Leyla Zana: İki millet tek devlet olsun
Hollanda Parlamentosunda düzenlenen panelde konuşan Leyla Zana, Erdoğan'ın Türkmenistan ziyaretindeki “tek millet iki devlet” sözünü hatırlatarak, Türkiye için “İki millet tek devlet” önerdi. Zana “Bizler, 21. yüzyılda halan özgürlüğüne kavuşmamış tek halkız. Şimdi sıra bizde” dedi.
Avrupa Barış Meclisi, Hollanda Parlamentosunda, Hollanda Sosyalist Parti (SP) desteğiyle bir panel düzenledi. Moderatörlüğünü Ortadoğu uzmanlarından antropolog Robert Soetrik'in yaptığı barış paneline konuşmacı olarak DEP eski milletvekili Leyla Zana, Hollanda Sosyalist Parti (SP) milletvekili Krista van Velzen, Avrupa Parlamentosu (AP) eski milletvekili Türkiye raportörü Arie Oostlander ile Avrupa Barış Meclisi'nden Günay Aslan ve Mehmet Şahin katıldı. Panele, aralarında Barış Meclisi Hollanda temsilcisi Psikiyatrist Dr. Işık İşcanlı, Avrupa Barış Grubu üyesi Dilek Kurt, insane hakları savunucuları, Hollanda Kürt kurum temsilcileri ile çok sayıda basın mensubunun bulunduğu 80'e aşkın kişi katıldı. Uzun yıllardır Hollanda parlamentosunda Kürt sorununun ilk kez geniş katılımla tartışıldığı panel Kürtçe'nin Kurmanci ve Sorani lehçeleri ile Flamanca yapıldı. Kısa konuşma ve soru cevap şeklinde iki bölümden oluşan panelin açılış konuşmasını SP milletvekili Krista van Velzen ile gazeteci yazar Günay Aslan yaptı. "YOL HARİTASININ AÇIKLANMASINA İZİN VERİLMELİ" SP milletvekili Krista van Velzen, Kürtlere yönelik baskıları sürekli olarak Hollanda parlamentosu gündemine taşıdıklarını belirterek, Leyla Zana'ya yönelik onlarca dava ve hapis cezaları, gösterilerde gözaltına alınarak onlarca yıl hapis cezalarına çarptırılan Kürt çocukları ile Halepçe katliamının uluslararası alanda tanınmasına ilişkin soru önergeleri ve tartışmaları örnek gösterdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çözüm için yol haritasını gündeme getirmesi ardından Türk hükümetinin çalışma başlatmak zorunda kaldığını kaydeden Van Velzen, Öcalan'ın yol haritasının açıklanmasına izin verilmesi gerektiğini söyledi. Kürt sorununun çözümüne ilişkin muhatap konusunda ise Van Velzen, şiddet uyguladığı için PKK'nin muhattap kabul edilmesinin mümkün olmadığı görüşünü savundu. Avrupa Barış Meclisi adına konuşmacı ve katılımcıları selamlayarak kısa bir konuşma yapan Günay Aslan, Kürt halkının özgürlüklerini elde etmek için 200 yıldır mücadele verdiğini söyledi. Kürtlerin, bölündükleri dört parçadaki devletlerin inkar ve baskılarına maruz kaldıklarını kaydeden Aslan, günümüzde Irak'ta Kürt-Arap çatışması tehlikesinin bulunduğuna işaret ederek, Irak Başbakanı Nuri El Maliki hükümetini, Kürtlerin haklarına saygı temelinde, çatışma tehlikesinin önüne geçmeye davet etti. İran ve Suriye yönetimlerinden Kürtler üzerindeki baskılarına son vererek haklarına saygılı olmasını isteyen Aslan, Türkiye hükümetini ise Kürtlerin haklarını tanıyarak, Kürtlerden özür dileyerek barış için demokrasinin önünü açmaya çağırdı. ZANA: ŞİMDİ SIRA BİZDE Ardından söz alan DEP eski milletvekili Leyla Zana, mikrofon sorunu nedeniyle konuşmasını ayakta yüksek sesle yaptı. Zana, “Yüzyıllardır, halkların değil devletlerin kurbanıyız” diyerek Kürtlerin komşu halklarla bir düşmanlıklarının olmadığını vurguladı. “Kürtler komşularına hiçbir zaman saldırmamıştır, işgal, istila