AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Türk: Bize karşı yayınlanan andıç hayata geçirildi

Türk: Bize karşı yayınlanan andıç hayata geçirildi Partisinin grup toplantısında konuşan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, ortaya çıkan 'irtica belgesi' tartışmalarının askeri vesayeti meşrulaştırmaya yönelik bir girişim olduğunu söyledi. Türk, daha önce kendileri hakkında yayınlanan ve kimsenin tepki göstermediği andıçın son operasyonlarla birlikte hayata geçirildiğini söyledi. Türk, Başbakan'dan randevu talebine ilişkin ise DTK'da alınan kararı da anımsatarak, 'Benim barış için gösterdiğim sabrı DTK doğal olarak göstermiyor' dedi.

Demokratik Toplum Partisi (DTP) Eşbaşkanı Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada güncel gelişmeleri değerlendirdi. Kerkük'teki saldırıları kınayarak konuşmasına başlayan Türk, Türkmenlere başsağlığı diledi. Türk, Türkiye'yi yönetenlerin 1930-40 zihniyetiyle hareket ettiklerini belirterek, söz konusu çevreleri 'ya bu zihniyetten vazgeçin ya da aşılırsınız' uyarısında bulundu.

'Ortadoğu'da özgürlük ve demokrasi talebi önü alınamaz bir düzeydedir'

İran'daki gelişmeleri de değerlendiren Türk, 'Halkın meşru ve önü alınamaz demokrasi talebi, bin yıllık devlet geleneği olan bir ülkenin rejimini bile tartışmalı hale getiriyor. Rejimin meşruiyetini ve egemenliğini, bütün dünyanın gözü önünde töhmet altında bırakıyor. İran İslam Cumhuriyeti'nin vesayet kurumu Velayet-i Fakih'in-Ayetullahların-rehberlerin, otoriter rejimi açıkça desteklemeleri, bütün toplumu ayağa kaldırmış durumda' diye konuştu. İran rejimine karşı halkın 'yeter' dediğine işaret eden Türk, söz konusu özgürlük talebinin İran'da, Irak'ta-Suriye'de de var olduğuna dikkat çekti.

Türk, Federal Kürdistan Bölgesi'nde yapılacak olan seçime Hiwa Listesi'nin alınmamış olmasının da aynı zihniyetin ürünü olduğunu dile getirerek, söz konusu rejimlerin uluslar arası meşruiyetinin de sarsıldığını söyledi. Türkiye'deki statükocu ve demokratik güçlerin olan bitenden ders çıkarmasını isteyen Türk, 'Şimdi seçkinci siyasetin öncüleri diyecekler, 'İran ile Türkiye'nin ne benzerliği var?' Onlar sormadan biz cevap verelim: Kimse başını kuma gömüp kandırmasın. Adı ister İslami Cumhuriyet olsun, isterse laik cumhuriyet olsun, eğer bir rejimin temel niteliği otoriter vesayetçilik ise; bu her iki cumhuriyet de aynı meşruiyet krizini yaşamaya mahkumdur. Demokratik olmayan hiçbir cumhuriyetin, yaşadığımız bölgede, bu dünya konjonktüründe bu şekilde devam etmesi mümkün değildir' diye konuştu.

'Belgenin gerçek ya da sahte olması neyi değiştirir'

