<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
 <channel>
  <title>kEditor</title>
  <description>RSS Feed keditor.org</description>
  <language>tr-TR</language>
  <copyright>keditor.org</copyright>
  <link>http://www.keditor.org/rss/yazilar/15/1.html</link>
  <atom:link href="http://www.keditor.org/rss/yazilar/15/1.html" rel="self" type="application/rss+xml" />
 <item>
  <title>Ã–calan'Ä±n uyarÄ±sÄ± ve sezgiye dayalÄ± tehlike</title>
  <description>Ã–calan kardeÅŸiyle gÃ¶rÃ¼ÅŸmeyi reddetti.

Ne dedi?

Durum "hassas"!

PKK Ã¶nderinin bu tek sÃ¶zle anlattÄ±ÄŸÄ± gerÃ§ek herkesin kafasÄ±na dank etmeli. Ä°mralÄ±'da yaÅŸanan "direniÅŸ" her demokrat iÃ§in "Ã¶rnek" olmalÄ±.

ÃœÃ§ yÄ±ldÄ±r sÃ¼ren "kanlÄ± saldÄ±rÄ±lar ve kitlesel tutuklamalar"Ä±n "son perdesine" yaklaÅŸÄ±yoruz.

ANF dÃ¼n Ankara kaynaklÄ± bir "kulis" haberi verdi. ÅžÃ¶yle:

"AKP'nin Ã¶nemli isimlerinden BaÅŸbakan YardÄ±mcÄ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Ã–calan kardeÅŸiyle gÃ¶rÃ¼ÅŸmeyi reddetti.<br />
<br />
Ne dedi?<br />
<br />
Durum "hassas"!<br />
<br />
PKK Ã¶nderinin bu tek sÃ¶zle anlattÄ±ÄŸÄ± gerÃ§ek herkesin kafasÄ±na dank etmeli. Ä°mralÄ±'da yaÅŸanan "direniÅŸ" her demokrat iÃ§in "Ã¶rnek" olmalÄ±.<br />
<br />
ÃœÃ§ yÄ±ldÄ±r sÃ¼ren "kanlÄ± saldÄ±rÄ±lar ve kitlesel tutuklamalar"Ä±n "son perdesine" yaklaÅŸÄ±yoruz.<br />
<br />
ANF dÃ¼n Ankara kaynaklÄ± bir "kulis" haberi verdi. ÅžÃ¶yle:<br />
<br />
"AKP'nin Ã¶nemli isimlerinden BaÅŸbakan YardÄ±mcÄ±sÄ± BÃ¼lent ArÄ±nÃ§'Ä±n, yakÄ±n Ã§evresine, 'YargÄ± Anayasa'nÄ±n 14'Ã¼ncÃ¼ maddesine gÃ¶re hareket edip meclisteki dokunulmazlÄ±k sÃ¼recini beklemeden BDP milletvekillerini gÃ¶zaltÄ±na alabilir' dediÄŸi Ankara kulislerine yansÄ±dÄ±. HÃ¼kÃ¼meti, bu sÃ¼reÃ§te bu duruma bir mÃ¼dahalesi olamayacaÄŸÄ±nÄ± savunan ArÄ±nÃ§'Ä±n, bu olasÄ±lÄ±ÄŸÄ±n ancak, 'Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi sÃ¼reci ile aÅŸÄ±labileceÄŸini' sÃ¶ylediÄŸi Ã¶ÄŸrenildi."<br />
<br />
Demek ki, Ã–calan'dan, onun avukatlarÄ±ndan, seÃ§ilmiÅŸ belediye baÅŸkan ve Meclis Ã¼yelerinden, BDP baÅŸkan yardÄ±mcÄ±larÄ± ve yÃ¶neticilerinden, medya Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±ndan ve "rÃ¼ÅŸvet" karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ± Roj TV'nin karartÄ±lmasÄ±ndan sonra, sÄ±ra zaten altÄ±sÄ± hapiste olan, BDP'li vekillere geldi.<br />
<br />
SÄ±radakiler bu kadar da deÄŸil: Roboski KatliamÄ±'nÄ± Hakkari'de patlayan bomba izledi. BÃ¶ylece sivil halka karÅŸÄ± doÄŸrudan saldÄ±rÄ±lar da gÃ¼ndemde. AKP'nin "yeÅŸil Ergenekonu" iÅŸbaÅŸÄ±nda.<br />
<br />
Roboski KatliamÄ±, AKP'yi beklenmedik Ã¶lÃ§Ã¼lerde sarstÄ±, bunun arkasÄ±ndan Hrant Dink davasÄ±ndaki skandala karÅŸÄ± bÃ¼yÃ¼k tepki, AKP baÅŸlarÄ±nÄ± ÅŸaÅŸkÄ±na Ã§evirdi. Hakkari'deki bombayÄ± PKK'ye yÄ±kma yelteniÅŸinin de Ã§Ã¶kmesi bu ÅŸaÅŸkÄ±nlÄ±ÄŸÄ± paniÄŸe dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rdÃ¼.<br />
<br />
AKP'nin muhtemel hedefini aydÄ±nlatmak iÃ§in, spekÃ¼latif de olsa, bazÄ± Ã¶ngÃ¶rÃ¼lerde bulunmanÄ±n zamanÄ± geldi.<br />
<br />
AKP hÃ¼kÃ¼meti asÄ±l hedefe giden yolu ÅŸu ana kadar attÄ±ÄŸÄ± "kanlÄ± saldÄ±rÄ±lar, kitlesel tutuklamalar, psikolojik savaÅŸ ve provokasyonlar"la aÃ§maya Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor.<br />
<br />
Bu asÄ±l hedef nedir?<br />
<br />
Bana Ã¶yle geliyor ki, AKP'nin asÄ±l hedefi KÃ¼rt Ã–zgÃ¼rlÃ¼k Hareketi'ne karÅŸÄ± "alternatif" bir "devlet yanlÄ±sÄ± KÃ¼rt hareketi" yaratmak... AKP KÃ¼rt halkÄ±nÄ± kazanamayacaÄŸÄ±nÄ± anladÄ±. "Benim KÃ¼rdÃ¼m, bana karÅŸÄ± bu halkÄ± kazansÄ±n" diyor olamaz mÄ±? Lanetli iÅŸaretler hÄ±zla birikiyor.<br />
<br />
GeÃ§tiÄŸimiz seÃ§imlerde, bir Ã¶nceki dÃ¶nem seÃ§ilmiÅŸ KÃ¼rt vekillerin toptan tasfiyesi, yerlerine KÃ¼rtlÃ¼kle ilgilerini kesmiÅŸ kimisi rantÃ§Ä± ve silik kiÅŸilikli isimlerin seÃ§ilmesi, bir ihtimal olarak sÃ¶ylÃ¼yorum, ÅŸimdi anlam kazanÄ±yor. BunlarÄ±n tasfiyeye "sessizce" katlanmalarÄ±nÄ±n arkasÄ±nda, elbette hepsine deÄŸil, ama etkili isimlere verilen bir "misyon" var gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor: "Ã–nleri aÃ§Ä±ldÄ±ÄŸÄ±nda", Ã¶rneÄŸin BDP'li vekiller de tutuklandÄ±ÄŸÄ±nda, gÃ¼ya bu politikayÄ± "eleÅŸtiren" bir "muvazaa partisi"ni devreye sokmak; bu "danÄ±ÅŸÄ±klÄ± dÃ¶vÃ¼ÅŸ" partisine Burkay ve benzerlerini "monte" etmek, mÃ¼mkÃ¼nse yasal KÃ¼rt hareketinden "tutuklanmamÄ±ÅŸ" birkaÃ§ "iltihakla" bu "sahte partiyi" gÃ¼Ã§lendirmek; Ã–zgÃ¼r Medya'yÄ± Roj TV'yi, gazetemizi mÃ¼mkÃ¼nse birkaÃ§ aylÄ±ÄŸÄ±na susturarak, KÃ¼rt yurtsever kamuoyunu, bu partiye yÃ¶nlendirmek...<br />
<br />
Eski AKP'li vekillerle ilgili bu yÃ¶nlÃ¼ sÃ¶ylentiler, BDP'ye alternatif bir "muvazaa partisi" giriÅŸimi ihtimalini akla getirmekte.<br />
<br />
BaÅŸka...<br />
<br />
Son gÃ¼nlerde medyaya yansÄ±yan bir haber, bu "muvazaa partisine" ek olarak, "PKK'ye alternatif" bir Ã¶rgÃ¼t kurma ihtimalini de gÃ¼Ã§lendirmekte... Haberlerin konusu "Hizbullah"tÄ±r. 1990'larda Susurluk Ã§etesinin kullandÄ±ÄŸÄ± bu Ã¶rgÃ¼t, ÅŸu sÄ±ralar yeniden ve tehlikeli sinyaller vererek hareketleniyor. BilindiÄŸi gibi Hizbullah yÃ¶neticileri, Dink DavasÄ±nda deÅŸifre olan Ã–zel Yetkili Mahkemeler tarafÄ±ndan tahliye edilmiÅŸler ve Ã¶rgÃ¼tÃ¼n baÅŸÄ±na yeniden geÃ§miÅŸlerdi.<br />
<br />
Ã–zetle, benim sezgilerim, AKP derin devletinin karanlÄ±k dehlizlerinde, "yedekte tutulan" eski AKP'li vekiller, PKK karÅŸÄ±tÄ± "solcu" KÃ¼rt kalÄ±ntÄ±lar, varsa Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k hareketinin yasal kolundan koparÄ±lacak "kÄ±ymÄ±klar" ile bir alternatif "BDP" tezgahlandÄ±ÄŸÄ± ve yeniden canlandÄ±rÄ±lan Hizbullah-Cemaat ittifakÄ±na dayalÄ± bir alternatif "PKK" kuruluÅŸ hazÄ±rlÄ±klarÄ±nÄ±n olgunlaÅŸtÄ±ÄŸÄ± yÃ¶nÃ¼nde. Tekrar ediyorum; bunlar ÅŸimdilik "sezgi"den ibaret dÃ¼ÅŸÃ¼nceler.<br />
<br />
Devlet OsmanlÄ±'dan devralÄ±nan devlettir. Siyasi cinayet geleneÄŸi nasÄ±l sÃ¼rÃ¼yorsa, "muvazaa partileri" kurarak muhalefeti tasfiye geleneÄŸi de canlÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Neden bÃ¶yle "spekÃ¼latif" bir olasÄ±lÄ±ÄŸÄ± kÃ¶ÅŸeme taÅŸÄ±dÄ±ÄŸÄ±ma gelince...<br />
<br />
Binde bir ihtimalden az bile olsa, bÃ¶yle bir planÄ±n varlÄ±ÄŸÄ± hakkÄ±nda "konuÅŸmak", kendi baÅŸÄ±na, eÄŸer binde bir ihtimalle bu plan varsa, onu Ã§Ã¶kertmenin en etkili yoludur.<br />
<br />
Cinayeti kÄ±lÄ± kÄ±pÄ±rdamadan izleyen kiÅŸinin, maktulÃ¼n tabutunu omuzlamasÄ±na karÅŸÄ± uyanÄ±k olmanÄ±n zamanÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Binde bir ihtimal dahi olsa, bÃ¶yle bir ihtimal karÅŸÄ±sÄ±nda "konuÅŸmak" aynÄ± zamanda, AKP derin devletinin "kullanmak" istediÄŸi Ã§evreleri bu tehlikeli oyuna karÅŸÄ± uyarmanÄ±n ve onlarla "diyalog" kurarak, bu oyunu bozmaya onlarÄ± teÅŸvik etmenin de en etkili yoludur. Eski AKP'li vekiller KÃ¼rtlÃ¼klerini, Hizbullah Ã§evreleri de, "mÃ¼nafÄ±klara" karÅŸÄ± MÃ¼slÃ¼manlÄ±klarÄ±nÄ± asla unutmamalÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Ã–calan "durum hassas" dedi. UyardÄ±. FransÄ±z ÅŸirketi Roj TV'yi kararttÄ±. BDP'li vekillerle ilgili sÃ¶ylentiler yoÄŸunlaÅŸtÄ±. Roboski bombardÄ±manÄ±nÄ± Hakkari bombasÄ± izledi. Tutuklamalar sÃ¼rÃ¼yor.<br />
<br />
BugÃ¼n konuÅŸmayan, yarÄ±n, yani BDP tasfiye edildiÄŸi zaman "konuÅŸtuÄŸunda" ihanetini ve suÃ§unu itiraf etmiÅŸ olacak...<br />
<br />
Åžimdi konuÅŸun!
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_845.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_845.html</guid>
  <dc:subject>Ã–calan'Ä±n uyarÄ±sÄ± ve sezgiye dayalÄ± tehlike</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Dante buna ne derdi?</title>
  <description>BugÃ¼n de yalÄ±nÄ±z, mutsuz ve umutsuzum. GÃ¶zlÃ¼klerimi takmak, aynaya bakmak bile iÃ§imden gelmiyor. Nereye baksam, savaÅŸ uÃ§aklarÄ± tarafÄ±ndan bombalanarak vÃ¼cutlarÄ± paramparÃ§a edilen 35 genÃ§ cansÄ±z bedenin battaniyelere sarÄ±larak yan yana dizilmiÅŸ halleri duruyor karÅŸÄ±mda. 

KÃ¼Ã§Ã¼k odam, iÃ§inde Ã§ok eÅŸya olmamasÄ±na karÅŸÄ±n, nedense daÄŸÄ±nÄ±k geliyor gÃ¶zÃ¼me. AlgÄ±lamadaki fluluk miyop olmamdan deÄŸil, tatsÄ±z tuzsuz olmam...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
BugÃ¼n de yalÄ±nÄ±z, mutsuz ve umutsuzum. GÃ¶zlÃ¼klerimi takmak, aynaya bakmak bile iÃ§imden gelmiyor. Nereye baksam, savaÅŸ uÃ§aklarÄ± tarafÄ±ndan bombalanarak vÃ¼cutlarÄ± paramparÃ§a edilen 35 genÃ§ cansÄ±z bedenin battaniyelere sarÄ±larak yan yana dizilmiÅŸ halleri duruyor karÅŸÄ±mda. <br />
<br />
KÃ¼Ã§Ã¼k odam, iÃ§inde Ã§ok eÅŸya olmamasÄ±na karÅŸÄ±n, nedense daÄŸÄ±nÄ±k geliyor gÃ¶zÃ¼me. AlgÄ±lamadaki fluluk miyop olmamdan deÄŸil, tatsÄ±z tuzsuz olmamdan kaynaklÄ± biliyorum.<br />
<br />
YaÅŸamlarÄ±nÄ±n baharÄ±nda 35 genÃ§ diyorum, katliam diyorum, Ã¶lÃ¼m diyorum. AklÄ±ma nedense 35 yaÅŸ ÅŸiiri geliyor. Dante geliyor, TarancÄ± geliyor... Anlam veremiyorum... DÃ¼ÅŸÃ¼ncelerimden sÄ±yrÄ±lmak istiyorum.<br />
<br />
Radyo haberleri, yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±m ÅŸehirde fÄ±rtÄ±nalar koptuÄŸunu, Ã§atÄ±larÄ±n uÃ§tuÄŸunu haber veriyor. Ã‡oktandÄ±r birinin karÅŸÄ±sÄ±nda oturup kendisini seyretmesine hasret televizyonumun dÃ¼ÄŸmesine basÄ±yorum. Evlerin Ã¼zerine yÄ±kÄ±lmÄ±ÅŸ koca aÄŸaÃ§ gÃ¶vdeleri, kiremitleri uÃ§tuÄŸu iÃ§in Ã§Ä±plak kalmÄ±ÅŸ Ã§atÄ±lar, otobanlarda devrilmiÅŸ araÃ§lar gÃ¶rÃ¼yorum. Kendime kÄ±zÄ±yorum. FÄ±rtÄ±nalar kopmuÅŸ, ben Ã§ift camlÄ± pencerelerimi sÄ±kÄ± sÄ±kÄ±ya kapatmÄ±ÅŸ, kendimi dÃ¼nyadan koparmÄ±ÅŸÄ±m. Oysa bir kez olsun pencereye gidip baksam, kafamÄ± uzatsam fÄ±rtÄ±naya bizzat ÅŸahit olacakmÄ±ÅŸÄ±m. '<i>Hadi kalk, uyuÅŸukluÄŸundan kurtul</i>' diyorum.<br />
<br />
Haber spikerinin zorunlu olmadÄ±kÃ§a sokaÄŸa Ã§Ä±kÄ±lmamasÄ±, Ã§Ä±kÄ±lsa bile dikkatli olunmasÄ± gerektiÄŸi yÃ¶nÃ¼ndeki uyarÄ±sÄ± bir kulaÄŸÄ±mdan giriyor diÄŸerinden Ã§Ä±kÄ±yor.<br />
<br />
SÄ±k sÄ±k uÄŸradÄ±ÄŸÄ±m kÃ¼Ã§Ã¼k gÃ¶lÃ¼n kÄ±yÄ±sÄ±ndayÄ±m yine. 'Neden herkes gibi kalabalÄ±k yerlere takÄ±lmÄ±yorsun, deÄŸiÅŸik yerler keÅŸfetmiyorsun; yeni insanlar tanÄ±mÄ±yorsun. Belki Ã§abalasan, yalnÄ±zlÄ±ÄŸÄ±nÄ± yenersin' diyor iÃ§imdeki ses. Sus diyorum, sussss... <br />
<br />
Havamda deÄŸilim, anladÄ±m. GeldiÄŸim gibi evin yolunu tutuyorum. Evime yakÄ±n uzun sokaÄŸÄ± arÅŸÄ±nlarken, Ã§atÄ±lara yakÄ±n yÃ¼rÃ¼memeye dikkat ediyorum. N'olur n'olmaz diyorum, bakarsÄ±n kiremitler yaÄŸÄ±verir yukarÄ±dan baÅŸÄ±ma. <br />
<br />
SokaÄŸÄ±n ortasÄ±na vardÄ±ÄŸÄ±mda, kulaklarÄ± saÄŸÄ±r eden bir uÄŸultuyla birlikte fÄ±rtÄ±na kopuyor. Ã‡ok gÃ¼Ã§lÃ¼ bir rÃ¼zgar esiyor Ã¶nce. ArabalarÄ±n arasÄ±na sinersem korunmuÅŸ olurum diyorum. Ancak felaket sandÄ±ÄŸÄ±mdan daha bÃ¼yÃ¼k. Adeta yeri emen, ne bulduysa iÃ§ine alÄ±p yutan hortumu gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼mde, saklanmanÄ±n iyi bir fikir olmadÄ±ÄŸÄ±na karar veriyorum. PustuÄŸum yerden Ã§Ä±karak, geldiÄŸim yÃ¶ne doÄŸru var gÃ¼cÃ¼mle koÅŸuyorum; kÃ¶ÅŸeyi dÃ¶nersem kurtulurum umuduyla. Ancak nafile, dÃ¶ndÃ¼kÃ§e daha da bÃ¼yÃ¼yen hortum beni de iÃ§ine Ã§ekiyor. ArtÄ±k kulaklarÄ±m duymuyor, gÃ¶zlerim gÃ¶rmÃ¼yor. Bir yapraktan farkÄ±m yok ÅŸimdi. Kendi dairemde boÅŸlukta her geÃ§en an biraz daha hÄ±zla dÃ¶ndÃ¼ÄŸÃ¼m hissi, hatÄ±rladÄ±ÄŸÄ±m son ÅŸey oluyor.<br />
<br />
*** <br />
<br />
UyanÄ±r gibi oluyorum; bunu biliyorum ama en kÃ¼Ã§Ã¼k bir ÅŸey hatÄ±rlamÄ±yorum geÃ§miÅŸe ve o ana dair. Kimim, neredeyim? Dakikalar geÃ§iyor, Ã§evreme bakÄ±yorum. DaÄŸlar arasÄ±nda dÃ¼z bir tepe. Ä°nsanlar gÃ¶rÃ¼yorum, genÃ§ erkekler. BulduklarÄ± koca taÅŸlarÄ±n Ã¼zerine oturmuÅŸlar. Hepsi yÃ¼zÃ¼me bakÄ±yor. Sonra yavaÅŸ yavaÅŸ fikir yÃ¼rÃ¼tme yeteneÄŸime yeniden kavuÅŸuyorum. GenÃ§ adamlarÄ±n yÃ¼zleri tanÄ±dÄ±k geliyor nedense. <br />
<br />
Ã‡evrede bidonlar, Ã§uvallar, hayvan leÅŸleri gÃ¶rÃ¼yorum. Bir kÄ±smÄ± parÃ§alanmÄ±ÅŸ... Karlar erimiÅŸ, toprak yanmÄ±ÅŸ. CanlÄ± adÄ±na ne varsa yanmÄ±ÅŸ kÃ¼l olmuÅŸ. Toprakta koca Ã§ukurlar gÃ¶rÃ¼yorum; toprak da parÃ§alanmÄ±ÅŸ. Etrafta ÅŸarapnel parÃ§alarÄ±... Ãœzerinde sarÄ± renkli rakamlarla seri numarasÄ±nÄ±n yazÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kÃ¼Ã§Ã¼k ÅŸarapnel parÃ§asÄ±nÄ± alÄ±p cebime koyuyorum. Ã–temde, sÄ±nÄ±r taÅŸÄ±na benzer bir taÅŸ...<br />
<br />
Az ilerde kuleye benzer yapÄ±lar duruyor. Askeri gÃ¶zetleme kuleleri olmalÄ± diyorum. Evet doÄŸru, ÅŸimdi kulelerde hareket halinde olan silahlÄ± askerleri de seÃ§ebiliyorum. GÃ¶rÃ¼nmemek iÃ§in siniyorum... ArtÄ±k ÅŸÃ¼phe yok: BurasÄ± Uludere.<br />
<br />
GenÃ§ adamlar halen yÃ¼zÃ¼me bakÄ±yor... HayÄ±r olamaz, bu mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil; siz Ã¶ldÃ¼nÃ¼z. Bu nasÄ±l ÅŸey diyorum. Bendeki telaÅŸ ve ÅŸaÅŸkÄ±nlÄ±ÄŸÄ±n zerresi onlarda yok. <br />
<br />
'<i>Åžimdi anladÄ±n mÄ± kim olduÄŸumuzu. Bunlar Ã‡etin'le Bedran. En kÃ¼Ã§Ã¼klerimiz. HenÃ¼z 12 yaÅŸÄ±ndalar. Erkan'la ÅžÄ±wan onlardan bir yaÅŸ bÃ¼yÃ¼k. Bunlar da Mehmet, Bilal, Aslan, Adem... SavaÅŸ, Orhan, FadÄ±l...Mahsum, Cihan, Vedat, Cemal, Serhat ve diÄŸerleri...</i>'<br />
<br />
Sen diyorum peki, sen kimsin? Åžervan diyor, '<i>benim adÄ±m Åžervan.</i>' ArtÄ±k eminim, bir zamandan kopmuÅŸ, bir mekandan Ã§Ä±kmÄ±ÅŸ baÅŸka bir zaman ve mekana girmiÅŸtim. RahatlÄ±yorum nedense. BaÅŸÄ±ma gelecekler artÄ±k umurumda bile deÄŸil. Peki neden ben diyorum, neden beni seÃ§tiniz. <br />
<br />
'<i>TesadÃ¼f deÄŸildi... 35 yaÅŸ ÅŸiirini dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼n anÄ± hatÄ±rlÄ±yor musun. Ä°ÅŸte o an senin doÄŸru kiÅŸi olduÄŸuna karar verdik.</i>' <br />
<br />
Åžervan anlatÄ±yor: '<i>Biliyormusun, en sevdiÄŸim ÅŸiirdi. Hep 35 yaÅŸÄ±mda nasÄ±l bir adam olurum diye merak ederdim. Kader mi desem, yazÄ± mÄ± desem. 35 olamadÄ±m, hiÃ§bir zaman da olamayacaÄŸÄ±m ama 35'in iÃ§indeyim ÅŸimdi.</i>'<br />
<br />
EtrafÄ±ma bakÄ±yorum, bombalarla parÃ§alanmÄ±ÅŸ 35 yÃ¼rek karÅŸÄ±mda duruyor. Rahatlar, gazete manÅŸetlerinde gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼m parÃ§alanmÄ±ÅŸ, yanmÄ±ÅŸ bedenleri ÅŸimdi sapasaÄŸlam. O sÄ±rada, tepemizden geÃ§en helikopterin Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ± Ã¼rkÃ¼tÃ¼cÃ¼ sesi duyuyor ve saklanmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±yorum. Korkma diyor Åžervan, '<i>korkma, onlar artÄ±k bizi gÃ¶remez. Seni de gÃ¶remezler. Onlara gÃ¶re biz Ã¶lÃ¼yÃ¼z</i>.'<br />
<br />
<b>Dante gibi deÄŸil yarÄ± Ã¶mrÃ¼mÃ¼z<br />
35'tir sayÄ±mÄ±z<br />
KalleÅŸ bir gecede vurdular<br />
AkÄ±ttÄ±lar kanÄ±mÄ±z<br />
TerÃ¶rist dediler, ÅŸaki dediler<br />
KÄ±ymeti harbiyesi yok, beÅŸ para etmez canÄ±nÄ±z<br />
Bilmediler oysa; anamÄ±za kuzuyuz, atamÄ±za nazlÄ±yÄ±z<br />
Åžair, meseli sen rast eyle<br />
KÃ¼rdÃ¼z, Ã§ocuÄŸuz, kaÃ§akÃ§Ä±yÄ±z<br />
ÅžakaklarÄ±mÄ±za kar yaÄŸmayacak, aÄŸarmayacak saÃ§Ä±mÄ±z<br />
HiÃ§bir zaman olmayacak aynamÄ±z taraÄŸÄ±mÄ±z<br />
GÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼z son beyaz, kefendeki akÄ±mÄ±z<br />
Resimler sararsa da duracak zamanÄ±mÄ±z<br />
Gizli sevdik, sÃ¶zlÃ¼ydÃ¼ bazÄ±larÄ±mÄ±z<br />
Baba olamayacak, Ã¶ksÃ¼z kalacak sevdamÄ±z<br />
Bir andÄ±:<br />
GÃ¶kyÃ¼zÃ¼ kÄ±zÄ±la boyandÄ± sÄ±Ã§rayÄ±nca kanÄ±mÄ±z<br />
Aleviyle eridik, ateÅŸlerde yandÄ± canÄ±mÄ±z<br />
KuÅŸlar deÄŸil, demir canavarlardÄ± uÃ§anÄ±mÄ±z<br />
Neylersin Ã¶lÃ¼m herkesin baÅŸÄ±nda<br />
Lakin namert olmayaydÄ± dÃ¼ÅŸmanÄ±mÄ±z<br />
MahÅŸerden Ã§Ä±ktÄ±k, dost meclisi ÅŸimdi mekanÄ±mÄ±z<br />
Hepsi kardeÅŸ-bacÄ±, can yoldaÅŸÄ±mÄ±z<br />
Åžair, dÃ¶rt cihana duyur ÅŸu  andÄ±mÄ±z<br />
Biline ki; artÄ±k direniÅŸtir adÄ±mÄ±z.<br />
</b><br />
'<i>ArtÄ±k direniÅŸtir adÄ±mÄ±z, artÄ±k direniÅŸtir adÄ±mÄ±z...</i>' Ses adeta binlerin aÄŸzÄ±nda Ã§Ä±kÄ±yor ÅŸimdi. YÃ¼kseliyor, yÃ¼kseliyor... Bir an kulaklarÄ±m patlayacak, beynim parÃ§alanacak sanÄ±yorum. Åžervan, Bedran, ÅžÄ±wan, Cihan... YavaÅŸ yavaÅŸ yok oluyorlar. GÃ¶rÃ¼nmez... Ellerimle kulaklarÄ±mÄ± kapatÄ±yorum. BaÅŸÄ±mda dayanÄ±lmaz aÄŸrÄ±lar, kendimden geÃ§iyorum.<br />
<br />
*** <br />
<br />
Temiz ve aydÄ±nlÄ±k bir hastane odasÄ±nda, sÄ±cak bir yatakta aÃ§Ä±yorum gÃ¶zlerimi. BaÅŸÄ±mda bekleyen sarÄ±ÅŸÄ±n hemÅŸire seviniyor. DÃ¼n gece hastaneye getirildiÄŸimi, baygÄ±n durumda olduÄŸumu anlatmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor. Dinlemiyorum bile. Pantolonumu ver diyorum. ÅžaÅŸÄ±rÄ±yor. Elimi cebime atÄ±yorum ve avucumda ÅŸimdi Ã¼zerinde sarÄ± renkli rakamlarÄ±n olduÄŸu ÅŸarapnel parÃ§asÄ±. GÃ¼lÃ¼msÃ¼yorum; sarÄ±lamadÄ±ÄŸÄ±ma, hatÄ±rÄ±mÄ± alamadÄ±ÄŸÄ±ma hayÄ±flanÄ±yorum. '<i>Beyefendi, dÃ¼n gece size ne olduÄŸunu hatÄ±rlÄ±yor musunuz?</i>' SÃ¶ylesem de anlamayacak, inanmayacak. Biliyorum, nasÄ±l olsa hiÃ§ kimse inanmayacak. Mutluyum. Sadece, fÄ±rtÄ±nanÄ±n uÃ§urduÄŸu kiremit kafama dÃ¼ÅŸtÃ¼ diyorum.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_844.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_844.html</guid>
  <dc:subject>Dante buna ne derdi?</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>2011'den sonra dÃ¼nya solu</title>
  <description>ÅžÃ¶yle ya da bÃ¶yle, en dardan en geniÅŸ anlamÄ±na kadar 2011 dÃ¼nya solu iÃ§in gÃ¼zel geÃ§ti.

