Genelkurmay, Erdoğan ve Atalay'dan Barış Grubuna tepkiler
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler, Başbakan Erdoğan ve İçişleri Bakanı Atalay, barış gruplarına ilişkin yaptıkları açıklamada Kürt halkının tutumunu değerlendirdi.Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler, haftalık bilgilendirme toplantısında Kandil ve Maxmur’dan Türkiye'ye gelen barış gruplarını karşılama sırasında yaşanan görüntülerle ilgili sorular üzerine, “19 Ekim ve sonrasında yaşananların hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Ülkeyi çatışma ortamına çekecek davranışlardan kaçınılması gerekir” dedi. Mücadelenin uzun soluklu, dinamik, karmaşık ve süreklilik gerektiren bir süreç olduğunu belirten Güler, örgüte katılımların önlenmesi ve örgütten kopmaların sağlanmasının, Güvenlik kuvvetlerinin mücadelesinin temel esaslarından olduğunu söyledi. "19 Ekim günü ve müteakip günlerde yaşanan olayların hiç bir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir" diyen Tümgeneral Güler ayrıca şu uyarıda bulundu: "25 Ağustos 2009 günü ifade ettiğimiz gibi ülkeyi kutuplaşmaya, ayrışmaya ve çatışma ortamına çekebilecek tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Demokrasiler savunmasız rejimler değildir. Gelişmeler terörle mücadeledeki azim ve kararlılığımızı etkileyemez." Erdoğan: Sil baştan yaparız Barış gruplarını sevinç ve coşku gösterileriyle karşılayan Kürt halkına ilişkin olarak uçakta gazetecilerin sorularını yanıylayan Başbakan Erdoğan, “Doğru bir yaklaşım değil. Bunlar sürece tuz biber eker” diye konuştu. Erdoğan, “Şu anda 34 kişi suçlu görülmedikleri için, bunları yargı serbest bıraktı. Burada olumlu bir yaklaşım var. Bu yaklaşımı kalkıp da olumsuza dönüştürmek için ve bunu siyasallaştırmak için böyle bir havanın içine girmek, bundan adeta siyasi bir rant devşirme gayretine girmek... Arzu etmeyiz ama bu işi tamamen sil baştan yaparız” dedi. "Kürtler evinde sevinsin!" Erdoğan, Conrad Oteli'ndeki Akdeniz Parlamenterler Asamblesi Genel Kurulu açılışından sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "Avrupa'dan PKK'li bir grubun bu ayın 28 Ekimde İstanbul'a geleceği söyleniyor, doğru mu?" sorusu üzerine Erdoğan, "İlk kafiledeki görüntülere tekrar şahit olmak istemiyoruz" dedi. Erdoğan, o bayram sevincinin evlerde yaşanabileceğini, orada karşılanabileceklerini vurgulayarak şöyle dedi: "Aksi takdirde bunlar daha sonra bir bölücü terör örgütünden koparak, Eve Dönüş Yasası çerçevesinde olayları değerlendirirken, dikkat edin ifadelerimi seçerek söylüyorum, yargımızın bunları suçsuz bulması sebebiyle bu işte serbest bırakma sürecini görüyoruz. Bu serbest bırakıldıktan sonra atılan adımlar, planlanan eylemler bizi düşündürüyor. Çünkü bunları tahrik ederek, bunların üzerinden bir devşirme gayreti içerisine girmeyi doğru bulmuyorum. Bu, birlik, kardeşlik sürecine de hizmet etmez. Bu yaklaşım tarzı yanlıştır. Bırakalım gelen insanlar ailelerinin yanına geçsinler. Normal hayata değil de yine anormal süreç için bunları bir figüran olarak kullanma gayreti içerisine samimi düşünce içinde olmayanlar girerse, bu bizi de üzer, ülkemizin diğer kesimlerini de üzer." Bakan Atalay'dan DTP'ye suçlama ve tehdit 'Barış ve Demokratik Çözüm Grupları'nın Türkiye'ye gelişleri sırasında yapılan karşılama törenlerinin açılım sürecine zarar verdiğini ve DTP'nin bunu siyasi propaganda aracı haline getirip 'şov yaptığını' savunan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'Siyasi kampanya yürütmek isteyenlere hatırlatıyoruz. Siyasi propaganda yapmayın, hiçbir provokatif eyleme izin vermeyeceğimizi açıklamak istiyorum' sözleriyle DTP'yi tehdit etti. Atalay, gelen barış gruplarının 221. maddeye tabi tutulacağını da tekrarladı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, konuya ilişkin bakanlık konferans salonunda basın toplantısı düzenledi. PKK ile mücadeleyi tüm boyutlarıyla sürdüreceklerini dile getiren Atalay, 'Bu çerçevede de biliyorsunuz yeni gelişmeler oldu. Esasen biz bunu söylüyorduk. Her an gelişmeler olabilir. Çünkü biz önceki beklentiler içinde olduğu gibi paket olarak düşünmüyoruz dedik. Bu bir süreçtir. Uygulamayla göreceksiniz dedik. Tek tek de görülmeye başlandı. Yani bir anlamda demokratik açılım süreci ve derin kardeşliğimize katkı sunacak şekilde devam etmektedir. Hepimizin arzu ettiği kardeşlik ve kalıcı huzura her gün yaklaşıyoruz. Teslim olmak ve eve dönmek için ilk grup geldi' dedi. Grupların üyelerinin tamamının serbest bırakılması konusuna da değinen Atalay, şunları belirtti: 'Devletimizin ilgili birimlerince yapılan araştırmaya göre bunların hiçbir suçtan aranmadığı da anlaşılmıştır. Sınırdan geçiş yapan grupla ilgili hukuki işlemler Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmüştür. Savcılıkça ilgili güvenlik birimlerden alınan bilgilerle sorgunun Habur'da gerçekleşmesi yönünde karar verilmiştir. Terörle ilgili suçlarda bütün bu bölge, Diyarbakır Savcılığının görev alanıdır. İsterse Diyarbakır'da bunları yapar, isterse savcı görevlendirir, isterse yardımcılarından bir grubu oraya gönderebilir. Burada başsavcılığımız kendi yardımcılarından bir grubu oraya göndermeyi uygun buldu. İfade alma ve sorgulamanın ardından kişiler serbest bırakılmıştır. Bu boyut adalet bakanımızı ilgilendiriyor. Adalet ve yargıyla ilgili yakışıksız ithamlar yapıldı. Bakanımız burada olsaydı o katılacaktı toplantıya. Ancak ani bir durumla İstanbul'a gitti. Adalet bakanlığımızdan aldığım bilgi sonucunda bunu paylaşıyorum sizinle. Soruşturmanın gerekli kıldığı hallerde suç mahalli ile delillerin bulunduğu yerde soruşturma yapılacağı, mahkeme güvenliğinin sağlanması bakımından duruşmanın başka bir yerde yapılmasına ilişkin kovuşturma aşamasına dönük hüküm birlikte değerlendirildiğinde usul hükümlerinde kıyas olması bu şekilde mevzuat bakımından hukuka aykırılığından söz edilemez. Soruşturma ve kovuşturma açısından örnekleri çoktur geçmişte.' DTP'ye suçlama ve tehdit Tüm gayretlerinin akan kanın durması, yeni acılar yaşanmaması için olduğunu söyleyen Atalay, 'Sabrımız, tahammülümüz, kan dursun, gözyaşı dursun, analar ağlamasın, daha fazla şehit gelmesin, kardeşlik, refah oluşsun, şu güzel ülkemiz hepimize yeter. Burada yaşayalım, bunu istiyoruz. Birileri üzülmesin buna. AKP eliyle çözülmesin, terör varsın devam etsin diyorlarsa biz yolumuza devam edeceğiz. Kararlıyız ve güvencemiz milletimiz ve desteğidir. Milletimizin basireti, sezgisi, önsezileri bunları değerlendirmek için çok güçlüdür' dedi. 'Bu süreci siyasi gösteriye dönüştürerek kabul etmeyeceğimiz görüntüler sergileyen DTP sorumsuzluk yapmıştır' sözleriyle DTP'yi suçlayan Atalay, 'Yanlış yapmışlardır. Bunların yapılmaması için elimizden gelen çabayı gösterdik. Bunlar yapılmasın. Biz pek çok şeyi göze alıyoruz. Sabrımızı sonuna kadar zorluyoruz. Fedakarlıklar yapıyoruz. Süreci tıkamayın sabote etmeyin dedik. Görüşmelerde anlattık. Bu sorumsuzluk örneği gösterilmiştir. Hükümet olarak iyi niyetle götürdüğümüz süreci sabote etmek mi istiyorlar? Başka türlü anlamak da mümkün değil. Sergilenen bu görüntüler başbakan ve cumhurbaşkanı ile hepimiz rahatsızlık duyduk ve açıklamalar yapıldı. Hepimizi rahatsız eden bu görüntülerin kabul edilmesi ve onaylanması kabul edilemez. Bu görüntülerin tekrarlanmasını kimse aklından bile geçirmesin, bu konuda asla müsamaha gösterilmesi düşünülemez. Türkiye cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes usul ve esaslara uymak zorundadır. Kimsenin ayrıcalığı bulunmamaktadır. Çağrımızla evine dönenler bu kurallara uyarak bilerek gelmeli' sözleri ile bir anlamda tehdit etti. Hassas bir dönemden geçildiğini ve herkesin sorumlu, sağduyulu davranmaya davet eden Atalay, karalama, zihin bulandırmaya rağmen bu yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceklerini ifade etti. Halkımızın sağduyusuna güvendiklerini, provokasyonlara vatandaşların itibar etmesi gerektiğini belirten Atalay, 'Onların sağduyusu ve sezilerine biz güveniyoruz. 25 yıldır belki şöyle bir söz vardır, doğrusu daha fazla süren bir terör vardır. Savaşın hesabını soramayanlar barışın hesabını soruyorlar diye terörün hesabını soramayanlar kardeşliği geliştirme ve terörü bitirme çabası içindesiniz diye soruyorlar. Biz kardeşliği kurmak istiyoruz. Bu ülkemizin her köşesi ve her bireyi için geçerli. Her birey buna susamıştır. Burada biz terörü kan gözyaşını bitirmeye çalışıyoruz. Onlar adeta muhalefet, şuna katkı sunacağı yerde adeta terörü niye bitirmeye çalışıyorsunuz diye tavır. Bu adımlar on yıl önce atılsaydı hem kayıplarımız olmazdı hem çözüm daha kolay atılırdı. Yirmi yıl önce atılsaydı daha kolay olurdu. Eğer şimdi bu adım atılmaz veya sekteye uğratılırsa çözüm gelişmez, sorunlar büyür diyor Başbakanımız. Bende böyle düşünüyorum. Tüm boyutlarıyla el atacağız. Görecekseniz daha ne gelişmeler olacak' diye ifade etti. 'Siyasi propaganda yapmayın' DTP'nin barış gruplarının gelişini şova dönüştürmekle çözüme katkı sunmadıklarını, büyük bir zarar verdiklerini söyleyen Atalay, 'Teslim olan kişileri üzerinden siyasi kampanya yürütmek isteyenlere hatırlatıyoruz. Siyasi propaganda yapmayın, hiçbir provokatif eyleme izin vermeyeceğimizi açıklamak istiyorum. Sabır isteyen bir süreç. Her gelişmeyi ele alıp değerlendirirsek, makro bakacağız. Bu uzun bir yol. Tecrübeleri yaşayan ülkeleri biliyoruz. Yeni sürprizler olabilir. Kararlılığımız varsa demokrasiyi kökleştireceğiz' dedi. 'Maxmur'a ilişkin çalışmalarımız var' Daha sonra gazetecilerin tek tek sorularını yanıtlayan Atalay, şunları söyledi: 'Sürecin birinci kısmı başarılı geçti. Psikolojik olarak olumlu bir atmosfer oluştu. Çözüme doğru adım adım gidiliyor. Kesin olmadıkça biz tarih vermiyoruz. Gelişler için biz çağrıda bulunuyoruz. Gelin silahları bırakın pişman olun teslim olun diyoruz. Bu şartlarda gelenlere kapımız açık. Şartları hukuk ve devlet belirliyor. Hukuki zemini belli zaten. DTP siyasi bir parti, Meclis'te grubu bulunan. Legal bir parti. Gerektiğinde görüşülür. Kimin görüşeceği ayrı. Benim görüşme gibi bir durumum yok. Genelleme yapıyorum. Kuzey Irak'la ilgili yoğun çalışmalar var. Gelenler 100 civarında olabilir. Maxmur üzerine çalışıyoruz ailelerin çocukların zor şartlarda yaşadığı bir kamp. Başbakan gittiğinde görüşmeler ele alındı. Irak orasını sorun alanı olarak görüyor. Orası için yoğunlaşılabilir. BM'den ziyade Irak'la bu konuda görüşme var. Iraktan görüşme talepleri var. Üçlü mekanizma olarak gündeme geliyordu. Kuzey Irak'a dönük terörü önlemeye yönelik ABD, Irak ve Türkiye üçlü mekanizmasında da Maxmur çalışılıyordu. Nüfus, eğitim yapısının öğrenilmesinde tüm bilgiler elde edildi. Bazı analizler yapılıyor. Çalışma ve hazırlıkların yapılması gerekiyor. O konuda da kurumlar arası çalışmalar var.' 'Gelenler teslim olmayı bilerek gelecek' DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ile yapılan gösteriler üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ile birlikte görüştüklerini belirten Atalay, bu konuda Türk'ün çaba harcadığını ancak yeterli olmadığını ifade etti. Atalay, silah bırakıp gelmek isteyenlerin '221. madde ile hukuki zemin var. Gelenler bunu bilecek ve buna göre gelecek. Şu anda elimizde yeni bir mevzuat yok. Budur. TCK 221. maddesi. Ama bizim bildiğimiz hukuk alt yapısı budur. Orada da 5 fıkra halinde hangi durumdakilerin nasıl geleceğine ilişkin tanımlamalar var ve buna uyarak gelinecek. Biz hukuk devletiyiz. Buna göre olacak' sözleriyle gelebileceğini savundu. Kaynak: ANF, Ntvmsnbc ve DİHA'dan derlendi Yazdır | kEditor | 23.10.2009, 12:32:00Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
|