girişiminde bulunmamıştır” diyen Zana, buna karşın Kürtlerin sürekli olarak devletlerin, inkar, baskı ve zülmüne maruz kaldıklarını vurguladı. “Bizler, 21. yüzyılda halan özgürlüğüne kavuşmamış tek halkız” şeklinde sözlerini sürdüren Zana “Ama şimdi sıra bizimdir” dedi. Kürtlerin özgür olmak istediğini kaydeden Zana, ancak toplumlarına sürekli olarak inkarı aşılayan Türkiye, Irak, İran ve Süriye'nin pisikolojik olarak barışa hazır olmadıklarını vurguladı. "KÜRTLER ULUSAL HAKLARINDAN TAVİZ VERMEZ" Buradan Türkiye'de devam eden güncel bir tartışmaya değinen Zana, “Şimdi Kürtler var ama bireysel haklarını veririz diyorlar. Tartışma bireysel-kollektif haklar üzerinden sürdürülüyor. Dilini konuş ama evinde. Siyaset yap ama bizim siyasi örgütlerimiz içinde diyorlar. Kürtler ise kollektif haklarını istiyor” dedi. Bir soruyu yanıtlarken Zana, bireysel hakların, demokrasinin gereği tanınmış haklar olduğunu kaydederek, “Diyorlar ki, kendi ana dilinizi öğrenmek için kurs açın, para vererek gidin öğrenin. Bu Türkiye dışında dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir şeydir. Anadil kollektif bir haktır. Kürtlere, resmi eğitim sisteminde, kendi ana dilinde eğitim hakkı tanınmalıdır. Ki 85 yıllık asimilasyon son bulsun” ifadelerini kullandı. Zana, “Kürt halkı ulusal haklarında kimseye taviz vermez. Bu konuda nettir” dedi. Türkiye'nin Kürtleri muhatap almadan sorunu tek başına çözme yaklaşımının gerçekçi olmadığına dikkat çeken Zana, “Kürtler bir bütün olarak görülmeli. Bu PKK, bu DTP diye görüşmem değil, hepsi ile görüşülmeli, çözüme hepsi dahil edilmeli” şeklinde konuştu. "DEĞİŞMEYEN ORDU VE KURUMLARDIR" Diyarbakır'da arkadaşlarına Kürtçe ders verdiği için 10 yaşında bir çocuğa dava açılmasına ilişkin bir soruyu yanıtlarken Kürt ve Türk toplumunun değiştiğini kaydeden Zana, “Değişmeyen ordu ve kurumlardır. Ordu eli ile 1982 yılında oluşturulan anayasa ve yasalar değişmedikçe bu sorunlar yaşanmaya devam edecektir. Mahkemeler generallerin zihniyeti üzerinden çalışıyorlar. Ben birçok kez mahkemede bu nedir diye sorduğumda hakimler boyunlarını eğerek 'yasalar böyledir' diyorlar” şeklinde konuştu. İKİ SEÇENEK: AB ÜYELİĞİ YADA AYRILMA Günümüzde Türkler ile Kürtlerin önünde iki seçenek bulunduğunu belirterek Zana seçenekleri, Avrupa Birliği'ne (AB) katılım ile ayrılma olarak tanımladı. AB seçeneğinin barışçıl çözüm ile eşit özgür temelde bir arada yaşama yol açabileceğini dile getiren Zana, bunun gerçekleşmemesi durumunda ise ikinci seçeneğin devreye gireceğine dikkat çekti: “Türkiye'nin altına imza koyduğu BM sözleşmesi var. Eğer bir ülke, o ülkede yaşayan bir halkın haklarını garanti altına alamıyorsa, söz konusu halk ayrılma hakkına sahiptir.” “İKİ HALKIZ TEK DEVLET OLSUN” Türkiye'nin AB üyeliği baştan beri desteklediğini, bunun hakların kaynaşmasına ve barışçıl bir arada yaşamasına önemli katkıda bulunacağını belirten Zana, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkmenistan ziyaretinde sarf ettiği 'tek millet iki devletiz' sözlerini hatırlatarak, “Bende diyorum ki biz iki milletiz, bir devlet olsun” dedi. "ULUSAL KONGRE'NİN OLMAMASI BÜYÜK AYIBIMIZDIR" Kürtlerin birlik sorununa ilişkin bir soruya ise Leyla Zana, Kürtlerin tarihte sol ve dinden oluşan iki temel hata yaptıklarını