Aydınlar Kürt sorununu tartışıyor - (2)Kürt sorununun çözümünü tartışan aydınlar, sorunun çözümü için diyalog yöntemlerinin oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Türk Tabipler Birliği (TTB) eski Başkanı Metin Bakkalcı, İHD eski Başkanı Hüsnü Öndül, TTB Başkanı Gencay Gürsoy ve Türkiye Barış Meclisi Sekretaryasından Coşkun Üsterci, Kürt sorununun demokrasi sorunu olduğunu belirterek, çözüm için siyasi iradenin ortaya çıkması gerektiğini belirtti. Hüsnü Öndül: Sorun demokratikleşme sorunudur İHD eski Şube Başkanı Avukat Hüsnü Öndül, soruna insan hakları ve demokrasi sorunu olarak baktığını belirterek, etnisiteye bağlı olmaksızın bütün haklara sahip olunması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin demokratikleşmesi ile cinsiyet statüsünden bağımsız olarak evrensel ölçekli haklara ve özgülüklere sahip olunacağının altını çizen Öndül, 'Bütün sorunların kaynağında Türkiye'nin demokratik ülke olmamasının yattığını düşünüyorum' dedi. Türkiye'nin demokrasi yolunda ilerlemesi ile TSK'nin de Avrupa ülkelerindeki silahlı kuvvetlerin benzeri tutumlar alacağını ifade eden Öndül, şunları belirtti: 'Demokrasilerde yönetici güç halkın kendisidir. Halkın kendisi de 4 yılda, 5 yılda bir yapılacak olan özgür seçimlerle belli olur. Demokratik ülkelerde sivil ya da askeri bürokrasinin o ülkeyi yönetme yetkisi yoktur. O nedenle kanımca demokratik hukuk devleti olduğunda Türkiye hukukun sınırları içine çekilecektir. Yasalarla belirlenmiş kendilerine bundan sonraki görev ve yetkilerle pozisyon alacaktır. O nedenle Genelkurmay Başkanlığından çeşitli açıklamalar gelmesi Türkiye rejimi açısından muhtemeldir. Avrupa'da olmaz böyle şey. Ülkeyi yönetme yetkisini halktan almış hükümetler, güvenlik bürokrasisinden görüş alabilirler, askerlerin görüşü alınmalıdır. Ama Cumhurbaşkanlarının 'bu konu konuşuluyor iyi şeyle olacaktır' dediği bir dönemde Genelkurmayın tersi açıklamaları yadırgayıcı sözlerdir.' Gencay Gürsoy: Bıkmadan usanmadan tartışılması gerekiyor TTB Merkez Konseyi Başkanı Gencay Gürsoy ise Kürt sorununun artık böyle bırakılamayacağı konusunda toplumsal bilinç düzeyine ulaşılmış olduğunu söyledi. 'Varsın çatışa ortamı sürsün' anlayışının sürdürülemez olduğu bilincinin yerleştiğini ifade eden Gürsoy, bunun önemli olduğunu kaydetti. Türkiye'de insanları rahatsız etmeyecek, paniğe kapılmasını önleyecek, demokratik siyasal çözümün asgari programı çerçevesinde birleşebilmek için çeşitli siyasi aktörlerle, temsilcilerle bıkmadan usanmadan tartışılması gerektiğini dile getiren Gürsoy, ' Yani bu mesafede her iki tarafa da en az zarar verecek çözümün bulunabileceği inancı yerleşmiş durumda. Gerek iktidar kanadına, gerek muhalefet kanadına ayrım gözetmeksizin anlatılması lazım' dedi. Türkiye'de TSK'nin söz sahibi olmasının sivil siyasi iradenin ağırlığını koyma konusundaki zaafından kaynaklandığına dikkat çeken Gürsoy, 'Türkiye'nin genel siyasetine karışma siyasi partilerin muhalefetin işidir. Bu konuda alanı boş bırakmamak lazım. Ne yazık ki siyasi iktidarın tepe noktalarında bir kararlık yok. Bu yüzden zaman zaman iş çığırından çıkıyor' dedi. Coşkun Üsterci: İlk yapılacak şey operasyonların durdurulmasıdır Gelinen aşamanın kritik ve çok önemli fırsatlar ve riskler taşıdığının altını çizen Türkiye Barış Meclisi Sekretaryasından Coşkun Üsterci de, barış savunucularının bu imkanları kullanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. Kürt sorununda siyasal niteliğinden dolayı çok özel bir durum bulunduğunu kaydeden Üsterci, 'Türkiye'de çözüm için çok net bir siyasal irade lazım. Devlet nezdinde olumlu adımların atıldığı izlenimi yaratılıyorsa da somut bir barış projesini çok net