İltica belgesi üzerinde yürütülen tartışmalara da tepki gösteren Türk, tartışmaların 'belge sahte mi gerçek mi' üzerinden yürütülmesini de 'toplumun belleğiyle oynama girişimi' olarak nitelendirdi. Türk, 'Gerçekten sorun, bu belgenin sahte olup olmaması mı? Hadi diyelim ki sahte çıktı, peki bu sonuç, ülkede askeri vesayetin, darbe girişimlerinin olmadığı anlamına mı gelecek? Veya ülkedeki askeri vesayetin varlığı, bu belgenin gerçek çıkmasıyla mı kanıtlanmış olacak? Bu kadar basit ve sığ bir yaklaşım olabilir mi?' diye tepki gösterdi. Yaşanan 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbelerine işaret eden ve 'alın size kanıt' diyen Türk, 'Askerler, 'AB yasaları bizim önümüzü kesiyor' dedikten sonra AB reformları rafa kaldırılmadı mı? Terörle Mücadele Yasası bunun bir ürünü dolarak ortaya çıkmadı mı? Partimiz ve diğer partiler hakkındaki kapatma davaları vesayetin bir sonucu olarak açılmadı mı?' sorularını yöneltti. Akın Birdal'ın andıç sonucunda hedef alındığını, Hrant Dink'in devlet yetkililerinin sorumluluğunda katledildiğini hatırlatan Türk, tutuklanan çocukları ve kapatılan gazetelere de dikkat çekti. 'Daha geçen yıl Kürtleri rahatsız etmeyi öngören bir takım karanlık eylemlerin yer aldığı Bilgi Destek Eylem Planı ortaya çıkmadı mı? Çıktı. Peki, daha neyi araştırıyorsunuz? Neyin peşindesiniz?' soruların yönelten Türk, önümüzdeki günlerde belgenin sahte olduğunun açıklanacağını ve bununla 'siyasete müdahale etmeyi planlayan böyle bir girişim yokmuş' diyerek, var olan siyasetin sürdürüleceğini söyledi.

'Hükümetin bu belgeye karşı eylem planı nedir?'

Türk, belge tartışmalarında hükümetin içi boş hamasi nutuklar attığını belirterek, tek sevindirici gelişmenin ortaya çıkan kamuoyu tepkisi olduğuna dikkat çekti. Türk, darbe girişimlerinin artık toplumda sessiz bir şekilde karşılanmadığını ifade ederek, söz konusu girişim sahiplerinin bu gerçeğe karşı uyardı. Başbakan Erdoğan'a 'Bu vesayet rejimini sürdürmeye çalışanlara karşı sizin eylem planınız nedir? Siz nasıl bir mücadele başlatmayı düşünüyorsunuz?' sorularını yönelten Türk, şu önerilerde bulundu:

'Hükümet günübirlik açıklamalarla bu olayları geçiştirmek yerine, kararlı bir demokratik, siyasi ve hukuki mücadele sürecini başlatmalıdır. Parlamentoda biran önce darbeler ve andıçlar sürecini bütün boyutlarıyla araştırıp, gerekli önlemleri tespit edecek bir Meclis araştırma komisyonu kurulmalıdır. DTP grubu olarak bu konuyla ilgili olarak dün bir araştırma önergesi verdik. Bu önergemiz aynı zamanda parlamentoyu bir samimiyet sınavından geçirecektir. Vesayete kim karşı çıkıyor, kim destekliyor açığa çıkacaktır. 12 Eylül darbe Anayasası biran önce baştan aşağı değiştirilmeli yerine sivil, demokratik yeni bir Anayasa oluşturulmalıdır. TSK'nin siyasete müdahalesine kapı aralayan iç hizmet kanununun 35'inci maddesi değiştirilmeli ve askere tanınan geniş yetkiler sınırlandırılmalıdır. Terörle Mücadele Yasası başta olmak üzere askere etkinlik sağlayan yasalardaki anti-demokratik hükümler biran önce değiştirilmelidir. Darbe ve andıç gibi girişimlerle halk iradesine, demokrasiye müdahale etme arzusu ve gayreti içinde olanlar karşısında etkin bir hukuki süreç başlatılmalı. Sivil mahkemelerde etkin bir yargılama yoluna gidilmelidir. Askeri mahkemelerin görev ve yetkileri demokratik standartlara uygun bir biçimde sınırlandırılmalıdır. İki başlı hukuka son verilmelidir. Askerin isteği ve direktifleri doğrultusunda rafa kaldırılan AB reformları biran önce hızlandırılmalı ve demokratikleşme adımlarına ağırlık verilmelidir. Asker üzerinde etkin bir denetim mekanizması geliştirilmelidir.'

'Bize karşı hazırlanan ve inkar edilen belge uygulamaya sokuldu'

Bunun için geniş ve kapsamlı bir sivilleşme ve demokratikleşme programı çerçevesinde hareket edilmesini, sivil bir anayasadan yerel yönetimlere kadar adımlar atılması gerektiğini dile getiren Türk, 'Bu adımlar içerisinde yeni bir Anayasanın hazırlanması olmazsa olmazdır' diye konuştu. Askeri vesayetin esas olarak Kürt sorununa dayandığını belirten ve 'Aslında 'Terörle mücadele' adı altında yürütülen de yine askeri vesayet rejiminin ta kendisidir' diyen Türk, Kürt sorununda çözüm geliştiği taktirde askeri vesayetin sona ereceğini söyledi. Başbakan'ın dün konuya ilişkin yaptığı değerlendirmeleri de iyimser bulan ve durumun böyle olmadığını kaydeden Türk, daha önce DTP'ye karşı hazırlanan 'Bilgi Destek Planı'na da dikkat çekerek, 'Genelkurmay, o zaman da bugünkü açıklamanın benzerini yapmış ve 'Komuta kademesinin onayladığı böyle bir belge yok' demişti. Resmi olarak üstlenilmese de bu planın adım adım uygulandığı bir süreçten geçiyoruz. Bugün DTP'ye karşı yürütülen operasyonların da böylesi bir eylem planı kapsamında uygulamaya sokulduğu artık ayan beyan ortadadır. Seçimlerin hemen ardından, partimize yönelik olarak yapılan operasyon sonrasında, üçü eşbaşkan yardımcımız olmak üzere 52 yöneticimiz ve 200'ü aşkın partili arkadaşımızın tutuklanması ne ile açıklanabilir?' diye sordu.

'Askeri vesayetin yanında yargı vesayeti de devam ediyor'

DTP operasyonu kapsamında hazırlanan iddianameyi 'akıllara ziyan' diye tanımlayan Türk, Eşbaşkan Yardımcısı Kamuran Yüksek'in bilgisayarında çıktığı iddia edilen belgenin de tamamen düzmece olduğunu söyledi. 'Bu düzmece raporlar, polisin DTP operasyonunun hedefine uygun delil yaratma çabası içerisine girdiğini göstermektedir. Bu hukuk dışıdır. Arkadaşlarımızla ilgili tek bir delil dahi bulamayacaklardır' diye konuşan Türk, DTP'lilerin sadece demokratik siyaset yürüttüğüne vurgu yaptı.

Türk, dün Dersim'de yapılan gözaltıları da kınayarak, 'Bu andıçla başlayan baskı ve yıldırma süreci, tüm hızıyla devam ediyor. Yani sağ gösterilip sol vuruluyor. AKP hedefmiş gibi yansıtılıp, DTP ve muhalif güçlere karşı operasyon yürütülüyor' diye konuştu. Türk, Başbakan Erdoğan'a da, 'Kürtleri hedef alan bu eylem planlarına karşı bugüne kadar hiç gıkınız çıktı mı? O eylem planına karşı, ne o dönemde ne de bugün tek bir itirazını dahi görmedik. Ama her zaman olduğu gibi işin ucu kendisine dokununca, Başbakan feryat figan ediyor. 'AKP'yi ve Fetullah Gülen'i bitirme planı'na karşı çıkacaksınız, ama Kürtleri hedef alan planlar karşısında sessiz kalacaksınız. AKP karşıtı planları kirli senaryo olarak tarif edeceksiniz, DTP'yi hedef alan planları ise meşru göreceksiniz' şeklinde tepki gösterdi. Türk, bu yapılanları da, 'kendine demokrat, kendine Müslümanlık' olarak nitelendirdi. Başbakan'ın 'demokrasi mücadelesi veriyoruz' sözlerini de samimi bulmadıklarını belirten ve bunun için önce demokrat olunması gerektiğini söyleyen Türk, 'Ötekine dokunabilirsiniz, ama bana karışmayın demek ucuz bir demokratlıktır' diye konuştu.

