İnternet sansürüne karşı 17 Temmuz'da Taksim'de eylem
İnternet kullanıcıları ve çok sayıda internet sitesi, kapsamı her geçen gün genişleyen internet sansürüne karşı 17 Temmuz'da Taksim'de bir araya gelecek.
Hükümet ve yargı kararlarıyla bir çok sitenin sansürlenmesi, halkın bilgiye erişim hakkını, ifade ve iletişim özgürlüğünü kısıtlıyor. İnternette her geçen gün kapsamı genişleyen sansüre karşı çok sayıda internet sitesi ve internet kullanıcıları 17 Temmuz Cumartesi günü saat 17.00'da Taksim Meydanı'nda buluşarak İstiklal Caddesi boyunca protesto yürüyüşü yapacak.
'İnternet kullanıcılarının bilgiye erişim hakkı ve ifade özgürlüğünü engelleyen internet sansürüne karşı yürüyüş' başlığıyla gerçekleştirilecek yürüyüşte, internet sansürünün tamamen ortadan kaldırılması çağrısı yapılacak.
Sansüre karşı ortak platformun eyleme çağrı metni:
"Bilindiği gibi, bugün Türkiye'de gerek bireysel gerekse kurumsal yapıya sahip internet kullanıcıları ciddi bir engellenme ile karşı karşıyadır.
Bilgi çağında bilgiye erişim hakkının yok edilmesi, en başta demokratik bir hukuk devletinde ifade özgürlüğünün, bilgiye erişme ve iletişim özgürlüğünün yok edilmesi anlamına gelmektedir.
İnternette sansüre karşı ortak bir platform oluşturan bizler;
* Sansür amaçlı kullanılan 5651 sayılı kanunun kaldırılması için,
* Şu anda 5 binden fazla 5651 sayılı kanun kapsamında erişimi engellenmiş, 500'den fazla da bu yasanın kapsamı dışında engellenmiş web sitelerinin bir an önce açılması için,
* Hükümetin, mevcut engelleyici uygulamalar yerine, çocukları gerçekten zararlı internet içeriğinden korumak için yeni bir politikayı, katılımcı bir şekilde geniş kamuoyu desteğini de yanına alarak yeniden üretmesi için,
* Keyfi uygulamaların kalkması ve çocukları koruma adı altında yetişkinlerin bilgiye ulaşma temel hakkını engelleyen 5651 nolu yasanın değiştirilmesini talep etmek için, tüm internette kullanıcılarıyla birlikte, 17 Temmuz 2010 Cumartesi günü Taksim Meydanı'nda hak ve özgürlüklerimiz için yürüyoruz."
İnternet’te Sansüre Karşı Ortak Platform Deklarasyonu
Temel Hak ve Özgürlükler Engellenemez
1. Internet kullanıcılarının düşünce özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenemez.
2. Türkiye’de bireylerin, kurumların, ve şirketlerin bilişim alt yapılarını istedikleri şekilde oluşturmaları ve istedikleri servislerden yararlanmaları engellenemez. Sansür ülke ekonomisine de kabul edilemez bir bedel yüklemektedir.
Hukuka Aykırı, Ölçüsüz ve Keyfi İdari İşlem Demokratik Hukuk Devletinde Kabul Edilemez
3. 03 Haziran 2010 tarihinden beri Google servislerine uygulanan dolaylı sansür Anayasa’ya ve hukukun temel ilkelerine aykırıdır. BTK ve TİB tarafından alınan karar ve uygulama ölçüsüz ve tutarsız bir uygulamadır. Bu konuya ilişkin yapılan açıklamalarda, idarenin böyle bir yetkisinin olmadığı vurgulanmıştır. Nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talebi ile Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 17.06.2010 tarihinde YouTube sitesine erişim sağlayan 44 IP adresini engelleme kararı daha önce yapılan işlemin yetki bakımından hukuka aykırı olduğunu ispatlanmıştır.
4. 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 17.06.2010 tarihinde verdiği ek karar, yetki sorununu çözmüş bulunmakla birlikte, kullanıcıların anayasal haklarını dikkate almadığı için yanlıştır ve en kısa sürede kaldırılması gerekir.
Sansür Amaçlı Kullanılan 5651 Sayılı Kanun Kaldırılmalıdır
5. Erişim engelleme hukuka aykırı içeriği engellemede yetersiz bir yöntemdir. Mevcut engelleme yöntem ve araçlarının hiçbiri hukuka aykırı olduğu veya çocuklar açısından uygun olmadığı iddia edilen içeriğe ulaşmayı engelleyecek etkili bir çözüm sunmamaktadır. Erişim engelleme ile iddia edilen suçu işleyenden ziyade tüm Internet kullanıcıları cezalandırılmaktadır. Eğer filtre kullanımı gerekli görülüyorsa, bu kullanım bireyler tarafından kendi kişisel bilgisayarları üzerinde gerçekleştirilmelidir.
6. Ayrıca, engelleme kararları sadece hukuka aykırı olduğu iddia edilen içeriğe değil, bu sistemlerin tümünün çalıştığı tek bir alanın içeriğinde bulunan milyonlarca yasal sayfa ve dosyaya da erişimi imkânsız kılmaktadır. Bu nedenle, 5651 sayılı Kanun ve uygulaması, Anayasa’da öngörülen ve AİHM tarafından geliştirilen zorunluluk ve orantılılık testlerinin gereğini yerine getirememektedir.
7. 5651 Sayılı Kanunun uygulanması sansürle aynı kapıya çıkmaktadır. Türkiye’de mahkeme kararları ve idari engellemelerle 5000’den fazla web sitesi şu anda erişime kapatılmış bulunmaktadır. Yüzlerce web sitesi de 5651 Sayılı Kanun’un kapsamı dışında engellenmiştir. Mevcut rejimin taşıdığı esasa ve usule dair eksiklikler ifadeyi sansürleyen ve susturan bir yapı oluşturmuştur. Kanun ve uygulamasının etkileri geniştir, yalnızca ifade özgürlüğünü değil, özel yaşamın gizliliğini ve adil yargılanma hakkını da ihlâl etmektedir. Demokratik bir toplumda sansürün bu ölçüde yaygınlaşması kabul edilemez.
8. 5651 Sayılı Kanun Kaldırılmalıdır. 5651 Sayılı Kanun, çocukları hukuka aykırı ve zararlı İnternet içeriğinden korumak amacıyla hazırlanmıştır. Fakat benimsenen engelleme politikası, hükümetin çocukları koruma amacının çok ötesine geçmektedir. Uygulamada yaygın olarak görünen sonuç, hukuka aykırı olmayan içeriğin ve 03 Haziran 2010’dan itibaren Google şirketinin Türkiye’den milyonlarca kişi tarafından kullanılan 40’a yakın servisine yetişkinlerin erişiminin ve bu servislerin kullanılmasının yasaklanması olmuştur.
Çocukların Zararlı İçerikten Korunması için Öngörülen Devlet Politikası Yetişkinleri Etkilememelidir
9. Hükümet, mevcut politikası yerine çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak için yeni bir politikayı katılımcı bir şekilde geniş kamuoyu desteği (sivil toplum, akademi, ve özel sektör) ile geliştirmelidir. Ancak bu yeni yapılanma, çoğunluğun ahlaki değerlerini diğerlerine dayatacağı bir çalışma olmamalıdır. İnternet düzenlemesine ilişkin yeni politika, ifade özgürlüğüne ve yetişkinlerin her türlü İnternet içeriğine erişim ve tüketim haklarına saygı temelinde geliştirilmelidir. Bu ilkeleri içeren yeni politika, şeffaf, açık, katılımcı, ve çoğulcu bir yöntemle belirlenmeli ve hayata geçirilmelidir.
10. Vatandaşların Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerini korumak hükümetin ve idarenin asli görevidir. Bu güvencenin sağlanmaması halinde sorumluların istifa etmesi demokratik bir toplumun zorunlu sonucudur. Bu nedenle, yukarıda sayılan önlemleri en kısa sürede almamaları halinde gelişmelerden sorumlu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İnternet Daire Başkanlığı Başkanı Sayın Osman Nihat Şen, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Sayın Tayfun Acarer ve Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’ın istifa etmesi acil bir zorunluluk haline gelecektir.
Kaynak: Sendika.org'dan derlenmiştir
Yazdır | kEditor | 15.07.2010, 15:52:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|