<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
 <channel>
  <title>kEditor</title>
  <description>RSS Feed keditor.org</description>
  <language>tr-TR</language>
  <copyright>keditor.org</copyright>
  <link>http://www.keditor.org/rss/yazilar/15/1.html</link>
  <atom:link href="http://www.keditor.org/rss/yazilar/15/1.html" rel="self" type="application/rss+xml" />
 <item>
  <title>Herkese Demokratik Ã–zerklik!</title>
  <description>TÃ¼rkiye, TÃ¼rklerle KÃ¼rtlerin birbirlerinden kanlÄ± bir iÃ§ savaÅŸla ayrÄ±lacaklarÄ± bir kopuÅŸmaya doÄŸru mu gidiyor?

YaygÄ±n medyanÄ±n yÃ¼ksek tepelerinin birinden Ã¶bÃ¼rÃ¼ne, biteviye aktarÄ±lmaya devam eden mesajlara bakÄ±lÄ±rsa Ã¶yle: "Trajik bir geleceÄŸe doÄŸru sÃ¼rÃ¼kleniyoruz, KÃ¼rtler yÃ¼zÃ¼nden."  

Daha Ã§ok "Ergenekon" kovuÅŸturmasÄ± maÄŸdurlarÄ±na sempatilerini saklamayan, gazeteci/yazarlardan geliyor diye bu mesajlarÄ± hÃ¢kim po...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
TÃ¼rkiye, TÃ¼rklerle KÃ¼rtlerin birbirlerinden kanlÄ± bir iÃ§ savaÅŸla ayrÄ±lacaklarÄ± bir kopuÅŸmaya doÄŸru mu gidiyor?<br />
<br />
YaygÄ±n medyanÄ±n yÃ¼ksek tepelerinin birinden Ã¶bÃ¼rÃ¼ne, biteviye aktarÄ±lmaya devam eden mesajlara bakÄ±lÄ±rsa Ã¶yle: "Trajik bir geleceÄŸe doÄŸru sÃ¼rÃ¼kleniyoruz, KÃ¼rtler yÃ¼zÃ¼nden."  <br />
<br />
Daha Ã§ok "Ergenekon" kovuÅŸturmasÄ± maÄŸdurlarÄ±na sempatilerini saklamayan, gazeteci/yazarlardan geliyor diye bu mesajlarÄ± hÃ¢kim politik kutuplaÅŸmanÄ±n iÃ§inden okumamÄ±z gerekmez. Koroda Ã¶teki kutuptakiler de var: "KÃ¼rtler her ÅŸeyi ellerine almaya baÅŸladÄ±lar. YakÄ±nda TÃ¼rkler azÄ±nlÄ±k olacak ve 'Bir zamanlar TÃ¼rkler varmÄ±ÅŸ' diyecekler." <br />
<br />
Bu sÃ¶zlerin sahibi AKP KÄ±rÄ±kkale milletvekili Vahit Erdem! HiÃ§ sÄ±radan biri deÄŸil, burjuvazinin bÃ¼rokrasi ve siyasetteki seÃ§kin sÃ¶zcÃ¼lerinden... AKP'de kendi gibi dÃ¼ÅŸÃ¼nen baÅŸkalarÄ±nÄ±n da bulunduÄŸunu biliyoruz. <br />
<br />
Erdem'in bir kahve sohbetinde dile dÃ¶kmek "gaflet"inde bulunduÄŸu bu reaksiyon bilmediÄŸimiz bir ÅŸey deÄŸil. 1980'ler sonundan bu yana, Ã–zal dÃ¶neminde baÅŸlayarak, daha Ã§ok orta-Ã¼st sÄ±nÄ±flar arasÄ±ndan benzer homurtular yÃ¼kselirdi. Devlet ve belediye ihalelerinin paylaÅŸÄ±mÄ±na yeni katÄ±lanlar eski ortaklarÄ±n pastadaki dilimlerini kÃ¼Ã§Ã¼lttÃ¼kÃ§e eÅŸ-dost Ã§evrelerinde "mahalledeki yeni Ã§ocuklar"Ä±n  "etnik kÃ¶kenler"inden daha Ã§ok sÃ¶z edilir olmuÅŸtu. "KÄ±ro" ve "maganda" sÃ¶zlÃ¼klere o gÃ¼nlerde girdi.<br />
<br />
<b>Beyaz TÃ¼rklere "kendi kaderini tayin hakkÄ±"!</b><br />
<br />
Ancak, Erdem'in sÃ¶zlerinin kamusal alana taÅŸÄ±nma ÅŸekli, baÄŸlamÄ±, zamanÄ± ve taÅŸÄ±ndÄ±ÄŸÄ± ortam yeni. Medya bize bu vesileyle yalnÄ±zca bir gÃ¶zlem ya da bilgiyi aktarmakla kalmÄ±yor, yeni bir tavÄ±r alÄ±ÅŸÄ± ima ediyor, hatta gÃ¶ze sokuyor. <br />
<br />
Ãœlkede sÃ¼re giden dinci-laik, ulusalcÄ±-kÃ¼reselci kutuplaÅŸmasÄ±nÄ±n kolayca aÃ§Ä±klayamayacaÄŸÄ±, henÃ¼z politikaya tahvil edilmiÅŸ olmayan, daha Ã§ok toplumsal-kÃ¼ltÃ¼rel iliÅŸkiler alanÄ±nda su yÃ¼zÃ¼ne Ã§Ä±kan bir yeniden konumlanma sÃ¼reci bu.<br />
<br />
Ã–nce baÄŸlam:  Dr. Cenk SaracoÄŸlu'nun geliÅŸtirdiÄŸi bir kavram bu mesajlarÄ±n kendilerine Ã¶zgÃ¼lÃ¼klerini  ayÄ±rt etmemize yardÄ±mcÄ± olabilir: "TanÄ±yarak dÄ±ÅŸlama"!.. <br />
<br />
Dr. SaracoÄŸlu'nun kavramÄ± Ä°zmir'den yola Ã§Ä±karak KÃ¼rt gÃ¶Ã§Ã¼ alan kentlerin orta sÄ±nÄ±flarÄ± arasÄ±nda son yÄ±llarda geliÅŸen bir dÄ±ÅŸlama pratiÄŸini adlandÄ±rmayÄ± amaÃ§lÄ±yor. "TanÄ±yarak dÄ±ÅŸlama" KÃ¼rt kimliÄŸini "KÃ¼rt yoktur" kabulÃ¼yle dÄ±ÅŸlayan/eriten devletin TÃ¼rk milliyetÃ§iliÄŸi pratiklerinden baÅŸka birÅŸey. Orta sÄ±nÄ±flar arasÄ±nda baÅŸ gÃ¶steren "KÃ¼rt vardÄ±r, kÃ¶tÃ¼ ve tehlikelidir" diye Ã¶zetlenebilecek yeni tÃ¼r bir kÃ¼ltÃ¼rel-toplumsal dÄ±ÅŸlayÄ±cÄ±lÄ±k ve ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸÄ± tanÄ±mlÄ±yor. Bunun pratikte nelere yol aÃ§abileceÄŸini son zamanlarda kimi kÃ¼Ã§Ã¼k kÄ±yÄ± kasaba ve kentlerinde KÃ¼rtlere ve Ã‡ingenelere karÅŸÄ± giriÅŸilen "pogrom" denemelerinde gÃ¶rdÃ¼k. Biliyoruz. <br />
<br />
Medyadan yÃ¼kselen ses, mikro Ã¶lÃ§ekte sÄ±nanmÄ±ÅŸ olan bu toplumsal-kÃ¼ltÃ¼rel dÄ±ÅŸlama mantÄ±ÄŸÄ±nÄ±, bir psikolojik harekatÄ± da aÅŸacak bir tarzda ulusal Ã¶lÃ§eÄŸe taÅŸÄ±mayÄ± teklif ediyor: "Her gÃ¼n gencecik askerlerimiz Ã¶ldÃ¼rÃ¼lecek, orada burada sivillere yÃ¶nelik bombalar patlatÄ±lacak, sonra da Ã§Ä±kÄ±p, 'Ä°stediÄŸimizi vermezseniz bombalar patlamaya devam eder' tehdidi savrulacak. Allah aÅŸkÄ±na bunun neresi 'birlikte yaÅŸama arzusunu' ifade ediyor? Evet bilerek en uÃ§ soruyu soruyorum. 'BÃ¶yle dÃ¼ÅŸÃ¼nen insanlarla birlikte yaÅŸamak zorunda mÄ±yÄ±z?' (ErtuÄŸrul Ã–zkÃ¶k,  HÃ¼rriyet, 9 Temmuz, 2010)<br />
<br />
Bu ve benzeri "fikir" sahiplerinin bÃ¼tÃ¼n TÃ¼rkler adÄ±na hissetme ve konuÅŸma hakkÄ±nÄ± nerden bulduklarÄ±, "bÃ¶yle dÃ¼ÅŸÃ¼nmek"  ile "birlikte yaÅŸamayÄ±" birbirinin ÅŸartÄ± kÄ±lmayÄ± nasÄ±l meÅŸrulaÅŸtÄ±rabildikleri ayrÄ± mesele. Orta sÄ±nÄ±ftan, orta zekÃ¢lÄ±, orta yaÅŸlÄ± Ã§oÄŸunluk iÃ§in anlaÅŸÄ±lÄ±r ve "Ã§ekici" olsun diye bu ÅŸekilde dillendirilen "proje"nin, Ã¼zerinde asÄ±l durulmayÄ± hak eden yanÄ± "KÃ¼rt Sorunu"na kalÄ±cÄ± Ã§are olarak -PKK'nin silahlÄ± mÃ¼cadeleyi baÅŸlattÄ±ÄŸÄ± 1984'ten bu yana- ilk kez yÃ¼ksek sesle "TÃ¼rkler'in "ayrÄ±lma hakkÄ±"nÄ± dillendiriyor olmasÄ±nda. <br />
<br />
"Proje" sahipleri esasen "birlikte yaÅŸama" yanlÄ±sÄ± olduklarÄ±nÄ± dÃ¶ne dÃ¶ne hatÄ±rlatsalar da -eskilerin dediÄŸi gibi- "dil aÄŸrÄ±yan diÅŸi kurcalÄ±yor". BazÄ± TÃ¼rkler, bÃ¼tÃ¼n KÃ¼rtler'e boÅŸanma seÃ§eneÄŸini iÅŸaret etme zamanÄ±nÄ±n geldiÄŸine inanÄ±yor. <br />
<br />
"Proje"nin kendini meÅŸrulaÅŸtÄ±rma baÄŸlamÄ± savaÅŸ! TÃ¼rkler'in "ayrÄ±lma hakkÄ±"nÄ±n fahri sÃ¶zcÃ¼leri PKK'nin tek taraflÄ± ateÅŸkese son vererek, silahlÄ± mÃ¼cadeleyi yÃ¼kseltmesinin kendilerine bu Ã§aÄŸrÄ±da bulunma hakkÄ± verdiÄŸi kanÄ±sÄ±nda!. <br />
<br />
GerÃ§ekten de yeni Ã§atÄ±ÅŸma dÃ¶neminin bilanÃ§osu gÃ¶rece aÄŸÄ±r: PKK, hÃ¼kÃ¼metin KÃ¼rt Sorunu'nu Ã§Ã¶zmek Ã¼zere "aÃ§Ä±lÄ±m" baÅŸlattÄ±ÄŸÄ±nÄ± duyurmasÄ± Ã¼zerine, geÃ§tiÄŸimiz yÄ±l 13 Nisan'da tek yanlÄ± "ateÅŸkes" ilan etmiÅŸti, "aÃ§Ä±lÄ±m"Ä±n kendisini tasfiyeyi hedeflediÄŸi saptamasÄ±yla "ateÅŸkes"i 31 MayÄ±s'ta sona erdirdi. Genelkurmay internet sayfasÄ±ndaki gÃ¼nlÃ¼k sayÄ±larÄ± alt alta koyduÄŸumuzda 1 Haziran-20 Temmuz arasÄ±nda TSK'nin kayÄ±plarÄ±nÄ±n GeÃ§ici KÃ¶y KorucularÄ± da dÃ¢hil 43'e, PKK'ninkilerin de 76'ya ulaÅŸtÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶rÃ¼yoruz. Ã‡atÄ±ÅŸmaya taraf olmadÄ±klarÄ± halde Ã¶ldÃ¼rÃ¼len 3 siville birlikte 50 gÃ¼nde toplam 122 insan yok edildi. Yas havasÄ± TÃ¼rkiye Ã¼zerine nokta nokta yayÄ±lÄ±yor... <br />
<br />
BÃ¶yledir diye bir buÃ§uk yÄ±l Ã¶nce "Ã§Ã¶zÃ¼m" eÅŸiÄŸinde olduÄŸumuzu sanÄ±rken ÅŸimdi "ayrÄ±lÄ±k" eÅŸiÄŸine geldiÄŸimize gerÃ§ekten inanmalÄ± mÄ±yÄ±z? Bunu gerektirecek bÃ¶yle bir trajik dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼m oldu mu? "TÃ¼rkler" gerÃ§ekten bÃ¶yle bir arzu iÃ§indeler mi? <br />
<br />
MantÄ±kla uÄŸraÅŸanlarÄ±n iyi bildikleri bir Latince bir deyim var: Post hoc ergo propter hoc. Sebep ile sonuÃ§ arasÄ±nda kurulan geÃ§ersiz Ã¶ncelik sonralÄ±k iliÅŸkilerinin saÃ§malÄ±ÄŸÄ±nÄ± anlatmak iÃ§in kullanÄ±lan bir kliÅŸe. "Bu olay ÅŸu olaydan sonra olduÄŸuna gÃ¶re, nedeni ÅŸu olaydÄ±r!" diye Ã§evirebiliriz. "GÃ¼neÅŸ tutuldu ardÄ±ndan  deprem oldu, demek ki depremin nedeni gÃ¼neÅŸ tutulmasÄ±" Ã§Ä±karsamasÄ± da post hoc bir saÃ§malÄ±ktÄ±r,  "Madem ki PKK askerlerimizi Ã¶ldÃ¼rÃ¼yor o zaman KÃ¼rtler'den ayrÄ±lalÄ±m" projesi de. <br />
<br />
SavaÅŸ herkesi vuruyor. savaÅŸta hayatlarÄ±nÄ±, yakÄ±nlarÄ±nÄ±, evlerini yurtlarÄ±nÄ±, saÄŸlÄ±klarÄ±nÄ± kaybedenlerle birlikte herkes,  kazandÄ±ÄŸÄ±nÄ± sananlar bile, kaybediyor... Åžu halde, savaÅŸÄ± sona erdirmenin baÅŸlÄ±ca politik ve toplumsal kaldÄ±racÄ±nÄ± -kÃ¼rt kimliÄŸinin tanÄ±nmasÄ± ve Ã¶zyÃ¶netim hakkÄ±-  kendi savaÅŸlarÄ±nÄ±n haklÄ± sebebi sayanlar savaÅŸÄ±n maddi ve insani bilanÃ§osunun giderek aÄŸÄ±rlaÅŸmasÄ±nda kendilerinin de payÄ± olduÄŸunu anlamÄ±yor olabilirler mi? <br />
<br />
"Proje"nin vahameti saÃ§ma bir Ã§Ä±karsamadan yola Ã§Ä±kmasÄ±nda deÄŸil. MantÄ±ktan sÄ±nÄ±fta kalÄ±p kalmamak sadece proje sahibini ilgilendirirdi. Ama hayat kavgasÄ±nda bedeller aÄŸÄ±r!<br />
<br />
<b>"Benden sonra tufan"</b><br />
<br />
AsÄ±l illiyet iliÅŸkisi ÅŸurada: 90 yÄ±l boyunca KÃ¼rt halkÄ±yla ÅŸiddet ve inkÃ¢r dÄ±ÅŸÄ±nda bir iletiÅŸim kanalÄ± kurmuÅŸ olmayan seÃ§kin Beyaz TÃ¼rkler, "KÃ¼rt Sorunu"nda deÄŸiÅŸen bÃ¶lgesel gÃ¼Ã§ dengeleri ve uluslararasÄ± gÃ¼Ã§ kaymalarÄ±nÄ±n yol aÃ§tÄ±ÄŸÄ± yeni denklemleri okumakta da aciz kadÄ±lar. Askeri seÃ§enek, zaman ilerledikÃ§e atanÄ± vuran bir bumeranga dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼. Orgeneral BaÅŸbuÄŸ'un UÄŸur DÃ¼ndar'la sÃ¶yleÅŸisinde "konjonktÃ¼rel durumlar" ve "ÅŸans"la tevil etmeyi denediÄŸi askeri Ã§Ä±kÄ±ÅŸsÄ±zlÄ±k "yenilmezlik" mitosuna aÄŸÄ±r darbeler vurdu. KÃ¼rtlerin ise kaybedecek hiÃ§bir ÅŸeyleri yoktu, hayatlarÄ± bile... O yÃ¼zden zaman geÃ§tikÃ§e kazandÄ±lar. Bunca kayÄ±p ve yÄ±kÄ±m, baskÄ± ve inkar arasÄ±nda kendilerine gÃ¼venmeyi, baÅŸÄ± dik yaÅŸamayÄ±, hak mÃ¼cadelesi vermeyi Ã¶ÄŸrendiler ve ÅŸimdi TÃ¼rkiye'nin en dinamik toplumsal-politik gÃ¼cÃ¼ haline geldiler. <br />
<br />
BÃ¶ylece tarih TÃ¼rkiye'nin yÃ¶netici seÃ§kinlerinin Ã¶nÃ¼ne bÃ¼yÃ¼k soruyu getirdi koydu: Beyaz TÃ¼rkler, KÃ¼rtlerin eÅŸitlenerek bir arada yaÅŸama taleplerine olumlu yanÄ±t verebilecekler mi? Olumlu yanÄ±t, Cumhuriyet'in krizini yÃ¶netmek iÃ§in Ã¼stÃ¼nlÃ¼k iddiasÄ±ndan vaz geÃ§mek demek! <br />
<br />
AyrÄ±lma seÃ§eneÄŸini gÃ¶sterenler bÃ¼tÃ¼n kibirli gÃ¼Ã§ sahipleri gibi bu soruyu "benden sonra tufan" diye yanÄ±tlamayÄ± seÃ§miÅŸ gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor. Bizleri TÃ¼rkiye'nin batÄ±sÄ±nda yaÅŸayan KÃ¼rtleri rehin almaya Ã§aÄŸÄ±rÄ±yorlar: "KÃ¼rtler ya kahrolsun PKK diye baÄŸÄ±rsÄ±n, ya da Ã§ekip gitsin." Bu "proje"nin eninde sonunda TÃ¼rkiye'nin her yerini "etnik boÄŸuÅŸma"yla alt Ã¼st etmeye varacaÄŸÄ±nÄ± Ã¶ngÃ¶rebilmek Ã§ok mu idrak gerektiriyor gerÃ§ekten? (*)<br />
<br />
Kimse bir yere gitmiyor! Bu memlekette dÃ¼zen deÄŸiÅŸikliÄŸi istemeye KÃ¼rtlerin de TÃ¼rkler kadar hakkÄ± var!  KÃ¼rtlerin istediÄŸini yoksul ve emekÃ§i TÃ¼rkler de, Lazlar da istiyor. Beyaz TÃ¼rklerin padiÅŸahsÄ±z bir padiÅŸahlÄ±ktan baÅŸka bir ÅŸey olmayan kÄ±ÅŸla cumhuriyeti yalnÄ±zca KÃ¼rtlere deÄŸil herkese dar geliyor. KÃ¼rtlerin istediÄŸini biz de istiyoruz: "Her il, her belediye kendi Ã¶zerk yÃ¶netimine sahip olsun. Bu Ã¶zerk yÃ¶netimler bir araya gelerek demokratik bir cumhuriyet altÄ±nda her milliyet ve inanÃ§tan yurttaÅŸÄ± birleÅŸtirsin. Herkes dilinde, dininde, dinsizliÄŸinde, milliyetinde Ã¶zgÃ¼r olsun. Ã–zgÃ¼r Ã¼reticilerin kendi kendini yÃ¶nettiÄŸi yeni bir toplum, bir yeni hayat kurulsun..."<br />
<br />
KÃ¼rtler'e bunu Ã¶nerdiniz de "olmaz" mÄ± dediler? <br />
<br />
Biz Ã¶neriyoruz! Bu memleketi sizin zulmÃ¼nÃ¼z ve sÃ¶mÃ¼rÃ¼nÃ¼z batÄ±rdÄ±. Siz baÅŸÄ±mÄ±zdan gidin, savaÅŸ biter!<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_785.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_785.html</guid>
  <dc:subject>Herkese Demokratik Ã–zerklik!</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>12 EylÃ¼l ile hesaplaÅŸma yalanÄ±</title>
  <description>12 EylÃ¼l ile hesaplaÅŸmaktan bahsedenler, ya 12 EylÃ¼l'Ã¼n bu gÃ¼nlere uzanan kanallarÄ±nÄ± gÃ¶rmek istemiyorlar ya da nostalji yaparak rahatlamayÄ± tercih ediyorlar. Darbe gÃ¼nlerinde bÃ¼yÃ¼k acÄ±lar yaÅŸayanlar iÃ§in 12 EylÃ¼l ile sembolik bir hesaplaÅŸmanÄ±n bile Ã¶nemli olduÄŸunu biliyorum. Referandumda bu nedenle 'evet' deme eÄŸilimlerini yansÄ±tan KÃ¼rt, sosyalist ya da Ã¼lkÃ¼cÃ¼lerin duygu dÃ¼nyalarÄ±nÄ±n kaba biÃ§imde istismar edildiÄŸin...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
12 EylÃ¼l ile hesaplaÅŸmaktan bahsedenler, ya 12 EylÃ¼l'Ã¼n bu gÃ¼nlere uzanan kanallarÄ±nÄ± gÃ¶rmek istemiyorlar ya da nostalji yaparak rahatlamayÄ± tercih ediyorlar. Darbe gÃ¼nlerinde bÃ¼yÃ¼k acÄ±lar yaÅŸayanlar iÃ§in 12 EylÃ¼l ile sembolik bir hesaplaÅŸmanÄ±n bile Ã¶nemli olduÄŸunu biliyorum. Referandumda bu nedenle 'evet' deme eÄŸilimlerini yansÄ±tan KÃ¼rt, sosyalist ya da Ã¼lkÃ¼cÃ¼lerin duygu dÃ¼nyalarÄ±nÄ±n kaba biÃ§imde istismar edildiÄŸine inanÄ±yorum. MaÄŸdurlarÄ±n 12 EylÃ¼l ile hesaplaÅŸma konusundaki hassasiyetlerinin, uygulamada hiÃ§bir karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ± olmayan bir mevzuat deÄŸiÅŸikliÄŸinin sandÄ±ÄŸa devÅŸirilmesi de TÃ¼rkiye Devleti iÃ§in bir baÅŸarÄ± olarak gÃ¶rÃ¼lmelidir.<br />
<br />
MGK, YÃ–K, Diyanet gibi kurumlarÄ±n hiÃ§ birisini tartÄ±ÅŸmaya bile aÃ§madan darbecilerden hesap sormak nasÄ±l mÃ¼mkÃ¼n olacak? Konsey Ã¼yelerinin Ã¶lenlerine devlet tÃ¶reni dÃ¼zenleyen, yaÅŸayanlarÄ±na kÃ¶ÅŸk gezisi dÃ¼zenleyen bir zihin dÃ¼nyasÄ± ile hangi hesaplaÅŸmadan bahsediyoruz?<br />
<br />
Devam eden 12 EylÃ¼l mÃ¼ daha Ã¶nceliklidir, biten 12 EylÃ¼l mÃ¼? Kenan Evren ve konsey Ã¼yelerinin prestijli konumu 12 EylÃ¼l'Ã¼n tarih olmuÅŸ boyutunu yansÄ±tÄ±r. Tarihi vicdan Ã¶nÃ¼nde zaten hak ettiÄŸi yeri bulmuÅŸ birkaÃ§ ihtiyar hakkÄ±nda dava aÃ§mayÄ± umanlar bugÃ¼n devam eden zulmÃ¼ gÃ¶rmezlikten gelmeyi tercih ediyorlarsa egoist bir tutum takÄ±nÄ±yorlar demektir. GeÃ§miÅŸle hesaplaÅŸma bugÃ¼n ve yarÄ±n benzer sÃ¼reÃ§lerin yaÅŸanmamasÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan anlamlÄ±dÄ±r. Benzer uygulamalar farklÄ± biÃ§im ve tonlarda devam ederken bir hesaplaÅŸmadan bahsetmek kendimizi kandÄ±rmaktÄ±r.<br />
<br />
Domuzdan bir kÄ±l koparmanÄ±n bile Ã¶nemli olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nenlere iki kÃ¼Ã§Ã¼k sorum var. Ã–lmÃ¼ÅŸ domuzdan kÄ±l koparmanÄ±n bir anlamÄ± olabilir mi? Ki ben 12 EylÃ¼l'Ã¼n Ã§oktan tedavÃ¼lden kalkmÄ±ÅŸ aktÃ¶rleri ile hesaplaÅŸmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±zÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yorum. Dimdik ayakta olan ve hayatÄ±mÄ±zÄ± zehir etmeye devam eden domuzlar iÃ§in ise, bir kÄ±l koparmanÄ±n onlarÄ± daha saldÄ±rgan bir hale getirmekten baÅŸka bir sonucu olabilir mi?<br />
<br />
BugÃ¼n bize '12 EylÃ¼l ile hesaplaÅŸmak iÃ§in evet oyu verin' diyen siyasiler, kendileri 12 EylÃ¼l'Ã¼n mirasÄ± olan kurumlardan beslenmeye devam ediyorlar. YÃ–K baÅŸkanÄ± deÄŸiÅŸti, ama Ã¼niversitelerde keyfi atamalar CumhurbaÅŸkanÄ±'nÄ±n da desteÄŸi ile devam ediyor. DeÄŸiÅŸimden anlamamÄ±z gereken, aktÃ¶rlerin deÄŸiÅŸmesi midir, uygulamalarÄ±n deÄŸiÅŸmesi mi olmalÄ±dÄ±r?<br />
<br />
Toplumsal yozlaÅŸmanÄ±n teÅŸvikine dayanan tÃ¼ketim kÃ¼ltÃ¼rÃ¼ gibi doÄŸrudan devletle iliÅŸkili gÃ¶rÃ¼lmeyen alanlarÄ± bir tarafa bÄ±rakÄ±yorum. Devlet televizyonunda yÃ¶netim deÄŸiÅŸikliÄŸi neyi deÄŸiÅŸtirdi. Yine iktidar lehine bir kaba propaganda dili egemen. Ä°ktidar kimse devlet televizyonu da ondan yana yayÄ±n yapÄ±yor. TarafsÄ±zlÄ±k sadece kulaÄŸa hoÅŸ gelen bir slogan olarak duruyor. EÄŸlence kÃ¼ltÃ¼rÃ¼nde hiÃ§bir deÄŸiÅŸiklik sÃ¶z konusu deÄŸil. Kimi gazete ve televizyonlar iktidar yanlÄ±sÄ± Ã§evreler tarafÄ±ndan satÄ±n alÄ±ndÄ±. YayÄ±n ilkelerinde hiÃ§bir deÄŸiÅŸiklik sÃ¶z konusu deÄŸil. Yine mayolu, iÃ§ Ã§amaÅŸÄ±rlÄ± kadÄ±n resimleri ile satÄ±ÅŸ yapma hevesi, yine muhalifler aleyhine egemenlerin aÄŸzÄ± ile haber yapma alÄ±ÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± devam ediyor. Sadece yeni konsepte ayak uyduramayan kÃ¶ÅŸe yazarlarÄ± ile akÃ§alÄ± iÅŸlerin muhataplarÄ± deÄŸiÅŸiyor.<br />
<br />
Ã–rnekleri Ã§oÄŸaltmaya daha fazla ihtiyaÃ§ olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± sanÄ±yorum. Bu anlayÄ±ÅŸla ne vahÅŸi kapitalizmle hesaplaÅŸmak mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r ne de faÅŸizmle. Bu ikisi ile hesaplaÅŸmadan 12 EylÃ¼l ile nasÄ±l hesaplaÅŸacaÄŸÄ±mÄ±zÄ± ben bilmiyorum.<br />
<br />
12 EylÃ¼l 2010 dan sonra, hukuk dÃ¼zeninin toplumsal hayata yansÄ±masÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan Ã§ok ÅŸeyin deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini sÃ¶ylemek umutsuzluk deÄŸil gerÃ§ekÃ§iliktir. Siyaseten yaÅŸanabilecek deÄŸiÅŸim ise bizim ortaya koyacaÄŸÄ±mÄ±z kararlÄ± muhalif tavÄ±rla sÃ¶z konusu olabilir. Ä°ktidar ya da anamuhalefet partileri arasÄ±nda saf tercihi yaparak toplumsal tepkinin gazÄ±nÄ± almak isteyenlerin oyununa alet olmamalÄ±yÄ±z. Ne Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ AKP'den kurtulmaya endeksleyerek 'hayÄ±r' cephesinde saf tutanlar ne de 'evet' oyu verdiÄŸinde statÃ¼koyla hesaplaÅŸmayÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nenler gerÃ§eÄŸi sÃ¶ylÃ¼yor.<br />
<br />
KapalÄ± kapÄ±lar ardÄ±nda her tÃ¼rlÃ¼ kirli ve karanlÄ±k iliÅŸkiyi devam ettirenler, 'evet' diyenlerle 'hayÄ±r' diyenler arasÄ±ndaki horoz dÃ¶vÃ¼ÅŸÃ¼ sayesinde bir sÃ¼re daha egemenliklerini devam ettirmiÅŸ olacaklar. Onlar Ã§almaya devam edecek biz yoksulluÄŸa katlanmaya devam edeceÄŸiz. Onlar demokrasi ya da vatanseverlik edebiyatÄ± yapmaya devem edecek, bizim Ã§ocuklarÄ±mÄ±z yasaklarla yaÅŸamaya ya da vatan iÃ§in Ã¶lmeye devam edecekler.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_784.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_784.html</guid>
  <dc:subject>12 EylÃ¼l ile hesaplaÅŸma yalanÄ±</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>KÃ¼rt sorununa KÃ¼rtler karÄ±ÅŸmasÄ±n!</title>
  <description>BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan 16 Temmuz 2010 Cuma gÃ¼nÃ¼ AK Parti Ä°l BaÅŸkanlarÄ± toplantÄ±sÄ±nda yine ÅŸahane bir konuÅŸma yaptÄ±. 
ToplantÄ±ya katÄ±lan AK Partili Ä°l BaÅŸkanlarÄ± onu coÅŸkuyla alkÄ±ÅŸladÄ±lar. 
Biz ise onun bu hitabet gÃ¼cÃ¼ yÃ¼ksek konuÅŸmayÄ± ekranlardan izleyebildik. Teknolojik geliÅŸme sonunda bÃ¼tÃ¼n Ã¼lke bir anda BaÅŸbakan'Ä±n seslendiÄŸi kÃ¼Ã§Ã¼k bir toplantÄ± salonu haline gelebiliyor. 
BaÅŸbakan ErdoÄŸan'Ä± doÄŸal olara...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan 16 Temmuz 2010 Cuma gÃ¼nÃ¼ AK Parti Ä°l BaÅŸkanlarÄ± toplantÄ±sÄ±nda yine ÅŸahane bir konuÅŸma yaptÄ±. <br />
ToplantÄ±ya katÄ±lan AK Partili Ä°l BaÅŸkanlarÄ± onu coÅŸkuyla alkÄ±ÅŸladÄ±lar. <br />
Biz ise onun bu hitabet gÃ¼cÃ¼ yÃ¼ksek konuÅŸmayÄ± ekranlardan izleyebildik. Teknolojik geliÅŸme sonunda bÃ¼tÃ¼n Ã¼lke bir anda BaÅŸbakan'Ä±n seslendiÄŸi kÃ¼Ã§Ã¼k bir toplantÄ± salonu haline gelebiliyor. <br />
BaÅŸbakan ErdoÄŸan'Ä± doÄŸal olarak Ã¼lkemizin hem DoÄŸusunda yaÅŸayanlar izlediler hem de BatÄ±sÄ±nda... <br />
Ä°l BaÅŸkanlarÄ±na deÄŸil de Ã¼lkeye seslendi adeta... Zaten konuÅŸmasÄ± sÄ±rasÄ±nda bunu da zikretti: <br />
-Åžu anda ekranlarÄ± baÅŸÄ±nda olan sevgili vatandaÅŸlarÄ±m da... <br />
EkranlarÄ± baÅŸÄ±nda, Ã§eÅŸme baÅŸÄ±nda, daÄŸ baÅŸÄ±na... <br />
Her yer ErdoÄŸan'Ä± dinledi. <br />
<br />
<b>KÃ¼rtler karÄ±ÅŸmasÄ±n</b> <br />
<br />
BaÅŸbakan dÃ¶nÃ¼yor dolaÅŸÄ±yor, farklÄ± yollardan geÃ§erek, uzun kavisler Ã§izerek, yuvarlak dÃ¶nÃ¼ÅŸler yaptÄ±ktan sonra aynÄ± TÃ¼rkiye Cumhuriyeti'nin 85 yÄ±ldÄ±r kÄ±pÄ±rdamadan durduÄŸu noktaya geliyor: <br />
-KÃ¼rt sorununa KÃ¼rtler karÄ±ÅŸmasÄ±n! <br />
Soruna bakÄ±ÅŸ aÃ§Ä±sÄ±, sÃ¶ylemi ve eylemiyle katiyen bir adÄ±m Ã¶tesinde deÄŸil. <br />
<br />
TerÃ¶r sorunu diyerek sÃ¶ze girip, gÃ¼venlik Ã¶nlemleriyle Ã§Ä±kÄ±yor. <br />
Åžimdi de "profesyonel ordu" kuracaklarÄ±nÄ± aÃ§Ä±kladÄ±. <br />
Sanki TÃ¼rk SilahlÄ± Kuvvetleri "amatÃ¶r" bir yapÄ± iÃ§inde bulunuyormuÅŸ gibi!!! <br />
<br />
Ã–ncelikle ÅŸunu kabul etmek gerekir: TSK dÃ¼nyanÄ±n en iyi muharip gÃ¼cÃ¼ne ulaÅŸmÄ±ÅŸ ordularÄ± arasÄ±nda ilk 10 arasÄ±nda bulunuyor! <br />
Bu kadar mÃ¼kemmel bir ordu ile 30 senedir, ateÅŸ gÃ¼cÃ¼ yÃ¼ksek bir savaÅŸta istenilen sonuÃ§ alÄ±namadÄ±. Bu bir gerÃ§ek! <br />
<br />
Bir ordu daha kurulu durumda... Korucular Ã¶zel ordu deÄŸil de nedir ki? <br />
<br />
ArtÄ±k baÅŸka bir yol gerekmiyor mu? <br />
<br />
BaÅŸbakan da ara sÄ±ra buna yakÄ±n dÃ¼ÅŸÃ¼nceler ifade ediyor. <br />
GÃ¶rÃ¼ÅŸmeler yapalÄ±m, konuÅŸmalar yapalÄ±m, anlaÅŸmalara varalÄ±m, falan filan... <br />
<br />
Bu uÄŸurda herkesle konuÅŸmaya hazÄ±r olduÄŸunu da saklamÄ±yor. <br />
Ama "KÃ¼rt sorununun" diyalog ile Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ konusunda bir tek itirazÄ± var: <br />
-Bu konuyu KÃ¼rtlerle konuÅŸmam! <br />
<br />
<b>AKP'ye uygun KÃ¼rt yapÄ±sÄ±</b> <br />
<br />
BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan diyalog iÃ§in Ã§alÄ±ÅŸtÄ±klarÄ±nÄ± anlatÄ±yor. Sorunun Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ iÃ§in her kapÄ±yÄ± Ã§alacaklarÄ±nÄ± sÃ¶ylÃ¼yor. Bunu da yapÄ±yor. Bazen Amerika'ya gidiyor, bazen Avrupa'ya... Bazen de TÃ¼rkiye'de Kuzey Irak diye bilinen ama bÃ¼tÃ¼n dÃ¼nya tarafÄ±ndan "GÃ¼ney KÃ¼rdistan" ismiyle haberleÅŸtirilen coÄŸrafyaya iniyor. <br />
<br />
Federal KÃ¼rdistan Cumhuriyeti lideri Mesut Barzani'den yardÄ±m istiyor: <br />
-Gel birlikte ÅŸu PKK'nin iÅŸini bitirelim! <br />
Sanki sorun "PKK sorunuymuÅŸ" gibi... <br />
<br />
Hepsini deniyor, KÃ¼rtlerle bile konuÅŸuyor iÅŸbirliÄŸi koÅŸullarÄ± arÄ±yor. <br />
Ama TÃ¼rkiye KÃ¼rtlerinden kimseyle konuÅŸmaya yanaÅŸmÄ±yor. <br />
<br />
Ordu 30 yÄ±ldÄ±r hayaletlerle savamÄ±yor, PKK diye bir yapÄ± var. <br />
-Onlar terÃ¶rist, onlarla konuÅŸmayÄ±z! <br />
<br />
OnlarÄ±n lideri var, elinizin altÄ±nda Ä°mralÄ± AdasÄ±nda mahpus... <br />
-Abdullah Ã–calan ile gÃ¶rÃ¼ÅŸmeyiz, o terÃ¶r hÃ¼kÃ¼mlÃ¼sÃ¼dÃ¼r! <br />
<br />
Parlamenter mÃ¼cadele yolunu benimsemiÅŸ olan siyasi bir yapÄ± var. <br />
-BDP ile de gÃ¶rÃ¼ÅŸmem, terÃ¶rle aralarÄ±na mesafe koymalarÄ± lazÄ±m! <br />
<br />
Sanki TBMM'de parlamenterlerden deÄŸil de Cudi'de, Gabar'da, Botan'da Kandil'de gerilla birliklerinin komutanlarÄ±ndan sÃ¶z ediyor!?? <br />
<br />
BarÄ±ÅŸ ve Demokrasi Partisi bÃ¼tÃ¼n seÃ§im tuzaklarÄ±na karÅŸÄ±n ne yapÄ±p edip sandÄ±ÄŸÄ± tercih ederek ve kÄ±lÄ± kÄ±rk yardÄ±ktan sonra Meclis'e girmiÅŸ bir siyasi yapÄ±dÄ±r. <br />
<br />
Bu Ã§abanÄ±n hiÃ§ dikkate deÄŸer yanÄ± yok mudur? <br />
<br />
KaldÄ±rÄ±n seÃ§im barajlarÄ±nÄ± bakalÄ±m KÃ¼rtlerin parlamentodaki sandalye sayÄ±sÄ± kaÃ§a tÄ±rmanacak? <br />
<br />
GÃ¼neydoÄŸu'da BDP'ten baÅŸka parti mi var? <br />
<br />
BDP'nin gÃ¼cÃ¼ oy sayÄ±sÄ±yla da sÄ±nÄ±rlÄ± deÄŸil. HenÃ¼z seÃ§men yaÅŸÄ±na gelmemiÅŸ genÃ§ nÃ¼fusla birlikte deÄŸerlendirilirse aktif nÃ¼fusun aÄŸÄ±rlÄ±ÄŸÄ± onlardan yana... <br />
<br />
Bu yapÄ±yÄ± muhatap almayacaksÄ±nÄ±z, geriye ne kalÄ±yor? <br />
<br />
Sadece AK Parti'nin Ä°l BaÅŸkanlarÄ±... <br />
ErdoÄŸan da zaten onlara sesleniyor, takdir alÄ±yor: <br />
-BaÅŸbakanÄ±mÄ±z ÅŸahane konuÅŸuyor!<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_783.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_783.html</guid>
  <dc:subject>KÃ¼rt sorununa KÃ¼rtler karÄ±ÅŸmasÄ±n!</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>SavaÅŸ ve 'vesayet'</title>
  <description>Ergenekon ve Balyoz operasyonlarÄ± sonrasÄ± sÄ±k sÄ±k "Vesayet Ã§Ã¶ktÃ¼" demiÅŸlerdi.

