AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Pompala Erdoğan pompala!

Pompala Erdoğan pompala!  Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 20 Şubat günü Diyarbakır’a gidecek. 29 Mart yerel seçimleri öncesinde AKP çevrelerinin önem atfettiği bu ziyarette Erdoğan’ın neler söyleyeceği merak konusu. Zira Erdoğan’ın Kürt illerinde ve Ankara’da iktidara geldiği günden bu yana yaptığı açıklamalar arasında adeta iki farklı kişi tarafından yapılmışçasına farklar bulunuyor.


Erdoğan 2003 yılından bu yana Kürt sorunu konusunda kah “düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur” dedi kah “Kürt sorunu benim sorunumdur” ifadelerini kullandı. İnsan hakları ve demokrasiden dem vuran Erdoğan, pompalı tüfekle Kürt göstericilerin üzerine ateş açan “vatandaşı” da savundu, “kadın çocuk kim olursa olsun güvenlik güçleri gerekli müdahaleyi yapacaktır” da dedi.

Erdoğan’ın Kürt sorunu konusundaki değerlendirmeleri 1993 yılına kadar uzuyor. Erdoğan’ın açıklamaları tutarlı bir değişimden ziyade yaşadığı gel gitlerle dengesiz bir seyir izliyor.

Erdoğan Kürt sorunu konusundaki belki de en ileri değerlendirmesini 1993 yılında yaptı. Henüz Refah Partisi İstanbul İl Başkanı iken Erdoğan, Türkiye Anayasasını ırkçı olarak nitelendirerek “Bir taraftan bir Kürt'ün kalkıp da Türk aleyhine konuşmasını suç unsuru telakki ediyor ama bir Kürt'ün aleyhine konuştuğun zaman onu alkışlıyor. Ee bu mantık çelişkidir” demişti.

Erdoğan 1997 yılında Siirt’te yaptığı konuşmada ise etnik kimlik konusunu tamamen reddediyordu. Erdoğan daha sonra ceza almasına neden olan konuşmasının bir bölümünde şu ifadeleri kullanmıştı: “Bana diyorlar ki, "Sen Rizelisin. Sen Laz'sın." Diyorum ki, "Laz değilim" Gittim, babama sordum. Babam, büyük dedesine sormuş. Molla bir zattı. Şu cevabı vermiş: "Yarın öleceğiz, Allah bize soracak: Rabbin kim, nebin kim, dinin ne? Ama bize 'Kavmin nedir?' diye sormayacak. Sana sordukları zaman 'Elhamdülillah Müslümanım' de geç".

Bundan sonra cezaevine giren ve tahliyesinden sonra siyaset dünyasında hızlı bir yükselişe geçen Erdoğan, partisinin iktidara gelmesinin ardından Kürt sorunu konusunda inkarcı bir açıklama yaptı. 24 Aralık 2002 tarihinde Rusya gezisi sırasında Erdoğan gazetecilerle sohbeti sırasında “Türkiye'de Kürt sorunu yok. Sorun var diye inanacaksan sorun olur, yok dersen sorun ortadan kalkar. Böyle öngörü ile yaklaşırsan, sorunun içindesin demek. Bak, "Siirt'ten evliyim, huzurluyum" diyorum. Böyle yaklaş olaya. Kürt sorunu var dersek, bu, sanal sorunlar olarak ortaya çıkarılmıştır. Bizim için böyle bir sorun yok”.

Erdoğan 2005 yılında Norveç’te yaptığı açıklamayla da Kürt sorununun evlilik yoluyla çözüldüğünü iddia ediyordu” Ben, Rizeliyim, eşim Siirtli. Türk değil, Arap. Biz zaten sorunları çözmüşüz. Türkiye'de bakıyorsunuz, Türk Kürt ile, Azeri Gürcü ile evlidir. İkisi birbiriyle et tırnak gibi olmuştur”.

Norveç gezisinden kısa bir süre sonra Erdoğan, “Kürt aydınlarıyla” Ankara’da yaptığı bir görüşmede ise Kürt sorunu tanımını açık bir şekilde ortaya koyuyordu. 10 Ağustos günü Diyarbakır gezisinden hemen önce gerçekleştirilen toplantıda Erdoğan : “Her soruna illa ki bir ad koymak gerekiyorsa, Kürt sorunu... Adına ister "kökeni Kürt vatandaşlarımızın toplumsal talepleri" deyin, ister "Güneydoğu sorunu" deyin, isterseniz "Kürt sorunu" deyin... Sorunlar, anayasal düzende, demokratik cumhuriyet sistemi içinde ve daha çok demokratikleşme yoluyla çözülmeli” demişti.

Erdoğan 12 Ağustos gezisinde ise yaptığı konuşmada şu sözleri sarfetti: “Kürt sorunu ne olacak?" diyenlere diyorum ki, herkesten önce benim sorunumdur”.

Bu açıklamasının tepkilerle karşılaşması üzerine Eroğan 15 Ağustos 2005 günü AKP’nin 4. Kuruluş yıldönümü töreninde “Etnik unsurlar vardır. Kürt'ü vardır, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcü'sü, Arnavut'u, Boşnak'ı, Türk'ü vardır. Bunlar ülkemizde bir alt kimliktir. Bunun bir tek üst kimliği vardır; o da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır” dedi.