Bunun temel nedeni dÃ¼nyanÄ±n Ã§oÄŸunun kÃ¶tÃ¼ etkilendiÄŸi ekonomik koÅŸullar oldu. 2011'de iÅŸsizlik arttÄ± ve artmaya da devam ediyor. BirÃ§ok devlet yÃ¼ksek borÃ§ seviyeleriyle ve azalan gelirleriyle yÃ¼zleÅŸtiler. Buna bulduklarÄ± Ã§Ã¶zÃ¼m ise bir yandan hem bankalarÄ± korumak hem de halka kemer sÄ±kma politikalarÄ±nÄ± empoze etmek. 

BÃ¼tÃ¼n...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
ÅžÃ¶yle ya da bÃ¶yle, en dardan en geniÅŸ anlamÄ±na kadar 2011 dÃ¼nya solu iÃ§in gÃ¼zel geÃ§ti.<br />
<br />
Bunun temel nedeni dÃ¼nyanÄ±n Ã§oÄŸunun kÃ¶tÃ¼ etkilendiÄŸi ekonomik koÅŸullar oldu. 2011'de iÅŸsizlik arttÄ± ve artmaya da devam ediyor. BirÃ§ok devlet yÃ¼ksek borÃ§ seviyeleriyle ve azalan gelirleriyle yÃ¼zleÅŸtiler. Buna bulduklarÄ± Ã§Ã¶zÃ¼m ise bir yandan hem bankalarÄ± korumak hem de halka kemer sÄ±kma politikalarÄ±nÄ± empoze etmek. <br />
<br />
BÃ¼tÃ¼n bunlar % 99 ile Wall Street'i Ä°ÅŸgal Et hareketinin kÃ¼resel isyanÄ±nÄ±n ortaya Ã§Ä±kmasÄ± sonucunu doÄŸurdu. Bu isyan, zenginliÄŸin eÅŸitsiz paylaÅŸÄ±mÄ±, yozlaÅŸmÄ±ÅŸ hÃ¼kÃ¼metler ve aslÄ±nda hÃ¼kÃ¼metlerin Ã§ok partili rejimlerinin demokratik olmayan doÄŸalarÄ±na karÅŸÄ±ydÄ±. <br />
<br />
Sadece Wall Street hareketi iÃ§in deÄŸil, Arap BaharÄ± ya da Ä°spanya'daki Ingidnados (Ã–fkeliler) hareketi iÃ§in de arzulanan ÅŸeyler aynÄ±ydÄ±. Bu onlar iÃ§in neo-liberalizmin ideolojik mantralarÄ± olan eÅŸitsizlik, adaletsizlik ve dekolonizasyon sÃ¶ylemlerini dÄ±ÅŸlayan bir dÃ¼nyayÄ± deÄŸiÅŸtirme iÅŸiydi. SÄ±radan insanlar artÄ±k sistemi garanti altÄ±na almÄ±yorlardÄ±; uzun zaman sonra ilk kez yaÅŸadÄ±klarÄ± sistemin doÄŸasÄ±nÄ± tartÄ±ÅŸÄ±yorlardÄ±. <br />
<br />
Åžimdi dÃ¼nya solu asÄ±l iÃ§in soru, bu hareketlerin nasÄ±l ilerletileceÄŸi ve baÅŸlangÄ±Ã§taki sÃ¶ylemlerin nasÄ±l baÅŸarÄ±lÄ± bir ÅŸekilde siyasal dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼me uÄŸratÄ±labileceÄŸidir. Sorun ortaya basit bir ÅŸekilde konabilir. Sadece ekonomik terimlerle ifade etmeye kalkarsak, kÃ¼Ã§Ã¼k bir grupla (% 1) bÃ¼yÃ¼k bir grup (% 99) arasÄ±nda gittikÃ§e bÃ¼yÃ¼yen bir uÃ§urum var. Elbette bu bir siyasi bÃ¶lÃ¼nmenin bulunduÄŸunu gÃ¶stermez. DÃ¼nya Ã§apÄ±nda saÄŸ-merkezin gÃ¼cÃ¼ halen nÃ¼fusun yarÄ±sÄ± kadarÄ±nÄ± yÃ¶netiyor ya da bu kiÅŸiler en azÄ±ndan siyasete katÄ±lÄ±yorlar. <br />
<br />
Bu yÃ¼zden dÃ¼nyayÄ± dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rmek iÃ§in dÃ¼nya solunun -henÃ¼z gerÃ§ekleÅŸmese de- siyasi birliÄŸine ihtiyaÃ§ var. AslÄ±nda hem uzun vadeli hem de kÄ±sa vadeli taktikler arasÄ±nda derin anlaÅŸmazlÄ±klar sÃ¶z konusu. Elbette bu anlaÅŸmazlÄ±klar tartÄ±ÅŸÄ±lmÄ±yor deÄŸildir. Aksine bu konular hararetle tartÄ±ÅŸÄ±lÄ±yor ve bÃ¶lÃ¼nmenin Ã¼stesinden gelmek iÃ§in kÃ¼Ã§Ã¼k de olsa ilerlemeler kaydediliyor. <br />
<br />
Soldaki bu bÃ¶lÃ¼nmeler yeni deÄŸil. Tabii bu, sorunun Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼nÃ¼ kolaylaÅŸtÄ±rmÄ±yor. Burada baÅŸlÄ±ca iki tartÄ±ÅŸma var. Ä°lki seÃ§imlerle ilgili. Ä°kincisi yok, Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼sÃ¼ ise seÃ§imlerle ilgili pozisyonlarla ilgili. SeÃ§imlerden bÃ¼yÃ¼k derecede ÅŸÃ¼phe eden bir grup var ki sadece politik aÃ§Ä±dan etkisizliÄŸini deÄŸil aynÄ± zamanda dÃ¼nya sisteminin varlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n meÅŸruluÄŸunu pekiÅŸtirdiÄŸini de tartÄ±ÅŸÄ±yorlar. <br />
<br />
DiÄŸerleri de seÃ§im sÃ¼recinde yer almanÄ±n Ã¶nemli olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yor. Ama bu grup da ikiye bÃ¶lÃ¼nmÃ¼ÅŸ durumda. Bir tarafta pragmatik olma iddiasÄ±nda olanlar vardÄ±r. Bu kiÅŸiler dÃ¼zgÃ¼n Ã§alÄ±ÅŸan Ã§ok partili bir seÃ§im sisteminde ya da de facto olarak parlamenter alternansa izin verilmediÄŸinde bÃ¼yÃ¼k bir merkez sol partisi iÃ§inde Ã§alÄ±ÅŸmak istiyorlar. <br />
<br />
Ve tabii ki bu ehven-i ÅŸer adÄ± verilen seÃ§im politikasÄ±nÄ± kÄ±nayanlar da var. SeÃ§im politikasÄ±nÄ± kÄ±nayanlar alternatif partilerle "samimi" sol partilere verilen oy desteÄŸi arasÄ±nda anlamlÄ± bir fark olduÄŸu konusunda Ä±srar ediyorlar. <br />
<br />
Hepimiz bu tartÄ±ÅŸmaya aÅŸinayÄ±z ve konu hakkÄ±nda Ã§okÃ§a argÃ¼man duyduk. Ancak, en azÄ±ndan benim iÃ§in aÃ§Ä±k bir ÅŸey bu: eÄŸer bu sÃ¶zÃ¼nÃ¼ ettiÄŸimiz Ã¼Ã§ grup, seÃ§im taktikleri iÃ§in bir araya gelmiyorsa, dÃ¼nya solunun kÄ±sa ve uzun vadede siyasete hÃ¢kim olma ÅŸansÄ± pek yok gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor. <br />
<br />
Ben bir tÃ¼r uzlaÅŸma olduÄŸuna inanÄ±yorum. O da kÄ±sa vadeli taktiklerle uzun vadeli stratejiler arasÄ±nda bir ayrÄ±m yapmaktan geÃ§iyor. Devlet gÃ¼cÃ¼nÃ¼n Ã¶nemsiz olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nenlere tamamen katÄ±lÄ±yorum ve bÃ¶ylesi bir durum dÃ¼nya sisteminin dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼m ihtimalini tehlikeye atar. Bir dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼m stratejisi olarak, bu defalarca denendi ve her seferinde de baÅŸarÄ±lÄ± olmadÄ±. <br />
<br />
Bundan, kÄ±sa vadede seÃ§imlere katÄ±lmanÄ±n zaman kaybÄ± olacaÄŸÄ± sonucu Ã§Ä±kmaz. AslÄ±nda % 99'un bÃ¼yÃ¼k bir kÄ±smÄ± kÄ±sa vadede sÃ¼rekli acÄ± Ã§ekiyor. Bu kÄ±sa vadedeki acÄ± Ã§ekme hali onlarÄ±n temel kaygÄ±sÄ±. Onlar hayatta kalmak iÃ§in Ã§alÄ±ÅŸÄ±yorlar, hayatta kalmak iÃ§in ve akrabalarÄ±na ve arkadaÅŸlarÄ±na yardÄ±m etmek iÃ§in. EÄŸer toplumsal dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼n potansiyel ajanlarÄ± olarak hÃ¼kÃ¼meti gÃ¶rÃ¼yorsak, -ancak onlarÄ±n acil politika kararlarÄ± ile kÄ±sa vadeli acÄ± etkileyebilir yapÄ±lar olarak, dÃ¼nya solu onlarÄ± acÄ±larÄ±nÄ± azaltacak kararlar almak zorunda bÄ±rakacaklardÄ±r. <br />
<br />
AcÄ±yÄ± azaltmak iÃ§in Ã§alÄ±ÅŸmak seÃ§men katÄ±lÄ±mÄ± gerektirir. Peki, ehven-i ÅŸer savunucularÄ±yla samimi sol partileri destekleyenler arasÄ±ndaki tartÄ±ÅŸma ne? <br />
<br />
Bu, Ã¼lkenin bÃ¼yÃ¼klÃ¼ÄŸÃ¼, resmi siyasi yapÄ±sÄ±, demografik, jeopolitik konumu ve siyasi tarih gibi birÃ§ok faktÃ¶re baÄŸlÄ± yerelliklerin kararÄ± olur. Bunun basmakalÄ±p bir cevabÄ± yoktur, olamaz da. 2012'nin cevabÄ± da ister istemez 2014 ya da 2016 iÃ§in geÃ§erli olmayacaktÄ±r. Bu, en azÄ±ndan benim iÃ§in, her Ã¼lkede, bir ilke tartÄ±ÅŸmasÄ±ndan ziyade bir taktiksel durumdur. <br />
<br />
DÃ¼nya solundaki ikinci temel tartÄ±ÅŸma ise "kalkÄ±nmacÄ±lÄ±k" adÄ±nÄ± verdiÄŸimiz kavram ile medeniyet deÄŸiÅŸikliÄŸi arasÄ±ndaki Ã¶ncelik arasÄ±ndadÄ±r. BÃ¶ylesi bir tartÄ±ÅŸmayÄ± dÃ¼nyanÄ±n birÃ§ok yerinde izleyebiliriz. <br />
<br />
Bunlardan birini Latin Amerika'daki sol hÃ¼kÃ¼metler ve "Ã¶fkeli" yerli halk hareketleri arasÄ±nda devam eden ve oldukÃ§a gergin geÃ§en tartÄ±ÅŸmalarda gÃ¶rÃ¼rÃ¼z. Ã–rneÄŸin, Bolivya'da, Ekvador'da, VenezÃ¼ella'da. Bu tartÄ±ÅŸmalardan bir baÅŸkasÄ±nÄ± da Kuzey Amerika ve Avrupa'da Ã§evreciler / YeÅŸiller ile tutucu ve mevcut istihdamÄ± artÄ±rmaya Ã¶ncelik veren sendikalar arasÄ±nda gÃ¶rÃ¼rÃ¼z. <br />
<br />
Bir taraftan ekonomik bÃ¼yÃ¼me olmaksÄ±zÄ±n kalkÄ±nma olmayacaÄŸÄ±nÄ± sÃ¶yleyen sol hÃ¼kÃ¼metler ya da sendikalar tarafÄ±ndan ileri sÃ¼rÃ¼len kalkÄ±nmacÄ± seÃ§enek, gÃ¼nÃ¼mÃ¼z dÃ¼nyasÄ±nÄ±n ekonomik dengesizliklerini dÃ¼zeltmek iÃ§in bir yol bÄ±rakmÄ±yor, her ne kadar sÃ¼rekli olarak Ã¼lkeler iÃ§i ya da Ã¼lkeler arasÄ± kutuplaÅŸmalardan sÃ¶z etsek de. Bu grup en azÄ±ndan nesnel ve muhtemelen Ã¶znel bir ÅŸekilde saÄŸcÄ± gÃ¼Ã§lerin Ã§Ä±karlarÄ±nÄ± destekleyen rakiplerini suÃ§luyor. <br />
<br />
KalkÄ±nmacÄ± gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼n karÅŸÄ±sÄ±nda duran seÃ§eneÄŸi savunanlar ekonomik bÃ¼yÃ¼me iÃ§in Ã¶ncelikli konsantrasyonun iki gerekÃ§eyle yanlÄ±ÅŸ olduÄŸunu sÃ¶ylÃ¼yorlar. Bu sadece kapitalist sistemin en kÃ¶tÃ¼ Ã¶zelliklerini devam ettiren bir politika. Bu politika, ekolojik ve sosyal olarak onarÄ±lamaz zararlara sebep oluyor. <br />
<br />
Bu bÃ¶lÃ¼nme eÄŸer mÃ¼mkÃ¼nse, seÃ§men katÄ±lÄ±mÄ± konusunda daha da fazla ateÅŸlidir. Bunu Ã§Ã¶zmek iÃ§inse tek yol bÃ¶yle bir durumda tavizler talep etmek. EÄŸer mÃ¼mkÃ¼nse, her iki grup da iyi niyetle birbirlerinin sol kimliklerini tanÄ±malÄ±lar. Ancak bu kolay olmayacak. <br />
<br />
Gelecek beÅŸ on yÄ±lda soldaki bu bÃ¶lÃ¼nmeler aÅŸÄ±labilir mi? Bundan emin deÄŸiliz. Ancak bu bÃ¶lÃ¼nmeler aÅŸÄ±lamazsa kapitalist sistemin Ã§Ã¶kmesi kesin olsa da Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki 20-40 yÄ±l iÃ§inde dÃ¼nya solunun buna alternatif getirebileceÄŸine -savaÅŸtan galip Ã§Ä±kacaÄŸÄ±na- inanmÄ±yorum.  <br />
<br />
Kaynak: iwallerstein.com / bianet<br />
<br />
Ã‡eviri: Can SemercioÄŸlu
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_843.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_843.html</guid>
  <dc:subject>2011'den sonra dÃ¼nya solu</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>ObÃ¼s topuyla 'teslim ol' Ã§aÄŸrÄ±sÄ± Kazan bombasÄ±yla 'yakalama'</title>
  <description>TÃ¼rkiye kamuoyu BaÅŸbakan'Ä±n dÃ¼nkÃ¼ konuÅŸmasÄ±nÄ± dinledi. HastalÄ±ktan sonra BaÅŸbakan, artÄ±k kontrolÃ¼ kaybetmiÅŸ. AÄŸzÄ±ndan Ã§Ä±kanÄ± kulaÄŸÄ± duymuyor. "Ä°nsan mÃ¼sveddeleri" diyor, aÄŸzÄ±ndan kÃ¶pÃ¼kler saÃ§Ä±lÄ±yor, isim vermeden BDP EÅŸbaÅŸkanÄ±na "densiz" diye saldÄ±rÄ±yor, "ipini koparmÄ±ÅŸ" haykÄ±rÄ±yor: "silahlÄ± efendileriniz, ipinizi gevÅŸetmediÄŸi sÃ¼rece tuvalete bile gidemezsiniz" Sonra hÄ±zÄ±nÄ± alamÄ±yor; "Molotof kokteyli...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
TÃ¼rkiye kamuoyu BaÅŸbakan'Ä±n dÃ¼nkÃ¼ konuÅŸmasÄ±nÄ± dinledi. HastalÄ±ktan sonra BaÅŸbakan, artÄ±k kontrolÃ¼ kaybetmiÅŸ. AÄŸzÄ±ndan Ã§Ä±kanÄ± kulaÄŸÄ± duymuyor. "Ä°nsan mÃ¼sveddeleri" diyor, aÄŸzÄ±ndan kÃ¶pÃ¼kler saÃ§Ä±lÄ±yor, isim vermeden BDP EÅŸbaÅŸkanÄ±na "densiz" diye saldÄ±rÄ±yor, "ipini koparmÄ±ÅŸ" haykÄ±rÄ±yor: "silahlÄ± efendileriniz, ipinizi gevÅŸetmediÄŸi sÃ¼rece tuvalete bile gidemezsiniz" Sonra hÄ±zÄ±nÄ± alamÄ±yor; "Molotof kokteylini de silah sayan kanun Ã§Ä±karacaÄŸÄ±z" diyor. Molotof ne ki? Resim, ÅŸiir, mÃ¼zik, gÃ¼nlÃ¼k makale ve kitap Ã§oktan beri silah ve bomba sayÄ±lmakta...<br />
<br />
Ve BaÅŸbakan Ã¶fkeden titreyerek, daha dÃ¼ne kadar kendisine "Ergenekon cihadÄ±nda" Ã§uvalla belge taÅŸÄ±yan "taÅŸeron" gazeteciyle dÃ¼nyanÄ±n Ã¶nÃ¼nde aÄŸÄ±z kavgasÄ±na giriyor; gazeteci buna "ben KasÄ±mpaÅŸalÄ±dan korkmam" diyor, o gazeteciye "KasÄ±mpaÅŸalÄ± olmaktan gurur duyarÄ±m" diye yanÄ±t veriyor ve birden karÅŸÄ±sÄ±nda bir gazetenin "taÅŸeron" muhabiri olduÄŸunu unutuyor, onu kendisiyle yarÄ±ÅŸan bir parti lideri sanÄ±yor ve ÅŸÃ¶yle rest Ã§ekiyor: "Bu Ã¼lke bize yÃ¼zde 50 oy vermiÅŸse, sen gocun. Kendinizi check edin."<br />
<br />
Belli ki BaÅŸbakan'Ä±n beyni bulandÄ± ve bu da hÃ¼kÃ¼mete olduÄŸu gibi yansÄ±dÄ±. ArÄ±nÃ§ da BaÅŸbakan gibi garip ÅŸeyler sÃ¶yledi.<br />
<br />
Ama Ã¶nce geÃ§en gÃ¼n gazetemizde yayÄ±nlanan "Topyekun savaÅŸÄ±n yeni aÅŸamasÄ±: Kitlesel ekonomik terÃ¶r" baÅŸlÄ±klÄ± yazÄ±dan bir aktarma:<br />
<br />
"AltÄ±nÄ± Ã§izelim: "AsayiÅŸ" sorunu sÃ¶z konusu olduÄŸu zaman suÃ§luya (ister terÃ¶rist, ister kaÃ§akÃ§Ä±, ister katil, ister hÄ±rsÄ±z olsun) obÃ¼s ve havan topu kullanÄ±lmaz. UÃ§ak hiÃ§ kullanÄ±lmaz. Ã‡Ã¼nkÃ¼ bu silahlar, "suÃ§lu olduÄŸundan ÅŸÃ¼phelenilenin" hÃ¼kÃ¼m giymeden Ã¶nce "masum" olduÄŸu ilkesine uymaz. Bu silahlarÄ±n tehdidiyle "suÃ§lu" yakalanamaz, yargÄ± Ã¶nÃ¼ne Ã§Ä±karÄ±lamaz, "suÃ§luya" teslim ol Ã§aÄŸrÄ±sÄ± yapÄ±lamaz. Bu silahlarÄ± kullanmak bu durumda "yargÄ±sÄ±z infaz" olur. SuÃ§tur."<br />
<br />
Åžimdi de, BaÅŸbakan YardÄ±mcÄ±sÄ± ve HÃ¼kÃ¼met SÃ¶zcÃ¼sÃ¼ BÃ¼lent ArÄ±nÃ§'Ä±n geÃ§tiÄŸimiz gece yaptÄ±ÄŸÄ± aÃ§Ä±klamayÄ± okuyalÄ±m: "4 saate yaklaÅŸan bir gÃ¶rÃ¼ntÃ¼nÃ¼n varlÄ±ÄŸÄ± daha Ã¶nce sÃ¶ylenmiÅŸti. Harekat konusunda talimat verilmiÅŸ. CanlÄ±ya karÅŸÄ± Ã¶ncelikle teslim olmasÄ±, mukavemet karÅŸÄ±sÄ±nda etkisiz hale getirilmesi durumu var. Ä°ÅŸaret fiÅŸekleri ve top atÄ±ÅŸlarÄ±na raÄŸmen grubun hareketi neticesinde bombalama yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r". (ANF)<br />
<br />
Ä°ÅŸte bÃ¶yle...<br />
<br />
HÃ¼kÃ¼met, hem yÃ¼rÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼ harekatÄ±n "savaÅŸ" olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± , hem de bombardÄ±manÄ± meÅŸru gÃ¶stermek iÃ§in, iÅŸte bÃ¶yle kendini "savundu".<br />
<br />
"Teslim ol" Ã§aÄŸrÄ±sÄ± yapmÄ±ÅŸmÄ±ÅŸ...<br />
<br />
NasÄ±l yaptÄ±n?<br />
<br />
"Ä°ÅŸaret fiÅŸekleri ve top atÄ±ÅŸlarÄ±yla yaptÄ±k..."<br />
<br />
Siz "iÅŸaret fiÅŸekleri ve top atÄ±ÅŸlarÄ±yla", "teslim ol" Ã§aÄŸrÄ±sÄ± yapÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± duydunuz mu?<br />
<br />
DuymadÄ±nÄ±z. Ã‡Ã¼nkÃ¼ bÃ¶yle "teslim ol" Ã§aÄŸrÄ±sÄ± yok. Ä°ÅŸaret fiÅŸeÄŸinden 12 yaÅŸÄ±ndaki Ã§ocuk, katÄ±r sÄ±rtÄ±ndaki "kaÃ§akÃ§Ä±" ne anlar? Ãœstelik bu "iÅŸaret fiÅŸeÄŸi", "kaÃ§akÃ§Ä±yla" ya da "gerillayla" "haberleÅŸme" aracÄ± deÄŸil. Ordu birliklerinin birbirleriyle haberleÅŸme aracÄ±... Top atÄ±ÅŸÄ±nÄ±n "teslim ol" anlamÄ±na geldiÄŸine ise, bÃ¼tÃ¼n "TopÃ§u sÄ±nÄ±fÄ± subaylarÄ±" ÅŸeyleriyle gÃ¼lerler... Hatta mahfelde rakÄ± iÃ§erlerken, "bizim Molla ArÄ±nÃ§, top denince Ramazan topu sanÄ±yor her halde" filan diyerek dalga geÃ§erler...<br />
<br />
"SavaÅŸ deÄŸil asayiÅŸ" teorisi iÅŸte bu zÄ±rvayla savunuldu.<br />
<br />
Sonra?<br />
<br />
Sonra da, 35 kiÅŸinin Ã¶lÃ¼mÃ¼ ÅŸÃ¶yle "meÅŸrulaÅŸtÄ±rÄ±ldÄ±": "Ä°ÅŸaret fiÅŸekleri ve top atÄ±ÅŸlarÄ±na raÄŸmen grubun hareketi neticesinde bombalama yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r"...<br />
<br />
Yani demek istiyor ki, "biz savaÅŸ yÃ¶ntemi olarak hareket halinde olan her canlÄ±yÄ± yÃ¼ksek teknikli ve yÄ±kÄ±cÄ± gÃ¼Ã§te silahlarla yok etmiyoruz, iÅŸaret fiÅŸeÄŸi ve top atÄ±ÅŸlarÄ±yla 'teslim ol' Ã§aÄŸrÄ±sÄ± yapÄ±yoruz; ama canlÄ± hareket edince bombalÄ±yoruz"...<br />
<br />
SuÃ§un itirafÄ±dÄ±r bu...<br />
<br />
Bu olay artÄ±k yaÅŸananÄ±n bir "savaÅŸ" olduÄŸunu inkar etmeyi imkansÄ±z hale getirmiÅŸtir. Ortada topyekun bir savaÅŸ var ve HÃ¼kÃ¼met kuvvetleri, MÄ°T raporunun da belirttiÄŸi gibi, "PKK'ye patlayÄ±cÄ±, mÃ¼himmat ve malzeme getiriyorlar" bahanesiyle, "dÃ¼ÅŸmanÄ±n cephe gerisindeki sivil halka gÃ¶z daÄŸÄ± vermek ve onu ekonomik olarak Ã§Ã¶kertmek iÃ§in" "kaÃ§akÃ§Ä±lara" karÅŸÄ± katliam yapmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Ve ÅŸimdi bu katliamÄ±, "biz iÅŸaret fiÅŸeÄŸi ve obÃ¼s toplarÄ±yla teslim ol dedik, olmadÄ±lar, bombaladÄ±k" diyerek savunuyor.<br />
<br />
"AraÅŸtÄ±rmacÄ± gazeteciler", hÃ¼kÃ¼meti aklama telaÅŸÄ±yla ne yapacaklarÄ±nÄ± ÅŸaÅŸÄ±rdÄ±lar. DÃ¼rÃ¼st bir gazeteci, "PKK'nin lojistik desteklerini yok etme" programÄ±nÄ±n aslÄ±nÄ± faslÄ±nÄ± araÅŸtÄ±rÄ±r. KÃ¼rt orta ve kÃ¼Ã§Ã¼k sermayesine saldÄ±rmak amacÄ±yla hazÄ±rlanan yasanÄ±n muhtemel sonuÃ§larÄ±nÄ± inceler. Bu programÄ±n iÃ§inde, Baransu tarafÄ±ndan aÃ§Ä±klanan MÄ°T raporunda sÃ¶ylendiÄŸi gibi, "PKK'ye metropollerde mÃ¼himmat, patlayÄ±cÄ± ve malzemenin kaÃ§akÃ§Ä±lar vasÄ±tasÄ±yla saÄŸlandÄ±ÄŸÄ±" bahanesiyle "dÃ¼ÅŸman sayÄ±lan" Botan halkÄ±nÄ± ekonomik bakÄ±mdan Ã§Ã¶kertme, bÃ¶ylece sÄ±nÄ±r boylarÄ±nÄ± boÅŸaltma planÄ± var mÄ± yok mu, ortaya Ã§Ä±karÄ±r...<br />
<br />
Ã‡Ã¼nkÃ¼ durum asÄ±l ÅŸimdi tehlikeli hale geldi; BaÅŸbakan da hÃ¼kÃ¼met de hasta, AKP halÃ¼sÃ¼nasyon gÃ¶rÃ¼yor; molotofu silah, Baransu'yu "ana muhalefet partisi" lideri, TopÃ§u bataryasÄ±na "ateÅŸ" emri veren iÅŸaret fiÅŸeÄŸini ve ardÄ±ndan obÃ¼s bombardÄ±manÄ±nÄ± "teslim ol Ã§aÄŸrÄ±sÄ±" sanÄ±yor; 12 yaÅŸÄ±ndaki "ÅžahanlarÄ±" bir tonluk kazan bombalarÄ±yla yok ediyor ve bunu protesto eden KÃ¼rtleri de "insan mÃ¼sveddesi" diyerek buruÅŸturup, yok etmeye hazÄ±rlanÄ±yor...
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_842.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_842.html</guid>
  <dc:subject>ObÃ¼s topuyla 'teslim ol' Ã§aÄŸrÄ±sÄ± Kazan bombasÄ±yla 'yakalama'</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Genelkurmay'Ä±n yalanlarÄ± ve gerÃ§ekler </title>
  <description>Tayyip ErdoÄŸan ve ekibinin yere gÃ¶ÄŸe sÄ±ÄŸdÄ±ramadÄ±ÄŸÄ± TÃ¼rk ordusuna baÄŸlÄ± savaÅŸ uÃ§aklarÄ± katliam gerÃ§ekleÅŸtirdi. Daha Ã¶nceden tepsi edilen ve sivil olduklarÄ± bilenen hedef F16 savaÅŸ uÃ§aklarÄ±yla vuruldu. 36 sivil KÃ¼rt katledildi. 

