Aydınlar Kürt sorununu tartışıyor - (1)
Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Fuat Keyman, Prof. Dr. Cengiz Güleç, TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Kürt sorunun çözülmesi ile Türkiye'nin demokratikleşeceğini belirterek, çözümsüzlük geliştikçe şiddetin artacağı uyarısında bulundu. Aydınlar, somut bir adımın atılmasının en önemli koşulunun toplumdaki barış iradesi olduğuna dikkat çekti.
Türkiyeli aydınlar, Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşlerini Dicle Haber ajansına açıkladı. Koç Üniversitesi Ulusalararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Fuat Keyman, Türkiye'nin en temel sorunun Kürt sorunu olduğunu ve sorunun çözüm sürecine girdiğini ifade ederek, sürecin artık devlet katı başta olmak üzere siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve entelektüeller arasında tartışmalarla devam ettiğini söyledi. Kürt sorununun çözülmemesini demokrasi, birlikte yaşama ve ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engel olarak gören Keyman, 'Dış politika vizyonu önünde de en önemli engel. Bu sorun çözülürse Türkiye çok daha demokratik çok daha istikrarlı çok daha birlikte yaşamaya dönük çok daha dış politika vizyonuna sahip olacaktır. Bunun bilinci de giderek artmaktadır' diye konuştu. Sorunun çözümü ile ilgili uluslararası konjonktür olduğunu da ifade eden Keyman, 'Bunu Obama'nın başkanlıktan sonra Ankara'da yaptığı konuşmada gördük. DTP lideri dahil muhalefet ve hükümetle yaptığı konuşmalarda gördük. Demokratik temelde şiddet içermeden çözülmesi ile ilgili uluslar arası ı konjonktüre dönükte bir gereklilik var' dedi. Türkiye'nin bölge içinde bir aktör olması için Kürt sorununu çözmesi gerektiğinin altını çizen Keyman, sorunun siyasal ve şiddetsiz çözülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'deki gelişmeler ve dış konjonktüre göre sürecin bu sorunun çözümüne dönük şiddet temelinde değil siyasal temelde olacağını gösterdiğini savunan Keyman, şöyle konuştu: 'Bu sorunun çözümüne dönük bir gereklilik var. Aktörler tarafından algılanıyor. Son dönemde Başbakan, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı'nın Harp Okulunda yaptığı konuşma CHP Lideri Baykal'ın konuşmaları sorunun çözümde bir algılama olduğunu gösteriyor. Devlet katında bu algılama her zaman hızlı bir şekilde olmuyor. İkircikli durumları da içeriyor.' Prof. Güleç: Barış anayasal vatandaşlık temelinde güvenceye alınmalı Prof. Dr. Cengiz Güleç, çözüm arayışının bir süreç olduğunu belirterek, sürecin hep birbirine anlamlı adımlar eklenerek ilerleyemeyeceğini söyledi. Toplumsal muhalefet konularının çözümünde zikzaklar olabileceğini ifade eden Güleç, 'Bunlardan çok umutlanmıyorum, Cumhurbaşkanı, ana muhalefet liderinin falan açıklamaları var. Erken bir umut yersiz tabi ama çözümsüzlük olacak beklentisi de doğru değil' dedi. Somut bir adımın atılmasının en önemli koşulunun toplumdaki barış iradesi olduğuna dikkat çeken Güleç, 'Özellikle Türk kanadından bahsediyorum. Yani artık Kürt kesiminin artık ciddi ölçüde onurlu adil bir barış istediğinden benim kuşkum yok. Ama önemli olan bu barışın, özelilikle anayasal vatandaşlık temelinde güvenceye alınması için Türk tarafının da artık elini taşın altına koyması lazım' diye konuştu. Fırat'ın batısında barışın istek ve iradesini harekete geçirecek etkinlikleri anlamlı bulduğunu belirten Güleç, şöyle konuştu: 'Yani biz evlatlarımızı bu kirli ve anlamsız ve kardeşi kardeşe düşman eden savaşa göndermek istemiyoruz şeklindeki bir düzeye gelmesi lazım. En sağlam şey budur. Bunun dışındaki diğer demokratik açılımlar, hukuki temeller, daha çok entelektüel, aydın ve akademisyenler tarafından tartışılır. Ama bence barış aktivistlerinin yapacağı bu çalışmalar önemli ama yeterli değil.' 