AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

AKP'nin İmralı takiyyesi

AKP'nin İmralı takiyyesi İmralı'ya mahkum sevki projesi AKP'nin pragmatist ve takiyyeci siyasetinin aynası. Amaç seçimler öncesi halkta sempati yaratmak, uluslararası mecburiyeti yerine getirerek de AİHM ve CPT zılgıtından kurtulmak.

Türkiye'nin ekim, kasım ve aralık ayında ağırlıklı gündemi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'dı. Öcalan'ın 16 Ekim'de fiziksel şiddete maruz kaldığının ortaya çıkmasından sonra sokaklar hareketlenmiş, tansiyon ve gösterilerin giderek artması üzerine hükümetten peş peşe açıklamalar gelmişti. Adalat Bakanı M. Ali Şahin, İmralı Cezaevi'ne 6 mahkum gönderileceğini ve Öcalan'ın bunlarla gerekli şartları taşıması durumunda haftada 10 saat görüşebileceğini açıklamıştı. Öcalan'ın yasa gereği haftada 10 saati geçmemek üzere diğer mahkumlarla sohbet etme hakkı bulunduğunu anlatan Şahin, o hakkın hangi çerçevede tanınacağını şu sözlerle açıklamıştı: 'Öcalan'a, yaptıkları nedeniyle bugüne kadar iki kez disiplin cezası verilmiş. Ama durumunu düzeltir, 'bu işleri bırakın, bomba ile kavga ile olmaz' derse, görüş değiştirirse belki savcılar bu yeni durum karşısında yeni bir değerlendirme yapar. Yoksa şu an başka hükümlülerle sohbet hakkı görünmüyor.'

Proje seçim takkiyesi

Şahin'in dile getirdiği İmralı'ya 6 mahkum sevki projesi hayata geçecek gibi görünüyor. Ancak projenin arka planı irdelendiğinde ortaya ibretlik sonuçlar çıkıyor. Çünkü ortada iyi niyet yok, tam tersine 'takiyyeci' niyet var. Herkesin malumu. Türkiye, Mart 2009'de yerel seçimlere gidiyor. Ancak bu seçimler diğer seçimlerden farklı. Çünkü Bölge'de ortaya çıkacak sonuçlar hem devlet, hem de Kürtler açısından büyük bir stratejik öneme sahip. AKP tüm gücünü ortaya koyup Bölge'de etkili bir siyasi aktör olarak sandıktan çıkmak istiyor. Böylece uluslararası çevrelere Kürt sorununda temsiliyet gücü bende deme imkanı çıkacak ortaya. Bunun için daha şimdiden imkanlarını seferber etmiş durumda. Ancak bunun yeterli olmayacağının da farkında. Şimdi Kürtlerin ağzına bir kaşık bal çalarak siyasi meşruiyetini arttırmak, halka şirin görünerek oy almak için Kürtlerin hassasiyet gösterdiği Öcalan olgusunu devreye koyuyor. 'Ben İmralı'ya mahkum gönderiyorum, böylece İmralı'nın koşullarını düzeltiyorum' diyerek halkta sempati yaratmak istiyor.

Zaten değişime mecburlar

Aslında AKP, İmralı ve Öcalan konusunda o kadar çok pragmatist ve takiyyeci bir siyaset izliyor ki, işin perde arkasını bilenler açısından bu davranışı şapka çıkarılacak bir oportünizmden başka bir şey değil. Şöyle ki... Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, müeyyide gücü bulunan AİHM ve gözlem hakkı bulunan CPT gibi mekanizmalar, Türkiye'ye yıllardır 'İmralı'da tecrit, baskı ve yönetim sistemini değiştir' baskısı yapıyor. CPT bugüne kadar yayınladığı dört raporda, defalarca Öcalan'a telefon ve televizyon hakkı tanınması, insanlık dışı tecrit uygulamalarına son verilmesi, başka mahkumların adaya sevk edilerek Öcalan'ın sosyal temasına olanak tanınması gibi talep ve eleştirilerde bulunmuştu. Bu durum AİHM'in de gündemindeydi. Öcalan'ın ana dava dışında tam 4 dosyası AİHM'e götürülmüştü. Bu dosyalar tecrit, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 2005 yılında değiştirilen infaz rejimi ve zehirlenme gibi konu başlıklarını içeriyordu. AİHM bu dosyaları birleştirdi. Yakın bir zamanda da bu dosyalar üzerinden karar verecek. Tam bu aşamada hükümet sıkıştı. Çünkü AİHM'in bu konu başlıklarında özellikle tecritte Türkiye'yi ağır bir dille eleştirerek mahkum edeceği herkes tarafından dile getirilmeye başlandı. Hükümet şimdi hem AİHM'de ağır ceza almamak, hem de AİHM'e 'Evet geçmişte tecrit var idi ama şimdi tecridi yaratan koşulları ortadan kaldırdım' diyerek cezadan kurtulmak için böyle bir girişimi gündeme getirdi. Yani hükümet CPT ve AİHM'in zaten zorunlu gördüğü bir uygulamayı seçimlerden önce hayata geçirerek siyasi rant sağlama çabası içine girdi.