KatliamÄ± kamuoyu ve dÃ¼nya ROJ TV ve ANF aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla Ã¶ÄŸrendi. TÃ¼rk basÄ±nÄ±, TÃ¼rk haber kanallarÄ± saatlerce sustu. KatliamÄ± gÃ¶rmedi. HÃ¼kÃ¼metin emir eri gibi davrandÄ±. 

TÃ¼rk basÄ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Tayyip ErdoÄŸan ve ekibinin yere gÃ¶ÄŸe sÄ±ÄŸdÄ±ramadÄ±ÄŸÄ± TÃ¼rk ordusuna baÄŸlÄ± savaÅŸ uÃ§aklarÄ± katliam gerÃ§ekleÅŸtirdi. Daha Ã¶nceden tepsi edilen ve sivil olduklarÄ± bilenen hedef F16 savaÅŸ uÃ§aklarÄ±yla vuruldu. 36 sivil KÃ¼rt katledildi. <br />
<br />
KatliamÄ± kamuoyu ve dÃ¼nya ROJ TV ve ANF aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla Ã¶ÄŸrendi. TÃ¼rk basÄ±nÄ±, TÃ¼rk haber kanallarÄ± saatlerce sustu. KatliamÄ± gÃ¶rmedi. HÃ¼kÃ¼metin emir eri gibi davrandÄ±. <br />
<br />
TÃ¼rk basÄ±nÄ± katliamÄ± 9 saat susarak gÃ¶rmedi, ancak TÃ¼rk genelkurmay baÅŸkanlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n katliamÄ± dolaylÄ± Ã¼stlenen ve aynÄ± zamanda kelime oyunlarÄ±yla, yalan bir takÄ±m iddialarla perdelemeye Ã§alÄ±ÅŸan aÃ§Ä±klamasÄ±nÄ± anÄ±nda gÃ¶rdÃ¼. BÃ¼yÃ¼k bir utanmazlÄ±k Ã¶rneÄŸi sergileyerek, katliamÄ± perdeleme iÅŸine baÅŸladÄ±. <br />
<br />
Ancak TÃ¼rk basÄ±nÄ± da TÃ¼rk genelkurmayÄ±nÄ±n yalanlarla dolu aÃ§Ä±klamasÄ±nÄ± Ã§uvala sÄ±ÄŸdÄ±rmadÄ±. Ã‡Ã¼nkÃ¼ ErdoÄŸan'Ä±n bir numaralÄ± 'adamlarÄ±ndan' ve kamuoyunda 'KimyacÄ± ' olarak Ã¼n salan Necdet Ã–zel'in baÅŸÄ±nda bulunduÄŸu genelkurmay yaptÄ±ÄŸÄ± aÃ§kÄ±lamayla katliamÄ± gizleme telaÅŸÄ± iÃ§inde yakayÄ± ele verdi. YaptÄ±ÄŸÄ± 8 maddelik aÃ§Ä±klamada gerÃ§ekleri gizlemek iÃ§in battÄ±kÃ§a battÄ±. Yalan Ã¼stÃ¼ne yalan att. <br />
<br />
Ä°ÅŸte TÃ¼rk genel kurmayÄ±nÄ±n Robiski'de 36 KÃ¼rdÃ¼n Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ katliamÄ± gizlemek iÃ§in attÄ±ÄŸÄ± yalanlar ve gerÃ§ekler..<br />
<br />
<b>Yalan 1</b><br />
<br />
"TÃ¼rk SilahlÄ± Kuvvetlerinin sÄ±nÄ±r Ã¶tesi harekatÄ±, TBMM tarafÄ±ndan 17 Ekim 2007 tarihinde kendisine verilen ve birer yÄ±llÄ±k sÃ¼relerle yenilenen yetki gereÄŸi sÃ¼rdÃ¼rÃ¼lmektedir."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek </b><br />
<br />
TÃ¼rk ordusu 1983 yÄ±lÄ±ndan beri GÃ¼ney KÃ¼rdistan'a yÃ¶nelik askeri operasyonlar dÃ¼zenliyor. Bu gÃ¼ne kadar yaklaÅŸÄ±k olarak 30 yakÄ±n ve zaman zaman 50 bin kiÅŸilik orduyla bu operasyonlar yaptÄ±.1Ekim 2007'den beride TBMM verdiÄŸi tezkereyle deÄŸil, Irak'Ä±n hava sahasÄ±ndan sorumlu ABD'nin tanÄ±dÄ±ÄŸÄ± izin ile hava saldÄ±rÄ±larÄ± yapmaktadÄ±r. TBMM'de AKP'nin Ã¼Ã§ kezdir uzattÄ±ÄŸÄ± tezkere ise soykÄ±rÄ±ma 'uluslar arasÄ± hukukta' dayanak bulmak iÃ§indir. <br />
<br />
<b>Yalan 2</b><br />
<br />
"TerÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ elebaÅŸÄ±larÄ±nÄ±n son dÃ¶nemde verdikleri kayÄ±plar iÃ§in gruplara misilleme talimatÄ± verdikleri ve bu doÄŸrultuda Ã¶zellikle sÄ±nÄ±r Ã¶tesinde Sinat-Haftanin'e takviye maksadÄ±yla Ã§ok sayÄ±da terÃ¶rist gÃ¶nderildiÄŸi bilgisi alÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek</b><br />
<br />
KatliamÄ± gizlemek iÃ§in uydurulmuÅŸ sÄ±radan, beÅŸ para deÄŸeri olmayan bir yalandÄ±r. KaldÄ± ki katliamÄ±n gerÃ§ekleÅŸtiÄŸi alan sÄ±nÄ±rÄ±n TÃ¼rkiye kesimindedir. Haftanin ise sÄ±nÄ±rÄ±ndan yaklaÅŸÄ±k 10 kilometre iÃ§tedir. <br />
<br />
<b>Yalan 3</b><br />
<br />
"Ã‡eÅŸitli kaynaklardan alÄ±nan istihbarat ve yapÄ±lan teknik analizler sonucunda, iÃ§lerinde Ã¶rgÃ¼t elebaÅŸÄ±larÄ±nÄ±n da bulunduÄŸu terÃ¶rist gruplarÄ±n bÃ¶lgede bir araya geldikleri ve sÄ±nÄ±r hattÄ±ndaki karakol ve Ã¼s bÃ¶lgelerimize yÃ¶nelik saldÄ±rÄ± hazÄ±rlÄ±ÄŸÄ± iÃ§inde olduklarÄ± anlaÅŸÄ±lmÄ±ÅŸ ve ilgili birlikler ikaz edilmiÅŸtir."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek</b><br />
<br />
HiÃ§ bir dÃ¶nemde TÃ¼rk ordusu elindeki geliÅŸmiÅŸ tekniÄŸe raÄŸmen gerillanÄ±n nasÄ±l hareket edeceÄŸini ve nerede vuracaÄŸÄ±nÄ± tespit edememiÅŸtir. Ã–rneÄŸin gerilla Irak-TÃ¼rkiye sÄ±nÄ±rÄ±ndan yÃ¼zlerce kilometre iÃ§erde de, Hatay, Samsun, Trabzon, Dersim, Amed ve Serhat'ta da baÅŸarÄ± eylemler yapmÄ±ÅŸtÄ±r. Bu yalan katliama dolaylÄ± gerekÃ§e yaratmadÄ±r..<br />
<br />
<b>Yalan 4</b><br />
<br />
"GeÃ§miÅŸte bÃ¶lÃ¼cÃ¼ terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ tarafÄ±ndan gerÃ§ekleÅŸtirilen saldÄ±rÄ±larda, terÃ¶ristlerin, kullandÄ±ÄŸÄ± aÄŸÄ±r silah, cephane ve patlayÄ±cÄ±larÄ± yÃ¼k hayvanlarÄ± ile Irak'tan getirerek sÄ±nÄ±rdan iÃ§eri soktuklarÄ±, teslim olan terÃ¶rist ifadelerinden bilinmektedir."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek</b><br />
<br />
DÃ¼nya alem de biliyor ki PKK gerillalarÄ± 'sÄ±nÄ±r dÄ±ÅŸÄ±nda' olduÄŸu kadar 'sÄ±nÄ±r iÃ§inde' de Ã¼stlenmiÅŸlerdir. Daha Ã¶nce yapÄ±lan eylemlerden de Ã§ok rahat anlaÅŸÄ±lacaÄŸÄ± gibi 'sÄ±nÄ±r iÃ§inde' yeterli Ã¼stlenmeleri vardÄ±r. Bu nedenle bu kÄ±ÅŸ gÃ¼nlerinde 'sÄ±nÄ±r dÄ±ÅŸÄ±ndan' askeri mÃ¼himmat taÅŸÄ±malarÄ± akla uygun deÄŸildir. Bu dÃ¼pedÃ¼z yalandÄ±r. <br />
<br />
<b>Yalan 5</b><br />
<br />
"BÃ¶lÃ¼cÃ¼ terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼ mensuplarÄ±nÄ±n, Irak Kuzeyinden gelerek hududumuza yakÄ±n karakol ve Ã¼s bÃ¶lgelerimize eylem yapacaÄŸÄ±na dair istihbaratÄ±n artmasÄ± Ã¼zerine, keÅŸif ve gÃ¶zetleme gayretleri sÄ±nÄ±r boylarÄ±nda artÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. Bu kapsamda, 28 AralÄ±k 2011 gÃ¼nÃ¼ saat 18.39'da, Irak sÄ±nÄ±rlarÄ± iÃ§inde hududumuza doÄŸru bir grubun hareket halinde olduÄŸu Ä°nsansÄ±z Hava AracÄ± gÃ¶rÃ¼ntÃ¼leri ile tespit edilmiÅŸtir."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek</b><br />
<br />
TÃ¼rk ordusu 24 saat boyunca insansÄ±z hava araÃ§larÄ±yla keÅŸif ve gÃ¶zetleme yapmaktadÄ±r. Bu insansÄ±z uÃ§aklar kusursuz gÃ¶rÃ¼ntÃ¼ geÃ§mektedir. Bu gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lerde sÄ±radan bir kiÅŸi dahi hareket halinde olanlarÄ±n sivil mi, yoksa gerilla olduklarÄ±nÄ± gÃ¶re bilir. Bu nedenle katledilen insanlarÄ±n sivil olduklarÄ± baÅŸÄ±ndan beri genelkurmay tarafÄ±ndan bilinmektedir. 18.39 olarak verilen saat ise katliamÄ± perdeleme yalanÄ±na inandÄ±rÄ±cÄ±lÄ±k kazandÄ±rmak iÃ§indir. UydurulmuÅŸ olmasÄ± bÃ¼yÃ¼k bir ihtimaldir. <br />
<br />
<b>Yalan 6</b><br />
<br />
"Grubun tespit edildiÄŸi bÃ¶lgenin terÃ¶ristler tarafÄ±ndan sÄ±kÃ§a kullanÄ±lan bir yer olmasÄ± ve geceleyin hududumuza doÄŸru bir hareketin tespit edilmesi Ã¼zerine hava kuvvetleri uÃ§aklarÄ± ile ateÅŸ altÄ±na alÄ±nmasÄ± gerektiÄŸi deÄŸerlendirilmiÅŸ ve saat 21.37-22.24 arasÄ±nda hedef ateÅŸ altÄ±na alÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek</b><br />
<br />
Katledilen sivil insanlar sÄ±nÄ±r ticareti yaptÄ±klarÄ± bilinmektedir. Gerillalarla asla aynÄ± gÃ¼zergahÄ± kullanmalarÄ± mÃ¼mkÃ¼n deÄŸildir. GerillalarÄ±n sanki dÃ¼zenli yolcularmÄ±ÅŸ gibi bir gÃ¼zergahlarÄ±nÄ±n olduÄŸunu iddia etmek baÅŸlÄ± baÅŸÄ±na bir yalandÄ±r. KaldÄ± ki gerillalar sÄ±nÄ±r ticareti yapanlarla aynÄ± gÃ¼zergahÄ± kullandÄ±klarÄ±na dair hiÃ§ bir kanÄ±t sÃ¶z konu deÄŸildir. MantÄ±kla izah edilecek bir yanÄ± yoktur. BÃ¼yÃ¼k ihtimalle aynÄ± gÃ¼zergah defalarca sÄ±nÄ±r ticareti yapan ve katledilen bu insanlar tarafÄ±ndan kullanÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. Heronlar ilk kez deÄŸil, belki onlarca kez bu gÃ¶rÃ¼ntÃ¼leri elde etmiÅŸtir. Yani hedef daha Ã¶nce net olarak bilinmektedir. <br />
<br />
<b>Yalan 7</b><br />
<br />
"OlayÄ±n meydana geldiÄŸi yer, bÃ¶lÃ¼cÃ¼ terÃ¶r Ã¶rgÃ¼tÃ¼nÃ¼n ana kamplarÄ±nÄ±n konuÅŸlu olduÄŸu, sivil yerleÅŸim bulunmayan, Irak kuzeyindeki Sinat-Haftanin bÃ¶lgesidir."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek</b><br />
<br />
Bu tÃ¼mÃ¼yle yalandÄ±r. GenelkurmayÄ±n 'Sinat' dediÄŸi yerle katliamÄ±n yapÄ±ldÄ±ÄŸÄ± yer arasÄ±nda en az 30 kilometre bir mesafe sÃ¶z konusudur. Katliam TÃ¼rkiye sÄ±nÄ±rlarÄ± dahilinde yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. KatliamÄ± sÄ±nÄ±r dÄ±ÅŸÄ±nda yapÄ±lmÄ±ÅŸ gibi gÃ¶stermek iÃ§ine dÃ¼ÅŸÃ¼len telaÅŸÄ±n bir Ã¼rÃ¼nÃ¼dÃ¼r. <br />
<br />
<b>Yalan 8</b><br />
<br />
"Olay hakkÄ±nda idari ve adli inceleme ve iÅŸlemler devam etmektedir."<br />
<br />
<b>GerÃ§ek</b><br />
<br />
Buda bÃ¼tÃ¼n yalanlarÄ±n toplamÄ±dÄ±r. TÃ¼rk ordusu, polis ve hÃ¼kÃ¼meti yaptÄ±ÄŸÄ± hiÃ§bir katliamda doÄŸru dÃ¼rÃ¼st bir soruÅŸturma yapmamÄ±ÅŸtÄ±r. KÃ¼rtlere karÅŸÄ± yapÄ±lan katliamlardan dolayÄ± yargÄ±lanan tek bir asker dahi sÃ¶z konusu deÄŸildir. 21 AÄŸustos'ta Kotrek'te 7 sivili katleden, 22 Ekim'de Kazan vadisinde kimyasal silahlarla 36 KÃ¼rt gencini Ã¶ldÃ¼ren bir ordudan gerÃ§ek bir soruÅŸturma ve inceleme beklemek ham hayaldir.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_841.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_841.html</guid>
  <dc:subject>Genelkurmay'Ä±n yalanlarÄ± ve gerÃ§ekler </dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>F-16 bombasÄ±/ParamparÃ§a bedenimdeki...</title>
  <description>UmarÄ±z, Uludere'de tarihe dÃ¼ÅŸen 'kara leke', BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan iÃ§in yeteri Ã¶lÃ§Ã¼de uyarÄ±cÄ± olur.

TÃ¼rkiye, 2011 yÄ±lÄ±nÄ± kara, kapkara bir leke ile noktaladÄ±. ÅžÄ±rnak Uludere'de 'Ä°HA'lardan (Ä°srail yapÄ±mÄ± Heron'lar, insansÄ±z hava araÃ§larÄ±) edinilen 'istihbarat'la F-16'lar, aralarÄ±nda birÃ§ok Ã§ocuk, 35 vatandaÅŸÄ±mÄ±zÄ± bombalayarak paramparÃ§a etti. 