belirterek kendilerini kendi değerleri ile değil de, başkalarının tarzı ile ifade etmeye çalıştıkları eleştirisini yaptı. Zana, “Bunun için hala bir ulusal kongremiz yok. Herkes Kürtlerin gücünü biliyor, ama Kürtlerin kendisi bilmiyor. Örgütler olmalı, hem de büyük ve güçlü olmalı. Ama ulus için de gücümüzü birleştirdiğimiz yer olmalı. Bu bizim büyük ayıbımızdır. Bunu gidermek zorundayız.” dedi. ŞAHİN: SORUNUN ADI DOĞRU KONULMALI Avrupa Barış Meclisi üyelerinden Mehmet Şahin ise, Kürt sorununun bugün her zamankinden daha fazla Türkiye gündeminde tartışıldığını belirterek, ancak her şeyden önce sorunun adının doğru konulması gerektiğini söyledi. Şahin, bir biriyle yakından bağları bulunmasına karşın Kürt sorununun çözümü ile demokrasi projesinin iki ayrı konular olduğuna belirterek, “Kürt sorunu, İrlanda, Bask, Katalon, Filistin, Cezayir ve Doğu Timor sorunu gibi ulusal bir sorundur. Bundan dolayı çözümü de buradakiler gibi olmak durumundadır” dedi. "PKK KÜRTLERİN ULUSAL ÖRGÜTÜDÜR" Türkiye'nin tek ulus, tek devlet, tek dil, ve tek din esasları üzerinde kurulduğunu, ancak sınırları içinde ayrı halklar ve inanç gruplarının olduğunu kaydeden Şahin, bundan dolayı da federal sistem gibi tarafsız bir sisteme ihtiyaç olduğunu söyledi. Şahin, Kürt halkının varlığı, ülkesi Kürdistan ile dili Kürtçe'nin resmi olarak tanınması, Kürtçe eğitimin önünün açılması gerektiğini kaydetti. Kürt sorununun barışçıl çözümünde muhatap sorununa da değinen Mehmet Şahin, Türk devletinin 'terörist' olarak adlandırdığı PKK'nin Kürt halkı için ulusal örgüt, Kürt Özgürlük Mücadelesi neferlerinin ise direnen kahramanlar olduğunu vurguladı. "KÜRTLER AB'NİN SÖZÜNÜN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMESİNİ BEKLİYOR" Sorunların çözümü için Taliban, Hamas ve Hizbullah ile görüşen AB'nin Kürtler söz konusu olduğunda barışçıl çözüme katkıda bulunmak bir yana Türk devletine her türlü destek vermesini sert bir şekilde eleştiren Mehmet Şahin, “PKK lideri Abdullah Öcalan Roma'da olduğu sırada, Almanya Başbakanı Schröder ile İtalya Başbakanı Massimo D'Alema Kasım 1998 bir araya gelip 'AB Kürt Sorununun çözümü için inisiyatif başlatarak bunun için proje hazırlıyor' açıklamasında bulunmuştu. Kürtler 10 yıldır bu inisiyatifi bekliyor. AB'nin söz ve açıklamalarının gereğini yerine getirmek için inisiyatif başlatmasının zamanı gelmiştir” diye konuştu. OOSTLANDER: ÇÖZÜM EŞİTLİKTE, DEMOKRASİDE Hollanda'da iktidar olan Hıristiyan Demokrat (CDA) partisinin önde gelen isimlerinden, eski Avrupa Parlamentosu Milletvekili Türkiye raportörü Arie Oostlander, yaptığı konuşmada Türkiye'nin demokratikleşmesinin önemine vurgu yaptı. Raportörlük sürecinde Türkiye'ye yaptığı ziyaretlerde, Türkiye'nin 1920'lı yıllarda, Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere gibi ülkelerdeki düşünce akımlarının etkisi altında oluştuğunu gördüklerini kaydeden Oostlander, “Türkiye aşırı merkezci, milliyetçi, ordunun hakimiyeti altında bir ülkedir” dedi. Bölünme ve din korkusu ile değişime karşı aşırı bir korkuyu gördüklerini belirten Ooslander, “Demokratik hukuk devletine, Kürtlerin haklarını tanıyan, farklılıkların zenginlik sayan bir ülkeye dönüşürse, AB'nin de karşı olduğu, Kürtlerin ayrılmak isteyeceklerine inanmıyorum” diye konuştu. Halkların kendi