AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

''Kimsenin askeri olmayacağız'' dediler, yargılanacaklar!..

''Kimsenin askeri olmayacağız'' dediler, yargılanacaklar!.. Vicdani retçi Mehmet Bal'ın tutuklanmasını ve yapılan işkenceyi protesto etmek için basın açıklaması yapan Van Antimilitarist İnisiyatif'in sözcüsü Sami Görendağ ile eyleme destek veren Eğitim-Sen Van Şube Başkanı Lezgin Botan ve İHD Van Şube Başkanı Avukat Cüneyt Caniş hakkında "Halkı Askerlikten Soğutmak" suçlamasıyla dava açıldı.

21 Haziran'da, yaklaşık 30 kişilik bir grup, Sanat Sokağı'nda biraraya gelerek, vicdani retçi Mehmet Bal üzerinde uygulanan insanlık dışı baskılara karşı çıkıp, bu tür destek eylemlerine devam edeceklerini açıklamışlardı.

Yapılan basın açıklamasının tam metni:

Duyarlı kamoyuna ve özgür basına

İktidarların tarihi, zorun ve şiddetin kurumsallaştırılma tarihidir.

Her tarihsel kesitte, kurumlaştırılan şiddet; toplumsal kurbanlarını üretmeye muktedir bir güç olmayı sürdürmüştür. Devlet olgusu elbette yüklemi, şiddetten bağımsız düşünülemez. Şiddetin örgütlenme kurumu olan modern ordular, devlet tahakkümünün toplumsal dinamikler ve bireyler üzerinde icra edilme mevzileri olmuştur her zaman. Kişisel iradenin ve her türlü özgürlüğün yadsındığı katı hiyerarşiler içinde, bireyin kişiliğinin ezildiği ve örselendiği militarist kurumlar, otoriter kültürün yeniden üretildiği, egemen toplumsal normların bireyin bilincine enjekte edildiği ölüm hücreleridir. Toplumsal bir varlık olmanın rüştü günümüzde askeri itaat kültürünü içselleştirmekten, bir ölüm makinesine dönüşmekten geçmektedir. Gençliğin en verimli yıllarının, hayatın ve hayal gücünün iğdiş edildiği otoriter mekanizmalar içerisinde tüketilmesi, zulmün bekasını sağlamaya yönelik ideolojik bir dayatmadır. Askeri itaat kültürü, iktidarın varlığını birey şahsında sürdürme ve şiddetin toplumsal ahlakta meşrulaştırılma kaynağıdır.

Ordu ve milletin vazgeçilmez izdivacından doğan Türk egemen siyaset kültürü, her bireyin askeri bir cengâver olarak toplumsallaştırılmasını öngörmüştür sürekli. Tek övünç kaynağı ordusu olan bir devlet geleneğinin, bir korku imparatorluğu yaratmaktan başka şansı da yoktur. Türkiye'deki vicdani retçiler, siyasal ve sosyal yaşamı militarizm ve milliyetçilik çerçevesinde şekillenen, askerliğin "her Türk asker doğar" ifadesiyle biyolojik-ırksal bir özellik haline getirildiği "erkeklik" ve "adam olma"nın askerlik üzerinden tanımlandığı bir ülkede çok zor bir mücadelenin içindeler. Yüz binlerce kişi rapor alma, bakaya kalma, firar gibi yollarla askerlik yapmaktan kurtulma yolunu seçerken vicdani retçiler zorunlu askerliğe cepheden karşı çıkarak, toplumun değer yargılarıyla ters düşmeyi, siyasal ve sosyal yaşamdan kopmayı göze alıp mücadele ediyorlar.

Bu bağlamda, çağdaş ülkeler nezdinde bir anayasal hak olarak kabul edilen vicdani red hakkı, bu topraklarda maalesef telaffuz edildiği an akıl sınırlarını zorlayan yöntem ve uygulamalarla sindirilmeye çalışılıyor. Osman Murat Ülke, Mehmet Tarhan, Halil Savda, Erkan Ersöz, vb. yüzlerce onurlu vicdani retçinin maruz kaldığı insanlık dışı yöntemler bugünlerde ise, asla "Mehmetçik" olmayacağım diyen Mehmet Bal üzerinde dehşet verici bir biçimde uygulanıyor. Bu duruma karşı güçlü bir toplumsal refleks gelişinceye kadar, bu tür destek eylemlerine devam edeceğimizi bildiriyoruz.

ÖLDÜRMEYECEĞİZ, ÖLMEYECEĞİZ KİMSENİN ASKERİ OLMAYACAĞIZ.

YazdırYazdır | gulbahar | 28.10.2008, 18:37:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
Vicdani ret! - (Makale)
Manevi taciz - (Makale)
Basının Vicdani Reddi - (Araştırma)

Okuyucu değerlendirmesi