kEditor - Haberler / Yaşam / 2009'da 20 bin 720 hak ihlali yaşandı

http://www.keditor.org/haber_4597.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

2009'da 20 bin 720 hak ihlali yaşandı

2009'da 20 bin 720 hak ihlali yaşandı İHD Diyarbakır Şubesi'nin 2009 yılı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi hak ihlalleri raporunda, toplamda 20 bin 720 ihlalin yaşandığı, 2009 yılında bazı ihlallerde diğer yıllara göre önemli artışın olduğu görüldü.

İHD Diyarbakır Şubesi, 2009 yılı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi hak ihlalleri raporunu düzenlediği bir basın toplantısıyla açıkladı. Basın toplantısına İHD MYK üyeleri Av. Cihan Güçlük ve Av. Rehşan Bataray, İHD Doğu ve Güneydoğu Bölge Temsilcisi Ali Akıncı, İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Burhan Zorooğlu, Şube Saymanı M. Raci Bilici, İHD Batman Şube Başkanı Osman Künteş, Mardin Şube Başkanı Erdal Kuzu, Elazığ Şube Başkanı Nafiz Koç, Gaziantep Şube Başkanı Gülten Aydın katıldı.

Rapor açıklanmadan önce basın açıklamasını okuyan İHD Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi Ali Akıncı, her bir ihlal raporu açıkladıklarında büyük umutlar taşımalarına rağmen iç açıcı olmayan veriler sunmanın burukluğu içinde olduklarını belirterek, '2009 yılı Mart ayında gerçekleşen yerel seçimler sonucunda, son otuz yılımızı ciddi yaşam hakkı ihlalleriyle ve büyük ekonomik kayıplarla geçirmemize yol açan çözümsüzlük ve çatışma sürecinin barışçıl ve demokratik zeminde çözüleceğine dair büyük umutlar yaşandı. Ortaya çıkan tablo, ülkemizde halkların bir arada eşit haklara sahip bir yaşam sürdürmek istençlerini de açığa çıkartan bir tabloydu. Ancak farklılıklara tahammül edemeyen tekçi ve inkarcı egemen devlet zihniyeti kendisini bir kez daha gösterdi' dedi.

Yerel seçimlerin ardından, DTP'ye ve yöneticilerine yönelik baskıların 14 Nisan operasyonuyla start aldığını belirten Akıncı, '14 Nisan'da başlayan ve günümüze kadar süren siyasal alana yönelik operasyonlar sonucu sayısı binin üzerinde Kürt siyasetçi, belediye başkanı, Belediye ve İl Genel Meclis üyeleri, Kadın Meclisi ve Gençlik Meclisi üyeleri, insan hakları savunucuları, yasa ve hukuk dışı yöntemlerle tutuklanarak cezaevlerine konuldu. Bu operasyonlardan İHD yöneticileri de nasibini aldı. İHD Diyarbakır Şube Yöneticileri Roza Erdede, Aslan Özdemir, MYK üyesi Av. Filiz Kalaycı ve son olarak da Şube Başkanımız ve Genel Başkan Yardımcımız Av. Muharrem Erbey, yürütmüş oldukları hak savunuculuğu faaliyetlerinden dolayı tutuklandılar ve halen de tutuklu bulunmaktadırlar' diye konuştu.

"İNSAN HAKLARINI SAVUNMAK BİR ONUR MÜCADELESİ"

Erbey'in yasal mevzuat ve tarafı oldukları insan hakları sözleşmeleri hiçe sayılarak tutuklandığını, böylelikle İHD'ye bir gözdağı verilmek istendiğini kaydeden Akıncı, şöyle devam etti: 'İHD, kurulmuş olduğu 1986 yılından bugüne, 22 yönetici ve üyesini faili meçhul saldırılarda yitirmiş, yüzlercesi işkence görmüş, tutuklanmış, Genel Başkanı, Genel Merkez binasında suikast girişimine maruz bırakılmış, Türkiye'nin en eski ve en saygın insan hakları örgütlerindendir. Bilinmelidir ki, bu türden haksız ve hukuka aykırı yönelimler, bizleri yürütmüş olduğumuz demokrasi ve özgürlük mücadelesinden asla geri koymayacaktır. Tek bir insan hakları savunucusu kalana kadar, gerçekler asla ve asla karanlıkta kalmayacaktır. Bu bir insanlaşma mücadelesidir, bu bir onur mücadelesidir.'