'Digor kararına karşı, Ankara kriterleri devreye girdi'

Türk, askeri vesayetin yanı sıra bir yargı vesayetinin de bulunduğunu belirten ve bunun için DTP hakkında açılan kapatma davası, milletvekillerinin zorla mahkemeye götürülmek istenmesini örnek gösterdi. Türk, buna karşın Digor Savcılığının Kürtçe yasağının hükümsüz olduğunu içeren kararının demokratik tartışmaların önünü açtığını ve olumlu bir atmosfer yarattığını hatırlatarak, 'Fakat ne yazık ki, bu kararın yarattığı olumlu rüzgar fazla uzun sürmedi. Bildik Ankara kriterleri yeniden devreye girdi. Sincan Ağır Ceza Mahkemesi, Digor kararına karşı misilleme yaparcasına benim grup toplantısında yaptığım Kürtçe konuşmayla ilgili verilen takipsizlik kararını iptal etti' diye konuştu. Kararın, Ergenekon uzantılarının itirazı sonucu alındığını da söyleyen Türk, kararı veren Sincan Ağır Ceza Mahkemesi'nin aynı zamanda Gül'ün yargılanmasını da istediğini dile getirerek, 'Bu kararlarla çok açık bir biçimde 'Demokratik çözüme izin vermeyeceğiz' mesajı verilmek isteniyor. Bu aynı zamanda Ergenekon'un halen etkin olduğunu gösteriyor' şeklinde konuştu.

'Kaymaz bir kez daha infaz edildi'

Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde babası ile birlikte evinin önünde öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz davasında polislerin beraat kararını da değerlendiren Türk, kararla Kaymaz'ın bir kez daha infaz edildiğini belirterek, 'Bu kararı verenlere sormak istiyorum: Bu kararı vererek Türkiye'ye sınıf mı atlattınız? Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü mü güçlendirdiniz? Adalete ve hukuka olan güveni mi pekiştirdiniz? İnsan hakları standartlarını mı ilerlettiniz? Neyi başardınız?' diye sordu. Türk, çocuklara da ağır cezalar verildiğini belirterek, yargının devleti toplumu koruma refleksinden kurtulması gerektiğini söyledi.

'Çözüm için benim gösterdiğim sabrı haklı olarak Kürtler göstermiyor'

Kürt sorununun çözüm tartışmalarına da değinen ve çözüm için bir iklim oluştuğunu belirten Türk, Barış Meclisi ve Demokratik Toplum Kongresi'nde (DTK) bir yol haritasının ortaya çıkarılmaya çalışıldığını söyledi. DTK ve Barış Meclisi kararlarına önem verdiklerini ifade eden Türk, 'Özellikle, Demokratik Toplum Kongresi'nin gerek katılımcı zenginliği ve çeşitliliği, gerekse de tartışmaların niteliği ve çözüm perspektifi ile gerçekleştirmiş olduğu üçüncü toplantısı, Kürt coğrafyasının demokrasi ve çözüm taleplerini netleştirmiş olması açısından oldukça önemlidir' dedi. DTK'da, alınan ve DTP'nin Başbakandan istediği randevu talebini geri çekmesini isteyen tavsiye kararı da hatırlatan Türk, 'Aslında ben bu barışçıl sürecin önünün kesilmesi endişesi taşımamış olsaydım, açık söyleyeyim bu randevudan çoktan vazgeçmiştim. Bir siyasi partinin randevu talebinin sürece yayılması, ardından bu partinin bazı eylemleri yapmış gibi kamuoyuna sunulması tabi ki bizi rahatsız etti. Ama sonuçta birileri kullanmasın diye sabırlı davrandım. Ama benim gösterdiğim sabrı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) haklı olarak göstermiyor, 'artık yeter' diyor. DTK'nin böyle bir tavsiye kararı almasını doğal karşılıyorum. Ama ben yine de barış, demokrasi, halkların kardeşliğinin tesisi için, kanın durması için söyleyecek bir şeyler varsa söylemek için sabırla bekledim. DTK'nin tavsiye kararını yetkili kurullarımızda değerlendirdikten sonra kararımızı vereceğiz. Gerçekten bir ülkenin Başbakanının bir siyasi partinin Eşbaşkanıyla görüşmemesinin ne kadar medeni bir tutum ve davranış olduğunu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum' diye konuştu.

Türk, ayrıca Anayasa Mahkemesi'ne götürülecek olan mayın temizleme yasasına imza atacaklarını ve mahkemeye götürülmesine destek verdiklerini söyledi.

Kaynak: Gundemonline

YazdırYazdır | gulbahar | 23.06.2009, 15:15:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
Kapatılan DTP mi? - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi