kEditor - Haberler / Politika / Fransız senatosunda Kürt sorunu konferansı

http://www.keditor.org/haber_3827.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Fransız senatosunda Kürt sorunu konferansı

Fransız senatosunda Kürt sorunu konferansı Fransız Senatosu'nda 'Kürt sorununa acil siyasal çözüm' konulu bir konferans düzenledi. Konferansta Türkiye ve Fransa'dan çok sayıda siyasetçi katıldı.

Paris'teki Senato binasında Fransız Senatör İsabelle Pasquet'nin ev sahipliğinde dün yapılan konferansa katılan milletvekili, aydın yazar ve sivil toplum örgütü temsilcileri Türk devletinin acilen bir ateşkes ilan edip Kürt sorununun çözümü için Kürt halkının temsilcileri ile görüşmesi gerektiğini bildirdiler.

Konferansta ilk sözü alan insan hakları savunucusu Eren Keskin, Türkiye'nin Kürt sorununu çözmeye yanaşmadığını çünkü 'yalancı bir tarih' üzerine kurulduğunu belirterek, 'Türkiye Ermeni Soykırımını yapmış olan Jön Türklerin mirası üzerine kurulmuş milliyetçi sünni Türk kimliği üzerine kurulmuş bir devlettir. Türkiye Lozan Antlaşması ile Osmanlı devletinin bütün borçlarını ödemeyi kabul etmiş ancak katlettiği halklardan bir özür bile dilememiştir. Türkiye'de ordunun rolü tartışılmadığı sürece hiçbir şeyin tartışılabileceğine inanmıyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti militarist bir devlettir ve ordu sadece silah tutmuyor aynı zamanda sermayeyi de elinde tutuyor' dedi.

"Militarist sistem halkı korkutuyor"

Türkiye'nin bir korku devleti olduğunu ve militarist sistemin halkını korkutmaya ihtiyaç duyduğunu belirten Keskin sözlerini şöyle sürdürdü: 'Militarist Türk devleti korkuya ihtiyaç duyuyor ve çatışmalarla Türk şovenizmi besleniyor. Ne zaman bir şeyler düzelmeye doğru gitse mutlaka bir şeyler oluyor.'

Türkiye'de bugün sınırlı bir şekilde Ergenekon'un üzerine gidildiğini belirten Keskin, Şırnak'ta görev yapmış olan Levent Ersöz'ün bölgede yaptığı işkence, katliam ve yolsuzluklarla ile ilgili insan hakları derneğinin geçmişte birçok rapor hazırladığını ancak kimsenin bu olayın üzerine gitmediğini bildirdi.

Kendisi hakkında şimdi Kürdistan dediği ve orduya hakaret ettiği iddiası ile 21 dava olduğunu belirten Eren Keskin Sur içi Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'ın gördüğü baskıları da örnek gösterdi. Bazı insanların Türkiye'nin değiştiğini söylediklerini kaydeden Keskin, bu ülkede hala hiçbir şeyin değişmediğini ve baskıların devam ettiğini vurguladı.

Türkiye'de devletin bizzat Kürtlerin evlerini yakarak ve Kürt halkına baskı yaparak Kürtleri daha çıkmaya zorladığını belirten Keskin, AB'nin terör örgütleri listesini hazırlarken bunu düşünmesi gerektiğini belirtti.

"Nüfusun yarısı dıştalanıyor"

Kürdistan'a bir dizi röportaj hazırlamak üzere gittiğini ve bölgeyi gezdiğini belirten Fransız Gazeteci Olivier Piot ise Batı'da Türkiye'nin demokratik bir ülke olarak bilindiğini oysa gerçekte Türkiye'deki demokrasinin kuruluşundan beri sadece küçük bir azınlık olan Sünni Türkler için var olduğunu ve ülkenin nüfusunun yarısından fazlasını dışladığını belirtti.

Türkiye'yi yöneten milliyetçi sünni Türklerin diğer halkların yönetime katılmasını engellediklerini belirten Piot şöyle konuştu: 'Olayları yerinde görmek için Türkiye Kürdistanı'na turist olarak da gittik. Türk devleti Kürt şehirlerine on yıllardır hiçbir yatırım yapmamış. İşsizlik diz boyu. Evler hala kömürle ısınıyor. Devlet 1990'lı yıllardaki köy boşaltmalarla büyük şehirlerin etrafında yoksul varoşlar oluşturdu. Kürt şehirlerin hemen yanı başındaki Türk şehirlerinde fabrikalar olmasına rağmen Kürdistan'ın hiçbir şehrinde 100 çalışanı geçen bir fabrika bulunmadığını gördük.'

Kürtlerin Öcalan'ın önderliğinde PKK'nin yürüttüğü mücadele ile yavaş yavaş haklarını istemeye başladıklarını belirten Olivier Piot, ancak 1994'te halkın seçmiş olduğu Kürt milletvekillerinin bizzat devletin polisi tarafından tutuklanıp hapse atıldığını bir kısmının ise Avrupa'ya sürgüne çıktığını bildirdi.

"Devlet belediye başkanlarına saldırıyor"

Olivier Piot sözlerini şöyle sürdürdü: 'Şimdi düşünün ki Fransız parlamentosunda iktidardaki UMP'nin Sosyalist Partili ve Komünist Partili milletvekillerini kendileri gibi düşünmüyor diye hapse attırıyor. Sayın Öcalan'ın 60'ıncı doğum günü dolayısıyla Amara'nın önüne gelen Kürt halkı askerler tarafından kuşatıldı ve köye girmelerine müsaade edilmedi. Güvenlik güçleri sadece köyü ziyaret etmek isteyen göstericilere ve halk tarafından seçilmiş milletvekillerine saldırıp onları dövdü. Bizzat milletvekillerinin dövüldüğüne şahit olduk. Fransa'da askerin, polisin milletvekillerini dövdüğünü düşünün. Türkiye'de kültürel ve sosyal haklarını isteyen bizzat halk tarafından seçilmiş milletvekilleri belediye başkanları var ancak onlara saldıran bir devlet var.'

AB'nin Türk devleti ile işbirliği yaparak Türkiye'ye baskı yapmadığını belirten Olivier Piot Türkiye'nin demokratikleşmesi için AB'nin bir şey yapacağına inanmadığını da sözlerin ekledi.

"Avrupalı parlamenterlere şantaj yapılıyor"

Türkiye'de tarih boyunca bütün azınlıkların baskı gördüğünü belirten gazeteci Doğan Özgüden de 'Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri bütün azınlıklar devlete karşı düşman olarak ilan edildiler ve bu muameleye maruz kaldılar. Türkiye'de sadece Hıristiyan Ermeniler, Yunanlar ve Yahudilere okullarını açma hakkı verildi. Asuriler Keldaniler, Lazlar, Kürtler ve diğer hiçbir azınlığa okul açma hakkı vermedi' diyerek Türk devletinin baskılarına dikkat çekti.

Birçok müslüman olmayan çocuğun zorla din derslerini izlemek zorunda bırakıldığını belirten Özgüden, binlerce Kürdün yerlerinden göç ettirildiğini ve bu yüzden çalışmak zorunda kalan çocukların okula gidemediğini belirtti. Özgüden, Avrupa'daki Türk diplomatların Avrupa'ya sonradan göç etmiş olan Türkler için anadillerinde öğrenim hakkı isterken nasıl kendi ülkelerinde yaşayan Kürtler için bu hakları düşünmediklerine hayret ettiğini de sözlerine ekledi. 'Bu tam bir skandaldır' diyen Doğan Özgüden bugün Avrupalı parlamenterlerin de Ankara'nın şantajları karşısında sustuklarını vurguladı.

"PKK ve Öcalan'ı dıştalamakla sorun çözülmez"

Türk devletinin bugün Kürt sorunu konusunda Mesut Barzani ve Celal Talabani ile görüşürken neden Türkiye Kürdistanı'ndaki Kürtlerin lideri olan Abdullah Öcalan'ı dışladığını anlamadığını belirten Joel Dutto ise PKK ve Öcalan'ın dışlanması ile hiçbir şekilde Kürt sorununa çözüm bulunamayacağının altını çizdi.

İspanya ve İrlanda modeline değinen Dutto, bu hareketlerin liderlerinin de daha önce AB tarafından 'terörist' olarak görüldüğünü ve sonuçta devletlerin bunlarla anlaşarak soruna çözüm bulunduğunu bildirdi.

Kürtlerin bin yıllardır Kürdistan toprakları üzerinde yaşamakta olduğunu kaydeden Dutto, devletin Kürtler üzerinde uyguladığı psikolojik ve fiziki bütün baskıları derhal terk etmesi gerektiğini belirtti.

Milyonlarca Kürdün DTP'nin üyesi olduğunu belirten Joel Dutto sözlerini şöyle sürdürdü: 'Kürt sorununu ve Kürdistan'ı en iyi bunlar biliyor. PKK ve Sayın Öcalan bu sorunun çözümünde dışlanamaz. Öcalan Kürt halkının gerçek temsilcisidir. Hemen yarından itibaren direk ve endirekt diyalog görüşmelerinin başlaması ile bu soruna acilen bir çözüm bulunması gerekiyor. Oysa Devle her türlü diyalog yolunu tıkayarak sorunun devamını sağlıyor. Her geceden sonra yükselecek bir güneş vardır ama bazı hüzünlü ve kötü günler olabilir. Fakat burada Kürdistan dağları üzerinde bin yıllardır yükselen parlayan bir güneş var ve bu sonsuza kadar da parlamaya devam edecektir.