Yanıtsız kalan sorular

Mahkum sevki projesi hayata geçecek ama bazı sorular hala yanıtlanmış değil. Öcalan, yasalara göre, resmiyette iki disiplin, realitede 10 disiplin cezası aldığı için adaya gelecek mahkumlarla görüşme hakkına sahip görünmüyor. Bu hakkın tanınması Bakan Şahin'in dile getirdiği 'siyasi şantaj' olarak mı kullanılacak? Diğer taraftan adaya kimler sevk edilecek? Örneğin Öcalan'ın istem ve talepleri dikkate alınacak mı? Adaya gidecek tutukluların statüsü ne olacak? Kısa periyodlu mahkumlar mı yoksa müebbet almış PKK tutukluları mı? Öcalan'ın yasal olarak televizyon ve telefon hakkı var. Bu hak 10 yıldır kendisinden esirgenmiş durumda. Bu hakları da tanınacak mı?

Evet, devlet ve hükümet kanadı Şahin'in dile getirdiği gibi düşünüyor. Ancak Kürtlerin talepleri daha farklı. Yani devlet ve hükümet bu konuda bir tasarruf geliştirirken halkın görüşlerini kaale almış değil. Kürtlerin İmralı ve Öcalan için talepleri şunlar: 1 - Öcalan bir halk önderi olarak görülsün. Buna uygun onurlu ve haysiyetli yaklaşımlar geliştirilsin. 2 - Öcalan'ın tecrit ve sağlık koşulları acilen düzeltilsin. Öcalan başka bir cezaevine nakledilerek arkadaşlarıyla temasına izin verilsin. Tam teşekküllü bir hastanede sağlık kontrolünden geçirilerek sağlık sorunları halledilsin. 3- Özgür kalarak siyaset yapması için hukuki zemin yaratılsın. 4 - İmralı Cezaevi kapatılarak lağvedilsin. 5- Kürt sorunu Öcalan muhatap alınarak çözülsün.

Hangi baskılar hayata geçirildi

Kürtçe konuşma yasağı getirildi; havalandırma süresi azaltıldı; görüşme yeri temizletildi; intihara zorlandı; avukat görüşmelerine müdahale edildi; bebek muamelesi yapıldı; rahatsız edilip uyutulmadı; konuşması istenmedi; hücrede nefessiz bırakıldı; hep gergin atmosferde tutuldu; 2 kez zorla saçları sıfıra vuruldu; kapı pencere değişikliği ile hücresi bir ısıtıldı, bir soğutuldu; Tam 10 kez hücre cezası verildi; sık sık tecride maruz kaldı; Fiziki müdahaleye maruz kaldı.

14 yeni hastalığa yakalandı

Öcalan, 1999 tarihinde İmralı Adası'na konulduğunda sadece sünizit şikayeti vardı. Ancak aradan geçen 9 yıllık süre içinde Öcalan'ın sağlığındaki problemler tek kalemden 14 kaleme çıktı:

Bacak ve kasıklarda kaşıntı

Mantar

Nefessizlik

Sık sık idrara çıkma

Az uyku

Ciltte kanama, kabuklanma, kızarıklıklar

Geniz akıntısı

Kulak çınlaması

Deride pul pul dökülmeler

Başta şişlik

Konuşma güçlüğü

Göz yanması

Ağır kilo kaybı

Nefes borusunun işlevsiz kalması

160 gün hücrede kaldı

Öcalan, 10 yıllık cezaevi sürecinde bugüne kadar tam 10 kez hücre cezasına çarptırıldı. Öcalan kimi zaman alt-üst kimlik konusunda değerlendirme yaptığı, kimi zaman 'PKK'nin demokratik siyaset yapmasının önünü açın' dediği, kimi zaman da görevlilerle tartıştığı için hücre cezasına mahkum edildi. Öcalan'a 2006 yılında toplam 3, 2007 yılında 3, 2008 yılında ise 4 kez hücre cezası uygulandı. 20 günlük üçüncü hücre cezası hayata geçirilmeyen toplam 160 gün hücre cezasında kalan Öcalan, hücre süresince radyosu, kitapları ve gazeteleri elinden alındı, dünya ile bağı koparıldı. Öğleden önce ve sonra yarımşar saat çıkarıldığı havalandırma yasaklandı.

Kaynak: ANF NEWS AGENCY

YazdırYazdır | gulbahar | 28.12.2008, 03:22:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
'Sıkışan' kim? - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi