elli sekiz kiÅŸi ile gerÃ§ekleÅŸtirilen derinlemesine gÃ¶rÃ¼ÅŸmede "tekil bir ataerkillik durumunun olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¼rekli devinen siyasal sÃ¼reÃ§lerin ve iktidar iliÅŸkilerinin yarattÄ±ÄŸÄ± Ã¶zgÃ¼n toplumsal cinsiyet hiyerarÅŸilerinin olduÄŸuna yer vermektedir.(13) ErilliÄŸin, homojen bir erkeklik Ã¼zerinden tartÄ±ÅŸÄ±lmasÄ±, benzer ÅŸekilde normatif erkekliÄŸin sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ±n mutlaklÄ±ÄŸÄ±nÄ±n kabulÃ¼dÃ¼r. Oysa gerek iÃ§inde bulunulan siyasal sÃ¼reÃ§ler, iktidar iliÅŸkileri gerekse askerin kendisi ile verdiÄŸi mÃ¼cadelenin sonucu katmanlÄ± toplumsal cinsiyetle karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya olunduÄŸunu gÃ¶stermektedir.<br />
<br />
Serpil Sancar'Ä±nda ifade ettiÄŸi gibi, eril ÅŸiddet, bunu uygulayan insanÄ±n cinsiyetinden Ã§ok davranÄ±ÅŸÄ±n kendisine gÃ¶nderme yapmaktadÄ±r. SonuÃ§larÄ± itibariyle yarattÄ±ÄŸÄ± iktidar iliÅŸkilerinin daÄŸÄ±ttÄ±ÄŸÄ± statÃ¼, gÃ¼Ã§ ve getiriler dikkati Ã§ekmektedir. Eril ÅŸiddetin statÃ¼, gÃ¼Ã§ gibi getirilerinin erkekler arasÄ±nda paylaÅŸÄ±mÄ±nÄ± devlet, piyasa-aile gibi "erkek egemenliÄŸini" dÃ¼zenleyen kurumlar ile gerÃ§ekleÅŸtirmektedir. Erkek Ã¼stÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼ne dayalÄ± pratiklerin yarattÄ±ÄŸÄ± getiriler-namus, bekÃ¢ret, evlilik vs.- genel olarak erkekler ve kadÄ±nlar arasÄ±nda hiyerarÅŸik eÅŸitsizlikleri yapÄ±landÄ±rmaktadÄ±r. (14)<br />
<br />
Modern devlet, ÅŸiddete baÅŸvurma tekelini elinde tutarak ÅŸiddetin araÃ§larÄ±na sahip olur ve bu araÃ§larla insanlarÄ± denetlemektedir. BrÃ¶kling, kadÄ±nÄ± dÄ±ÅŸarÄ±da bÄ±rakan, ÅŸiddeti ve saldÄ±rganlÄ±ÄŸÄ± iÃ§selleÅŸtiren bu erkekler birlikteliÄŸi sadece askerlik dÃ¶neminde deÄŸil, askerlik Ã¶ncesi ve sonrasÄ± da iÅŸler demektedir. Homojen "biz"in yaratÄ±lmasÄ±na yÃ¶nelik bu sÃ¼reci Foucault "bÃ¼yÃ¼k bir zindan", Weber "Ã§elik gibi sert kabuk" olarak nitelemektedir.(15) "Biz" vurgusundaki ÅŸiddetin ve kadÄ±nÄ± diÄŸer, ikincil kÄ±lan eril Ã¶rgÃ¼tlenmelerin yapÄ±sal nedenlerini hep sÃ¶ylemiÅŸ olduk. Elias Canetti Kitle ve Ä°ktidar adlÄ± eserinde Ã§ok daha anlatÄ±sal bir ÅŸeye dikkati Ã§ekmektedir. Emir ve sÄ±zÄ±nÄ±n iliÅŸkisinden sÃ¶z etmektedir. "Emir, emir alanÄ± emrin iÃ§eriÄŸine uygun olarak eylemde bulunmaya zorlar sÄ±zÄ± da emre uyanÄ±n iÃ§inde kalÄ±r. SÄ±zÄ± saklÄ±dÄ±r, orada olduÄŸu sezilmez, varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± yalnÄ±zca emre uyulmadan Ã¶nce aÃ§Ä±ÄŸa Ã§Ä±kan belli belirsiz gÃ¶nÃ¼lsÃ¼zlÃ¼kle aÃ§Ä±ÄŸa vurur."(16) SÄ±zÄ±, insanÄ±n tÃ¼m psikolojik yapÄ±sÄ±nda, kendisini yeniden Ã¼retene kadar deÄŸiÅŸmeden kalmakta ancak emre uygun olarak deÄŸiÅŸmektedir. O zaman sÄ±zÄ±lardan sonsuza dek kurtulmak, emir almamaktÄ±r. KarÅŸÄ±tÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸmeden -emir de vermeden- kurtulmaktÄ±r. Åžiddete, emre, gÃ¼ce dayalÄ± eril deÄŸerlerin, kurumlarÄ±n, iliÅŸkilerin eleÅŸtirisini ve dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼nÃ¼ saÄŸlamanÄ±n yolunu aÃ§mak gereklidir.<br />
<br />
<b>KadÄ±nlar neden savaÅŸ istemiyor?</b><br />
<br />
Erkek egemenliÄŸinin eleÅŸtirisi, modern ulus devlet ve kendisini iliÅŸkilendirdiÄŸi tÃ¼m toplumsal, politik kurum ve sosyalizasyonlar Ã¼zerinden ikinci kez dÃ¼ÅŸÃ¼nmemizi gerekli kÄ±lmaktadÄ±r. Zorunlu askerlik ve vatandaÅŸlÄ±k iliÅŸkisi, kadÄ±nÄ±n konumundaki ikincilliÄŸe dikkati Ã§ekmektedir. Sivil toplum, vatandaÅŸlÄ±k, kamusal alan eril kavramlar olarak kadÄ±nlarÄ±n konumlarÄ±na, toplumsal rollerine zemin oluÅŸturmaktadÄ±r. Zorunlu askerlik yalnÄ±zca "yurdun mÃ¼dafaasÄ±na" yÃ¶nelik bir uygulama deÄŸil, aynÄ± zamanda erkeklerin ve kadÄ±nlarÄ±n devletle arasÄ±ndaki vatandaÅŸlÄ±k iliÅŸkisini de belirleyen bir uygulamadÄ±r. <br />
<br />
Ulus devlet formu kadÄ±nÄ± annelik rolÃ¼nden baÄŸÄ±msÄ±z dÃ¼ÅŸÃ¼nemezken; militarizmin bu tanÄ±ma katkÄ±sÄ±, kadÄ±nlara "oÄŸullarÄ±nÄ± seve seve vatana feda edecek asker annesi" rolÃ¼ biÃ§mek ÅŸeklindedir. Yuval-Davis'in de belirttiÄŸi gibi kadÄ±nlarÄ±n milletlerin yalnÄ±zca biyolojik, kÃ¼ltÃ¼rel, sembolik yeniden Ã¼retimindeki rollerine deÄŸil, vatandaÅŸlÄ±k haklarÄ± ve yÃ¼kÃ¼mlÃ¼lÃ¼kleri yoluyla milletin sivil oluÅŸumundaki konumlarÄ±na da eleÅŸtirel bir gÃ¶zle bakÄ±lmalÄ±dÄ±r.(17) KÃ¼ltÃ¼rel ve geleneksel olarak ordu milletinin analarÄ± olarak kadÄ±nlarÄ±n biyolojik Ã¼reticiliÄŸine yapÄ±lan vurgunun, kamusal alan, siyasi katÄ±lÄ±m gibi alanlardaki ikincilliÄŸi, gÃ¶rmezden gelinmesi, anti militarizmin geniÅŸ perspektifli direniÅŸ alanÄ±nÄ±n gerekliliÄŸini ortaya koymaktadÄ±r. Militarizm, cinsiyetÃ§ilikle, ataerkilliÄŸe, heteroseksizmle ve her tÃ¼rlÃ¼ ayrÄ±mcÄ±lÄ±k biÃ§imiyle milliyetÃ§ilikle iÃ§ iÃ§e geÃ§miÅŸ iliÅŸkisi farklÄ± hiyerarÅŸi ve tahakkÃ¼m sistemlerini yeniden Ã¼retmektedir. Geleneksel toplumsal cinsiyet algÄ±larÄ± ile doÄŸrudan iliÅŸkili olan militarist algÄ±larÄ±n normalleÅŸmiÅŸ ve kanÄ±ksanmÄ±ÅŸ tÃ¼m deÄŸer ve normlarÄ±, kadÄ±nlar Ã¼zerinden oluÅŸturulmaktadÄ±r. TÃ¼m bu "gÃ¶rÃ¼nmez" inÅŸanÄ±n aÃ§Ä±ÄŸa Ã§Ä±kartÄ±lmasÄ±, ifÅŸa edilmesi Ã¶nem taÅŸÄ±maktadÄ±r. Aksi halde toplumsal cinsiyet, militarist algÄ±lar Ã§ok daha yerleÅŸik ve gÃ¼Ã§lÃ¼ bir hal alacaktÄ±r.<br />
<br />
Afsaneh Najmabadi'nin belirttiÄŸi gibi "modern uluslar Ã§oÄŸunlukla aile metaforlarÄ±yla tahayyÃ¼l edilir. Ulusal cemaatin, bir erkek kardeÅŸler birliÄŸi olarak inÅŸa edilmesi, milliyetÃ§ilik ruhunun yaratÄ±lmasÄ±nda erkek baÄŸlarÄ±nÄ±n merkeziliÄŸine ve kadÄ±nlarÄ±n toplumsal sÃ¶zleÅŸmeden dÄ±ÅŸlanmasÄ±na iÅŸaret etmektedir."(18) L.Marshall'Ä±nda ifade ettiÄŸi gibi, ataerkil devrin baÅŸlangÄ±cÄ±ndan beri kadÄ±nlar savaÅŸÄ±n ganimetleri olarak dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼lmÃ¼ÅŸtÃ¼r, Ã¼stÃ¼ Ã¶rtÃ¼k "ikincil zarar"-tecavÃ¼z- ifadesinin altÄ±nda gÃ¶rÃ¼nmezleÅŸtirilmiÅŸlerdir. Modern erkek egemen dÃ¼zende kadÄ±nlarÄ±n vatandaÅŸlÄ±ÄŸa "birey" olarak deÄŸil, kadÄ±n olarak dÃ¢hil edilmeleri vatandaÅŸlÄ±ÄŸÄ±n eÅŸit oluÅŸturulmadÄ±ÄŸÄ± gibi kadÄ±nlarÄ±n farklÄ±lÄ±klarÄ±nÄ±n da yok sayÄ±ldÄ±ÄŸÄ± katmanlÄ± bir eÅŸitsizlik sÃ¶z konusudur. Ã–yle ise, bu kadar yok sayÄ±lan, ikincil kÄ±lÄ±nan kadÄ±nlarÄ±n sistemin iÅŸlerliÄŸine engel olmalarÄ± halinde iÅŸleyiÅŸin sekteye uÄŸramamasÄ± iÃ§in ne yapÄ±lmaktadÄ±r? Meltem AhÄ±ska'nÄ±n ifadesiyle "milliyetÃ§ilik sÃ¶ylemi anneliÄŸe yatÄ±rÄ±m yapar, 'milletin analarÄ±' kutsal sayÄ±lÄ±r, baÅŸ tacÄ± edilir.(19) KutsallÄ±k, el deÄŸmemiÅŸlik, temizlik gibi metaforlarla "iffetli" kadÄ±n olmalarÄ±, erkeklerin/ulusun "namusunu kirletmemeleri" gerekliliÄŸi ileri sÃ¼rÃ¼lmektedir. KadÄ±n bir yÃ¶nÃ¼yle doÄŸurduÄŸu Ã§ocuk, beklediÄŸi eÅŸ Ã¼zerinden sistemi desteklemekle yÃ¼kÃ¼mlÃ¼ kÄ±lÄ±nacaktÄ±r.<br />
<br />
Cynthia Enloe'ya gÃ¶re, "askeriye bu askerlerin annelerinin, en azÄ±ndan pasif iÅŸbirliÄŸini saÄŸlamalÄ± ve kendi tarafÄ±na Ã§ekmelidir. Annelerin ve anneliÄŸin militarizasyonu, ordunun, erkekleri devletin ordularÄ±na yazÄ±lmaya ikna etmeleri iÃ§in Ã¶nemlidir.(20) "Normatif kadÄ±nlÄ±k" koÅŸullarÄ±nÄ± saÄŸlamÄ±yor, anne deÄŸillerse Ã¼stelik askerliÄŸe eleÅŸtiri getiriyorlarsa "milletin analarÄ±" olanlarÄ±n kutsallÄ±ÄŸÄ± yeniden vurgulanacaktÄ±r. Ã–rneÄŸin, BÃ¼lent Ersoy hakkÄ±nda "halkÄ± askerlikten soÄŸuttuÄŸu" gerekÃ§esiyle aÃ§Ä±lan davanÄ±n temyizinde savcÄ±nÄ±n itiraz gerekÃ§esinde biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve askerlik iliÅŸkisi ortaya Ã§Ä±kmaktadÄ±r. Gazetenin son derece Ã§arpÄ±cÄ± haber baÅŸlÄ±ÄŸÄ± "Rahmin kadar konuÅŸ"tur. Ersoy'un Ã§ocuk doÄŸurma yeteneÄŸinin olmamasÄ±, biyolojik anne olamayacaÄŸÄ± ve tam da AydÄ±nlanma dÃ¼ÅŸÃ¼ncesi Ã¼rÃ¼nÃ¼ olan beden-ruh bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼ne atfen bedenin ruhun doÄŸrudan yansÄ±masÄ± olduÄŸu fikrini anÄ±msatmaktadÄ±r. Ã–yle ise rahmin yok iyi niyetin de yoktur! (21)<br />
<br />
Modern toplumsal dÃ¼zenin eril yapÄ±sÄ± iÃ§inde, anti militarist bakÄ±ÅŸ aÃ§Ä±sÄ±nÄ±n dÃ¼nyaya iliÅŸkin sahip olduÄŸu deÄŸer, farkÄ±ndalÄ±k ve bilinÃ§ nasÄ±l iÅŸlemektedir? Anti militarizmin gerek mÃ¼cadele araÃ§larÄ± gerekse politik ve ahlaksal sorumluluÄŸu homojen bir tanÄ±ma izin vermemektedir.<br />
<br />
HÃ¢kim olan cinsiyetlendirilmiÅŸ, homofobik ve askerileÅŸtirilmiÅŸ vatandaÅŸlÄ±k kurgusunda kadÄ±nÄ±n itaatkÃ¢rlÄ±ÄŸÄ±nÄ±, fedakÃ¢rlÄ±ÄŸÄ±nÄ±, kutsallÄ±ÄŸÄ±nÄ±, iffetliliÄŸini tanÄ±mlarken iÅŸaret edilen en bÃ¼yÃ¼k kÃ¼ltÃ¼rel gerÃ§eklik kadÄ±nÄ±n politik etkinliÄŸinin kontrollÃ¼ olmasÄ±dÄ±r. Selek'in de ifade ettiÄŸi gibi savaÅŸ kararlarÄ±ndan kadÄ±nlarÄ±n Ã¶zneliÄŸi diye bir ÅŸey yok iken; barÄ±ÅŸ imkÃ¢nlarÄ±nda Ã¶ne Ã§Ä±karlar ve savaÅŸÄ±n "kurbanlarÄ±" olarak anÄ±lÄ±rlar. SavaÅŸÄ±n toplumsal etkisinin yaralarÄ±nÄ± saran ve teselli veren olarak rol alÄ±rlar. Oysa kadÄ±nÄ±n barÄ±ÅŸtan yana olma talebi neden ÅŸÃ¶yle deÄŸerlendirilmez, kadÄ±nlar barÄ±ÅŸ sÃ¼recine katÄ±lÄ±mÄ±, onlarÄ±n "sevecen ve pasif yapÄ±larÄ±nÄ±n doÄŸal bir sonucu deÄŸil", politik bir seÃ§imdir.(22) KadÄ±nlarÄ±n duyarlÄ±lÄ±klarÄ±nÄ±n, dÃ¼alizmin emrine verilen algÄ±lamada "duygusal" kadÄ±nlÄ±k hallerine dayandÄ±rÄ±lmasÄ± ile rasyonel dÃ¼nyanÄ±n aklÄ± temsil eden erillik, "duyarsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±n politikleÅŸtirilmesi" sÃ¼recinde aktif olarak rol almaktadÄ±r. KadÄ±nlarÄ±n korkan, savunmaya muhtaÃ§ acziyetinin kendiliÄŸinden barÄ±ÅŸÄ± isteyeceÄŸine getirilen kanaat, yukarÄ±da bahsettiÄŸim gibi "duyarsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±n politikleÅŸtiÄŸi" algÄ±nÄ±n getirisidir.<br />
<br />
Zeynep Direk, savaÅŸÄ±n nasÄ±l bir duygu olduÄŸunun feministler tarafÄ±ndan ele alÄ±nmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± belirtmektedir. "Vatan aÅŸkÄ±nÄ±n" eril kurumsal mekanizmalar ya da sosyalizasyonlarÄ±n iÃ§indeki motivasyona dair bir tartÄ±ÅŸma yÃ¼rÃ¼tmektedir. "SavaÅŸan bir ordu, anneden, sevgiliden, kadÄ±nlardan yalÄ±tÄ±lmÄ±ÅŸ erkeklerin arzularÄ±nÄ±n yÃ¼celtilerek vatan aÅŸkÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼lmesiyle bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ korur. KarÅŸÄ± cinse duyulan aÅŸkÄ±n gerÃ§ekliÄŸi yadsÄ±nmÄ±ÅŸ arzu, homoerotik bir yoÄŸunluk kazanarak aynÄ± ideal nesneye yÃ¶neltilmiÅŸtir. Bu bir nesne deÄŸildir aslÄ±nda bizim olmasÄ± gereken ya da olan diÅŸil yerdir. Onunla birleÅŸmek onu kanla sulamaktÄ±r. Bu ideal diÅŸinin karÅŸÄ±sÄ±nda kandan ve etten Ã§ocuklarÄ±n ve kadÄ±nlarÄ±n hÃ¼kmÃ¼ yoktur, asker veya sivil ayrÄ±mÄ± gÃ¶zetilmez artÄ±k. Tekil bir erkek yoktur, savaÅŸ bÃ¼tÃ¼n erkeklerin arzusunu kutsal bir topraÄŸÄ±n esiri ederek onlarÄ± aynÄ±laÅŸtÄ±rÄ±r."(23) EsaretliÄŸi kadÄ±ndan erkeÄŸe taÅŸÄ±yan Direk, arzunun heteroseksÃ¼el idealinin, savaÅŸ halinde homo erotizmle dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼nÃ¼ ve o esnada kendinden baÅŸlayarak kadÄ±n, Ã§ocuk, sivil gibi tÃ¼m Ã¶zneliÄŸin, Ã¶znelerin yitimi ile normatif tanÄ±mlamalarÄ± da yerinden etmektedir.<br />
<br />
Militarist kurumlar, devlet, erkeklik standartÄ±nÄ±n inÅŸacÄ±larÄ± olarak kadÄ±nlarÄ± tanÄ±mlamaktadÄ±r. AynÄ± zamanda erkeklik motivasyonlarÄ±nÄ±n hepsini diÅŸil alanlarla, cinsiyetÃ§i sÃ¶ylemlerle bezemektedir. SavaÅŸ teknolojisinin geliÅŸtiÄŸi, profesyonel ordulara geÃ§ildiÄŸi bu Ã§aÄŸda, savaÅŸ hizmetinden kaÃ§Ä±nmanÄ±n tek baÅŸÄ±na anti militarist bir duruÅŸ oluÅŸturmayacaÄŸÄ± da gerÃ§ektir.(24) 1990'larÄ±n baÅŸÄ±ndan beri kadÄ±nlar vicdani red hareketinin iÃ§inde son derece aktifler ancak askerliÄŸin erkeklere zorunlu olmasÄ±ndan dolayÄ± yakÄ±n zamana kadar vicdani red ancak erkeklerin alabileceÄŸi bir tavÄ±r olarak algÄ±lanÄ±yordu. KadÄ±nlar ancak onlarÄ±n "destekÃ§ileri" olabiliyorlardÄ±. 2004'den itibaren anti militarist kadÄ±nlar "vicdani red" tanÄ±mÄ± geniÅŸleterek kendilerini "redci" ilan etmektedirler.(25)<br />
<br />
Militarizm, ordu/askeriye eleÅŸtirisinin TÃ¼rkiye iÃ§in kapsamlÄ± sorgulamasÄ±nÄ±n ilk iÅŸaretlerinin 1990'lÄ± yÄ±llarÄ±n olmasÄ±, farklÄ± siyasal dinamiklerle iliÅŸkilenen bir sÃ¼reci de dikkate almamÄ±zÄ± gerekli kÄ±lmaktadÄ±r. AltÄ±nay'a gÃ¶re, 1984 baÅŸlayan ve 1990'larÄ±n baÅŸÄ±nda ÅŸiddetlenen iÃ§ savaÅŸ deneyimi- KÃ¼rt sorunu Ã¼zerinden- zorunlu askerliÄŸin dolaylÄ± olarak sorgulanmasÄ±na ve asker kaÃ§aklarÄ±nÄ±n artmasÄ±na neden olmuÅŸtur. Daha sonra Vedat Zencir ve Tayfun GÃ¶nÃ¼l isimli iki gencin 1990 yÄ±lÄ±nda Sokak dergisi ve GÃ¼neÅŸ gazetesinde yer alan aÃ§Ä±klamalarÄ± ile birlikte TÃ¼rkiye "vicdani red" kavramÄ± ile tanÄ±ÅŸmÄ±ÅŸtÄ±r. Vicdani red merkezli Ã¶rgÃ¼tlenmeler (Ä°zmir SavaÅŸ KarÅŸÄ±tlarÄ± DerneÄŸi) ardÄ±ndan siyasi faaliyet, askeri ceza evinde hapis yatan vicdani retÃ§iler iÃ§in yÃ¼rÃ¼tÃ¼len kampanyalar etkili olmuÅŸtur. Kronolojik anlamda da Ã¶nceliÄŸi alan politik bir Ã§Ä±kÄ±ÅŸ var ki; 1980'lerin ortasÄ±ndan itibaren TÃ¼rkiye siyasetine yeni aÃ§Ä±lÄ±mlar getiren ve kadÄ±nlardan beklenen "er-karÄ±" ve "kutsal anne" konumlarÄ±nÄ±n sorgulanmasÄ± yolunda etkin adÄ±mlar atan feminist hareketten sÃ¶z etmek mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r. Bu Ã¼Ã§ siyasal dinamiÄŸin bir araya gelmesi ile 2000'li yÄ±llarda erkek vicdani retÃ§ilerin sayÄ±sÄ±nÄ±n arttÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve kadÄ±n vicdani retÃ§ilerin ortaya Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶rÃ¼lmektedir.(26)<br />
<br />
KadÄ±n vicdani redci Ferda Ãœlker; "gÃ¶rece olarak ordu ile iliÅŸkilerinin olmamasÄ±, kadÄ±nlarÄ±n ordudan muaf olduklarÄ±, vicdani reddin kadÄ±nlarÄ±n da meselesi olmadÄ±ÄŸÄ± sonucunu doÄŸurmamalÄ±... Ordu beni potansiyel olarak gereksindiÄŸi askerlerin annesi, eÅŸi savaÅŸlarÄ±n cephe gerisi gÃ¼cÃ¼, hemÅŸiresi, fahiÅŸesi, mermisinin taÅŸÄ±yÄ±cÄ±sÄ± olarak konumlandÄ±rmÄ±ÅŸ durumda... Benimle ilgili bunca tasarÄ±mÄ± olan bir kurumun karÅŸÄ±sÄ±nda vicdani reddi yalnÄ±zca 'askere gitmemek, eline silah almamak' ÅŸeklinde dÃ¼ÅŸÃ¼nmeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±m her defasÄ±nda kendimi, 'bu iÅŸte bir eksiklik var' duygusunda buldum." (27)<br />
<br />
KadÄ±nlar vicdani red ederek, zorunlu askerliÄŸin fiili bir parÃ§asÄ± olmamakla birlikte militarist yapÄ±lanmanÄ±n, cinsiyetÃ§iliÄŸinin, ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ±n tÃ¼m yÃ¶nlerine muhatap olmaktadÄ±r. KadÄ±n vicdani reddi, anti militarizm mÃ¼cadelesi ile birlikte anlaÅŸÄ±lmalÄ±dÄ±r. KadÄ±n vicdani reddin "militarizme ve onun bÃ¼tÃ¼n yÃ¼zlerine karÅŸÄ± duruÅŸ" olarak anlaÅŸÄ±lmasÄ± gerektiÄŸi, militarist yapÄ±lanmada kadÄ±nlarÄ±n fail veya maÄŸdur, Ã¶zne veya nesne olarak Ã§ok Ã§eÅŸitli roller oynadÄ±klarÄ± ve vicdani reddin bu rollerin hepsinin reddi anlamÄ±na geldiÄŸi ve anti militarizmin her tÃ¼rlÃ¼ militarizm ve ÅŸiddetin karÅŸÄ±sÄ±nda durmak olduÄŸu bilinmelidir.(28) KadÄ±n vicdani red, militarizmin gÃ¶rÃ¼nÃ¼r, gÃ¶rÃ¼nmez tÃ¼m yÃ¶nlerini ortaya koymakla militarizmin kurgusundaki tÃ¼m alanlarÄ± sorunsallaÅŸtÄ±rabilmiÅŸtir. Sorunsal olarak belirlenen alanlarÄ±n -sosyal, kÃ¼ltÃ¼rel, siyasal- militarist eÄŸilim ve yaklaÅŸÄ±mlardan nasÄ±l arÄ±ndÄ±rÄ±lacaÄŸÄ± baÅŸka bir sorunsal olarak da gerÃ§ekliÄŸini korumaktadÄ±r.<br />
<br />
<b>Vicdani redci kadÄ±nlar: " KomÅŸu kÄ±zlarÄ± zapteylenmiyor"</b><br />
<br />
Enloe, bir barÄ±ÅŸ hareketinde etkin olan kadÄ±nlarÄ±n, militarizmi sorunsal olarak kendi gÃ¼ndemine almayan kadÄ±nlarÄ±, militarize erkeklik standartlarÄ±nÄ± destekleyen kadÄ±nlarÄ± ciddiye almadÄ±klarÄ±nda asÄ±l sorunu gÃ¶zden kaÃ§Ä±rdÄ±klarÄ±nÄ± ifade etmektedir. BarÄ±ÅŸ mÃ¼cadelesinde toplumlarÄ±mÄ±zda ve toplumsal hareketlerimizde demokrasiyi geliÅŸtirmeye kadÄ±nlar olarak ne kadar adanmÄ±ÅŸ olursak olalÄ±m; bu gerÃ§eklikten uzak, dar ve erilleÅŸtirilmiÅŸ siyaset tanÄ±mÄ±nÄ± benimsersek, kadÄ±nlarÄ± dÄ±ÅŸarÄ±da bÄ±rakan ve marjinalize eden bir ÅŸekilde hareket etmiÅŸ ve demokrasinin Ã¶nÃ¼ne engel koyulmuÅŸ olacaktÄ±r.(29) KadÄ±nlar gerek kendi Ã¶rgÃ¼tlenmeleri iÃ§erisinde gerekse zorunlu askerliÄŸe erkeklerle birlikte hayÄ±r diyen barÄ±ÅŸÃ§Ä±, anti militarist Ã¶rgÃ¼tlenmelerde tÃ¼m ayrÄ±calÄ±klÄ±, eÅŸitsiz prensip ve davranÄ±ÅŸlardan uzak olmalÄ±lardÄ±r. Anti militarist tavrÄ±n, cinsiyetÃ§iliÄŸin anlamÄ± ve iÃ§eriÄŸini sorgulamada karÅŸÄ± politik bir direnme alanÄ± yaratÄ±rken, militarizmi tersten Ã¼retebilecek koÅŸullarÄ±n Ã¶nÃ¼ne geÃ§ilmelidir.<br />
<br />
Joan Scott'a gÃ¶re toplumlarÄ±n, toplumsal cinsiyeti temsil etme biÃ§imleri, toplumsal iliÅŸkilerin kurallarÄ±nÄ± ortaya koyabilmek ya da deneyimin anlamÄ±nÄ± inÅŸa edebilmek iÃ§in toplumsal cinsiyeti kullanÄ±ÅŸ biÃ§imleridir. Anlam yoksa deneyim yoktur, anlamlandÄ±rma sÃ¼reÃ§leri yoksa anlam da yoktur.(30) Toplumsal cinsiyetin kullanÄ±lÄ±ÅŸ biÃ§imlerini anlamlandÄ±rmak, deneyimlemek militarizmin gizli, aÃ§Ä±k tÃ¼m iliÅŸkilenme biÃ§imlerini ortaya Ã§Ä±kartacaktÄ±r. Sabit bir toplumsal cinsiyet eÅŸitsizliÄŸi Ã¼zerinden deÄŸil, devletin, sistemin ihtiyaÃ§larÄ±na gÃ¶re deÄŸiÅŸen toplumsal cinsiyet eÅŸitsizliÄŸi Ã§eÅŸitlemelerini gÃ¶rebilmek Ã¶nem taÅŸÄ±maktadÄ±r.<br />
<br />
Militurizm festivallerini hem TÃ¼rkiye'deki hem de dÃ¼nyadaki anti militarist eylemlerden ayÄ±ran Ã¶nemli bir Ã¶zellik, kadÄ±nlÄ± erkekli karÄ±ÅŸÄ±k bir grup tarafÄ±ndan militarizm, cinsiyetÃ§ilik, karÅŸÄ± cinsiyetÃ§ilik arasÄ±ndan kurulan baÄŸlantÄ±lara yapÄ±lan vurgudur. Her festivalin ortak broÅŸÃ¼rÃ¼nde "red kavramÄ± ile arasÄ±nda bir iliÅŸki olmadÄ±ÄŸÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼len ve ordu tarafÄ±ndan zaten istenmeyen kadÄ±n, eÅŸcinsel, sakat, hasta ya da "askerliÄŸi bittiÄŸi" iÃ§in terhis olmuÅŸ birey arasÄ±ndaki iliÅŸki vurgulanmak istenmektedir." (31)<br />
<br />
Vicdani reddi erkekliÄŸe ayrÄ±calÄ±k veren biÃ§iminden ayrÄ±lmasÄ± gerekliliÄŸine yÃ¶nelik giriÅŸim Ã¶nem taÅŸÄ±maktadÄ±r. Scott, Carol Gilligan'a kadÄ±nlar ile erkekleri evrensel, kendini yeniden Ã¼reten ve her zaman aynÄ± ÅŸekilde sabitlenmiÅŸ ikili bir karÅŸÄ±tlÄ±k olarak tanÄ±mlamasÄ±nÄ±n ne kadar tarih dÄ±ÅŸÄ± olduÄŸunu belirterek eleÅŸtiri getirmektedir.(32) Zorunlu askerlik hizmetinin meÅŸrulaÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ±nÄ±n kÃ¶keninde yatan kaynak olan militarizm, erkekliÄŸe ayrÄ±calÄ±k tanÄ±yor ve toplumun patriyarkal dÃ¼zenini sosyal, ekonomik yaÅŸamda sÃ¼rdÃ¼rmektedir. Bu yÃ¼zden vicdani ret hareketindeki aktivistlerin erkekliÄŸe ayrÄ±calÄ±k tanÄ±malarÄ±, patriyarkayÄ± normalleÅŸtirmeyi mÃ¼mkÃ¼n kÄ±lan militarizmin kÃ¼ltÃ¼rel dayanaklarÄ±nÄ± meydan okumak yerine pekiÅŸtirme riski ile karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kalmalarÄ±na neden olacaktÄ±r. (33)<br />
<br />
Enloe, red hareketi (ve genel olarak ÅŸiddetten arÄ±nmÄ±ÅŸ hareket iÃ§in) ÅŸiddetin bÃ¼tÃ¼n biÃ§imlerini (doÄŸrudan fiziksel ÅŸiddeti yapÄ±sal ÅŸiddet ve kÃ¼ltÃ¼rel ÅŸiddet ) hedef alan ÅŸiddetten arÄ±nmÄ±ÅŸ eylemler geliÅŸtirmenin Ã¶nemi Ã¼zerinde durmaktadÄ±r. Aksi halde "militarizasyonu geriletmeye yÃ¶nelik biteviye baÅŸarÄ±sÄ±z bir kampanya"ya kalkÄ±ÅŸmaya mahkÃ»m olunacaktÄ±r. (34)<br />
<br />
KadÄ±n vicdani redcilerden Ä°nci AÄŸlagÃ¼l "Åžu ana deÄŸin Ã§oÄŸunlukla Ã§eÅŸitli karma gruplarla Ã§alÄ±ÅŸan bir anti militarist kadÄ±n olarak gÃ¶rÃ¼yorum ki; anti militarist gruplarda dÃ¢hil muhalif kesimin hemen hepsinde, kiminde bilinÃ§li bir politika ÅŸeklinde kimindiyse farkÄ±ndalÄ±ÄŸÄ± ve Ã¼zerine dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼p tartÄ±ÅŸmayÄ± az becermiÅŸ olmaktan dolayÄ± bir cinsiyetÃ§ilik var."(35) Ä°fadesi ile benzer bir beyanÄ± Alman bir anti militarist Uli Wohland, 1989'da ÅŸÃ¶yle yazmÄ±ÅŸtÄ±r:<br />
<br />
<i>"BarÄ±ÅŸ Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ± ve anti militarist Ã§alÄ±ÅŸma, inisiyatifler ve direniÅŸ eylemleri esaslÄ± olarak elden geÃ§irilmedikÃ§e, hepimiz erkekliÄŸin ÅŸovenist ve savaÅŸÃ§Ä±l manisini desteklemekten kurtulamÄ±yoruz."</i> (36)<br />
<br />
Cinsel kimlik meseleleri red hareketi iÃ§inde bir sorun oluÅŸturabiliyor. Ã‡oÄŸu Ã¼lkedeki red hareketleri aÄŸÄ±rlÄ±kla erkeklerden oluÅŸuyor. Ä°srail'de dahi zorunlu askerliÄŸe kadÄ±nlarÄ±n da dÃ¢hil olduÄŸu Ã¼lkede Ä°srailli Shministim Hareketi'nin bir Ã¼yesi olan Shani Werner sorunu ÅŸu ÅŸekilde ifade etmektedir:<br />
<br />
<i>"O kadar karÅŸÄ± Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±mÄ±z 'askerin cepheden dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼ bekleyen ve Ã¼niformasÄ±nÄ± Ã¼tÃ¼leyen "iyi kadÄ±n" imajÄ±nÄ± deÄŸiÅŸtirmedik. AynasÄ±nÄ± yarattÄ±k cezaevinden hÄ±zla salÄ±verileceÄŸini umduÄŸu erkek redÃ§iyi bekleyen ve bu arada askeri cezaevinin karÅŸÄ±sÄ±ndaki -ve sÄ±klÄ±kla gÃ¶steri yaptÄ±ÄŸÄ±mÄ±z-tepeden ona destek sloganlarÄ± atan kadÄ±n."</i>(37)<br />
<br />
Stuart Hall'Ã¼n de belirttiÄŸi gibi kimliÄŸin toplumsal olarak algÄ±lanma biÃ§iminde eril ve diÅŸil tanÄ±mlamanÄ±n, kodlamanÄ±n Ã§ok hÃ¢kim olmasÄ± ile en demokratik, Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kÃ§Ã¼ olmasÄ± gereken toplulukla dahi cinsiyet merkezli kodlamalarla karÅŸÄ±laÅŸÄ±labilmektedir. Ancak yine Hall'Ã¼n belirttiÄŸi kimliÄŸin sahibi ile kimliÄŸin kavramsal olarak tanÄ±mlanma biÃ§imi arasÄ±ndaki mesafeye Ã§ektiÄŸi dikkat Ã¶nemlidir. Tarihte Ã¶zne, sÃ¼rekli olduÄŸu mÃ¼ddetÃ§e kimlik de duraÄŸan olmayacaktÄ±r.(38) SahiplendiÄŸimiz kimliÄŸin anti militarist, cinsiyetÃ§i olmayan her tÃ¼rlÃ¼ ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸa karÅŸÄ± duran kavramsal aÃ§Ä±lÄ±mÄ±, Ã¶rgÃ¼tlenmede ya da pratiÄŸinde tersi zaaflar barÄ±ndÄ±rÄ±yorsa her defasÄ±nda yeniden yÃ¼zleÅŸilen, onarÄ±lan bir sÃ¼recin iÅŸlemesi gerekmektedir. KavramlarÄ±n sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ±n tanÄ±dÄ±ÄŸÄ± gÃ¼vence ile barÄ±ÅŸ ya da kadÄ±n mÃ¼cadelesi verilemeyecektir.<br />
<br />
<b>Ã–zgÃ¼rlÃ¼k yolculuÄŸunda yanÄ±mÄ±za ne almalÄ±?</b><br />
<br />
Militarizmde iÃ§kin olan kadÄ±na yÃ¶nelik ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸa son vermek ve dÃ¼nyayÄ± ÅŸiddetten arÄ±ndÄ±rmak, gerek kadÄ±n hareketi gerekse barÄ±ÅŸ mÃ¼cadelesi iÃ§in birbirine baÄŸlÄ± hedeflerdir. KadÄ±nlar kendi Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerini barÄ±ÅŸÃ§Ä±l bir toplum mÃ¼cadelesi vererek gerÃ§ekleÅŸtireceklerdir. PatriyarkanÄ±n, militarizm ile toplumsal cinsiyet arasÄ±ndaki gÃ¼Ã§lÃ¼ iliÅŸkisi, kadÄ±nlarÄ±n maruz kaldÄ±ÄŸÄ± eÅŸitsiz, baskÄ±cÄ± kurumsal ÅŸekillerin tanÄ±mlamalarÄ±na da olanak saÄŸlamaktadÄ±r. (39)<br />
<br />
KadÄ±n mÃ¼cadelesi, patriyarka, sosyal iktidar yapÄ±sÄ± ve kurumsallaÅŸmÄ±ÅŸ ayrÄ±mcÄ±lÄ±k ile kadÄ±na karÅŸÄ± ÅŸiddeti haklÄ± gÃ¶steren ideoloji ile mÃ¼cadelesi militarizme, savaÅŸ ideolojine karÅŸÄ± verilen mÃ¼cadeleden ne kadar farklÄ± olabilecektir. Askeriyenin ast Ã¼st iliÅŸkisindeki tartÄ±ÅŸÄ±lmaz emir ve tahakkÃ¼m sistemi hiyerarÅŸik yapÄ±da birilerine alttaki konumunu gÃ¶sterecektir. Patriyarkal sistemde ise altta olan kadÄ±nlardÄ±r.<br />
<br />
Makro iktidarÄ±n, mikro alanlardaki erkek tahakkÃ¼m biÃ§imlerinden beslenmesi, militarizmin, milliyetÃ§iliÄŸin toplumsal cinsiyet kimliklerine dayanmasÄ±, cinsiyetÃ§i sÃ¶ylem ve deÄŸerlerinin yeniden Ã¼retildiÄŸini gÃ¶stermektedir. (40)<br />
<br />
Militarizmi ve tÃ¼m yansÄ±malarÄ±nÄ± hiyerarÅŸisinden, cinsiyetÃ§iliÄŸine; erkek egemenliÄŸinden, otoritesine kadar sorgulanmasÄ± gerekliliÄŸi kadÄ±n Ã¶rgÃ¼tleri kadar barÄ±ÅŸ aktivistleri iÃ§in de geÃ§erlidir. AÄŸlagÃ¼l, tespitlerin ve ulaÅŸÄ±lan deÄŸerlerin paylaÅŸÄ±mÄ±nÄ±n olabildiÄŸince Ã§eÅŸitlendirilerek arttÄ±rÄ±lmasÄ±, hem anti militarizm hem muhalif gruplar, hem de kadÄ±n hareketi aÃ§Ä±sÄ±ndan Ã§ok faydalÄ± olabileceÄŸini, iyi tartÄ±ÅŸÄ±lÄ±p deÄŸerlendirilerek programlanÄ±rsa, tÃ¼m grupsal Ã§alÄ±ÅŸmalara da ivme kazandÄ±rmasÄ±nÄ±n mÃ¼mkÃ¼n olacaÄŸÄ±nÄ± belirtmektedir. (41)<br />
<br />
Ordunun siyasal ve toplumsal hayatta etkin rol almasÄ±nÄ±n, sorunlarÄ±n Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼nde ÅŸiddet kullanÄ±mÄ±nÄ±n meÅŸru gÃ¶rÃ¼lmesini saÄŸladÄ±ÄŸÄ± gibi, hiyerarÅŸinin yÃ¼celtilmesi ile erkekliÄŸin ÅŸiddet kullanÄ±mÄ±, kadÄ±nlar Ã¼zerinden gerÃ§ekleÅŸmektedir. KadÄ±nlar militarist jargonda korunan, kullanÄ±lan, arzu edilen Ã§aÄŸrÄ±ÅŸÄ±mlarla tanÄ±mlanmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Cesaret ve tahrik hem cinsellikte hem de militarist jargonda sÄ±k kullanÄ±lan iki kavramdÄ±r. Cesaret, her iki anlamda hem askerlikte hem de erkeklikte sahip olunmasÄ± gereken bir meziyet olarak kurulur. KÃ¼Ã§Ã¼k yaÅŸtan itibaren erkekler hem cinsellikte hem de askerlikte cesur olmaya, saldÄ±rmaya ele geÃ§irmeye teÅŸvik edilir. Cesur ve gÃ¼Ã§lÃ¼ olan tahrik olur; elinde olmadan arzu yaratmak, iÅŸgale, tahribe yÃ¶neltme yani cinsel ya da askeri bir saldÄ±rÄ± iÃ§in gerekÃ§e oluÅŸturacak tahrik, adeta tÃ¼m kadÄ±nlarÄ±n sorumluluÄŸundadÄ±r. Taciz ise, hem militarist hem de cinsiyetÃ§i anlamda kullanÄ±lan bu kavram askeri anlamda her zaman bir dÃ¼ÅŸmanlÄ±k belirtisidir. -taciz ateÅŸi, taciz uÃ§uÅŸlarÄ±- GÃ¼nlÃ¼k hayatta kadÄ±nlara yÃ¶nelik tacizin anlamÄ± sorgulanÄ±rken, kadÄ±nlarÄ±n gÃ¼nlÃ¼k yaÅŸamda kontrol altÄ±nda tutulmasÄ± gereken, kadÄ±n nefretini bÃ¼yÃ¼tÃ¼p bÃ¼yÃ¼tmediÄŸi Ã¼zerine dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼lmelidir. (42)<br />
<br />
Selek, "klasik kadÄ±nlÄ±ÄŸÄ±n kurban psikolojisinden kurutulamadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z iÃ§in, maÄŸduriyet Ã¼zerinden politika yapmayÄ± aÅŸamÄ±yoruz. MaÄŸduriyetin vurgulanmasÄ±, maÄŸdurlarla dayanÄ±ÅŸmada Ä±srarlÄ± olunmasÄ± Ã§ok deÄŸerlidir. Ama feminizmin savaÅŸ karÅŸÄ±tÄ± duruÅŸu sadece bununla sÄ±nÄ±rlÄ± deÄŸildir."(43) KadÄ±n vicdani redci AyÅŸe Girgin'in reddinde ifade ettiÄŸi gibi "militarizmi bÃ¼tÃ¼n yÃ¼zleri ile reddetmek" militarizmin ordu/ askeriye makro sistemi ile olmasa da militarizmin Ã§ok katmanlÄ± birÃ§ok mikro iktidarÄ±na maruz kalan kadÄ±nlarÄ±n karÅŸÄ± duruÅŸlarÄ± birÃ§ok alanda oluÅŸturulmalÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Annelik Ã¼zerinden kadÄ±nlarÄ±n barÄ±ÅŸtan Ã§Ä±karlarÄ±nÄ± haklÄ± gÃ¶stermek, kadÄ±nlar arasÄ±ndaki kÃ¼ltÃ¼rel, sÄ±nÄ±fsal, etnik farklÄ±lÄ±klara yanÄ±t verememektir. Bir baÅŸka boyutu ile askeri ideolojinin anneliÄŸi sebatkÃ¢r, cefakÃ¢r, itaatkÃ¢r gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ mevcut rolleri ve sosyal iliÅŸkileri gÃ¼Ã§lendirebilecektir.(44)<br />
<br />
KadÄ±n vicdani redcilerin militarizmin tÃ¼m yÃ¶nlerine yÃ¶nelik redlerinde, kadÄ±n mÃ¼cadelesinin Ã¶rgÃ¼tlenme biÃ§imi, dilinin Ã¼zerinde yeniden dÃ¼ÅŸÃ¼nmeyi getireceÄŸi gibi, vicdani red hareketi iÃ§erisindeki cinsiyetÃ§iliÄŸin gÃ¶rÃ¼nmezliÄŸini su yÃ¼zÃ¼ne Ã§Ä±kartan tartÄ±ÅŸmalar vermek Ã¶nemlidir. Selek'in ifade ettiÄŸi gibi, "yÃ¼rÃ¼yÃ¼ÅŸlerde sÄ±ralÄ± ve disiplinli yÃ¼rÃ¼yÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼z, sloganlarÄ±mÄ±z, flamalarÄ±mÄ±z tek tip kÄ±yafetlerimiz ve genel sÃ¶ylemlerimiz Ã¼zerine tartÄ±ÅŸmalÄ±yÄ±z."(45)<br />
<br />
TÃ¼kiye'de Vicdani red hareketinin kÄ±sa sayÄ±lamayacak mÃ¼cadele tarihine karÅŸÄ±n mÃ¼cadelenin kitlesel bir nitelik kazanmamasÄ±, Ã¶te yandan vicdani retÃ§ilerin ve anti militaristlerin Ã¶zellikle Ã¶rgÃ¼tlenme ve normatif gÃ¶rev ve sorumluluklara karÅŸÄ± mesafeli duruÅŸlarÄ±nÄ±n yanÄ± sÄ±ra politik perspektif ve ortak tarih konusundaki ilgisizlikleri gibi Ã¶znel nedenler, mÃ¼cadelenin kitselleÅŸmesini gÃ¼Ã§leÅŸtirmektedir.(46) KadÄ±n vicdani redci Ferda Ãœlker'e erkek vicdani redcilerle diyaloglarÄ± sorulduÄŸunda;<br />
<br />
<i>"KadÄ±nlar ve erkekler olarak bakmanÄ±n tersinden de olsa bizi cinsiyetÃ§ilik noktasÄ±na gÃ¶tÃ¼receÄŸi gibi bir kaygÄ± taÅŸÄ±yorum. Ama bu kaygÄ±yÄ± geri planda tutarak... GeÃ§miÅŸten bu yana kadÄ±n ve vicdani red konusunda sadece kadÄ±n redÃ§iler dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼p tartÄ±ÅŸmadÄ± Ama farklÄ± yaklaÅŸÄ±mlarÄ± olanlar da vardÄ±r ÅŸÃ¼phesiz. Zaman zaman e-posta grubu Ã¼zerinden tartÄ±ÅŸmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±z ama devamÄ±nÄ± getiremediÄŸimiz tartÄ±ÅŸmalar oluyor. Belki yazÄ±ÅŸmalara devam edebilsek ve yÃ¼z yÃ¼ze tartÄ±ÅŸmanÄ±n zeminlerini yaratsak daha geniÅŸ ve gerÃ§ek bilgilere ulaÅŸabiliriz."</i> (47)<br />
<br />
Vicdani red hareketinin kitleselleÅŸme gibi bir amacÄ±nÄ±n olup olmadÄ±ÄŸÄ± burada sorulmasÄ± gereklidir; ya da vicdani redcilerin kitleselleÅŸme gibi bir "ortak amaÃ§"larÄ± sÃ¶z konusu mudur? Ferda Ãœlker'in iletiÅŸime geÃ§mediÄŸi redÃ§iler adÄ±na konuÅŸmaktan imtina etmesi dahi bu sorulara tam olarak yanÄ±t verilemeyeceÄŸini gÃ¶stermektedir.<br />
<br />
Taha Parla'nÄ±n "vicdani redÃ§iler, (genÃ§ler, yetiÅŸkinler, kadÄ±nlar) marjinalize ve kriminalize ve patolojize edilen bir azÄ±nlÄ±k deÄŸil, ÅŸiddet yanlÄ±larÄ±nÄ± azÄ±nlÄ±ÄŸÄ±na dÃ¼ÅŸÃ¼ren bir Ã§oÄŸunluk olmalÄ±dÄ±r."(48) Ä°fadesindeki hÄ±zlÄ± bir sosyal farklÄ±laÅŸmanÄ±n mÃ¼mkÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼nden bahsetmek ne derece gerÃ§ekÃ§idir? Perihan MaÄŸden'in "Vicdani red bir insan hakkÄ±dÄ±r!" yazÄ±sÄ±nda ifade ettiÄŸi gibi;<br />
<br />
<i>"Ben diyorum ki, hayÄ±r kardeÅŸim Her TÃ¼rk Asker doÄŸmaz! Her TÃ¼rk asker doÄŸmak, askerlik yapmak, asker Ã¶lmek, askerde Ã¶lebilmek mecburiyetinde deÄŸildir. NasÄ±l her TÃ¼rk nÃ¼kleer fizikÃ§i, baraj mÃ¼hendisi, balet, narenciye Ã¼reticisi, son Ã¼tÃ¼cÃ¼ olarak doÄŸmuyorsa, doÄŸmayacaksa, doÄŸmamasÄ± tercih nedeni ise her TÃ¼rk asker de doÄŸamaz. DoÄŸmayacaktÄ±r. DoÄŸmamasÄ± gerekir."</i> (49) <br />
<br />
Anti militarist mÃ¼cadelenin bireysel haklar Ã§ehresine yapÄ±lan vurgu ile mi tanÄ±mlanmalÄ±dÄ±r? KanÄ±mca vicdani red birÃ§ok yorumda ahlaki mi politik mi sorumluluk taÅŸÄ±dÄ±ÄŸÄ±na yÃ¶nelik tartÄ±ÅŸmalarÄ±n ekseninde irdelenmektedir. Ahlaki olanÄ±n apolitik ve felsefi gerekÃ§elerine yapÄ±lan Ã¶znel yorumlamalar ile vicdani reddin politik sorumluluÄŸun biÃ§imlendirdiÄŸi sivil itaatsizliÄŸe evrilen, sistemi dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rmeye, deÄŸiÅŸtirmeye yÃ¶nelik politik edim ve eylemlilik tanÄ±mÄ±nÄ±, Ã¶zelde kadÄ±n vicdani redciler Ã¼zerinden bir kez daha dÃ¼ÅŸÃ¼nmeliyiz.<br />
<br />
Immanuel Wallerstein, ahlaki ve politik Ã¶ncelik olarak kutuplaÅŸmaya son verilmesi gerekliliÄŸinden bahsetmektedir. Tikel ve evrensellik arasÄ±ndaki karÅŸÄ±tlÄ±ktan deÄŸil; iliÅŸkisellikten Ã§Ä±kan farklÄ±lÄ±klara dikkati Ã§ekmektedir. (50) Wallerstein, yaÅŸam Ã¶ykÃ¼lerinin karmaÅŸÄ±klÄ±ÄŸÄ±, her bireyin geÃ§miÅŸ ve bugÃ¼nle iliÅŸkisi ya da Ã¶zdeÅŸliÄŸi deÄŸiÅŸmez deÄŸildir derken Ã§eÅŸitli zamansallÄ±klardan, Ã§eÅŸitli evrenselciliklerden ve tikelciliklerden sÃ¶z etmektedir. Son olarak tÃ¼m bu deÄŸerlendirmeler Ä±ÅŸÄ±ÄŸÄ±nda kadÄ±nlarÄ± vicdani red kavramÄ±nÄ±n iÃ§ine sÄ±ÄŸmaya Ã§alÄ±ÅŸanlar olarak deÄŸil; Justin Podur'un da ifade ettiÄŸi gibi bireylerin tarihlerine ve zengin Ã§eÅŸitliliÄŸine yeni bir gÃ¶zle bakmayÄ± amaÃ§lamayan Ã§ok daha farklÄ± tartÄ±ÅŸmalarÄ±n verilebileceÄŸi dolayÄ±sÄ± ile farklÄ± olasÄ±lÄ±klarÄ±n mÃ¼mkÃ¼n olduÄŸunu bilmek Ã¶nem taÅŸÄ±maktadÄ±r. (51)<br />
<br />
<b>DÄ°PNOTLAR</b><br />
<br />
1 Esra Gedik, "TÃ¼rkiye'de militarizmin Ã¼Ã§ kadÄ±n(lÄ±k) hali," Birikim, S. 240, s. 65.<br />
2 Andreas Speck, "DÃ¼nyada Ã§aÄŸdaÅŸ red ve red hareketlerinin ana hatlarÄ±: SavaÅŸ karÅŸÄ±tÄ± uluslar arasÄ± hareket iÃ§inde red," Birikim, S. 207, ss. 42-55.<br />
3 NilgÃ¼n Toker, "Anti militarizm sorumluluktur," Birikim, S. 207, s. 30.<br />
4 NilgÃ¼n Toker, "Vicdani red, sivil itaatsizlik ve anti militarizm," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 79.<br />
5 NilgÃ¼n Toker, "Anti militarizm sorumluluktur," Birikim, S. 207, s 29.<br />
6 TanÄ±l Bora, "Anti militarizm, ordu/askeriye eleÅŸtirisi ve ordularÄ±n demokratik gÃ¶zetimi," Birikim, S. 207, s. 23<br />
7 Bora, a.g.e., s. 24.<br />
8 Ulrich BrÃ¶ckling, (2008) "Ã‡arklardaki kum? 21.YÃ¼zyÄ±lÄ±n baÅŸÄ±nda vicdani red," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 74.<br />
9 George L. Mosse, The Image of Man: The Creation of Modern Masculinity, 1998; akt., Nurseli YeÅŸim SÃ¼mbÃ¼loÄŸlu, "Normatif erkekliÄŸin kurucusu olarak askerlik," Birikim, S. 240, s. 60.<br />
10 Corrigon P.R.D. ve D. Sayer (1985) The Great Arch: English State Formation as Cultural Revolution. Oxford, New York: Basil Blackwell. s. 4-5; akt., AyÅŸe GÃ¼l AltÄ±nay, "Mehmedler, askerlik ve savaÅŸ," Birikim, S. 127, s. 97.<br />
11 Kathy E. Ferguson (1995) Kibutz Journal:Reflection on Gender, Race and Militarism in Israel.Pasadena, California:Trilogy Boks; akt. AyÅŸe GÃ¼l AltÄ±nay, "Mehmedler, askerlik ve savaÅŸ," Birikim, S. 127, s. 90.<br />
12 AyÅŸe GÃ¼l AltÄ±nay , "Mehmedler, askerlik ve savaÅŸ," Birikim, S. 127, s. 92.<br />
13 Nurseli YeÅŸim SÃ¼mbÃ¼loÄŸlu, "Normatif erkekliÄŸin kurucusu olarak askerlik," Birikim, S. 240, s. 59.<br />
14 Serpil Sancar, (2008) "Vicdani red ve eril ÅŸiddet," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 137.<br />
15 Ãœmit KardaÅŸ, "Modern devlet, ordu ve vicdani red itirazÄ±," Birikim, S. 207, s. 36.<br />
16 Melek GÃ¶regenli, "SÄ±zÄ±'dan sonsuza kadar kurtulmak," Birikim, S. 207, s. 35.<br />
17 Nurseli YeÅŸim SÃ¼mbÃ¼loÄŸlu, "Normatif erkekliÄŸin kurucusu olarak askerlik," Birikim, S. 240, s. 66.<br />
18 Esra Gedik ,"KadÄ±nlÄ±k ve Vicdani Red Ãœzerine," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 38.<br />
19 AyÅŸe GÃ¼l AltÄ±nay (2008) "KÃ¼nye bellemeyen Kezbanlar: KadÄ±n redÃ§iler neyi reddediyorlar?, " haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 118.<br />
20 Esra Gedik, "TÃ¼rkiye'de militarizmin Ã¼Ã§ kadÄ±n(lÄ±k) hali," Birikim, S. 240, s. 68.<br />
21 Nurseli YeÅŸim SÃ¼mbÃ¼loÄŸlu, "Normatif erkekliÄŸin kurucusu olarak askerlik," Birikim, S. 240, s. 61. 7 Åžubat 2009, "Rahmin kadar konuÅŸ" Taraf Gazetesi<br />
22 PÄ±nar selek "BarÄ±ÅŸ iÃ§in feminizme ihtiyaÃ§ var" savaÅŸ karÅŸÄ±tlarÄ±.org Akt.Esra Gedik, "TÃ¼rkiye'de militarizmin Ã¼Ã§ kadÄ±n(lÄ±k) hali," Birikim, S. 240, s. 66.<br />
23 Zeynep Direk, "Ä°mkÃ¢nsÄ±zdan da imkÃ¢nsÄ±z," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 24.<br />
24 Ãœmit KardaÅŸ, "Modern devlet, ordu ve vicdani red itirazÄ±," Birikim, S. 207, s. 41.<br />
25 AyÅŸe GÃ¼l AltÄ±nay, "Militarizm'den MilligÃ¶steri'ye TÃ¼rkiye'de anti-militarizmin yeni yÃ¼zleri,"Birikim, S. 207, s. 59.<br />
26 AltÄ±nay (2008) "KÃ¼nye bellemeyen Kezbanlar: KadÄ±n redÃ§iler neyi reddediyorlar?, " haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s.125.<br />
27AltÄ±nay, a.g.e., s. 126.<br />
28 AltÄ±nay, a.g.e., s. 130<br />
29 Cynthia Enloe (2008) "KadÄ±nlar askeri vicdani reddin neresinde? BazÄ± feminist ipuÃ§larÄ±," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 110 (Okinawa'da otonom kadÄ±n barÄ±ÅŸ hareketi, 1980'lerdeki Greenham Commomns Women's Peace Camp; eÅŸ zamanlÄ± olarak New York eyaletinde dÃ¼zenlenen Women's Seneca Peace Camp; 1990'larda Belgrad, KudÃ¼s, Hayfa, Tokyo, Londra'daki Women In Black (SiyahlÄ± KadÄ±nlar gibi)<br />
30 Joan W. Scott, (2007) Toplumsal Cinsiyet: FaydalÄ± Bir Tarihsel Analiz Kategorisi, Ä°stanbul: Agora KitaplÄ±ÄŸÄ±, s. 27.<br />
31 AyÅŸe GÃ¼l AltÄ±nay, "Militarizm'den MilligÃ¶steri'ye TÃ¼rkiye'de anti-militarizmin yeni yÃ¼zleri,"Birikim, S. 207, s. 58.<br />
32 Joan W. Scott (2007), Toplumsal Cinsiyet: FaydalÄ± Bir Tarihsel Analiz Kategorisi, Ä°stanbul: Agora KitaplÄ±ÄŸÄ±, s. 33.<br />
33 Cynthia Enloe, "KadÄ±nlar askeri vicdani reddin neresinde? BazÄ± feminist ipuÃ§larÄ±," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 111.<br />
34 Andreas Speck, "DÃ¼nyada Ã§aÄŸdaÅŸ red ve red hareketlerinin ana hatlarÄ±: SavaÅŸ karÅŸÄ±tÄ± uluslar arasÄ± hareket iÃ§inde red," Birikim, S. 207, s. 53.<br />
35 Ä°nci AÄŸlagÃ¼l, "Ä°ktidar kardeÅŸliÄŸi: Militarizm ve cinsiyetÃ§ilik," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 35<br />
36 Andreas Speck, "DÃ¼nyada Ã§aÄŸdaÅŸ red ve red hareketlerinin ana hatlarÄ±: SavaÅŸ karÅŸÄ±tÄ± uluslar arasÄ± hareket iÃ§inde red," Birikim, S. 207, s. 52.<br />
37 Speck, a.g.m., s. 53.<br />
38 Bkz. Stuart Hall (1998) "Yerel ve KÃ¼resel: KÃ¼reselleÅŸme ve Etniklik," KÃ¼ltÃ¼r, KÃ¼reselleÅŸme ve DÃ¼nya Sistemi, Antony D.King (der.) ss. 39-61 ve "Eski ve Yeni Kimlikler, Eski ve Yeni Etnikler" ss. 63-96.<br />
39 Colleen Burke, "NiÃ§in toplumsal cinsiyet perspektifli bir analize ihtiyacÄ±mÄ±z var?" Amargi, S. 2, GÃ¼z 2006, ss. 44-46.<br />
40 PÄ±nar Selek, "Feminizme ve anti militarizme ihtiyacÄ±mÄ±z var," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 27.<br />
4 Ä°nci AÄŸlagÃ¼l, "Ä°ktidar kardeÅŸliÄŸi: Militarizm ve cinsiyetÃ§ilik," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 35.<br />
42 DilÅŸa Deniz,, "Penis ideolojisi: Militarizm," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 58- 59.<br />
43 PÄ±nar Selek, "Feminizme ve anti militarizme ihtiyacÄ±mÄ±z var," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 29.<br />
44 Colleen Burke, "NiÃ§in toplumsal cinsiyet perspektifli bir analize ihtiyacÄ±mÄ±z var?" Amargi, S. 2, GÃ¼z 2006, s. 45.<br />
45 PÄ±nar Selek, "Feminizme ve anti militarizme ihtiyacÄ±mÄ±z var," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 29.<br />
46 CoÅŸkun Ãœsterci, UÄŸur Yorulmaz, "TÃ¼rkiye'de vicdani red," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 231.<br />
47 NilgÃ¼n Yurdalan, " SÃ¶yleÅŸi: Ferda Ãœlker, 'Evet askerlik yapmÄ±yoruz, ama vicdani redciyiz, '" Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, s. 37.<br />
48 Taha Parla, "Vicdani reddin felsefi gerekÃ§eleri," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, s. 96.<br />
49 Perihan MaÄŸden, "Vicdani red bir insan hakkÄ±dÄ±r!" Yeni AktÃ¼el, AralÄ±k 2005; akt. AyÅŸe GÃ¼l AltÄ±nay, "Militarizm'den MilligÃ¶steri'ye TÃ¼rkiye'de anti-militarizmin yeni yÃ¼zleri,"Birikim, S. 207, s. 59.<br />
<br />
<b>KAYNAKÃ‡A</b><br />
<br />
Albert, Michael, Justin Podur (2005-2006), "KÃ¼ltÃ¼rÃ¼ DevrimcileÅŸtirmek," BoÄŸaziÃ§i Ãœniversitesi Ã‡eviri KulÃ¼bÃ¼-BÃ¼lten 4, ss. 111- 142.<br />
AltÄ±nay, AyÅŸe GÃ¼l, "Mehmedler, askerlik ve savaÅŸ," Birikim, S.127, ss. 89-100.<br />
______________, "Militarizm'den MilligÃ¶steri'ye TÃ¼rkiye'de anti-militarizmin yeni yÃ¼zleri," Birikim, S. 207, ss. 56-61.<br />
______________, (2008) "KÃ¼nye bellemeyen Kezbanlar: KadÄ±n redÃ§iler neyi reddediyorlar?" haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss.113-134.<br />
AÄŸlagÃ¼l, Ä°nci, "Ä°ktidar kardeÅŸliÄŸi: Militarizm ve cinsiyetÃ§ilik," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 34-35.<br />
Biricik, Alp, (2008) "Ã‡Ã¼rÃ¼k raporu ve TÃ¼rkiye'de hegemonik erkekliÄŸin yeniden inÅŸasÄ±, " haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss.143-149.<br />
Bora, TanÄ±l, "Anti militarizm, ordu/askeriye eleÅŸtirisi ve ordularÄ±n demokratik gÃ¶zetimi," Birikim, S. 207, ss. 22-26.<br />
BrÃ¶ckling, Ulrich, (2008) "Ã‡arklardaki kum? 21.YÃ¼zyÄ±lÄ±n baÅŸÄ±nda vicdani red," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss. 69-78.<br />
Burke, Colleen, "NiÃ§in toplumsal cinsiyet perspektifli bir analize ihtiyacÄ±mÄ±z var?" Amargi, S. 2, GÃ¼z 2006, ss. 44-46.<br />
Deniz, DilÅŸa, "Penis ideolojisi: Militarizm," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 58- 59.<br />
Direk, Zeynep, "Ä°mkÃ¢nsÄ±zdan da imkÃ¢nsÄ±z," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 23-24.<br />
Enloe, Cynthia, (2008) "KadÄ±nlar askeri vicdani reddin neresinde? BazÄ± feminist ipuÃ§larÄ±," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss. 103-112.<br />
Gedik, Esra, "TÃ¼rkiye'de militarizmin Ã¼Ã§ kadÄ±n(lÄ±k) hali," Birikim, S. 240, ss. 64-72.<br />
__________,"KadÄ±nlÄ±k ve Vicdani Red Ãœzerine," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 38-41.<br />
GÃ¶regenli, Melek, "SÄ±zÄ±'dan sonsuza kadar kurtulmak," Birikim, S. 207, ss. 32-35.<br />
Hall, Stuart (1998), "Yerel ve KÃ¼resel: KÃ¼reselleÅŸme ve Etniklik," KÃ¼ltÃ¼r, KÃ¼reselleÅŸme ve DÃ¼nya Sistemi, Antony D.King (der.) Ankara: Bilim Sanat YayÄ±nlarÄ±, ss. 39-61.<br />
Hall, Stuart (1998) "Eski ve Yeni Kimlikler, Eski ve Yeni Etnikler," KÃ¼ltÃ¼r, KÃ¼reselleÅŸme ve DÃ¼nya Sistemi, Antony D.King (der.) Ankara: Bilim Sanat YayÄ±nlarÄ±, ss. 63-96.<br />
KardaÅŸ, Ãœmit, "Modern devlet, ordu ve vicdani red itirazÄ±," Birikim, S. 207, ss. 36-41.<br />
Parla, Taha "Vicdani reddin felsefi gerekÃ§eleri," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss. 95-100.<br />
Scott Joan W.( 2007) Toplumsal Cinsiyet: FaydalÄ± Bir Tarihsel Analiz Kategorisi, Ä°stanbul: Agora KitaplÄ±ÄŸÄ±<br />
Sancar, Serpil, (2008) "Vicdani red ve eril ÅŸiddet," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss. 135-142.<br />
Selek, PÄ±nar, "Feminizme ve anti militarizme ihtiyacÄ±mÄ±z var," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 27-29.<br />
SÃ¼mbÃ¼loÄŸlu, Nurseli YeÅŸim, "Normatif erkekliÄŸin kurucusu olarak askerlik," Birikim, S. 240, ss. 59-63.<br />
Speck, Andreas, "DÃ¼nyada Ã§aÄŸdaÅŸ red ve red hareketlerinin ana hatlarÄ±: SavaÅŸ karÅŸÄ±tÄ± uluslar arasÄ± hareket iÃ§inde red," Birikim, S. 207, ss. 42-55.<br />
TaÅŸ, Mahinur, "Ordunun vatansever kadÄ±nlarÄ±," Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 47-49.<br />
Toker, NilgÃ¼n, "Anti militarizm sorumluluktur," Birikim, S. 207, ss. 27-31.<br />
__________, (2008) "Vicdani red, sivil itaatsizlik ve anti militarizm," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss. 79-94.<br />
Ãœsterci, CoÅŸkun, UÄŸur Yorulmaz, (2008) "TÃ¼rkiye'de vicdani red," haz. Ã–zgÃ¼r Heval Ã‡Ä±nar ve CoÅŸkun Ãœsterci, Ã‡arklardaki Kum, Ä°stanbul: Ä°letiÅŸim YayÄ±nlarÄ±, ss. 217-231.<br />
Wallerstein, Immanuel (2004) "KÃ¼ltÃ¼rler Ã‡atÄ±ÅŸÄ±yor mu? Biz kimiz? Ã–tekiler Kim?" 21.yy'da Siyaset, Ä°stanbul: Aram YayÄ±ncÄ±lÄ±k, ss. 45-70.<br />
Yurdalan, NilgÃ¼n, " SÃ¶yleÅŸi: Ferda Ãœlker, 'Evet askerlik yapmÄ±yoruz, ama vicdani redciyiz, '" Amargi, S.2, GÃ¼z 2006, ss. 36-38.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_701.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_701.html</guid>
  <dc:subject>TÃ¼rkiye'de vicdani redÃ§i kadÄ±nlarÄ±n, vicdani red kavramÄ± ve anlamÄ± ile olan iliÅŸkisi</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Dil ve EÄŸitim</title>
  <description>Anadilde eÄŸitim meselesi TÃ¼rkiye'de olduÄŸu kadar uluslararasÄ± Ã§apta da tartÄ±ÅŸÄ±lan, incelenen bir konu. TÃ¼rkiye'nin bu konudaki yaklaÅŸÄ±mÄ± da her zaman tartÄ±ÅŸma ve araÅŸtÄ±rma konusu olmuÅŸtur. Ulusal ve uluslararasÄ± birÃ§ok kurum bu konuda rapor hazÄ±rlamÄ±ÅŸlardÄ±r. 'Minority Rights Group International (UluslararasÄ± AzÄ±nlÄ±k HaklarÄ± Grubu) 'Unutmak mÄ± Asimilasyon mu? TÃ¼rkiye'nin EÄŸitimin Sisteminde AzÄ±nlÄ±klar' adÄ±yla rapor...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Anadilde eÄŸitim meselesi TÃ¼rkiye'de olduÄŸu kadar uluslararasÄ± Ã§apta da tartÄ±ÅŸÄ±lan, incelenen bir konu. TÃ¼rkiye'nin bu konudaki yaklaÅŸÄ±mÄ± da her zaman tartÄ±ÅŸma ve araÅŸtÄ±rma konusu olmuÅŸtur. Ulusal ve uluslararasÄ± birÃ§ok kurum bu konuda rapor hazÄ±rlamÄ±ÅŸlardÄ±r. 'Minority Rights Group International (UluslararasÄ± AzÄ±nlÄ±k HaklarÄ± Grubu) 'Unutmak mÄ± Asimilasyon mu? TÃ¼rkiye'nin EÄŸitimin Sisteminde AzÄ±nlÄ±klar' adÄ±yla rapor hazÄ±rladÄ±. Bu rapor 16 Mart tarihinde Ä°stanbul'da Avrupa Bilgi Merkezi'nde bizim de Ä°stanbul KÃ¼rt EnstitÃ¼sÃ¼ adÄ±na yer aldÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bir panel ile kamuoyuna aÃ§Ä±klandÄ±. BasÄ±nÄ±n Ã¶nemli bir kesiminin katÄ±ldÄ±ÄŸÄ± bu etkinlik basÄ±nda yeterince yer almadÄ±. Nurcan Kaya tarafÄ±ndan hazÄ±rlanan bu raporun dil ve eÄŸitim bÃ¶lÃ¼mÃ¼nÃ¼ size sunuyoruz <br />
<br />
<b>UluslararasÄ± standartlar</b><br />
<br />
UluslararasÄ± hukuk, resmi dili Ã¶ÄŸreten veya bu dilde eÄŸitim veren devletlere saygÄ± gÃ¶stermekle birlikte, devletlerin ulusal azÄ±nlÄ±klara mensup kiÅŸilerin istekleri dÄ±ÅŸÄ±nda asimilasyonunu amaÃ§layan politikalardan veya uygulamalardan uzak durmasÄ±nÄ± ve bu kiÅŸileri asimilasyona yÃ¶nelik her tÃ¼rlÃ¼ iÅŸlemden korumasÄ±nÄ± ÅŸart koÅŸmaktadÄ±r. Bunun yanÄ± sÄ±ra, devletlere ulusal azÄ±nlÄ±klarÄ±n kendi dillerini korumalarÄ± iÃ§in gerekli koÅŸullarÄ± teÅŸvik etme yÃ¼kÃ¼mlÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ getirmektedir. DolayÄ±sÄ±yla AzÄ±nlÄ±klarÄ±n anadillerini Ã¶ÄŸrenme hakkÄ±, anadillerinde eÄŸitim alma hakkÄ± ve kendi eÄŸitim kurumlarÄ±nÄ± kurma ve iÅŸletme hakkÄ± uluslararasÄ± hukuk tarafÄ±ndan Ã¶ngÃ¶rÃ¼len azÄ±nlÄ±k koruma sisteminin temel bir Ã¶ÄŸesidir.<br />
<br />
Anadilde eÄŸitim, eÄŸitimin kalitesi ve azÄ±nlÄ±k Ã§ocuklarÄ±nÄ±n entegrasyonu aÃ§Ä±sÄ±ndan Ã¶nemli bir rol oynamaktadÄ±r. 2000 yÄ±lÄ±nda dÃ¼zenlenen DÃ¼nya EÄŸitim Forumu'nda sunulan bir rapora gÃ¶re: 'Son kÄ±rk yÄ±ldÄ±r, Ã¶ÄŸrencilere anlamadÄ±klarÄ± bir dilde eÄŸitim vermenin pek de verimli olmadÄ±ÄŸÄ± ve yÃ¼ksek oranda sÄ±nÄ±fta kalma ve terk Ã¶rneklerine sebep olduÄŸunu gÃ¶steren veriler edinilmiÅŸtir. Bunun eÄŸitime eriÅŸimi etkilediÄŸi ÅŸÃ¼phesizdir: Ebeveynlerin Ã¶ÄŸrenme kapasitesi bulunmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼kleri Ã§ocuklarÄ± okuldan aldÄ±klarÄ± bilinen bir gerÃ§ektir.'<br />
<br />
EÄŸitimsel geliÅŸim uzmanÄ± Carole Benson'a gÃ¶re, Ã¶ÄŸrencilere anlamadÄ±ÄŸÄ± bir dilde eÄŸitim vermek 'Ã¶ÄŸrencilere yÃ¼zmeyi Ã¶ÄŸretmeden suyun altÄ±nda tutmaya' benzemektedir.<br />
<br />
<b>KurumlarÄ± yÃ¶netme Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼</b><br />
<br />
Ulusal AzÄ±nlÄ±klarÄ±n KorunmasÄ±na Dair Ã‡erÃ§eve SÃ¶zleÅŸmesi (UAÃ‡S)'nin 13. maddesi, devletlerin, azÄ±nlÄ±klarÄ±n kendi Ã¶zel eÄŸitim ve Ã¶ÄŸretim kurumlarÄ±nÄ± kurma ve iÅŸletme hakkÄ±nÄ± tanÄ±malarÄ±nÄ± ÅŸart koÅŸmakta ve devletlerin bu hakkÄ±n kullanÄ±mÄ±nÄ± finanse etmekle yÃ¼kÃ¼mlÃ¼ olmadÄ±klarÄ±nÄ± sÃ¶ylemektedir.<br />
<br />
Ekonomik, Sosyal ve KÃ¼ltÃ¼rel Haklara Ä°liÅŸkin UluslararasÄ± SÃ¶zleÅŸme'nin 13. maddesinin dÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ fÄ±krasÄ± 'bireylerin ve kuruluÅŸlarÄ±n eÄŸitim kurumlarÄ± kurma ve yÃ¶netme Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼' koruma altÄ±na almaktadÄ±r. Daha ayrÄ±ntÄ±lÄ± olarak, EÄŸitimde AyrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸa KarÅŸÄ± UNESCO SÃ¶zleÅŸmesi, devletlerin, 'ulusal azÄ±nlÄ±k Ã¼yelerinin okul kurmak, her bir devletin eÄŸitim politikasÄ±na baÄŸlÄ± olarak, kendi dillerini kullanmak veya Ã¶ÄŸretmek de dahil olmak Ã¼zere kendi eÄŸitim faaliyetlerini sÃ¼rdÃ¼rme hakkÄ±nÄ± tanÄ±masÄ±nÄ±' gerektirmektedir. Lahey Tavsiyeleri de aynÄ± ilkeyi belirtmektedir. Devletlerin 'bu haktan yararlanÄ±lmasÄ±nÄ±, bu kurumlarÄ±n kurulmasÄ±nÄ± ve iÅŸletilmesini dÃ¼zenleyen haksÄ±z oranda kÃ¼lfetli hukuki ve idari ÅŸartlar koyarak engellememesi' gerekmektedir. UAÃ‡S'nin 14. maddesi, bir ulusal azÄ±nlÄ±ÄŸa mensup olan herkesin kendi azÄ±nlÄ±k dilini Ã¶ÄŸrenme hakkÄ±nÄ±n devletler tarafÄ±ndan tanÄ±nmasÄ±nÄ± Ã¶ngÃ¶rmektedir. 14. madde ayrÄ±ca, devletlerin azÄ±nlÄ±klara, geleneksel olarak veya bÃ¼yÃ¼k oranda azÄ±nlÄ±klarÄ±n yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± bÃ¶lgelerde yeterli talep olmasÄ± halinde ve devletlerin eÄŸitim sistemleri Ã§erÃ§evesinde mÃ¼mkÃ¼n olduÄŸu kadarÄ±yla, kendi dillerini Ã¶ÄŸrenmeleri ve kendi dillerinde eÄŸitim almalarÄ± iÃ§in yeterli fÄ±rsatÄ± sunmasÄ± gerektiÄŸini dile getirmektedir. Devletler, azÄ±nlÄ±k dilleri eÄŸitim mÃ¼fredatÄ±nÄ±n geliÅŸtirilmesi ve deÄŸerlendirilmesi iÃ§in merkezler aÃ§Ä±lmasÄ±nÄ± kolaylaÅŸtÄ±rmalÄ±dÄ±r.<br />
<br />
<b>AzÄ±nlÄ±k dilinde eÄŸitim mÃ¼fredatÄ±</b><br />
<br />
AGÄ°T, Lahey Tavsiyeleri'nde, ilkÃ¶ÄŸretimde mÃ¼fredatÄ±n azÄ±nlÄ±k dilinde Ã¶ÄŸretilmesi ve ayrÄ±ca azÄ±nlÄ±k dilinin dÃ¼zenli bir ders konusu olarak okutulmasÄ±nÄ± tavsiye etmektedir. Devletin resmi dili de 'Ã§ocuklarÄ± kÃ¼ltÃ¼rel ve dilsel temellerini iyi anlayan ve her iki dili de bilen eÄŸitimciler' tarafÄ±ndan dÃ¼zenli bir ders konusu olarak okutulmalÄ±dÄ±r. Devletlere ortaokul seviyesinde, mÃ¼fredatÄ±n Ã¶nemli bir kÄ±smÄ±nÄ± azÄ±nlÄ±k dilinde sunmalarÄ± tavsiye edilmektedir. AzÄ±nlÄ±k dili ve devletin resmi dili dÃ¼zenli bir ders konusu olarak okutulmaya devam etmelidir. Devletin resmi dilinde okutulan ders sayÄ±sÄ±nÄ±n kademeli olarak arttÄ±rÄ±lmasÄ± tavsiye edilmektedir ve araÅŸtÄ±rmalar kademeli artÄ±ÅŸÄ±n Ã§ocuk aÃ§Ä±sÄ±ndan daha iyi sonuÃ§ verdiÄŸini gÃ¶stermektedir. DolayÄ±sÄ±yla bÃ¶yle bir eÄŸitim sisteminin devamlÄ±lÄ±ÄŸÄ±, diÄŸer ÅŸeylerin yanÄ± sÄ±ra, anadilde tÃ¼m disiplinlerde eÄŸitim almÄ±ÅŸ Ã¶ÄŸretmenlerin varlÄ±ÄŸÄ±na baÄŸlÄ± olacaÄŸÄ±ndan, devletlerin Ã¶ÄŸretmenlerin eÄŸitimi iÃ§in yeterli olanaÄŸÄ± sunmalarÄ± ve bu eÄŸitime eriÅŸimi kolaylaÅŸtÄ±rmalarÄ± tavsiye edilmektedir.<br />
<br />
Devletlerin, kendi vatandaÅŸlarÄ±na olduÄŸu gibi, vatandaÅŸÄ± olmayan azÄ±nlÄ±klarÄ±n anadillerinde eÄŸitim alma haklarÄ±nÄ± da belirli koÅŸullar altÄ±nda gÃ¼venceye almalarÄ± gerekmektedir. Hukuk Yoluyla Demokrasi iÃ§in Avrupa Komisyonu (Venedik Komisyonu) tarafÄ±ndan 2006 yÄ±lÄ±nda kabul edilen rapora gÃ¶re:<br />
<br />
'BaÄŸÄ±msÄ±zlÄ±k veya yeniden edinilen baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±k sÄ±rasÄ±nda orada yaÅŸamakta olan ancak vatandaÅŸ sÄ±fatÄ± bulunmayan kiÅŸilerden oluÅŸan gruplara, prensipte kendi dillerini Ã¶ÄŸrenme ve en azÄ±ndan belirli bir oranda, Ã¶zellikle ilkokulda kendi dillerinde eÄŸitim alma fÄ±rsatÄ± tanÄ±nmalÄ±dÄ±r.'<br />
<br />
Lahey Tavsiyeleri de devletlerin, ulusal azÄ±nlÄ±klarÄ±n temsilcilerinin, hem bÃ¶lgesel hem de ulusal seviyede azÄ±nlÄ±k dilleri ve eÄŸitimle ilgili politika ve programlarÄ±n geliÅŸtirilmesi ve uygulanmasÄ±na katÄ±lÄ±mÄ±nÄ± saÄŸlayacak koÅŸullarÄ±n yaratÄ±lmasÄ±nÄ± Ã¶ngÃ¶rmektedir. Ã–zellikle ebeveynleri iÃ§erecek Ã¶zel tedbirler alÄ±nmalÄ±dÄ±r. UAÃ‡S'nin 15. maddesi, kapsamÄ± geniÅŸleterek, devletlerin ulusal azÄ±nlÄ±klara mensup kiÅŸilerin kÃ¼ltÃ¼rel, sosyal ve ekonomik hayata etkili bir biÃ§imde katÄ±lÄ±mlarÄ± iÃ§in gerekli koÅŸullarÄ± oluÅŸturmasÄ±nÄ± ÅŸart koÅŸmaktadÄ±r. BÃ¶lgesel ve AzÄ±nlÄ±k Dilleri iÃ§in Avrupa ÅžartÄ±'nÄ±n 7. maddesinin 4. fÄ±krasÄ±, devletlerin her bir azÄ±nlÄ±k grubunun gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼ yansÄ±tacak danÄ±ÅŸma organlarÄ± kurmasÄ±nÄ± ÅŸart koÅŸmaktadÄ±r.<br />
<br />
<b>TÃ¼rkiye'deki mevzuat ve uygulama</b><br />
<br />
TÃ¼rkiye Cumhuriyeti AnayasasÄ±'nÄ±n 3. maddesi devletin dilinin TÃ¼rkÃ§e olduÄŸunu belirtmektedir. Anayasa'nÄ±n 42. maddesi ise ÅŸu ifadeyi taÅŸÄ±maktadÄ±r:<br />
<br />
'TÃ¼rkÃ§e'den baÅŸka hiÃ§bir dil, eÄŸitim ve Ã¶ÄŸretim kurumlarÄ±nda TÃ¼rk vatandaÅŸlarÄ±na anadilleri olarak okutulamaz ve Ã¶ÄŸretilemez. EÄŸitim ve Ã¶ÄŸretim kurumlarÄ±nda okutulacak yabancÄ± diller ile yabancÄ± dille eÄŸitim ve Ã¶ÄŸretim yapan okullarÄ±n tabi olacaÄŸÄ± esaslar kanunla dÃ¼zenlenir. MilletlerarasÄ± antlaÅŸma hÃ¼kÃ¼mleri saklÄ±dÄ±r.'<br />
<br />
Anayasa azÄ±nlÄ±k dillerinin Ã¶ÄŸretilmesini ve Ã¶ÄŸrenilmesini yasaklarken, TÃ¼rkÃ§e'nin araÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ± ve TÃ¼rkÃ§e yayÄ±n yapÄ±lmasÄ±nÄ± teÅŸvik etmektedir. Anayasa'nÄ±n 42. maddesinin TÃ¼rkÃ§e dÄ±ÅŸÄ±ndaki dillerde anadil eÄŸitimi verilmesinin yasaklanmasÄ± ve TÃ¼rkÃ§e dÄ±ÅŸÄ±ndaki dillerin anadil olarak Ã¶ÄŸretilmesinin yasaklanmasÄ± gibi iki esaslÄ± sonucu olmaktadÄ±r. Milli EÄŸitim Temel Kanunu'nun 10. maddesi, TÃ¼rk dilinin Ã¶ÄŸretilmesini ve zenginleÅŸtirilmesini hedeflerden biri olarak saymaktadÄ±r.<br />
<br />
<b>Anadilde eÄŸitim</b><br />
<br />
Lozan AntlaÅŸmasÄ±'nÄ±n 41. maddesi, TÃ¼rkiye'nin gayrimÃ¼slim azÄ±nlÄ±klarÄ±n Ã¶nemli bir oranda ikamet ettiÄŸi il ve ilÃ§elerdeki devlet okullarÄ±nda anadillerinde eÄŸitim saÄŸlamasÄ±nÄ± ÅŸart koÅŸmaktadÄ±r.<br />
<br />
Ancak, bu hÃ¼kÃ¼m TÃ¼rkiye'deki hiÃ§bir devlet okulunda uygulanmamaktadÄ±r. Bir Lozan azÄ±nlÄ±ÄŸÄ± Ã¼yesi, kendi okullarÄ±nÄ±n sayÄ±sÄ±nÄ±n, giderek azalan nÃ¼fuslarÄ± neticesinde son derece yeterli olduÄŸu iÃ§in bu hÃ¼kmÃ¼n uygulanmasÄ±na ihtiyaÃ§ duymadÄ±klarÄ±nÄ± dile getirmektedir.<br />
<br />
HiÃ§bir devlet okulu diÄŸer azÄ±nlÄ±k dillerinden herhangi birini Ã¶ÄŸretim dili olarak kullanmamaktadÄ±r. Bu durum bilhassa, anadilde eÄŸitimin devletin Ã¶ncelikli Ã¶devlerinden olduÄŸunu ve kendilerine KÃ¼rtÃ§e Ã¶ÄŸretim yapan Ã¶zel okullar aÃ§ma hakkÄ± tanÄ±nmÄ±ÅŸ olsaydÄ± dahi, mevcut koÅŸullar altÄ±nda bÃ¶yle bir okul aÃ§mak iÃ§in yeterli kaynaklarÄ± olmayacaÄŸÄ±nÄ± belirten bazÄ± KÃ¼rt Ã§evrelerce eleÅŸtirilmektedir. BirÃ§ok KÃ¼rt, TÃ¼rkÃ§e'yi ilkokulda Ã¶ÄŸrendiÄŸini ve dersleri anlamak ve Ã¶ÄŸretmenlerle iletiÅŸim kurmakta gÃ¼Ã§lÃ¼kler yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylemektedir. KÃ¼rt Dili AraÅŸtÄ±rma ve GeliÅŸtirme DerneÄŸi Genel BaÅŸkanÄ± Mazhar AktaÅŸ bu durumu ÅŸu ÅŸekilde Ã¶rneklemiÅŸtir:<br />
<br />
'Ä°lkokuldayken sÄ±nÄ±f arkadaÅŸlarÄ±mla kavga etmiÅŸtik ve biri Ã¶ÄŸretmene ÅŸikayet etti. TÃ¼rkÃ§e'yi henÃ¼z pek anlamÄ±yordum. Ã–ÄŸretmen bana kÃ¼fredip kÃ¼fretmediÄŸimi sordu, sÄ±nÄ±f arkadaÅŸlarÄ±mdan biri bu soruyu tercÃ¼me etti. KÃ¼rtÃ§e'de de aynÄ± kelime var; ama KÃ¼rtÃ§e'de 'kÃ¼fÃ¼r' sadece Allah'a hakaret etmek anlamÄ±nda kullanÄ±lÄ±yor. Soruyu yanlÄ±ÅŸ anladÄ±m ve Ä±srarla kÃ¼fretmediÄŸimi sÃ¶yledim. Bunun Ã¼zerine yalan sÃ¶ylediÄŸim iÃ§in dayak yedim.'<br />
<br />
Laz bir Ã¶ÄŸretmen, ilkokuldayken bÃ¼tÃ¼n Ã¶ÄŸrencilerin Laz olmasÄ±na raÄŸmen Lazca konuÅŸmalarÄ±nÄ±n yasak olduÄŸunu ve Lazca konuÅŸtuklarÄ±nda Ã¶ÄŸretmenlerin onlarÄ± 'kÃ¼Ã§Ã¼k dÃ¼ÅŸÃ¼rdÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼' anlatmaktadÄ±r. Ã–ÄŸretmenler azÄ±nlÄ±k dilinde konuÅŸsalar bile, Ã§ocuklarla bu dilde iletiÅŸim kurmalarÄ± onlara yÃ¶nelik ayrÄ±mcÄ±lÄ±k yapÄ±lmasÄ±na sebep olabilmektedir. Bir Ã¶ÄŸretmen bu durumu ÅŸÃ¶yle ifade etmiÅŸtir:<br />
<br />
'Ã–ÄŸretmen olarak, TÃ¼rkÃ§e'yi anlamayan ve bu nedenle yalnÄ±zlaÅŸmÄ±ÅŸ birÃ§ok Ã¶ÄŸrenciyle karÅŸÄ±laÅŸtÄ±m. Yasak olmasÄ±na raÄŸmen onlarla KÃ¼rtÃ§e konuÅŸuyordum. Bir keresinde yerde 1,5 metre kar varken Sivas'tan sÃ¼rÃ¼ldÃ¼m. Bu tÃ¼r sÃ¼rgÃ¼nlerin davranÄ±ÅŸÄ±mla baÄŸlantÄ±lÄ± olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yorum.'<br />
<br />
Lozan AntlaÅŸmasÄ±'nÄ±n 40. maddesi, tÃ¼m gayrimÃ¼slim azÄ±nlÄ±klara, giderlerini kendileri Ã¶demek Ã¼zere, eÄŸitim ve Ã¶ÄŸretim iÃ§in her tÃ¼rlÃ¼ okul ve baÅŸkaca kurum kurma, yÃ¶netme ve denetleme hakkÄ± ve buralarda kendi dillerini kullanma ve kendi dinlerini serbestÃ§e uygulama hakkÄ± tanÄ±maktadÄ±r. Uygulamada sadece Ermenilere, Rumlara ve Musevilere kendi okullarÄ±nÄ± kurma ve yÃ¶netme hakkÄ± tanÄ±nmaktadÄ±r. 2008 yÄ±lÄ± MayÄ±s ayÄ± itibariyle, Ä°stanbul'da Ã§ift dilde eÄŸitim yapan (Ermenice-TÃ¼rkÃ§e) 19 Ermeni okuluna 3072 Ã¶ÄŸrenci kayÄ±tlÄ± durumdadÄ±r. Bir Ermeni Okulu'nun yÃ¶netim kurulunda yer alan Garo Paylan okullarÄ±n durumunu ÅŸu ÅŸekilde ifade etmektedir:<br />
<br />
'Bu okullarÄ±n kapasitesi 6000 civarÄ±ndadÄ±r. Ancak [...] mali sorunlardan ve diÄŸer meselelerden Ã¶tÃ¼rÃ¼ bu alandaki geliÅŸmeleri izleyemiyor ve diÄŸer Ã¶zel okullarla rekabet edemiyorlar. Bu yÃ¼zden bazÄ± Ermeni aileleri Ã§ocuklarÄ±nÄ± diÄŸer Ã¶zel okullara gÃ¶ndermeyi tercih ediyor. Her yÄ±l 150-200 kadar Ã¶ÄŸrenci kaybediyoruz; bu ÅŸekilde giderse Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki yÄ±llarda 6-7 okulu kapatacaÄŸÄ±z.'<br />
<br />
Åžu anda mevcut olan 12 Rum okulunda 212 Ã¶ÄŸrenci kayÄ±tlÄ±dÄ±r. AyrÄ±ca iki de Rum anaokulu bulunmaktadÄ±r. Ä°stanbul'da bunlardan baÅŸka, eÄŸitim dili olarak TÃ¼rkÃ§e ve Ä°ngilizce'yi kullanan ve Ä°branice'yi de dil olarak Ã¶ÄŸreten bir Musevi anaokulu, bir Musevi ilkÃ¶ÄŸretim okulu ve bir de Musevi ortaÃ¶ÄŸretim kurumu bulunmaktadÄ±r. Lozan AntlaÅŸmasÄ±'nÄ±n getirdiÄŸi korumaya ve devletin Lozan'Ä±n 39. maddesi ve Anayasa'nÄ±n 10. maddesi kapsamÄ±nda tÃ¼m vatandaÅŸlarÄ±na eÅŸit muamelede bulunma taahhÃ¼dÃ¼ne raÄŸmen, Lozan okullarÄ± birÃ§ok bÃ¼rokratik ve hukuki eÅŸitsizlikle karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kalmaktadÄ±r.<br />
<br />
Bu sorunlar arasÄ±nda mÃ¼fredatÄ±n ve okul kitaplarÄ±nÄ±n yenilenmesi konusu da yer almaktadÄ±r; yeni kitaplarÄ±n onaylanmasÄ± iÃ§in Ä°stanbul'daki Milli EÄŸitim MÃ¼dÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼'ne ve Ankara'da BakanlÄ±ÄŸa yapÄ±lan her baÅŸvuruyla birlikte, noter tarafÄ±ndan onaylanmÄ±ÅŸ bir TÃ¼rkÃ§e tercÃ¼menin sunulmasÄ± gerekmektedir. Garo Paylan, 2006 yÄ±lÄ± sonlarÄ±nda bir Ermeni okulu tarafÄ±ndan sunulan bazÄ± kitaplarÄ±n halen onaylanmamÄ±ÅŸ olduÄŸunu sÃ¶ylemektedir. Paylan ayrÄ±ca, TÃ¼rkiye'deki Ermeni okullarÄ±nÄ±n alfabe ve lehÃ§e farklÄ±lÄ±klarÄ±ndan Ã¶tÃ¼rÃ¼ Ermenistan'daki kitaplarÄ±; bilgi ve haritalara yaklaÅŸÄ±m konusundaki temel farklardan Ã¶tÃ¼rÃ¼ de Amerika BirleÅŸik Devletleri'ndeki kitaplarÄ± kullanamadÄ±ÄŸÄ±nÄ± da eklemektedir.<br />
<br />
Ermeni okullarÄ± mali sÄ±kÄ±ntÄ±lardan dolayÄ± Ã¶ÄŸretmenlerine iyi bir Ã¼cret Ã¶deyememektedir ve Ã¶ÄŸrencilerden pek Ã§oÄŸu Ã¼niversite giriÅŸ sÄ±navlarÄ±ndan Ã¶tÃ¼rÃ¼ Ã¼niversitelerde ilgili bÃ¶lÃ¼mlere girememekte veya girmek istememektedir. Bu okullarÄ±n karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kaldÄ±ÄŸÄ± sorunlar ile kaynak ve materyal eksikleri, pek az gencin bu okullarda Ã§alÄ±ÅŸmak istemesi sonucunu doÄŸurmaktadÄ±r. Ermeni okullarÄ± lehÃ§e ve aksan farklÄ±lÄ±klarÄ± yÃ¼zÃ¼nden Ermenistan'dan da Ã¶ÄŸretmen getirememektedirler. SonuÃ§ olarak, Ermenice konuÅŸan sÄ±nÄ±f Ã¶ÄŸretmenleri yetersiz sayÄ±da kalmaktadÄ±r.<br />
<br />
AyrÄ±ca, TÃ¼rkÃ§e, tarih ve coÄŸrafya dÄ±ÅŸÄ±ndaki dersleri Ermenice Ã¶ÄŸretme haklarÄ± bulunmasÄ±na raÄŸmen, bazÄ± branÅŸ Ã¶ÄŸretmenleri yeterli derecede Ermenice bilmediÄŸinden birÃ§ok ders TÃ¼rkÃ§e iÅŸlenmektedir. Ãœniversite giriÅŸ sÄ±navlarÄ± TÃ¼rkÃ§e dilinde yapÄ±ldÄ±ÄŸÄ±ndan, birtakÄ±m aileler de Ã§ocuklarÄ±nÄ±n dersleri TÃ¼rkÃ§e olarak gÃ¶rmesini tercih etmektedir. Rum okullarÄ± TÃ¼rkiye ile Yunanistan arasÄ±nda karÅŸÄ±lÄ±klÄ±lÄ±k ilkesine yer veren antlaÅŸmalara gÃ¶re yÃ¶netilmektedir. Bu antlaÅŸmaya gÃ¶re, her iki devlet de Ã¼lkelerindeki TÃ¼rk ve Rum okullarÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸmak Ã¼zere Ã¶ÄŸretmen deÄŸiÅŸiminde bulunabilmektedir. Yunanistan'dan gÃ¶nderilen bir Ã¶ÄŸretmenin (kontenjan Ã¶ÄŸretmenleri) uygulamada beÅŸ okulda Ã¶ÄŸretmenlik yapmasÄ± mÃ¼mkÃ¼n olabilecekken sadece bir Rum okulunda Ã¶ÄŸretmenlik yapabilmektedir. OkullarÄ±n halihazÄ±rda maddi sÄ±kÄ±ntÄ±larÄ± bulunmaktadÄ±r ve okulda sadece birkaÃ§ saat ders verecek bir Ã¶ÄŸretmene maaÅŸ Ã¶demek Ã§ok masraflÄ± olmaktadÄ±r.<br />
<br />
DolayÄ±sÄ±yla Rum okullarÄ± kontenjan Ã¶ÄŸretmenleri konusunda sÄ±kÄ±ntÄ± yaÅŸamaktadÄ±r. DiÄŸer okullar gibi, bazÄ± alanlarda uzman Ã¶ÄŸretmen eksiÄŸi ortaya Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±nda baÅŸka bir yerde Ã§alÄ±ÅŸan Ã¶ÄŸretmenleri bir sÃ¼reliÄŸine gÃ¶revlendirebilmeleri mÃ¼mkÃ¼n olsa da diÄŸer okullardan farklÄ± olarak, bunun iÃ§in izin almalarÄ± gerekmektedir. Rumca gÃ¼nlÃ¼k bir gazete olan Aboyevmatini'nin sahibi olan Mihail Vasiliadis, ZoÄŸrafyon Lisesi'nin 2008 yÄ±lÄ± Ocak ayÄ±nda bÃ¶yle bir Ã¶ÄŸretmen gÃ¶revlendirmek iÃ§in baÅŸvuruda bulunduÄŸunu ancak iznin 2008 yÄ±lÄ± MayÄ±s ayÄ±nda Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±nÄ± belirtmektedir.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_633.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_633.html</guid>
  <dc:subject>Dil ve EÄŸitim</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>KÃ¼rt basÄ±nÄ± 111 yaÅŸÄ±nda</title>
  <description>MÄ±sÄ±r'Ä±n baÅŸkenti Kahire'de Miqdad MÃ®dhad BedÃ®rxan tarafÄ±ndan sÃ¼rgÃ¼nde Ã§Ä±karÄ±lan "KÃ¼rdistan" gazetesiyle baÅŸlayan KÃ¼rt basÄ±nÄ± 111 yaÅŸÄ±na bastÄ±. 22 Nisan 1990 gÃ¼nÃ¼ Halk GerÃ§eÄŸi ile yola Ã§Ä±kan ve kÃ¶kÃ¼ BedÃ®rxan'Ä±n KÃ¼rdistan Gazetesi'ne dayanan Ã–zgÃ¼r BasÄ±n GeleneÄŸi, bugÃ¼n yirminci yÄ±lÄ±na adÄ±m atarken, bugÃ¼ne kadar 24'Ã¼ gÃ¼nlÃ¼k, 22'si haftalÄ±k olmak Ã¼zere toplam 46 gazete Ã§Ä±karmÄ±ÅŸ bulunuyor.

Ã–zgÃ¼r B...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
MÄ±sÄ±r'Ä±n baÅŸkenti Kahire'de Miqdad MÃ®dhad BedÃ®rxan tarafÄ±ndan sÃ¼rgÃ¼nde Ã§Ä±karÄ±lan "KÃ¼rdistan" gazetesiyle baÅŸlayan KÃ¼rt basÄ±nÄ± 111 yaÅŸÄ±na bastÄ±. 22 Nisan 1990 gÃ¼nÃ¼ Halk GerÃ§eÄŸi ile yola Ã§Ä±kan ve kÃ¶kÃ¼ BedÃ®rxan'Ä±n KÃ¼rdistan Gazetesi'ne dayanan Ã–zgÃ¼r BasÄ±n GeleneÄŸi, bugÃ¼n yirminci yÄ±lÄ±na adÄ±m atarken, bugÃ¼ne kadar 24'Ã¼ gÃ¼nlÃ¼k, 22'si haftalÄ±k olmak Ã¼zere toplam 46 gazete Ã§Ä±karmÄ±ÅŸ bulunuyor.<br />
<br />
Ã–zgÃ¼r BasÄ±n GeleneÄŸi'nin ilk adÄ±mÄ± sayÄ±lan haftalÄ±k gazete, altÄ± ayrÄ± siyasi Ã§evrenin ortak yayÄ±n organÄ± olarak yayÄ±nlandÄ±. Dokuzuncu sayÄ±da kapatÄ±lan Halk GerÃ§eÄŸi'nin fiili yayÄ±n yÃ¶netmeni HÃ¼seyin Aykol idi. O dÃ¶nemde yoÄŸunlaÅŸmaya baÅŸlayan Ã§atÄ±ÅŸma haberlerinin anlatÄ±ldÄ±ÄŸÄ± Metin Ã‡iyayi'nin "MasalcÄ± Dede" imzasÄ±yla "Sonsuzluk Ãœlkesinden Masallar" Ã§ok ilgi gÃ¶rdÃ¼. Gazetenin kapatÄ±lmasÄ± Ã¼zerine tutuklanan YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼ Ä°smail Safter, bir sÃ¼re hapis yattÄ±. ArdÄ±ndan yayÄ±na baÅŸlayan Yeni Halk GerÃ§eÄŸi ise sadece Ã¼Ã§ sayÄ± yayÄ±nlandÄ±ktan sonra yÃ¶netimince kapatÄ±ldÄ±.<br />
<br />
Ortak yayÄ±n projesi tutmayÄ±nca, bu kez yola Yeni Ãœlke ile tek baÅŸÄ±na koyulma kararÄ± alÄ±ndÄ±. Ä°lk sayÄ±sÄ±nÄ±n yayÄ±nlandÄ±ÄŸÄ± 20 Ekim 1990 haftasÄ±nda, DiyarbakÄ±r bÃ¼rosunun Ä°slami Cihat Ã¶rgÃ¼tÃ¼ tarafÄ±ndan bombalandÄ±ÄŸÄ± haftalÄ±k gazetenin kurucu Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni GÃ¼nay Aslan, gazetenin 16. sayÄ±sÄ±ndan itibaren yerini HÃ¼seyin Aykol'a bÄ±raktÄ±. Gazeteyi Ã§Ä±karan ÅŸirketin ortaklarÄ±, Ä°smet AteÅŸ, ZÃ¼beyir Aydar, Yusuf Serhat Bucak ve HÃ¼seyin Aykol'du. Åžirket ortaklÄ±ÄŸÄ±ndan Ä°smet AteÅŸ ayrÄ±lÄ±nca yerine Ferda Ã‡etin getirildi. YayÄ±nlanan 110 sayÄ±sÄ±ndan 40'a yakÄ±n sayÄ±sÄ± toplatÄ±lan gazetenin Ã¼lke ve Avrupa'daki toplam tirajÄ± 50 bine kadar yÃ¼kseldi. Yeni Ãœlke'nin Avrupa bÃ¼rosu BehÃ§et AvÅŸar tarafÄ±ndan kuruldu, bÃ¼ronun ikinci Ã§alÄ±ÅŸanÄ± ise gazetenin aynÄ± zamanda kÃ¶ÅŸe yazarÄ± da olan A. Kadir Konuk'tu. Ã–zellikle ilk sayÄ±larda, kimi haber ve yazÄ±larÄ±n bir kÄ±smÄ± matbaanÄ±n isteÄŸi Ã¼zerine sansÃ¼rlenerek yayÄ±nlanabildi. Gazetenin ÅžÃ¼krÃ¼ GÃ¼lmÃ¼ÅŸ'Ã¼n yÃ¶netiminde Ã§Ä±karÄ±ldÄ±ÄŸÄ± 3 Ekim-15 AralÄ±k 1992 dÃ¶neminde tirajÄ± 20-30 binden 1500'lere kadar dÃ¼ÅŸtÃ¼ÄŸÃ¼ iÃ§in kapatÄ±lmak zorunda kalÄ±ndÄ±.<br />
<br />
<b>GÃ¼nlÃ¼k gazeteye geÃ§iliyor</b><br />
<br />
HaftalÄ±k Yeni Ãœlke ihtiyaÃ§lara yanÄ±t veremez hale gelince gÃ¼nlÃ¼k gazete Ã§Ä±karma kararÄ± alÄ±ndÄ± ve Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem'in alt yapÄ±sÄ± hazÄ±rlanmaya baÅŸlandÄ±. 30 MayÄ±s 1992 gÃ¼nÃ¼ yayÄ±na baÅŸlayan gÃ¼nlÃ¼k gazetenin kurucu Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni Ahmet Kahraman idi; ancak gazetenin yayÄ±nÄ± baÅŸlamadan ayrÄ±ldÄ±. Gazetenin ilk Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni RagÄ±p Duran oldu; ancak o da ilk iki haftanÄ±n sonunda istifa edince, yerine YayÄ±n Kurulu oluÅŸturuldu. Haluk Gerger, A. BaÅŸer KafaoÄŸlu, Taner Kutlay, Yavuz ÅžimÅŸek, Hasan Bildirici ve Veli Ã–zdemir'den oluÅŸan YayÄ±n Kurulu'nda yer alan Haluk Gerger ve ardÄ±ndan Hasan Bildirici fiili yayÄ±n yÃ¶netmenliÄŸi yaptÄ±. Bildirici, bu gÃ¶revinden 15 AÄŸustos 1992 sonrasÄ±nda ayrÄ±lmak zorunda kaldÄ±. Ekim 1992'de YayÄ±n Kurulu'na giren Ramazan Ãœlek daha sonra Genel YÃ¶netmen oldu. 14 AralÄ±k'ta Genel YÃ¶netmenliÄŸi Ramazan Ãœlek'ten devralan ÅžÃ¼krÃ¼ GÃ¼lmÃ¼ÅŸ, yÃ¶neticilik yaptÄ±ÄŸÄ± son 31 gÃ¼nde gazetenin kapatÄ±lmasÄ± iÃ§in Ã§alÄ±ÅŸtÄ±. Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem'in yayÄ±nlanan toplam 580 sayÄ±sÄ±nÄ±n (her iki Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem kastediliyor) 486'sÄ± hakkÄ±nda dava aÃ§Ä±ldÄ±. ÃœÃ§ kez 30 gÃ¼n, 15 kez 15 gÃ¼n, iki kez 10 gÃ¼n olmak Ã¼zere toplam 20 davada kapatma kararÄ± Ã§Ä±ktÄ±. Gazeteciler ve editÃ¶rlerin toplam 147 yÄ±l hapis cezasÄ± ve 21 milyar lira para cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. Ä°mtiyaz Sahibi YaÅŸar Kaya'ya da 35 milyar lira para cezasÄ± verildi.<br />
<br />
<b>KÃ¼rtÃ§e gazete yayÄ±nda</b><br />
<br />
Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem'i yayÄ±nlayan Ãœlkem BasÄ±n YayÄ±n, bir de KÃ¼rtÃ§e gazete Ã§Ä±karma kararÄ± aldÄ±. KÃ¼rtÃ§e haftalÄ±k Welat gazetesi 22 Åžubat 1992 gÃ¼nÃ¼ yayÄ±na baÅŸladÄ±. 115 sayÄ± yayÄ±nlanan ve hakkÄ±nda aÃ§Ä±lan onlarca dava ve verilen cezalar nedeniyle haftalÄ±k Welat gazetesinin kapatÄ±lmasÄ±ndan sonra "WelatÃª Me" gazetesi yayÄ±na baÅŸladÄ±. 1996 yÄ±lÄ±na kadar 46 sayÄ± Ã§Ä±karÄ±lan "WelatÃª Me" gazetesinin kapatÄ±lmasÄ±yla "Azadiya Welat" gazetesi yayÄ±n hayatÄ±na baÅŸladÄ±. KÃ¼rt basÄ±n yayÄ±n alanÄ±nda en uzun soluklu gazete unvanÄ±na sahip olan "Azadiya Welat" gazetesi en son 15 AÄŸustos 2006'da gÃ¼nlÃ¼k yayÄ±na geÃ§ti.<br />
<br />
<b>Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem geri dÃ¶nÃ¼yor</b><br />
<br />
YÃ¶netim kararÄ±yla kapatÄ±lan Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem gazetesi 26 Nisan 1993 gÃ¼nÃ¼ Gurbetelli ErsÃ¶z'Ã¼n genel yayÄ±n yÃ¶netmenliÄŸinde yeniden yayÄ±na baÅŸladÄ±. Gazete 10 AralÄ±k 1993 tarihinde, DÃ¼nya Ä°nsan HaklarÄ± GÃ¼nÃ¼'nde yÃ¼zlerce polis tarafÄ±ndan basÄ±ldÄ± ve Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ± gÃ¶zaltÄ±na alÄ±ndÄ±. Gazete Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±nÄ±n bÃ¼yÃ¼k bÃ¶lÃ¼mÃ¼ bir gÃ¼n sonra serbest bÄ±rakÄ±lÄ±rken, Gurbetelli ErsÃ¶z ve 17 gazete Ã§alÄ±ÅŸanÄ± gÃ¶zaltÄ±nda tutuldu. Gazeteciler, 13 gÃ¼n sÃ¼ren gÃ¶zaltÄ± sÃ¼resince aÃ§lÄ±k grevi yaptÄ±lar. YoÄŸun iÅŸkenceyle geÃ§en gÃ¶zaltÄ±ndan sonra, 23 AralÄ±k 1993 gÃ¼nÃ¼ Ä°stanbul 5 No'lu Devlet GÃ¼venlik Mahkemesi'ne Ã§Ä±karÄ±lan gazetecilerden Gurbetelli ErsÃ¶z ve MÃ¼essese MÃ¼dÃ¼rÃ¼ Ali RÄ±za Halis, "Ã¶rgÃ¼t Ã¼yeliÄŸi" suÃ§lamasÄ±yla tutuklanarak BayrampaÅŸa Cezaevi'ne konuldular. Gurbetelli ErsÃ¶z, yargÄ±lama sonucunda 3 yÄ±l 9 ay hapis cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. YaklaÅŸÄ±k 6 ay tutuklu kalan ErsÃ¶z, 16 Haziran 1994 tarihinde serbest bÄ±rakÄ±ldÄ±.<br />
<br />
<b>Bombalar ve sansÃ¼r altÄ±nda...</b><br />
<br />
Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem yÃ¶netiminin fiilen daÄŸÄ±tÄ±lmasÄ± Ã¼zerine, Ã–zgÃ¼r Ãœlke 28 Nisan 1994'te yayÄ±na baÅŸladÄ±. Gazetenin Ã¼Ã§ bÃ¼rosu 4 AralÄ±k 1993 gÃ¼nÃ¼ aynÄ± anda bombalandÄ±. Ersin YÄ±ldÄ±z yaÅŸamÄ±nÄ± yitirirken gazetenin 21 Ã§alÄ±ÅŸanÄ± da yaralandÄ±. Bombalama emrinin dÃ¶nemin BaÅŸbakanÄ± Tansu Ã‡iller tarafÄ±ndan verildiÄŸi belgeleriyle ortaya Ã§Ä±ktÄ±. Bombalamaya raÄŸmen gazete yayÄ±nÄ±na ara vermeden devam etti. Gazetenin toplam 247 sayÄ±ndan 220 sayÄ±sÄ± hakkÄ±nda toplatma kararÄ± verildi. AÃ§Ä±lan davalar nedeniyle gazetenin 7 yazÄ± iÅŸleri mÃ¼dÃ¼rÃ¼ tutuklandÄ±. Ã–zgÃ¼r Ãœlke, 2 Åžubat 1995 gÃ¼nÃ¼ daha bir yÄ±lÄ±nÄ± dolduramadan Ä°stanbul Sulh Ceza Mahkemesi tarafÄ±ndan Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem'in devamÄ± olduÄŸu gerekÃ§esiyle kapatÄ±ldÄ±.<br />
<br />
Bunun Ã¼zerine 13 Nisan 1995'te Yeni Politika yayÄ±na baÅŸladÄ±. Gazete daha ilk sayÄ±sÄ±nda sansÃ¼rle karÅŸÄ±laÅŸtÄ±. BaÅŸka gazetelerden alÄ±p yayÄ±mladÄ±ÄŸÄ± haberler bile sansÃ¼re uÄŸradÄ±. DÃ¶rt ay yayÄ±mlanabildi. Bu sÃ¼rede birÃ§ok muhabiri gÃ¶zaltÄ±na alÄ±ndÄ±, tutuklandÄ±. 16 AÄŸustos 1995 gÃ¼nÃ¼ Ã–zgÃ¼r Ãœlke'nin devamÄ± olduÄŸu gerekÃ§esiyle kapatÄ±ldÄ±. O tarihe kadarki 126 sayÄ±sÄ±ndan 117'si sansÃ¼rlendi. Gazetede yer alan 121 makale, 316 haber, 20 rÃ¶portaj, 1 karikatÃ¼r, 1 rapor, 2 biyografi, 1 anÄ±, 13 okur mektubu ve 13 ilana sansÃ¼r uygulandÄ±. Hem Ã–zgÃ¼r Ãœlke hem de Yeni Politika'nÄ±n yazÄ± iÅŸleri mÃ¼dÃ¼rleri sÃ¼rekli tutuklandÄ±ÄŸÄ± iÃ§in diÄŸer siyasi Ã¶rgÃ¼tler, yazÄ± iÅŸleri mÃ¼dÃ¼rÃ¼ verme konusunda muazzam bir dayanÄ±ÅŸma sergilediler.<br />
<br />
<b>Soluklanma ve yeniden devam</b><br />
<br />
Yeniden ve daha geniÅŸ katÄ±lÄ±mlÄ± bir gÃ¼nlÃ¼k gazetenin Ã¶rgÃ¼tlenmesi yapÄ±lÄ±rken, kadrolarÄ±n gazetecilik refleksleri tembelleÅŸmesin diye haftalÄ±k bir gazete Ã§Ä±karÄ±lmasÄ±na karar verildi. HaftalÄ±k Ã–zgÃ¼r YaÅŸam 7 Ekim 1995'te yayÄ±na baÅŸladÄ±. Dergi boyutundaki haftalÄ±k gazete 16 sayÄ± yayÄ±mlandÄ±. Demokrasi Gazetesi Ã§Ä±ktÄ±ktan bir sÃ¼re sonra yayÄ±n hayatÄ±na kendisi son verdi. 12 AralÄ±k 1996 gÃ¼nÃ¼ yayÄ±na baÅŸlayan gÃ¼nlÃ¼k Demokrasi Gazetesi, birÃ§ok Ã§evreye aÃ§Ä±k, geniÅŸ katÄ±lÄ±mlÄ± bir yayÄ±ndÄ±. Ancak yine de gazetenin daÄŸÄ±tÄ±mÄ± engellendi. Mahkeme kararÄ±yla kapatÄ±ldÄ±ÄŸÄ± 3 MayÄ±s 1997'ye dek gazetede yer alan haber ve yorumlarÄ±n yanÄ± sÄ±ra, okur mektuplarÄ± ve ilanlara bile davalar aÃ§Ä±ldÄ±.<br />
<br />
Demokrasi'nin ardÄ±ndan 7 Temmuz 1997'de Ãœlkede GÃ¼ndem yayÄ±na baÅŸladÄ±. Gazete yayÄ±n yaptÄ±ÄŸÄ± sÃ¼re iÃ§inde 57 muhabir ile 40 daÄŸÄ±tÄ±cÄ±sÄ± tehdit edildi, gÃ¶zaltÄ±na alÄ±ndÄ± ve iÅŸkence gÃ¶rdÃ¼. Gazetenin daÄŸÄ±tÄ±mÄ± engellendi ve sansÃ¼rlendi. 26 EylÃ¼l 1997 tarihinden itibaren OlaÄŸanÃ¼stÃ¼ Hal BÃ¶lgesi'ne giriÅŸi yasaklandÄ±. Batman bÃ¼rosu 21 Haziran gecesi bombalandÄ±. DGM'lerde toplam 278 dava aÃ§Ä±ldÄ±. 302 gÃ¼n kapatma kararÄ± verildi. 125 haber, 63 kÃ¶ÅŸe yazÄ±sÄ±, 9 fotoÄŸraf ve 14 ilan sansÃ¼rlendi. Gazete 23 Ekim 1998 tarihinde Ä°stanbul DGM tarafÄ±ndan kapatÄ±ldÄ±.<br />
<br />
BeÅŸ ay kadar gazetesiz kalan Ã–zgÃ¼r BasÄ±n GeleneÄŸi, 18 Nisan 1999'dan itibaren Ã–zgÃ¼r BakÄ±ÅŸ gazetesini Ã§Ä±karmaya baÅŸladÄ±. Gazetenin yazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼ Hasan Deniz hakkÄ±nda 4 Haziran 1999'da tutuklama kararÄ± verildi. OHAL bÃ¶lgesinde daÄŸÄ±tÄ±mÄ± yasaklandÄ±. Gazetenin 125 sayÄ±sÄ± hakkÄ±nda toplatma kararÄ± verildi. AÃ§Ä±lan davalarÄ±n 6'sÄ± beraatla sonuÃ§landÄ±rÄ±lÄ±rken 101'i hakkÄ±nda mahkumiyet kararÄ± verildi. 371 gÃ¼n yayÄ±mlanmasÄ±na karÅŸÄ±n 390 gÃ¼n kapatma cezasÄ± verildi. Gazete Ä°mtiyaz Sahibi ve YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rlerine toplam 606 milyar 827 milyon 916 lira para cezasÄ± verildi.<br />
<br />
<b>Yeni dÃ¶nem, yeni gazete</b><br />
<br />
Ã‡atÄ±ÅŸmasÄ±zlÄ±k dÃ¶nemine girilirken, yeni dÃ¶nemin gazetesinin de en geniÅŸ Ã§evreleri kapsamasÄ± amaÃ§landÄ±. Hemen hemen her Ã§evreden katÄ±lÄ±mÄ±n saÄŸlandÄ±ÄŸÄ± 2000'de Yeni GÃ¼ndem Gazetesi 27 MayÄ±s 2000'de yayÄ±na baÅŸladÄ±. Tamamen profesyonel bir anlayÄ±ÅŸla yÃ¶netilen bu gazeteye devletin tahammÃ¼lsÃ¼zlÃ¼ÄŸÃ¼ devam etti. Gazete Ã§Ä±kar Ã§Ä±kmaz, OHAL BÃ¶lgesi'nde daÄŸÄ±tÄ±m ve satÄ±ÅŸÄ± yasaklandÄ±. Gazetede yayÄ±mlanan haber ve yorumlarla ilgili aÃ§Ä±lan 65 dava sonucu aÄŸÄ±r hapis ve para cezalarÄ± ile iki yÄ±la yakÄ±n sÃ¼reyle yayÄ±n durdurma cezalarÄ± ve 15 ayrÄ± toplatma kararÄ± verildi. 10 ay yayÄ±mlanan gazete, yÃ¶netim kararÄ±yla 31 Mart 2001'de yayÄ±nÄ±na -Ã¶zellikle ekonomik sorunlar yÃ¼zÃ¼nden- son verdi. Yeni bir gÃ¼nlÃ¼k gazete Ã§Ä±karmak iÃ§in girilen gÃ¼Ã§ toplama dÃ¶neminde haftalÄ±k bir gazete yayÄ±nlama kararÄ± alÄ±ndÄ± ve bÃ¶ylece Yedinci GÃ¼ndem gazetesi 23 Nisan 2001'de yayÄ±na baÅŸladÄ±. 60 sayÄ± yayÄ±mlanabilen haftalÄ±k gazetenin OHAL'e giriÅŸi yasaklandÄ±. HakkÄ±nda 15 gÃ¼nlÃ¼k kapatma cezasÄ± verilen gazetenin sahibi ve sorumlu yazÄ± iÅŸleri mÃ¼dÃ¼rÃ¼ne toplam 6 milyar liranÄ±n Ã¼zerinde para cezasÄ± verildi. Gazete aleyhine 30'un Ã¼zerinde dava aÃ§Ä±ldÄ±.<br />
<br />
<b>Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem'lere geri dÃ¶nÃ¼ÅŸ</b><br />
<br />
DÃ¶nemin konjonktÃ¼rÃ¼ne uygun olarak Ã–zgÃ¼r BasÄ±n GeleneÄŸi, 'Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem'li isimlere geri dÃ¶ndÃ¼. Bu yÃ¼zden Yeniden Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem gazetesi 2 EylÃ¼l 2003'te yayÄ±na baÅŸladÄ±. Gazete, 545 gÃ¼nlÃ¼k yayÄ±n dÃ¶neminde dÃ¶rt gÃ¼n sÃ¼reyle kapatÄ±ldÄ±; yazÄ± iÅŸleri mÃ¼dÃ¼rÃ¼ne 25 ay hapis ve imtiyaz sahibine de 478 milyar lira para cezasÄ± verildi. Gazeteye toplam 315 dava aÃ§Ä±ldÄ±.<br />
<br />
Ãœlkede Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem ise 1 Mart 2004'te yayÄ±na baÅŸladÄ±. Gazete hakkÄ±nda aÃ§Ä±lan 600'Ã¼n Ã¼zerindeki davadan 102'si mahkumiyetle sonuÃ§landÄ±. Gazetenin 17 sayÄ±sÄ± hakkÄ±nda toplatma kararÄ± verildi. Ä°ki kez -4 AÄŸustos 2006 ve 16 KasÄ±m 2006'da- 15 gÃ¼nlÃ¼k yayÄ±n durdurma cezasÄ± verildi. YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼ Hasan Bayar, yaklaÅŸÄ±k 16 yÄ±l hapis ve yaklaÅŸÄ±k 345 bin YTL para cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. Ãœlkede Ã–zgÃ¼r GÃ¼ndem'in kapatÄ±lmak zorunda kalÄ±ndÄ±ÄŸÄ± gÃ¼n, GÃ¼nlÃ¼k Toplumsal Demokrasi gazetesi 16 KasÄ±m 2006'da yayÄ±nÄ±na baÅŸladÄ± ve yayÄ±nÄ± yaklaÅŸÄ±k iki ay sÃ¼rdÃ¼. Gazete yayÄ±nÄ±na 5 Ocak 2007'de kendisi son verdi. Sorumlu yazÄ± iÅŸleri mÃ¼dÃ¼rÃ¼ hakkÄ±nda 100'den fazla soruÅŸturma ve yaklaÅŸÄ±k 60 dava aÃ§Ä±ldÄ±. Gazetenin 20 sayÄ±sÄ± hakkÄ±nda yasaklama-toplatma kararÄ± verildi.<br />
<h3>Ne zaman, kimler Ã§Ä±kardÄ±:</h3>
<b>HALK GERÃ‡EÄžÄ° (22 Nisan 1990 - 24 Haziran 1990)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Ä°smet AteÅŸ (imc BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Ä°smail Safter<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: HÃ¼seyin Aykol (fiili)<br />
EditÃ¶rler: HÃ¼seyin Aykol, YÄ±ldÄ±rÄ±m Bilgen, GÃ¼rcan Ã‡ilesiz, Zeki Albayrak, Nesrin Ulu<br />
<br />
<b>YENÄ° HALK GERÃ‡EÄžÄ° (26 AÄŸustos 1990 -16 EylÃ¼l 1990)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Ä°zzet Aslanbay (Bir BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Ä°zzet Aslanbay<br />
Genel YayÄ±n DanÄ±ÅŸmanÄ±: GÃ¼nay Aslan<br />
EditÃ¶rler: HÃ¼seyin Aykol, YÄ±ldÄ±rÄ±m Bilgen, GÃ¼rcan Ã‡ilesiz, Zeki Albayrak, Nesrin Ulu<br />
<br />
<b>YENÄ° ÃœLKE (20 Ekim 1990- AralÄ±k 1992)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Yusuf Serhat Bucak (imc BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Ã–zkan KÄ±lÄ±Ã§, Yusuf CacÄ±m, BÃ¼lent AydÄ±n<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: HÃ¼seyin Aykol<br />
MÃ¼essese MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Kenan AzizoÄŸlu<br />
<br />
<b>Ã–ZGÃœR GÃœNDEM (30 MayÄ±s 1992 - 15 Ocak 1993)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: YaÅŸar Kaya (Ãœlkem BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: SelÃ§uk GÃ¼r, IÅŸÄ±k Ocak YurtÃ§u, YaÅŸar Uzunlar<br />
Genel YÃ¶netmen: Ramazan Ãœlek<br />
YayÄ±n KoordinatÃ¶rÃ¼: Yavuz ÅžimÅŸek<br />
<br />
<b>WELAT (22 Åžubat 1992 - )</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: ZÃ¼beyir Aydar (Ãœlkem BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Mazhar GÃ¼nbat <br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Abdullah Keskin, Mazhar GÃ¼nbat<br />
<br />
<b>WELATE ME (1995)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Aynur Bozkurt (... BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Mehmet Gemsiz <br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Mazhar GÃ¼nbat<br />
<br />
<b>Ã–ZGÃœR GÃœNDEM -2 (26 Nisan 1993 - 14 Nisan 1994)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: YaÅŸar Kaya (Ãœlkem BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Besim DÃ¶ner, Kemal Åžahin<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Gurbetelli ErsÃ¶z<br />
YayÄ±n YÃ¶netmen YardÄ±mcÄ±sÄ±: Fahri Ferda Ã‡etin<br />
<br />
<b>Ã–ZGÃœR ÃœLKE (28 Nisan 1994- 2 Åžubat 1995)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Hasan KÃ¼Ã§Ã¼koba (YÃ¶ntem BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: SÃ¼ha Soysal Demirci, Murat SaraÃ§ ...<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: A. Baki Karadeniz<br />
<br />
<b>YENÄ° POLÄ°TÄ°KA (13 Nisan 1995 - 16 AÄŸustos 1995)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Necati Taniyan<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Ziya Aslan<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Leyla PekÃ¶z<br />
<br />
<b>Ã–ZGÃœR YAÅžAM (7 Ekim 1995 - 20 Ocak 1996)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Veli MÃ¼kyen (GÃ¼ncel BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Ali Zeren<br />
YayÄ±n Kurulu: Aslan YÄ±ldÄ±z, HÃ¼seyin Aykol, M. SanlÄ± Ekin, Ã‡elebi Yavuz, RagÄ±p Zarakolu<br />
<br />
<b>DEMOKRASÄ° (12 AralÄ±k 1996- 3 MayÄ±s 1997)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Veli MÃ¼kyen (GÃ¼ncel BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Ecevit KÄ±lÄ±Ã§<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Mehmet OÄŸuz<br />
<br />
<b>ÃœLKEDE GÃœNDEM (7 Temmuz 1997 - 23 Ekim 1998)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Selahattin Deli (GÃ¼ndem BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Hayrettin DemircioÄŸlu<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Erdem Ã–nal <br />
<br />
<b>Ã–ZGÃœR BAKIÅž (18 Nisan 1999 - 24 Nisan 2000)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Halis DoÄŸan (Ses BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Hasan Deniz<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: RagÄ±p Zarakolu<br />
<br />
<b>2000'DE YENÄ° GÃœNDEM (27 MayÄ±s 2000 - 31 Mart 2001)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Mehmet Emin YÄ±ldÄ±z<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Erdal TaÅŸ<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: RagÄ±p Zarakolu<br />
YayÄ±n DanÄ±ÅŸma Kurulu: HÃ¼seyin Aykol, IÅŸÄ±k YurtÃ§u, VarlÄ±k Ã–zmenek, MÄ±gÄ±rdÄ±Ã§ Margosyan, Ä°smail GÃ¶ldaÅŸ, TarÄ±k Ziya Ekinci, Veysi SarÄ±sÃ¶zen, Muhsin KÄ±zÄ±lkaya, Mehmet Metiner<br />
<br />
<b>YEDÄ°NCÄ° GÃœNDEM (23 Haziran 2001 - 30 AÄŸustos 2002)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: HÄ±dÄ±r AteÅŸ<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: HÃ¼nkar Demirel<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: RagÄ±p Zarakolu<br />
<br />
<b>YENÄ°DEN Ã–ZGÃœR GÃœNDEM (2 EylÃ¼l 2003 - 28 Åžubat 2004)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Ali Ã‡elik KasÄ±moÄŸullarÄ± (SÃ¼mer BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Mehmet Ã‡olak<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Sibel GÃ¼ler<br />
<br />
<b>ÃœLKEDE Ã–ZGÃœR GÃœNDEM (1 Mart 2004 - 16 KasÄ±m 2006)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Ali GÃ¼rbÃ¼z (Cihan BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Hasan Bayar<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: Sibel GÃ¼ler, Ä°rfan UÃ§ar (EylÃ¼l 2005), HÃ¼seyin Aykol (MayÄ±s 2006)<br />
<br />
<b>TOPLUMSAL DEMOKRASÄ° (16 KasÄ±m 2006 - 5 Ocak 2007)</b><br />
<br />
Ä°mtiyaz Sahibi: Ali GÃ¼rbÃ¼z (Cihan BasÄ±n YayÄ±n)<br />
YazÄ± Ä°ÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼: Ã–zlem Aktan<br />
Genel YayÄ±n YÃ¶netmeni: -<br />
<br />
<i>Not: Devam edecek</i><br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_632.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_632.html</guid>
  <dc:subject>KÃ¼rt basÄ±nÄ± 111 yaÅŸÄ±nda</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Avrupa solu bir ileri iki geri</title>
  <description>Avrupa Parlamentosu seÃ§imleri yaklaÅŸÄ±rken AvrupalÄ± partiler seÃ§im Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±nÄ± hÄ±zlandÄ±rÄ±yor. BirÃ§ok Ã¼lkede bu seÃ§imler siyasi partiler aÃ§Ä±sÄ±ndan genel seÃ§imler Ã¶ncesi bir test niteliÄŸi de taÅŸÄ±yor. 1999 seÃ§imlerinde sol partiler genel olarak Avrupa'daki sol eÄŸilime raÄŸmen AP'de Ã§oÄŸunluÄŸu saÄŸ eÄŸilimli ve ulusalcÄ± partiler almÄ±ÅŸlardÄ±. Yine, 2004'te seÃ§ilen mevcut parlamentoda aÄŸÄ±rlÄ±klÄ± olarak o dÃ¶nemin gen...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Avrupa Parlamentosu seÃ§imleri yaklaÅŸÄ±rken AvrupalÄ± partiler seÃ§im Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±nÄ± hÄ±zlandÄ±rÄ±yor. BirÃ§ok Ã¼lkede bu seÃ§imler siyasi partiler aÃ§Ä±sÄ±ndan genel seÃ§imler Ã¶ncesi bir test niteliÄŸi de taÅŸÄ±yor. 1999 seÃ§imlerinde sol partiler genel olarak Avrupa'daki sol eÄŸilime raÄŸmen AP'de Ã§oÄŸunluÄŸu saÄŸ eÄŸilimli ve ulusalcÄ± partiler almÄ±ÅŸlardÄ±. Yine, 2004'te seÃ§ilen mevcut parlamentoda aÄŸÄ±rlÄ±klÄ± olarak o dÃ¶nemin genel eÄŸilimi olan saÄŸ siyasi partilerden geliyor. 785 Ã¼yeli AP'de sosyal demokrat-sosyalist, yeÅŸiller ve sol birlik gruplarÄ±na Ã¼ye milletvekili sayÄ±sÄ± yalnÄ±zca 301 iken muhafazakar, liberaller ile ulusalcÄ±larÄ±n toplamÄ± ise 432. 90'lÄ± yÄ±llarÄ±n sonu ve 2000'lerin baÅŸÄ±nda bir Ã§ok Avrupa Ã¼lkesinde iktidar olan sol, Ã¶zellikle Avrupa BirliÄŸi'nde giderek oturan liberal ekonomik politikalara uyum saÄŸlamasÄ± nedeniyle merkeze daha da yakÄ±nlaÅŸmÄ±ÅŸ durumda. 7 Haziran'da yapÄ±lacak AP seÃ§imleri Ã¶ncesinde Avrupa'nÄ±n baÅŸlÄ±ca Ã¼lkelerinde sol ve sosyal demokrat partilerin durumunu araÅŸtÄ±rdÄ±k. <br />
<br />
<b>Almanya</b>: Sonbahar seÃ§imlerine de hazÄ±rlanan Almanya'da, sosyal demokratlar ikinci bÃ¼yÃ¼k gÃ¼Ã§ olarak hÃ¼kÃ¼mette yer alÄ±yor. Ã–zellikle SchrÃ¶der hÃ¼kÃ¼meti dÃ¶neminde temelleri atÄ±lan Ajanda 2010 adlÄ± reform politikasÄ± sonucunda SPD'den ayrÄ±lanlar ile eski Demokratik Sosyalizm Partisi'nin bileÅŸiminden oluÅŸan Sol Parti (Die Linke) ve SPD arasÄ±ndaki ideolojik Ã§ekiÅŸmeler bu potansiyelin aynÄ± iktidar potasÄ±nda birleÅŸmesini engelliyor. Ã–zellikle SPD'nin sol Ã§izgiden uzaklaÅŸmasÄ± ve Sol Partiyi eski doÄŸu Alman Sosyalist Birlik Partisi (SED) ile kÄ±yaslayan tutumu bu birliÄŸi giderek daha da imkansÄ±z hale getiriyor. Almanya'da solun Ã¶nÃ¼ndeki en bÃ¼yÃ¼k engel saÄŸa kayan politikalarÄ± ile SPD ve Die Linke arasÄ±ndaki Ã§ekiÅŸmeden kaynaklanÄ±yor. Alman muhafazakar partileri CDU-CSU, liberaller (FDP), SPD ve medya Die Linke'yi yÄ±pratmak iÃ§in Ã¶nemli bir Ã§aba iÃ§erisindeler. SPD'nin bundaki amacÄ± 4 yÄ±l Ã¶nce kaybettiÄŸi seÃ§menlerini geri almak olsa da, diÄŸer partiler ve Ã¶zellikle de Alman devleti aÃ§Ä±sÄ±ndan bu, kapitalist sistemin garanti alÄ±nmasÄ± iÃ§in olmazsa olmazlardan. <br />
<br />
<b>Fransa</b>: Fransa solu deyim yerindeyse, Avrupa'da potansiyelini heba etmede en baÅŸarÄ±lÄ± politik grup olarak dikkat Ã§ekiyor. Solun en Ã¶nemli sorunu partiler iÃ§i ve partiler arasÄ± Ã§ekiÅŸmeler ve toplumu peÅŸinden sÃ¼rÃ¼kleyecek liderlerden yoksun olmasÄ±. 2002 yÄ±lÄ±nda iktidara gelen muhafazakar UMP'nin reform politikalarÄ± FransÄ±z seÃ§meni sola yÃ¶neltmiÅŸ ve 2004 yÄ±lÄ±ndaki Avrupa parlamentosu ve bÃ¶lge konseyleri seÃ§imleri sol iÃ§in Ã¶nemli bir zafer olmuÅŸtu. Bu dÃ¶nemde 22 idari bÃ¶lgenin 20'sini sol partilerin ittifakÄ± kazanmÄ±ÅŸtÄ±. Sosyalist Partisi (PS) adayÄ± Segolene Royal, 2007 cumhurbaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± seÃ§iminde Sarkozy'e karÅŸÄ± aÃ§Ä±k ara farkla kaybetmiÅŸti. Fransa'da son dÃ¶nemlerde komÃ¼nist liderler arasÄ±nda en Ã¶ne Ã§Ä±kanÄ± ise kurduÄŸu yeni partiyle (Yeni anti-kapitalist parti-NPA) alternatif solun lideri haline gelen Olivier Besancenot. GenÃ§ bir postacÄ± olan Besancenot, Ã¶nemli sempatiye sahip. 2012'deki cumhurbaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± ve genel seÃ§imlerinde solun, sorunlarÄ±n Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ne dÃ¶nÃ¼k toplumsal projeler hazÄ±rlamasÄ± gerekiyor. Yine, sosyal demokrat-sosyalist ve devrimci solu birleÅŸtirebilecek bir aday bulunmasÄ± da sol aÃ§Ä±sÄ±ndan olmazsa olmazlardan. <br />
<br />
<b>Ä°ngiltere</b>: Ä°ngiltere' de ise sol potansiyel olarak en zayÄ±f dÃ¶nemini yaÅŸÄ±yor. BaÅŸlÄ±ca sol parti olan Gordon Brown liderliÄŸindeki Ä°ÅŸÃ§i Partisi (Labour) ise Ã¶zellikle eski baÅŸbakan Tony Blair dÃ¶nemindeki geleneksel ABD yanlÄ±sÄ± devlet politikasÄ±na yatkÄ±nlÄ±ÄŸÄ±yla saÄŸ partilerden ayÄ±rt edilemeyecek durumda. Tony Blair iktidarÄ± dÃ¶neminde deÄŸiÅŸtirdiÄŸi seÃ§im sistemi sayesinde 2005 yÄ±lÄ±nda yalnÄ±zca yÃ¼zde 35'lik oyla parlamentodaki 646 sandalyeden 356'sÄ±nÄ± alarak Ã§oÄŸunluÄŸu saÄŸlamÄ±ÅŸtÄ±. Ancak Blair'in gÃ¶revden ayrÄ±lmasÄ± ardÄ±ndan baÅŸbakan olan Brown'un mevcut durumu pekte iÃ§ aÃ§Ä±cÄ± deÄŸil. 1997 yÄ±lÄ±nda Blair liderliÄŸinde iktidara gelen parti, iÅŸsizliÄŸi geriletmiÅŸ ve saÄŸlÄ±k sisteminde kÄ±smi iyileÅŸmelere imza atmÄ±ÅŸtÄ±. Ancak saÄŸlÄ±k sisteminde halen var olan sorunlar ve ekonomik krizle birlikte artan iÅŸsizlik ve ekonomik gerileme yeni lider Brown'un ve partisinin popÃ¼laritesini geriletmiÅŸ durumda. 2010'daki seÃ§imlere kadar baÅŸarÄ±lÄ± bir politika izleyememesi durumunda solun 1997'de baÅŸlayan iktidarÄ±nÄ±n bitmesi ise kaÃ§Ä±nÄ±lmaz olacak. <br />
<br />
<b>Ä°talya</b>: Ä°talya solu da parÃ§alÄ± haliyle Fransa benzeri bir duruÅŸ sergiliyor. 2006 yÄ±lÄ±nda Hristiyan demokratlar ve sol partilerden oluÅŸan merkez-sol ittifakÄ± ile kÄ±l payÄ± iktidara gelen sol, baÅŸbakan Romano Prodi'nin istifa etmesiyle gidilen 2008 seÃ§imlerinde yenilgiye uÄŸramÄ±ÅŸtÄ±. 1996-2001 arasÄ±nda sol, sosyalist, komÃ¼nist, yeÅŸil ve hristiyan demokrat partiden oluÅŸan 'Zeytin DalÄ±' ve 2006-2008 arasÄ±nda hÃ¼kÃ¼mette olan 'Merkez-Sol' koalisyonlarÄ±nÄ±n en Ã¶nemli sorunu farklÄ± sol ve merkez anlayÄ±ÅŸlardan partilerden oluÅŸmasÄ±ydÄ±. Prodi'nin 1998, 2007 ve 2008 yÄ±llarÄ±nda istifa etmesi, tartÄ±ÅŸmalÄ± kimliÄŸiyle siyasette yer alan medya patronu ve Ã–zgÃ¼r Halk Partisi baÅŸkanÄ± Silvio Berlusconi iÃ§in Ã¶nemli bir seÃ§im malzemesi olmuÅŸtu. Ä°talya halkÄ±nda sol ittifaklarÄ±n kendi iÃ§inde gÃ¶sterdiÄŸi uzlaÅŸmaz tutumlar, popÃ¼list sÃ¶ylemli Berlusconi'yi mecburi istikamet olarak halkÄ±n Ã¶nÃ¼ne getiriyor. GÃ¼Ã§lÃ¼ bir sol-sosyalist-komÃ¼nist geleneÄŸe sahip Ä°talya'da da genel olarak sol, Prodi gibi iki yÄ±lda bir istifa korkusu yaÅŸatmayacak birleÅŸtirici bir lider ve halka sunulacak ortak Ã§Ã¶zÃ¼m Ã¶nerilerine ihtiyaÃ§ duyuyor. <br />
<br />
<b>Ä°spanya</b>: Ä°spanya solun iktidarda olduÄŸu Avrupa Ã¼lkelerinden bir tanesi. Sol seÃ§men kitlesinin gÃ¼Ã§lÃ¼ olduÄŸu Ã¼lkede baÅŸlÄ±ca sol parti Jose Luis Rodrigez Zapatero Ã¶nderliÄŸindeki Ä°spanya Sosyalist Ä°ÅŸÃ§i Partisi-PSOE. 2004 ve 2008 yÄ±llarÄ±ndaki genel seÃ§imlerden zaferle Ã§Ä±kan PSOE, Zapatero hÃ¼kÃ¼metinin Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ± ile etkinliÄŸini korumayÄ± baÅŸarÄ±yor. Zapatero iÃ§ savaÅŸta ve Franco dÃ¶neminde zarar gÃ¶renlere tazminat Ã¶denmesi, diktatÃ¶rlÃ¼k kurbanlarÄ±nÄ±n anÄ±tlarÄ±nÄ±n dikilmesi gibi konularda Ã¶nemli adÄ±mlar atÄ±ldÄ±. Yine sol hÃ¼kÃ¼met, 2005'teki eÄŸitim reformu ile devletten yardÄ±m alan ancak Ã¶zel statÃ¼ye sahip katolik okullarÄ± genel eÄŸitim sistemine tabi olmaya mecbur kÄ±larak Ã¶nemli bir baÅŸarÄ±ya imza attÄ±. Ancak, Bask Ã¼lkesinin baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±ÄŸÄ± iÃ§in mÃ¼cadele eden ETA'nÄ±n siyasi kolu Henri Batasuna'nÄ±n yasaklanmasÄ± noktasÄ±nda muhafazakar bir Ã§izgiye kayan PSOE lideri, Åžubat ayÄ±nda yapÄ±lan kÄ±smi yerel seÃ§imlerde umduÄŸu baÅŸarÄ±yÄ± bulamadÄ±. DiÄŸer sosyalist ve komÃ¼nist partilerin ise ciddi bir etkinliÄŸi bulunmuyor. Ekonomik krizin iyi yÃ¶netilememesi durumunda PSOE'nin gÃ¼Ã§ kaybetmesi ise kaÃ§Ä±nÄ±lmaz olacak. <br />
<br />
<b>Polonya</b>: 2004'te AB'ye Ã¼ye olan Polonya'da sol oldukÃ§a zayÄ±f bir profil Ã§iziyor. Muhafazakar-Katolik kimliÄŸiyle bilinen Polonya'da, solun zayÄ±flÄ±ÄŸÄ±nÄ±n baÅŸlÄ±ca nedeni eski komÃ¼nist sistemde yaÅŸanan deneyimlerin halkta bÄ±raktÄ±ÄŸÄ± olumsuz etkiler. Rusya ile var olan ve SSCB dÃ¶nemindeki uygulamalarla bilenen tarihsel dÃ¼ÅŸmanlÄ±k hissi, Irak SavaÅŸÄ± baÅŸta olmak Ã¼zere ABD ve NATO ile geliÅŸtirilen iyi iliÅŸkilerde ifadesini buldu. KomÃ¼nist sistemin Ã§Ã¶kmesi ardÄ±ndan geliÅŸen milliyetÃ§ilik bu Ã¼lkede sol partilerin giderek gÃ¼Ã§ kaybetmesini de beraberinde getirdi. Solun Polonya' da etkin bir hale gelmesi ancak iktidardaki saÄŸ hÃ¼kÃ¼metin yanlÄ±ÅŸlarÄ±na endekslenmiÅŸ durumda. <br />
<br />
<b>Hollanda</b>: Yirmiyi aÅŸkÄ±n siyasi partinin faaliyette olduÄŸu Hollanda'da sol partilerin Ã¶nemli bir halk desteÄŸi bulunuyor. Bir milyondan fazla MÃ¼slÃ¼manÄ±n yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± Ã¼lkede Ã¶zellikle 11 EylÃ¼l sonrasÄ± aÅŸÄ±rÄ± saÄŸ Ã–zgÃ¼rlÃ¼k Partisi (PVV) Ã¶nemli bir etkinlik kazanmÄ±ÅŸtÄ±. Ã–zgÃ¼rlÃ¼kÃ§Ã¼ ve tolerans sahibi olarak bilinen Hollanda toplumunda son yÄ±llarda aÅŸÄ±rÄ± Ä°slam korkusu ciddi bir fenomen olarak duruyor. Solun Ã¶nde gelen partisi sosyal demokrat PvdA (Ä°ÅŸ Partisi-Partij van de Arbeid) 90'larda yÃ¼zde 30'larda olan oylarÄ±nÄ± Ã¶nemli oranda kaybetmiÅŸ durumda. YeÅŸiller, Demokratlar 66 ile beraber sol partilerin parlamentodaki sandalye sayÄ±sÄ± ise 70. Ancak AP seÃ§imlerinde sol partilerin gÃ¼Ã§ kaybetmesi bekleniyor. <br />
<br />
<b>BelÃ§ika</b>: BelÃ§ika'da ise son yÄ±llardaki politik tercihler yabancÄ±lar ve Ä°slam vb. sorunlarla bÃ¶lgeler arasÄ± etnik Ã§eliÅŸkilere gÃ¶re ÅŸekilleniyor. Vallon (FransÄ±z), Flaman ve Almanlardan oluÅŸan Ã¼lkede sol partiler son yÄ±llarda gÃ¶receli bir gerileme yaÅŸadÄ±lar. Sosyalist Parti(PS), sol liberal ittifak (sp.a-Spirit), ekolojistler (Ecolo) ve yeÅŸillerin (Groen) 150 sandalyeli parlamentoda sadece 46 temsilcisi bulunuyor. BÃ¶lgeler arasÄ± etnik Ã§eliÅŸkiler ve yabancÄ± dÃ¼ÅŸmanlÄ±ÄŸÄ± nedeniyle saÄŸa kayÄ±ÅŸÄ±n olduÄŸu Ã¼lkede 2007'de sadece yeÅŸiller ve ekolojistler oylarÄ±nÄ± arttÄ±rabilirken, PS ve sp.a-Spirit ve liberaller Ã¶nemli bir oy kaybÄ±yla karÅŸÄ±laÅŸmÄ±ÅŸlardÄ±. <br />
<br />
<b>LÃ¼ksemburg</b>: LÃ¼ksemburg'ta ise Hristiyan Demokratlar ile koalisyon ortaklÄ±ÄŸÄ± yapan Sosyalist Ä°ÅŸÃ§i Partisi (POSL) ve YeÅŸiller parlamentoda temsil ediliyor. Son seÃ§imlerde POSL yÃ¼zde 25 oyla ikinci, YeÅŸiller ise 11,5 ile dÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ parti olarak sandÄ±ktan Ã§Ä±kmÄ±ÅŸlardÄ±. 485 bin nÃ¼fuslu Ã¼lkede faaliyet gÃ¶steren diÄŸer sol partiler Lenk ve komÃ¼nistler ise ancak yÃ¼zde 3 civarÄ±nda temsil gÃ¼cÃ¼ne sahip. <br />
<br />
<b>Avusturya</b>: Avusturya'da iktidardaki Sosyal Demokrat Parti (SPÃ–) 2008'de yapÄ±lan seÃ§imlerde yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± oy kaybÄ±na raÄŸmen yÃ¼zde 29 oy oranÄ± ve 57 milletvekili ile 183 Ã¼yeli parlamentoda birinci parti olmuÅŸtu. YeÅŸiller ise yÃ¼zde 10 oy ile 20 milletvekili bulunduruyor. AÅŸÄ±rÄ± saÄŸÄ±n giderek gÃ¼Ã§lendiÄŸi Avusturya'da yÃ¼zde 28 oy alan yabancÄ± dÃ¼ÅŸmanÄ± FPÃ– ve BZÃ– parlamentoda sÄ±rasÄ±yla 34 ve 21 sandalyeye sahipler. Koalisyonun bÃ¼yÃ¼k ortaÄŸÄ± SPÃ– Ã¶zellikle eÄŸitim alanÄ±nda yapmak istediÄŸi reform nedeniyle saÄŸ aÄŸÄ±rlÄ±klÄ± eÄŸitim sendikalarÄ± tarafÄ±ndan aÄŸÄ±r baskÄ± altÄ±na alÄ±nmÄ±ÅŸ durumda. <br />
<br />
<b>Portekiz</b>: Portekiz'de 2005'teki genel seÃ§imleri AB Komisyonu baÅŸkanÄ± Jose Manuel Barrosso'ya karÅŸÄ± yÃ¼zde 45 oyla kazanan Jose Socrates Ã¶nderliÄŸindeki Sosyalist Parti (PS) tek baÅŸÄ±na iktidarda bulunuyor. AynÄ± seÃ§imlerde Marksist-Leninist ve TroÃ§kist ittifakÄ± CDU yÃ¼zde 7,5, YeÅŸiller ve komÃ¼nist ittifakÄ± 'Bloco de Esquerda' ise yÃ¼zde 6 oy almÄ±ÅŸtÄ±. Portekiz'de AP seÃ§imlerinde de sol partilerin Ã§oÄŸunluÄŸu yakalamalarÄ± bekleniyor. <br />
<br />
<b>Ä°sveÃ§</b>: Sosyal demokrasinin Avrupa'daki kalelerinden Ä°sveÃ§'te ise 1994'te iktidara gelen Sosyal demokrat-YeÅŸiller-Sol Parti koalisyonu 2006'daki seÃ§imlerde merkez saÄŸ-liberal Ä°sveÃ§ Ä°ttifakÄ±na karÅŸÄ± kaybetmiÅŸti. Sosyal devlet anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ±n en etkili biÃ§imde uygulandÄ±ÄŸÄ± Ã¼lkelerden olan Ä°sveÃ§'te sol bu seÃ§imlerde yÃ¼zde 46 oy alarak kaybetse de tabanÄ±nÄ± Ã¶nemli oranda korumayÄ± baÅŸarmÄ±ÅŸtÄ±. Son yapÄ±lan anketler ise solun Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki yerel seÃ§imlerde oylarÄ±nÄ± arttÄ±racaÄŸÄ±nÄ± gÃ¶steriyor. Ä°sveÃ§, BelÃ§ika, Hollanda, Ä°sviÃ§re ve LÃ¼ksemburg ile beraber yabancÄ±lara yerel seÃ§imlerde oy hakkÄ± tanÄ±yan nadir Ã¼lkelerden. <br />
<br />
<b>Danimarka</b>: Danimarka toplumu daha Ã§ok Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kÃ§Ã¼ ve toleranslÄ± olarak bilinir. Ãœlkenin baÅŸlÄ±ca sol partisi olan Socialdemokraterne, 19'uncu yÃ¼zyÄ±lda sosyalist temellere dayanan bir sistem kurmak Ã¼zere yola Ã§Ä±kmÄ±ÅŸtÄ±. Ancak bir Ã§ok Avrupa sosyal demokrat partisinde olduÄŸu 1920'li yÄ±llar sonrasÄ±nda bÃ¶lÃ¼nmelere maruz kaldÄ±. 1924-1981 arasÄ±nda kurulan tÃ¼m hÃ¼kÃ¼metlerde yer alan Socialdemokraterne 1993-2001 arasÄ±nda Poul Nyrup Rasmussen liderliÄŸinde tekrar iktidar oldular. Sosyalist Halk Partisi (SF) de parlamentoda yÃ¼zde 13'le temsil ediliyor. Yine Danimarka'ya baÄŸlÄ± olan GrÃ¶nland'da Eskimo partisi olarakta bilinen Sosyalist Inuit Ataqatigiit ve sosyal demokrat Siumut adlÄ± partiler GrÃ¶nland adasÄ±nda iktidar partileri olarak Ã¶nde geliyorlar.<br />
<br />
<b>Yunanistan</b>: Yunanistan'da sol partilerin baÅŸÄ±nda gelen PASOK, son iki genel seÃ§imleri kaybetmiÅŸti. PASOK'un yÃ¼zde 38 oy aldÄ±ÄŸÄ± seÃ§imlerde, KomÃ¼nist Parti yÃ¼zde 8,2 ile 300 Ã¼yeli meclisteki sandalye sayÄ±sÄ±nÄ± 22'ye Ã§Ä±karÄ±rken, Radikal Sol Koalisyonu yÃ¼zde 5 oy alarak sandalye sayÄ±sÄ±nÄ± 14'e Ã§Ä±karmÄ±ÅŸtÄ±. AralÄ±k ayÄ±nda 15 yaÅŸÄ±nda bir gencin polis tarafÄ±ndan Ã¶ldÃ¼rÃ¼lmesi ardÄ±ndan baÅŸlayan protesto gÃ¶sterilerinde Ã¶zellikle anarÅŸist, sosyalist ve komÃ¼nist genÃ§lik hareketleri dikkat Ã§ekmiÅŸti. GÃ¼nlerce sÃ¼ren protestolarda hÃ¼kÃ¼metin istifasÄ± istenmiÅŸti.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_620.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_620.html</guid>
  <dc:subject>Avrupa solu bir ileri iki geri</dc:subject>
 </item>
 </channel>
</rss>
