AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Basın - Yayın

Veysi Sarısözen'e 1 yıl 3 ay hapis cezası

Veysi Sarısözen'e 1 yıl 3 ay hapis cezası Gazeteci-yazar Veysi Sarısözen, PKK'ye 'Terör örgütü değil isyancı örgüt' dediği için 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sarısözen'in avukatları, davayı temyize götüreceklerini belirtti.

Gazeteci-yazar Veysi Sarısözen'in 12 Kasım 2007'de Gündem gazetesinde yayınlanan 'Vesaire, Vesaire' başlıklı yazısı nedeni ile 3713 sayılı yasanın 7/2. Maddesi birinci cümlesine istinaden basın yoluyla PKK propagandası yaptığı iddiasıyla 1 yıl üç ay hapis cezasına mahkûm edildi. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği gerekçeli kararda, 'Sanık mahkememizde müdafii hazır olduğu halde alınan savunmasında Gündem isimli gazetenin 12.11.2007 tarihli sayısının 7. sayfasında yayınlanan 'Vesaire Vesaire' başlıklı yazının kendisi tarafından yazıldığını, yazının içeriğinde suç unsuru görmediğini, yazıda PKK'nin devlete isyanının dile getirildiğini, örgütün terör örgütü olmadığını, bir isyan örgütü olduğunu açıklamaya çalıştığını, suçlamayı kabul etmediğini belirtmiştir' denildi. Gündem'in 12 Kasım 2007 tarihli sayısında yer alan yazısında PKK'nin propagandası yapıldığı belirtilen gerekçeli kararda, şunlara yer verildi: 'Sanık yazısında devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak amacı bulunan ve bu amacını gerçekleştirmek için silahlı eylemler yapan PKK terör örgütünü, halkın bir kısmını temsil eden ve temsil ettiği halkın isyanının örgütü olarak nitelendirmek suretiyle eylemlerini meşrulaştırmaya çalıştığı, bu şekliyle PKK silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı sabit olmakla cezalandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.'

'Karar hukuka aykırı'

Sanık avukatları mahkemenin bu kararının hukuka ve AİHM içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu belirterek, Türkiye'de düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne yeni bir kısıtlama olarak gördükleri kararı temyiz edeceklerini, temyizden sonuç alınamaz ise davayı yargılamanın iadesini talep ederek AİHM'e götüreceklerini söyledi.

Birdal'dan da cezaya tepki

Gazeteci yazar Veysi Sarısözen halen, Kürt sorunundaki muhalif görüşleri nedeniyle hakkında bir çok açılan davanın yargılanması devam ediyor. Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Meclis İnsan hakları Komisyonu Üyesi ve DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, geçtiğimiz günlerde yayınlanan Newroz Olayları Raporu'nda mutabakata vardıkları dile atıfta bulunarak şu açıklamalarda bulundu:

'Alt komisyon görüşmelerinde metinde yer alan 'bölücü örgüt' ve 'terörist örgüt başı' gibi sözler komisyonu taraf yaptığı için biz de komisyon olarak bu dili komisyon yazışmalarında kullanmama kararı aldık. BBC örneği var. BBC kurum olarak yayın dilinde kesinlikle 'Terörist' kavramını kullanmıyor. Sayın Sarısözen vicdan sahibi bir aydın ve yazardır. Umuyorum ki hakkında verilen bu mahkûmiyet kararı temyizde bozulur.'

Sarısözen'in yargılandığı "Vesaire, vesaire" yazısı

Gündem gazetesi yeniden okurlarımızın karşısında. Biz de böylece görüşlerimizi yazma olanağı bulmuş oluyoruz. Bu ne demektir? Bu demektir ki, örneğin benim yazdığım tek bir yazıdan ötürü bir gün bile yasaklanmayan bu gazete, icat edilen suçlamalarla kapatılıyor ve bu ceza, benim hiçbir dahlim olmadığı halde, benim yazı yazma özgürlüğümü yok ediyor.

Ne hakla?

Burası hukuk devleti mi, yoksa kolektif cezalandırma devleti mi?

Benimle ilgili kısmı böyle. Hukuk devletinde olmaması gereken işler elbette benimle sınırlı değil.

DTP de işin içinde.

Bu ülkenin Genelkurmay Başkanı, gazetecilerin DTP Kongresi hakkında sorduğu bir soru üzerine, 'O partinin adını ağzıma almak istemiyorum' diyor.

Oysa ben, başkaları, milyonlarca Kürt 'o partinin' yalnız adını ağzına almakla kalmıyor, o partiyle dayanışma içinde oluyor, o partiye oy veriyor, onbinlercesi o partiye üye oluyor. Ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanı, 'O parti' dediği DTP'yi kendi 'ağzında yok' ediyor...

Ne hakla?

Burası hukuk devleti mi, yoksa kolektif cezalandırma devleti mi?

DTP'yle ilgili kısım da böyle. Ama bu kadar değil.

Sekiz asker esir düşüyor. Yetkilisi, yetkisizi, gazeteci kılığındaki saldırganlar 'esir' diyemezsin diye bağırıp çağırmaya başlıyor.

Ne diyelim?

'Kaçırma' deyin diye hırlıyorlar.

Ünlü operayı mı seyrediyoruz? 'Saraydan Kız Kaçırma'nın galasında mıyız, yoksa 'asimetrik savaş' içinde mi?

Generaller 'asimetrik savaş' diyorlar. Bu 'esir' dediğin şey, yalnız 'simetrik' savaşta mı ortaya çıkıyor. Savaş savaştır. İster 'simetrik', ister 'asimetrik'... Generaller savaşın savaş olduğunu resmen ilan etmişlerdir. Bu savaşta TSK düzenli orduya özgü 'özel savaş' yöntemiyle savaşıyor. HPG ise 'gerilla' yöntemiyle savaşıyor. O nedenle TSK mensubuna 'asker', HPG mensubuna 'gerilla' deniyor. Denemez mi? Denemez diyorlar. Deriz. Çünkü birisi 'asker', öteki 'gerilladır'. 'Asker' terimi kendi başına 'övgü' değildir. Örneğin Türk Milli Mücadelesinde Yunanlı silahlı unsura 'asker' dediğimizde o askeri övmüş mü oluruz, yoksa, askerin asker olduğunu mu söylemiş oluruz.? 'Gerilla' demek de kendi başına 'övgü' olmaz. Örneğin Angola'da Amerika'nın desteklediği 'kontra'lar da 'gerilladır'. Biz Amerikan kontrasına 'gerilla' dediğimizde onu 'övmüş' olmayız. Yaptığı işi anlatmış oluruz.

O halde? Bırakın hukuk cambazlığını. Gerillaya 'gerilla' diyenin yakasına yapışmaktan vazgeçin. Hukuk devleti iseniz böyle yapın.

Bizim dilimizde, ortada bir savaş varsa, savaşın bir tarafı 'düzenli ordu' yöntemleriyle, diğer tarafı 'gerilla' yöntemleriyle savaşıyorsa, bu savaşta savaşanlar 'kaçırılmaz', esir alınır. O halde esir alınana 'esir' demek yasaklanamaz. Türk askeri savunmasız, zavallı, ne yaptığını bilmeyen, ağzı açık ayran delisi midir ki, önüne gelen onu 'dağa kaldırsın'. Askerlerin 'kaçırıldığını' söyleyenler kendi askerlerini aşağıladıklarının farkında mıdırlar? Nice savaşlarda nice esir askerler, nice destanlar yaratmıştır. Buchenwald Toplama Kampı'nın esirlerinin ayaklanarak kampı Nazilerden kurtardığını işitmediniz mi? Kore'de esir düşen askerleri ne yaptınız? Asker, savaşta ölür ya da yaralanır, ya da esir düşer. Her silahlı çarpışmanın doğal sonuçlarıdır bunlar. Ama asker 'kaçırılmaz'. Çünkü silahlı insan kendini kaçırttırmaz. Siviller kaçırılır, rehin alınır. Bu ise bilindiği gibi savaş suçu sayılır.

Her neyse!

Sözcüklerin yasaklanması hukuk devletiyle bağdaşmaz. Örneğin PKK'ye 'terörist' demek mecburi olamaz. Farklı teşhis hakkımız vardır. Biz PKK'yi en sonuncu Kürt isyanının politik ve askeri örgütü sayıyoruz. Suçsuzdur, yaptığı kanunidir, 'camiden geliyorlar' filan demiyoruz. Sizden farklı bir teşhiste bulunuyoruz. Bulunamaz mıyız?

Vesaire, vesaire...

Kaynak: Gündem Online


YazdırYazdır | kEditor | 18.11.2008, 13:22:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar

Okuyucu değerlendirmesi