Åžimdi "Vesayet Ã§atÄ±rdÄ±yor" diye manÅŸet atmÄ±ÅŸ AKP'ci liberal gazete.

Sebep? Anayasa Mahkemesi'nin, iktidar bloklarÄ± arasÄ±ndaki gerilim ve gÃ¼Ã§ dengesini gÃ¶zeten 'redaksiyon'lu kararÄ±...

Daha Ã¶nce kaÃ§ kez "Ã§Ã¶ktÃ¼" dedikleri 'askeri vesayet' ÅŸimdi yeniden "Ã§atÄ±rdÄ±yor"muÅŸ!

Hadi gÃ¶rmezden gelelim bu tutarsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±...

Peki "savaÅŸ var sava...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Ergenekon ve Balyoz operasyonlarÄ± sonrasÄ± sÄ±k sÄ±k "Vesayet Ã§Ã¶ktÃ¼" demiÅŸlerdi.<br />
<br />
Åžimdi "Vesayet Ã§atÄ±rdÄ±yor" diye manÅŸet atmÄ±ÅŸ AKP'ci liberal gazete.<br />
<br />
Sebep? Anayasa Mahkemesi'nin, iktidar bloklarÄ± arasÄ±ndaki gerilim ve gÃ¼Ã§ dengesini gÃ¶zeten 'redaksiyon'lu kararÄ±...<br />
<br />
Daha Ã¶nce kaÃ§ kez "Ã§Ã¶ktÃ¼" dedikleri 'askeri vesayet' ÅŸimdi yeniden "Ã§atÄ±rdÄ±yor"muÅŸ!<br />
<br />
Hadi gÃ¶rmezden gelelim bu tutarsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±...<br />
<br />
Peki "savaÅŸ var savaÅŸ" diye adeta baÄŸÄ±ran memleket tablosu gÃ¶rmezden gelinecek gibi midir?<br />
<br />
Bir yandan savaÅŸ sÃ¼recek... BaÅŸbakan ve ana muhalefet lideri, en bÃ¼yÃ¼k PaÅŸa'nÄ±n gÃ¶lgesinde, siperlere koÅŸturup "kutlu-savaÅŸ pozlarÄ±" verecek... (KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu, "o siperlerde huzurlu ve mutlu TÃ¼rkiye'nin teminatÄ±nÄ± gÃ¶rdÃ¼k" demiÅŸ, mutlulukla!)<br />
<br />
PaÅŸa televizyona Ã§Ä±kÄ±p "30 bin terÃ¶rist Ã¶ldÃ¼rdÃ¼k" diye Ã¶vÃ¼necek, sanki bugÃ¼ne dek "teslim olsunlar" dÄ±ÅŸÄ±nda tek sÃ¶z etmiÅŸ de, "artÄ±k sÃ¶z bitti" diye iÃ§teki baÅŸarÄ±sÄ±zlÄ±ÄŸÄ±n kefaretini sÄ±nÄ±r Ã¶tesine kaydÄ±rmanÄ±n, iÃ§ savaÅŸÄ± bir bÃ¼yÃ¼k bÃ¶lge savaÅŸÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rmenin sinyallerini Ã§akacak...<br />
<br />
Yine, PaÅŸa'nÄ±n Ã¶vÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼ 92-93 'Ã¶zel konsepti'ndeki gibi, cenazeler bile iÅŸkenceye Ã§ekilecek, ailelerine verilmeyecek, halkta infial yaratÄ±lacak... Bu yÃ¼zden tam da "vesayet Ã§atÄ±rdÄ±yor" manÅŸetinin atÄ±ldÄ±ÄŸÄ± gÃ¼n Hakkari, YÃ¼ksekova, Åžemdinli, Ergani, Derik'te kepenkler kapatÄ±lacak, sokak Ã§atÄ±ÅŸmalarÄ± yaÅŸanacak...<br />
<br />
ErtuÄŸrul Ã–zkÃ¶k, "TÃ¼rklerle KÃ¼rtler birlikte yaÅŸamak zorunda mÄ±dÄ±r?" sorusuyla malum 'derin' duygularÄ± kaÅŸÄ±yacak, kÄ±ÅŸkÄ±rtacak... vs..vs..<br />
<br />
VelhasÄ±l savaÅŸ rÃ¼zgarÄ± memleketi sarÄ±p sarmalayacak, ama "vesayet Ã§atÄ±rdÄ±yor" olacak!<br />
<br />
SavaÅŸ sÃ¼redursun, memleketin en can yakÄ±cÄ± sorunu savaÅŸa yatÄ±rÄ±larak askerlere teslim edilsin ve bu durumun 'vesayet'le hiÃ§ ilgisi olmasÄ±n; ama 'imtiyazlarÄ± korumak' ile 'imtiyaz kazanmak' arasÄ±ndaki Anayasa dalaÅŸÄ± vesayeti Ã§atÄ±rdatsÄ±n!<br />
<br />
Ah ÅŸu KÃ¼rtler de bir anlasa bunu; Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nÄ±n yapÄ±sÄ±nÄ±n deÄŸiÅŸtirilmesinin kendileri iÃ§in nasÄ±l da en acil ihtiyaÃ§ olduÄŸunu...<br />
<br />
Anadilde eÄŸitim mi? SeÃ§im barajÄ±nÄ±n kaldÄ±rÄ±lmasÄ± mÄ±? TMK kelepÃ§esi mi? Anayasal vatandaÅŸlÄ±k mÄ±? Devletin tekÃ§i ruhunun 80 yÄ±llÄ±k cenderesi mi?...<br />
<br />
Aman efendim, bÃ¼tÃ¼n bunlarÄ±n askeri vesayetle ne ilgisi olabilir ki!<br />
<br />
Oysa gerÃ§ek ÅŸu ki; bugÃ¼n yÃ¼zÃ¼ KÃ¼rt sorununun barÄ±ÅŸÃ§Ä± Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ne dÃ¶nÃ¼k olmayan hiÃ§bir geliÅŸme 'vesayet' denileni ortadan kaldÄ±rmaz, onunla uzlaÅŸÄ±r ancak.<br />
<br />
Evet, geÃ§elim bu "paketle vesayet Ã§Ã¶kÃ¼yor" hikayelerini, hayata dÃ¶nelim, savaÅŸÄ± ve de Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ konuÅŸalÄ±m...<br />
<br />
...<br />
<br />
SavaÅŸla, ne KÃ¼rt sorununun halledilebileceÄŸi, ne de PKK'nin kayda deÄŸer bir yenilgiye uÄŸratÄ±labileceÄŸi bir kez daha ortada iÅŸte. Bununla baÄŸlantÄ±lÄ± olarak, "Devlet PKK'yi bitirecek ve sonra KÃ¼rt sorununu temelli Ã§Ã¶zecek..." ÅŸeklindeki sÃ¶zde 'reformist' tezler de iflas etti artÄ±k... Bu boÅŸ beklenti, bazÄ± solcularca da paylaÅŸÄ±lan, "PKK'nin mÃ¼cadelesi, KÃ¼rt sorununun Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼nÃ¼ zorlaÅŸtÄ±rÄ±yor..." ÅŸeklindeki liberal yaklaÅŸÄ±mla da Ã¶rtÃ¼ÅŸmekteydi.<br />
<br />
Oysa, KÃ¼rt mÃ¼cadelesinin sorunun Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼nÃ¼ zorlaÅŸtÄ±rdÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylemek, gerÃ§eÄŸi tersinden okumaktÄ±r. AÃ§Ä±ktÄ±r ki; direniÅŸ olmasaydÄ±, bÄ±rakÄ±n KÃ¼rt sorununun Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼, sorunun varlÄ±ÄŸÄ± bile tartÄ±ÅŸÄ±lÄ±r olmayacaktÄ±.<br />
<br />
Peki, direniÅŸi dÃ¼mdÃ¼z ederek bitirmiÅŸ bir askeri akÄ±l, gerÃ§ekten sivil, kalÄ±cÄ± Ã§Ã¶zÃ¼m Ã¶ngÃ¶ren adÄ±mlar atmaya ihtiyaÃ§ duyar mÄ±ydÄ±? GeÃ§miÅŸe bakalÄ±m, KÃ¼rt isyan ve direniÅŸleri ve kazanÄ±lmÄ±ÅŸ onca askeri zaferden sonra kalÄ±cÄ± Ã§Ã¶zÃ¼m iÃ§in tek bir adÄ±m atÄ±ldÄ± mÄ±? Gelinen yer ortada iÅŸte... En ufak bir demokratik esnemeden yoksun bir devlet geleneÄŸinin, "bÃ¶yle gÃ¶tÃ¼remeyiz, meseleyi baÅŸka tÃ¼rlÃ¼ Ã§Ã¶zmek lazÄ±m" gibisinden bir saÄŸduyulu noktaya gelmesi zor. Zordur ama ilelebet imkansÄ±z da deÄŸil elbette. Ä°mkansÄ±z olan ise, devletin bÃ¶ylesi bir Ã§Ã¶zÃ¼m yeteneÄŸini Ã¶zellikle bir askeri zafer sonrasÄ±nda edinebileceÄŸidir. Yani, "Ã¶nce askeri zafer, sonra Ã§Ã¶zÃ¼m", boÅŸ bir hayaldir.<br />
<br />
Bunu ÅŸunun iÃ§in sÃ¶ylÃ¼yoruz: BugÃ¼n gelinen noktada, KÃ¼rt sorununun gerÃ§ekten bir Ã§Ã¶zÃ¼me ulaÅŸtÄ±rÄ±lmasÄ±ndan yana olan herkesin, bir realite durumundaki KÃ¼rt direniÅŸini devletten farklÄ± algÄ±lamasÄ± gerekiyor. KoÅŸullara gÃ¶re biÃ§imi elbette tartÄ±ÅŸÄ±labilir ama KÃ¼rt direniÅŸi, Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼n engeli deÄŸil, tamamlayÄ±cÄ±sÄ±dÄ±r. Evet, bazÄ±larÄ±nca Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼n 'Ã¶nkoÅŸul'u olarak "kayÄ±tsÄ±z ÅŸartsÄ±z silahlarÄ± bÄ±rakmasÄ±" istenen PKK, askeri yÃ¶ntemlerle her iki tarafÄ±n da sonuÃ§ alamayacaÄŸÄ±nÄ± yÄ±llardÄ±r kabul ediyor zaten. Ama, anlaÅŸÄ±lan o ki, silahlÄ± mÃ¼cadelenin bÄ±rakÄ±lmasÄ±yla meselenin Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ yolunda bir ÅŸeylerin gerÃ§ekten deÄŸiÅŸebileceÄŸine iliÅŸkin de ikna olma ihtiyacÄ± duyuyor. Kuru kurusuna ikna olunamÄ±yor yani. Objektif olmak gerekiyor; PKK'nin silahtan vazgeÃ§mesi ÅŸeklinde tarif edilen 'Ã¶nkoÅŸul', devletin de "askerle bu iÅŸi Ã§Ã¶zemeyiz" noktasÄ±nÄ± gerÃ§ekten kabul ettiÄŸine dair bir yÃ¶nelim iÃ§erisine girmesiyle anlam kazanabilir ancak.<br />
<br />
Liberaller veya reformdan, barÄ±ÅŸtan, siyasal Ã§Ã¶zÃ¼mden bahseden her kimse, Ã§Ã¶zÃ¼me iliÅŸkin hareket noktasÄ±nÄ± buradan kurmuyorsa, yani devletten askeri Ã§Ã¶zÃ¼m dÄ±ÅŸÄ±nda bir yaklaÅŸÄ±m talep etmiyorsa, ortada en azÄ±ndan bir samimiyet sorunu var demektir.<br />
<br />
Ve bu samimiyetsizlik sÃ¼rdÃ¼kÃ§e, "askeri vesayet"e karÅŸÄ± sÃ¶ylenen o bÃ¼yÃ¼k bÃ¼yÃ¼k laflarÄ±n akp'ci pazarlamacÄ±lÄ±k dÄ±ÅŸÄ±nda pek bir iÅŸlevinin olmayacaÄŸÄ± da aÃ§Ä±k deÄŸil mi?<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_782.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_782.html</guid>
  <dc:subject>SavaÅŸ ve 'vesayet'</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Boykotu kÄ±rmayÄ± esastan gÃ¶rÃ¼ÅŸecekler</title>
  <description>Referandum konusunda meÅŸruiyet tartÄ±ÅŸmasÄ± yapanlar, kararÄ±n aÃ§Ä±klanmasÄ±ndan manevra yapmayÄ± tercih ettiler. 'Yetmez, ama evet' diyenler gibi, onlar da 'meÅŸru deÄŸil, ama iyi' eÄŸilimine sÄ±ÄŸÄ±ndÄ±lar.

SiyasetÃ§iler sorunu esastan gÃ¶rÃ¼ÅŸmedikÃ§e yargÄ±Ã§larÄ±n esasa girmesini, askerlerin en esaslÄ± konularda ahkam kesmesini iÃ§imize sindirmek zorunda kalÄ±rÄ±z. Her gÃ¼n cenaze ve yaralÄ± haberleri gelirken yapÄ±lacak bir referandumun...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Referandum konusunda meÅŸruiyet tartÄ±ÅŸmasÄ± yapanlar, kararÄ±n aÃ§Ä±klanmasÄ±ndan manevra yapmayÄ± tercih ettiler. 'Yetmez, ama evet' diyenler gibi, onlar da 'meÅŸru deÄŸil, ama iyi' eÄŸilimine sÄ±ÄŸÄ±ndÄ±lar.<br />
<br />
SiyasetÃ§iler sorunu esastan gÃ¶rÃ¼ÅŸmedikÃ§e yargÄ±Ã§larÄ±n esasa girmesini, askerlerin en esaslÄ± konularda ahkam kesmesini iÃ§imize sindirmek zorunda kalÄ±rÄ±z. Her gÃ¼n cenaze ve yaralÄ± haberleri gelirken yapÄ±lacak bir referandumun en kritik boyutu katÄ±lÄ±m oranÄ± olacaktÄ±r. Ã–zellikle de KÃ¼rtlerin yoÄŸun yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±, Ã§atÄ±ÅŸmalarÄ±n sokaÄŸa indiÄŸi ÅŸehirlerde katÄ±lÄ±m oranÄ± baÅŸka bir gÃ¶sterge iÅŸlevi gÃ¶recektir.<br />
<br />
SandÄ±ÄŸa gidenlerin mevcut deÄŸiÅŸikliÄŸe razÄ± olanlar, gitmeyenlerin demokratik Ã¶zerklikten yana irade beyanÄ±nÄ± ortaya koyanlar olarak okunacaÄŸÄ± Ã§ok aÃ§Ä±ktÄ±r. Bu tablo yurt iÃ§inde de uluslararasÄ± arenada da bu kadar net ele alÄ±nacaktÄ±r. YÃ¼ksek boykot oranÄ±nÄ±n devleti ne kadar telaÅŸa dÃ¼ÅŸÃ¼receÄŸini tahmin etmek zor deÄŸildir.<br />
<br />
Boykotu kÄ±rmak iÃ§in psikolojik harp tekniklerini muhafazakar gazete ve televizyonlar uygulamaya Ã§alÄ±ÅŸacak. Boykot tavrÄ±nÄ± hayÄ±r cephesi ile birlikte hareket etme biÃ§iminde yorumlayarak karalama eÄŸilimi bu iÅŸi kotarmaya yetmez. BazÄ± KÃ¼rt siyasetÃ§ilerinin 'evet' eÄŸilimini propaganda etmenin KÃ¼rt kitlesi Ã¼zerinde ne kadar etki oluÅŸturabileceÄŸini tahmin etmek zor deÄŸildir. Ã–zellikle Ã§atÄ±ÅŸma ortamÄ±nda yapÄ±lacak bir oylamada TÃ¼rkiye'nin batÄ±sÄ± 'evet' ve 'hayÄ±r' biÃ§iminde kamplaÅŸsa da, Ã§atÄ±ÅŸma bÃ¶lgelerinde, boykot edenler ve sandÄ±ÄŸa gidenler biÃ§iminde bir kamplaÅŸma yaÅŸanacaÄŸÄ± aÃ§Ä±ktÄ±r. SilahlarÄ±n gÃ¶lgesi altÄ±nda sandÄ±ÄŸa gidenlerin oylarÄ±nÄ±n rengini savunma imkanÄ± olmayacaktÄ±r.<br />
<br />
Boykotun ortaya Ã§Ä±karacaÄŸÄ± sonucu gÃ¶ze alamayan Ã§evrelerin Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki gÃ¼nlerde yeni bir hamle yapacaÄŸÄ±nÄ± tahmin ediyorum. ErdoÄŸan'Ä±n KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu ile gÃ¶rÃ¼ÅŸmesi de bu amaca yÃ¶nelik arayÄ±ÅŸÄ±n bir parÃ§asÄ±dÄ±r. Boykotu kÄ±rabilecek tek formÃ¼l iki sandÄ±ÄŸÄ±n 12 EylÃ¼l'de birlikte kurulmasÄ±dÄ±r.Yani referandum ve erken genel seÃ§imin birlikte olmasÄ± dÄ±ÅŸÄ±nda bir formÃ¼l ÅŸimdilik gÃ¶zÃ¼kmemektedir. ErdoÄŸan bu durumda devletin ali menfaatleri iÃ§in fedakarlÄ±k etmeye zorlanmaktadÄ±r. SandÄ±ÄŸa gidip geÃ§ersiz oy kullanma oranÄ± ile sandÄ±ÄŸa gitmeme bir biriyle kÄ±yaslanmayacak Ã¶lÃ§Ã¼de farklÄ± etki gÃ¼cÃ¼ne sahiptir.<br />
<br />
ErdoÄŸan, KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu ile koalisyona girmeye bile zorlanacaÄŸÄ±nÄ± gayet net biÃ§imde bilmektedir. Genel seÃ§imlere yÃ¶nelik bir yeni tarih belirleme uzlaÅŸÄ±sÄ± Ã§Ä±kmasa bile seÃ§imlere kadar birlikte yÃ¼rÃ¼tÃ¼lecek bir strateji mutlaka masaya yatÄ±rÄ±lacaktÄ±r. Ä°ktidar ve ana muhalefet partisine birlikte yarayacak yeni bir rol paylaÅŸÄ±mÄ±na gidilebilir. MHP ve BDP'yi marjinalleÅŸtirme planÄ± sÄ±nÄ±r Ã¶tesi bir plan olarak uygulamaya konacaktÄ±r. Ã‡atÄ±ÅŸmalarÄ±n devam etmesi durumunda bu planÄ±n uygulanma ihtimali ayrÄ± bir tartÄ±ÅŸma konusudur.<br />
<br />
Bu koÅŸullar altÄ±nda 'evet' oyu vererek demokratikleÅŸmeye katkÄ± sunacaÄŸÄ±nÄ± sananlar da, 'hayÄ±r' oyu vererek KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu ile yeniden iktidar ÅŸansÄ±nÄ± yakalamayÄ± umanlar da yeniden oturup dÃ¼ÅŸÃ¼nmelidir. Ä°ki tercihin de aynÄ± deÄŸirmene su taÅŸÄ±ma ihtimali gittikÃ§e yÃ¼kseliyor. Necip FazÄ±l KÄ±sakÃ¼rek'in yÄ±llar Ã¶nce BÃ¼yÃ¼k Dergisi'nde yaptÄ±ÄŸÄ± benzetmede Demokrat Parti ile CHP aynÄ± paranÄ±n iki yÃ¼zÃ¼ olarak tasvir ediliyordu. Yine Necip FazÄ±l bÃ¶yle muvazalÄ± seÃ§im oyununda taraf olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± beyan iÃ§in dergisinin kapaÄŸÄ±na kocaman bir ayak altÄ± resmi koyup, 'AlÄ±n size oy' baÅŸlÄ±ÄŸÄ±nÄ± koymuÅŸtu. Radikal solcu arkadaÅŸlarÄ±mÄ±za da, muhalif MÃ¼slÃ¼man dostlarÄ±mÄ±za da duyurulur.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_781.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_781.html</guid>
  <dc:subject>Boykotu kÄ±rmayÄ± esastan gÃ¶rÃ¼ÅŸecekler</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Denemeye deÄŸer bir Ã§Ã¶zÃ¼m paketi</title>
  <description>Deniyor ki, 'KÃ¼rtlerin haklarÄ±nÄ± tanÄ±yÄ±n, PKK de silahlÄ± eylemlere son versin!'

O zaman diyorlar ki, 'biz ÅŸimdi istediklerini versek, PKK daha fazlasÄ±nÄ± ister.'

'Tamam, olabilir deniyor, bu durumda iki yol var; ya o fazlasÄ±nÄ± da tanÄ±r, silahlÄ± eylemlerden kurtulursunuz. Ya da ÅŸimdi olduÄŸu gibi daha fazla hak tanÄ±mamak iÃ§in, bir otuz yÄ±l daha kan dÃ¶kÃ¼lmesine razÄ± olursunuz. Siz savaÅŸ dursun diyor musunuz, demiyor musunuz? D...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Deniyor ki, 'KÃ¼rtlerin haklarÄ±nÄ± tanÄ±yÄ±n, PKK de silahlÄ± eylemlere son versin!'<br />
<br />
O zaman diyorlar ki, 'biz ÅŸimdi istediklerini versek, PKK daha fazlasÄ±nÄ± ister.'<br />
<br />
'Tamam, olabilir deniyor, bu durumda iki yol var; ya o fazlasÄ±nÄ± da tanÄ±r, silahlÄ± eylemlerden kurtulursunuz. Ya da ÅŸimdi olduÄŸu gibi daha fazla hak tanÄ±mamak iÃ§in, bir otuz yÄ±l daha kan dÃ¶kÃ¼lmesine razÄ± olursunuz. Siz savaÅŸ dursun diyor musunuz, demiyor musunuz? Dursun diyen haklarÄ± tanÄ±r, durmasÄ±n diyen hak, hukuk tanÄ±maz. KÃ¼rtler hangi hakkÄ± istiyorsa, o onlarÄ±n hakkÄ± olduÄŸu iÃ§in, o haklarÄ± vereceksiniz.'<br />
<br />
KÄ±zÄ±yorlar. 'KÃ¼rtlerin hakkÄ± ne demek, diye baÄŸÄ±rÄ±yorlar, hele anlatÄ±n da bir anlayalÄ±m, bizden ne isteneceÄŸini bilelim.'<br />
<br />
Deniyor ki; 'Siz TÃ¼rklerin ananÄ±zdan doÄŸduÄŸunuz anda elde ettiÄŸiniz haklar neyse, onlarÄ±n aynÄ±sÄ± da KÃ¼rtlerin hakkÄ±dÄ±r. Ä°nsanlÄ±ÄŸÄ±n hukuku da, Allah'Ä±n ÅŸeriatÄ± da, bÃ¼tÃ¼n insanlarÄ± doÄŸuÅŸtan aynÄ± haklara sahip olarak tanÄ±mÄ±ÅŸtÄ±r.'<br />
<br />
Diyorlar ki; 'Yani ne? LafÄ± Ã§evirmeyin, somut olarak sayÄ±n...'<br />
<br />
Deniyor ki: 'KanunlarÄ±n tuzaklarÄ±na dÃ¼ÅŸmemek iÃ§in sizinle pek aÃ§Ä±k konuÅŸamayÄ±z. Ama biz sÃ¶ylemeyelim de, bizim sorularÄ±mÄ±za, eÄŸer cesaretiniz varsa siz cevap verin.'<br />
<br />
Diyorlar ki: 'Her TÃ¼rk anasÄ±ndan cesur doÄŸar.'<br />
<br />
Deniyor ki: 'Bir TÃ¼rk anasÄ±ndan doÄŸduÄŸu gÃ¼n, TÃ¼rk kimliÄŸi taÅŸÄ±ma hakkÄ±na sahip midir?<br />
<br />
Diyorlar ki: 'Evet.' Deniyor ki: 'Bir TÃ¼rk anasÄ±ndan doÄŸduÄŸu gÃ¼n, ana dili TÃ¼rkÃ§e'yle eÄŸitim yapma hakkÄ±na sahip mi?' Diyorlar ki: 'Elbette.'<br />
<br />
Deniyor ki: 'Bir TÃ¼rk anasÄ±ndan doÄŸduÄŸunda, farzedelim, yurdu iÅŸgal edilmiÅŸse, yurdunu kurtarma, doÄŸup bÃ¼yÃ¼dÃ¼ÄŸÃ¼ topraklarÄ± vatan edinme, o vatan topraÄŸÄ±nda devlet kurma hakkÄ±na sahip mi?'<br />
<br />
Diyorlar ki: 'Ne sandÄ±n, bu vatan topraÄŸÄ±nda bu son TÃ¼rk devleti zaten bu hakka dayanarak kuruldu.'<br />
<br />
Diyorlar ki:'BÃ¼tÃ¼n milletlerin kendi kimliklerine, dillerine, kendi topraklarÄ±na ve devletlerine sahip olma hakkÄ± olacak, ama TÃ¼rkler bu milletlerle eÅŸit sayÄ±lmayacak, dense, TÃ¼rklerin bu denilene isyan etme hakkÄ± var mÄ±?' 'Olmaz mÄ±?'<br />
<br />
Deniyor ki: 'O halde sÃ¶yleyin sayÄ±n TÃ¼rk, siz TÃ¼rklerin bÃ¼tÃ¼n milletlerle aynÄ± haklara sahip olduÄŸuna inanan bir kimse olarak, KÃ¼rtlerin de TÃ¼rklerle aynÄ± haklara sahip olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yor musunuz?'<br />
<br />
Diyorlar ki: 'DÃ¼ÅŸÃ¼nmez olur muyuz, ta Åžeyh Said isyanÄ±ndan beri biz bu sorunun yanÄ±tÄ±nÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yoruz, doluya koyuyoruz olmuyor, boÅŸa koyuyoruz dolmuyor, bÃ¶ylece dÃ¼ÅŸÃ¼n, dÃ¼ÅŸÃ¼n, ÅŸeydir iÅŸin diyerek yuvarlanÄ±p gidiyoruz.'<br />
<br />
Deniyor ki: 'SayÄ±n TÃ¼rk arkadaÅŸ, bu kadar dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼n yeter, uyan artÄ±k. Ã‡Ã¼nkÃ¼ KÃ¼rtler pek Ã§ok nedenle, TÃ¼rklerle aynÄ± haklara sahip olduklarÄ±nÄ± bildikleri halde, bazÄ± haklarÄ±ndan, hem genel olarak TÃ¼rkiye halklarÄ±nÄ±n, hem bÃ¶lge halklarÄ±nÄ±n, hem de insanlÄ±ÄŸÄ±n Ã§Ä±karlarÄ±nÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nerek feragat ediyorlar. O nedenle siz siz olun, onlarÄ±n bazÄ± haklarÄ±ndan feraget ediyor olmalarÄ±nÄ± bir ÅŸans olarak kullanÄ±n.'<br />
<br />
KÄ±zÄ±yorlar: 'NeymiÅŸ KÃ¼rtlerin vazgeÃ§tikleri haklar, sÃ¶yleyin de bu haklarÄ±n boyunu Ã¶lÃ§Ã¼p, biÃ§elim.' <br />
<br />
'TÃ¼rklerin en vazgeÃ§ilmez hakkÄ± nedir sayÄ±n TÃ¼rk?'<br />
<br />
'Elbette kendi devletini kurmak, onun bÃ¶lÃ¼nmez bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ kanÄ±nÄ±n son damlasÄ±na kadar korumak ve onu ebediyen yaÅŸatmak; ne Mutlu TÃ¼rkÃ¼m diyene...'<br />
<br />
AdamÄ± sakinleÅŸtiriyorlar ve diyorlar ki: 'Ä°ÅŸte, tam Ã¼stÃ¼ne bastÄ±n, KÃ¼rtler TÃ¼rklerin bu aziz, mukaddes hakkÄ±nÄ± ayrÄ± devlet kurma yÃ¶nÃ¼nde kullanmaktan vazgeÃ§iyorlar, TÃ¼rklerle ortak vatanda eÅŸit olarak, yani demokratik Ã¶zerklik koÅŸullarÄ±nda kendi kimlikleri ve dilleriyle Ã¶zgÃ¼rce yaÅŸamak istiyorlar...' Bizimki ÅŸaÅŸkÄ±n, yardÄ±m ister gibi etrafÄ±na bakÄ±nÄ±yor. <br />
<br />
'Ä°yi dedin de kardeÅŸim, bunlara gÃ¼ven olur mu, hani biz elimizi versek, kolumuzu kapacaklar; ÅŸimdi demokratik Ã¶zerklik vereceÄŸiz, yarÄ±n federasyon diyecekler, federasyonu vereceÄŸiz, bu defa ayrÄ± devlet diye tutturacaklar... Bunlara gÃ¼ven olmaz, domuzdan post, KÃ¼rtten dost olmaz...'<br />
<br />
Deniyor ki: 'Ey TÃ¼rk, sen KÃ¼rdÃ¼n hangi hakkÄ±nÄ± tanÄ±dÄ±n da, O sana 'yetmez' diyerek kazÄ±k attÄ±? Dilini mi tanÄ±dÄ±n, mezhebini mi tanÄ±dÄ±n, kimliÄŸini, KÃ¼rtlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ mÃ¼ tanÄ±dÄ±n, kendi kimliÄŸiyle, kendi diliyle Ã¶zgÃ¼rce Ã¶rgÃ¼tlenme hakkÄ±nÄ± mÄ± tanÄ±dÄ±n, o Ã¶rgÃ¼tÃ¼yle politik, toplumsal, ekonomik ve kÃ¼ltÃ¼rel yaÅŸama katÄ±lma hakkÄ±nÄ± mÄ± tanÄ±dÄ±n, TÃ¼rklerin Ã§oÄŸunlukta olduÄŸu illerde ya da iller topluluÄŸunda da, KÃ¼rtlerin Ã§oÄŸunlukta olduÄŸu illerde ya da iller topluluÄŸunda da aynÄ±, eÅŸit, Ankara vesayetinden uzak, demokratik, Ã¶zerk yerel yÃ¶netimlerde, kendi kendilerini yÃ¶netme hakkÄ±nÄ± mÄ± tanÄ±dÄ±n? Sen hangi hakkÄ± tanÄ±dÄ±n da 'gÃ¼venilmez' dediÄŸin KÃ¼rt senin suratÄ±na Ã§emkirdi, sen bu haklarÄ± tanÄ±dÄ±n da, O KÃ¼rt, 'yetmez, ben kendi ulus devletimi isterim' mi dedi. Ä°nsaf...'<br />
<br />
Diyorlar ki: 'DoÄŸru dediniz de, ya fazlasÄ±nÄ± isterlerse?...'<br />
<br />
Deniyor ki: 'Ya fazlasÄ±nÄ± istemezlerse?'<br />
<br />
SonuÃ§: DenemediÄŸiniz iÃ§in kan akmaya devam ediyor. Deneyin, siz haklÄ± Ã§Ä±karsanÄ±z, yine kan dÃ¶kersiniz. Ã–yle ya, 'siz bu iÅŸi iyi bilirsiniz.'<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_780.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_780.html</guid>
  <dc:subject>Denemeye deÄŸer bir Ã§Ã¶zÃ¼m paketi</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>AKP ÅŸansÄ±nÄ± zorlarken, CHP hazÄ±rlanÄ±yor</title>
  <description>TÃ¼rk GenelkurmayÄ± savaÅŸÄ± durduramadÄ±klarÄ±nÄ±, karÅŸÄ±daki gÃ¼cÃ¼ yenemediklerini dolaylÄ± bir dille aÃ§Ä±klÄ±yor. Bunu da, ancak bizim gibi geri toplumlarda Ã§ok sÄ±k kullanÄ±lan sÃ¶zcÃ¼klerle ifade ediyor: 'PKK Ã§ok ÅŸanslÄ±.' Evet, Ã§ocuklarÄ±n inanabileceÄŸi, Ã§ocuklaÅŸtÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ toplumlarda inanÄ±labilecek bir sÃ¶z. NasÄ±lsa hesap soran, karÅŸÄ± duran yok. BastÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ, sindirilmiÅŸ ve kendilerine benzetilmiÅŸ bir yÄ±ÄŸÄ±n sÃ¶z kon...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
TÃ¼rk GenelkurmayÄ± savaÅŸÄ± durduramadÄ±klarÄ±nÄ±, karÅŸÄ±daki gÃ¼cÃ¼ yenemediklerini dolaylÄ± bir dille aÃ§Ä±klÄ±yor. Bunu da, ancak bizim gibi geri toplumlarda Ã§ok sÄ±k kullanÄ±lan sÃ¶zcÃ¼klerle ifade ediyor: 'PKK Ã§ok ÅŸanslÄ±.' Evet, Ã§ocuklarÄ±n inanabileceÄŸi, Ã§ocuklaÅŸtÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ toplumlarda inanÄ±labilecek bir sÃ¶z. NasÄ±lsa hesap soran, karÅŸÄ± duran yok. BastÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ, sindirilmiÅŸ ve kendilerine benzetilmiÅŸ bir yÄ±ÄŸÄ±n sÃ¶z konusu.<br />
<br />
Bu kadar askerle, modern silahlarla savaÅŸÄ±yorsunuz ve durumu karÅŸÄ± tarafÄ±n ÅŸansÄ±nÄ±n yaver gitmesiyle aÃ§Ä±klÄ±yorsunuz.<br />
<br />
BÃ¶lge halkÄ±nÄ±n desteÄŸini, duruÅŸunu ve ne istediÄŸini hiÃ§ mi hiÃ§ dile getirmiyorsunuz.<br />
<br />
Bu sorunun savaÅŸla, modern silahlarla bitirilemeyeceÄŸini sÃ¶yleyemiyorsunuz. SilahlarÄ±n modernleÅŸtirilmesi ve yeni tekniklerin ihalelerini verdiÄŸiniz Ä°srail bile 60 yÄ±ldan beridir savaÅŸÄ±yor ve Filistinliler kayÄ±plarÄ±nÄ±n yerlerini doldurmakta zorlanmÄ±yorlar. Onlar da yeni ve modern silahlar ediniyorlar, taktikler geliÅŸtiriyorlar.<br />
<br />
Ama Ä°srail savaÅŸtÄ±ÄŸÄ± gÃ¼Ã§le zaman zaman gÃ¶rÃ¼ÅŸmeler de yapÄ±yor. AnlaÅŸmaktan yana istekli olmasalar bile, dÃ¼nyanÄ±n gÃ¶zÃ¼ Ã¶nÃ¼nde dÃ¼ÅŸmanÄ±yla masaya oturuyor.<br />
<br />
TÃ¼rk siyasetÃ§ileri neden bundan kaÃ§Ä±nÄ±yor, kaÃ§amak gÃ¼reÅŸi tercih ediyor?<br />
<br />
ArtÄ±k yok saymanÄ±n, tek tipleÅŸtirmenin yanlÄ±ÅŸ olduÄŸu aÃ§Ä±klanabiliyor.<br />
<br />
Deneyimli bir TÃ¼rk siyasetÃ§isi ve diplomatÄ± olan Ä°lter TÃ¼rkmen, cumhuriyet dÃ¶nemiyle birlikte KÃ¼rtlerin asimilasyona tabi tutulduklarÄ±nÄ± itiraf ediyor. ArtÄ±k bunun gizlisi saklÄ±sÄ± kalmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± aÃ§Ä±klamaktan Ã§ekinmiyor.<br />
<br />
KÃ¼rtler ÅŸimdi bu asimilasyonun kaldÄ±rÄ±lmasÄ± iÃ§in mÃ¼cadele ediyor, sorun bu.<br />
<br />
Bu mÃ¼cadele karÅŸÄ±sÄ±nda sistemin direnci ve siyasi oyunlarÄ± sÃ¼rÃ¼yor. BunlarÄ± saymakla bitiremeyiz. AKP'ye sorunu Ã§Ã¶zdÃ¼rmemek iÃ§in ciddi taktikler uygulatÄ±lÄ±yor. AKP de, iktidarÄ±n nimetlerinden uzaklaÅŸmamak, Ã¶mrÃ¼nÃ¼ uzatmak iÃ§in sistemle uzlaÅŸmaktan geri kalmÄ±yor. SeÃ§imlere gidilirken operasyonlarÄ±n arttÄ±rÄ±lmasÄ±, 'aÃ§Ä±lÄ±m' denilen inanÄ±rlÄ±ÄŸÄ±nÄ± yitirmiÅŸ projenin rafa kaldÄ±rÄ±lmasÄ± ve NATO'nun Kandil'e operasyona davet edilmesi bu yazÄ±n sÄ±cak gÃ¼nlerine rastlÄ±yor.<br />
<br />
TÃ¼rkiye, AKP hÃ¼kÃ¼metinin basiretsizliÄŸinden kaynaklÄ± olarak ÅŸu an ciddi bir Ã§aresizliÄŸi yaÅŸÄ±yor. Ä°ran ve Ä°srail'le ilgili dÄ±ÅŸ politikalarÄ± iyi yÃ¶netemediÄŸinden, duygusal yaklaÅŸÄ±mlarla inisiyatif kullandÄ±ÄŸÄ±ndan kendini zor duruma sokmuÅŸ durumda.<br />
<br />
Kamuoyunda Ä°srail'e karÅŸÄ± bÃ¼yÃ¼klÃ¼k taslayan tavrÄ±yla, Ä°ran Ä°slam yÃ¶netimini kollama cÃ¼retiyle, iÃ§inden Ã§Ä±kamayacaÄŸÄ±, Ã¼stesinden gelemeyeceÄŸi dertler aÃ§tÄ±ÄŸÄ±nÄ±n farkÄ±na vardÄ±ÄŸÄ±nda, artÄ±k karizmayÄ± Ã§izdirmiÅŸti.<br />
<br />
Sistem, AKP hÃ¼kÃ¼metinin Ä°srail karÅŸÄ±sÄ±nda ezile bÃ¼zÃ¼le yeniden kurdurduÄŸu iliÅŸkiyi kamuoyuna gÃ¶stermekten Ã§ekinmedi. Sistem derken egemenliÄŸi, imparatorluÄŸu kastediyorum.<br />
<br />
AKP, Ä±lÄ±mlÄ± Ä°slam iktidarÄ±nÄ± kurmaya, politikasÄ±nÄ± oluÅŸturmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±rken, ÅŸamar oÄŸlanÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼ldÃ¼ler.<br />
<br />
Ancak, sistemin aksayan ve yÃ¼rÃ¼meyen bÃ¼tÃ¼n aksamlarÄ±na mÃ¼dahale etmekten Ã§ekinmedi AKP hÃ¼kÃ¼meti. Kapitalizmin kurallarÄ± yoksulluÄŸu arttÄ±rmÄ±ÅŸsa da, eskisine oranla Ã§ok daha iyi iÅŸliyor.<br />
<br />
Ne var ki, KÃ¼rt sorununu Ã§Ã¶zmek isteyen iktidar pozisyonuna girerken, arka planda KÃ¼rt Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k mÃ¼cadelesini tasfiye edip BÃ¶lge'de tek siyasi gÃ¼Ã§ olmayÄ± Ã¶nÃ¼ne koydu. BÃ¶ylece atÄ±lan her adÄ±mda, aÃ§Ä±lan her paketin iÃ§inden ikiyÃ¼zlÃ¼lÃ¼k ve sahtekarlÄ±ÄŸÄ±n yÄ±pranmÄ±ÅŸ, denenmiÅŸ renkleri ortaya Ã§Ä±ktÄ±.<br />
<br />
GenelkurmayÄ±, hÃ¼kÃ¼meti ve diplomasisi itiraflarda bulunuyorlar. Ancak gerÃ§ekleri konuÅŸmakta yalana baÅŸvurmadan iÅŸin iÃ§inden Ã§Ä±kamÄ±yorlar.<br />
<br />
AKP, aÃ§Ä±lÄ±m projesini yÃ¼rÃ¼tememelerinin gerekÃ§esini seÃ§imlerde yaÅŸanacak oy kaybÄ±na baÄŸlÄ±yor. Bunu neden bÃ¶yle yaptÄ±klarÄ±nÄ± anlamak zor deÄŸil.<br />
<br />
Sistem, gÃ¼venirliÄŸini yitiren AKP yerine yedek gÃ¼Ã§ olarak CHP'yi hazÄ±rlÄ±yor. AÃ§Ä±lÄ±mÄ±n yeni bir versiyonu planlanÄ±yor. KÃ¼rtleri yeniden sisteme entegre etmek iÃ§in inandÄ±rÄ±cÄ± olacak projelerle Ã§Ä±kÄ±lacak KÃ¼rt ve TÃ¼rk toplumu Ã¶nÃ¼ne. O nedenle, yeni KÃ¼rt raporunun hazÄ±rlanacaÄŸÄ± aÃ§Ä±klamasÄ± yapÄ±lÄ±yor CHP tarafÄ±ndan.<br />
<br />
Bunun baÅŸarÄ± ÅŸansÄ± da, Alevi KÃ¼rt KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu'nun performansÄ±na baÄŸlÄ±. Åžimdiden, etrafÄ±na saÄŸlam Ã§it Ã¶rÃ¼lÃ¼yor. CHP'den uzaklaÅŸmÄ±ÅŸ bÃ¼tÃ¼n kadrolar geri getiriliyor, derlenip toparlanÄ±p takviye ediliyor. HummalÄ± bir Ã§alÄ±ÅŸma gÃ¶zleniyor. Ã‡Ã¶zÃ¼m paketinin rengi belirtilmiyor ama yakÄ±n zamanda bunu da aÃ§Ä±k bir ÅŸekilde ortaya koyacaklardÄ±r.<br />
<br />
AKP'nin Ã§Ã¶zÃ¼m giriÅŸimine gÃ¼ven duymayÄ±p bu sorunu CHP'nin kucaÄŸÄ±na ittikleri anlaÅŸÄ±lÄ±yor.<br />
<br />
BaÅŸbakan, PKK'ye karÅŸÄ± Afganistan iÅŸbirliÄŸini anÄ±msatÄ±p NATO'ya Kandil'e girmek iÃ§in davetiye Ã§Ä±karmakla, kendi sonunu Ã§abuklaÅŸtÄ±rmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor. Sisteme gÃ¼ven vermek iÃ§in bu misyonunu yerine getirmeye Ã§abalÄ±yor.<br />
<br />
Oysa sistemin geleceÄŸe dair planÄ±nÄ±n startÄ± verildi ve iÅŸletiliyor.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_779.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_779.html</guid>
  <dc:subject>AKP ÅŸansÄ±nÄ± zorlarken, CHP hazÄ±rlanÄ±yor</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>TerÃ¶r sorunu demenin sorumsuzluÄŸu</title>
  <description>KÃ¼rt sorunu terÃ¶r sorunu deÄŸildir. Ä°ki nedenden dolayÄ± deÄŸildir. Birincisi, TÃ¼rkiyeÃ‚’de KÃ¼rt kimliÄŸiyle yurttaÅŸ olarak yaÅŸamak isteyenlere bu hak tanÄ±nmamaktadÄ±r. TÃ¼rkiyeÃ‚’de KÃ¼rt kÃ¶kenli yurttaÅŸlar TÃ¼rkleÅŸtikleri oranda herhangi bir ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸa maruz kalmazlar ama bu KÃ¼rt kimliÄŸinin tanÄ±ndÄ±ÄŸÄ± anlamÄ±na gelmez. KÃ¼rtÃ§enin, resmi dil olan TÃ¼rkÃ§eÃ‚’nin yanÄ±nda, anadil olarak eÄŸitim ve Ã¶ÄŸretimde kullanÄ±lmasÄ± h...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
KÃ¼rt sorunu terÃ¶r sorunu deÄŸildir. Ä°ki nedenden dolayÄ± deÄŸildir. Birincisi, TÃ¼rkiyeÃ‚’de KÃ¼rt kimliÄŸiyle yurttaÅŸ olarak yaÅŸamak isteyenlere bu hak tanÄ±nmamaktadÄ±r. TÃ¼rkiyeÃ‚’de KÃ¼rt kÃ¶kenli yurttaÅŸlar TÃ¼rkleÅŸtikleri oranda herhangi bir ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸa maruz kalmazlar ama bu KÃ¼rt kimliÄŸinin tanÄ±ndÄ±ÄŸÄ± anlamÄ±na gelmez. KÃ¼rtÃ§enin, resmi dil olan TÃ¼rkÃ§eÃ‚’nin yanÄ±nda, anadil olarak eÄŸitim ve Ã¶ÄŸretimde kullanÄ±lmasÄ± hakkÄ± baÅŸta olmak Ã¼zere, kÃ¼ltÃ¼rel kimlikle ilgili bir dizi hakkÄ±n kullanÄ±lmasÄ± serbest olmadÄ±ÄŸÄ± iÃ§in KÃ¼rt sorunu vardÄ±r. Bu hakkÄ±, Ã§ok dilli belediyecilik olarak hayata geÃ§irmek isteyen belediye baÅŸkanlarÄ± gÃ¶revden alÄ±ndÄ±klarÄ± iÃ§in, haklarÄ±nda ceza davasÄ± aÃ§Ä±ldÄ±ÄŸÄ± iÃ§in vardÄ±r.<br />
<br />
KÃ¼rt kimliÄŸiyle yasal siyaset alanÄ±nda var olmak isteyen, seÃ§imlere katÄ±lan, seÃ§im barajÄ± gibi binbir engellemeye raÄŸmen Ä±srarla parlamentoya girmeyi baÅŸaran siyasal partilerin 20 yÄ±ldan beri birbiri ardÄ±na kapatÄ±lÄ±p, yÃ¶neticilerine siyasal yasaklar getirilmesi, milletvekillerinin dokunulmazlÄ±klarÄ±nÄ±n kaldÄ±rÄ±lÄ±p hapsedilmeleri yÃ¼zÃ¼nden vardÄ±r. Katliamlarla, yargÄ±sÄ±z infazlarla, dalga dalga tehcirlerle kimlik tanÄ±nmasÄ± taleplerinin onyÄ±llardÄ±r sindirilmesine tepki olarak vardÄ±r. BÃ¼tÃ¼n bu nedenlerden Ã¶tÃ¼rÃ¼, KÃ¼rt kimliÄŸinin lafta deÄŸil, gÃ¼nlÃ¼k yaÅŸamÄ±n detaylarÄ±nda somut olarak tanÄ±nmasÄ± talebi, bugÃ¼n Ã§ok daha kemikleÅŸmiÅŸ ve iÃ§selleÅŸtirilmiÅŸ biÃ§imde dile getirilmektedir.<br />
<br />
Ä°kinci neden, PKK ile ilgili. PKKÃ‚’nÄ±n salt bir terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ olarak tanÄ±mlanmasÄ±nÄ±n devlet baskÄ±sÄ± politikalarÄ±na meÅŸruiyet yaratmak ve karÅŸÄ± propaganda dÄ±ÅŸÄ±nda anlamÄ± yoktur. PKK, terÃ¶r yÃ¶ntemlerini de kullanan, silahlÄ± bir isyan hareketidir. TerÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ dÃ¼zenli orduyla saatlerce Ã§arpÄ±ÅŸmaz. 50 kiÅŸilik birliklerle baskÄ±n dÃ¼zenlemez. Kentin kalabalÄ±k bir noktasÄ±na bomba koyar. PKK esas olarak silahlÄ± isyan hareketidir.<br />
<br />
Ne kadar ÅŸiddete baÅŸvurmayÄ± meÅŸru gÃ¶rÃ¼yor, terÃ¶r yÃ¶ntemlerine baÅŸvurmakta sakÄ±nca gÃ¶rmÃ¼yor olsa da, PKKÃ‚’yÄ± salt terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ olarak damgalamak, ya devekuÅŸu gibi baÅŸÄ±nÄ± kuma gÃ¶mmektir ya da sorunun bu haliyle devam etmesini, alternatif Ã§Ã¶zÃ¼m yollarÄ±na tercih etmek demektir.<br />
<br />
DÃ¼zenli bir orduya karÅŸÄ± saatlerce Ã§arpÄ±ÅŸan, Ã¼lkenin dÃ¶rt-beÅŸ ayrÄ± yerinde eÅŸzamanlÄ± baskÄ±nlar dÃ¼zenleyen, MeclisÃ‚’teki KÃ¼rt kimliÄŸi merkezli siyasal partiyi kÄ±smen yÃ¶nlendirebilen, kadÄ±nlarÄ±n eÅŸitlik mÃ¼cadelesinde Ã¶nemli bir aktÃ¶r olan, TÃ¼rkiyeÃ‚’de KÃ¼rtlerin hepsiyle deÄŸil ama azÄ±msanmayacak bir kesimiyle kendisi arasÄ±nda az veya Ã§ok Ã¶zdeÅŸlik hissi yaratan bir Ã¶rgÃ¼t, PKK. YasadÄ±ÅŸÄ± olduÄŸu kuÅŸkusuz, demokratik Ã§Ã¶zÃ¼m aÃ§Ä±sÄ±ndan meÅŸru bir taraf olup olduÄŸu tartÄ±ÅŸmalÄ± bir Ã¶rgÃ¼t. PKK da kendini yasal bir Ã¶rgÃ¼t olarak deÄŸil, bir isyan hareketi olarak tanÄ±mlÄ±yor. BirkaÃ§ farklÄ± yÃ¼zÃ¼ olan bu Ã¶rgÃ¼te, salt terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ olarak bakmak, onu dÄ±ÅŸ gÃ¼Ã§lerin taÅŸeron Ã¶rgÃ¼tÃ¼ olarak gÃ¶stermeye Ã§alÄ±ÅŸmak, sadece gÃ¶rmek istediÄŸimize bakmak anlamÄ±na geliyor. Bunun sonucunun ne olduÄŸunu yÄ±llarÄ±n tecrÃ¼besiyle biliyoruz.<br />
<br />
Bu isyan meÅŸru mudur? Sorun burada dÃ¼ÄŸÃ¼mleniyor. Son ve Ã¶nemli adÄ±mÄ± 1984 Eruh ve Åžemdinli baskÄ±nlarÄ±yla atÄ±lan KÃ¼rt isyanlarÄ± zincirini ele aldÄ±ÄŸÄ±nÄ±zda, bunlarÄ± gayrimeÅŸru ilan etmek iÃ§in ne kadar bahane Ã¼retirseniz Ã¼retin, laf deÄŸil sonuÃ§ Ã¶nemlidir. Ä°syan devam etmektedir. KÃ¼rt sorununu Ã§Ã¶zmek iÃ§in silahlÄ± ayaklanmadan baÅŸka bir yol mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil midir? Herhalde ve umarÄ±z ki mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r ama bunun yolunun bÃ¶lgeye yatÄ±rÄ±m, aÅŸ ve iÅŸ vaatleriyle sÄ±nÄ±rlÄ± kalmamasÄ±, bunun esas olarak kimlik tanÄ±nmasÄ± talebi olduÄŸunun kabulÃ¼ koÅŸuluyla.<br />
<br />
PKK isyanÄ±, baÅŸarÄ±lÄ± mÄ±dÄ±r? EÄŸer bu isyanÄ±n amacÄ±, uzun vadede TÃ¼rklerle KÃ¼rtler arasÄ±nda bir uÃ§urum yaratmak ise, bir Ã§eyrek yÃ¼zyÄ±ldÄ±r devam eden bu isyanÄ±n amacÄ±na doÄŸru yol aldÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶yleyebiliriz. Ne var ki TÃ¼rklerle KÃ¼rtlerin adÄ±m adÄ±m bir arada yaÅŸayamaz hale gelmelerinde PKK kadar, TÃ¼rk tarafÄ± da sorumludur. HÃ¢kim unsur olarak, adÄ±m atmasÄ± gereken, diÄŸerinin eÅŸitliÄŸini kabul etmesi gerekenler, TÃ¼rklerdir. EÄŸer TÃ¼rkler, hÃ¼kÃ¼met aÃ§Ä±lÄ±m lafÄ± edince, KÃ¼rt kimliÄŸinin tanÄ±nmasÄ± konusunda Ã§ok kÃ¼Ã§Ã¼k de olsa bir iki adÄ±m atÄ±nca, CHP ve MHPÃ‚’nin merkezinde yer aldÄ±ÄŸÄ± milliyetÃ§i cepheye doÄŸru yÃ¼zlerini dÃ¶nÃ¼yorlarsa, haldeki kilitlenmenin ve sorunun akutlaÅŸmasÄ±nÄ±n esas sorumluluÄŸunu da Ã¼zerlerine alÄ±yorlar demektir.<br />
<br />
BugÃ¼n TÃ¼rkiye, birkaÃ§ ay iÃ§inde, kendi topraklarÄ± Ã¼zerinde, muvazzaf askerler, askerliÄŸini yapmakta olan genÃ§ler ve PKK militanlarÄ±, yÃ¼zden fazla insanÄ±nÄ± Ã§atÄ±ÅŸmalarda, baskÄ±nlarda, mayÄ±n patlamalarÄ±nda kaybetmiÅŸ bir Ã¼lkedir. Bu adÄ± konmamÄ±ÅŸ bir savaÅŸ halidir. Bu savaÅŸÄ±n devam etmesinden sadece PKK deÄŸil, Ã‚‘devlet aklÄ±nÄ±nÃ‚’ apoletli ve apoletsiz sÃ¶zcÃ¼leri sorumludur; AKP ve bir o kadar CHP ve katbekat MHP sorumludur.<br />
<br />
Biz, bugÃ¼ne kadar olduÄŸu gibi doÄŸru bildiÄŸimiz yolda yÃ¼rÃ¼rÃ¼z diyenler, bunun sonucunun ne olduÄŸunu da biliyorlar demektir. Ve bu akÄ±lla geldiÄŸimiz yer uÃ§urumun kenarÄ±dÄ±r.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_778.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_778.html</guid>
  <dc:subject>TerÃ¶r sorunu demenin sorumsuzluÄŸu</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Ha ErdoÄŸan, ha BahÃ§eli!</title>
  <description>BaÅŸbakan ErdoÄŸan'Ä±n dÃ¼n partisinin grup toplantÄ±sÄ±nda yaptÄ±ÄŸÄ± konuÅŸma, MHP Genel BaÅŸkanÄ± Devlet BahÃ§eli'nin geÃ§tiÄŸimiz gÃ¼nlerde Ä°stanbul'da Ã¼lkÃ¼cÃ¼ genÃ§lere seslenirken kullandÄ±ÄŸÄ± Ã¼slubu aratmadÄ±. BahÃ§eli o konuÅŸmasÄ±nda, 'DemokratikleÅŸme, aÃ§Ä±lÄ±m, alt kimlik' diyerek Ã¼lkenin bÃ¶lÃ¼nmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± Ã¶ne sÃ¼rmÃ¼ÅŸ ve Ã¼lkÃ¼cÃ¼ genÃ§lere, 'Buna geÃ§it vermeyin' Ã§aÄŸrÄ±sÄ± yapmÄ±ÅŸtÄ±. BaÅŸbakan ErdoÄŸan da...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
BaÅŸbakan ErdoÄŸan'Ä±n dÃ¼n partisinin grup toplantÄ±sÄ±nda yaptÄ±ÄŸÄ± konuÅŸma, MHP Genel BaÅŸkanÄ± Devlet BahÃ§eli'nin geÃ§tiÄŸimiz gÃ¼nlerde Ä°stanbul'da Ã¼lkÃ¼cÃ¼ genÃ§lere seslenirken kullandÄ±ÄŸÄ± Ã¼slubu aratmadÄ±. BahÃ§eli o konuÅŸmasÄ±nda, 'DemokratikleÅŸme, aÃ§Ä±lÄ±m, alt kimlik' diyerek Ã¼lkenin bÃ¶lÃ¼nmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± Ã¶ne sÃ¼rmÃ¼ÅŸ ve Ã¼lkÃ¼cÃ¼ genÃ§lere, 'Buna geÃ§it vermeyin' Ã§aÄŸrÄ±sÄ± yapmÄ±ÅŸtÄ±. BaÅŸbakan ErdoÄŸan da, dÃ¼nkÃ¼ konuÅŸmasÄ±nda ÅŸu ifadeleri kullandÄ±: "EÄŸer demokratik bir mÃ¼cadele verecekseniz, bunu demokrasinin kurallarÄ± iÃ§inde verin... Ama yok demokratik mÃ¼cadele deÄŸil de farklÄ± yÃ¶ntemlerle, bÃ¶lÃ¼cÃ¼ terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼nÃ¼n verdiÄŸi desteklerle bir yerlere gelmek istiyorsanÄ±z... Bu Ã¼lkede buna fÄ±rsat verilmeyecektir... TerÃ¶re gÃ¶z yuman, sessiz kalan, terÃ¶rden nemalanan, terÃ¶rden siyasi fayda saÄŸlamaya Ã§alÄ±ÅŸanlar, en az terÃ¶ristler kadar terÃ¶rÃ¼n bu kanlÄ± yÃ¼zÃ¼ne ortaktÄ±rlar; bu cinayetlere ortaktÄ±rlar."<br />
<br />
ErdoÄŸan, "BarÄ±ÅŸ barÄ±ÅŸ demekle barÄ±ÅŸ gelmiyor" vurgusu yaptÄ±ktan sonra, ÅŸÃ¶yle devam etti: "TerÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼yle direkt veya endirekt irtibatÄ± olanlar, bu Ã¼lkeye barÄ±ÅŸ getiremezler. Milleti aldatmak mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil; millet nerede, neyin nasÄ±l yÃ¼rÃ¼tÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ gayet iyi biliyor. Zannediliyor ki 'barÄ±ÅŸ diyoruz, ÅŸu anda siyasetin de iÃ§indeyiz, millet bizi anlamÄ±yor'... Millet sizi Ã§ok iyi anlÄ±yor."<br />
<br />
ArtÄ±k bu konuÅŸmadan sonra, TÃ¼rkiye'de 'silahsÄ±z Ã§Ã¶zÃ¼m' arayÄ±ÅŸlarÄ±nÄ±n tÃ¼mÃ¼ savcÄ±larÄ±n Ã¶nÃ¼ndedir. EÄŸer, 'Åžu aÃ§Ä±lÄ±m baskÄ±sÄ±, ÅŸu AB koÅŸullarÄ±nÄ±n baskÄ±sÄ± olmasa ben size gÃ¶steririm' diye dÃ¼ÅŸÃ¼nen savcÄ± varsa, artÄ±k rahatlayabilir. Elleri bizzat BaÅŸbakan tarafÄ±ndan serbest bÄ±rakÄ±lmÄ±ÅŸ bulunuyor.<br />
<br />
BaÅŸbakan'Ä±n bu konuÅŸmasÄ±yla; bÄ±rakalÄ±m bu konuda cesur bir duruÅŸu olan bizim cepheyi, hakim medya organlarÄ±nda 'askeri sÃ¶yleme' mesafeli duran ve yeniden barÄ±ÅŸÄ±n konuÅŸulmasÄ± iÃ§in Ã¶ncelikle Ã§atÄ±ÅŸmalarÄ±n durmasÄ± gerektiÄŸini savunan liberal yazarlar bile, Ã§ok kolaylÄ±kla 'barÄ±ÅŸ barÄ±ÅŸ diyerek terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ne hizmet etmek' mealinden bir gerekÃ§eyle soruÅŸturmaya Ã§aÄŸÄ±rÄ±labilir.<br />
<br />
DTP'nin kapatÄ±lmasÄ±ndan sonra, benzer baskÄ±lardan nasibini alan ve bir kuÅŸatma altÄ±nda tutulan BDP hakkÄ±nda kapatma davasÄ± dahil olmak Ã¼zere bir dizi baÅŸka geliÅŸmenin gÃ¼ncelleÅŸmesine dahi kimse ÅŸaÅŸÄ±rmamalÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Ã‡ok sayÄ±da aydÄ±n ve kurum temsilcisinin, KÃ¼rt siyasi hareketiyle farklÄ± bir duruÅŸa sahip olsa da, KÃ¼rt halkÄ±nÄ±n Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k taleplerini haklÄ± bulduÄŸu iÃ§in ve Ã¼lkenin bir Ã§atÄ±ÅŸma ortamÄ±nda uÃ§uruma doÄŸru sÃ¼rÃ¼klendiÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼ iÃ§in barÄ±ÅŸ talep etmeye devam ettiÄŸi biliniyor. BunlarÄ±n hangisi neye gÃ¶re suÃ§lanacak, hangisinin BaÅŸbakan'Ä±n ifade ettiÄŸi 'direkt ya da endirekt' Ã¶rgÃ¼tsel baÄŸlantÄ±sÄ± olduÄŸunu kim test edecek? GerÃ§i internet ortamÄ±na sÄ±zdÄ±rÄ±lan ses kayÄ±tlarÄ±ndan gÃ¶rÃ¼ntÃ¼ servislerine kadar pek Ã§ok yÃ¶ntemin yeni sÃ¼recin suÃ§ Ã¼retme mekanizmasÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼ÄŸÃ¼ dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nde; bugÃ¼n, herhangi bir kiÅŸi hakkÄ±nda dava aÃ§Ä±p, yarÄ±n da onun Ã¶nÃ¼ne 'Åžu kiÅŸiyle telefonda konuÅŸurken barÄ±ÅŸ demiÅŸsin' diye bir telefon dÃ¶kÃ¼mÃ¼yle Ã§Ä±kmak hiÃ§ de zor deÄŸildir. Bunun ne kadar kolay yapÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve sonuÃ§ verdiÄŸini yaÅŸayarak Ã¶ÄŸreniyoruz.<br />
<br />
ErdoÄŸan'Ä±n dÃ¼nkÃ¼ konuÅŸmasÄ±nÄ±n nasÄ±l bir iklimi tetiklediÄŸini, koÅŸulladÄ±ÄŸÄ±nÄ± anlatmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ktan sonra, bundan sonra ne yapÄ±lmasÄ± gerektiÄŸine dair de birkaÃ§ ÅŸey sÃ¶ylemek gerekiyor.<br />
<br />
BaÅŸbakan ErdoÄŸan, 'KÃ¼rt AÃ§Ä±lÄ±mÄ±' diyerek baÅŸladÄ±ÄŸÄ± ve 'Milli Birlik Projesi' sÃ¶ylemine kadar gerilediÄŸi 'aÃ§Ä±lÄ±m' sÃ¼reci gÃ¶rÃ¼ÅŸmeleri boyunca, gÃ¶rÃ¼ÅŸtÃ¼ÄŸÃ¼ Ã§ok sayÄ±da kurumun ve kiÅŸinin bugÃ¼ne kadar barÄ±ÅŸ mÃ¼cadelesi verdiÄŸini, bunun iÃ§in bedel Ã¶dediÄŸini bilmiyor mu?<br />
<br />
Ãœstelik bu kurum ve kiÅŸilerin, 'terÃ¶rle mÃ¼cadele' sÃ¶ylemiyle soruna yaklaÅŸmanÄ±n Ã§Ã¶zÃ¼msÃ¼zlÃ¼k sÃ¼recini derinleÅŸtirdiÄŸine dair deÄŸerlendirmelerini kendilerinden dinlemedi mi?<br />
<br />
Bir sÃ¼re Ã¶nce Ã–calan'Ä±n Ã§aÄŸrÄ±sÄ± Ã¼zerine Habur'dan TÃ¼rkiye'ye gelen gruplarÄ±n, 'aÃ§Ä±lÄ±m' sÃ¼recinin bir parÃ§asÄ± olduÄŸunu bizzat bu sÃ¼reci koordine eden iÃ§iÅŸleri bakanÄ± sÃ¶ylemedi mi?<br />
<br />
BugÃ¼n Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼n yÃ¶ntemini daÄŸda arayan KÃ¼rtlerle temsilcilerini milletvekili seÃ§erek Meclis'e gÃ¶nderen KÃ¼rtler, aynÄ± KÃ¼rtler deÄŸil mi? Peki ÅŸimdi bu tabloyu bir sosyal gerÃ§eklik olarak yaÅŸayan milyonlarca KÃ¼rt, bu sorunun 'terÃ¶r' hanesini mi, yoksa toplumsal boyutunu mu oluÅŸturuyor? ErdoÄŸan'Ä±n 'direkt' ya da 'endirekt' baÄŸlantÄ± tespitiyle ele alÄ±ndÄ±ÄŸÄ±nda, milyonlarca mensubuyla birlikte KÃ¼rt halkÄ±, 'terÃ¶rist' ilan edilmiÅŸ olmaktadÄ±r.<br />
<br />
Bu bakÄ±ÅŸ aÃ§Ä±sÄ±nÄ±n, KÃ¼rt sorununun derinleÅŸmesinden baÅŸka bir ÅŸeye hizmet etmeyeceÄŸi aÃ§Ä±ktÄ±r.<br />
<br />
ErdoÄŸan'Ä±n, barÄ±ÅŸ isteyenlerin 'eksenini kaydÄ±rma' hamlesine karÅŸÄ±, dik durmak ve yere saÄŸlam basmaya devam etmek, bugÃ¼n dÃ¼nden daha da Ã¶nemlidir.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_777.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_777.html</guid>
  <dc:subject>Ha ErdoÄŸan, ha BahÃ§eli!</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Azat'Ä±n Ã§ilesi</title>
  <description>Azat'Ä± hatÄ±rlayanÄ±nÄ±z vardÄ±r mutlaka. Ben hiÃ§ unutmadÄ±m.

Korkum ÅŸudur. Ya o da vahÅŸetlerden bir vahÅŸet olarak solup gitmiÅŸse belleÄŸimizin gerÃ§ekle kurgu arasÄ±ndaki o alacakaranlÄ±k bÃ¶lgesinde?

Ä°lk olarak 1998 yÄ±lÄ±nÄ±n nisan ayÄ±nda tanÄ±ÅŸmÄ±ÅŸtÄ±k A. ile.

Hepimiz iÃ§in bir harflik canÄ± vardÄ±. GÃ¶zaltÄ±nda anasÄ±yla birlikte iÅŸkenceye maruz kaldÄ±ÄŸÄ±nda 1,5 (bir buÃ§uk) yaÅŸÄ±ndaydÄ±. Annesi E.T. ile birlikte 96 AralÄ±k a...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Azat'Ä± hatÄ±rlayanÄ±nÄ±z vardÄ±r mutlaka. Ben hiÃ§ unutmadÄ±m.<br />
<br />
Korkum ÅŸudur. Ya o da vahÅŸetlerden bir vahÅŸet olarak solup gitmiÅŸse belleÄŸimizin gerÃ§ekle kurgu arasÄ±ndaki o alacakaranlÄ±k bÃ¶lgesinde?<br />
<br />
Ä°lk olarak 1998 yÄ±lÄ±nÄ±n nisan ayÄ±nda tanÄ±ÅŸmÄ±ÅŸtÄ±k A. ile.<br />
<br />
Hepimiz iÃ§in bir harflik canÄ± vardÄ±. GÃ¶zaltÄ±nda anasÄ±yla birlikte iÅŸkenceye maruz kaldÄ±ÄŸÄ±nda 1,5 (bir buÃ§uk) yaÅŸÄ±ndaydÄ±. Annesi E.T. ile birlikte 96 AralÄ±k ayÄ±nda gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nmÄ±ÅŸ, TerÃ¶rle MÃ¼cadele Åžubesi'nde 11 gÃ¼n kalmÄ±ÅŸtÄ±. 'Ã–rgÃ¼t Ã¼yeliÄŸi ve Ã¶rgÃ¼te taban kazandÄ±rmak' suÃ§larÄ±ndan idamla yargÄ±landÄ±ÄŸÄ± davada anasÄ± TÃ¼rkÃ§e bilmediÄŸi iÃ§in KÃ¼rtÃ§e tercÃ¼man aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla orada baÅŸlarÄ±na geleni anlatmÄ±ÅŸtÄ±.<br />
<br />
OÄŸlunun elinde sigara sÃ¶ndÃ¼rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼, tekmelendiÄŸini, kendisiyle birlikte cinsel tacize uÄŸradÄ±ÄŸÄ±nÄ± iddia ediyordu. Ä°stanbul Tabip OdasÄ±, A.T.'yi muayene etmiÅŸ, iÅŸkence belgelenmiÅŸti. Zaten Azat bebek kendisine sorulduÄŸunda, 'polisler cÄ±z yaptÄ±' diyormuÅŸ.<br />
<br />
"Sinirlilik, polis gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼nde aÄŸlama, uykusundan korkarak uyanma, idrar ve dÄ±ÅŸkÄ± kontrolÃ¼nÃ¼ kaybetme, yanÄ±nda sigara iÃ§ildiÄŸinde aÄŸlama ve ortamÄ± terk etmek isteme" bulgularÄ±nÄ±n yanÄ± sÄ±ra raporda yazan ÅŸuydu: "Sol eldeki izlerin Ã§ocuÄŸun elinde uygulandÄ±ÄŸÄ± iddia edilen sigara sÃ¶ndÃ¼rme eylemiyle uyumlu olduÄŸu, Ã§ocuÄŸun sÄ±kÄ±ntÄ± bozukluÄŸu da dahil tespit edilen ruhsal bozukluk halinin iÅŸkenceden sonra meydana gelmesi tÄ±bbi bilgi ve mantÄ±ÄŸa uygundur".<br />
<br />
SonuÃ§ta iÅŸkence yaptÄ±ÄŸÄ± iddia edilen polislere dava aÃ§Ä±lmadÄ±!<br />
<br />
A.T., gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ iÅŸkenceden 2,5 ay sonra yuvaya gÃ¶nderilmiÅŸ ve orada hiÃ§ konuÅŸmamÄ±ÅŸtÄ±. Daha sonra da sinirli, huzursuz bir Ã§ocuk oldu. Bazen cezaevinde anasÄ±yla kalÄ±yordu. Kekeliyor, sÃ¼rekli aÄŸlÄ±yordu. Ä°stanbul'da teyzesiyle kalan A.T., psikolojik tedavi gÃ¶rdÃ¼. Biraz toparlandÄ±. Ama anasÄ±na hasretti.<br />
<br />
NÃ¼fus cÃ¼zdanÄ± olmadÄ±ÄŸÄ± iÃ§in okula kaydÄ± Ã§ok gÃ¼Ã§ oldu. AnasÄ±na mektup yazabilmek iÃ§in okuma yazmayÄ± bir Ã§Ä±rpÄ±da Ã¶ÄŸrendi. Ne var ki okulda arkadaÅŸlarÄ± ona 'annesi katil' diye sesleniyor, canÄ±nÄ± yakÄ±yorlardÄ±. Ã–ÄŸretmeninin ilgisiyle ayakta durabildi, kekemeliÄŸinden kurtuldu. Sonra anasÄ±nÄ± ziyarete gidemez oldu. Ã‡Ã¼nkÃ¼ ne anasÄ±nÄ±n ne de kendisinin nÃ¼fus cÃ¼zdanÄ± vardÄ±. Onlar kayda dÃ¼ÅŸmemiÅŸ canlarÄ±ydÄ± bu memleketin.  AnasÄ±nÄ±n davasÄ± 7-8 sene sÃ¼rdÃ¼.<br />
<br />
Åžimdi ananÄ±n vekilleri Eren Keskin ve Fatma KarakaÅŸ DoÄŸan'Ä±n yazdÄ±klarÄ±ndan okuyalÄ±m: "MÃ¼vekkilimiz Fatma Tokmak(a)... yÃ¶nelik her tÃ¼rlÃ¼ iÅŸkence yÃ¶ntemi uygulandÄ±. Elektrik, askÄ±, Ã§Ä±rÄ±lÃ§Ä±plak soyma, cinsel taciz ve diÄŸer yÃ¶ntemler... Ama ona asÄ±l aÄŸÄ±r gelen kÃ¼Ã§Ã¼k oÄŸluna uygulanan iÅŸkence oldu.<br />
<br />
KÃ¼Ã§Ã¼k oÄŸlu Azat,  Ã§Ä±rÄ±lÃ§Ä±plak soyuldu, belinde ve sÄ±rtÄ±nda sigara sÃ¶ndÃ¼rÃ¼ldÃ¼ ve cinsel tacize maruz kaldÄ±.<br />
<br />
15 gÃ¼n devam eden iÅŸkence, Fatma Tokmak'Ä±n tutuklanÄ±p cezaevine gÃ¶nderilmesiyle de son bulmadÄ±. KÃ¼Ã§Ã¼k Azat, annesi ile birlikte cezaevine gÃ¶nderilmesi ya da yakÄ±nlarÄ±na teslim edilmesi gerekirken, Ã‡ocuk Esirgeme Kurumuna gÃ¶nderildi.<br />
<br />
Azat'da, Fatma 'da bu durumdan Ã§ok yoÄŸun bir biÃ§imde etkilendiler.<br />
<br />
Tarihin TerÃ¶rle MÃ¼cadele Åžube mÃ¼dÃ¼rÃ¼ 'bunu nasÄ±l yaparsÄ±nÄ±z sorusuna', 'devletimiz ona daha iyi bakar' diye cevap verdi.<br />
<br />
Fatma'nÄ±n avukatlarÄ± olarak,  1,5 ay boyunca kÃ¼Ã§Ã¼k Azat'Ä± Ã‡ocuk Esirgeme Kurumundan alana kadar uÄŸraÅŸtÄ±k. Azat, yuvada bulunduÄŸu sÃ¼rece hiÃ§ kimseyle konuÅŸmamÄ±ÅŸ adÄ±nÄ± bile sÃ¶ylememiÅŸti. BÃ¼yÃ¼k bir travma yaÅŸÄ±yordu. TarafÄ±mÄ±zca annesinin yanÄ±na, cezaevine gÃ¶tÃ¼rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ gÃ¼n ise sanÄ±rÄ±z her ikisinin de hiÃ§ unutamayacaklarÄ± bir mutluluktu.<br />
<br />
Azat, 'iÃ§erisi ve dÄ±ÅŸarÄ±sÄ±' arasÄ±nda gidip gelerek bÃ¼yÃ¼dÃ¼.<br />
<br />
Bu sÃ¼re iÃ§inde Fatma Tokmak'Ä±n yargÄ±lamasÄ± sÃ¼rdÃ¼. Fatma, yakalandÄ±ÄŸÄ±nda hiÃ§ TÃ¼rkÃ§e bilmiyordu. AyrÄ±ca, okuma-yazmasÄ±da yoktu. Ä°Ã§eriÄŸini hiÃ§ bilmediÄŸi bir ifadeye parmak bastÄ±rÄ±ldÄ±.<br />
<br />
SuÃ§'u sadece misafir olarak gittiÄŸi o evde bulunmaktÄ±. YasadÄ±ÅŸÄ± sorgulandÄ±. Mahkeme aÅŸamasÄ±nda TÃ¼rkÃ§e bilmediÄŸi iÃ§in ve o tarihlerde KÃ¼rtÃ§e tercÃ¼man konusunda bÃ¼yÃ¼k sorunlar yaÅŸandÄ±ÄŸÄ± iÃ§in, uzun yÄ±llar mahkemece ayrÄ±ntÄ±lÄ± ifadesi alÄ±nmadÄ±. Bu sÃ¼re iÃ§inde o devamlÄ± suÃ§suz olduÄŸunu anlatmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±.<br />
<br />
Cezaevinde kalp hastasÄ± oldu. HastalÄ±ÄŸÄ± tespit edildiÄŸi halde Ã§ok uzun yÄ±llar tutuklu kaldÄ±.<br />
<br />
Azat'Ä±n yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± iÅŸkenceler ise gerek Ä°stanbul Tabip odasÄ± gerekse Ä°nsan HaklarÄ± VakfÄ± Ä°stanbul TemsilciliÄŸi tarafÄ±ndan belgelendi.<br />
<br />
Ancak dosya her zaman olduÄŸu gibi resmibilirkiÅŸilik kurumu olan Adli TÄ±p'a gÃ¶nderildi. Adli TÄ±p'Ä±n verdiÄŸi iÅŸkence bulgularÄ±nÄ± onaylayan ancak belirsizlik taÅŸÄ±yan rapor savcÄ±lÄ±k tarafÄ±ndan benimsendi ve kÃ¼Ã§Ã¼k Azat'a iÅŸkence yapanlar cezasÄ±z kaldÄ±lar.<br />
<br />
2006 yÄ±lÄ±na gelindi. Azat bÃ¼yÃ¼yordu. Fatma, sonunda hastalÄ±ÄŸÄ± kabul edilerek 9 yÄ±l sonra tahliye edildi.<br />
<br />
2006 yÄ±lÄ±nda bu yana Anne-oÄŸul kendilerine bir hayat kurdular. Fatma, Sosyal Hizmetler kurumunda Ã§alÄ±ÅŸarak engellilere baktÄ±. KazandÄ±ÄŸÄ± parayla oÄŸlunu okutmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±.<br />
<br />
Bu arada, geÃ§tiÄŸimiz gÃ¼nlerde Fatma'nÄ±n YargÄ±tay'da gÃ¶rÃ¼len davasÄ± onanarak geri dÃ¶ndÃ¼. Fatma'nÄ±n aldÄ±ÄŸÄ± son derece hukuksuz, somut verilere dayanmayan, adil yargÄ±lanma hakkÄ±nda tamamen uzak olan mÃ¼ebbet hapis cezasÄ± kesinleÅŸti.<br />
<br />
Ve bu acÄ± gerÃ§ek anne ile oÄŸlu bir kez daha ayÄ±rdÄ±. Fatma tutuklanarak BakÄ±rkÃ¶y cezaevine gÃ¶nderildi. Her ikisi de bÃ¼yÃ¼k bir travma yaÅŸÄ±yorlar.<br />
<br />
Azat'Ä±n dudaklarÄ±ndan dÃ¶kÃ¼len "ama ben anneme Ã§ok alÄ±ÅŸmÄ±ÅŸtÄ±m" sÃ¶zcÃ¼kleri yÃ¼rekleri daÄŸlÄ±yor.<br />
<br />
Fatma Tokmak gerÃ§ekten suÃ§suz ve hasta..<br />
<br />
Bizler avukatlarÄ± olarak hastalÄ±ÄŸÄ± nedeniyle "ceza ertelemesi yoluna baÅŸvuru hazÄ±rlÄ±ÄŸÄ± yapmaktayÄ±z. O'nu kurtarabilmek iÃ§in elimizden geleni yapacaÄŸÄ±z. Ancak bunun iÃ§in yoÄŸun bir kamuoyu desteÄŸine ihtiyacÄ±mÄ±z var. Bu nedenle, insan haklarÄ± kuruluÅŸlarÄ±nÄ±, entelektÃ¼elleri, sanatÃ§Ä±larÄ±, kadÄ±n kurumlarÄ±nÄ± ve herkesi ve herkesi tavÄ±r almaya Ã§aÄŸÄ±rÄ±yoruz."<br />
<br />
<b>SÃ¶zÃ¼n kÄ±sasÄ±</b><br />
<br />
Ey halkÄ±m; analarÄ±nÄ±n gÃ¶zÃ¼ Ã¶nÃ¼nde sÃ¼t bebeklerine iÅŸkence yapÄ±lan, minicik avuÃ§larÄ±nda sigaralar sÃ¶ndÃ¼rÃ¼len bir memlekette haktan hukuktan vicdandan sÃ¶z ederek yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±nÄ±n, dolayÄ±sÄ±yla her sÃ¶zÃ¼nÃ¼n her nefesinin yalan olduÄŸunun farkÄ±nda mÄ±sÄ±n?<br />
<br />
Azat'tan haberin yokmuÅŸ gibi sÃ¼rdÃ¼rebilecek misin pekiyi hayatÄ±nÄ±? Ã‡ocuÄŸunun baÅŸÄ±nÄ± okÅŸayÄ±p onu yataÄŸÄ±na Ã¶pÃ¼cÃ¼klerle yatÄ±rabilecek misin?<br />
<br />
Azat geÃ§en gÃ¼n cezaevine anasÄ±nÄ± ziyarete gitmiÅŸ. AÄŸlayarak aradÄ± sevgili Leman'Ä±. Ona dÃ¼nyayÄ± sevdirmeye Ã§alÄ±ÅŸan, ona aile olanlardandÄ±r Leman.<br />
<br />
Telefonda aÄŸlÄ±yormuÅŸ. AnasÄ±, tutuklandÄ±ÄŸÄ± gÃ¼nden beri bir kere yemek yemiÅŸ. Ã‡ok zayÄ±flamÄ±ÅŸ. Kalp Ã§arpÄ±ntÄ±larÄ± da artmÄ±ÅŸ haliyle. Solunum makinesi temin edilmediÄŸinden Ã§ok sÄ±kÄ±ntÄ± Ã§ekiyormuÅŸ. Uyuyabilmek iÃ§in haplara ihtiyacÄ± oluyormuÅŸ. Azat anasÄ±nÄ± kaybetmekten korkuyor.<br />
<br />
Azat'Ä±n anacÄ±ÄŸÄ±ndan baÅŸka kimsesi yok. Åžimdi ergenlik yaÅŸÄ±nda olan bu Ã§ocuÄŸun Ã§ilesi bitmedi. AramÄ±zda aÄŸlayarak geziyor. Daha sÃ¼t bebesiyken elleri sigaralarla dÃ¶vmelenmiÅŸ oÄŸlan Ã§ocuÄŸu.<br />
<br />
Haydi bakalÄ±m, mutlu muyuz <br />
TÃ¼rk'Ã¼z diye?<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_776.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_776.html</guid>
  <dc:subject>Azat'Ä±n Ã§ilesi</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Adaletin bu mu TÃ¼rkiye?</title>
  <description>Demokrasinin temel koÅŸulu olan dÃ¼ÅŸÃ¼nce ve anlatÄ±m Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n demokrasiye uygun bir tarzda dÃ¼zenlenmeyiÅŸi sonucunda kitap, gazete ve dergi toplatmalar, yazarlar ve gazeteciler iÃ§in verilen mahkumiyet kararlarÄ± gÃ¼ndemden eksik olmuyor.

KÃ¼rtÃ§e yayÄ±mlanan gÃ¼nlÃ¼k Azadiya Welat gazetesinin eski Sorumlu YazÄ±iÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼ Vedat KurÅŸun, gazetenin Ã§eÅŸitli tarihlerinde yayÄ±nlanan fotoÄŸraf, haber ve makalelerde 103 kez 'terÃ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Demokrasinin temel koÅŸulu olan dÃ¼ÅŸÃ¼nce ve anlatÄ±m Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n demokrasiye uygun bir tarzda dÃ¼zenlenmeyiÅŸi sonucunda kitap, gazete ve dergi toplatmalar, yazarlar ve gazeteciler iÃ§in verilen mahkumiyet kararlarÄ± gÃ¼ndemden eksik olmuyor.<br />
<br />
KÃ¼rtÃ§e yayÄ±mlanan gÃ¼nlÃ¼k Azadiya Welat gazetesinin eski Sorumlu YazÄ±iÅŸleri MÃ¼dÃ¼rÃ¼ Vedat KurÅŸun, gazetenin Ã§eÅŸitli tarihlerinde yayÄ±nlanan fotoÄŸraf, haber ve makalelerde 103 kez 'terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼nÃ¼n propagandasÄ±nÄ± yapmak' ve 'Ã¶rgÃ¼t adÄ±na suÃ§ iÅŸlemek' suÃ§larÄ±ndan 166 yÄ±l 6 ay hapis cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. Mahkeme heyeti, hukuk tarihine geÃ§ecek bir karara imza attÄ±. <br />
<br />
SavcÄ± iddanamede Vedat'Ä±n 525 yÄ±la kadar hapisle cezalandÄ±rÄ±lmasÄ±nÄ± talep etmiÅŸti dersek sakÄ±n espri yaptÄ±ÄŸÄ±mÄ± sanmayÄ±n... ÅžaÅŸÄ±rmayÄ±n, 'BurasÄ± TÃ¼rkiye.'<br />
<br />
Haber ve fotoÄŸraflarÄ±n propaganda amaÃ§lÄ± yayÄ±mlanmadÄ±ÄŸÄ±nÄ±, gazetelerin temel iÅŸlevi olan bilgi yayma kapsamÄ±nda yayÄ±nlandÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylemenizin de bir kÄ±ymeti harbiyesi yok bu hukukta.<br />
<br />
AyrÄ±ca Expres dergisi muhabiri Ä°rfan Aktan ise dÃ¼n, 'Ã¶rgÃ¼t propagandasÄ±' yaptÄ±ÄŸÄ± iddiasÄ±yla yargÄ±landÄ±ÄŸÄ± davada bir yÄ±l Ã¼Ã§ ay hapis cezasÄ±na Ã§arptÄ±rÄ±ldÄ±. Vicdan sahibi herkes bilir ki bÃ¶yle cezalar hukuka, basÄ±n Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ne, insan haklarÄ±na, evrensel ifade Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ ilkelerine aykÄ±rÄ±dÄ±r. Akla, mantÄ±ÄŸa ve izana aykÄ±rÄ±dÄ±r. <br />
<br />
BaÄŸÄ±msÄ±z Ä°letiÅŸim AÄŸÄ± (BÄ°A) Medya GÃ¶zlem MasasÄ±'nÄ±n Ocak-Åžubat-Mart 2010 Medya GÃ¶zlem Raporu, 69'u gazeteci toplam 216 gazeteci, yazar, yayÄ±ncÄ±, karikatÃ¼rist, siyasetÃ§i ve yurttaÅŸÄ±n dÃ¼ÅŸÃ¼nce ve ifade Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ kapsamÄ±nda deÄŸerlendirilebilecek davalardan yargÄ±landÄ±ÄŸÄ±nÄ± ortaya koyuyor. GeÃ§en yÄ±lÄ±n Ocak-Åžubat-Mart dÃ¶neminde 60'Ä± gazeteci toplam 110 kiÅŸi yargÄ±lanmaktaydÄ±. <br />
<br />
BirleÅŸmiÅŸ Milletler tarafÄ±ndan 3 MayÄ±s'ta kutlanan DÃ¼nya BasÄ±n Ã–zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ GÃ¼nÃ¼'nde uluslararasÄ± basÄ±n kuruluÅŸlarÄ±nÄ±n verilerine gÃ¶re TÃ¼rkiye basÄ±n Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ne saygÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan 175 Ã¼lke arasÄ±nda 127. sÄ±rada yer alÄ±yor. Yine yapÄ±lan araÅŸtÄ±rmalara gÃ¶re -bu konuda AÄ°HM cezalarÄ±nda yÃ¼zde yÃ¼z artÄ±ÅŸ gÃ¶zlenmiÅŸ- AÄ°HM; 24 kiÅŸinin baÅŸvurduÄŸu beÅŸ dosyada TÃ¼rkiye'yi ifade Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ Ã§iÄŸnediÄŸi gerekÃ§eyle 133 bin TL (63 bin 423 avro) maddi ve manevi tazminat ve mahkeme gideri Ã¶demeye mahkum etmiÅŸ. GeÃ§en yÄ±lÄ±n aynÄ± dÃ¶neminde bu tutar 58 bin 122 TL (28 bin 411 avro) imiÅŸ... <br />
<br />
TaÅŸ atan 12 yaÅŸÄ±ndaki Ã§ocuÄŸa yaÅŸÄ± kadar ceza veren sistem, gazeteye yazÄ±lan yazÄ±larÄ± yÃ¼zÃ¼nden 166 yÄ±l ceza yiyen gazeteci... bu Ã¼lkede deÄŸiÅŸmesi gereken daha Ã§ok ÅŸeyin olduÄŸunu gÃ¶steriyor bizlere. Elimizi vicdanÄ±mÄ±za koyup gerÃ§ekten de bazÄ± ÅŸeyleri sorgulamalÄ±yÄ±z.<br />
<br />
HÃ¼kÃ¼metin ordu ve emniyetin sipariÅŸi Ã¼zerine hazÄ±rladÄ±ÄŸÄ± tasarÄ±, iÅŸin uzmanlarÄ±na gÃ¶re, toplumsal yaÅŸamÄ± her yÃ¶nÃ¼yle 'terÃ¶r suÃ§u' kapsamÄ±na alÄ±yor.<br />
<br />
BirÃ§ok alanda olduÄŸu gibi basÄ±nÄ±n da doÄŸal ortamÄ± Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ktÃ¼r. Bilgi Ã¶zgÃ¼r ortamda serpilip geliÅŸir. Tarih boyunca hiÃ§bir baskÄ± dÃ¶neminde toplumun geliÅŸtiÄŸi gÃ¶rÃ¼lmemiÅŸtir. <br />
<br />
Ã–zgÃ¼rlÃ¼k sadece bir duygu ya da dÃ¼ÅŸÃ¼nce deÄŸil, nesnel bir durumdur. Ã‡Ã¼nkÃ¼ kendimizi Ã¶zgÃ¼r sandÄ±ÄŸÄ±mÄ±z, Ã¶zgÃ¼r dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼z iÃ§in Ã¶zgÃ¼r olamayÄ±z. Nesnel olarak, gerÃ§ekten Ã¶zgÃ¼rsek duyarÄ±z, yaÅŸarÄ±z Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼. <br />
<br />
DÃ¼ÅŸÃ¼nce Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼, belli bir bilginin, gÃ¶rÃ¼ÅŸ ya da olgunun serbestÃ§e aÃ§Ä±klanmasÄ±, Ã¶rgÃ¼tlenmesi ve yorumlanmasÄ± anlamÄ±na geldiÄŸine gÃ¶re bilim, sanat ve basÄ±n Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ de kapsar. <br />
<br />
DÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼rÃ¼n, yazarÄ±n, gazetecinin iÅŸi Ã¶ÄŸrendiklerini, bildiklerini topluma sunmaktÄ±r. Bu etkinliklerin oluÅŸabilmesi yasaklardan arÄ±ndÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ Ã¶zgÃ¼r bir ortamla mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r.<br />
<br />
DÃ¼ÅŸÃ¼nmek dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼cÃ¼ bir iÅŸleve sahiptÄ±r. Ä°nsanÄ±n davranÄ±ÅŸlarÄ±na ve eylemlerine yansÄ±r. Bu durum toplumun geliÅŸmesini, Ã§aÄŸdaÅŸlaÅŸmasÄ±nÄ± istemeyen egemenler iÃ§in dÃ¼ÅŸÃ¼nceyi kÄ±sÄ±tlamaya yeterli bir sebeptir. Kendi Ã§Ä±karlarÄ±yla toplumun geliÅŸmesi arasÄ±nda karÅŸÄ±tlÄ±k yaratan bu durumda, deÄŸiÅŸik dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerin yayÄ±lmasÄ±na karÅŸÄ± durmalarÄ± bundandÄ±r. Bunu aÃ§Ä±kÃ§a, aÃ§Ä±k yÃ¼reklilikle sÃ¶yleyemedikleri, ortaya koyamadÄ±klarÄ± iÃ§in, kendilerini deÄŸil de devleti korumaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±klarÄ±nÄ± ileri sÃ¼rerler, 'devlet elden gidiyor' diye felaket tellalÄ±ÄŸÄ± yaparlar. Yasama, yÃ¼rÃ¼tme ve yargÄ± erki zaten ellerindedir. Gelsin yasaklar, iÃ§eri tÄ±kÄ±lsÄ±n aydÄ±nlar ve sÃ¼rsÃ¼n yalan, talan dÃ¼zeni. Devleti devlet yapan fonksiyonlarÄ±ndan biri de siyasi otoritenin kendi gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n dÄ±ÅŸÄ±na taÅŸan gÃ¶rÃ¼ÅŸlerin seslendirilmesine olanak saÄŸlamaktÄ±r. Bu kÃ¼ltÃ¼r, sanat ve bilim iÃ§in de geÃ§erli olmalÄ±dÄ±r. BugÃ¼n 'milli kÃ¼ltÃ¼r' kavramÄ±nÄ±n dÄ±ÅŸÄ±na taÅŸan kÃ¼ltÃ¼r ve sanat etkinlikleri, korunmadan yoksun bÄ±rakÄ±ldÄ±ÄŸÄ± gibi yasaklama ve cezalandÄ±rmalarla da karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya kalmaktadÄ±r<br />
<br />
***<br />
<br />
Toplumsal ve siyasal sistemi denetimi altÄ±nda tutanlar, mevcut sistemin meÅŸruluÄŸunu benimsetmek ve onu sÃ¼rekli kÄ±lmak iÃ§in Ã¼lke iÃ§indeki tÃ¼m bilgi alÄ±ÅŸveriÅŸ ve kitle iletiÅŸimini de elinde tutma ve denetimi altÄ±na almayÄ± istiyorlar.<br />
<br />
TCK'nin birÃ§ok maddesi dÃ¼ÅŸÃ¼nce Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n Ã¶nÃ¼nde engel teÅŸkil ediyor. Bu maddeler nedeniyle Ã§ok sayÄ±da aydÄ±n ve yazarÄ±mÄ±z yargÄ±landÄ±. TCK adeta dÃ¼ÅŸÃ¼nce Ã¶nÃ¼ndeki mayÄ±nlÄ± bir tarla gibi karÅŸÄ±mÄ±zda duruyor. Konunun uzmanlarÄ±, devletin kendi haklarÄ±nÄ± bireye empoze edemeyeceÄŸini ve Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ± ceza kanunlarÄ±nÄ±n bir baskÄ± aracÄ± olmamasÄ± gerektiÄŸini, bu maddenin iÃ§eriÄŸi itibariyle devleti ve kurumlarÄ±nÄ± yurttaÅŸlarÄ±na karÅŸÄ± tabulaÅŸtÄ±rarak korumakta olan Ã§aÄŸdÄ±ÅŸÄ± bir dÃ¼zenleme olduÄŸunu, basÄ±n Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n tam olarak kullanÄ±lmasÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼nde Ã¶nemli bir engel teÅŸkil ettiÄŸini defalarca aÃ§Ä±klayÄ±p iÅŸin vehametine dikkat Ã§ektiler ama ne fayda... <br />
<br />
Ahlaki deÄŸerleri bir yana bÄ±rakÄ±p fayda-merkezli bir bakÄ±ÅŸtan bile baksak bu yaklaÅŸÄ±mÄ±n devlet lehine bir yararÄ± yok. Haklar ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼klerin Ã¶zsel ve vazgeÃ§ilmez bir ahlaki deÄŸer oluÅŸu, onu anlamaya Ã§alÄ±ÅŸarak yaratÄ±lacak, birlikte kurulacak demokrat bir iliÅŸki tipi bu zihniyete tamamen yabancÄ±dÄ±r...<br />
<br />
TÃ¼rkiye'de kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ±nÄ±n (medya) toplumsal gerÃ§ekliÄŸi yansÄ±ttÄ±ÄŸÄ± sÃ¶ylenemez, ama gerÃ§ekliÄŸi Ã§arpÄ±ttÄ±ÄŸÄ± gÃ¼n gibi aÅŸikardÄ±r. Medya sistemin Ã¶nemli ve gÃ¼Ã§lÃ¼ bir kurumudur ve gÃ¶revi sisteme hizmet etmektir. DÃ¼zenin ruhu ticari iliÅŸkilere dayandÄ±ÄŸÄ± iÃ§in, medyayÄ± bundan ayÄ±rmak mÃ¼mkÃ¼n deÄŸildir. Belli kalÄ±p ve ÅŸablonlarÄ± kÄ±rarak halka gerÃ§eÄŸi yansÄ±tmaya Ã§alÄ±ÅŸan kimi yayÄ±n organlarÄ± da sÃ¼rekli kapatÄ±lÄ±yor.<br />
<br />
AmaÃ§ neydi? AmaÃ§, halkÄ±n gerÃ§ekleri Ã¶ÄŸrenmesini engellemekti tabii... Ve ne yazÄ±k ki bunu da yer yer baÅŸardÄ±lar. HalkÄ± yalan dolanlara inandÄ±rdÄ±lar.<br />
<br />
Evet... SÃ¶zÃ¼m meclisten iÃ§eri. Kendine demokratÄ±m, Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kÃ§Ã¼yÃ¼m diyenlere. HiÃ§ aynaya bakÄ±p kendinizle yÃ¼zleÅŸtik mi?<br />
<br />
Hep sustuk... GÃ¼ven ve sevginin iÃ§ten iÃ§e Ã§Ã¼rÃ¼meye baÅŸladÄ±ÄŸÄ± yerdi susmak. Hayata bir ÅŸey katmak iÃ§in anlamÄ±mÄ±zÄ± kaybettiÄŸimiz bir yer oldu susmak...<br />
<br />
Hani 'AsÄ±l olan ifade Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼dÃ¼r. HalkÄ±n gerÃ§ekleri Ã¶ÄŸrenme hakkÄ± herkes tarafÄ±ndan her koÅŸulda korunmalÄ±dÄ±r' gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼ benimsemiÅŸtik. Hani Voltaire'in; 'Bir insanÄ±n dÃ¼ÅŸÃ¼ncesine katÄ±lmasan bile onun dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerini sonuna kadar sÃ¶ylemesi ve yaÅŸamasÄ± iÃ§in yanÄ±nda ol' sÃ¶zÃ¼nÃ¼ referans kabul ediyorduk. <br />
<br />
***<br />
<br />
Devletin kendi vatandaÅŸlarÄ±nÄ± farklÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nce ve gÃ¶rÃ¼ÅŸlerinden dolayÄ± bastÄ±rma, imha ve inkar etmesi ne devlete ne de topluma bir yarar getirmeyecektir. Tarih bizlere, temel insan haklarÄ± iÃ§in mÃ¼cadele eden toplumsal uyanÄ±ÅŸÄ±n Ã§aÄŸdÄ±ÅŸÄ± yasaklarla ve yasalarla bastÄ±rÄ±lamayacaÄŸÄ±nÄ± defalarca gÃ¶stermiÅŸtir.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_775.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_775.html</guid>
  <dc:subject>Adaletin bu mu TÃ¼rkiye?</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>GÃ¼ney Afrika 2010: Kara KÄ±ta, AltÄ±n Kupa</title>
  <description>Futbolseverlerin dÃ¶rt gÃ¶zle beklediÄŸi dÃ¼nya kupasÄ± nihayet geldi Ã§attÄ±. GÃ¼ney Afrika 2010, TÃ¼rkiye saatiyle 17:00'deki GÃ¼ney Afrika - Meksika maÃ§Ä±yla bugÃ¼n baÅŸlÄ±yor. DÃ¶rt yÄ±lda bir dÃ¼zenlenen dÃ¼nyanÄ±n bu en gÃ¶rkemli futbol ÅŸÃ¶lenine ilk kez bir Afrika Ã¼lkesi ev sahipliÄŸi yapÄ±yor.