Erdoğan 3 Eylül günü İtalya gezisi sırasında da “Kürt olan vatandaşımıza, "Kürt değilsin, Türk'sün" dayatmasını yapmamız yanlış. Aynı şey Laz, Gürcü, Çerkez, Abaza, Boşnak, Arnavut için de geçerli” diyecekti.

Erdoğan bu açıklamasından 1 ay kadar sonra da Siirt’te yaptığı konuşmada “Ülkemde birçok sorunlar var. Doğu sorunu, Güneydoğu sorunu, Kürt vatandaşların kendine ait sorunları vardır. Hangi etnik unsurdan olursa olsun, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Arnavut, Boşnak, ki biz buna alt kimlik diyoruz, üst kimlik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır” dedi.

Erdoğan 20 Kasım 2005 günü Şemdinli’de ise “Türk Türk'üm, Kürt Kürt'üm, Laz Laz'ım, Çerkez Çerkezim diyebilecek. Hepimizin üst kimliği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır” diyecekti.

23 Kasım ‘ta AKP grubunda bir konuşma yapan Erdoğan “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, 73 milyon için sigortadır. Bizi; Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Türk'ü, doğulusu, batılısı, güneylisi, kuzeylisi ile inananı, inanmayanı ile birleştiren bu üst kimliktir. Biz bir mozaiğiz” ifadelerini kullandı.

28 Kasım 2005 tarihinde de Erdoğan İspanya gezisi sırasında yaptığı açıklamada şu sözleri sarfetti:“İnsanların ben Gürcü'yüm, ben Laz'ım deme hakkı var. Oradaki vatandaşın "Ben Kürt'üm" demesini engelleyemezsin. "Kürt’üm demeyeceksin ha" dersen isyan başlar”.

Erdoğan bundan kısa bir süre sonra yaptığı Yeni Zellanda gezisi sırasında ise “Türkiye’de Kürt sorunu değil, bölücülük sorunu vardır” diyerek ani bir şekilde dümen kırmıştı.

Erdoğan 2006’da ise Kürt kamuoyunun yoğun tepkisini çeken bir açıklamaya imza attı. Muş'un Şenyayla kırsal alanında yaşamını yitiren 4 HPG'linin Diyarbakır'a getirilerek defnedilmesinin ardından çıkan ve Kürt illerine yayılan olaylar da polis ve askerin açtığı ateş sonucu 14 kişi yaşamını yitirmişti. Yaşamını yitirenlerden 6'sı ise çocuktu. Olayların yaşandığı dönemde Başbakan Erdoğan "Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa kim olursa olsun terörün maşası haline gelmişse gerekli müdahale ne ise bunu yapacaktır. Bunun böyle bilinmesini istiyorum" açıklamasını yaptı.

Erdoğan aynı yılın Aralık ayında da ABD gezisi sırasında Kürt sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan yaptığı açıklamada Kürtler'in Türkiye'de hak sorunu olmadığını, diğer etnik unsurlar hangi haklara sahipse Kürkler'in de aynı haklara sahip olduğunu iddia etti. Kendisinin Türk, eşinin ise Arap olduğunu söyleyen Erdoğan "29 yıldır evliyiz, bir sıkıntı yok. Türkiye'de böyle bir sıkıntı olmaz.'' dedi.

Erdoğan “Kürtler'in Türkiye'de hak diye bir sorunu yok ki. Aynen Türkiye'nin batısındaki veya diğer etnik unsurlar hangi haklara sahipse aynı haklara sahipler ve şu anda Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu'nda 50'yi aşkın Kürt vatandaşımız, Kürt kökenli vatandaşımız milletvekilidir” demişti.

2007’nin Temmuz ayında ise PKK’ye karşı bir operasyon hazırlığında olan Türkiye’nin başbakanı Erdoğan, Barzani’nin ‘PKK ile savaşmak istemiyoruz’ söylemini, "Muhattabımız Kürt liderler değil, Irak merkezi hükümetidir, ben gidip bir kabile reisi ile görüşmem” diyerek cevaplandırdı.

Erdoğan Mayıs 2008’de ise Diyabakır’da GAP paketini açıkladığı konuşmasında “Kardeşlerim; dinimiz, inancımız, düşüncemiz, yaşam biçimimiz, etnik kökenlerimiz her ne olursa olsun, unutmayalım ki millet olarak kaderimiz birdir. Aynı gök kubbe altında yaşıyoruz. Bütün farklılıklarımızın üzerinde bizi birleştiren, tek bir millet yapan yüksek değerlerimiz var. Bizi birleştiren temel paydamız da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Hepimiz aynı milletin, aynı cumhuriyetin hür ve eşit vatandaşlarıyız” dedi.

Erdoğan Kasım 2008’de ise Hakkari’de yaptığı açıklamada “Biz tek millet dedik. Tek bayrak dedik. Tek vatan dedik. Tek devlet dedik. Buna kim karşı çıkabilir? Buna karşı çıkanın bu ülkede yeri yok. Buyursun istediği yere gitsin. Dünyanın neresine gidersen git her ülke böyledir şeklinde konuşmuştu.

Kaynak: ANF NEWS AGENCY


YazdırYazdır | gulbahar | 20.02.2009, 14:30:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
'Sıkışan' kim? - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi