kEditor - Haberler / Politika / Barış Grubu üyesi 10 kişi tutuklandı

http://www.keditor.org/haber_4865.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Barış Grubu üyesi 10 kişi tutuklandı

Barış Grubu üyesi 10 kişi tutuklandı Sabah saatlerinde Barış ve Demokratik Çözüm Grubu üyesi 3 kişinin tutuklanması ardından Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan 7 barış elçisi daha tutuklandı. Mahkemeye ortak savunma sunan Barış Grubu üyeleri* Öcalan'ın çağrısı üzerine toplumsal barışa katkı sunmak amacıyla geldiklerini belirterek, hakimin ısrarla, 'Örgüt içinde kaldığınız süre içerisinde yaptığınız faaliyetlerden dolayı pişmanlık duyuyor musunuz?' sorularına, 'Pişman değiliz ve pişmanlık yasalarından faydalanmak istemiyoruz' cevabını verdi.

Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Türkiye'ye gelen Barış ve Demokratik Çözüm Grubu üyesi 17 kişi hakkında açılan davanın duruşmaları görüldü. "Barış grubu" üyesi 17 kişinin bir kısmı 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, bir grup da 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Duruşmalara bazı grup üyeleri katılmadı.

Sabah saatlerinde 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşması görülen "Barış ve Demokratik Çözüm Grubu" üyesi 7 kişiden Mustafa Ayhan, Nurettin Turgut ve Hüseyin İpek tutuklandı. Daha sonra da 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 10 kişiden de 7'si tutuklandı. Duruşmaya katılmayan 3 kişi için de arama kararı çıkarıldı.

Barış Elçileri'nden ortak savunma: Barış için geldik

Duruşmada Fatma İzer ve Melekşah Soydan'ın talep etmesi üzerine Kürtçe verdikleri savunmaları tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrildi.

İddia makamının ardından savunma yapan Mustafa Ayhan, mahkemeye yazılı olarak sundukları 2 sayfalık savunmasını tekrar ettiğini ifade etti. Hakimin PKK'ye katılımına ilişkin ısrarla pişman olup olmadığına yönelik sorularına da cevap veren Ayhan, 'Ben 2005 yılında legal yollardan Irak'a geçerek Kandil kampında katıldım. Askeri ve siyasi eğitim aldım. Çayan kod ismini kullandım. Örgütte bulunduğum süre içerisinde herhangi bir silahlı eyleme katılmadım. Demokratik Çözüm ve bu süreci hızlandırmak için geldim. Gelirken özgür iradem ile geldim. O dönemde Sayın Abdullah Öcalan'ın çağrısı vardı. Ben örgüte katıldım ve örgütsel faaliyetlerim konusunda yaptıklarımdan pişmanlık duyduğuma ilişkin soruya cevap vermek istemiyorum. Bizim geliş amacımız farklı. Türkiye'de Demokratik Açılım Süreci vardı. Buna kaktı sunmak amacıyla geldim. Etkin pişmanlık yasalarından faydalanmak istemiyorum' dedi.

Savunma yapan Hüseyin İpek ise PKK'ye 1999 yılında katıldığını belirterek, demokratik sürece katkı sunmak için geldiğini ifade etti. Hakimin pişman olup olmadığına ilişkin sorduğu soruya ise İpek, 'Örgüt içinde yaptığı faaliyetlerden pişman değilim. Pişmanlık yasalarından da faydalanmak istemiyorum' diyerek ortak savunmayı tekrar ettiğini kaydetti. Nurettin Turgut, Haci Surgun, Kamil Ökten, Fatma İzer ve Melekşah Soydan da mahkemeye sunulan 2 sayfalık ortak savunmayı tekrar ettiklerini belirtti.

Savunma avukatı Fethi Gümüş de, iddianamenin Öcalan'ın çağrısı üzerine kurulduğuna dikkat çekerek, 'Bu çağrı olmasaydı iddianameye konu yapılmayacaktı. O zaman Öcalan'ın çağrısına bakmak gerekir. Öcalan gelin savaşın dememiştir. Çağrı içerisinde suç teşkil eden unsur yok' diyerek müvekkillerinin beraatını istedi. Diğer savunma avukatları da müvekkillerinin toplumsal barış için geldiklerini belirterek beraatlarını istedi.

Savunmalardan sonra kısa bir ara veren mahkeme heyeti, Nurettin Turgut, Mustafa Ayhan ve Huseyin İpek'in 'Kaçma şüpheleri' olduğunu ileri sürerek, CMK'nın 100 ve 101. maddeleri uyarınca tutuklanmalarına, Haci Surgun, Kamil Ökten, Fatma İzer ve Melekşah Soydan'ın tutuksuzluk hallerinin devamına karar verdi.