1943'te Van'Ä±n Ã–zalp ilÃ§esinde kaÃ§akÃ§Ä±lÄ±k yapan 33 vatan...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
<b>UmarÄ±z, Uludere'de tarihe dÃ¼ÅŸen 'kara leke', BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan iÃ§in yeteri Ã¶lÃ§Ã¼de uyarÄ±cÄ± olur.</b><br />
<br />
TÃ¼rkiye, 2011 yÄ±lÄ±nÄ± kara, kapkara bir leke ile noktaladÄ±. ÅžÄ±rnak Uludere'de 'Ä°HA'lardan (Ä°srail yapÄ±mÄ± Heron'lar, insansÄ±z hava araÃ§larÄ±) edinilen 'istihbarat'la F-16'lar, aralarÄ±nda birÃ§ok Ã§ocuk, 35 vatandaÅŸÄ±mÄ±zÄ± bombalayarak paramparÃ§a etti. <br />
<br />
1943'te Van'Ä±n Ã–zalp ilÃ§esinde kaÃ§akÃ§Ä±lÄ±k yapan 33 vatandaÅŸÄ±n kurÅŸuna dizilmesi olayÄ± hafÄ±zalardan silinmemiÅŸken 2011 ÅžÄ±rnak Uludere'de aynÄ± mesleÄŸi icra eden 35 canÄ±n F-16 bombalarÄ± altÄ±nda paramparÃ§a edilerek can vermesi de 'tarih sicili'ne geÃ§ti. <br />
Bu kara leke, kapkara leke silinmez. <br />
<br />
Bu, iÅŸin tarihle ilgili kÄ±smÄ±. GÃ¼ncel yaÅŸam anlamÄ±nda tÃ¼m TÃ¼rkiye, baÅŸta gÃ¶rsel medya ve kaÃ§Ä±nÄ±lmaz olarak hÃ¼kÃ¼met, koca 'ayÄ±p'Ä±n altÄ±nda kaldÄ±, ezildi. <br />
<br />
Televizyon kanallarÄ±, Genelkurmay'dan yapÄ±lan 'tevil' nitelikteki aÃ§Ä±klamaya kadar, bu 'katliam'Ä±n haberini vermediler, veremediler. Sosyal medya dÃ¶nemindeyiz. Ä°nsanlar, yine de, Ã¶zellikle Twitter Ã¼zerinden durumdan haberdar oldular. <br />
<br />
Twit'lerden birinde ÅŸÃ¶yle deniyordu: "TÃ¼rk televizyonlarÄ± Uludere'deki katliam haberini vermeyince KÃ¼rtlerin haberi yok mu zannediyor? Bu alÃ§aklÄ±ÄŸÄ±nÄ±zÄ± gÃ¶rmÃ¼yorlar mÄ± sanÄ±yorsunuz?" <br />
<br />
Ã–fkeli, kimisi alaycÄ± Twit'ler sosyal medya ortamÄ±nÄ± kapladÄ±. Bunlardan birinde "TÃ¼rkiye'nin daha makbul bir yerinde 35 makbul kiÅŸi Ã¶ldÃ¼rÃ¼lseydi tÃ¼m kabine orada, TV'ler canlÄ± yayÄ±ndaydÄ±" deniyordu. <br />
<br />
GeÃ§en yasama dÃ¶neminde AK Parti Batman Milletvekili Emin Ekmen ise "BaskÄ±na gelen terÃ¶risti kaÃ§akÃ§Ä±; mazot taÅŸÄ±yan, kekik toplayan kÃ¶ylÃ¼yÃ¼ terÃ¶rist sanan kafaya Kurmay zekÃ¢sÄ± diyorlar" derken, bir baÅŸta Twit'te "Ä°Ã§iÅŸleri sÃ¶zcÃ¼ÄŸÃ¼nde 30 sivili Ã¶ldÃ¼rene devlet; ÅŸiirle, makaleyle, resimle uÄŸraÅŸana terÃ¶rist deniyor" ifadesiyle Ä°Ã§iÅŸleri BakanÄ± Ä°dris Naim Åžahin'e gÃ¶nderme yapÄ±lÄ±yordu. <br />
<br />
Ãœlke nabzÄ± 'Uludere katliamÄ±' Ã¼zerine bÃ¶yle atÄ±yor. 'Uludere katliamÄ±'nÄ±n faturasÄ± Ã§Ä±kmak zorunda. Birileri, 'fatura'yÄ± Ã¶demeli. YaygÄ±n biÃ§imde, Genelkurmay BaÅŸkanÄ±'nÄ±n, Hava Kuvvetleri KomutanÄ±'nÄ±n ve Ä°Ã§iÅŸleri BakanÄ±'nÄ±n istifa etmesi gereÄŸi Ã¼zerinde duruluyor. <br />
Ã‡ukurca'da iki ay Ã¶nceki 24 askerin ÅŸehit dÃ¼ÅŸtÃ¼ÄŸÃ¼ PKK saldÄ±rÄ±sÄ±na son derece duyarlÄ± davranan ve enerjik bir tavÄ±r alan hÃ¼kÃ¼metin, Ã‡ukurca'ya oldukÃ§a yakÄ±n bir noktada cereyan eden 'Uludere katliamÄ±'na da basmakalÄ±p aÃ§Ä±klamalarÄ±n Ã¶tesine geÃ§en bir duyarlÄ±lÄ±k gÃ¶stermesi zorunlu. <br />
<br />
Birileri 'fatura'yÄ± Ã¶demek zorunda. HÃ¼kÃ¼met, 'Uludere faturasÄ±'nÄ± birilerine Ã¶detmek zorunda. Aksi halde, inandÄ±rÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ± kalmaz, otoritesi ciddi erozyona uÄŸrar. <br />
PKK ile mÃ¼cadele gerekÃ§esiyle 'asayiÅŸ politikalarÄ±'na saparsanÄ±z, 'gÃ¼venlik eksenli' bir politikaya Ã¶ncelik verirseniz; 'ÅŸiddet sarmalÄ±'na Ä°HA'lara gÃ¼venerek girerseniz, gÃ¼venlik birimlerinin daha Ã¶nce hiÃ§ gerÃ§ekleÅŸmediÄŸi iddiasÄ±na dayalÄ± iÅŸbirliÄŸi ve eÅŸgÃ¼dÃ¼mÃ¼ne bel baÄŸlamayÄ± politikanÄ±zÄ±n esasÄ± haline getirirseniz, bunun kaÃ§Ä±nÄ±lmaz sonuÃ§larÄ±ndan biri 'Uludere katliamÄ±' olur. <br />
<br />
'Uludere katliamÄ±', daha nice benzer katliamlarÄ±n habercisidir. Ä°dris Naim Åžahin zihniyetinin kanlÄ± iflasÄ±nÄ±n belgelenmesidir. 'Teknolojik Ã¼stÃ¼nlÃ¼k'le 'bu kez' sorunun Ã¼stesinden gelineceÄŸini iddia eden, hatta 'Ã¼Ã§ aylÄ±k' (iki ayÄ± doldu bile) sÃ¼re biÃ§en kafa yapÄ±sÄ±nÄ±n nelere mal olacaÄŸÄ±nÄ±n acÄ± gÃ¶stergesidir. <br />
<br />
Tutulan yolun yol olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± aylardÄ±k dile getirdik. UmarÄ±z, Uludere'de tarihe dÃ¼ÅŸen 'kara leke', BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan iÃ§in yeterli Ã¶lÃ§Ã¼de uyarÄ±cÄ± olur. <br />
<br />
GÃ¼n, Ahmed Arif'i hatÄ±rlama gÃ¼nÃ¼. 1943 Van-Ã–zalp Mustafa MuÄŸlalÄ± olayÄ±ndan ilham alarak Ã¼zerine yazdÄ±ÄŸÄ± Ã¶lÃ¼msÃ¼z ÅŸiiri '33 KurÅŸun', sanki dÃ¼n F-16 bombalarÄ± altÄ±nda paramparÃ§a olan '35 Can' iÃ§in de yazÄ±lmÄ±ÅŸ: <br />
<br />
"Bin yÄ±llardan bu yana bura uÅŸaÄŸÄ±/Gel haberi nerden verek/Turna sÃ¼rÃ¼sÃ¼ deÄŸil bu/GÃ¶kte yÄ±ldÄ±z burcu deÄŸil/OtuzÃ¼Ã§ kurÅŸunlu yÃ¼rek/OtuzÃ¼Ã§ kan pÄ±narÄ±'Akmaz,/GÃ¶l olmuÅŸ bu daÄŸda... <br />
<br />
VurulmuÅŸum/DaÄŸlarÄ±n kuytuluk bir boÄŸazÄ±nda/Vakitlerden bir sabah namazÄ±nda/YatarÄ±m/KanlÄ±, upuzun... <br />
<br />
VurulmuÅŸum/DÃ¼ÅŸÃ¼m, gecelerden kara/Bir hayra yoranÄ±m Ã§Ä±kmaz/CanÄ±m alÄ±rlar ecelsiz/SÄ±ÄŸdÄ±ramam kitaplara/VurulmuÅŸum hiÃ§ sorgusuz, yargÄ±sÄ±z <br />
Kirvem, hallarÄ±mÄ± aynÄ± bÃ¶yle yaz/Rivayet sanÄ±lÄ±r belki/GÃ¼l memeler deÄŸil/Domdom kurÅŸunu/ParamparÃ§a aÄŸzÄ±mdaki... <br />
<br />
Ã–lÃ¼mÃ¼ acÄ±masÄ±z uyguladÄ±lar,/Mavi daÄŸ dumanÄ±nÄ±/Ve uyur-uyanÄ±k seher yelini/Kanlara buladÄ±lar. <br />
<br />
Kirveyiz, kardeÅŸiz, kanla baÄŸlÄ±yÄ±z/KarÅŸÄ±yaka kÃ¶yleri, obalarÄ±yla/KÄ±z alÄ±p vermiÅŸiz yÃ¼zyÄ±llar boyu,/KomÅŸuyuz karÅŸÄ± yakaya/Birbirine karÄ±ÅŸÄ±r tavuklarÄ±mÄ±z/Bilmezlikten deÄŸil,/FÄ±karalÄ±ktan,/Pasaporta Ä±sÄ±nmamÄ±z iÃ§imiz/Budur katlimize sebep suÃ§umuz,/GayrÄ± eÅŸkiyaya Ã§Ä±kar adÄ±mÄ±z/KaÃ§akÃ§Ä±ya/Soyguncuya/HayÄ±na... <br />
<br />
Kirvem hallarÄ±mÄ± aynÄ± bÃ¶yle yaz/Rivayet sanÄ±lÄ±r belki/GÃ¼l memeler deÄŸil/Domdom kurÅŸunu/ParamparÃ§a aÄŸzÄ±mdaki..."<br />
<br />
2011 sonundayÄ±z. GÃ¼ncelleÅŸtirmek gerek.<br />
<br />
F-16 bombasÄ±/ParamparÃ§a bedenimdeki...
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_840.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_840.html</guid>
  <dc:subject>F-16 bombasÄ±/ParamparÃ§a bedenimdeki...</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>AcÄ± niye herkesin acÄ±sÄ± deÄŸil?</title>
  <description>"Ay ve gÃ¼neÅŸ herkesin lambasÄ±dÄ±r, hava herkesin havasÄ±dÄ±r, su herkesin suyudur da, 
Ekmek neden herkesin ekmeÄŸi deÄŸildir? 
AcÄ± niye herkesin acÄ±sÄ± deÄŸildir? "
Åžeyh BedreddÃ®n 

Hak, adalet ve kardeÅŸlik uÄŸruna zulme ayak direyen Bedreddin'im daraÄŸacÄ±na giderken kendine ve insanlÄ±ÄŸa bu soruyu soruyordu... 

Aradan geÃ§en yÃ¼zyÄ±llar bu sorunun yanÄ±tÄ±nÄ± bulmaya yetti mi sizce? 
Yetseydi, insanlÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bu denli iÃ§ler acÄ±sÄ±...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
<i>"Ay ve gÃ¼neÅŸ herkesin lambasÄ±dÄ±r, hava herkesin havasÄ±dÄ±r, su herkesin suyudur da, <br />
Ekmek neden herkesin ekmeÄŸi deÄŸildir? <br />
AcÄ± niye herkesin acÄ±sÄ± deÄŸildir? "<br />
Åžeyh BedreddÃ®n <br />
</i><br />
Hak, adalet ve kardeÅŸlik uÄŸruna zulme ayak direyen Bedreddin'im daraÄŸacÄ±na giderken kendine ve insanlÄ±ÄŸa bu soruyu soruyordu... <br />
<br />
Aradan geÃ§en yÃ¼zyÄ±llar bu sorunun yanÄ±tÄ±nÄ± bulmaya yetti mi sizce? <br />
Yetseydi, insanlÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bu denli iÃ§ler acÄ±sÄ± duruma gelmezdi. <br />
<br />
Fatura yatÄ±rmak iÃ§in gittiÄŸi vezne Ã¶nÃ¼nde Ã¶len vatandaÅŸÄ±n cesedine raÄŸmen faturalarÄ±nÄ± Ã¶deme telaÅŸÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼ren "insanlÄ±ÄŸÄ±" anÄ±msarsÄ±nÄ±z. <br />
AynÄ± "insanlÄ±ÄŸÄ±n" bir yaz gÃ¼nÃ¼ sahilde yatan Ã¶lÃ¼ye kafasÄ±nÄ± bile Ã§evirmeden saatlerce yÃ¼zebildiÄŸi de hatÄ±rÄ±nÄ±zdadÄ±r. <br />
<br />
"Emekli 5 yÄ±l yaÅŸasÄ±n, sonra Ã¶lsÃ¼n" diyen de bu "insanlÄ±k"... <br />
<br />
Madendeki gÃ¶Ã§Ã¼ÄŸÃ¼n yarÄ±m bÄ±raktÄ±ÄŸÄ± yaÅŸamlarÄ± kaderle aÃ§Ä±klayan da bu "insanlÄ±k"... <br />
<br />
GÃ¼ler Zere'yi ve onlarcasÄ±nÄ± Ã¶lÃ¼m dÃ¶ÅŸeÄŸinde zindana mahkÃ»m eden, iÅŸkenceden geÃ§iren ve daha 17'sinde ipe Ã§eken de aynÄ± "insanlÄ±k"... <br />
<br />
Emperyalizmin, elindeki bol sÄ±fÄ±rlÄ± dolar rezervleri ve geliÅŸmiÅŸ teknik donanÄ±mlarÄ±na raÄŸmen, aÃ§lÄ±k ve Ã¶lÃ¼me terk ettiÄŸi Somali'nin, Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ bizce malum dertlerine, Ã§are olamayan "insanlÄ±k" bu uÄŸurda attÄ±ÄŸÄ± her gÃ¶stermelik adÄ±mÄ± televizyon ekranlarÄ±ndan aÄŸzÄ±nÄ± ÅŸapÄ±rdata ÅŸapÄ±rdata anlatmadÄ± mÄ±? <br />
<br />
AynÄ± "insanlÄ±k", memleketimin doÄŸusunda, babasÄ±nÄ±n kara gÃ¶zlÃ¼ kÄ±zÄ±, kÃ¼Ã§Ã¼k Ceylan'Ä±n bombalarla paramparÃ§a edilen cesedine gÃ¶zÃ¼nÃ¼n ucuyla dahi bakmamÄ±ÅŸtÄ±. <br />
<br />
Somalili Ã§ocuklar da bizimdi. KÃ¼Ã§Ã¼k Ceylan da... <br />
<br />
Daha yirmili yaÅŸlarÄ±nÄ± bile devirme fÄ±rsatÄ± bulamayan, vatan-millet aÅŸkÄ±yla ve dÃ¼ÄŸÃ¼n dernek coÅŸkusuyla uÄŸurlanarak, omzuna silah oturtulan, memleketimin dÃ¶rt bir yanÄ±ndan fukara Ã§ocuklarÄ±nÄ±, cephede ateÅŸin ortasÄ±na atan aynÄ± "insanlÄ±k." <br />
<br />
KardeÅŸi kardeÅŸe kÄ±rdÄ±ran, acÄ±masÄ±z bir sÃ¶mÃ¼rgen olan "insanlÄ±k". <br />
Åžimdilerde sloganlarÄ±nÄ±n ilk kelimesini "Katliam"la baÅŸlatan "insanlÄ±k". <br />
AnalarÄ±n acÄ±sÄ±nÄ± duymayan, acÄ±larÄ± daha da deÅŸen "insanlÄ±k"... <br />
<br />
Her ana iÃ§in dÃ¼nyanÄ±n sahip olunan en deÄŸerli varlÄ±ÄŸÄ± deÄŸil midir evladÄ±? <br />
Yitip giden bir evladÄ±n yerini ne doldurabilir? <br />
Ä°ster siper baÅŸÄ±nda topraÄŸa dÃ¼ÅŸen Mehmet ister Van ellerinde toprakla karÄ±ÅŸan Baran olsun. <br />
<br />
<br />
Asker cenazelerinde atÄ±lan intikam sloganlarÄ±, katliam aÅŸklarÄ±yla edilen yeminler mi dindirecek, evladÄ± kendinden Ã§ok daha iyi yaÅŸasÄ±n diye gecesini gÃ¼ndÃ¼zÃ¼ne katan, onun karnÄ± tok, sÄ±rtÄ± pek olmadÄ±kÃ§a gÃ¶zÃ¼ne uyku girmeyen analarÄ±n feryadÄ±nÄ±? <br />
<br />
Okumayan, sorgulamayan, yaÅŸama dair sÃ¶yleyecek tek bir dÃ¼ÅŸÃ¼ncesi olmayan o mÃ¼thiÅŸ "insanlÄ±k", birilerini demokrasi havarisi ilan edip baÅŸ tacÄ± ederken, dÃ¼nyanÄ±n dÃ¶rt kÃ¶ÅŸesinde emperyalist sÃ¶mÃ¼rÃ¼ye baÅŸkaldÄ±ran insanlarÄ±n linÃ§ edilme sahnelerini defalarca izleyerek kahkahalarla gÃ¼lmedi mi? <br />
<br />
Bu "insanlÄ±k", Van'da, bir doÄŸal afetin yÃ¼zlerce canÄ± topraÄŸa gÃ¶mdÃ¼ÄŸÃ¼, binlercesi Ã¼zerinde fiziksel ve ruhsal yaralar aÃ§tÄ±ÄŸÄ± ÅŸu gÃ¼nlerde, bu acÄ±larÄ± yÃ¼reÄŸinin en derin yerlerinde hissediyor mu dersiniz? BaÅŸlarÄ±na gelmedikÃ§e hiÃ§bir dert umurlarÄ±nda deÄŸil mi yoksa? <br />
<br />
Toprak altÄ±na giren onca beden deÄŸil de, bizim insanlÄ±ÄŸÄ±mÄ±z olmasÄ±n sakÄ±n? <br />
<br />
99 depreminde Ã¶lÃ¼lerin boyunlarÄ±ndan altÄ±n kolyelerini, aÄŸÄ±zlarÄ±ndan altÄ±n diÅŸlerini sÃ¶kenlere duyduÄŸumuz o dinmek bilmeyen Ã¶fkeyi de mi unuttuk? <br />
O zaman biraz daha insandÄ±k bence, ya ÅŸimdi? <br />
<br />
Åžimdi dÃ¼zenin ekmeÄŸi ile nemalanan bazÄ± medya kuruluÅŸlarÄ± ve Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±nÄ±n, toplumu, Ä±rk, dil, din, mezhep ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸÄ± ile kamplara ayÄ±ran, bu farklÄ±lÄ±klarÄ± deÅŸerek ve birinin diÄŸeri Ã¼zerindeki hÃ¢kimiyetine yol aÃ§arak bÃ¶l-parÃ§ala-yÃ¶net komutunun neferi olan tavrÄ±na ne demeli? Onlara alkÄ±ÅŸ tutan, sorsan memleketinin dÃ¼nyanÄ±n neresinde olduÄŸunu bile anlatmaktan aciz Ã¶zne ise yine aynÄ± "insanlÄ±k"... <br />
<br />
"DoÄŸu'da olan depremden bana ne? Gebersinler!" diyen ve dedirten bu zihniyet var oldukÃ§a bu Ã¼lkede insanlÄ±k hep tÄ±rnak iÃ§inde yazÄ±lacak. <br />
<br />
Her ÅŸeye raÄŸmen yarÄ±nlara dair sÃ¶zÃ¼ olan, sadece bu Ã¼lkenin deÄŸil, dÃ¼nyanÄ±n her karÄ±ÅŸ topraÄŸÄ±nÄ± kendi topraÄŸÄ±ymÄ±ÅŸ gibi seven, her insanÄ±na kendi canÄ±ymÄ±ÅŸ gibi bakan, bizler, insanlÄ±k kelimesinin tÄ±rnak iÃ§ine alÄ±nmayacak, olsa olsa altÄ± Ã§izilecek bir kelime olduÄŸunun farkÄ±ndayÄ±z. <br />
<br />
Ã–lÃ¼mÃ¼ bile "Nerelisin?" diye sorgulayan bu "insanlÄ±k" ile vatan-daÅŸ deÄŸil, olsa olsa ancak toprak-daÅŸ olunacaÄŸÄ±nÄ± gÃ¶rdÃ¼k. <br />
<br />
Bir kez daha anladÄ±k; aynÄ± havayÄ± solumanÄ±n, aynÄ± suyu iÃ§menin ve aynÄ± topraÄŸa basmanÄ±n ortak bir ruhu kurulamamÄ±ÅŸ. <br />
<br />
Yine de soruyoruz hala Ä±srarla, "Bu nasÄ±l insanlÄ±k? Ve acÄ±, niye herkesin acÄ±sÄ± deÄŸil?"
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_839.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_839.html</guid>
  <dc:subject>AcÄ± niye herkesin acÄ±sÄ± deÄŸil?</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Van depremi: Ä°ki program sunucusunun Ä±rkÃ§Ä± hezeyanlarÄ± ve Yunus cinayeti</title>
  <description>DoÄŸal felaketler genelde insanlar arasÄ±nda dayanÄ±ÅŸmayÄ± gÃ¼Ã§lendirir, derler. DÃ¼nyanÄ±n yÃ¼zlerce Ã¼lkesinde bunun Ã¶rnekleri vardÄ±r. DoÄŸal felaketlerin yaÅŸandÄ±ÄŸÄ± dÃ¶nemlerde, birbirine dÃ¼ÅŸman Ã¼lkeler arasÄ±ndaki iliÅŸkiler duygusal etkileÅŸimle sakinleÅŸir, bazen olumlu bir yÃ¶nde ilerler. DoÄŸal felaketlerin yarattÄ±ÄŸÄ± etkiyle bazen savaÅŸlara ve Ã§atÄ±ÅŸmalara dahi ara verilir. 