kaderini tayın hakkının esas çözüm olduğu konusunda şüphelerinin bulunduğunu, Hindistan'da yüzlerce halkın ayrılmaya kalkışmasının büyük kaos olacağını belirten Ooslander, çözümün eşitliği sağlayan, hukuk devleti ve demokrasinin geliştirilmesinde olduğunu savundu. Oostlander, Diyarbakır ve diğer Kürt bölgelerinde Hıristiyanların, Asuri-Suryanilerin yerel düzeyde baskı gördüklerini kaydederek, Kürtlerin azınlıklar konusunda eşitlikçi olduklarını göstermeleri için bu azınlıklara sahip çıkmaları gerektiğini söyledi. ANF'nin 'Hıristiyan azınlıklara yerel düzeyde baskılar derken Kürtleri mi kastediyorsunuz?' sorusuna Oostlander, “Hayır Kürt yerel yönetimlerini kastetmiyorum. Ancak Kürtlerin sahip çıkmalarını, örneğin Diyarbakır gibi yerlerde kilise açmalarını söylüyorum” dedi. OOSTLANDER'DEN SKANDAL PKK İTİRAFI PKK'nin AB terör örgütler listesine alınmasına ilişkin bir soruyu yanıtlarken Oostlander bir itirafta bulundu. Oostlander, “Türkiye'ye yaptığımız sert eleştiriler üzerine Türkiye de PKK'nin halk üzerine saldığı korkuyu gündeme getirerek, bu konuda samimi olmadığımızı söyledi. Bizim eleştirilerimizin ciddiye alınması için Türkiye'nin PKK'ye ilişkin ileri sürdüğünü haklı bularak, AP olarak terör örgütler listesine alınmasına destek verdik” dedi. "PKK'NİN TERÖR ÖRGÜTLER LİSTESİNE ALINMASI TÜRKİYE'YE VERİLMİŞ BİR ÖDÜNDÜR" PKK AB terör örgütler listesine alınmadan önce, Hollanda hükümetinin buna itiraz ederek, araştırma adı altında bu durumu 6 ay geciktirdiğini, sonradan ABD'nin Irak'taki en önemli ismi olacak olan Paul Bremmer'in Amsterdam'da katıldığı bir seminerde Hollanda'yı açıktan tehdit etmesi üzerine Hollanda'nın itirazından vazgeçmek zorunda kaldığını hatırlatması üzerine Oostlander, “Biz AP olarak bundan bağımsız karar aldık” diye yanıt verdi. Oostlander, “Ondan sonra en sert eleştirilerimize bile bir şey diyemiyorlardı” dedi. Saat 19.00'da başlayarak 22.00'da sona eren panel, zaman zaman tercümedeki hatalar nedeniyle katılımcıların itirazlarına neden olsa da yoğun ilgi gördü. Avrupa Barış Meclisi'nin Hollanda parlamentosunda Barış Paneli'ni gerçekleştirmesi katılımcılar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı. Panel sonunda ANF'nin sorularını yanıtlayan Günay Aslan, paneli Hollanda parlamentosunda gerçekleştirmiş olmalarının önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Avrupa Barış Meclisi olarak Türkiye'de Kürt Sorunuyla ilgili yürütülen tartışmaların önemli olduğunu kaydeden Aslan, “Tartışmaları destekliyoruz. Derinleştirmek istiyoruz. Tartışılmadan çözüleceğine inanmıyoruz. Tartışmalarla sadece Kürtler ile Türkleri değil, Ermenileri ve diğer tüm azınlıkları yakınlaştırmayı amaçlıyoruz” diyerek bu konuda yoğun girişim ve çalışmalarının olduğunu belirtti. CHP ve MHP ardından Türk ordusundan yükselen olumsuz açıklama ve yaklaşımlar ardından hükümette de geri adım atmaların olduğu hatırlatılması üzerine Günay Aslan, “Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, CHP ve MHP'nin itirazları PKK ve Öcalan'ın muhatap alınması görüşülmesi noktasındadır. Biz samimiyet ölçüsünü arıyoruz. Muhataplarla görüşülmesi samimiyetin ölçüsüdür. Muhataplarla görüşülmelidir” dedi. Kaynak: ANF Yazdır | gulbahar | 05.09.2009, 13:47:00Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
|