"DOĞU İLE BATI ARASINDA DUYGU BÖLÜNMESİ"

2009 yılının son yılların en ciddi hak ihlallerinin yaşandığı yıl olduğunu vurgulayan Akıncı, PKK'nin 13 Nisanda açıkladığı eylemsizlik kararına rağmen, askeri operasyonlar hızından bir şey kaybetmeden sürdüğünü ve buna bağlı olarak 67 güvenlik görevlisi ve 68 PKK militanının yaşamını yitirdiğini açıkladı. İHD olarak, savaşın, her türlü şiddet araçlarının karşısında olduklarını ifade eden Akıncı, şunları söyledi: 'Gerçekleşen bu ölümlerden, savaşta, şiddette, ret ve inkârda ısrar eden egemen zihniyetin sorumlu olduğunu bir kez daha duyurmaktayız. Farklılıkların zenginlik olarak kabul edilmesi varken, Kürt sorununda demokratik yöntemleri ve diyalog zeminini esas almak varken, operasyonda ısrar etmek, ölümlerden medet ummak, Kürt halkının ezici oylarını alan DTP'yi kapatmak, milletvekillerinin vekilliklerini düşürmek, seçilmiş belediye başkanlarını toplumsal hafızayı kanatırcasına 'kelepçeleyip' zindanlara atmak, bu halkın onuruyla oynamak, nasıl bir sorumlu devlet anlayışıdır? Geldiğimiz noktada, yurttaşlarımızın adalet duygusuyla oynanmaktadır. Bu ülkenin Batı yakasındaki yurttaşlarımız ile Doğu yakasındaki yurttaşlarımız arasındaki duygu bölünmesinden, halkı linçe çağıran devlet yetkilileri sorumludur. Bu toplumsal kaos, acil ve ivedi diyalog adımları atılmazsa, kaygımız odur ki; derinleşecektir. Tarih, bu sorumsuz siyasetçileri insanlık karşısında mahkum edecektir.'

"YAŞAM HAKKINI İHLAL EDENLER İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLİYOR"

2009 yılının, son dört yılın en çok işkence vakalarının yaşandığı yıl olduğuna vurgu yapan Akıncı, 'Verilerimize göre 2009 yılında bin 16 işkence iddiası alınmış ve toplumsal olaylara müdahale sonucu 373 yaralanma gerçekleşmiştir. Toplantı ve gösteri yapma hakkını kullanan yurttaşlarımıza yönelik polisin kullandığı şiddet, aşırı ve orantısız olmanın ötesine taşınmış; doğrudan öldürme kastlı saldırılara dönüşmüştür. 2009'da 91 sivil yurttaşımızın yaşam hakkının ihlal edilmesini ve faillerin bugüne kadar yargı önüne çıkartılmaması, bir hukuk devletinde değil bir polis devletinde yaşanabilecek bir durumdur. Yaşam hakkı her koşulda ve ortamda kutsaldır; dokunulmazdır. Yaşam hakkını ihlal edenler insanlığa karşı suç işlemiş olanlardır. Faillerin yargılanmaması da bu suça ortaklığı getirir'

"İMRALI'DA TECRİT AĞIRLAŞTIRILDI"

Türkiye'de her dönem ciddi hak ihlalleri yaşanan alanlardan birinin de cezaevleri olduğunu kaydeden Akıncı, halen cezaevlerinde bulunan onlarca insanın ölümcül hastalık nedeniyle adeta ölüme terk edildiğini söyledi.

Cezaevleri konusunda yaşanan en önemli sorunun da 24 saatlik işkence anlamına gelen ağırlaştırılmış tecrit ve izolasyon uygulamalarıyla dünyada tek örnek durumunda olan İmralı Cezaevi'ndeki uygulamalar olduğunu ifade eden Akıncı, 'Bu ağır tecrit, 11 yıldan bu yana ağırlaşarak devam etmektedir. İmralı Tek Kişilik Cezaevi'nin, İmralı F Tipi Cezaevi'ne dönüşmesi, aslında hücre ve tecrit uygulamasının ağırlaştırılmasından başka bir durum değildir. İnsan hakları savunucuları olarak İmralı Cezaevi'nin, BM Minimum Cezaevleri Standartlarına uygun hale getirilmesine yönelik taleplerimize bir kez daha yinelemekteyiz' dedi.

2009'da kadına yönelik şiddet ve 'namus' adına işlenen cinayetlerin hızından bir şey kaybetmediği bir yıl olduğunu belirten Akıncı, kadın örgütleri ve insan hakları savunucularının ciddi çalışmalarına rağmen, idari bürokrasideki ve yargıdaki eril anlayışın şiddet gören kadının korunması için ciddi eksiklikleri beraberinde getirdiğini dile getirdi.

"ÇOCUKLARIN LANETİ ÜLKEYİ YÖNETENLERİN YAKASINI BIRAKMAYACAK"

2009 yılındaki en önemli hak ihlallerinden birinin de çocuklara yönelik ihlaller olduğunu ifade eden Akıncı açıklamasını şöyle sürdürdü: '12 yaşındaki bedenine 13 kurşun sıkılarak öldürülen Uğur'un katillerini beraat ettiren yargı, Ceylan Önkol'un Mehmet Uytun'un faillerini ortaya çıkarmayan devlet organları, Uğur'un ve Ceylan'ın yaşıtları olan binlerce çocuğu, TMK'ya muhalefet ettiği için zindanlara atmakta; yaşlarının iki katı hapis cezaları vermektedir. Bu durum, tüm yurttaşlarımızın adalet duygusunu ciddi biçimde zedelemektedir. Çocukların yaşamlarının, gülüşlerinin çalındığı bir coğrafyanın laneti, bu ülkeyi yönetenlerin yakasını bırakmayacaktır.'

