kEditor - Haberler / Politika / AKP yolsuzluğa damardan girmiş

http://www.keditor.org/haber_2607.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

AKP yolsuzluğa damardan girmiş

AKP yolsuzluğa damardan girmiş Tayyip Erdoğan’ın yolsuzlukla mücadele konusunda “yolsuzluğa damardan girdik” ifadelerinin ardından Deniz Feneri rezaleti ortaya çıktı. Kendilerini sözde “yüzyılın iyilik hareketi” olarak nitelendiren Deniz Feneri yöneticilierinin Almanya’da yargılandığı mahkemece ortaya çıkartılan iddianamelerde Recep Tayyip Erdoğan’dan Binali Yıldırım’a kadar pek çok AKP’li kurmayın adı geçiyor.

Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş’in 18 milyon Euronun amacı dışında kullanıldığı şeklindeki itirafının ardından soruşturma iyice derinleşti. Deniz Feneri yöneticileri internet sitesinden durumu “isim benzerliği” olarak niteliyor. Ancak Mahkemece ulaşılan belgelerde ve sunulan iddianamelerde, Deniz Feneri e.V’nin muhasebe kayıtlarının Kanal 7’nin internet sunucusunda çıkması ve Avrupa’daki Deniz Feneri e.V ile Türkiye’deki Kanal 7’nin başkanlığını aynı kişinin yapması işin basit bir isim benzerliği olmadığını gözler önüne seriyor.

Dava ile gündeme gelen RTÜK başkanı Zahid Akman’ın ismi Almanya’daki mahkeme iddianamelerinde şirketin kuryesi olarak geçerken Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da ismi iddianamelerde geçiyor.

2005 yılında Tayyip Erdoğan Tarafından RTÜK başkanlığına getirilen Zahid Akman’da uzun yıllar Almanya’daki Deniz Feneri e.V kurumunun yönetim kurulunda başkanlık yapmış ve Akman, RTÜK’teki başkanlık görevinin ilk altı ayında da Deniz Feneri e.V başkanlığını sürdürmüş. Davanın önemli isimlerinden Mehmet Gürhan, AKP kurmaylarını yakından ilgilendiriyor. Almanya’daki yükselişini Yimpaş yolsuzluğu ile suçlanan kayınpederi Şükrü Kurum’a borçlu olan Gürhan’ın iddianamede Tayyip Erdoğan’la beraber fotoğrafları da mevcut. Öte yandan Yimpaş’ın, batmadan kısa süre önce 9 milyon 950 bin Markı o dönem Kanal 7 Avrupa Genel Müdürlüğünü yapan Gürhan’a elden teslim ettiği de belgenmiş durumda. İddianamede “kurye” olarak geçen Zahid Akman’ın da RTÜK başkanı olduktan sonra Deniz Feneri e.V’nin tüm hisselerini Gürhan’a devretmiş.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’da iddianamede adı geçenler arasında

Mehmet Gürhan’dan Denzi Feneri e.V başkanlığını devralan dava sanıklarından Mehmet Taşkan’ın ismi ise Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırımla birlikte anılıyor. Taşkan görevi devralmadan önce Yurtdışında faaliyet gösteren Santour firmasının müdür yardımcılığını yapıyordu. Santour ise o dönem başkanlığını Binali Yıldırım’ın yaptığı Sancak Line’ın bilet satış acenteliğini yapıyordu. Bu bağlantı daha öncesinde Binali yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ın aldığı gemi ile gündeme gelmişti. Binali Yıldırım oğlunu “ne yapsın oğlum aç mı kalsın” şeklinde oğlunu savunmuştu.

Erkan Yıldırım’ın bakım ve onarım maliyeti 1.5 milyon euro gözüken gemi için borç aldığı Santour yeşil sermayenin vergiden etkilenmeyen kasası konumda. Avrupadaki Türklerden para toplayan Sancakçıların Sancak Line şirketinin merkezi de Santour gibi Avrupa’daki “vergi cenneti” olarak tabir edilen bölgelerde.

Öte yandan Yıldırım'ın yakın ilişkide olduğu Almanya'daki Santour firmasının Genel Müdürü Mehmet Koç'un, adresi Almanya’daki Santour ile aynı olan Türkiye'de Ramsnet adında bir bilgisayar firması olduğu ve bu firmanın RP döneminde İstanbul Büyükşehir belediyesi’nin bilgisayar donanımı ve yazılım ihalelerini üstlendiği biliniyor. Bu şirketin o dönem yönetiminde bulunan eski RP’li Recai Berber şimdi ise Erdemir’in Yönetim Kurulu başkanlığını yapıyor.

Erdoğan - Karaman dostluğu

İddianamede ortaya çıkan bir başka gelişme ise Firdevsi Ermiş’in ifadeleri ile Almanya’daki Deniz Feneri e.V Derneği’nin topladığı paraları Türkiye’de Milli Görüş bünyesindeki kurum ve kuruluşların hesaplarına aktarmasıyla gündeme geldi. Adresler paravan şirket olarak Almanya’da kurulan ve Zahid Akman’ın da kurucuları arasında olduğu İstanbul merkezli Beyaz Holding’i gösteriyor. Zahid Akman RTÜK başkanı olurken şirketi aynı zamanda Kanal 7’nin başkanı olan Zekeriya Karaman’a devretmiş. Ermiş’in ifadelerinde adları geçen Türkiye’deki Kanal 7 ve Deniz Feneri e.V. yöneticilerinden Karaman’ın Başbakan Erdoğan ile dostluğu da Karaman’ın oğlu Habib Karaman’ın düğününe dayanıyor. Erdoğan’ın nikah şahitliği yaptığı Karaman’ın düğününde dava sanıklarından Mehmet Gürhan’da yer almıştı.

Hükümet yandaşı basının gözleri var ama görmüyor

Deniz Feneri yolsuzluğu haberi Hükümet yandaşı Basın tarafından görmezden geliniyor. Yeni Şafak, Anadolu’da Vakit ve Milli Gazete, Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin genel başkanı Engin Yılmaz’ın Ankara’daki iftar yemeği sırasındaki açıklamalarına yer verirken, Zaman, Bugün ve Sabah gazeteleri yolsuzluk iddialarına yer vermeyerek haberi görmezden geldi. Anadolu’da Vakit gazetesi Deniz Feneri’nin yalanlama haberini girerken, Yeni Şafak gazetesi derneğin konu ile ilgili açıklamasını “Müsterih olunuz” başlığı ile verdi. Taraf gazetesi ise bu konuda nesnel bir haber vermek yerine, haberi yalnızca bir Deniz Baykal açıklaması olarak sayfalarına taşıdı. Anlaşılan Taraf gazetesi editörleri, okurlarının olayı yargıya intikal etmiş, uluslar arası boyutu olan bir dolandırıcılık vakası değil de, muhalefet iddiası gibi algılamasını istedi.

Suç işleyen saygı bekliyor

Almanya’daki davaya AKP hükümetinin etki etmeye çalıştığı iddia edilirken, üzerindeki suçlamalar konusunda RTÜK Başkanı Zahid Akman ise “Ben aslında bazı basın yayın organlarının Ergenekon sanıklarına gösterdiği saygının onda birini bana göstermelerini beklerdim” dedi.

Kaynak: Sendika.Org

YazdırYazdır | kEditor | 07.09.2008, 12:58:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
'Sıkışan' kim? - (Makale)


 Yukarı çık