BÃ¶ylece Avrupa merkezli gÃ¼nÃ¼mÃ¼z endÃ¼striyel futbolunun odaÄŸÄ± bir aylÄ±ÄŸÄ±na da olsa "Kara KÄ±ta"ya kayacak. Her yÄ±l binlercesi daha iy...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Futbolseverlerin dÃ¶rt gÃ¶zle beklediÄŸi dÃ¼nya kupasÄ± nihayet geldi Ã§attÄ±. GÃ¼ney Afrika 2010, TÃ¼rkiye saatiyle 17:00'deki GÃ¼ney Afrika - Meksika maÃ§Ä±yla bugÃ¼n baÅŸlÄ±yor. DÃ¶rt yÄ±lda bir dÃ¼zenlenen dÃ¼nyanÄ±n bu en gÃ¶rkemli futbol ÅŸÃ¶lenine ilk kez bir Afrika Ã¼lkesi ev sahipliÄŸi yapÄ±yor.<br />
<br />
BÃ¶ylece Avrupa merkezli gÃ¼nÃ¼mÃ¼z endÃ¼striyel futbolunun odaÄŸÄ± bir aylÄ±ÄŸÄ±na da olsa "Kara KÄ±ta"ya kayacak. Her yÄ±l binlercesi daha iyi bir geleceÄŸin peÅŸinde Avrupa'ya gÃ¶Ã§ eden AfrikalÄ± genÃ§ yetenekler aÃ§Ä±sÄ±ndan  ironik ama hoÅŸ bir deneyim olsa gerek. Bu kez en parlak yÄ±ldÄ±zlarÄ±yla birlikte futbol onlarÄ±n ayaÄŸÄ±na geliyor.<br />
<br />
Daha Ã¶nemlisi, yaklaÅŸÄ±k yarÄ±m asÄ±r boyunca toplumsal hayatÄ±n katÄ± bir Ä±rk ayrÄ±mÄ± temelinde Ã¶rgÃ¼tlendiÄŸi vahÅŸi apartheid rejimini kan, gÃ¶zyaÅŸÄ± ve acÄ±yla tecrÃ¼be etmiÅŸ GÃ¼ney Afrika'nÄ±n, kÄ±tanÄ±n tÃ¼m etnik ve kÃ¼ltÃ¼rel Ã§eÅŸitliliÄŸini sahiplenerek bÃ¶yle uluslararasÄ± bir organizasyona ev sahipliÄŸi yapmasÄ±, dÃ¼nya Ã§apÄ±nda yÃ¼kselmekte olan Ä±rkÃ§Ä±lÄ±ÄŸa ve her tÃ¼rlÃ¼ ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸa karÅŸÄ± kuvvetli bir mesaj teÅŸkil ediyor.<br />
<br />
Ne var ki "yeryÃ¼zÃ¼nÃ¼n lanetlileri"ni gezegenin en popÃ¼ler sporu vasÄ±tasÄ±yla dÃ¼nya halklarÄ±yla buluÅŸturan bu tarihi olaya gÃ¶lge dÃ¼ÅŸÃ¼ren ÅŸeyler de yok deÄŸil.<br />
<br />
Her ÅŸeyden Ã¶nce dÃ¼nya kupasÄ±, GÃ¼ney Afrika'nÄ±n kÃ¼resel kapitalizmle entegrasyonunun ivme kazandÄ±ÄŸÄ± apartheid sonrasÄ± dÃ¶nemde sayÄ±larÄ± hÄ±zla artan iÅŸsiz ve yoksul kitlelere oldukÃ§a kabarÄ±k bir fatura Ã§Ä±karmÄ±ÅŸ gÃ¶zÃ¼kÃ¼yor.<br />
<br />
<b>Ãœlkenin iÃ§inde bulunduÄŸu ahval ve ÅŸerait</b><br />
<br />
BirleÅŸmiÅŸ Milletler KalkÄ±nma ProgramÄ±'nÄ±n (UNDP) insani geliÅŸmiÅŸlik endeksinde 129. sÄ±rada yer alan GÃ¼ney Afrika'nÄ±n 50 milyona dayanan nÃ¼fusunun kabaca yarÄ±sÄ± yoksulluk sÄ±nÄ±rÄ±nÄ±n altÄ±nda yaÅŸÄ±yor. Gelir eÅŸitsizliÄŸinin oldukÃ§a yÃ¼ksek olduÄŸu Ã¼lkede toplumun en zengin yÃ¼zde 10'luk kesimi toplam gelirin yÃ¼zde 45'ine yakÄ±n bir bÃ¶lÃ¼mÃ¼nÃ¼ alÄ±rken, en alttaki yÃ¼zde 10'luk dilimin payÄ±na ise pastanÄ±n ancak yÃ¼zde 1'inden biraz fazlasÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼yor.<br />
<br />
Afrika BirliÄŸi'nin en bÃ¼yÃ¼k ekonomisinde resmi iÅŸsizlik oranÄ± tÃ¼m istatistiksel oyunlara raÄŸmen yÃ¼zde 24 gibi olaÄŸanÃ¼stÃ¼ bir seviyede. Ã–te yandan bir iÅŸe sahip olacak kadar ÅŸanslÄ± olanlar iÃ§in de durum Ã§ok parlak deÄŸil. Ä°ÅŸgÃ¼cÃ¼ piyasasÄ±nÄ± esnekleÅŸtiren neoliberal politikalar sonucunda geÃ§ici ve kayÄ±t dÄ±ÅŸÄ± Ã§alÄ±ÅŸma iliÅŸkileri muazzam bir yaygÄ±nlÄ±k kazanmÄ±ÅŸ durumda.<br />
<br />
6 milyona yakÄ±n insanÄ±n HIV/AIDS'li olduÄŸu Ã¼lke, ayrÄ±ca ciddi bir konut sorunuyla da yÃ¼z yÃ¼ze. Milyonlarca insan fiziki ve sosyal altyapÄ± olanaklarÄ±ndan yoksun bir ÅŸekilde yÃ¼ksek suÃ§ oranlarÄ±na sahip gecekondu yerleÅŸimlerinde hayatlarÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼rmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor.<br />
<br />
BÃ¼tÃ¼n bu sorunlarsa dÃ¼nya kupasÄ± kampanyasÄ± sÄ±rasÄ±nda Ã§ok kÃ¼ltÃ¼rlÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ bir koz olarak ileri sÃ¼rmÃ¼ÅŸ olan Ã¼lkedeki etnik gerilimleri yÃ¼kseltmiÅŸ durumda. Ã–yle ki 2008'de Ã§oÄŸu Mozambik ve Zimbabve'den gelen yoksul gÃ¶Ã§menlere karÅŸÄ± patlak veren saldÄ±rÄ±larda Ã§ok sayÄ±da insan hayatÄ±nÄ± kaybetti. Bir zamanlar beyazlarÄ±n Ä±rkÃ§Ä±lÄ±ÄŸÄ±ndan Ã§ok Ã§ekmiÅŸ olan yoksul siyahlarÄ±n iÅŸ ve ev imkanlarÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan rakip olarak gÃ¶rdÃ¼kleri siyah gÃ¶Ã§menlere yÃ¶nelttikleri ÅŸiddet halen sona erdirilebilmiÅŸ deÄŸil.<br />
<br />
<b>DÃ¼nya kupasÄ± ve yoksullarÄ±n kentlerden sÃ¼rÃ¼lmesi</b><br />
<br />
Pek Ã§ok eleÅŸtirmen bÃ¶ylesine bÃ¼yÃ¼k sorunlarla boÄŸuÅŸan bir Ã¼lkenin dÃ¼nya kupasÄ± hazÄ±rlÄ±klarÄ± kapsamÄ±ndaki stat ve altyapÄ± yatÄ±rÄ±mlarÄ±na 5 milyar dolardan fazla para harcamasÄ±nÄ± eleÅŸtiriyor. GerÃ§ekten de kÃ¼resel ve yerel sermaye gruplarÄ±nÄ±n iÅŸtahÄ±nÄ± kabartan bu yatÄ±rÄ±mlarÄ±n yoksul halka ne kadar fayda saÄŸladÄ±ÄŸÄ± ÅŸÃ¼pheli. Ã–zellikle inÅŸa edilen devasa statlarÄ±n turnuva sonrasÄ±nda bÃ¼yÃ¼k Ã¶lÃ§Ã¼de atÄ±l kalacaÄŸÄ± vurgulanÄ±yor.<br />
<br />
Ãœstelik gÃ¼nde birkaÃ§ dolara Ã§alÄ±ÅŸan iÅŸÃ§ilerin emeÄŸiyle inÅŸa edilen bu statlar nedeniyle Ã§ok sayÄ±da gecekondu yerleÅŸimi de zor kullanÄ±larak kentlerin dÄ±ÅŸÄ±na taÅŸÄ±ndÄ±. UluslararasÄ± Af Ã–rgÃ¼tÃ¼'nÃ¼n de dikkat Ã§ektiÄŸi gibi GÃ¼ney Afrika hÃ¼kÃ¼meti  turnuva Ã¶ncesinde evsizleri, gÃ¶Ã§menleri, mÃ¼ltecileri ve seyyar satÄ±cÄ±larÄ± dÃ¼nya kupasÄ± alanlarÄ±ndan sÃ¼rmek iÃ§in muazzam bir Ã§aba gÃ¶sterdi.<br />
<br />
BÃ¼yÃ¼k bir nÃ¼fusun yaÅŸamak iÃ§in kayÄ±t-dÄ±ÅŸÄ± sektÃ¶re baÄŸÄ±mlÄ± olduÄŸu Ã¼lkede, UluslararasÄ± Futbol FederasyonlarÄ± BirliÄŸi (FIFA) kararlarÄ± uyarÄ±nca seyyar satÄ±cÄ±larÄ±n karÅŸÄ±laÅŸmalarÄ±n oynanacaÄŸÄ± statlara bir kilometreden fazla yaklaÅŸmasÄ± yasaklanarak resmi sponsorlarÄ±n ve izinli markalarÄ±n karlarÄ± garanti altÄ±na alÄ±ndÄ±.<br />
<br />
YoksullarÄ±n kentlerden sÃ¼rÃ¼lerek tecrit edilmesini amaÃ§layan bu politikalar ilk kez dÃ¼nya kupasÄ±yla gÃ¼ndeme gelmiÅŸ deÄŸil. HÃ¼kÃ¼metin gecekonducularla ihtilafÄ± 2000'lerden bu yana artarak devam ediyor.<br />
<br />
YabancÄ± sermayeyi ve yatÄ±rÄ±mlarÄ± Cape Town, Johannesburg ve Durban gibi ÅŸehirlere Ã§ekmek isteyen; buralarÄ± uluslararasÄ± finans kuruluÅŸlarÄ±nÄ±, bÃ¼yÃ¼k holdingleri, Ã¶nemli yayÄ±n organlarÄ±nÄ± ve uluslararasÄ± toplantÄ±larÄ± aÄŸÄ±rlayan kÃ¼resel ekonomik merkezlere dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rmeyi amaÃ§layan hÃ¼kÃ¼met, sÃ¶z konusu kentlerin imajÄ±nÄ± dÃ¼zeltmek iÃ§in yoÄŸun bir Ã§aba harcÄ±yor.<br />
<br />
Elbette bu cilalanmÄ±ÅŸ kent merkezlerinde yoksullara yer yok. GÃ¼ney Afrika'da bir zamanlar Ä±rk temelinde Ã¶rgÃ¼tlenen mekansal ayrÄ±ÅŸma artÄ±k Ã¶ncelikle sosyoekonomik temelde gerÃ§ekleÅŸiyor; bazÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼rlerin "ekonomik apartheid" dedikleri olgu derinleÅŸiyor.<br />
<br />
<b>Az geliÅŸmiÅŸliÄŸin psikopatolojisi</b><br />
<br />
Martinikli Ã¼nlÃ¼ dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼r  ve devrimci Frantz Fanon, sÃ¶mÃ¼rgeciliÄŸin siyahlar Ã¼zerindeki psikopatolojik etkilerini incelediÄŸi 1952 tarihli Siyah Deri, Beyaz Maske kitabÄ±nda Ä±rkÃ§Ä± ve Avrupa merkezci bir toplumsal dÃ¼zende yetiÅŸen siyahlarÄ±n, beyazlarÄ±n dilini, kÃ¼ltÃ¼rel kodlarÄ±nÄ± ve bu arada Ä±rkÃ§Ä±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± iÃ§selleÅŸtirdiklerini savunmuÅŸtu.<br />
<br />
Fanon'a gÃ¶re kolektif bilinÃ§ yoluyla siyahlÄ±ÄŸa atfedilen olumsuz nitelemeleri devralan "zenci", her an kendi gÃ¶rÃ¼ntÃ¼sÃ¼yle kavgalÄ± olan bilinci yarÄ±lmÄ±ÅŸ bir Ã¶zneydi. AÅŸaÄŸÄ±lÄ±k kompleksi iÃ§indeki bu Ã¶zne beyazlarÄ±n dÃ¼nyasÄ±na kabul edilebilmek iÃ§in onlarÄ±n yaÅŸam pratiklerini taklit ediyordu. Bu, Ã¶zellikle orta sÄ±nÄ±f-eÄŸitimli siyahlar iÃ§in geÃ§erliydi.<br />
<br />
Ã–yle gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor ki GÃ¼ney Afrika'nÄ±n siyah ve beyaz gÃ¼nÃ¼mÃ¼z seÃ§kinleri de az geliÅŸmiÅŸlik kompleksi iÃ§inde Ã¼lkelerinin yoksulluk ve ÅŸiddete bulanmÄ±ÅŸ gÃ¶rÃ¼ntÃ¼sÃ¼nÃ¼ altÄ±n kupanÄ±n gÃ¶z kamaÅŸtÄ±ran Ä±ÅŸÄ±ÄŸÄ±yla Ã¶rtmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor. KÃ¼resel kapitalizmin birinci ligine kabul edilmek isteyenler, dÃ¼nya kupasÄ±nÄ± baÅŸ edemedikleri bÃ¼yÃ¼k toplumsal sorunlarÄ±n Ã¼zerini kapayacak gÃ¶z alÄ±cÄ± bir Ã¶rtÃ¼ olarak kullanÄ±yor.<br />
<br />
<b>Ä°nadÄ±na futbol, inadÄ±na Afrika</b><br />
<br />
BunlarÄ± yazmaktaki maksadÄ±mÄ±z en kutsal ayinlerine hazÄ±rlanan futbol cemaatinin tadÄ±nÄ± kaÃ§Ä±rmak deÄŸil. Samimi mÃ¼minler olarak ibadetimizi iÃ§ huzuruyla yerine getirebilmemiz, dÃ¼nya kupasÄ±nÄ±n yaldÄ±zlÄ± vitrininin arkasÄ±ndaki can sÄ±kÄ±cÄ± gerÃ§ekler hakkÄ±nda oluÅŸturacaÄŸÄ±mÄ±z duyarlÄ±lÄ±ÄŸa ve bu konuda yaratacaÄŸÄ±mÄ±z farklÄ±lÄ±ÄŸa baÄŸlÄ±.<br />
<br />
Yoksa bu satÄ±rlarÄ±n yazarÄ± da turnuvayÄ± heyecanla bekliyor; Afrika takÄ±mlarÄ± 1990'da Kamerun'un, 1994'te Nijerya'nÄ±n, 2002'de de Senegal'in gÃ¶sterdiÄŸi Ã§Ä±kÄ±ÅŸÄ± tekrarlar diye umut ediyor.<br />
<br />
Her ne kadar FildiÅŸi Sahili dÄ±ÅŸÄ±ndaki Afrika ekipleri bu yÄ±l pek Ã¼mit vermese de belli mi olur, bakarsÄ±nÄ±z Bursaspor'un tetiklediÄŸi devrimci dalga Afrika sahillerini de vurur.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_774.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_774.html</guid>
  <dc:subject>GÃ¼ney Afrika 2010: Kara KÄ±ta, AltÄ±n Kupa</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Bir Ä°ntihar Senaryosu</title>
  <description>
YalnÄ±zlÄ±ÄŸÄ±n derinliÄŸine kadeh kaldÄ±rÄ±yorken, bir kez daha yalnÄ±zlÄ±k Ã§aldÄ± kapÄ±mÄ±. Bir kez daha, telefonun diÄŸer ucundan bize ulaÅŸtÄ±, bir Ã¶lÃ¼m haberi. Ve bir kez daha ellerim kendisinde eridi. GÃ¶zlerim Paris'in buÄŸulu bir sabahÄ±na eÅŸlik etti. 

Bir intihar senaryosu anlatÄ±lÄ±yordu. Ä°simler bilindik. TanÄ±dÄ±k. Ã‡ok yakÄ±n. Ã‡ok sÄ±cak. Ama yalnÄ±zca bir senaryo. Telefona sarÄ±lÄ±yorum. ArÄ±yorum, senaryonun baÅŸrol oyun...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
<br />
YalnÄ±zlÄ±ÄŸÄ±n derinliÄŸine kadeh kaldÄ±rÄ±yorken, bir kez daha yalnÄ±zlÄ±k Ã§aldÄ± kapÄ±mÄ±. Bir kez daha, telefonun diÄŸer ucundan bize ulaÅŸtÄ±, bir Ã¶lÃ¼m haberi. Ve bir kez daha ellerim kendisinde eridi. GÃ¶zlerim Paris'in buÄŸulu bir sabahÄ±na eÅŸlik etti. <br />
<br />
Bir intihar senaryosu anlatÄ±lÄ±yordu. Ä°simler bilindik. TanÄ±dÄ±k. Ã‡ok yakÄ±n. Ã‡ok sÄ±cak. Ama yalnÄ±zca bir senaryo. Telefona sarÄ±lÄ±yorum. ArÄ±yorum, senaryonun baÅŸrol oyuncusunu. YalnÄ±z ulaÅŸamÄ±yorum. Ä°nanÄ±lmasÄ± gÃ¼Ã§.. TÃ¼m haberler aynÄ± senaryoyu anlatÄ±yor gÃ¼n boyu.. Hayrete dÃ¼ÅŸmemek elde deÄŸil. <br />
Bir oyun oynanÄ±yor. Oyunun kuralÄ± yok. O zaman oyunun oynandÄ±ÄŸÄ± yere bakacaksÄ±n derler. BaktÄ±m. <br />
<br />
DoÄŸru ya.. OrasÄ± TÃ¼rkiye her oyun oynanabilir. Her senaryo Ã§izilebilir. GerÃ§ek gibi. Hatta gerÃ§eÄŸe de dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼lÃ¼r. Ã‡Ã¼nkÃ¼ orasÄ± TÃ¼rkiye. Oyunun kuralÄ± olmaz. Ã‡Ã¼nkÃ¼ OrasÄ± kuralsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±n kural haline geldiÄŸi, Ã¶lÃ¼mlerin normalleÅŸtirildiÄŸi, cinayetlerin normal Ã¶lÃ¼mler gibi verildiÄŸi, kimin eli kimin cebinde olduÄŸu bilinmeyen bir coÄŸrafya. <br />
<br />
Telefona sarÄ±lÄ±yorum. Hakan KaradaÄŸ'Ä± arÄ±yorum. Ã‡Ã¼nkÃ¼ bu yÄ±l Fransa'ya gelecekti. Nefes almaya, eÄŸlenmeye, biraz kafa dinlemeye gelecekti. Ã‡Ã¼nkÃ¼ O oyunlarÄ±n kuralsÄ±zca, prensipsizce oynandÄ±ÄŸÄ±, savaÅŸÄ±n normal yaÅŸamÄ±n bir parÃ§asÄ± haline getirildiÄŸi TÃ¼rkiye'nin en zor metropolÃ¼ Ä°stanbul'da yaÅŸÄ±yordu. <br />
<br />
SÃ¶ylenmesi, yazÄ±lmasÄ± ve Ã§izilmezi zor.. O ÅŸimdi aramÄ±zda deÄŸil. SonsuzluÄŸa doÄŸru yol aldÄ±. Ä°nanÄ±lmasÄ± gÃ¼Ã§. Ondan asla inanmayacaÄŸÄ±m. Hep aramÄ±zda olduÄŸunu bileceÄŸim. <br />
<br />
Ve ÅŸimdi; Hakan, AdanalÄ± kara oÄŸlan. Åžimdi seni tanÄ±mayanlara nasÄ±l anlatacaÄŸÄ±m. Åžimdi seni bilmeyenlere nasÄ±l sÃ¶yleyeceÄŸim. Senin efsanen nasÄ±l anlatÄ±labilir ki? Bilemiyorum. Ama tÄ±pkÄ± bu ÅŸehrin kasvetli havasÄ± gibi iÃ§ime Ã§Ã¶ken, Ã¶fke, hÃ¼znÃ¼ bir yana bÄ±rakÄ±p senin o sÄ±cak gÃ¼lÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼ anlatacaÄŸÄ±m. <br />
<br />
AdanalÄ± kara oÄŸlan... ArkadaÅŸÄ±m.. Dostum.. Ve AvukatÄ±m.. AyaÄŸÄ±ma atÄ±lan her Ã§elmede, mahkeme salonlarÄ±nda savunmadan Ã¶nce duruÅŸuyla sonra da dimdik baÅŸÄ± ve dÃ¼ÅŸÃ¼nceleriyle bizleri savunan Kara oÄŸlan. Evet.. O hiÃ§bir zaman kimseye "siz maÄŸdursunuz sizi savunuyorum" hissini uyandÄ±rmazdÄ±. O korurdu. O zalimin karÅŸÄ±sÄ±nda, zulme uÄŸrayanÄ±n yanÄ±nda duran, ezilenlerin insanÄ±ydÄ±. <br />
O bir devrimciydi. Hemde devrimcilik adÄ±na yola Ã§Ä±kanlara taÅŸ Ã§Ä±karan. DÃ¼ÅŸmanÄ±yla kendi mevzisinde savaÅŸmasÄ±nÄ± bilen. Bunu ustaca yapan. Her dava sonrasÄ±, her adÄ±mÄ±ndan sonrasÄ±, tehditler alan. Ve hiÃ§bir zaman bu tehditlere boyun eÄŸmeyen sevgili dostum.. <br />
<br />
AnlardÄ±n halimizden, biz KÃ¼rt, sen TÃ¼rk idin. AnlardÄ± bizleri, Ã§Ã¼nkÃ¼ O varacaÄŸÄ± yererle kolay varmamÄ±ÅŸtÄ±. Onun hayat mÃ¼cadelesi de bizimkiler kadar Ã§etrefiliydi. Ondan asÄ±l TÃ¼rk olan oydu. Åžimdi TÃ¼rklÃ¼k adÄ±na Ã§Ä±kÄ±p konuÅŸanlar deÄŸil. Onun celladÄ±nÄ±n ekmeÄŸine yaÄŸ sÃ¼renler deÄŸildi. <br />
<br />
TÃ¼rk medyasÄ± gÃ¼n boyu seni iÅŸledi. YazÄ±lan bir senaryonun piyonluÄŸunu yaptÄ±lar. YazÄ±lan bir senaryo diyorum.. O ipi boynuna geÃ§irenlerin kimler olduÄŸunu, nasÄ±l bu duruma ve aÅŸamaya gelindiÄŸi hiÃ§ sorulmadÄ±? Neden? ArtÄ±k olaylarÄ±n nasÄ±l olduÄŸuna deÄŸil, nasÄ±l o duruma gelindiÄŸine ve nasÄ±l ele alÄ±ndÄ±ÄŸÄ±na bakmak gerekiyor deÄŸil mi? Ã‡Ã¼nkÃ¼ Hakan Ã¶yle bakardÄ± olaylara. Ondan dÃ¼ÅŸmanÄ± Ã§oktu. TÄ±pkÄ± dostlarÄ±nÄ±n Ã§ok olmasÄ± gibi. O bir devrimciydi, doÄŸanÄ±n Ã§eliÅŸkilerini de iyi yaÅŸayan bir devrimci. Ã‡Ã¼nkÃ¼ devrimcilerin dostlarÄ± kadar dÃ¼ÅŸmanlarÄ± da Ã§ok olur.. <br />
<br />
Gazeteci Hrant Dink'in katledildiÄŸi gÃ¼n bende gÃ¶zaltÄ±ndaydÄ±m. SuÃ§um KÃ¼rt olmaktÄ±. Zalimleri kabullenmemekti. Ä°ÅŸte o gÃ¼n Hrant Dink'in katilleri OgÃ¼n Samast'a oradaydÄ±. Benim yan hÃ¼creme koymuÅŸlardÄ±. HÃ¼crede bir iÅŸkence, iÅŸkence hanede baÅŸka bir iÅŸkence yaÅŸÄ±yordum. Yine orada olan Hakan KaradaÄŸ'dÄ±. OgÃ¼n Samsat gibi katillerin hÃ¼credeyken beni tehdit ettiÄŸi o gÃ¼n, yine yanÄ±mda olan O bÃ¼yÃ¼k TÃ¼rkiyeli devrimci, AdananÄ±n baÄŸrÄ±ndan kopup gelmiÅŸ, sÄ±cak, gÃ¼ler yÃ¼zlÃ¼, cesur Ã§ocuk Hakan'dÄ±.<br />
<br />
SoÄŸuk hÃ¼cremden, Hrant Dink'in katillerinin bakÄ±ÅŸlarÄ± altÄ±ndan polislerce gÃ¶tÃ¼rÃ¼lÃ¼yordum. Nereye gidiyordum? Ä°ÅŸkence haneye mi? Bilmiyordum. Yine sorgu mu vardÄ±? ArdÄ± arkasÄ± kesilmeyen sorular mÄ± sorulacaktÄ±? Yoksa iÅŸkence mi yapÄ±lacaktÄ±? Bir bilinmeze doÄŸru yol alÄ±yorken karÅŸÄ±mda Hakan KaradaÄŸ'Ä± gÃ¶rmÃ¼ÅŸtÃ¼m. Ã–yle bir anda bir dostu gÃ¶rmenin sevincini kim tarif edebilir ki? Edilemez de. Ä°ÅŸte sÄ±msÄ±kÄ± sarÄ±lmÄ±ÅŸtÄ± bana.. Ve ÅŸÃ¶yle demiÅŸti "buradayÄ±m.. EndiÅŸelenecek bir ÅŸey yok. En kÄ±sa sÃ¼rede seni savcÄ±lÄ±ÄŸa Ã§Ä±karmalarÄ±nÄ± saÄŸlayacaÄŸÄ±m."<br />
<br />
Ã–yle de olmuÅŸtu. Onu tanÄ±yanlar bu cÃ¼mleleri bilirler. Veya Hakan'Ä±n olduÄŸu bir yere Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼n de geldiÄŸini bilirlerdi. O canÄ± pahasÄ±na Ã§alÄ±ÅŸÄ±rdÄ±. "YapacaÄŸÄ±m" dediÄŸi ÅŸeyi mutlaka yapardÄ±. Ä°natÃ§Ä±ydÄ±. Ve hep gÃ¼lÃ¼mseyerek hatÄ±rladÄ±ÄŸÄ±m ÅŸu Ã¶zelliÄŸi ne olursa olsun karÅŸÄ±sÄ±ndakini mutlaka ikna ederdi. Ä°kna gÃ¼cÃ¼ yÃ¼ksekti. Neden mi? O bÃ¼yÃ¼k inanÄ±rdÄ±. Kendine inanan biriydi Ã§Ã¼nkÃ¼. <br />
<br />
En Ã¶nemlisi de: herkesin kaÃ§tÄ±ÄŸÄ± tÃ¼m meydanlarda o vardÄ±. Herkesin "bana bir ÅŸey olur, en iyisi ben buna karÄ±ÅŸmayayÄ±m" dediÄŸi tÃ¼m olaylarÄ±n en Ã¶nÃ¼nde O duruyordu. O Ä°stanbul gibi bÃ¼yÃ¼k bir ÅŸehirde, bir Ã§ok cellatla tek baÅŸÄ±na savaÅŸmayÄ± gÃ¶ze alan biriydi. Cesaretini bilincinden, doÄŸrularÄ±ndan ve prensiplerinden alÄ±yordu. Cesareti kendine olan inancÄ±ndandÄ±.<br />
<br />
Åžimdi yaÅŸamÄ±na kast etti diyorlar. Hakan mÄ±? Olmaz. Onun hayatta en bÃ¼yÃ¼k deÄŸeri yaÅŸamdÄ±? 40 yÄ±llÄ±k Ã¶mrÃ¼ boyunca da yaÅŸam mÃ¼cadelesi vermiÅŸti. Ve insanlarÄ±n yaÅŸam haklarÄ±na bÃ¼yÃ¼k bir saygÄ± duyardÄ±. MesleÄŸini seÃ§me nedeni de bundandÄ±. YaÅŸama bÃ¼yÃ¼k bir deÄŸer biÃ§en ve saygÄ± duyan birinin kendi yaÅŸamÄ±na kastÄ± inanÄ±lacak bir senaryo deÄŸil? <br />
<br />
O kadar Ã§ok yaÅŸamÄ± severdi ki, zamanla yarÄ±ÅŸÄ±rdÄ±. Bazen gÃ¼nlerce uyumazdÄ±. VerdiÄŸi tÃ¼m sÃ¶zleri tutmak iÃ§in durmadan Ã§alÄ±ÅŸÄ±rdÄ±. ZamanÄ± yenmek isteyen bir devrimcinin pratikliÄŸi ve atikliÄŸi hemen anlaÅŸÄ±lÄ±rdÄ±, onun tÃ¼m Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±nda. Ã‡alÄ±ÅŸma temposu yÃ¼ksek, attÄ±ÄŸÄ± adÄ±mlar saÄŸlamdÄ±. Onca Ã§alÄ±ÅŸma iÃ§inde her hafta mÃ¼vekkillerini de ziyaret etmeyi eksik etmezdi. <br />
<br />
Kocaman gÃ¼lÃ¼ÅŸÃ¼yle, soÄŸuk zindanlara baharlarÄ± taÅŸÄ±yan bir Avukat. Bir dostu. TÃ¼m umutsuzluklarÄ±n, Ã§aresizliklerin olduÄŸu yerde Hakan vardÄ±. Ã‡Ã¶zÃ¼mÃ¼ sunar, morali yÃ¼kseltir. Ã‡Ã¶zer ve Ã¶yle giderdi. Onun girdiÄŸi kapÄ±da ne tÃ¼r umutsuzluklar, bunalÄ±mlar varsa biterdi. Ve o Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ± kapÄ±larda ardÄ±nda umut ve sevinÃ§ bÄ±raktÄ±ÄŸÄ±nÄ± bilerek giderdi. Ä°nsan psikolojisini de iyi bilirdi. Ne de olsa iÅŸi insan'dÄ±. Ä°nsanÄ± iyi bilirdi.<br />
<br />
Åžimdi onun iÃ§in yazÄ±lan senaryoda bir de kadÄ±n iÅŸleniyor. KadÄ±n.. Hakan kadÄ±nlara bÃ¼yÃ¼k deÄŸer biÃ§erdi. En fazla dostluklarÄ±nÄ± da kadÄ±nlar oluÅŸturuyordu. YalnÄ±z Hakan'Ä±n kadÄ±na olan yaklaÅŸÄ±mÄ±nÄ± da onu tanÄ±yan tÃ¼m kadÄ±nlar bilirdi. Hakan Ã§aresiz biri deÄŸildi ki? Hakan duygularÄ±na yenilecek kadar mantÄ±ksÄ±z biri deÄŸildi. Bir kadÄ±n olarak ÅŸunu yazmak istiyorum, o bir kadÄ±n iÃ§in kendi yaÅŸamÄ±ndan vazgeÃ§ecek biri deÄŸildi. Evet severdi kadÄ±nlarÄ± ama, bir insanÄ±n baÅŸka bir insan iÃ§in hayatÄ±ndan vazgeÃ§mesi, bir kadÄ±nÄ±n bir erkek iÃ§in, bir erkeÄŸin bir kadÄ±n iÃ§in deli divane olmasÄ± gibi dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerin tamamen karÅŸÄ±sÄ±nda biriydi. Onun yaÅŸamÄ±nda "olamazlar" yoktu. O dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ sÃ¶yler, sÃ¶ylediÄŸini yaÅŸardÄ±. O erkeÄŸi de kadÄ±nÄ± da yenmiÅŸ bir insandÄ±. Leyla ile Mecnun gibi aÅŸklarÄ±n yalnÄ±zca romanlarÄ±n, sÃ¶ylencelerin iÅŸi olduÄŸunu bilirdi. Onun iÅŸi mantÄ±ktÄ±. DuygularÄ± mantÄ±kla kontrol etmesini bilirdi.<br />
<br />
Bu senaryo onu iyi tanÄ±yanlarca hazÄ±rlanmÄ±ÅŸ olmalÄ±. Ã‡Ã¼nkÃ¼ Hakan'Ä±n hayatta en bÃ¼yÃ¼k zaafÄ± annesiydi. O en Ã§ok annesini severdi. Annesine olan sevgisi her ÅŸeyin Ã¼stÃ¼ndeydi. KadÄ±na da deÄŸer vermesi annesine olan sevgisiyle baÄŸlantÄ±lÄ±ydÄ±. Anne oÄŸul arasÄ±nda acÄ±lardan ve yaÅŸam mÃ¼cadelesinden Ã¶rÃ¼lÃ¼ bir baÄŸ vardÄ±. Ã–yle kopmaz Ã¶yle saÄŸlamdÄ±. SÄ±rf annesi Ã¼zÃ¼lecek diye bile olsa Hakan asla kendini canÄ±na kÄ±ymazdÄ±. Ã–zce bu senaryoda hiÃ§ tutmadÄ±. Seni tanÄ±yanlar buna inanmadÄ±. Bunun bir senaryo olduÄŸunu anladÄ±lar. Bilmeyenler ise konuÅŸsun. Sen aldÄ±rmazdÄ±n. <br />
<br />
AldÄ±rmayalÄ±m yalnÄ±z, bu senaryonun yazarÄ±nÄ± ve uygulayanlarÄ±nÄ± da rahat bÄ±rakmamak gerekiyor. Herkes bÄ±raksa bile, senin yol arkadaÅŸlarÄ±n, dostlarÄ±n bunu bÃ¶yle bÄ±rakmayacaklar, buna inanÄ±yorum. Beni affet sevgili dostum. En son sen yolculamÄ±ÅŸtÄ±n beni. Åžimdi baÅŸka bir Ã¼lkede, kendi Ã¼lkeme yasaklÄ± yaÅŸÄ±yorum. BugÃ¼n senin veda tÃ¶renin orada deÄŸilim. Affet Hakan. Ben gelemiyorum. Ama orada olanlarÄ± da biliyorum. Bunun peÅŸini bÄ±rakmayacak dostlarÄ±mÄ±zÄ± da. <br />
<br />
Bir gÃ¼n senin iÃ§in bÃ¶yle yazacaÄŸÄ±mÄ± hiÃ§ dÃ¼ÅŸÃ¼nmemiÅŸtim. Bir gÃ¼n senin iÃ§in elimin tuÅŸlarda gezineceÄŸine. Sen hep bizler iÃ§in yazardÄ±n. Hep bizleri savunmak iÃ§in bilgisayar baÅŸÄ±nda saatlerce Ã§alÄ±ÅŸÄ±rdÄ±n. Åžimdi ben yazmak zorundayÄ±m. Bir nebze de olsa seni tanÄ±mayanlara, seni anlatmak iÃ§in. Belki KÃ¼rtler seni Ã§ok tanÄ±yamadÄ±. Ama KÃ¼rtlerin bÃ¼yÃ¼k bir dostu olduÄŸunu biliyorum.<br />
<br />
Sana hiÃ§bir zaman hoÅŸÃ§a kal demiyeceÄŸim. Veda tÃ¶renine de gelemedim ya. Gelsem de, sÃ¶yleyemezdim. YalnÄ±zca ÅŸunu sÃ¶yleyeceÄŸim, yÃ¼reklerimizin kapÄ±sÄ±nda aÃ§tÄ±ÄŸÄ±n yere hoÅŸ geldin. HoÅŸ geldin BÃ¼yÃ¼k devrimci.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_773.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_773.html</guid>
  <dc:subject>Bir Ä°ntihar Senaryosu</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>BÄ±Ã§ak SÄ±rtÄ±nda 'DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ DÃ¶nem'e DoÄŸru</title>
  <description>PKK'nin silahlÄ± eylemlerinde son gÃ¼nlerde gÃ¶rÃ¼len artÄ±ÅŸ, yalnÄ±zca bir Ã§atÄ±ÅŸmasÄ±zlÄ±k halinin ve buna uygun bir konumlanÄ±ÅŸÄ±n sona erdirilmesi anlamÄ±na gelmiyor; Ã§ok daha fazlasÄ±na iÅŸaret ediyor. Olup biten, barÄ±ÅŸ ve siyasi Ã§Ã¶zÃ¼m Ã§abalarÄ±nÄ±n karÅŸÄ±lÄ±ksÄ±z kalmasÄ±, "aÃ§Ä±lÄ±m"Ä±n fos Ã§Ä±kmasÄ±, tasfiye tehdidi ve yaz dÃ¶neminde artan operasyonlara karÅŸÄ± misillemeler nedeniyle silahlÄ± mÃ¼cadeleye basit ve daha Ã¶nceki...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
PKK'nin silahlÄ± eylemlerinde son gÃ¼nlerde gÃ¶rÃ¼len artÄ±ÅŸ, yalnÄ±zca bir Ã§atÄ±ÅŸmasÄ±zlÄ±k halinin ve buna uygun bir konumlanÄ±ÅŸÄ±n sona erdirilmesi anlamÄ±na gelmiyor; Ã§ok daha fazlasÄ±na iÅŸaret ediyor. Olup biten, barÄ±ÅŸ ve siyasi Ã§Ã¶zÃ¼m Ã§abalarÄ±nÄ±n karÅŸÄ±lÄ±ksÄ±z kalmasÄ±, "aÃ§Ä±lÄ±m"Ä±n fos Ã§Ä±kmasÄ±, tasfiye tehdidi ve yaz dÃ¶neminde artan operasyonlara karÅŸÄ± misillemeler nedeniyle silahlÄ± mÃ¼cadeleye basit ve daha Ã¶nceki ateÅŸkeslerin sonlandÄ±rÄ±lmasÄ±nÄ± takiben olana benzer bir geri dÃ¶nÃ¼ÅŸten, bu anlamda bir deja vu'dan da ibaret deÄŸil.<br />
<br />
Her ÅŸeyden Ã¶nce, silahlÄ± mÃ¼cadeleye herhangi bir geri dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼n doÄŸuracaÄŸÄ± sonuÃ§lar, olasÄ± yankÄ± ve yansÄ±malarÄ± eskisinden farklÄ± olacaÄŸÄ± iÃ§in bir deja vu halinden sÃ¶z edilemez. Ama daha Ã¶nemlisi, silahlÄ± faaliyetlerdeki artÄ±ÅŸÄ±n gerisinde baÅŸka iÃ§erimleri de olan bir kararÄ±n, yeni bir yÃ¶neliÅŸin bulunuyor olmasÄ±. TÃ¼rkiye iÃ§inde ve bÃ¶lgede siyasi dengeleri ve gÃ¼Ã§lerin diziliÅŸini derinden etkileyecek ve dramatik sonuÃ§lar doÄŸurabilecek bir yeni yÃ¶neliÅŸ.<br />
<br />
<b>"ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼ dÃ¶nemi sonlandÄ±rÄ±yorum"</b><br />
<br />
Ä°ÅŸaret fiÅŸeÄŸi Abdullah Ã–calan'dan geldi. "GÃ¶rÃ¼ÅŸme notlarÄ±"ndan anlaÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kadarÄ±yla, avukatlarÄ±yla 31 Mart 2010 tarihli gÃ¶rÃ¼ÅŸmesinde, Ã–calan, mutat siyasi durum deÄŸerlendirmelerinden birini yaptÄ±ktan sonra sÃ¶zÃ¼ PKK tarihine getiriyor; bu tarihi dÃ¶nemselleÅŸtiriyor ve bu bahsi kesin bir ifadeyle ÅŸÃ¶yle noktalÄ±yor: "AdÄ±na tasfiye ve Ã§Ã¶zÃ¼m dediÄŸim Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ dÃ¶nem bitti. AÃ§Ä±k, net ve kesin bir ÅŸekilde Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ dÃ¶nemi sonlandÄ±rÄ±yorum. ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼ dÃ¶nem boyunca sÃ¼rekli tasfiye edilmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±ldÄ±k, hem biz hem muhataplarÄ±mÄ±z tasfiye edilmek istendi. Biz de, tasfiyeye karÅŸÄ± deÄŸiÅŸim-dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼m hamlesini yaptÄ±k."<br />
<br />
Ã–calan'Ä±n tasfiye ve Ã§Ã¶zÃ¼m dayatmalarÄ±yla karakterize ettiÄŸi ve sonlandÄ±rdÄ±ÄŸÄ±nÄ± duyurduÄŸu dÃ¶nem, 1993-2010 arasÄ± 17 yÄ±llÄ±k bir dÃ¶nem. Bu dÃ¶nem kÄ±sa ve nispeten uzun sÃ¼reli birÃ§ok ateÅŸkese, Ã–calan'Ä±n yakalanÄ±ÅŸÄ±na, silahlÄ± kolun sÄ±nÄ±r Ã¶tesine Ã§ekilmesine, sÄ±nÄ±r Ã¶tesi operasyonlara ve belirli sÄ±nÄ±rlarÄ± aÅŸmayan bir silahlÄ± mÃ¼cadeleye aralÄ±klÄ± geri dÃ¶nÃ¼ÅŸlere tanÄ±klÄ±k etti. SonlandÄ±rÄ±lan bÃ¶yle bir dÃ¶nem olduÄŸuna gÃ¶re, aÃ§Ä±lan da silahlÄ± mÃ¼cadeleye Ã¶ncekilere benzer bir geri dÃ¶nÃ¼ÅŸ dÃ¶nemi deÄŸil. Ã–calan'Ä±n muhatap bulamadÄ±ÄŸÄ± iÃ§in kendi Ã§Ã¶zÃ¼m giriÅŸimlerini ve arayÄ±ÅŸlarÄ±nÄ±, 31 MayÄ±s 2010 tarihi itibarÄ±yla askÄ±ya alma, "aradan Ã§ekilme" ve devletle PKK'yi karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya bÄ±rakma kararÄ±nÄ±n da, bu dÃ¶nemin bitiriliÅŸi Ã§erÃ§evesinde deÄŸerlendirilmesi gerekiyor.<br />
<br />
<b>Kandil: "Hedefimiz deÄŸiÅŸiyor"</b><br />
<br />
Bir sÃ¼redir arayÄ±ÅŸ halinde olan Kandil mesajÄ± almakta gecikmedi ve "dÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ stratejik dÃ¶nem"e geÃ§ildiÄŸini ilan etti. FÄ±rat Haber AjansÄ±na konuyla ilgili aÃ§Ä±klamalar yapan KCK YÃ¼rÃ¼tme Konseyi Ãœyesi Duran Kalkan'a gÃ¶re, bu ÅŸu anlama geliyor: "Åžimdiye kadar siyasi, askeri, ideolojik her alandaki mÃ¼cadelemizin tek hedefi, 'siyasi diyalogla Ã§Ã¶zÃ¼m bulma' doÄŸrultusundaydÄ±. Åžimdi bunu sÃ¶ylemeyeceÄŸiz. Hedefimiz deÄŸiÅŸiyor. Biz kendimiz, kendi demokrasimizi inÅŸa ederek, demokratik toplum Ã¶rgÃ¼tlÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ geliÅŸtirerek kendi Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼mÃ¼zÃ¼ kendi Ã¶zgÃ¼cÃ¼mÃ¼zle saÄŸlayacaÄŸÄ±z."<br />
<br />
Duran Kalkan, KÃ¼rt sorununa siyasi diyalogla Ã§Ã¶zÃ¼m bulmayÄ± tamamen dÄ±ÅŸlamadÄ±klarÄ±nÄ±, ama artÄ±k Ã¶nceliklerinin Ã¶z-gÃ¼ce dayalÄ± Ã§Ã¶zÃ¼me kaydÄ±ÄŸÄ±nÄ± vurguladÄ±ktan sonra ekliyor: Her ÅŸeyimizi buna gÃ¶re deÄŸiÅŸtireceÄŸiz...<br />
<br />
<b>"DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ dÃ¶nem" ve deÄŸiÅŸecekler</b><br />
<br />
PKK sÃ¶zcÃ¼lerinin aÃ§Ä±klamalarÄ±ndaki belirgin vurgularÄ±ndan ve satÄ±r aralarÄ±ndaki imalardan anlaÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kadarÄ±yla, benimsenen yeni hedefe uygun olarak dÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ dÃ¶nemde Ã§arpÄ±cÄ± deÄŸiÅŸiklikler olacak. Ä°ÅŸte bunlarÄ±n en Ã¶nemlileri:<br />
<br />
- KÃ¼rt hareketi bundan bÃ¶yle kendi Ã§Ã¶zÃ¼mlerini empoze edecek ve koÅŸullarÄ± olgunlaÅŸtÄ±ÄŸÄ±nda bunlarÄ± tek taraflÄ± olarak fiilen hayata geÃ§irecek.<br />
<br />
- BÃ¼tÃ¼n mÃ¼cadele biÃ§imleri, Åžimdiden bilirli nÃ¼veleri bulunan bir "ikili iktidar" durumuna eriÅŸmek amacÄ±yla bir arada kullanÄ±lacak.<br />
<br />
- GerektiÄŸinde ve yine koÅŸullarÄ±  olgunlaÅŸtÄ±ÄŸÄ±nda tek taraflÄ± ve fiili bir Ã¶zerklik ilanÄ±na baÅŸvurulacak. Abdullah Ã–calan da, Ã¶zerlik ilanÄ±nÄ± Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki dÃ¶neminden ihtimallerinden biri olarak gÃ¶rÃ¼yor: "Ä°kinci seÃ§enek ise, KCK ortaya Ã§Ä±karak sorumluluk Ã¼stlenebilir; zaten daha Ã¶nce Murat KarayÄ±lan ve Duran Kalkan'Ä±n aÃ§Ä±klamalarÄ± olmuÅŸtu, yeni bir sÃ¼reÃ§ demiÅŸlerdi. 'Siyasi, sosyal, ekonomik, kÃ¼ltÃ¼rel, her aÃ§Ä±dan halkÄ±mÄ±zÄ±n sorumluluÄŸunu Ã¼stleniyoruz, demokratik Ã¶zerkliÄŸi ilan ediyoruz' diyebilirler. Ä°ÅŸte dÃ¼nyada bunun Ã§ok Ã¶rneÄŸi var; Abhazya, Kosova, Ã‡eÃ§enistan Ã¶rnekleri var."<br />
<br />
AynÄ± hedef, KCK'nin yeni dÃ¶neme iliÅŸkin aÃ§Ä±klamasÄ±nda da vurgulanÄ±yor: "DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ dÃ¶nem olarak adlandÄ±rdÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bu dÃ¶nem, stratejik bir dÃ¶nem olup halkÄ±mÄ±zÄ±n kendi demokratik sistemini kurma ve demokratik Ã¶zerkliÄŸini ilan etme sÃ¼recidir."<br />
<br />
- HPG (Hezen Parasitna Gel/Halk Savunma GÃ¼Ã§leri), savunma konumundan Ã§Ä±karak "orta yoÄŸunlukta" bir savaÅŸa gÃ¶re yeniden mevzilenecek.<br />
<br />
- SilahlÄ± mÃ¼cadele kÄ±rsal alanla sÄ±nÄ±rlÄ± kalmayacak, kentlere de yayÄ±lacak. 31 MayÄ±s tarihli Taraf'ta NeÅŸe DÃ¼zel'e konuÅŸan DiyarbakÄ±r Barosu eski baÅŸkanÄ± Sezgin TanrÄ±kulu da benzer bir Ã¶ngÃ¶rÃ¼de bulunuyor: "SilahlÄ± Ã§atÄ±ÅŸma tekrar baÅŸlarsa, bu kez sadece daÄŸlarla sÄ±nÄ±rlÄ± kalmaz. BÃ¼tÃ¼n metropollere ve ÅŸehirlere de yayÄ±lÄ±r bu Ã§atÄ±ÅŸmalar."<br />
<br />
- SilahlÄ± mÃ¼cadele "serhÄ±ldan"larla, kitlesel bir seferberlik ve direniÅŸle birleÅŸtirilecek.<br />
<br />
BaÅŸlÄ±ca Ã§izgilerini sÄ±raladÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bu yeni yÃ¶neliÅŸin, KÃ¼rt hareketinin toplumsal tabanÄ±nÄ±n nabzÄ±nÄ± yansÄ±tmadÄ±ÄŸÄ±, onun beklenti, arayÄ±ÅŸ, hayal kÄ±rÄ±klÄ±klarÄ± ve bir bÃ¼tÃ¼n olarak ruh halinin uzaÄŸÄ±nda seyrettiÄŸi sanÄ±lmamalÄ±dÄ±r. Sezgin TanrÄ±kulu, bu ruh halini ÅŸÃ¶yle ifade ediyor: "Ã‡Ã¼nkÃ¼ bu toplumun Ã¼zerinde 25 yÄ±llÄ±k bÃ¼yÃ¼k bir yÃ¼k var. Ä°nsanlar artÄ±k kopma noktasÄ±na geldiler. Ã–zellikle genÃ§ler koptular. Åžimdi DiyarbakÄ±r'da sokaÄŸa kendiniz Ã§Ä±kÄ±n ve sorun. Ä°nsanlar, 'artÄ±k ne olursa, nasÄ±l olacaksa olsun, bu iÅŸ Ã§Ã¶zÃ¼lsÃ¼n' diyorlar. Ä°nsanlarda, 'bu durum ilelebet mi sÃ¼recek?' diye bÃ¼yÃ¼k bir bÄ±kkÄ±nlÄ±k hali var. 'EÄŸer bu durum bÃ¼yÃ¼k bir Ã§atÄ±ÅŸmayla ya da savaÅŸla bitecekse, Ã¶yle bitsin' diyorlar. Ä°nsanlardaki bu ruh hali Ã§ok Ã¼rkÃ¼tÃ¼cÃ¼."<br />
<br />
<b>Yenilgiyi gÃ¶ze almak</b><br />
<br />
GeÃ§ildiÄŸi sÃ¶ylenen "dÃ¶rdÃ¼ncÃ¼  dÃ¶nem"in aÃ§Ä±kÃ§a zikredilmeyen bir boyutu da, yenilgi riskinin gÃ¶ze alÄ±nmasÄ±dÄ±r. Yenilgi bahsinde, PKK'ye zaman zaman Tamil KaplanlarÄ±'nÄ±n akÄ±betini hatÄ±rlatanlar oldu. PKK yetkililerinin bu hatÄ±rlatmalara cevabÄ±, genellikle KÃ¼rdistan koÅŸullarÄ±nÄ±n kÄ±yas kabul etmez farklÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ±n, KÃ¼rt hareketinin derinlik ve yaygÄ±nlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n, belirli eÅŸikleri Ã§oktan geÃ§miÅŸ bir KÃ¼rt direniÅŸinin bu tÃ¼rden bir yenilgiyi artÄ±k ihtimal dÄ±ÅŸÄ± bÄ±raktÄ±ÄŸÄ± ÅŸeklinde oldu. Yeni sÃ¼reci baÅŸlatÄ±rken de, Kandil'deki PKK sÃ¶zcÃ¼leri yÃ¼ksek bir Ã¶zgÃ¼venle konuÅŸuyor ve hareketin "yenilmezliÄŸi"nin altÄ±nÄ± Ã§iziyorlar.<br />
<br />
Ancak, Abdullah Ã–calan bÃ¶yle dÃ¼ÅŸÃ¼nmÃ¼yor ve PKK'nin bir yenilgi ya da aÄŸÄ±r bir darbe almasÄ±nÄ± Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki dÃ¶nemin ihtimallerinden; Ã¶zellikle bÃ¶lge devletlerinin uluslararasÄ± gÃ¼Ã§lerin ve Irak KÃ¼rdistan'Ä± yÃ¶netiminin de desteÄŸini alarak PKK'ye eÅŸzamanlÄ± yÃ¶neliÅŸi halinde gÃ¼Ã§lenecek ihtimallerden biri olarak gÃ¶rÃ¼yor: "Birincisi Devlet PKK'ye aÄŸÄ±r saldÄ±rÄ±larla yenilgi olmazsa bile, ciddi kayÄ±plar verdirebilir -iÅŸte son hava saldÄ±rÄ±larÄ±nda gÃ¶rÃ¼lÃ¼yor bazÄ± ÅŸeyler-, bu birinci seÃ§enektir."<br />
<br />
Gelgelelim, yenilgi riski tek taraflÄ± olarak sadece PKK bakÄ±mÄ±ndan mevcut deÄŸil. Bu risk, benzer biÃ§imde olmasa, gerÃ§ekleÅŸmesi halinde daha Ã§ok ciddi bir itibar ve meÅŸruiyet aÅŸÄ±nmasÄ± ÅŸeklinde yaÅŸanacak olsa bile, eÅŸit derecede karÅŸÄ± taraf, yani devlet ve TSK iÃ§in de var. DolayÄ±sÄ±yla, dÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ dÃ¶nemi baÅŸlatmakla, PKK Ã§Ä±tayÄ± ve meydan okuma derecesini yÃ¼kseltiyor ve yenilgiyi gÃ¶ze alÄ±rken karÅŸÄ± tarafa da yenilgi riskini hatÄ±rlatÄ±yor.<br />
<br />
<b>Ä°Ã§ savaÅŸÄ± da gÃ¶ze almak</b> <br />
<br />
PKK'nin yeni yÃ¶neliÅŸinin, Ã¶zellikle de bu yÃ¶neliÅŸin en Ã¶nemli unsuru olan orta yoÄŸunlukta bir savaÅŸÄ±n barÄ±ndÄ±rdÄ±ÄŸÄ± en bÃ¼yÃ¼k tehlike ise, PKK ile devlet arasÄ±ndaki savaÅŸÄ±n mahiyet ve kapsam deÄŸiÅŸtirerek bir iÃ§ savaÅŸa, bir KÃ¼rt/TÃ¼rk Ã§atÄ±ÅŸmasÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸmesi ihtimalidir. Bunun iklimi, potansiyelleri ve ortamÄ± belirli Ã¶lÃ§Ã¼de ÅŸimdiden mevcut ve bu zeminde biriken gerilim giderek artÄ±yor.<br />
<br />
Devlet, ÅŸimdiye kadar yÄ±llardÄ±r devam ede gelen dÃ¼ÅŸÃ¼k yoÄŸunluklu savaÅŸÄ±n Ã¼lkenin her yanÄ±na yayÄ±lan maddi ve manevi acÄ±larÄ±nÄ±n uyardÄ±ÄŸÄ± tepkileri, savaÅŸÄ±n kendisini sorgulayan ayrÄ±ksÄ± Ã¶rnekler ve Ã§Ä±kÄ±ÅŸlar dÄ±ÅŸÄ±nda,"cephe gerisi"ni saÄŸlama almaya hizmet eden Ä±rkÃ§Ä± ve milliyetÃ§i bir eksene soÄŸurmayÄ±, bu yolla KÃ¼rt hareketini baskÄ±lamayÄ± ve olasÄ± toplumsal ittifaklarÄ±n oluÅŸmasÄ±nÄ± Ã¶nlemeyi; ama aynÄ± zamanda bu Ä±rkÃ§Ä±-milliyetÃ§i eksenin tepkilerini genelleÅŸme temayÃ¼lÃ¼ gÃ¶sterebilecek bir KÃ¼rt/TÃ¼rk Ã§atÄ±ÅŸmasÄ±na varmayacak, az Ã§ok denetlenebilir bir marj iÃ§inde tutmayÄ± baÅŸardÄ±. Ancak, en son, KÃ¼rt genci Åžerzan Kurt'un Ã¶lÃ¼mÃ¼yle sonuÃ§lanan MuÄŸla'daki olaylarÄ±n da gÃ¶sterdiÄŸi gibi, bu sÄ±nÄ±rlarÄ±n aÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± yerel Ã¶rnekler giderek Ã§oÄŸalÄ±yor. DolayÄ±sÄ±yla, orta yoÄŸunluktaki bir savaÅŸÄ±n daha ciddi kayÄ±p ve acÄ±larÄ±nÄ±n Ä±rkÃ§Ä±-milliyetÃ§i eksene artan ve giderek denetlenemez hale gelecek bir Ã¶zerklik kazandÄ±rmasÄ± ihtimal dÄ±ÅŸÄ± deÄŸil. AynÄ± eksenin kendisine devlet iÃ§inde rezonansa girebileceÄŸi bir karÅŸÄ±lÄ±k bulmasÄ± da Ã¶yle.<br />
<br />
DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ dÃ¶nemi baÅŸlatÄ±rken, PKK'nin iÃ§ savaÅŸ tehlikesini tamamen Ä±skalayan bir gaflet iÃ§inde olduÄŸu sÃ¶ylenemez. Bu bakÄ±mdan, Mehmet Ali Birand, 1 Haziran tarihli Posta Gazetesinde, TÃ¼rk kamuoyunun biraz daha sertleÅŸeceÄŸini gÃ¶z Ã¶nÃ¼ne almadÄ±ÄŸÄ± ve bu cephenin nabzÄ±nÄ± doÄŸru dÃ¼rÃ¼st tutamadÄ±ÄŸÄ± iÃ§in, "PKK, bÃ¼yÃ¼k bir hesap hatasÄ± yapÄ±yor" diye yazarken yanÄ±lÄ±yor. Ortada, bir deÄŸerlendirme hatasÄ±ndan kaynaklanan bir hesap hatasÄ± yok. Tersine, PKK, iÃ§ savaÅŸ veya TÃ¼rk kamuoyunun giderek sertleÅŸmesi riskini gÃ¶ze almÄ±ÅŸ gÃ¶zÃ¼kÃ¼yor. Daha doÄŸrusu, artÄ±k bu riskin baskÄ±sÄ± altÄ±nda davranmak ve kendini sÄ±nÄ±rlamak yerine, "biraz da siz dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n" dercesine onu devletin ve hÃ¼kÃ¼metin sahasÄ±na sÃ¼rÃ¼yor.<br />
<br />
<b>HÃ¼kÃ¼meti dÃ¼ÅŸÃ¼rmek</b><br />
<br />
Ã–te yandan, Ã§eÅŸitli sÃ¶zcÃ¼lerinin aÃ§Ä±klamalarÄ±ndan anlaÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kadarÄ±yla, PKK'nin yeni yÃ¶neliÅŸinin gerisinde bir baÅŸka tespit, kabul veya yargÄ± daha yatÄ±yor: Kendisine aÃ§Ä±lan krediyi deÄŸerlendiremeyen AKP hÃ¼kÃ¼meti, KÃ¼rt sorununun siyasi diyalog yoluyla Ã§Ã¶zÃ¼lebileceÄŸi uygun muhatap deÄŸil; tersine tehlikeli bir hasÄ±m ve rakip.<br />
<br />
Taraf'taki kÃ¶ÅŸesinde, nihayet anladÄ±m derken de Ahmet Altan'Ä±n hala nedenlerini anlamaktan uzak olduÄŸu durum budur: "Son dÃ¶nemlerde de, PKK'nÄ±n ve BDP'nin, KÃ¼rtlerden nefret eden, KÃ¼rtlerin lehine olabilecek her Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ engelleyen CHP ile MHP'den deÄŸil de, sonuca ulaÅŸtÄ±ramasa da 'KÃ¼rt aÃ§Ä±lÄ±mÄ±' yapmaya uÄŸraÅŸan, Kandil'den gelenleri 'iÃ§eri' alan AKP'den nefret etmesini, sÃ¼rekli ona Ã§atmasÄ±nÄ± kavrayamÄ±yordum.<br />
<br />
Sonra birden anladÄ±m, GÃ¼neydoÄŸu'da PKK ile BDP'nin dÄ±ÅŸÄ±ndaki tek "siyasi" gÃ¼Ã§ AKP'ydi ve onlar iÃ§in KÃ¼rt meselesinin Ã§Ã¶zÃ¼lÃ¼p Ã§Ã¶zÃ¼lmemesinden daha Ã¶nemli olan oralarda AKP'nin gÃ¼Ã§lenmemesiydi."<br />
<br />
Ahmet Altan, sorunu ve ihtilafÄ±  sÄ±radan bir partiler arasÄ± siyasi rekabete indirgeyerek basitleÅŸtiriyor; AKP iktidarÄ± altÄ±nda yaÅŸananlarÄ±n ve KÃ¼rt tarafÄ±nÄ±n gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅŸteki Ã§eliÅŸkili tutumlarÄ±nÄ±n aslÄ±na uygun bir Ã¶zetini vermiyor. Meselenin aslÄ± ÅŸudur: BÃ¼tÃ¼n bu dÃ¶nem boyunca, KÃ¼rt hareketi, AKP hÃ¼kÃ¼metinden gelen her Ã§Ã¶zÃ¼m sinyaline olumlu cevap verdi; hÃ¼kÃ¼metin elini gÃ¼Ã§lendirmeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±; buna karÅŸÄ±lÄ±k, sÃ¶zÃ¼m ona "Ã§Ã¶zÃ¼m"le kÄ±lÄ±flanmÄ±ÅŸ her tasfiyeci giriÅŸime karÅŸÄ± ÅŸiddetli bir direniÅŸ gÃ¶sterdi.<br />
<br />
Åžimdi, PKK, kendisine tasfiye bÄ±Ã§aÄŸÄ±nÄ± dayayan AKP hÃ¼kÃ¼metine, onu sarsma, dengesini bozma, yaslandÄ±ÄŸÄ± gÃ¼Ã§ dengelerine kama sokma, referanduma giden bir sÃ¼reÃ§te hÄ±rpalama ve giderek iktidardan etme hamlesiyle cevap veriyor. DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ dÃ¶nem ve yeni yÃ¶neliÅŸ, aynÄ± zamanda bu anlama geliyor. SonuÃ§ olarak, BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve partisi, aÃ§Ä±lÄ±mdan orta yoÄŸunlukta bir savaÅŸa dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼ nasÄ±l izah ederlerse etsinler, ÅŸu gerÃ§ek deÄŸiÅŸmeyecektir: AKP hÃ¼kÃ¼meti bir Ã§atÄ±ÅŸmasÄ±zlÄ±k dÃ¶nemi daha bozuk para gibi harcamÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_772.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_772.html</guid>
  <dc:subject>BÄ±Ã§ak SÄ±rtÄ±nda 'DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ DÃ¶nem'e DoÄŸru</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Devletin iki partisi: AKP ve CHP</title>
  <description>Devlet yeniden yapÄ±lanÄ±yor. Asker kendi iÃ§indeki 'ErgenekoncularÄ±' ayÄ±klÄ±yor.