Van depreminde ise tersine, insanlÄ±ÄŸÄ±mÄ±zÄ±n...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
DoÄŸal felaketler genelde insanlar arasÄ±nda dayanÄ±ÅŸmayÄ± gÃ¼Ã§lendirir, derler. DÃ¼nyanÄ±n yÃ¼zlerce Ã¼lkesinde bunun Ã¶rnekleri vardÄ±r. DoÄŸal felaketlerin yaÅŸandÄ±ÄŸÄ± dÃ¶nemlerde, birbirine dÃ¼ÅŸman Ã¼lkeler arasÄ±ndaki iliÅŸkiler duygusal etkileÅŸimle sakinleÅŸir, bazen olumlu bir yÃ¶nde ilerler. DoÄŸal felaketlerin yarattÄ±ÄŸÄ± etkiyle bazen savaÅŸlara ve Ã§atÄ±ÅŸmalara dahi ara verilir. <br />
<br />
Van depreminde ise tersine, insanlÄ±ÄŸÄ±mÄ±zÄ±n bittiÄŸi yer olarak tarihe bir dipnot dÃ¼ÅŸtÃ¼k. Van'da bir deprem yaÅŸandÄ± ve yÃ¼zlerce insan yaÅŸamÄ±nÄ± yitirdi. Binlerce insan sokaklarda kalÄ±yor. YÃ¼zlerce bina yÄ±kÄ±ldÄ±. KÃ¶yler yerle bir olmuÅŸ durumda. <br />
<br />
BÃ¶ylesi durumlarda devlet denen yapÄ± kendi kurumlarÄ±nÄ± devreye sokar. En kÄ±sa zamanda afet yerine mÃ¼dahalede bulunur. Ä°nsan yaÅŸamÄ± her ÅŸeyin Ã¼zerindedir. O anda Ã§ocuk, kadÄ±n, yaÅŸlÄ± herkes yaÅŸam mÃ¼cadelesi iÃ§erisindedir. YaÅŸam iÃ§in zamanla bir yarÄ±ÅŸ vardÄ±r. Saniyeler Ã¶nemlidir, Ã§Ã¼nkÃ¼ Ã¶lÃ¼mle yaÅŸam arasÄ±nda en ince Ã§izginin bulunduÄŸu andÄ±r. Enkazlar altÄ±nda insan sesleri duyulduÄŸunda yÃ¼reklerin hÄ±zla attÄ±ÄŸÄ± zamandÄ±r. Birini kurtarmak iÃ§in eliyle, tÄ±rnaÄŸÄ±yla betonlara sarÄ±lÄ±r, duyulan sese ulaÅŸmak ister. Ä°ÅŸte bÃ¶yle bir anda kendisini 'bÃ¼yÃ¼k-gÃ¼Ã§lÃ¼ gÃ¶ren devlete' bakar, ne zaman gelecek de enkaz altÄ±ndaki canÄ± kurtaracak. UmutlarÄ±nÄ± korumak ister, sonuÃ§ta bir canÄ±n kurtarÄ±lmasÄ± her ÅŸeyden Ã¶nemlidir. Ama devletin politik yaklaÅŸÄ±mÄ± devreye girer. Bir ÅŸey yapmaz ve iÅŸleri aÄŸÄ±rdan alÄ±r, ne kadar zarar verirse kendisine kar gÃ¶rÃ¼r. Ne de olsa deprem, savaÅŸ bÃ¶lgesinde olmuÅŸ, bir hafta Ã¶nce orada 100'Ã¼n Ã¼zerinde asker Ã¶lmÃ¼ÅŸ. Ä°ntikamÄ±nÄ± bÃ¶yle almak ister. Yalova depreminde bÃ¼tÃ¼n askeri gÃ¼Ã§ler kurtarma Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±na katÄ±lÄ±rken, KÃ¼rt coÄŸrafyasÄ±nda ise savaÅŸ naralarÄ± atÄ±lÄ±yor. YÃ¼zlerce insan kurtarÄ±lmayÄ± beklerken, ordu tanklarÄ±yla, uÃ§aklarÄ±yla deprem bÃ¶lgesini bombalÄ±yor. <br />
<br />
Bundan dolayÄ± iÅŸler tersine iÅŸliyor. Ã–rneÄŸin KÄ±zÄ±lay denen bir kurum var. SorumsuzluÄŸun en basit Ã¶rneÄŸini sergilemeye devam ediyor. BaÅŸbakan, bakanlar Van merkez olmak Ã¼zere deprem bÃ¶lgesine gittiler. Sanki bir ÅŸey olmamÄ±ÅŸ gibi davrandÄ±lar. YardÄ±m dediler, hala bÃ¶lgeye giden bir ÅŸey yok. Ä°nsanlarÄ±n Ã¶lÃ¼m Ã§Ä±ÄŸlÄ±klarÄ± yÃ¼kseliyor. Ã‡ocuÄŸunu kurtarmak iÃ§in aÄŸÄ±tlarla acÄ±sÄ±nÄ± dinlendiren anneyi dinliyoruz ekranlarda. <br />
<br />
Ã–rneÄŸin depremin sembolÃ¼ haline gelen Yunus'un Ã¶lÃ¼mÃ¼ bir cinayettir. Herkesin yÃ¼reÄŸini yakan Yunus, kurtulmayÄ± beklerken gÃ¶z gÃ¶re gÃ¶re Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼. Yunus, enkaz altÄ±nda adÄ±nÄ± bilmediÄŸimiz ve kahraman olarak tanÄ±mlanan birisi tarafÄ±ndan Ã¶lmemek iÃ§in korunmaya alÄ±nmÄ±ÅŸ. Kendisini feda ederek vÃ¼cudunu siper etmiÅŸ. Yunus gÃ¶zlerini aÃ§mÄ±ÅŸ, Ã¼zerinde yÃ¼zlerce ton enkaz altÄ±nda kurtulmayÄ± bekliyor. Yunus'un yaÅŸamla mÃ¼cadele anÄ± saniye saniye gÃ¶rÃ¼ntÃ¼leniyor. Peki, kurtaracak birileri var mÄ±? Yok. Ekipler var mÄ±? Yok. KurtarÄ±cÄ± araÃ§larÄ± var mÄ±? Yok. SonuÃ§ta kurtarÄ±lacak olan Yunus, enkazlar altÄ±nda geÃ§irdiÄŸi iÃ§ kanama nedeniyle yaÅŸama veda ediyor. Kendisini korumaya Ã§alÄ±ÅŸan 'isimsiz kahraman' gibi Ã¶lÃ¼yor. Sorumlusu, Van KÃ¼rt bÃ¶lgesi olduÄŸu iÃ§in yardÄ±mlarÄ± geciktiren devlettir. <br />
<br />
Bu olaylarda politik yorum yapmak Ã§ok saÃ§ma gelir. SonuÃ§ta bir doÄŸal felaket denilir. Ama TÃ¼rkiye'ye baktÄ±ÄŸÄ±nda bir deprem dahi politik Ã§Ä±karlara, Ä±rkÃ§Ä±-histerik duygulara kurban ediliyor. Ä°ÅŸte en tipik iki Ã¶rnek: Birincisi HabertÃ¼rk spikeri Duygu CanbaÅŸ, canlÄ± yayÄ±nda "Her ne kadar Van'da olsa da acÄ±mÄ±z bÃ¼yÃ¼k" diyor. 'Her ne kadar Van da olsa' yine de Ã¼zÃ¼lmÃ¼ÅŸ CanbaÅŸ. Ne demek istiyor HabertÃ¼rk spikeri: AslÄ±nda KÃ¼rt olduÄŸu iÃ§in Ã¼zÃ¼lmeye deÄŸmez ama biz yine de Ã¼zÃ¼lÃ¼yoruz. Bir bÃ¼yÃ¼klÃ¼k yapÄ±yor KÃ¼rtler iÃ§in. KÃ¼rtler yok edilmesi gereken varlÄ±klar ama "yine de Ã¼zÃ¼ldÃ¼k"... Ä°ÅŸte bu insanlÄ±ÄŸÄ±n bittiÄŸi yerdir. Ä°nsanlÄ±ktan nasibini almamÄ±ÅŸ birinin haber sunuculuÄŸu yapmasÄ± TÃ¼rkiye'nin insanlÄ±k gerÃ§eÄŸini ortaya koyuyor. <br />
<br />
Ä°kincisi ise ATV'de yayÄ±mlanan TatlÄ± Sert programÄ±nÄ±n sunucusu MÃ¼ge AnlÄ±'nÄ±n ÅŸu ifadeleri: "Herkes haddini bilecek. Yeri geldi mi taÅŸ atacaksÄ±n, MehmetÃ§ik'i kuÅŸ avlar gibi avlayacaksÄ±n sonra zor gÃ¼nlerde canÄ±m cicim deyip, yardÄ±m isteyeceksin. O polisler hemen yardÄ±mÄ±na koÅŸtu oradakilerin. O taÅŸ atanlarÄ±n eli kÄ±rÄ±lsÄ±n. Askerlerimize polislere zeval vermesin." <br />
<br />
Åžimdi MÃ¼ge AnlÄ±'nÄ±n derdini biliyoruz. UzatmalÄ± sevgilisi evli bir Emniyet MÃ¼dÃ¼rÃ¼. Ona vermek istediÄŸi bir mesaj. Ama insanlÄ±ÄŸa dair en ufak bir Ã¶zellik taÅŸÄ±mayan bir mahlÃ»k. Van'da bebelerin enkaz altÄ±nda Ã§Ä±ÄŸlÄ±klarÄ± yÃ¼kseliyor, bir televizyonun programcÄ±sÄ± ise "size yardÄ±m yok, Ã¶lÃ¼n" diye baÄŸÄ±rÄ±yor. Yani afet bÃ¶lgesine yardÄ±m gÃ¶nderilmesini istemiyor. Politik bir olayÄ± doÄŸal bir afette kullanÄ±yor. Bu histerik duygulara sahip olan biri sevgilisinden olacak Ã§ocuÄŸunu gerÃ§ekten sevebilir mi? Diyor ki "canÄ±m, cicim deyip yardÄ±m isteyeceksiniz." Ä°nsanlÄ±ÄŸÄ±nÄ± yitirmiÅŸ, annelik duygusunun ne olduÄŸunu bilmeyen, iÅŸkenceci sevgilisi Emniyet MÃ¼dÃ¼rÃ¼'nden dayak yiyen, erkekleÅŸmiÅŸ bir kadÄ±nÄ±n KÃ¼rt toplumuna bu ÅŸekilde hakaret etmesi, kendisinin Ã¶zel yeteneÄŸi olmayÄ±p bir piyon gibi konuÅŸturulmasÄ±ndan geliyor. <br />
<br />
Bundan dolayÄ±, Ã§alÄ±ÅŸtÄ±klarÄ± televizyon kanallarÄ±ndan bu iki kiÅŸiye ciddi bir tepki gelmedi. Ã‡Ã¼nkÃ¼ devletin mantÄ±ÄŸÄ±nÄ± dÄ±ÅŸa vuruyorlar. Politik alandaki baÅŸarÄ±sÄ±zlÄ±klarÄ± karÅŸÄ±sÄ±nda, deprem gibi doÄŸal afetleri kullanarak histerik duygularÄ±nÄ± tatmin etmek istiyorlar. <br />
<br />
Bu yaratÄ±klarÄ±n unuttuÄŸu bir gerÃ§eklik var: Anadolu ve Mezopotamya halklarÄ±nÄ±n tarihsel ortak Ã¶zelliÄŸi zor anlarda dayanÄ±ÅŸmayÄ± baÅŸarabilmeleridir. Bu depremde de aynÄ± duygular iÅŸleyecektir. HiÃ§ kimsenin ÅŸÃ¼phesi olmasÄ±n.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_838.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_838.html</guid>
  <dc:subject>Van depremi: Ä°ki program sunucusunun Ä±rkÃ§Ä± hezeyanlarÄ± ve Yunus cinayeti</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>UluslarÄ±n mutsuzluÄŸu ve sokaÄŸÄ±n ruhu</title>
  <description>UluslarÄ±n ZenginliÄŸi'ni daha 1770'lerde yazdÄ±ÄŸÄ±nda Adam Smith, inandÄ±ÄŸÄ± "gÃ¶rÃ¼nmez el "in, kapitalizme Ã¶lÃ¼msÃ¼zlÃ¼k kazandÄ±racaÄŸÄ±na inanmÄ±ÅŸ mÄ±ydÄ± bilinmez, ama 2000'lerin dÃ¼nyasÄ±nda Smith'in piyasanÄ±n gÃ¼cÃ¼ tezine  iman edenler hÄ±zla azaldÄ±. Krizden Ã§Ä±kmak iÃ§in "GÃ¶rÃ¼nmez el"den mucizesini gÃ¶stermesi  bekleyenler hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄŸÄ± yaÅŸadÄ±lar. Onun yerine  "gÃ¶rÃ¼nÃ¼r devlet", sermayeye, hem de finans kapital denil...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
<b>UluslarÄ±n ZenginliÄŸi</b>'ni daha 1770'lerde yazdÄ±ÄŸÄ±nda <b>Adam Smith</b>, inandÄ±ÄŸÄ± "gÃ¶rÃ¼nmez el "in, kapitalizme Ã¶lÃ¼msÃ¼zlÃ¼k kazandÄ±racaÄŸÄ±na inanmÄ±ÅŸ mÄ±ydÄ± bilinmez, ama 2000'lerin dÃ¼nyasÄ±nda Smith'in piyasanÄ±n gÃ¼cÃ¼ tezine  iman edenler hÄ±zla azaldÄ±. Krizden Ã§Ä±kmak iÃ§in "GÃ¶rÃ¼nmez el"den mucizesini gÃ¶stermesi  bekleyenler hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄŸÄ± yaÅŸadÄ±lar. Onun yerine  "gÃ¶rÃ¼nÃ¼r devlet", sermayeye, hem de finans kapital denilen asalak kesime can simidi atÄ±p bunu da toplumun vergilerini savurarak yapÄ±nca, Ã¼stelik bundan bir sonuÃ§ Ã§Ä±kmayÄ±nca,  kitleler Ã§ileden Ã§Ä±ktÄ±. Sokaklar Avrupa'dan Wall Street'e kadar ayaÄŸa kalktÄ±...<br />
<br />
YaÅŸadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z gÃ¼nlerde "<b>UluslarÄ±n MutsuzluÄŸu</b>", artÄ±k Ã§ok ortada. OECD, 12 Ekim'de <b>'YaÅŸam NasÄ±l?' (How's Life)</b> adlÄ± bir rapor yayÄ±mladÄ±. GeliÅŸmiÅŸlik, 'iyi olma' (well being) kavramÄ±yla Ã¶lÃ§Ã¼lÃ¼yor artÄ±k. "Ä°yi hissetme, iyi olma" hali de hem maddi yaÅŸam koÅŸullarÄ±yla hem de yaÅŸam kalitesiyle ilgili. OECD, araÅŸtÄ±rma kuruluÅŸu Gallup'un iÅŸbirliÄŸi ile  10'dan fazla temel kriterle 40'Ä± aÅŸkÄ±n Ã¼lkede bunu Ã¶lÃ§Ã¼yor.<br />
<br />
<img align="middle" alt="OECD araÅŸtÄ±rmasÄ±" vspace="2" hspace="2" border="0" src="/uploads/yazilar/oecd_anket_2010.jpg" /><br />
<br />
<i>Kaynak, OECD, How's life? Measuring well-being, Grafikte 41 Ã¼lkeden18'i alÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r. <br />
</i><br />
OECD araÅŸtÄ±rmasÄ±, ekonominin 2009 daralmasÄ±nÄ± takip eden ve gÃ¶rece toparlanma yaÅŸanan 2010 yÄ±lÄ±na ait olsa da, 40 dolayÄ±ndaki Ã¼lkede "mutsuzluÄŸun" bir hayli Ã¶ne Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶steriyor. YÃ¼ksek bÃ¼yÃ¼me hÄ±zlarÄ± ve krizde kuyruÄŸu dik tutuÅŸlarÄ±yla dikkatleri Ã§ekmelerine raÄŸmen <b>Ã‡in ve Hindistan</b>'da, kitleler pek de mutlu olmadÄ±klarÄ±nÄ± ifade etmiÅŸler. HiÃ§ ÅŸaÅŸÄ±rtÄ±cÄ± deÄŸil. Ucuz emek sÃ¶mÃ¼rÃ¼sÃ¼ne dayanan "ihracatÃ§Ä± sanayici" bu ekonomilerde bÃ¶lÃ¼ÅŸÃ¼m iyileÅŸmiyor, demokratik haklarda iyileÅŸme yok. <b>Rusya</b> da aynÄ± durumda. Krizdeki Portekiz'de,Yunanistan'da, Ä°spanya ve Ä°talya'da da mutsuzluk, OECD ortalamasÄ±nÄ±n Ã¼stÃ¼nde.<br />
<br />
<b>Ya TÃ¼rkiye'de</b>? Yalaka medyanÄ±n gayretiyle sergilenen gÃ¶rÃ¼ntÃ¼nÃ¼n aksine halk, yaÅŸam koÅŸullarÄ±ndan hiÃ§ memnun olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± ifade etmiÅŸ ve 40 kÃ¼sur Ã¼lkenin en mutsuz 10 ulusu arasÄ±nda yer almÄ±ÅŸ TÃ¼rkiye. "BÃ¼yÃ¼mede  OECD birincisi olduk, herkes bize gÄ±pta ediyor" tÃ¼rÃ¼ avunmalarÄ± OECD bulgularÄ± dikkate almÄ±yor ; toplam istihdamda, kadÄ±n istihdamÄ±nda yerlerde sÃ¼rÃ¼nÃ¼yoruz, iÅŸ kazalarÄ±nda da birincilik bizde!...TÃ¼rkiye yurttaÅŸlarÄ±nÄ±n yÃ¼zde 40'Ä±, barÄ±ndÄ±ÄŸÄ± konutta tamir gerektiren bir sorunu olduÄŸunu ifade etmiÅŸ.  TÃ¼rkiye, tuvaleti olmayan evlerde oturanlarÄ±n oranÄ±nÄ±n yÃ¼zde 12.4 olduÄŸu Ã¼lke olarak yine birinci...<br />
<br />
***<br />
<br />
Gelelim mutsuzlarÄ±n mutsuzluklarÄ±nÄ± ifade etmelerine, haksÄ±zlÄ±ÄŸa direnmelerine, bunu sokakta ifade etmelerine...OECD sÄ±ralamasÄ±nda en dipte olan DoÄŸu Ã¼lkelerinde haksÄ±zlÄ±klara direniÅŸ, haksÄ±zlÄ±klarla mÃ¼cadele, bunun dÄ±ÅŸavurumu dÃ¼ÅŸÃ¼k dÃ¼zeyde. UzaÄŸa bakmaya gerek yok, kendi Ã¼lkemizi , TÃ¼rkiye'yi alÄ±n...Bunca yokluk ve yoksulluÄŸa karÅŸÄ± bÃ¼yÃ¼k bir teslimiyet, bÃ¼yÃ¼k bir <b>baskÄ± ile susturulmuÅŸluk</b> hakim.<br />
<br />
Durum, Avrupa ve Amerika'da ise pek Ã¶yle deÄŸil. Kitleler mutsuzluklarÄ±nÄ± sokaÄŸa taÅŸÄ±yorlar. Sokakta haksÄ±zlÄ±klara karÅŸÄ± itirazlarÄ±nÄ± haykÄ±rÄ±yor, iletiÅŸim teknolojisini kullanarak hÄ±zla Ã¶rgÃ¼tleniyor ve tepkilerini dile getiriyorlar. Avrupa'daki sendikal mÃ¼cadele ve sosyalizm, sosyal-demokrasi geleneÄŸinin kÃ¶klÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ , sokaÄŸÄ±n direncinin pek Ã§ok ÅŸeye gebe olabileceÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼rtÃ¼yor. ABD'de bir kesim memnuniyetsizin Wall Street Ã¶zelinde haksÄ±zlÄ±klarÄ± protesto etmesi, herkesi ÅŸaÅŸÄ±rttÄ±. Bu tepkinin kalÄ±cÄ± olup olmamasÄ±, neye evrileceÄŸi, nasÄ±l ete kemiÄŸe bÃ¼rÃ¼neceÄŸi de  herkesin merakÄ±.<br />
<br />
AnlaÅŸÄ±lan o ki, artÄ±k sÄ±ksÄ±k,  Ã¶zellikle her cumartesi, dÃ¼nyanÄ±n birÃ§ok yerinde sokaklar ÅŸenlenecek, daha adil, daha demokratik bir dÃ¼nya iÃ§in sokaklarda buluÅŸulacak, orada oluÅŸturulan ortak dil, ortak ruh, birÃ§ok deÄŸiÅŸimin de kapÄ±sÄ±nÄ± aralayan temel gÃ¼Ã§ olacak.<br />
<br />
<i>Kaynak: mustafasonmez.net</i>
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_837.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_837.html</guid>
  <dc:subject>UluslarÄ±n mutsuzluÄŸu ve sokaÄŸÄ±n ruhu</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Bitirin Bu SavaÅŸÄ± Ä°ntikammÄ±ÅŸ</title>
  <description>Bu Ã¼lke Ã§ocuklarÄ±nÄ±n hesabÄ±nÄ± sormaz.
HiÃ§ sormadÄ±.
Åžimdi TÃ¼rk Ã§ocuklarÄ±yla KÃ¼rt Ã§ocuklarÄ± diye ayrÄ±lÄ±p karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya gelenler Ã¶lÃ¼yor.
Eskiden saÄŸcÄ± solcu diye ayrÄ±lÄ±p karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya gelen Ã§ocuklar Ã¶lÃ¼yordu.
Neredeyse kÄ±rk yÄ±ldan beri Ã§eÅŸitli sÄ±fatlarla tanÄ±mlanan Ã§ocuklarÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼nÃ¼ seyrediyoruz.
Hangisinin hesabÄ± soruldu?
Kim hesap verdi?
OnlarÄ± kÄ±ÅŸkÄ±rtanlar, Ã¶lÃ¼me yollayanlar, Ã¶ldÃ¼rtenler bir...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Bu Ã¼lke Ã§ocuklarÄ±nÄ±n hesabÄ±nÄ± sormaz.<br />
HiÃ§ sormadÄ±.<br />
Åžimdi TÃ¼rk Ã§ocuklarÄ±yla KÃ¼rt Ã§ocuklarÄ± diye ayrÄ±lÄ±p karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya gelenler Ã¶lÃ¼yor.<br />
Eskiden saÄŸcÄ± solcu diye ayrÄ±lÄ±p karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya gelen Ã§ocuklar Ã¶lÃ¼yordu.<br />
Neredeyse kÄ±rk yÄ±ldan beri Ã§eÅŸitli sÄ±fatlarla tanÄ±mlanan Ã§ocuklarÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼nÃ¼ seyrediyoruz.<br />
Hangisinin hesabÄ± soruldu?<br />
Kim hesap verdi?<br />
OnlarÄ± kÄ±ÅŸkÄ±rtanlar, Ã¶lÃ¼me yollayanlar, Ã¶ldÃ¼rtenler bir defa ortaya Ã§Ä±karÄ±ldÄ± mÄ±?<br />
Bu Ã¼lkede Ã§ocuklar genÃ§ yaÅŸlarÄ±nda Ã¶lmek iÃ§in doÄŸuyorlar sanki.<br />
O kadar doÄŸal karÅŸÄ±lanÄ±yor ki Ã¶lÃ¼mleri...<br />
Kimse ÅŸaÅŸÄ±rmÄ±yor.<br />
Bana Ã¶yle geliyor ki Ã¼zÃ¼lmÃ¼yor bile kimse.<br />
AcÄ± deÄŸil Ã¶fke duyuyoruz, kurtarmak deÄŸil intikam almak istiyoruz.<br />
EÄŸer "karÅŸÄ± taraftan" daha fazla Ã§ocuk Ã¶lÃ¼rse insanlarÄ±n iÃ§leri yatÄ±ÅŸacak gibi.<br />
BakÄ±n on beÅŸ Ã§ocuÄŸun Ã¶ldÃ¼ÄŸÃ¼ aynÄ± karakolda MayÄ±s ayÄ±nda altÄ± Ã§ocuk daha Ã¶lmÃ¼ÅŸtÃ¼.<br />
Kimse, o Ã§ocuklarÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼nÃ¼n hesabÄ±nÄ± sordu mu?<br />
DaÄŸlÄ±ca baskÄ±nÄ±nÄ±n hesabÄ±nÄ± soran oldu mu?<br />
MayÄ±s ayÄ±ndaki AktÃ¼tÃ¼n baskÄ±nÄ±na sansÃ¼r geldi.<br />
DaÄŸlÄ±ca'nÄ±n konuÅŸulmasÄ± mahkeme kararÄ±yla engellendi.<br />
Halbuki DaÄŸlÄ±ca baskÄ±nÄ± iÃ§in de, AktÃ¼tÃ¼n baskÄ±nÄ± iÃ§in de Meclis komisyonlarÄ± kurulmalÄ±ydÄ±, araÅŸtÄ±rÄ±lmalÄ±ydÄ±, Ã§ocuklarÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼nden sorumlu olanlar ortaya Ã§Ä±karÄ±lmalÄ±ydÄ±.<br />
Bunlar yapÄ±lmadÄ±.<br />
Bu Ã§ocuklarÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼nden onlarÄ±n komutanlarÄ± sorumlu.<br />
Bir Ã¼lkede karakollar bu kadar kolay basÄ±lÄ±yorsa, o Ã¼lkede askeri bir sorun var demektir.<br />
HatayÄ± yapan kim?<br />
Komutanlardan baÅŸka kim olabilir?<br />
BakÄ±n Ã§ok garip bir durum var.<br />
Bu Ã§ocuklarÄ± koruyamayan, gerekli Ã¶nlemleri almayan, yapÄ±lan hatalarÄ±n hesabÄ±nÄ± vermeyen, eksiklikleri gidermeyen komutanlar...<br />
AynÄ± zamanda savaÅŸÄ±n devamÄ±nÄ± da en Ã§ok isteyen insanlar.<br />
Bu savaÅŸÄ± bitirebilecek her demokratik ve barÄ±ÅŸÃ§Ä± adÄ±ma karÅŸÄ± Ã§Ä±kÄ±yorlar.<br />
Emekli komutanlar da "daha baÅŸka askerler de Ã¶lÃ¼r" diye demeÃ§ler veriyorlar.<br />
Niye sÃ¼rdÃ¼rmek istiyorsunuz peki bu savaÅŸÄ±?<br />
Daha fazla Ã§ocuk Ã¶lsÃ¼n diye mi?<br />
BugÃ¼nkÃ¼ savaÅŸÄ± kimse kazanamaz.<br />
KazananÄ± olmayacak bu savaÅŸÄ±n.<br />
Sadece Ã§ocuklar Ã¶lecek.<br />
Ne PKK bir karakolu basÄ±p on beÅŸ Ã§ocuÄŸu Ã¶ldÃ¼rdÃ¼ diye KÃ¼rtlerin sorunu biter...<br />
Ne askeri birlikler PKK'lÄ±larÄ± Ã¶ldÃ¼rdÃ¼ diye TÃ¼rkiye'ye huzur gelir.<br />
YÄ±llardanberi sÃ¼rÃ¼yor savaÅŸ.<br />
Ne oldu?<br />
SÃ¶yleyin bana ne oldu?<br />
Kimse kazanabildi mi?<br />
HayÄ±r.<br />
Bu savaÅŸÄ±n bitmesi lazÄ±m.<br />
Bu Ã¼lkenin KÃ¼rt vatandaÅŸlarÄ±nÄ±n kendilerini gÃ¼vende ve Ã¶zgÃ¼r hissedecekleri demokratik bir ortamÄ±n yaratÄ±lmasÄ±, daÄŸdaki Ã§ocuklarÄ±n evlerine dÃ¶nebilmelerinin saÄŸlanmasÄ± lazÄ±m.<br />
Bu Ã¼lke kanÄ±yor.<br />
HiÃ§bir anlamÄ± olmayan, hiÃ§bir anlamlÄ± sonuca varmayacak bir savaÅŸ yÃ¼zÃ¼nden kanÄ±yor.<br />
Ãœstelik ÅŸimdi tehlike daha da bÃ¼yÃ¼yor.<br />
Ege kasabalarÄ±, KÃ¼rt mahalleleri TÃ¼rk mahalleleri diye bÃ¶lÃ¼nÃ¼yor.<br />
OrtalÄ±kta bayraklar dolaÅŸÄ±yor.<br />
Ã‡atÄ±ÅŸmalar yaÅŸanÄ±yor.<br />
Bir kÄ±vÄ±lcÄ±mla bÃ¼tÃ¼n bÃ¶lge patlayacak sanki.<br />
Birilerinin bÃ¶yle bir patlamanÄ±n yaÅŸanmasÄ±nÄ± istediÄŸini de tahmin etmek zor deÄŸil.<br />
MaraÅŸ'Ä±, Sivas'Ä± unutmayÄ±n.<br />
BurasÄ± Ã¶zgÃ¼rleÅŸmesin, demokratikleÅŸmesin, bu gizli askeri yÃ¶netim bitmesin diye binlerce insanÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼ne hiÃ§ aldÄ±rmayacak birileri var.<br />
Her gÃ¼n yirmi Ã§ocuÄŸun Ã¶ldÃ¼ÄŸÃ¼ gÃ¼nlerde kimsenin kÄ±lÄ± kÄ±pÄ±rdadÄ± mÄ±?<br />
Darbenin planlarÄ±nÄ± yaptÄ±lar sadece, "biraz daha Ã§ocuk Ã¶lsÃ¼n de ortam iyice darbeye hazÄ±r olsun" diye beklediler.<br />
BugÃ¼n de beklerler.<br />
Ä°nsanlarÄ± kÄ±ÅŸkÄ±rtÄ±rlar.<br />
Ã–ldÃ¼rtÃ¼rler.<br />
HÃ¼kÃ¼metin ve parlamentonun bu savaÅŸÄ± bitirmek Ã¼zere duruma el koymasÄ±nÄ±n gerektiÄŸi zamanlardayÄ±z.<br />
Onlara Ege bÃ¶lgesinden Ã§ok daha ayrÄ±ntÄ±lÄ± bilgiler geliyordur.<br />
Tehlikeyi bizden daha iyi gÃ¶rÃ¼yorlardÄ±r.<br />
Ã‡ocuklarÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼ne aldÄ±rmÄ±yorlarsa, kendi geleceklerine aldÄ±rsÄ±nlar.<br />
Bu ateÅŸ bir kÄ±vÄ±lcÄ±mla bÃ¼tÃ¼n TÃ¼rkiye'ye yayÄ±lÄ±rsa, onlarÄ±n geleceÄŸi de yanacak.<br />
Bu savaÅŸÄ± durdurun artÄ±k.<br />
Ã–len Ã§ocuklarla mutluluÄŸu bulamaz bir Ã¼lke.<br />
O Ã§ocuklarÄ± kurtarÄ±n.<br />
Ã–fkeyi unutup acÄ±yÄ± hissedin artÄ±k, intikamÄ± bÄ±rakÄ±p kurtarmayÄ± isteyin ne olur.<br />
O Ã§ocuklarÄ± da, Ã¼lkeyi de, kendinizi de kurtarÄ±n.<br />
Durdurun bu AllahÄ±n belasÄ± savaÅŸÄ±.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_836.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_836.html</guid>
  <dc:subject>Bitirin Bu SavaÅŸÄ± Ä°ntikammÄ±ÅŸ</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Devlet AKP'yi ele geÃ§irdi!..</title>
  <description>1997'de TÃ¼rk devletinin tehdit algÄ±sÄ± deÄŸiÅŸti; "irtica ve bÃ¶lÃ¼cÃ¼lÃ¼k" fobileri, "komÃ¼nizm"i unutturdu. KÃ¼rt sorunu, tereddÃ¼tleri de barÄ±ndÄ±rsa kabullenildi. Ä°ki kabulleniÅŸin, AB hedefli kÃ¼resel entegrasyonun olmazlarÄ± olduÄŸu teslim edildi... Bu, TÃ¼rk ordusu Ã¶ncÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ndeki devlet aklÄ±nÄ±n yeni macerasÄ±nÄ±n baÅŸangÄ±cÄ±ydÄ±. UluslararasÄ± ittifaklarÄ± ve bÃ¶lgesel rol ile konuÅŸlanmasÄ±nÄ±n gereÄŸi TÃ¼rk ordusunun, AB ve NA...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
1997'de TÃ¼rk devletinin tehdit algÄ±sÄ± deÄŸiÅŸti; "irtica ve bÃ¶lÃ¼cÃ¼lÃ¼k" fobileri, "komÃ¼nizm"i unutturdu. KÃ¼rt sorunu, tereddÃ¼tleri de barÄ±ndÄ±rsa kabullenildi. Ä°ki kabulleniÅŸin, AB hedefli kÃ¼resel entegrasyonun olmazlarÄ± olduÄŸu teslim edildi... Bu, TÃ¼rk ordusu Ã¶ncÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ndeki devlet aklÄ±nÄ±n yeni macerasÄ±nÄ±n baÅŸangÄ±cÄ±ydÄ±. UluslararasÄ± ittifaklarÄ± ve bÃ¶lgesel rol ile konuÅŸlanmasÄ±nÄ±n gereÄŸi TÃ¼rk ordusunun, AB ve NATO merkezli dÃ¼nyadan kopmayacaÄŸÄ± aÅŸikardÄ±. Ancak yeni macera, 28 Åžubat, PKK'nin kontrpiyede bÄ±rakÄ±larak liderinin esir alÄ±nmasÄ± ve ehlileÅŸtirilmiÅŸ "siyasal Ä°slam" ile kÃ¼resel ÅŸÃ¶hretle beslenen "Kemalist sol"a hÃ¼kmetme yolu aÃ§tÄ±. Birincisi, halkÄ±n mÃ¼dahalesiyle ikinciyi geride bÄ±rakÄ±p yola devam vizesi aldÄ±. Bu vizeye baÅŸlangÄ±Ã§ kaÅŸesini vuran sistemi Ã¼rkÃ¼tmeyeceÄŸini, AB ve ekonomik entegrasyon iÅŸtahÄ±yla gÃ¶sterdi...<br />
<br />
1 Mart, TÃ¼rk ordusunun iÃ§ muharebesinin ve Anglo-Sakson ÅŸamarÄ± yiyeceÄŸinin, bu kez halkÄ±n vekilleri eliyle saÄŸlanacaÄŸÄ± bir tarih oldu. Tezkere geÃ§medi; TÃ¼rk ordusu, Ã¶ncesi bÃ¼tÃ¼n taahhÃ¼t ve izleyen planlamalara raÄŸmen bÃ¼yÃ¼k partnerini yalnÄ±z bÄ±raktÄ±. Ãœstelik, ABD mÃ¼dahalesinin kaldÄ±rdÄ±ÄŸÄ± Ã¶rtÃ¼nÃ¼n altÄ±ndaki KÃ¼rt devleti gerÃ§eÄŸiyle yÃ¼z yÃ¼ze geldi. Lideri cezaevinde olan PKK de bÃ¼tÃ¼n manevralarÄ± savuÅŸturacak bir performans sergileyerek, KÃ¼rt devleti fonu eÅŸliÄŸinde TÃ¼rk ordusunun tehdit antenlerini hareketlendirdi...<br />
<br />
Bir yandan ABD'yi, iÃ§ kamuoyuna karÅŸÄ± ÅŸeytanlaÅŸÄ±rÄ±p bunun yaratacaÄŸÄ± Ä±kÃ§Ä± ve anti ABD'ci dalga Ã¼zerinde sÃ¶rf yaparak ikna etmek; diÄŸer yandan "benim neyim eksik" tafrasÄ±yla baÅŸÄ±ndaki Ã§uvalla hÃ¼srana uÄŸamak... Ä°ÅŸte bu iki gayretin kontrolsÃ¼z iliÅŸkisinin adÄ± 'Ergenekon' oldu. TÃ¼rk ordusu ve devletinin derin aklÄ±nÄ±n bu tasarÄ±mÄ±nÄ± fazla ciddiye alan asker ve sivil unsurlar, Ã¶zerk bir aÄŸ gibi hayatÄ±n her alanÄ±na nÃ¼fuz edip Genelkurmay BaÅŸkanÄ±nÄ±n mahremiyetine kadar ilerleyince ABD'nin teÅŸvik ve desteÄŸiyle tarihi DolmabahÃ§e gÃ¶rÃ¼ÅŸmesi gerÃ§ekleÅŸti. 5 MayÄ±s 2007'de TÃ¼rk ordusu, yeni partneriyle gÃ¼ven tazeledi. Temel Ã§erÃ§eve; Anayasa'nÄ±n deÄŸiÅŸmesi dahi teklif edilemez maddeleri olunca gerisi teferruat oldu. ABD'nin Ã¶nemi deklare edildi, GÃ¼ney'e tarih sÄ±nÄ±rlamasÄ±yla kusuldu. BÃ¶ylece TÃ¼rk ordusu ve taÅŸÄ±yÄ±cÄ± kurmaylarÄ± iÅŸlerinin baÅŸÄ±na geÃ§erek, kolektif neÅŸterin asÄ±l gÃ¼cÃ¼ oldular. Arada sÄ±rÄ±tan GÃ¼l'Ã¼n cumhurbaÅŸanlÄ±ÄŸÄ± bile mutabakata halel getirmedi ve 17 Haziran'da 'Ergenekon'un adÄ± konuldu. Ergenekon bileÅŸenleri Ã§Ä±ldÄ±rdÄ± ama devletin kurumlarÄ± iÃ§ pÃ¼rÃ¼zlerini aÅŸa aÅŸa ortak bir Ã§alÄ±ÅŸmayla hepsinin Ã¼stesinden geldi...<br />
<br />
PKK ve KÃ¼rt meselesinin toplumsal ifadesinin bÃ¼yÃ¼mesi ve Meclis'e yansÄ±masÄ±nÄ± birincil sÄ±rada tutan TÃ¼rk ordusunun, KÃ¼rt coÄŸafyasÄ±ndaki tek partnerinin AKP, Ã¶tesinde ise ABD olmasÄ± dÄ±ÅŸÄ±nda ÅŸansÄ± yoktu. Taviz ve muhafaza denklemini hassas bir rotada, temizlenmiÅŸ kurumsal kimlik ve bÃ¶lgesel gÃ¼Ã§lÃ¼ devlet tezahÃ¼ratÄ±yla sÃ¼rdÃ¼rÃ¼yor...<br />
<br />
Ã–calan ile gÃ¶rÃ¼ÅŸmeye PKK'nin ekarte gayretinin eÅŸlik etmesi, yeraltÄ± kaynaklarÄ±na dikilen gÃ¶z eÅŸliÄŸinde GÃ¼ney KÃ¼rdistan bayraÄŸÄ± altÄ±nda 'kardeÅŸ' sesleniÅŸ, Ã¶yle gÃ¼nÃ¼birlik projeksiyonlarÄ±n izdÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼ deÄŸil. Kuzey KÃ¼rtleri ne kadar haklarÄ±ndan mahrum bÄ±rakÄ±lÄ±rsa ve bÃ¼tÃ¼nlÃ¼k iÃ§inde tolere edilebilir bir tempoda tutulursa o kadar iyidir. Yanisi ÅŸu; TÃ¼rk devletinin 97'deki duruÅŸunda minik mÃ¼dahaleler yapÄ±lÄ±yor, hatta sadece zorlanÄ±yor...<br />
<br />
Devletin kuruluÅŸ paradigmasÄ±na halel getirilmiyor, kurumsal arÄ±nmalar ve idari revizyonlar bu dairenin cevaz verdiÄŸi kadar olacak. DolayÄ±sÄ±yla son aylarda siyaset sahnesinde gÃ¶rdÃ¼ÄŸmÃ¼z bÃ¼tÃ¼n ÅŸok, tuhaflÄ±k, gariplik ve hatta iyilik hallerinin arkasÄ±ndaki kolektif el, yeni devlet aklÄ±dÄ±r. CHP'nin lider, kurmay ve sÃ¶ylem deÄŸiÅŸimi; Saadet Partisi'nin jilet yemesi; merkez saÄŸ birikintilerinin daÄŸÄ±lÄ±ma mecbur edilmesi; MHP'nin agresif sÃ¶ylem, itidalli eylem, kadrolarÄ±nÄ± toparlamasÄ±; AKP'nin iÃ§ dizaynÄ±, lider gÃ¼cÃ¼nÃ¼n tesisi; -ÅŸaÅŸÄ±rmayÄ±n- BDP'ye bile gÃ¼Ã§leri oranÄ±nda telkini, Anayasa'nÄ±n ilk dÃ¶rt maddesinin muhafazasÄ± eÅŸliÄŸinde bÃ¶lgesinin tek gÃ¼Ã§lÃ¼ partneri olma eforudur... <br />
<br />
Devletteki bu ortak aklÄ±n temel bileÅŸenlerinin, AKP ve TÃ¼rk ordusu; dolayÄ±sÄ±yla ikisinin nÃ¼fuz alanÄ±ndaki bÃ¼tÃ¼n organlar olduÄŸunu ihmal eden, kÃ¼Ã§Ã¼mseyen ve KÃ¼rt muhalefetinin buradaki tarihi direnÃ§ noktasÄ± olduÄŸu gerÃ§eÄŸini gÃ¶rmek istemeyenler kaybeder... Pale D. Heban'Ä±n dediÄŸi gibi; AKP ve CHP'ye oy vermek iÃ§in gerekÃ§e arayan bazÄ± 'sol-demokrat-MÃ¼slÃ¼man' tandanslÄ±larÄ±n harÄ±l harÄ±l listeleri deÅŸmeleri boÅŸuna. Ä°stanbul listesine bakÄ±p umutlandÄ±klarÄ± bir isim buluyorlar ama tam Ã¼stÃ¼nde ya bir kart devletÃ§i ya da bir yavru kurt duruyor... AKP, kendi dÃ¶neminin Ä°Ã§iÅŸleri; Emniyet, TerÃ¶rle MÃ¼cadele YÃ¼ksek Kurulu ve Kamu GÃ¼venliÄŸi MÃ¼steÅŸarlÄ±ÄŸÄ±'nÄ±n her branÅŸtaki kadrolarÄ±yla, onlarÄ±n eÄŸitiminden geÃ§en teÅŸkilat kadrolarÄ±nÄ±, Yasama ve YÃ¼rÃ¼tme'nin disiplini iÃ§in onaya sunuyor. Ãœstelik, devletin 30 yÄ±lÄ±k kara kutularÄ± eÅŸliÄŸinde. Ä°ddia edildiÄŸi gibi AKP deÄŸil, devlet AKP'yi ele geÃ§irdi...<br />
<br />
KÃ¼rtler ve dostlarÄ± iÃ§in Ã¶nemli olan tarihin bu hayati kesitini alÄ±nlarÄ±nÄ±n akÄ±yla geride bÄ±rakmak. TÃ¼rkiye'deki iktidar alternatiflerinden birinin rakipsiz olacak kadar gÃ¼Ã§lÃ¼ olmasÄ± veya aralarÄ±nda uzlaÅŸma olmasÄ±nÄ±n ceremesini 'Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ blok' Ã§ekecek. Denge ve Ã§atÄ±ÅŸmanÄ±n, demokratik muhalefete alan aÃ§ma ve aktif aktÃ¶r olma olanaÄŸÄ± kÃ¼Ã§Ã¼msenmemeli...<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_798.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_798.html</guid>
  <dc:subject>Devlet AKP'yi ele geÃ§irdi!..</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>AteÅŸkesin sona ermesi ve Ã–calan'Ä±n rolÃ¼</title>
  <description>PKK sayÄ±sÄ±z ateÅŸkes kararÄ± aldÄ±. HiÃ§birinde somut bir geliÅŸme olmadÄ±. Hepsinde de iktidar gÃ¼Ã§leri kendi Ã§Ä±karlarÄ± iÃ§in kullandÄ±lar. Ã–zellikle AKP ile baÅŸlayan sÃ¼reÃ§, KÃ¼rtlere yÃ¶nelik tasfiye politikalarÄ±nÄ±n en kapsamlÄ± uygulandÄ±ÄŸÄ± dÃ¶nemdir. AKP gÃ¼cÃ¼nÃ¼ pekiÅŸtirdikÃ§e, KÃ¼rt sorununu Ã§Ã¶zmeye yÃ¶nelik bir politikasÄ± olmadÄ±ÄŸÄ± Ã§ok daha belirgin olarak ortaya Ã§Ä±ktÄ±. 

PKK kalÄ±cÄ± ateÅŸkesin devam etmesi iÃ§in ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
PKK sayÄ±sÄ±z ateÅŸkes kararÄ± aldÄ±. HiÃ§birinde somut bir geliÅŸme olmadÄ±. Hepsinde de iktidar gÃ¼Ã§leri kendi Ã§Ä±karlarÄ± iÃ§in kullandÄ±lar. Ã–zellikle AKP ile baÅŸlayan sÃ¼reÃ§, KÃ¼rtlere yÃ¶nelik tasfiye politikalarÄ±nÄ±n en kapsamlÄ± uygulandÄ±ÄŸÄ± dÃ¶nemdir. AKP gÃ¼cÃ¼nÃ¼ pekiÅŸtirdikÃ§e, KÃ¼rt sorununu Ã§Ã¶zmeye yÃ¶nelik bir politikasÄ± olmadÄ±ÄŸÄ± Ã§ok daha belirgin olarak ortaya Ã§Ä±ktÄ±. <br />
<br />
PKK kalÄ±cÄ± ateÅŸkesin devam etmesi iÃ§in herkesin Ã¼zerinde uzlaÅŸtÄ±ÄŸÄ± en makul talepleri ileri sÃ¼rdÃ¼: "1- Askeri ve siyasi operasyonlarÄ±n durdurulmasÄ±, 2-KCK tutuklularÄ±nÄ±n serbest bÄ±rakÄ±lmasÄ±, 3-Ã–calan'la mÃ¼zakere yÃ¼rÃ¼tÃ¼lmesi ve sÃ¼rece aktif olarak katÄ±lmasÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼nÃ¼n aÃ§Ä±lmasÄ±, 4- Anayasa komisyonu ile Hakikatleri AraÅŸtÄ±rma KomisyonlarÄ±nÄ±n kurulmasÄ±, 5- Ve yÃ¼zde 10 seÃ§im barajÄ±nÄ±n kaldÄ±rÄ±lmasÄ±." <br />
<br />
Peki, ne oldu? Ä°slamcÄ± AKP bunlarÄ±n hiÃ§birine yanÄ±t vermediÄŸi gibi saldÄ±rÄ±larÄ±na en Ã¼st dÃ¼zeyde devam etti. KCK davasÄ±nda KÃ¼rtÃ§e savunma yapÄ±lmasÄ±na hiÃ§bir ÅŸekilde izin vermediÄŸi gibi KÃ¼rtÃ§eyi bilinmeyen dil olarak ilan etti. <br />
<br />
PKK'nin ateÅŸkes sÃ¼recini bitirdiÄŸini aÃ§Ä±klamasÄ±na parallel olarak Cemil Ã‡iÃ§ek, ErdoÄŸan ve GÃ¼l'Ã¼n aÃ§Ä±klamalarÄ± Ã§ok aÃ§Ä±k. KÃ¼rtleri tasfiye politikasÄ±nÄ±n Ã§ok yÃ¶nlÃ¼ devam edeceÄŸini deklare ettiler. 'KCK operasyonlarÄ± kapsamÄ±nda yargÄ±lanan BDP IÄŸdÄ±r Belediye BaÅŸkanÄ± Mehmet Nuri GÃ¼neÅŸ ile BDP il yÃ¶neticileri ve belediye meclis Ã¼yelerinin de aralarÄ±nda bulunduÄŸu 14 kiÅŸiye 149 yÄ±l 9 ay hapis cezasÄ± verildi.' Belediye BaÅŸkanÄ±'na ve arkadaÅŸlarÄ±na verilen bu ceza KÃ¼rtlere yÃ¶nelik politikanÄ±n somutlaÅŸmÄ±ÅŸ ifadesidir. <br />
<br />
Ã‡ok aÃ§Ä±k olarak belirtmek gerekir: Ä°slamcÄ± iktidar KÃ¼rt sorununu hiÃ§bir ÅŸekilde Ã§Ã¶zmeyecektir. GÃ¼cÃ¼nÃ¼ pekiÅŸtirdikÃ§e daha Ã§ok saldÄ±racaktÄ±r. PKK, refarandum Ã¶ncesi dÃ¶nemde, savunma savaÅŸÄ±nÄ± nispeten yÃ¼kseltti. 'Ã–zerk Demokratik KÃ¼rdistan' ilanÄ± KÃ¼rtler tarafÄ±ndan kabul gÃ¶rdÃ¼. Ancak daha sonra bu kavram KÃ¼rtlerin politik literatÃ¼rÃ¼nde en alt sÄ±ralara dÃ¼ÅŸtÃ¼. AteÅŸkes sÃ¼resi uzatÄ±ldÄ± ve Ã§Ã¶zÃ¼me dair umutlar arttÄ±rÄ±ldÄ±. Toplum beklentiye sokuldu. GÃ¶rÃ¼ldÃ¼ ki, hiÃ§bir Ã§Ã¶zÃ¼m planÄ± yok. <br />
<br />
Burada birkaÃ§ somut tespiti yapmaktan yarar var: Birincisi, devletin sÃ¶z konusu ateÅŸkeslere yÃ¶nelik hiÃ§bir yanÄ±tÄ± olmadÄ±. Ã–zellikle AKP her kritik dÃ¶nemde KÃ¼rt temsilcileriyle gÃ¶rÃ¼ÅŸerek ateÅŸ kararÄ± almasÄ±nÄ± saÄŸladÄ±. Kendi Ã§Ä±karlarÄ± iÃ§in kullandÄ±. Daha sonra kimse ateÅŸkeslerden bahsetmedi. SaÄŸÄ±r sultanlara oynadÄ±lar. Bu gerÃ§eÄŸi gÃ¶rmek ve tespit etmek gerek. BugÃ¼n Ä°slamcÄ± AKP, kendi devletsel sistemini kurma dÃ¼zeyine gelmiÅŸse, bundan KÃ¼rtlerin izlediÄŸi ateÅŸkes politikalarÄ± etkileyici olmuÅŸtur. Bunu en iyi gÃ¶ren de bizzat AKP'nin kendisidir. <br />
<br />
Ä°kincisi, Ã–calan KÃ¼rt halkÄ±nÄ±n doÄŸal lideri haline gelmiÅŸ biridir. KÃ¼rt halkÄ± iÃ§indeki aÄŸÄ±rlÄ±ÄŸÄ± da artÄ±k kabul gÃ¶rÃ¼yor. Kritik dÃ¶nemlerde Ã–calan ile gÃ¶rÃ¼ÅŸmelerin yapÄ±lmasÄ± ve Ã§Ã¶zÃ¼me dair imalarÄ±n yaratÄ±lmasÄ± tamamen bir politik oyundur. Ã–calan'Ä±n sorunun demokratik bir Ã§erÃ§evede Ã§Ã¶zÃ¼lmesi iÃ§in yÄ±llardÄ±r Ã§aba sarf ettiÄŸi biliniyor. Ä°slamcÄ± AKP devleti, Ã–calan'Ä±n bu Ã§abasÄ±nÄ± kendi politik Ã§Ä±karlarÄ± iÃ§in kullanÄ±yor. Bunun gÃ¶rÃ¼lmesi gerekir. GÃ¶rÃ¼ÅŸmeye giden devletin bÃ¼rokratlarÄ±nÄ±n sÃ¶ylemleri AKP'den baÄŸÄ±msÄ±z deÄŸildir. Devletin Ã–calan'a yÃ¶nelik stratejik politikasÄ± Ã§ok nettir: KÃ¼rt halkÄ± karÅŸÄ±sÄ±ndaki inandÄ±rÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± zaafa uÄŸratmak. BugÃ¼ne kadar bunu baÅŸaramadÄ±lar. Ama bundan asla vazgeÃ§meyeceklerdir. <br />
<br />
AKP'nin politikasÄ± seÃ§imlere kadar savaÅŸÄ±n yÃ¼kselmesini istemiyor. BÃ¶ylesi bir sÃ¼recin baÅŸlamasÄ± Ä°slamcÄ± iktidara Ã§ok yÃ¶nlÃ¼ darbeler vuracaktÄ±r. Bunun iÃ§in sahte Ã§Ã¶zÃ¼m Ã¶nerileri basÄ±nda yer almaya baÅŸlayacaktÄ±r. Yeni anayasa tartÄ±ÅŸmalarÄ± gÃ¼ndemi meÅŸgul edecektir. BÃ¶ylelikle beklentiler arttÄ±rÄ±lacak, Ã§Ã¶zÃ¼m havasÄ± topluma kabul ettirilecek. BunlarÄ±n tek bir amacÄ± bulunuyor: SeÃ§imlere sorunsuz girmek. <br />
<br />
Bu yÃ¶ntem baÅŸarÄ±lÄ± olmazsa, BDP'ye yÃ¶nelik tehditler ve operasyonlar devreye girecektir. Ã–zellikle adaylara yÃ¶nelik saldÄ±rÄ±lara ve santajlara baÅŸvuracaklardÄ±r. <br />
<br />
SeÃ§imler hiÃ§ ÅŸÃ¼phesiz ki Ã¶nemlidir. Ancak, 'Demokratik Ã–zerkliÄŸin' Ã§ok daha Ã¶nemli olduÄŸunun en Ã§ok devlet farkÄ±ndadÄ±r. Biri taktik politikada, ikincisi stratejik hedefler bakÄ±mÄ±ndan belirleyicidir. <br />
<br />
Ortaya Ã§Ä±kan politik tablo net: Uygulanacak bir ateÅŸkes politik bir etki yaratmayacaktÄ±r. Devletin bu tarzda Ã§Ã¶zÃ¼me gelmeyeceÄŸi Ã§ok net olarak ortaya Ã§Ä±kmÄ±ÅŸtÄ±r. KÃ¼rtlerin Ã¶ncelikli gÃ¶revi 'Demokratik Ã–zerkliÄŸi' yaÅŸama geÃ§irmeleridir. OrtadoÄŸu'da Ã¶rnek / model olmak bundan geÃ§er. <br />
<br />
DiÄŸer bir Ã§ok Ã¶nemli nokta: Ã–calan kendi rolÃ¼nÃ¼ Ã§ok daha gÃ¼Ã§lÃ¼ oynayabilmesi iÃ§in aradan Ã§ekilmelidir. 17 yÄ±ldÄ±r, bÃ¼tÃ¼n ateÅŸkeslerde Ã§Ã¶zÃ¼m iÃ§in yoÄŸun bir Ã§aba gÃ¶sterdi. Ancak devlet bunu anlamak istemedi, tersine kullandÄ±. ArtÄ±k devlet bunu Ã§ok net olarak gÃ¶rmeli ve hissetmelidir. BÃ¶ylece Ã–calan ile yapÄ±lan gÃ¶rÃ¼ÅŸmelerin bir oyalama deÄŸil Ã§Ã¶zÃ¼me yÃ¶nelik olmasÄ± gerektiÄŸini anlamalarÄ± gerekir. <br />
<br />
KÃ¼rtler de Ã–calan'Ä±n elini gÃ¼Ã§lendirecek Ã§ok yÃ¶nlÃ¼ politikalar ve mÃ¼cadele yÃ¶ntemleri geliÅŸtirmelidir.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_797.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_797.html</guid>
  <dc:subject>AteÅŸkesin sona ermesi ve Ã–calan'Ä±n rolÃ¼</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Ãœniter Devlet KavramÄ±</title>
  <description>TÃ¼rkiye'de en yaygÄ±n hatalÄ± ezberlerden birisi Ã¼niter devlet konusundadÄ±r. Neredeyse "Ã¼niform" biÃ§imde algÄ±lanan "Ã¼niter devlet" ile "toprak bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼" aynÄ± anlamda kullanÄ±lmakta ve bu Ã§erÃ§evede aÅŸÄ±rÄ± merkeziyetÃ§i Ã¼niter devlete yÃ¶nelik her tÃ¼rlÃ¼ eleÅŸtiri, bÃ¶lÃ¼cÃ¼lÃ¼kle malul sayÄ±lmaktadÄ±r. Oysa Ã¼niterizm bir devlet biÃ§imidir ve devlet biÃ§imleri teknik olarak o devletin Ã¶rgÃ¼tlenme ÅŸekline iliÅŸkin bir veridir,...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
TÃ¼rkiye'de en yaygÄ±n hatalÄ± ezberlerden birisi Ã¼niter devlet konusundadÄ±r. Neredeyse "Ã¼niform" biÃ§imde algÄ±lanan "Ã¼niter devlet" ile "toprak bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼" aynÄ± anlamda kullanÄ±lmakta ve bu Ã§erÃ§evede aÅŸÄ±rÄ± merkeziyetÃ§i Ã¼niter devlete yÃ¶nelik her tÃ¼rlÃ¼ eleÅŸtiri, bÃ¶lÃ¼cÃ¼lÃ¼kle malul sayÄ±lmaktadÄ±r. Oysa Ã¼niterizm bir devlet biÃ§imidir ve devlet biÃ§imleri teknik olarak o devletin Ã¶rgÃ¼tlenme ÅŸekline iliÅŸkin bir veridir, yani bu kavramÄ±n toprak bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼ ile bir iliÅŸkisi yoktur. Bir devlet, herhangi bir "devlet biÃ§imiyle" demokratik toplum dÃ¼zeninin gereklerini yerine getirebilir. Hangi devlet biÃ§iminin sÃ¶z konusu Ã¼lke iÃ§in uygun olduÄŸuna ise siyasi ve tarihi verilere dayanarak karar verilir. Ancak bu veriler farklÄ±laÅŸtÄ±kÃ§a, bu tercihte esnemeler yaÅŸanabilir.<br />
<br />
<b>Ãœniter devlet ve tedavÃ¼ldeki yanlÄ±ÅŸlar<br />
</b> <br />
Ãœniter devlet, tek iktidar merkezine dayanan ve Ã¼lkede geÃ§erli olan tek bir hukuk dÃ¼zeninin bulunduÄŸu devlettir. Ancak buradaki "tek iktidar merkezi", coÄŸrafi bir anlam da iÃ§ermemektedir. Ã–rneÄŸin Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) ille de Ankara'da bulunmasÄ±na gerek yoktur, yÃ¼ksek yargÄ±yÄ± baÅŸka bir Anadolu ÅŸehrine pekala taÅŸÄ±yabilirsiniz. (bkz. Macaristan AYM Ã¶rneÄŸi) Hatta Ã¼lkede eÅŸit kalkÄ±nma istiyorsanÄ±z merkezdeki yetkileri, farklÄ± ÅŸehirlerde paylaÅŸtÄ±rabilirsiniz. Bu da sizi adem-i merkeziyeÃ§i Ã¼niterliÄŸe yaklaÅŸtÄ±rÄ±r. DolayÄ±sÄ±yla Ã¶yle hiÃ§ de sanÄ±ldÄ±ÄŸÄ± gibi, kolayca tek bir tanÄ±mlamaya sokulacak bir "Ã¼niterizm" de yoktur.<br />
<br />
<b>TÃ¼rkiye Ã¼niter devleti<br />
</b> <br />
AdÄ± hep, Ã¼lkenin kadim sorunlarÄ±na iliÅŸkin yapÄ±lan tart(Ä±ÅŸ)malarda kÄ±rmÄ±zÄ± Ã§izgiler Ã§izilirken geÃ§en "Ã¼niter devlet" kavramÄ±, 1982 AnayasasÄ±nda aÃ§Ä±kÃ§a yer almamaktadÄ±r. Ancak Anayasa'nÄ±n 3'inci maddesinde "TÃ¼rkiye devleti, Ã¼lkesi ve milletiyle bÃ¶lÃ¼nmez bir bÃ¼tÃ¼ndÃ¼r" ÅŸeklinde bir ifade vardÄ±r. Bu ifade, AYM tarafÄ±ndan "Ã¼niter devlet" biÃ§iminde yorumlanmÄ±ÅŸtÄ±r. "YorumlanmÄ±ÅŸtÄ±r" diyoruz, Ã§Ã¼nkÃ¼ pekala bunun tersi bir yorum da mÃ¼mkÃ¼n olabilir. ÅžÃ¶yle ki ABD, Almanya veya Ä°sviÃ§re gibi Ã¼niter olmayan devletler de kendilerini Ã¼lkesi ve milletiyle bÃ¶lÃ¼nmez gÃ¶rebilirler. Zaten hiÃ§bir egemen devlet, kural olarak Ã¼lkesinin bÃ¶lÃ¼nmesini istemez. Fakat bu temenni, o Ã¼lkeyi Ã¼niter kÄ±lmaz. Nitekim bÃ¶lgesel nitelikteki Ä°spanya'nÄ±n anayasasÄ±nda "Anayasa, Ä°spanyol ulusunun ayrÄ±lmaz birliÄŸine, bÃ¼tÃ¼n Ä°spanyollarÄ±n ortak ve bÃ¶lÃ¼nmez vatan ilkelerine dayanÄ±r ve onu oluÅŸturan ulusal topluluklarla bÃ¶lgelerin Ã¶zerklik hakkÄ±nÄ±, ayrÄ±ca kendi aralarÄ±ndaki dayanÄ±ÅŸmasÄ±nÄ± tanÄ±r ve gÃ¼venceler" (md.2) ve yine Ä°talya anayasasÄ±nda "Tek ve bÃ¶lÃ¼nmez olan Cumhuriyet, yerel Ã¶zerklikleri tanÄ±r ve Ã¶zendirir... (md.5) ifadelerine rastlanÄ±lmaktadÄ±r.<br />
<br />
Yine bazÄ± devletler Ã§ok milletli olmakla beraber Ã¼niter kalmaya devam edebilmiÅŸtir. Ã‡in anayasasÄ±nÄ±n baÅŸlangÄ±Ã§ kÄ±smÄ±ndaki "Ã§ok milletli Ã¼niter devlet" ifadesi bunun tipik bir Ã¶rneÄŸidir. Bununla beraber bÃ¶lgesel esnemeler de Ã¼niter devlet ile Ã§atÄ±ÅŸmaz. Fransa, (Ã¶zellikle Korsika ve Alsace - Moselle Ã¶rnekleriyle) bu yÃ¶nde bir esneklik taÅŸÄ±maktadÄ±r.<br />
<br />
<b>Ã‡ok dillilik tartÄ±ÅŸmasÄ±<br />
</b> <br />
Ãœniter devlette ikinci bir resmi dilin (hatta kimilerine gÃ¶re herhangi bir azÄ±nlÄ±ÄŸÄ±n veya herhangi bir ikinci dilin) asla sÃ¶z konusu olamayacaÄŸÄ± konusunda yaygÄ±n bir sÃ¶ylem vardÄ±r. Ancak "asla, asla dememek" lazÄ±m. ÅžÃ¶yle ki Ã¼niter bir devlet olan Finlandiya, Ä°sveÃ§Ã§e ve Fince dillerini resmi dil olarak kabul etmektedir. Etnik Ã§atÄ±ÅŸmalarÄ± yeni anayasasÄ± ile aÅŸan G. Afrika da, birden Ã§ok dili, resmi dil olarak kabul etmekte; komÅŸumuz GÃ¼rcistan ise GÃ¼rcÃ¼ce'nin yanÄ±nda Abhazca'yÄ± da resmi olarak tanÄ±maktadÄ±r. Bununla beraber Ã¼niter devletlerin diÄŸer birÃ§oÄŸunda (evet, genelleme yapmamÄ±za izin verecek kadarÄ±nda) tek bir resmi dil vardÄ±r. Ancak bu Ã¼lkelerin de bÃ¼yÃ¼k kÄ±smÄ±nda, Ã¼lke Ã§apÄ±nda Ã§ok dillilik sÃ¶z konusudur. Zaten Avrupa Ã¶zelinde "Avrupa AzÄ±nlÄ±k ve BÃ¶lgesel Diller ÅžartÄ±'nÄ±n" tarafÄ± olmuÅŸ Ã¼lkelerde bu bir yÃ¼kÃ¼mlÃ¼lÃ¼ktÃ¼r de. Ã‡Ã¼nkÃ¼ Åžart'a gÃ¶re taraf devletler, sayÄ±larÄ± nÃ¼fusun diÄŸer bÃ¶lÃ¼mÃ¼nden daha az olan, Ã¼lke topraklarÄ±nda geleneksel olarak konuÅŸulan veya Ã¼lkedeki resmi dilin dÄ±ÅŸÄ±nda kalan dilleri zenginlik olarak gÃ¶rÃ¼p, eÄŸitim, adli merciler, idari makamlar ve kamu hizmetleri, medya, kÃ¼ltÃ¼rel etkinlik ve mekan, ekonomik ve sosyal hayat alanlarÄ±nda bu dillerin gÃ¶zetilmesi yÃ¼kÃ¼mlÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ altÄ±ndadÄ±rlar.<br />
<br />
Yeri gelmiÅŸken, Ã§ok dillilik konusunda "abartanlar" da yok deÄŸildir. "DÃ¼nyanÄ±n solundaki kÄ±tada" daha birkaÃ§ sene Ã¶nce hazÄ±rlanan ve baÅŸlangÄ±Ã§ kÄ±smÄ±nda "... Evvel zaman iÃ§inde, daÄŸlar yÃ¼kseldi, Ä±rmaklar yataÄŸÄ±nÄ± buldu, gÃ¶ller oluÅŸtu. Amazon bÃ¶lgemiz, Chaco'muz, platomuz, yaylalarÄ±mÄ±z, ovalarÄ±mÄ±z yeÅŸilliklerle ve Ã§iÃ§eklerle kaplandÄ±. Bu kutsal Toprak Ana'yÄ± Ã§eÅŸitli yÃ¼zlerle donattÄ±k ve o gÃ¼nden bu yana, her ÅŸeyin Ã§oÄŸulluÄŸunu ve varlÄ±k ve kÃ¼ltÃ¼rler olarak Ã§eÅŸitliliÄŸimizi taÅŸÄ±yoruz..." diyen Bolivya AnayasasÄ±nda, Ä°spanyolcanÄ±n yanÄ±nda bir zenginlik olarak 36 tane yerel dilin yer aldÄ±ÄŸÄ±na dikkat Ã§ekmek de boynumuzun borcudur.<br />
<br />
UzatmayalÄ±m, birÃ§ok Ã¼lkede Ã¶yle ya da bÃ¶yle Ã§ok dillilik meselesi bir ÅŸekilde dÃ¼zenlenmiÅŸ veya kayÄ±tlanmÄ±ÅŸtÄ±r. TÃ¼rkiye'nin Ã¶teden beri sÃ¼regelen sorunu, Ã§ok dilliliÄŸin "inkar edilmesi" (eski md.26 ve 28) ya da "sessiz kalmasÄ±" (mevcut durum) olmuÅŸtur. Oysa TÃ¼rkiye'de birden Ã§ok dil bulunmaktadÄ±r. Ã–yle ki bugÃ¼n sadece tartÄ±ÅŸmalarÄ±n odaklandÄ±ÄŸÄ± KÃ¼rtÃ§e deÄŸil, fakat aynÄ± zamanda diÄŸer diller, TÃ¼rkiye kÃ¼ltÃ¼rel mirasÄ±nÄ±n bir parÃ§asÄ± olarak her ÅŸeye raÄŸmen ayaktadÄ±r. Bu dillerin ille de resmi dil yapÄ±lmasÄ±na gerek veya ihtiyaÃ§ da yoktur. Ancak yeni bir anayasada Ä°spanya'da olduÄŸu gibi "devletin, Ã¼lkedeki dilsel Ã§eÅŸitliliÄŸi bir zenginlik olarak gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ ve bu dilleri koruma, bunlara Ã¶zel olarak saygÄ± gÃ¶sterme yÃ¼kÃ¼mlÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ Ã¼stlendiÄŸinin" (md.3) kayÄ±t altÄ±na alÄ±nmasÄ± ve bu Ã§erÃ§evede pozitif edimde bulunulmasÄ±, Ã¶teden beri sÃ¼ren ÅŸiddet ortamÄ±nÄ±n, bir arada yaÅŸama iradesini yÄ±pratmÄ±ÅŸlÄ±ÄŸÄ±na karÅŸÄ± panzehir olacak bir adÄ±m olarak gÃ¶rÃ¼lebilir. Ne de olsa  "TÃ¼rkiye devleti, ancak TÃ¼rkiye Ã¼lkesi ve TÃ¼rkiye milleti ile birlikte bir bÃ¼tÃ¼nlÃ¼k teÅŸkil etmektedir" ve bu gerÃ§ek, anayasal aÃ§Ä±dan deÄŸiÅŸtirilemez kÄ±lÄ±nmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
* Ar. GÃ¶r. Tolga Åžirin, M.Ãœ. Hukuk FakÃ¼ltesi, Anayasa Hukuku ABD.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_795.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_795.html</guid>
  <dc:subject>Ãœniter Devlet KavramÄ±</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Anadilim O Kadar Ä°yi DeÄŸil!</title>
  <description>DoÄŸduÄŸumdan beri TÃ¼rkÃ§e, 11 yaÅŸÄ±mdan beri Ä°ngilizce, 17 yaÅŸÄ±mdan beri de FransÄ±zca Ã¶ÄŸreniyorum... Bu Ã¼lkede anadilinde sadece dÃ¼ÅŸÃ¼nme ve konuÅŸma deÄŸil aynÄ± zamanda okuma ve yazma ayrÄ±calÄ±ÄŸÄ±na da sahip o mutlu Ã§oÄŸunluÄŸun bir Ã¼yesiyim. Tahmin edeceÄŸiniz Ã¼zere "beyaz TÃ¼rk'Ã¼m" ben...