7 kişinin mahkemeye sunduğu ortak savunma

'Örgüt üyeliği' ve 'Örgüt propagandası' yapmak iddiasıyla yargılanan Barış ve Demokratik Çözüm Grubu üyesi 7 kişinin mahkemeye sunduğu ortak savunma şöyle:

'19 Ekim 2010 tarihinde Qendîl ve Mexmûr Mülteci Kampı'ndan iki grup birlikte Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yaptık. Mexmûr Kampı'ndan gelenler, köylerinin güvenlik güçleri tarafından boşaltılması nedeni ile Irak'a sığınmak zorunda kalmışlardır. Burada oldukça zor koşullarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Kürt sorununun önemli bir parçası olarak Irak'a gidiş nedenlerinin ortadan kaldırılması, geri dönüş için Mexmûr halkının taleplerini yansıtmak için, halkın seçtiği temsilciler olarak gelen Mexmûr Grubu da bu sürece katkı sunmak için bizlere katıldılar. Bu gün bu arkadaşlarımızda bizimle yargılanmaktadır. Biz geliş sebebimizi ve amacımızı çeşitli vesilelerle basına ve kamuoyuna açıkladığımız gibi sonrasında da Cumhuriyet Savcılarına ve Sorgu Hakimine verdiğimiz ifadelerde de belirttik. Bu beyan ve ifadelerimizi aynen tekrarlamakla birlikte, iddianamedeki iddialara cevap verme gereğini duymaktayız.

Öncelikle iddianamenin kaleme alınış biçim ve dili konusundaki görüş ve eleştirilerimizi Sayın mahkeme ile paylaşmak istiyoruz. İddianamenin birçok yerinde bizlerden 'sözde barış grubu' olarak bahsedilmektedir. Bu kavram bir hukuki tanım ya da nitelemeden ziyade, politik bir jargona denk düşmektedir. Bu nedenle bu kavramın iddianamede yer almasını doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz. Bizim özümüz de sözümüz de bu topraklarda barış içinde yaşama arzusudur. Bizler yukarıda da belirttiğimiz üzere, geliş amacımızı çok açık bir şekilde kamuoyu ile paylaştık. İmralı'dan Sayın Abdullah Öcalan'ın barış gruplarına çağrısının, KCK'nin açıklamalarının yanı sıra, hükümetin demokratik açılım ve Kürt sorununu çözüm açıklamalarını da yakından takip ettik ve bu temelde kendi öz irademizle, barış için doğduğumuz topraklara döndük. Amacımız; Kürt sorununun şiddet dışı yöntemlerle çözümünün mümkün olduğunu göstermekti. Eğer devlet ve organları silah ve şiddet dışındaki çözüm yöntemlerinin kapısın aralasa, Kürtlere demokratik siyasetin önünü açarsa, ifade ve örgütlenme özgürlüğü konusunda düzenleme yaparsa, Kürlerin dağdan inemeye, Mexmûr'dan dönmeye hazır olduğunu göstermekti. Yani biz moda deyimle, 'dağdan indik ve düz ovada siyaset yapmaya geldik. Ne yazık ki, sınırdan girişimizden bu güne kadar tüm bu iyi niyet ve çabalarımızın sonuçsuz kalmıştır.

Bu gelişimiz, yıllardır savaşın her türlü yıkımını ve acılarını yaşayan bölge halkında ve Türkiye'nin demokrat ve emekçileri nezdinde büyük bir umut ve sevinç yarattı. Ancak, bu geliş iç savaştan nemalanan güçlerin de kışkırtmalarıyla farklı bir boyutta ele alma yaşandı. Hükümette bu anlamsız ve kışkırtıcı kampanyanın etkisinde kalarak Kürt sorununun çözümünü yine askere havale etmiştir. Umudun yerini umutsuzluk, barış şarkılarının yerini silah sesleri almıştır.

Gelişimizden sonra, geliş amacımızı anlatmak ve barış umudunu büyütmek için, şehir şehir dolaştık. Gittiğimiz her yerde, savaşın, ölümün ve yoksulluğun kader olmadığını, barışında pekala mümkün olabileceğini anlatmaya çalıştık. Hiçbir yerde ve hiçbir konuşmada savaşı yüceltmedik. İnsanları savaşa ve savaşmaya davet etmedik. Tüm konuşmalarımızın ortak vurgusu, barıştır. Ama hemen her konuşmamız, bir soruşturmaya ve davaya konu oldu. Türkiye'de binlerce kişi gibi bizim de yaptığımız tek şey, şiddet içermeyen görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmaktı. Ancak söz konusu bugün düşüncelerimizden dolayı buradayız. Peki, ne demişiz; 'Abdullah Öcalan bir realitedir. Kürt sorununun çözümünde muhatap alınmalıdır' demişiz. Peki, bunu söyleyen bir tek biz miyiz? Elbette ki hayır. Aklıselim birçok akademisyen, gazete yazarı ve benzer görüşlerini kamuoyu ile paylaşmaktadır. Ama biz paylaşınca, en hafifi 'Örgüt propagandası yapmak' veya 'Örgüte üye olmak' gibi şeylerle itham ediliyor. Yargılanıyor ve cezalandırılıyoruz. Bugün cezaevleri, Kürtler adına siyaset yapanlarla dolup taşmaktadır. Peki, Kürtler adına siyaset yapanları, konuşanları, alternatif çözüm üretenleri, aykırı görüşleri savunanları cezaevlerine doldurursanız, silahı, şiddeti nasıl yöntem dışına çıkarabilirsiniz? Sonuç olarak, biz iddianamedeki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyoruz. Demokratik haklarını kullanma ve düşünce özgürlüğü temelindeki tüm çabamız, savaşsız, eşit, özgür ve ortak bir vatandır.'

Kaynak: ANF'den derlenmiştir

YazdırYazdır | kEditor | 17.06.2010, 15:38:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
Barış Elçileri - (Makale)


 Yukarı çık