kEditor - Haberler / Politika / 'Kürt hareketinin Türk halkıyla birleşme arayışı stratejiktir'

http://www.keditor.org/haber_4145.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

'Kürt hareketinin Türk halkıyla birleşme arayışı stratejiktir'

'Kürt hareketinin Türk halkıyla birleşme arayışı stratejiktir' Çatı Partisi'nin ikinci gününde konuşan Osman Ergin, Kürt hareketinin Çatı Partisi ısrarının 'Emekçi Türk halkıyla buluşmak için stratejik bir ısrar' olduğunu belirtirken, bunun iyi anlaşılması gerektiğini söyledi. Ayhan Bilgen ise, kullanılan dile dikkat edilmesi gerekirken, 'AKP'yi küçük görmek için liberal yakıştırması yapıyoruz. Ama bu onu ödüllendirmektir. Çünkü liberal değil, keşke liberal olabilse' dedi. Demir Küçükaydın ise Ergenekon'un yargılanması ve gerçeklerin açığa çıkarılması için bağımsız bir mahkeme kurulması önerisinde bulundu.

Çatı Partisi toplantısının ikinci gün oturumları, 'Nasıl bir parti örgütlenmesi?' tartışmalarıyla başladı. Oturumun açılış konuşmasını yapan Osman Ergin, metni okumadan önce kısa bir değerlendirme yaparak, Kürt özgürlük hareketinin söz konusu birlik arayışlarına gerektiğinden fazla önem arz ettiğini söyledi. Kürt hareketinin, Türk halkı ve ezilen kesimleriyle ilişkilerini stratejik düzeyde ele aldığını kaydeden Ergin, 'Kürt hareketi Türkiye işçi sınıfını stratejik ittifak olarak gördüğünü defalarca açıklamıştır. Tarihsel değerde olan bu arayış gerçekleşmemiş ve devam ediyorsa, Kürt hareketi bu konuda eksikliğini gördüğünü, özür dilediği ve özeleştiri verdiği görülmelidir' şeklinde konuştu. 'Çatı partisi girişimi mülk edinen mülkiyetçi değil, kendini ona ait his eden aidiyetçi bir yaklaşımdır. Bunun bilinmesi gerekiyor' diyen Ergin, bu konuda Kürt hareketinin yürüttüğü arayışlarına dikkat çekti. Ergin, Çatı Partisi girişiminin Kürt hareketi için bugüne kadar başarılamayan birlikteliklerin başarılma arzusunu taşıdığını ve stratejik değerde olduğunu dile getirdi.

'Bu partide aydınlar, yoksullar, emekçiler işçiler yer alacak'

Ergin, daha sonra okuduğu Çatı Partisi belgesinde söz konusu sorunun cevabının verilmesi için kestirme yanıtlardan kaçınılması, yaratıcı düşüncenin gücüne başvurulması gerektiğini belirterek, sorulacak soruların yarını bugünden yaratmanın başlangıç noktalarını oluşturması gerektiğini dile getirdi. 'Ön görülen partinin sosyal dokusunu bilimsel bilgiyi üreten aydınlar, yazarlar, akademisyenler ile kentlerin kıyısına sürülmüş işçiler, emekçiler yoksullar, mağdurlar, dışlanmışlar oluşturmalı' diyen Ergin, oluşturulacak partinin iktidarı gökten yere indirecek bir ufka sahip olması gerektiğine dikkat çekti. Ergin, partinin canlı bir organizma gibi değişen koşullara cevap olabilecek esnekliğe sahip olması gerektiğine dikkat çekerek, 'Eylem birliğinin esas, farklılığın meşru olacağı muhtemel parti, bütün bunları eş zamanlı olarak realize edebileceği, herkesin söz ve karar sahibi olacağı meşru örgütlenme kanalları açmalı, yaşama etkili biçimde müdahale edebilecek bir kolektif enerjiyi açığa çıkarmalıdır' şeklinde konuştu. 'Nasıl bir parti? 'sorusuna yeni sorular ekleyen Ergin, oluşturulacak partinin demokrasi cephesi olmanın yanı sıra aynı zamanda örgütsüz kesimleri kapsayacak bir çalışmayı da önüne hedef olarak koyması gerektiğini dile getirdi.

Çelik: Salonlarda zaman kaybedemeyiz, sokaklar işyerleri bizleri bekliyor

BDP Genel Başkanı Demir Çelik, birlikteliğin önemine değinerek, Kürt hareketinin bunun zeminini hazırladığını söyledi. Yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Çelik, 'Kendisini muhafazakar demokrat olarak nitelendiren bir siyasal parti bize rağmen değişimin dönüşümün öncülüğüne soyunuyor. Bu aslında bizim gibi ezilenlerin bilincinin manipülasyonuna dayanan bir yaklaşımdır' dedi. Çelik herkesi çalışmaya davet ederken, 'Sorun teknik ayrıntılardan çıkmalıdır. Bize rağmen kitleler aç be aç bizleri bekliyor. Biz halen salonlarda işin sosyal tanımlamasıyla zaman kaybediyoruz. Buna lüksümüz yok. Biz eğer Türkiye proletaryasıyla Kürt özgürlük hareketinin birlikteliğinden bahsediyorsak bunun yeri sokaktır, işyeridir, eylem ve etkinliktir' değerlendirmesini yaptı. Çelik, ayrıca demokratik yönetişim modelleri olarak tanımladığı DTP'li belediye modellerinin incelenmesi gerektiğine dikkat çekti.