MutluluÄŸum bununla da bitmiyor. Ä°ngilizce eÄŸitim verilen bir TÃ¼rk Ã¼niversitesinin MÃ¼tercim-TercÃ¼manlÄ±k bÃ¶lÃ¼mÃ¼nde anadilimi ve ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
DoÄŸduÄŸumdan beri TÃ¼rkÃ§e, 11 yaÅŸÄ±mdan beri Ä°ngilizce, 17 yaÅŸÄ±mdan beri de FransÄ±zca Ã¶ÄŸreniyorum... Bu Ã¼lkede anadilinde sadece dÃ¼ÅŸÃ¼nme ve konuÅŸma deÄŸil aynÄ± zamanda okuma ve yazma ayrÄ±calÄ±ÄŸÄ±na da sahip o mutlu Ã§oÄŸunluÄŸun bir Ã¼yesiyim. Tahmin edeceÄŸiniz Ã¼zere "beyaz TÃ¼rk'Ã¼m" ben...<br />
<br />
MutluluÄŸum bununla da bitmiyor. Ä°ngilizce eÄŸitim verilen bir TÃ¼rk Ã¼niversitesinin MÃ¼tercim-TercÃ¼manlÄ±k bÃ¶lÃ¼mÃ¼nde anadilimi ve bahsettiÄŸim diÄŸer dilleri hÃ¼r bir ÅŸekilde kullanarak eÄŸitim gÃ¶rdÃ¼m. BaktÄ±m ki belli bir yaÅŸtan sonra Ã¶ÄŸrenilen dil Ã§ok kolay oturmuyor, Fransa'ya gittim altÄ± aylÄ±ÄŸÄ±na. FransÄ±zcamÄ± ilerletmeye...<br />
<br />
Oradayken en Ã§ok neyi Ã¶zledim biliyor musunuz? TÃ¼rkÃ§e konuÅŸabilmeyi, kendi kendime deÄŸil birileriyle... TÃ¼rkÃ§e sinirlenebilmeyi, kÄ±zmayÄ±, sevinmeyi... Yolda yÃ¼rÃ¼rken duyduÄŸum sesleri bir uÄŸultu gibi algÄ±lamamak iÃ§in kulak kesilmek zorunda kalmamayÄ±... Elime tutuÅŸturulan evraklara "ya bir ÅŸeyi yanlÄ±ÅŸ anlarsam" korkusuyla bakmamayÄ±...<br />
<br />
TÃ¼rkÃ§e yaÅŸamayÄ± Ã¶zledim kÄ±sacasÄ±. Diyeceksiniz ki altÄ± ay ne ki... GerÃ§ekten ortalama bir insan Ã¶mrÃ¼nde altÄ± ay ne ki... HiÃ§bir ÅŸey... Ama ben Ã¶zledim iÅŸte, "merci"nin yanÄ±nda "saÄŸol" diyebilmenin ne kadar farklÄ± bir ÅŸey olduÄŸunu en basitinden...<br />
<br />
<b>KÃ¼rtÃ§e'nin bir dil olduÄŸunu unutmuÅŸum</b><br />
<br />
Sonra dÃ¶ndÃ¼m Ã¼lkeme, dÄ±ÅŸarÄ±da gezinirken baÅŸkalarÄ±nÄ±n konuÅŸmalarÄ±nÄ± anlamanÄ±n verdiÄŸi gÃ¼venle, TÃ¼rkÃ§emi yaÅŸamaya baÅŸladÄ±m yeniden... Derken Ã¼niversite AdÄ±yaman'a gezi dÃ¼zenledi. ÃœÃ§, dÃ¶rt gece kaldÄ±k... Otelde TÃ¼rkÃ§e konuÅŸan yalnÄ±zca bizdik... Personel kendi arasÄ±nda KÃ¼rtÃ§e konuÅŸuyordu, yolda insanlar, Nemrut'a Ã§Ä±karken Ã§ocuklar... Garip geldi.<br />
<br />
Ben ki beyaz TÃ¼rk olma ÅŸansÄ±na sahip olmanÄ±n yanÄ± sÄ±ra TÃ¼rkiye'nin batÄ±sÄ±nda doÄŸup bÃ¼yÃ¼me ÅŸansÄ±na sahip Ã§ocuk... Ben ki kendi ÅŸehrindeki "Ã¶tekilerin" cahillikten dolayÄ± kÃ¶tÃ¼ bir TÃ¼rkÃ§e ile konuÅŸtuÄŸuna uzun sÃ¼re inandÄ±rÄ±lan Ã§ocuk... Ben ki doÄŸduÄŸu ÅŸehirde minibÃ¼ste kendi aralarÄ±nda KÃ¼rtÃ§e konuÅŸanlara ters ters bakan insanlarÄ±n arasÄ±nda bÃ¼yÃ¼mÃ¼ÅŸ Ã§ocuk... KÃ¼rtÃ§enin bir dil olduÄŸunu unutmuÅŸtum belki de, KÃ¼rtÃ§enin de yaÅŸandÄ±ÄŸÄ±nÄ±...<br />
<br />
Derken FransÄ±zca eÄŸitim verilen bir TÃ¼rk Ã¼niversitesinde yÃ¼ksek lisans yaptÄ±m, zorlana zorlana FransÄ±zca bir tez yazdÄ±m. TÃ¼rkÃ§e yazÄ±yor olsam harikalar yaratmayacaktÄ±m ama o kadar zor oldu ki TÃ¼rkÃ§e dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼klerimi baÅŸka dilde ifade etmek, anlaÅŸÄ±lÄ±r kÄ±lmak...<br />
<br />
KaldÄ± ki ben tercÃ¼manlÄ±k okumuÅŸtum, zorlanmamam gerekirdi. YakÄ±nmadÄ±m ama durumumdan, bu benim seÃ§imimdi... FransÄ±zcamÄ± kÃ¼flendirmemek iÃ§in FransÄ±zca okumak ve yazmak istedim.<br />
<br />
<b>"Anadilim KÃ¼rtÃ§e ama..."</b><br />
<br />
Åžimdi de yÃ¼zde yÃ¼z Ä°ngilizce eÄŸitime geÃ§meye hazÄ±rlanan bir TÃ¼rk Ã¼niversitesinde Ä°ngilizce okutmanlÄ±ÄŸÄ± yapÄ±yorum. Bir Ã¶ÄŸrencim var, KÃ¼rt. AdÄ± "Ali" olsun. Ä°ngilizce dersinde ne ben Ali'yi anlÄ±yorum rahat rahat, ne Ali beni...<br />
<br />
Ali'nin KÃ¼rt aksanÄ± o kadar aÄŸÄ±r ki TÃ¼rkÃ§e bir ÅŸey sorduÄŸunda arada bazÄ± sesler yakalÄ±yorum o kadar, Ali tekrar ediyor hep sÃ¶ylediklerini. Benim Ä°ngilizcem de o henÃ¼z baÅŸlangÄ±Ã§ dÃ¼zeyinde olduÄŸu iÃ§in ona aÄŸÄ±r geliyor zannediyordum... Oysa ki Ali'nin durumu biraz daha farklÄ±...<br />
<br />
Dedi ki bana "Hocam, benim iÃ§in Ã§ok zor oluyor. Ã–nce sÃ¶ylediklerinizi kafamdan TÃ¼rkÃ§eye Ã§eviriyorum, sonra KÃ¼rtÃ§eye... YavaÅŸ konuÅŸun Hocam." "Ali" dedim, "Niye araya TÃ¼rkÃ§eyi sokuyorsun, madem anadilin KÃ¼rtÃ§e"...Dedi ki Ali "Hocam, KÃ¼rtÃ§eyi hiÃ§ yazmadÄ±m ben, anadilim KÃ¼rtÃ§e ama KÃ¼rtÃ§em o kadar iyi deÄŸil".<br />
<br />
YukarÄ±da da Ã¶zellikle deÄŸindiÄŸim Ã¼zere, Ã§eyrek asÄ±rlÄ±k Ã¶mrÃ¼mÃ¼n yarÄ±sÄ± (bÃ¶yle deyince daha etkili geliyor) yabancÄ± dillerle, tamamÄ± da anadilimle haÅŸÄ±r neÅŸir geÃ§ti. Dil Ã¶ÄŸrenmek hakkÄ±nda az Ã§ok fikrim var sanÄ±rdÄ±m.<br />
<br />
Anadilin yabancÄ± dil Ã¶ÄŸrenmede Ã§ok Ã¶nemli olduÄŸunu okur dururdum da, anadilin problemli olduÄŸu durum nasÄ±l bir ÅŸeydir hiÃ§ dÃ¼ÅŸÃ¼nmemiÅŸtim. Ali bana bunu dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼rtÃ¼yor epeydir, Ã§are bulamÄ±yorum. DiÄŸer Ã¶ÄŸrencilerime kÄ±yasla Ali'yle daha Ã§ok birebir ilgilenmekten baÅŸka Ã§are bulamÄ±yorum. Ali "Hocam kolay deÄŸil bir bilseniz" diyor "Vallahi, Ã§ok Ã§alÄ±ÅŸÄ±yorum, olacak Ä°nÅŸallah bir gÃ¼n Hocam" diyor.<br />
<br />
Bu Ã§ocuÄŸun sÄ±kÄ±ntÄ±sÄ±nÄ± gÃ¶rÃ¼nce dil aÃ§Ä±sÄ±ndan ne kadar ÅŸanslÄ± olduÄŸumu anladÄ±m bir daha. Ben TÃ¼rkÃ§e konuÅŸabildim, TÃ¼rkÃ§e yazabildim, okuyabildim. TÃ¼rkÃ§em ailemle oturduÄŸum evin duvarlarÄ±na hapsolmadÄ±. TÃ¼rkÃ§e benim bir parÃ§am, kimliÄŸim oldu... Benim anadilim Ã¼zerine inÅŸa ettiÄŸim benliÄŸim yarÄ±m kalmadÄ±, bÃ¶lÃ¼nmedi...<br />
<br />
YabancÄ± dili Ã¶ÄŸrenirken, yabancÄ± dili kendime meslek olarak seÃ§erken belki de o yÃ¼zden Ã§ok gÃ¼Ã§lÃ¼k Ã§ekmedim. Ãœstelik Ã¶ÄŸrendiÄŸim yabancÄ± dilleri unutmayayÄ±m diye bu devletin Ã¼niversitelerinde yabancÄ± dilde okuyabildim, yazabildim.<br />
<br />
<b>Siz ezberleri korumaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±rken birileri parÃ§a parÃ§a oluyor</b><br />
<br />
Åžimdi garip bir suÃ§luluk duygusu var Ã¼zerimde. SÄ±rf bu Ã¼lkenin batÄ±sÄ±nda TÃ¼rk anne babadan doÄŸdum diye anadil-okul dili karmaÅŸasÄ± yaÅŸamadÄ±m ben. BatÄ± dillerinde okuyup yazmak istedim, pek de Ã¢lÃ¢ oldu... Ama neden Ali anadilinde okuyamadÄ±, yazamadÄ±? Neden bu Ã§ocuk okulda yazdÄ±ÄŸÄ±-okuduÄŸu TÃ¼rkÃ§e, evde konuÅŸtuÄŸu KÃ¼rtÃ§e arasÄ±nda parÃ§alandÄ±... Neden seneye bÃ¶lÃ¼m derslerini Ä°ngilizce alabilmek adÄ±na (!) arkadaÅŸlarÄ±nÄ±n iki katÄ± bir mÃ¼cadele veriyor?<br />
<br />
Bu sorunun cevabÄ± "Bu devletin resmi dili TÃ¼rkÃ§edir. Bu anayasanÄ±n deÄŸiÅŸtirilmesi dahi teklif edilemeyen maddesidir" olmasÄ±n lÃ¼tfen. Bir insanÄ±n kimliÄŸini ilgilendiren meseleye bu kadar teknik, bu kadar mekanik bir yanÄ±t vermeyin lÃ¼tfen. Korkmadan sÃ¶yleyin "Ã‡Ã¼nkÃ¼ Ali KÃ¼rt." deyin "Ã‡Ã¼nkÃ¼ biz, yÄ±llardÄ±r KÃ¼rt kimliÄŸini inkÃ¢r ettik, ÅŸimdi dÃ¶nemeyiz" deyin...<br />
<br />
Bunu sÃ¶yleyemiyorsunuz. Korkuyorsunuz, senelerdir titizlikle kurulan ezberler bozuluyor diye korkuyorsunuz. Fakat unutmayÄ±n, siz ezberleri korumaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±rken, bir yerlerde birileri parÃ§a parÃ§a oluyor. Sizin ezberiniz bozulmasÄ±n diye, birileri ya anadiline kÃ¼sÃ¼yor, Ã§ocukluÄŸuna, rÃ¼yalarÄ±na, kendisine ya da size...<br />
<br />
Ben altÄ± ay anadilimden uzak yaÅŸadÄ±m, bana Ã§ok zor geldi... Siz bu coÄŸrafyanÄ±n KÃ¼rtlerinin durumunu dÃ¼ÅŸÃ¼nebiliyor musunuz? YaÅŸadÄ±klarÄ±nÄ±n hiÃ§ kolay olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ±? Peki bunun hiÃ§ kolay olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± bilseniz Ã§alÄ±ÅŸÄ±p da dÃ¼zeltmek iÃ§in uÄŸraÅŸÄ±r mÄ±ydÄ±nÄ±z bir ÅŸeyleri, aynÄ± Ali'nin yaptÄ±ÄŸÄ± gibi?<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_794.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_794.html</guid>
  <dc:subject>Anadilim O Kadar Ä°yi DeÄŸil!</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>'Ez' Ãª tu cara ne bim 'ben'!</title>
  <description>"Ve ne zaman ki sen kendi halkÄ±nÄ±n dilinden konuÅŸursan, halkÄ±n bÃ¼yÃ¼r. Ã‡Ã¼nkÃ¼ halkÄ±n senin kelimelerinle yaÅŸar."*

