AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Eski Genelkurmay Başkanı: Çözümde tüm taraflar rol almalı

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Kürt sorununun “bütün ulusun sorunu” olduğunu söyleyerek, “Çözüm geniş bir katılımcılıkla olmalı, dayatma, başlamadan bitirme olmamalıdır. Çözüme ulaşmada bütün taraflara rol ve sorumluluk düşüyor” dedi.

Kimlik Kelimesi

Milliyet Gazetesi yazarı Fikret Bila’nın sorularını yanıtlayan Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, kimlik tartışmasını değerlendirirken, “Bu konularda bilim adamları, psikologlar, sosyologlar çalışmalı. Bu konuda şimdiki bilgilerimle ‘Kimlik şu olmalıdır’ diyecek yetenekte ve yetide görmüyorum kendimi. Ancak kimliği ifade edecek kelimenin lafzından ziyade manası başat kılınmalı ve halka anlatılıp buna inandırılmalıdır. Öte yandan, bu ‘Sorun’un bir etnik kimlikle dillendirilmesi de kanımca işi çarpıtmakta ve çözümü güçleştirmektedir. Bu sorun bütün ulusun sorunudur” şeklinde konuştu.

Hiçbir Taraf Dayatmamalı

Bila’nın “Yani ‘Kürt sorunu’, ‘Kürt açılımı’ yerine başka kavramlar mı kullanılmalı?” şeklindeki sorusuna Özkök şöyle yanıt verdi: “ Yani bu hepimizin meselesi, ulusumuzun meselesi. Sorun Güneydoğu sorunu veya Kürt sorunu olarak ele alınmamalıdır. Hepimizin meselesi olarak kabul edilmelidir. Birimizin sorununun diğerlerinin de sorunu olduğu inkâr edilebilir mi? Çözüm azmi hepimizde olmalıdır. Hiçbir taraf da dayatmamalı, hassasiyetlere dikkat edilmelidir.

Kafayı Hep Aynı Yere Vurmamak Lazım

Özkök, “Yani kavramların ve terimlerin seçilmesi, nasıl sunulduğu da çok önemlidir” diye ekledi. Devletin bugüne kadar izlediği politikaları da üstü örtülü eleştiren Özkök, tarihten bir örnek vererek şunları ifade etti: “Şimdi bir engeli aşmak için farklı yollar vardır. Eskiden kale kapılarını kırıp içeriye girmek için uzun bir direğin ucundaki koç başına benzeyen bir aygıt kullanılırdı. Buna muhasara koçu denirdi. Direği taşıyan onlarca asker kapının aynı yerine defalarca vurarak kapıyı kırıp açmaya çalışırdı. Kafayı muhasara koçu gibi hep aynı yere vurmak doğru değildir. Çünkü karşı taraf oraya vuracağınızı biliyor ve tedbirini alıyor. Veya eylem tıkanıyor. Mesela İstanbul’un fethinde Fatih bunu görmüş. Koçbaşıyla kale kapılarının hep aynı yerine vurmak sonuç vermemiş. O ne yapmış? Gemileri karadan Haliç’e indirmiş, yeni toplar yaptırmış, surları başka yerden vurmuş ve İstanbul’u fethetmiş. Dünya savaşlarında da örnekleri vardır. Aşılamaz sanılan hatlar kuşatılarak veya arkaya asker indirilerek aşılmış. Böyle düşünmek lazım. Kafayı hep aynı yere vurmamak lazım. Başka yönleri çözümleri dememek lazım. Sonra askerlikte şöyle denir; Her harekâtın yedek planları da olmalıdır.”

66. Madde İçin Ne Dedi

Anayasa’da “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türktür” tanımının yer aldığı 66. maddenin de değiştirilebileceğine işaret eden Özkök, etnik kimliğe bulunan çözümler konusunda “Amerikalı, “Osmanlı”, “Selçuklu” örneklerini gösterdi. Özkök şöyle konuştu: “Kelimenin lafzını değil anlamını, manasını dikkate almak lazım. Anlamında halk ikna edilmelidir. Bu kelime kullanılıyor ama anlamı budur denmelidir. Devlete isim verme konusunda birçok ülke kendilerine göre çözümler bulmuştur. Mesela Osmanlı demiş, Selçuklu demiş, Amerikalı demiş. Genellikle çok etnisiteli ülkeler etnik referans vermekten bazen çekinmişlerdir. Hatta tarafsız olsun diye başka uluslardan kral ödünç alanlara bile rastlamak mümkündür. Ama hepsi şöyle veya böyle bir çözüm bulmuştur.

Biz de çözüm bulmalıyız. Bunları ifade ederken Türkiye’nin adını değiştirmeyi teklif ettiğim sanılmasın. Esasen bunu düşünen ve ifade edene rastlamadım. Amacım çözüm yollarının çeşitli olabileceğine dikkat çekmektir. Birçok akıllı insan vardır Türkiye’de. Oturup bunu konuşacaklar, bir çözüm önerecektirler. Ama dediğim gibi çözüm geniş bir katılımcılıkla olmalı, dayatma, başlamadan bitirme olmamalıdır. Çözüme ulaşmada bütün taraflara rol ve sorumluluk düşüyor.”

Çözüm Siyasi Kanatta Olmalı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK ile konuşulmasını reddeden Özkök, ancak resmi olmayan yollardan görüşmelerin yapılabileceğini de ima etti. Özkök, “Terör örgütüyle konuşulmaz. O konuda ben de aynı görüşteyim. Silahı eline alıp dağa çıkmış kişiyle konuşulmaz. Bakın harplerde bile sonunda politikacılar oturur, sürdürür. Askerler teknik konuları görüşür. Diğerlerini siviller yapar. Kanunlara karşı gelmiş, dağa çıkmış o kişiyle oturduğun zaman çok vahim bir durum olur. Ama kesinlikle PKK’nın silahlı bir örgüt olarak bu işte yer almasının çok yanlış olacağını ve meseleyi baştan tıkayacağını düşünüyorum. Dediğim gibi siyasi kanatta bu yapılıyor şimdi. DTP gelmiş meclise girmiş. Diğer partiler içersinde de o bölgenin bir sürü insanı var. Yani yöntem nasıl olur onu ben bilemiyorum. Tabii, şu anda hangi aşamada ne düşünülüyor onu bilemiyorum. İçişleri Bakanı bir yöntem izliyor. Ama daha ne yapacakları ortada yok. Tabii bu çok önemli meseleyi çok akıllıca yürütmek lazım. İnşallah iyi hazırlıkların sonunda başlanmıştır, ümit ederim.

Öcalan’ın katkısı konusunda ise, “Yani katkısını şu veya bu şekilde yapacaksa onu bilemem. Herkesin sorumlulukları vardır. Vatandaş olarak benim bile sorumluluğum var. Resmi olarak ne terör örgütünün ne de başı olan Öcalan’ın bu sürece katılması doğru olur. Resmi olarak katılmasının süreci tıkayacağını düşünüyorum” dedi.

Kaynak: ANF

YazdırYazdır | gulbahar | 17.08.2009, 14:02:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar

Okuyucu değerlendirmesi