479 kurum: KCK'ye yanıt verilsinTürkiye Barış Meclisi Diyarbakır Barış Girişimi üyeleri, KCK'nin 15 Temmuz'a kadar uzattığı çatışmasızlık kararına dikkat çekmek ve Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için çağrıda bulunmak için AZC Plaza önünde bir araya gelerek, barış zinciri oluşturdu. Barış zincirine, Tabipler Odası Başkanı Selçuk Mızraklı, DTP Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı, İHD Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erbey, Şair Hicri İzgören, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali Şimşek, Yenişehir, Kayapınar, Bağlar ve Sur Belediye Başkanları, KESK Diyarbakır Şubeler Platformu, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) üyeleri, Barış Anneleri İnisayitifi, MAZLUMDER'inde aralarında bulunduğu bir çok demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. "Şimdi barış zamanı" pankartı taşıyan Barış Girişimi üyeleri, kol kola birbirlerini zincirleyerek Koşuyolu İnsan Hakları Anıtı önüne kadar yürüdü. "Savaşa hayır barış hemen şimdi" sloganlarının atıldığı yürüyüş boyunca çevrede bulunan vatandaşlar da eylemcilere destek verdi. Yürüyüşün sona erdiği Koşuyolu İnsan Hakları Anıtı önünde Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Av. Serhat Eren, bölgedeki 24 il deki sivil toplum örgütü, ekonomi kurumları, sendikalar, siyasi partiler, milletvekilleri, yazarlar ve belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 479 imzacı kurum ve şahsiyetin ortak deklarasyonunu okudu. Heredot'un "Barış zamanı oğullar babalarını, savaş zamanı ise babalar oğullarını gömer" sözü ile açıklamaya başlayan Eren, Türkiye Kürt Sorunu nedeniyle uzun yıllardır ekonomik, kültürel, sosyal ve insani boyutlarda ağır yıkım ve büyük acılara yol açan bir çatışma ve şiddet ortamında yaşandığına dikkat çekti. KCK'nin ilan ettiği 'çatışmasızlık' kararının Türkiye'de demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için tarihi bir fırsat olduğunu vurgulayan Eren, kirli savaşın sona ermesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü için bu karara olumlu yanıt verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gelinen aşamada toplumun daha fazla bedel ödeyecek gücü ve tahammülü kalmadığını ifade eden Eren, "Bu gidişe 'dur!' demenin zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir. Bugüne kadar uygulana gelen, sorunu "asayiş ve terör sorunu" olarak gören, inkâr ve imhaya yönelik politikalarla bir çözüm üretilemediğine göre Türkiye'ye barış getirmenin güç ve imkânı artık bizlerin elindedir. Türkiye'de ayrımsız herkes için demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, sosyal adalet ve refahın tesis edilebilmesini canı gönülden isteyen kentlisinden köylüsüne, işçisinden, esnafından işverenine, ev kadınından gazetecisine ve politikacısına kadar her sınıf ve meslekten, siyasi görüş ve inançtan, yaş ve cinsiyetten herkesin, hepimizin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik biçimde çözümünü sağlamak üzere yapabileceği bir şeyler bulunmaktadır" dedi. Türkiye Barış Meclisi olarak, "barış" talebini yükseltmeye ve bu uğurda cesaret ve özveriyle mücadele etmeye çağıran Eren, neden 'barış' dediklerini de şöyle sıraladı: "Büyük çoğunluğu Kürt kökenli 40 bin yurttaşımızın yaşamına mal olan şiddet ve çatışma ortamının derhal son bulmasını istiyoruz. Çatışmalarda evladını kaybetmiş anaların gözyaşlarını dindirmek için barış istiyoruz. Şiddetin tahrip ettiği siyasal alanı yeniden tesis etmek, siyasetin asli unsurları olan sözü ve diyalogu egemen kılmak için barış istiyoruz. Ayrımsız herkesin demokrasi, insan hakları ve sosyal adaletten yararlanabilmesi için istiyoruz. Barış zeminini gelişmesi için acil olarak operasyonların durdurulmasını; çatışma ve operasyonlara harcanan trilyonlarca liranın eğitime, sağlığa, iş olanakları sağlayacak yatırımlara, sosyal güvenlik sisteminin geliştirilmesine harcanması için barış istiyoruz. Etnik, dinsel ve kültürel her türlü dışlayıcı tanımdan ayıklanmış, ortak bir siyasal kimliğin oluşmasını sağlayacak şekilde bütün yurttaşların hukuksal eşitliğini ve özgürlüğünü güvence altına alan ve onları eşit haklar ve sorumluluklar ile donatan, birlikte yaşama iradesinin ifadesi olacak yeni bir anayasanın hazırlanabilmesi için barış istiyoruz. Başta olağanüstü hal uygulamaları sırasında yaşananlar olmak üzere, Cumhuriyet tarihi boyunca bu ülke topraklarında yaşayan tüm halklara, farklı inanç ve kültürlere, her türden muhaliflere karşı gerçekleştirilen inkâr, ayrımcılık ve yok etme politikalarını, faili meçhul cinayetleri, siyasi suikastları, katliam ve provokasyonları tümüyle masaya yatıran bir "geçmişle yüzleşme ve gerçekleri ortaya çıkartma" sürecinin başlatılabilmesi için barış istiyoruz." Açıklama, "Savaşa hayır barış hemen şimdi" sloganı atıldıktan sonra sona erdi. Barış talebini içeren deklarasyona, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Maraş, Kars, Kilis, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak, Dersim, Van illerinden 479 Sivil Toplum Örgütü, Siyasi Parti, milletvekili, belediye başkanı, kadın örgütü temsilcileri imza attı. Kaynak: ANF Yazdır | kEditor | 14.07.2009, 00:23:00Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
|