(Biz) KÃ¼rtlerin dil konusundaki hassasiyetlerini "hin evladÄ± hince" bilen ve cepheden vurmayÄ± kendine ilke edinenlerin sÄ±kÃ§a baÅŸvurduÄŸu bir yÃ¶ntemdir "Anadil ve KÃ¼rtÃ§e Kurs" meselesi. Olur, olmaz durumda ve sÄ±klÄ±kla Ä±sÄ±tÄ±p servis ederler: "Daha ne istiyorsunuz kardeÅŸim. Devlet size KÃ¼rtÃ§e kurs fÄ±rsatÄ± ver...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
"Ve ne zaman ki sen kendi halkÄ±nÄ±n dilinden konuÅŸursan, halkÄ±n bÃ¼yÃ¼r. Ã‡Ã¼nkÃ¼ halkÄ±n senin kelimelerinle yaÅŸar."*<br />
<br />
(Biz) KÃ¼rtlerin dil konusundaki hassasiyetlerini "hin evladÄ± hince" bilen ve cepheden vurmayÄ± kendine ilke edinenlerin sÄ±kÃ§a baÅŸvurduÄŸu bir yÃ¶ntemdir "Anadil ve KÃ¼rtÃ§e Kurs" meselesi. Olur, olmaz durumda ve sÄ±klÄ±kla Ä±sÄ±tÄ±p servis ederler: "Daha ne istiyorsunuz kardeÅŸim. Devlet size KÃ¼rtÃ§e kurs fÄ±rsatÄ± verdi. Ama kurslara ilgi olmayÄ±nca kapandÄ±".<br />
<br />
Bu durum, meselenin kaba ve gÃ¶rÃ¼nÃ¼r halidir. Evet devlet gerÃ§ekten KÃ¼rtÃ§e KurslarÄ±n aÃ§Ä±lmasÄ±na "izin" verdi. Ama kurslar bir sÃ¼re sonra kapandÄ±. Peki, bu gerÃ§ekten bir cÃ¼mleyle tarif edileceÄŸi gibi "ilgisizlik" nedeniyle mi kapandÄ±? Elbette hayÄ±r. Devletin verdiÄŸi izni, kaba halleriyle bir dolu yasal engelle ve barikatla engellemesi ve sÃ¼reci yanlÄ±ÅŸ yÃ¶nlendirmesi nedeniyle KÃ¼rtÃ§e Kurslar kapanmak zorunda kaldÄ±.<br />
<br />
Birincisi kimse anadilini bir "fantezi" gibi ihtiyaÃ§ duyduÄŸunda Ã¶ÄŸrenmek isteyeceÄŸi bir yabancÄ± dil ÅŸeklinde katÄ±lacaÄŸÄ± kurslarla Ã¶ÄŸrenmek istemez. Ã–ÄŸrenmek durumunda da kalmaz. Kurs marifetiyle kendi topraklarÄ±nda/vatanÄ±nda Ã¶ÄŸrenilmesi gereken dil, olsa olsa herhangi bir yabancÄ± dil olur. EÄŸer siz o halkÄ±n ana dilini kurs marifetiyle Ã¶ÄŸrenilecek bir dil algÄ±sÄ± haline dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rmÃ¼ÅŸseniz ve o algÄ±yÄ± dikte ettirmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±yorsanÄ±z "sÃ¶mÃ¼rgeciliÄŸinizi, Ä±rkÃ§Ä±lÄ±ÄŸÄ±nÄ±zÄ± ve asimilasyonculuÄŸunuzu" teyit ediyorsunuz demektir.<br />
<br />
Hadi diyelim ki geÃ§tik bunlarÄ±...<br />
<br />
Peki, KÃ¼rtÃ§e kurslara uyguladÄ±ÄŸÄ±nÄ±z kapÄ±, pencere Ã¶lÃ§Ã¼leri gibi teknik ve engelleyici Ã¶lÃ§Ã¼ler neyin nesiydi!<br />
<br />
Hadi bunlarÄ± da geÃ§tik diyelim.<br />
<br />
Peki, bu KÃ¼rtÃ§e kurslara ilkÃ¶ÄŸretim Ã§aÄŸÄ±ndaki Ã§ocuklarÄ±n kaydedilmesine / devamÄ±na getirilen yasak neyin adÄ±naydÄ±!<br />
<br />
DÃ¼nyanÄ±n bÃ¼tÃ¼n coÄŸrafyalarÄ±ndaki dilbilimcilerin Ã¼zerinde mutabÄ±k kaldÄ±klarÄ± bir gerÃ§eklik var o da ÅŸudur ki; dil en saÄŸlÄ±klÄ± ÅŸekilde okul Ã¶ncesi yaÅŸlarda yani 0-6 yaÅŸ dÃ¶neminde Ã¶ÄŸrenilir. SonrasÄ± dile yeterince nÃ¼fuz edememenin halinin zuhur etmiÅŸ ÅŸeklidir.<br />
<br />
Ä°ÅŸte yapmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±nÄ±z kaba haliyle buydu!<br />
<br />
2011'e ramak kala bu tuhaf Ã¼lkede, hÃ¢lÃ¢ bÃ¼tÃ¼n aÃ§Ä±lÄ±m ve demokrasi safsatalarÄ±na raÄŸmen; 21 yÄ±ldÄ±r dÃ¼nyanÄ±n 193 Ã¼lkesinde kabul gÃ¶ren BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) Ã‡ocuk HaklarÄ± SÃ¶zleÅŸmesi'nin Ã§ocuklarÄ±n ifade Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼, eÄŸitim, kÃ¼ltÃ¼rÃ¼nÃ¼ yaÅŸatma ve anadilini kullanma haklarÄ±nÄ± barÄ±ndÄ±ran 17, 29 ve 30 maddelerine Ã§ekincede TÃ¼rkiye Cumhuriyeti devletinin Ä±srarÄ± neye karÅŸÄ±lÄ±k geliyor?<br />
<br />
SÃ¶zleÅŸmenin 17. maddesinin d bendinde varlÄ±k bulduÄŸu gibi, devlet politikasÄ±yla; "Kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ±, azÄ±nlÄ±k grubu ve yerli ahaliye mensup Ã§ocuklarÄ±n dil gereksinimlerine gereken Ã¶zeni ve Ã¶nemi gÃ¶stermeyi teÅŸvik" etmeyecekse neye yarar!<br />
<br />
Yine sÃ¶zleÅŸmenin 29. maddesinin c bendinde vurgulandÄ±ÄŸÄ± gibi; "Ã‡ocuÄŸun ana-babasÄ±na, kÃ¼ltÃ¼rel kimliÄŸine, dil ve deÄŸerlerine, Ã§ocuÄŸun yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± ve geldiÄŸi menÅŸe Ã¼lkenin ulusal deÄŸerlerine ve kendisininkinden farklÄ± uygarlÄ±klara saygÄ±sÄ±nÄ±n geliÅŸtirilmesine" katkÄ± sunmayacaksa neye yarar!<br />
<br />
Ve sÃ¶zleÅŸmenin 30. maddesinde varlÄ±k bulduÄŸu gibi; "Soya, dine ya da dile dayalÄ± azÄ±nlÄ±klarÄ±n veya yerli halklarÄ±n varolduÄŸu devletlerde, bÃ¶yle bir azÄ±nlÄ±ÄŸa mensup olan ya da yerli halktan olan Ã§ocuk, ait olduÄŸu topluluÄŸun diÄŸer Ã¼yeleriyle birlikte kendi kÃ¼ltÃ¼rÃ¼nden yararlanma, kendi diline inanma, uygulama ve kullanma hakkÄ±ndan yoksun bÄ±rakÄ±lamaz" diyorsa bundan kaÃ§mak neye karÅŸÄ±lÄ±k dÃ¼ÅŸer!<br />
<br />
BirleÅŸmiÅŸ Milletler EÄŸitim, Bilim ve KÃ¼ltÃ¼r Kurumu UNESCO'nun Evrensel Dil HaklarÄ± Bildirgesi der ki;<br />
<br />
"BÃ¼tÃ¼n diller kolektif bir kimliÄŸin ve gerÃ§eÄŸi farklÄ± bir ÅŸekilde Ã¶ÄŸrenme ve tanÄ±mlamanÄ±n ifadesi olduÄŸundan, bÃ¼tÃ¼n yÃ¶nleriyle geliÅŸmelerini saÄŸlamak iÃ§in gerekli bÃ¼tÃ¼n koÅŸullardan faydalanmalÄ±dÄ±rlar."<br />
<br />
"Hukuk Ã¶nÃ¼nde tÃ¼m dilsel topluluklar eÅŸittir. Bu eÅŸitliÄŸin gerÃ§ek ve etkin olabilmesi iÃ§in tÃ¼m Ã¶nlemler alÄ±nmalÄ±dÄ±r."<br />
<br />
"BÃ¼tÃ¼n dilsel topluluklar dillerinin resmi dil olarak kullanÄ±lmasÄ± hakkÄ±na sahiptirler."<br />
<br />
"BÃ¼tÃ¼n dilsel topluluklar kendi dilleri ve kÃ¼ltÃ¼rleriyle eÄŸitim-Ã¶ÄŸretim hakkÄ±na sahiptirler ve kendi dillerinin aktarÄ±mÄ±nÄ± saÄŸlamak iÃ§in ihtiyaÃ§ duyulan Ã¶nlemleri alma hakkÄ±na sahiptirler."<br />
<br />
KÃ¼rt toplumu anÄ±lan bu uluslararasÄ± sÃ¶zleÅŸmelerin Ä±ÅŸÄ±ÄŸÄ±nda; bÃ¼tÃ¼n bu kÃ¼ltÃ¼rel soykÄ±rÄ±m sÃ¼recini ruhuyla bedeniyle yaÅŸadÄ±. KÃ¼rt kÃ¼ltÃ¼rÃ¼, epeyce bir zamandÄ±r diline sadakat ile diline uygulanan soykÄ±rÄ±m ve baskÄ±nÄ±n Ã§atÄ±ÅŸmasÄ±nÄ±n reel halini yaÅŸÄ±yor. KÃ¼rtler, dilleri KÃ¼rtÃ§eyi bilinÃ§li olarak zayÄ±flatan hatta yok sayan bir baÅŸka "resmi tarih" tarafÄ±ndan yoksullaÅŸtÄ±rÄ±lmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lan bir inkÃ¢r ve kÄ±rÄ±m sÃ¼recine karÅŸÄ± direniyor. Ya diliyle varolacak ya da yok olacak...<br />
<br />
Ã‡Ã¼nkÃ¼ her halk kendi kelimeleriyle yaÅŸar...<br />
<br />
YÄ±llar evvel KÃ¼rtlerin haysiyetli yazarÄ± Mehmed Uzun eski kadim KÃ¼rt metinlerinden kuyumcu titizliÄŸiyle unutulmaya yÃ¼z tutmuÅŸ KÃ¼rtÃ§e kelimeleri yeniden modern KÃ¼rt edebi metinlerine kattÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylediÄŸinde ÅŸaÅŸÄ±rmÄ±ÅŸtÄ± kimileri.<br />
<br />
Yine ÅŸimdi yaÅŸamayan bir baÅŸka yazar arkadaÅŸÄ±m Nedim DaÄŸdeviren GÃ¼ney'e, Irak KÃ¼rdistanÄ± federal KÃ¼rt bÃ¶lgesine Ä°sveÃ§'ten yaptÄ±ÄŸÄ± bir ziyareti anlatÄ±rken KÃ¼rtÃ§e konuÅŸan polisleri gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼nde hayatÄ± boyunca polisten kaÃ§an bir devrimci olarak KÃ¼rtÃ§e konuÅŸan polislere sarÄ±lmak istemesine anlam verememiÅŸtim. Åžimdi anlÄ±yorum.<br />
<br />
KÃ¼rtler yaÅŸam pratikleri ile farkÄ±ndadÄ±rlar ki; tarihte hiÃ§bir insan teki, bir dili hiÃ§ bilmemekten yine o dili iyi bilmek safhasÄ±na o dili kÃ¶tÃ¼ konuÅŸmak faslÄ± olmadan / yaÅŸa(n)madan geÃ§memiÅŸ / geÃ§ememiÅŸtir...<br />
<br />
Bu vesileyle 20 KasÄ±m Ã‡ocuk haklarÄ± gÃ¼nÃ¼ne dile vurgunun en anlamlÄ±sÄ± olacaÄŸÄ±na inanarak ÅŸiirle bitirmek galiba en doÄŸrusu...<br />
<br />
<i>"Bazen Ã¼lkemde kelimelerin eksildiÄŸini hissederim<br />
<br />
Hissederim ne zamanki Ã§iÃ§ekÃ§i kadÄ±n<br />
<br />
KonuÅŸmaz benimle benim dilimden<br />
<br />
Kaybolur mavi hercaimenekÅŸelerle dolu bir Ã§ayÄ±r.<br />
<br />
Ne zamanki kaportacÄ±da<br />
<br />
Benim dilimden konuÅŸulmaz<br />
<br />
Ä°Ã§imde bir ÅŸeyler paslanÄ±r.<br />
<br />
Para kaybederim<br />
<br />
Ne zamanki bir bankada benim dilimde beni karÅŸÄ±lamazlar.<br />
<br />
Ve ne zamanki gazeteleri aÃ§ar<br />
<br />
Ve benim dilimde hiÃ§bir ÅŸey gÃ¶rÃ¼nmez<br />
<br />
Sanki benim Ã¼lkem baÅŸka bir Ã¼lkeymiÅŸ gibi hissederim.<br />
<br />
Bazen otobÃ¼ste olduÄŸumda<br />
<br />
Ve benim dilimde konuÅŸan hiÃ§ kimseyi duymadÄ±ÄŸÄ±mda,<br />
<br />
RÃ¼ya mÄ± gÃ¶rÃ¼yorum diye gÃ¶zlerimi aÃ§ar kaparÄ±m.<br />
<br />
Ve bir meydanÄ±n ortasÄ±nda bir erkek<br />
<br />
Veya bir kÄ±z Ã§ocuÄŸu benim gibi konuÅŸtuÄŸunda,<br />
<br />
OnlarÄ± kucaklamak isterim,<br />
<br />
Bu olanlardan onlarÄ± korumak isterim,<br />
<br />
Ã‡ok geÃ§ olmadan Ã¶nce.<br />
<br />
Bazen Ã¼lkemde kelimelerin eksikliÄŸini hissederim,<br />
<br />
Kayboluyorlar gÃ¼n be gÃ¼n,<br />
<br />
OnlarÄ± terk eden insanlar var<br />
<br />
Ve onlarÄ± saklayanlar<br />
<br />
Ve hissederim az be az<br />
<br />
Ãœlkem her gÃ¼n biraz daha kÃ¼Ã§Ã¼lÃ¼yor<br />
<br />
Ve biz daha azÄ±z Ã§Ã¼nkÃ¼ daha az kelime var.<br />
<br />
Ãœlkemde Ã§ok insan da var<br />
<br />
ArÄ±yor<br />
<br />
Eksik kalan kelimelerimizi.<br />
<br />
ArÄ±yoruz kayalarÄ±n altÄ±nda<br />
<br />
Gazetelerde<br />
<br />
Veya otobÃ¼s bekleyen erkek ve kÄ±z Ã§ocuklarÄ±nda<br />
<br />
Bazen ortaya Ã§Ä±kan kelimeleri<br />
<br />
Ve bazen de sonsuza dek kaybolmuÅŸ olanlarÄ±nÄ±.<br />
<br />
Benim kelimelerimle karÅŸÄ±laÅŸmanÄ±zÄ± isterdim<br />
<br />
Benim de sizinkilere ihtiyacÄ±m olduÄŸu gibi."*</i><br />
<br />
*13 KasÄ±m Cumartesi 2010 gÃ¼nÃ¼ DiyarbakÄ±r'da dinledim onu, kendi anadilinden Galiza halkÄ±nÄ±n dilinden Galisyanca konuÅŸuyordu. Biri KÃ¼rtÃ§eye ve TÃ¼rkÃ§eye Ã§eviriyordu sÃ¶ylediklerini. Sonra kitabÄ±nÄ± okudum. KÃ¼rtÃ§e'si; "Di xewnan de jÃ® ez Ãª zimanÃª xwe winda nekim", TÃ¼rkÃ§e'si; "RÃ¼yalarÄ±mda bile dilimi kaybetmeyeceÄŸim". Åžiir kendisine aittir, kitabÄ±ndan alÄ±nmadÄ±r. Bu yazÄ±ya SÃªchu Sende fikir babalÄ±ÄŸÄ± yapmÄ±ÅŸtÄ±r. Dileyen Avesta YayÄ±nlarÄ± arasÄ±nda Ã§Ä±kan kitabÄ±n KÃ¼rtÃ§e ya da TÃ¼rkÃ§e'sini anladÄ±ÄŸÄ± dilde okumalÄ±dÄ±r.<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.org/yazilar_793.html</link>
  <guid>http://www.keditor.org/yazilar_793.html</guid>
  <dc:subject>'Ez' Ãª tu cara ne bim 'ben'!</dc:subject>
 </item>
 </channel>
</rss>