DTP Milletvekili Sebahat Tuncel ise Türkiye'deki bütün baskılara ve yüzde 10'luk seçim barajına rağmen partilerinin 22 milletvekili çıkardığını ve 29 Marttaki yerel seçimlerde de 54 olan belediye sayısını 98'e çıkardığını ve bunun Kürt halkının ne istediğini çok açık bir şekilde dile getirdiğini vurguladı. Kürtlerin bu seçimler ile dillerini, kültürlerini ve kimliklerini istediklerini açık bir şekilde ifade ettiklerini belirten Tuncel seçimlerden hemen 2 hafta sonra devletin partilerine baskınlar yaparak 700 üye ve yöneticilerini gözaltına aldığını ve 300'ünü tutukladığını belirtti.

"PKK 'terör örgütleri' listesinden çıkartılsın"

Türk devletinin Kürt sorununu çözmek istemediğini gösterdiğini belirten Tuncel, Türk devletinin Kürtlere karşı şiddet kullanarak savaşı meşrulaştıran politikalar yürüttüğünü ve ne yazık ki ABD ile AB'nin de bu savaşın tarafları olarak Türkiye'nin yanında yer aldıklarını belirtti. Filistinli bir çocuğun acısı ile ayağa kalkan dünyanın Kürt çocukları söz konusu olunca sustuğunu belirten Tuncel, Kürt çocuklarının bugün hala devlet tarafından öldürüldüğünü ve kimsenin buna tepki göstermediğini kaydetti. Sebahat Tuncel sözlerini şöyle sürdürdü 'Çözüm mümkündür. Ancak devlet durmadan çözümü engellemeye çalışıyor. 29 mart seçimlerinden sonra hiç olmadığı kadar bir çözüm havası yakalanmıştı. Tamda çözüme bu kadar yakın olduğumuz bir dönemde PKK 1 Hazirana kadar eylemsizlik ve ateşkes ilan etti. 2006'da partimiz PKK'ye ateşkes çağrısı yapıt ve PKK kabul etti. Ancak ardından Diyarbakır'da bomba kondu. 2009'da PKK ateşkes ilan etti ve ertesi gün partimize operasyonlar yapıldı ve partimizin yöneticileri tutuklandı. Devletin çözümsüzlük politikaları geliştirmesi yeni bir şey değil. Avrupalı devletlerin de kendilerine öz eleştirisel yaklaşması gerekiyor. Kürtleri yok sayan politikalara son vermeleri ve PKK'yi terör örgütleri listesinden çıkarması gerekiyor. Aksi takdirde Avrupalılar da yaşanan bu savaştan sorumludur.'

"Kürtler askeri kuşatma altında"

Kürtlerin bir askeri kuşatma altında yaşadığını belirten Fransız Büyükelçi Bernard Dorin ise Kürt sorunun ancak kapsamlı bir otonomi ile çözülebileceğini bildirdi. Bununla beraber Kürtlerin kendi sınırlarını çizerek buna yoğunlaşmaları gerektiğini belirten Dorin, kültürel otonomi, ilk orta, lise ve yüksek öğrenimde anadilde öğretim ve Kürtçe'nin resmi dil olarak kabul edilmesinin Kürt sorununu önemli oranda rahatlatacağını belirtti.

Konferansın sonunda Brotanya Kürt Dostluk Derneği Başkanı Andre Metayer sonuç bildirgesini okudu. Türk devletine acilen ateşkes yapması çağrısı yapılan sonuç bildirgesinde AB ülkelerine de Türk devletinin Kürtlere yönelik baskılarına son vermesi için baskı yapılması çağrısı yapıldı.

Kürt sorununa demokratik bir siyasi çözümün bulunabilmesi için hiçbir halkı dini ve kültürü dışlamayan yeni bir anayasa hazırlanması çağrısı yapılan bildirgede, bu anayasanın Kürtçenin okullarda öğretilmesi, sosyal yaşamda ve kamu alanında kullanılmasını da garanti altına alması gerektiği belirtildi. Ayrıca çözüm için diyalogun başlatılması ve Öcalan dahil bütün siyasi tutsakların serbest bırakılması ve genel bir af ilan edilmesi gerektiği kaydedildi.

Konferansa kimler katıldı?

Gün boyu süren konferansa İsabelle Pasquet, DTP Milletvekili Sebahat Tuncel, Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Avukat Eren Keskin, Fransız Gazeteci Olivier Piot, Fransız Büyükelçi ve Yazar Bernard Dorin, Yazar Jean Charles de Fontbrune, Avrupa Milletvekili Alain Lipiezt, Joel Dutto, Avukat Sylvie Boitel, Avukat Selma Benkhelifa, Gazeteci Doğan Özgüden,Avukat Mahmut Şakar ve Andre Metayer konuşmacı olarak katıldılar.

Kaynak: ANF

YazdırYazdır | kEditor | 01.05.2009, 15:02:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
Dördüncü çocuk - (Makale)
Azat'ın çilesi - (Makale)


 Yukarı çık