"KORUCULUK SİSTEMİ ACI VE GÖZYAŞINDAN BAŞKA BİR ŞEY GETİRMEDİ"

2009 yılında karşılaşılan en önemli tablolardan birinin de, yıllardır kaldırılması için defalarca çağrıda bulundukları ancak devletin ısrarla sürdürdüğü koruculuk sisteminin yarattığı ölüm ve vahşet ortamı olduğunu söyleyen Akıncı, 'Mayıs ayı içerisinde Bilge Köyü'nde 44 vatandaşımızın devletin koruculara verdiği silahla hunharca katledilmesi, akabinde Ergani'de 4 vatandaşın öldürülmesiyle yaşanan vahşet ve diğer sayamayacağımız birçok olay, koruculuk sisteminin bu ülkenin sırtında nasıl ağır bir yük olarak durduğunun açık göstergesidir. Bu nedenle devlet yetkililerine tekrardan çağrıda bulunuyoruz; koruculuk sistemi artık bu ülke insanlarına acı, ölüm ve gözyaşından başka bir şey getirmemektedir. Bu sistem bir an önce kaldırılmalıdır' dedi.

Akıncı son olarak şunları ifade etti: 'İHD olarak, kurulduğumuz günden bugüne, askeri vesayet rejimine karşı çıktığımızı, militarist yapı demokratikleşmedikçe, haklara ve özgürlüklere saygının tesis edilemeyeceğini hep vurguladık. Askeri darbe girişimlerinin, ‘müzeleri, içindeki çocuklarla birlikte bombalama' planlarının korkunçluğu, akıl sınırlarını zorlamaktadır. Militarist, tek tipçi, anti-demokratik yapılanmayla mücadele elzemdir. Ancak bu mücadele sürdürülürken, halkı arkasına almak yerine sivil demokratik siyasal alana yönelik başka operasyonlar sürdürmek son derece çelişkili bir durumdur. Bu nedenle, hükümetten beklentimiz, halklarımız yararına, ölümleri, ihlalleri durduran ciddi, içi dolu, demokratik bir çözüm sürecinin başlatıcısı olmasıdır.

TOPLAMDA 20 BİN 720 HAK İHLALİ YAŞANDI

Yapılan açıklamanın ardından İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Burhan Zorooğlu, 2009 yılının hak ihlalleri bilançosunu 4 yıla göre karşılaştırmasını yaparak açıkladı. Bazı başlıklarda diğer yıllara göre önemli artışların olduğunu ifade eden Zorooğlu'nun açıkladığı bilançoya bakıldığında özellikle Aralık ayında ihlallerde ciddi artışın olduğu görülüyor.

İHD Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi 2009 yılı hak ihlalleri raporundaki çarpıcı rakamlar şöyle;
  • Çatışmalarda yaşamını yitiren güvenlik güçleri : 67 ölü, 102 yaralı
  • Çatışmalarda yaşamını yitiren PKK militanı : 68 ölü, 4 yaralı
  • Faili meçhul cinayet, yargısız infaz, silah kullanma yetkisinin ihlali : 91 ölü, 78 yaralı
  • Mayın ve serbest patlayıcı : 26 ölü 35 yaralı
  • Resmi hata ve ihmal sonucu : 14 ölü, 7 yaralı
  • Asker / polis intiharı : 17 ölü, 6 teşebbüs
  • Kadın intiharları : 36 ölü, 14 teşebbüs
  • Erkek intiharları : 39 ölü, 14 teşebbüs
  • Çocuk intiharları : 34 ölü, 8 teşebbüs
  • Namus cinayetleri : 27 ölü
  • Gözaltına alınanlar : 4 bin 475
  • Tutuklananlar : bin 444
  • İşkence ve kötü muamele : bin 16
  • Soruşturma, dava ve cezalara maruz kalan kişi sayısı : bin 917
  • Cezaevlerinde yaşanan ihlaller : 931
  • Toplumsal olaylara müdahale : 236 müdahale, 373 yaralı
  • Gözaltına alınan sığınmacı ve göçmenler : 6 bin 474
  • Diğer ihlaller : 3 bin 168
Toplam ihlal sayısı: 20 bin 720

Kaynak: ANF

YazdırYazdır | kEditor | 25.01.2010, 16:36:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
Dördüncü çocuk - (Makale)
Azat'ın çilesi - (Makale)


 Yukarı çık