'Kürtlerin istediği ilkeler oluştu' Vicdan sahibi, Türkiye meselelerine duyarlı insanların birbirini dinlemesi, anlaması ve ortak çözümde buluşması gerektiğini dile getiren Güleç, iktidarı dönüştürebilecek, toplumun talebi olacak siyasi iradenin buna cevap vermesini istedi. Sadece tek taraflı bir ateşkesin barış süreci anlamına gelmeyeceğini dile getiren Güleç, 'Yani barış sürecinin daha kalıcı ve olumlu gelişmesi için çok olumlu bir fırsattır ama eyvah, '15 Temmuz'a kadar yapıldı yapıldı' mantığını da yanlış buluyorum. Daha sonra da uzayabilir. Bu bir önkoşuldur. İster devlet ister toplumun değişik kesimlerinde artık Kürtler ne istiyor konusunun ilkeleri ciddi şekilde oluştu. Bu konuda yeterli bilgi belge var. Genel anlamda umutluyum ama birkaç ay içinde çözüm kapıda anlayışı yanlış. Çünkü bu gerçekleşmediği zaman umut kırıklığından pasivize olma tehlikesi var onun için bunun altını çiziyorum' diye konuştu. Fincancı: TSK karar sürecinden çıkartılmalı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Amerika'da yaptığı açıklamaları barış karşıtı olarak değerlendiren TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, 'Savaşın sürmesinden rant sağlandığı kaygısı uyandırıyor' dedi. Savaşı eğer bitirmek istemeyenlerin savaştan bir kazancı olması gerektiğini kaydeden Fincancı, 'Türkiye'nin bütçesinin önemli bir kısmını milli savunmanın aldığı, işte silahlanmanın gerçekten insanların yaşamının önüne geçtiği koşularda savaş tabiî ki her koşulda sürdürülmeye çalışılıyor. TSK'nın karar mekanizması dışına çıkarılmasının mutlaka şart olduğunu söyleyerek bence öncelikle belirtmek gerekiyor' dedi. Halkların çözüm arayış içinde olması ve sivil iradenin kararlı olması gerektiğini belirten Fincancı, 'Her şeye rağmen çözümsüzlük için ellerinden gelen yapılırken karşıt taraflarca, sivil irade sonuç olarak başarılı olacaktır. Çünkü çok örselenmiş ve yaralı halklarınız var. Onları bu sürecini hızlandırmak, toplumsal travmayla baş etmenin yollarını aramak gerekiyor. Hep birlikte var olan durumu görerek mücadele etmemiz gerekiyor' diye konuştu. Silahsızlanma çağrısının çok önemli olduğunu belirten Fincancı, çözüm yolları aranması gerektiğine dikkat çekerek şunları dile getirdi: 'Silahsızlanmak ve sonrasında tüm tarafların birlikte çözüm aramanın yollarını aramak lazım. TSK hariç çözümsüzlüğü dayatan tarafları da bu konudaki tartışmalarda yer almaya çağırmak lazım. Burada yürütmeyi elinde bulunduranların dışarıda kaldığı bir ortamda barış aramak çok mantıklı olmaz. Mutlaka bir af sürecinin yaşanması gerekiyor. Koşulsuz ve sınırsız. Bununla birlikte toplumun onarım sürecinde de birlikte adım atmak lazım. Çözümsüzlük geliştikçe şiddet artar.' Kaynak: Gundemonline Yazdır | gulbahar | 10.06.2009, 14:41:00Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
|