göremiyoruz. Siyasetin olanaklarını en iyi şekilde kullanmak, yaratıcı gücünden yararlanmak gerekiyor' dedi. Öncelikli adımın çatışmalı ortamının son bulması olduğunu dile getiren Üsterci, şöyle konuştu: 'İlk yapılacak şey operasyonların durdurulması ve çatışmasızlık halinin kalıcı hale getirilmesidir. Bunun için herkesin üzerine sorumluluk düşüyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki şiddet kamusal alanı tahrip eden çok önemli bir fenomen. Eğer ki şiddet ve çatışma ortamını sonlandırabilirsek o zaman siyaset yapabilmenin, yani sözün ve diyalogun hükmünü kurabiliriz. Siyasetin doğal araçlarının kullanıldığı koşullarda da çözüm önerilerinin özgürce üretilmesi mümkün kılınabilir. Bu noktada tartışmalarda şu ortaya çıktı, Abdullah Öcalan ve DTP başta olmak üzere barış ve diyalog yolunu açabilecek her türden olanak ve araç hiçbir şekilde dışlanmadan kullanılmalı. Böylece bir diyalog zemini oluşturulması gerekiyor. Bu diyalog zemini oluşturulduğu takdirde şiddetin önü kesilebilir.' Metin Bakkalcı: Toplumsal irade daha fazla açığa çıkmalı TTB eski Başkanı Metin Bakkalcı ise Türkiye'de yaşayan bütün kesimler ve yurttaşlar olarak sadece siyasilere ve başka kesimlere yüklemeden herkese önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi. Ortak acılar yaşandığını ve acıların son bulması için şiddet ve ayrımcılıktan uzak, Türkiye dinamiklerini esas alan politikalar izlenmesi gerektiğini kaydeden Bakkalcı, barış için sosyal adalet programının oluşmasının netleştiğini belirtti. Sorunun insani boyutlarını önde tutarak beklentilerin toplumsal iradeye dönüşmesi gerektiğini ifade eden Bakkalcı, tartışmaların seferberlik ruhuyla yaygınlaştırılabilmesi gerektiğini vurguladı. Bu ruhun oluşması halinde, siyasi iradelerin yürüyebileceğini dile getiren Bakkalcı, 'Çatışmasızlık sürecinin daha kalıcı olması için çaba içinde olmalıyız. Çatışmasızlık kararının uzaması için uygun ortamlar yaratmalıyız. Biz Türkiye'de yaşayan insanların parçalanmış, örselenmiş güven duygusunu sağlayacak, kuvvetlendirecek gündelik hayatın içinde daha sahici bir telaşı bütün kesimlerle yürütebilmeliyiz. Bu yaz, tatilin ötesinde ilgili kesimlerle daha yoğun bir program uygulamayız' diye konuştu. İnsanı esas alan yaklaşımların toplumsal iradeye daha kuvvetli dönüşmesi halinde siyasi mekanizmaların olumlu bir şekilde etkileneceğinin altını çizen Bakkalcı, 'Son döneme bakıldığında her ne kadar zaman zaman farklı refleksler çıksa da 3 yıl önceyle kıyaslandığında bu siyasi mekanizmalarda bakışlar, sözcükler değişmeye başladı. Küçük jestler var. Bunlar yeterli değil, ama kuvvetlendirmek için adı konmuş, içtenliği daha çok ortaya dökülmüş siyasi mekanizmalarda yol almak için bu toplumsal iradenin çok daha fazla ortaya çıkması gerekiyor' dedi. 'Türkiye'de siyasi irade yok' Türkiye'de sorunun çözümüne yönelik içten bir irade olmadığını söyleyen Bakkalcı, yerel seçimlerden sonra Kürtlerin iradelerini DTP ile gösterdiği için ortaya bir umut çıktığını kaydetti. Bunun büyük bir imkan olduğunu vurgulayan Bakkalcı, şunları belirtti: 'Ama seçimden hemen sonra bu kadar değerli bir sonucu ortaya çıkaran bir partiye yönelik kabul edilemez operasyonlar bir yandan başladı, bir yandan askeri operasyonlar yaygınlaştı, dolayısıyla bu operasyonlar ortamı gerdi. Bütün bunlar bize Türkiye'de içtenlikli bir irade olmadığını gösteriyor. Bu süreç aynı zamanda bu gelgitleri içinde barındıran bir süreçtir. Bu ülkede barışı toplumsal irade ortaya çıkartacak, siyasi mekanizma bundan etkilenecek. Sabırlı olmak gerekiyor. Hızlı davranmak gerek.' Kaynak: DİHA Yazdır | kEditor | 11.06.2009, 11:56:00Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
|