Askerin siyasi kolu da 'Ergenekon avukatÄ±nÄ±' tasfiye ediyor. 

Åžimdi sÄ±ra 'yargÄ±da'. 

Askeri ve siyasi dayanaÄŸÄ± Ã§Ã¶kmekte olan yargÄ±nÄ±n, uzun sÃ¼re ÅŸimdiki gibi 'vesayetÃ§i' bir Ã§izgide kalmasÄ± mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil. Ya referandum bunlarÄ±n iÅŸini bitirecek ya da bunlar TSK'ye ve CHP'ye bakarak, tÄ±pkÄ± Ã–nder Sav gibi 'deÄŸiÅŸecek'ler. 

Askerin, CHP'nin...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Devlet yeniden yapÄ±lanÄ±yor. Asker kendi iÃ§indeki 'ErgenekoncularÄ±' ayÄ±klÄ±yor.<br />
<br />
Askerin siyasi kolu da 'Ergenekon avukatÄ±nÄ±' tasfiye ediyor. <br />
<br />
Åžimdi sÄ±ra 'yargÄ±da'. <br />
<br />
Askeri ve siyasi dayanaÄŸÄ± Ã§Ã¶kmekte olan yargÄ±nÄ±n, uzun sÃ¼re ÅŸimdiki gibi 'vesayetÃ§i' bir Ã§izgide kalmasÄ± mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil. Ya referandum bunlarÄ±n iÅŸini bitirecek ya da bunlar TSK'ye ve CHP'ye bakarak, tÄ±pkÄ± Ã–nder Sav gibi 'deÄŸiÅŸecek'ler. <br />
<br />
Askerin, CHP'nin ve yargÄ±nÄ±n vesayetÃ§i rejiminin kÃ¶kÃ¼ Cumhuriyet'in kuruluÅŸuna dayanÄ±yor. Neredeyse yÃ¼zyÄ±llÄ±k bir yapÄ± ÅŸu son bir kaÃ§ yÄ±l iÃ§inde adÄ±m adÄ±m demonte oluyor. Ama adÄ±m adÄ±m. Yani devletin gÃ¼cÃ¼ne, egemenliÄŸine en az zarar verecek biÃ§imde. Elbette direniÅŸler oluyor. Askerde, yargÄ±da ve CHP'de, bu arada elbette Ã¼niversite iÃ§inde uyumsuzluk sorunlarÄ± ortaya Ã§Ä±kÄ±yor. <br />
<br />
DÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n Ãœmraniye'deki 'tek baskÄ±nla' ordunun iÃ§indeki koca koca paÅŸalar yÄ±kÄ±lÄ±p gitti. <br />
<br />
Tek bir 'kasetle' CHP'nin 'deÄŸiÅŸmez, deÄŸiÅŸmesi teklif bile edilemez ebedi BaÅŸkanÄ±' yerle yeksan edildi. <br />
<br />
Ve hem TSK, hem de CHP, AKP'ye muhalif konumlarÄ±nÄ± koruyarak, kendilerini 'Ergenekoncular'dan ve 'avukatlarÄ±ndan' temizliyor ve bÃ¶ylece yeni koÅŸullara adapte oluyor. <br />
<br />
Ä°yi de devlet demokratikleÅŸiyor mu? HayÄ±r. <br />
<br />
Ne AKP reformlarÄ± demokratikleÅŸmeye yol aÃ§Ä±yor; ne de TSK ve CHP'nin yeni duruma uyum saÄŸlamasÄ± demokratikleÅŸme sonucu doÄŸuruyor. <br />
<br />
Demokratik bir devlet 'TÃ¼rklerle eÅŸit hak istiyoruz' diyen bir halka karÅŸÄ± savaÅŸ yolunu seÃ§mez, sivil halk iradesini kitlesel tutuklamalarla baskÄ± altÄ±na almaz. Bunlar oluyor. Demek ki devlet demokratikleÅŸmiyor. <br />
<br />
'BardaÄŸÄ±n dolu yanÄ± yok mu' tÃ¼rÃ¼ demagojilere yer yok. Ã‡Ã¼nkÃ¼ ortada bardak filan yok. SavaÅŸ var. SavaÅŸÄ±n olduÄŸu yerde bÃ¼tÃ¼n 'bardaklar' boÅŸ. Siz hiÃ§ 'demokratik bomba', 'demokratik Ã¶ldÃ¼rme' gÃ¶rdÃ¼nÃ¼z mÃ¼, iÅŸittiniz mi? <br />
<br />
'Efendim biz sivil hÃ¼kÃ¼meti askerin tasallutundan kurtarÄ±yoruz, hele o bir kurtulsun, sÄ±ra KÃ¼rdÃ¼ kurtarmaya da gelecek' diyenlere ne diyelim? ÅžÃ¶yle diyelim: Siz KÃ¼rdÃ¼ kurtarmayÄ± bÄ±rakÄ±n, kendinizi savaÅŸ suÃ§lularÄ±nÄ±n ortaklÄ±ÄŸÄ±ndan kurtarÄ±n...<br />
<br />
'Ã–yle oldu, evet, ama, Habur, hubur' diye gevelemenin anlamÄ± yok. Ä°nsanlar Ã¶lÃ¼yor. Tehlike bÃ¼yÃ¼yor. <br />
<br />
Her geliÅŸme, her olay, ortaya Ã§Ä±kan her olgu, bir kere daha bizi doÄŸruluyor: KÃ¼rt sorununda KÃ¼rt halkÄ±nÄ±n talep ettiÄŸi Ã§Ã¶zÃ¼m iÃ§in mÃ¼cadele etmeyenler, askeri vesayete son verme adÄ± altÄ±nda devletin yeniden yapÄ±landÄ±rÄ±lmasÄ±nda pasif, zavallÄ±, iÅŸe yaramaz ve sonuÃ§ vermez bir duruma dÃ¼ÅŸerler. <br />
<br />
Ä°ÅŸte hemen her gÃ¼n BatÄ±'da ve DoÄŸu'da evlere yine tabutlar gelmeye baÅŸladÄ±. <br />
<br />
Ä°mralÄ±'da Ã–calan tehlike Ã§anlarÄ±nÄ± Ã§aldÄ±. <br />
<br />
'AÃ§Ä±lÄ±m'dÄ±, ÅŸuydu, buydu diyerek giriÅŸilen oyalamalarÄ±n iÃ§ yÃ¼zÃ¼ ortada. Devlet yÄ±llardÄ±r ciddi bir direniÅŸle karÅŸÄ±laÅŸmadan, BÃ¶lge'de tahkimatÄ±nÄ± yaptÄ± ve ÅŸimdi Ã§atÄ±ÅŸmayÄ± bombardÄ±manlarla ve yÃ¼zbinlerce kiÅŸilik askerin yer aldÄ±ÄŸÄ± operasyonlarla tÄ±rmandÄ±rÄ±yor. <br />
<br />
Ve AKP yanlÄ±sÄ± aydÄ±nlar bize, 'Ã–nemli olan darbelere karÅŸÄ± olmaktÄ±r, 27 MayÄ±s'a da, 27 Nisan'a da, 28 Åžubat'a da...' diyorlar. <br />
<br />
CHP bunu duyuyor. Ve KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu, bir gÃ¼n iÃ§inde 'Ã§ok doÄŸru' diyor AKP yanlÄ±sÄ± demokratlara: '27 MayÄ±s'tan utanÄ±yorum, 27 Nisan'Ä± kÄ±nÄ±yorum, 28 Åžubat'a direnmeyen Erbakan'Ä± lanetliyorum...'<br />
<br />
Tam elli yÄ±llÄ±k bir tarihin inkarÄ±, bir kasetle ve iki Ã¼Ã§ hafta iÃ§inde gerÃ§ekleÅŸiyor. <br />
<br />
Ama Cumhuriyet kurulduÄŸundan beri sÃ¼regiden KÃ¼rt sorununu inkar ve imhayla Ã§Ã¶zme siyasetinde deÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok. Birinci DÃ¼nya SavaÅŸÄ±'nda cephe gerisini temizleme adÄ±na yapÄ±lan Ermeni soykÄ±rÄ±mÄ±nÄ±, Ä°kinci DÃ¼nya SavaÅŸÄ±'nÄ±n eÅŸiÄŸinde Dersim KatliamÄ±'nÄ±n izlemesi, her askeri darbede saldÄ±rÄ±nÄ±n sivri ve en sinsi ucunun KÃ¼rtlere karÅŸÄ± Ã§evrilmesi, 1990 baÅŸÄ±nda, tam TÃ¼rk finans kapitalinin bÃ¶lgeyi paylaÅŸmak iÃ§in Birinci KÃ¶rfez SavaÅŸÄ±'ndan yararlanmaya kalkÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ± sÄ±rada, bunu saÄŸlama almak iÃ§in ilk iÅŸ olarak Ã‡iller, AÄŸar ile ordu Ã¼Ã§lÃ¼sÃ¼nÃ¼n onbinlerce insana karÅŸÄ± giriÅŸtiÄŸi vahÅŸi kampanya ve ÅŸimdi, yine bÃ¶lgedeki dengelere KÃ¼rtleri feda etme yÃ¶nÃ¼ndeki amansÄ±z saldÄ±rÄ±lar... Bu tarihsel kanlÄ± Ã§izgide, kimi yÃ¶ntemler, biÃ§imler kÄ±smen deÄŸiÅŸse bile hedef bakÄ±mÄ±ndan hiÃ§bir ÅŸey deÄŸiÅŸmedi. <br />
<br />
Bu AKP'nin ve CHP'nin ortak Ã§izgisidir. Ã‡Ã¼nkÃ¼ bu Ã§izgi devlet Ã§izgisidir, her iki parti de devlet partisidir. Biri Refah'tan koparÄ±lÄ±p, devletleÅŸtirildi; diÄŸeri eski devletin partisi olmaktan yeni devletin partisi olmaya doÄŸru evrildi. <br />
<br />
GÃ¼ncel bakÄ±mdan Ã§ok Ã¶nemli gÃ¶rÃ¼nen KÄ±lÄ±Ã§daroÄŸlu ve benzeri iÅŸler, tarihsel Ã¶lÃ§ekte Ã¼Ã§ kuruÅŸluk bir Ã¶nem bile kazanamaz. Ama eÄŸer bu savaÅŸ Ã¶nlenemezse, tarih TÃ¼rkiye'nin yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± kaosu defterine geÃ§irecek. <br />
<br />
Ã–calan Ä°mralÄ±'dan tehlikeyi ilan etti. Ufuk Uras, bu tehlikeyi Ã¶nlemek iÃ§in, bir parlamenter ve akil insanlar heyetinin Ä°mralÄ±'ya gitmesini Ã¶nerdi.<br />
<br />
Ufuk Uras biricik Ã§Ã¶zÃ¼cÃ¼ Ã¶neriyi yapmÄ±ÅŸ durumda. <br />
<br />
Ne diyelim? <br />
<br />
Ã–calan'la konuÅŸulsun, BDP'yle doÄŸrudan, KCK'yle dolaylÄ± yollardan ya da devletin KCK'li saydÄ±ÄŸÄ± tutuklularla mÃ¼zakere sÃ¼reci baÅŸlasÄ±n.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_771.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_771.html</guid>
  <dc:subject>Devletin iki partisi: AKP ve CHP</dc:subject>
 </item>
 </channel>
</rss>