'Kimin neye ihtiyacı varsa onu istiyor'

Daha sonra kürsüye çıkan Ayhan Bilgen, 'Kabe de iki kişi dua ediyormuş biri iman ve güzel ahlak isterken diğer para istiyormuş. Adam dönmüş para isteyene, 'Ya ne densiz adamsız para istiyorsun diye azarlayınca hemen karşıdaki, 'Kimin neye ihtiyacı varsı onu istiyor/ cevabını vermiş. Biz de neye ihtiyacımız olduğunu tartışıyoruz' şeklindeki olayı anlatarak konuşmasına başladı. Önce teorik tartışmalar yürütülsün taleplerine de Bilgen, şu şekilde açıklama yaptı:

'Eğer böyle yapsaydık, bu toplantıyı yapamayacaktır. Bu çalışmaların ana amacı sosyalistler arasında bir birlik kurmak değil. Bu beni heyecanlandırıyor ama amaç bu değil' şeklinde cevap veren Bilgen, 'Bu birlikteliği çok kutsamama gerekir, fetişe etmemek gerekiyor. 'Ben yoksam sosyalistlerin birliği eksik olur' dayatmasını aşmış oluruz. Bu ihtiyacı his eden burada olur. Bir genişleme stratejisiyle buradan çıkmamış lazım.'

'Gerici denildiği zaman bunun toplum içinde karşılığı travmadır'

Kullanılan dil konusunda da uyarılarda bulunan Bilgen, 'Siz gerici dediğinizde ben üstüme alınmıyorum ama bu toplumdaki karşılığı travmadır. Yine AKP'yi küçük görmek için liberal diyoruz ama bu AKP için gerçekten büyük bir lütuftur. Keşke liberal olabilseydi' diye kaydetti. Bilgen, Türkiye'de liberal demokratların kitle ayağı olmamasına karşılık uluslar arası bir meşruiyeti bulunduğunu belirterek, 'Bu hem bir avantaj hem de dezavantajdır. Buradaki yapıların da avantajları ve dezavantajlarını masaya yatırmak lazım. Bir birlikteliğin hukukunu kurmaktan bahsediyorsak, herkes önündekini sofraya getirmesi gerekiyor. Birleşmenin hukukunu yeniden tarif etmek gerekiyor. Katkı sunmak için mi birliktelik, yoksa içinde çıkılmaz hale getirmek için bir araya geliyoruz? Burada ayırt edici bir tarzı ifade etmek lazım' diye konuştu.

'Cami ile kışla arasında sıkışırsak camiden yana tavır koyalım'

Bülent Parmaksız ise sol ve sosyalist kesimlerin şovenizmin etkisinde olduğunu toplantıya katılmayanların da bu etkide olan kesimler olduğunu suçlamasında bulundu. Solun halka ve kitlelere yabancı olduğu tespitini yapan Parmaksız, 'Solu yerelleştirmemiz gerekiyor' dedi. Din ve solun dine bakışını da değerlendiren Parmaksız, 'Din kuşatıcı bir ideoloji, sol her zaman batıcı modernist bir çizgide olmuş. Kemalizm'in bir parçası olarak görülüyor. Camii ile kışla arasında bir tercih söz konusu olduğunda sol sürekli kışladan yana oldu. Ama bütün emekçiler yoksullar camiye gidiyor. Bir taraf olmak gerekiyorsa biz camiye gidenlerden yanayız. Camiden yana bir duruş sergilemek ideolojik olarak yanlış bir yerde dururuz' diye kaydetti.

'Bizim Kürtlere karşı vicdan borcumuz var yüzümüzü onlara dönelim'

Necmettin Salaz, 12 Eylül dönemini Diyarbakır'da yaşadığını ve Komünist Parti'nin 5 yıl MK üyeliğini yaptığını belirterek, 'Kürdistan'ı da burayı da biliyorum. Bir sınıf particiliği bu coğrafyanın dokusuna uymadı. DTP bu işi tutturdu. Çıkışı Marksist Leninist ama kitle partisi olduğu zaman başarıya ulaştı. Bence bunu deneyelim. O zaman başaracağımıza inanıyorum' dedi. 'Taksimde öldürülen işçi burada, Uğur Kaymaz şahsında sırtından kurşunlanan Kürtler burada, Sivas'ta yakılan aydınlar ve aleviler burada' diyen Salaz, 'Bu işi yapabiliriz. Kürt hareketi bütün gücüyle burada. Bizde onlara dönelim bizim onlara borcumuz var. Kürtler 40 bin insanını kaybetmiş, her yerde öldürülüyorlar. Biz de devrimciysek onlara borcumuz var. Bu yapının dışında duran arkadaşları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Şimdiden partiyi kutluyorum' şeklinde konuştu.

'Ergenekon'u yargılamak için mahkeme kuralım'

Demir Küçükaydın ise, karar tasarısı önerisinde bulunarak, Çatı Partisi girişiminin bir yayın organı çıkarmasını önererek, 'Böylece solu Radikal'in sayfalarından tarafın her taraf sayfasından kurtaralım' önerisinde bulundu. Ergenekon soruşturmasını değerlendiren ve 'Bunun için tarafsız bir mahkeme kuralım, başına emekli olmuş bir hakim koyalım' önerisi yapan Demir Küçükaydın bir data bank oluşturularak geçmişin aydınlatılabileceğini söyledi.

Yazar Mustafa Kahya ise, yürütülen tartışmalarda çatı partisi tartışmalarının yeterli olduğunu ve hareketin kendisini, 'Anayasal adalet ve emek hareketi' şeklinde kendisini tarif etmesi gerektiğini söyledi. Kahya ayrıca, 6 ay daha toplantı yapılmamış illerde toplantı yapılarak daha sonra partileşmeye gidilmesini istedi.

Kaynak: DİHA

YazdırYazdır | kEditor | 28.06.2009, 16:33:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
Çorak yürekler - (Makale)
Barış Elçileri - (Makale)
Umutlanalım mı? - (Makale)


 Yukarı çık