AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Dünya

30 bin göçmen 224 kapalı merkezde tutuluyor

Avrupa Birliği'nde son on yıl içinde sınırdışı merkezleri ikiye katlandı. Bugün sayısı 224 olarak tespit edilen kapalı merkezlerde 30 bini aşkın göçmen tutuluyor. Bununla da yetinmeyen Avrupa çift taraflı anlaşmalarla sınırdışında da kamplar kuruyor. Çoğunlukla uluslararası kurallara uyulmayan bu kamplardaki göçmenler genellikle sağlığa zararlı koşullarda yaşıyor.

İrlanda'dan Bulgaristan'a, Finlandiya'dan İspanya'ya Avrupa Birliği'ndeki sınırdışı merkezleri arttı. Bunların çoğunluğu son on yıl içinde açıldı. Avrupa artık göçmenler için iyi bir karşılama yeri değil. Bugün Avrupa Birliği içinde 224 kamp bulunuyor. Toplam 30 binden fazla göçmen buralara yerleştirilebiliyor. Bunlar ilticacı ve sınırdışı edilmek üzere kaçak göçmenlerden oluşuyor.

En iyi ve en kötüsü

Maltalı hukukçu Katrine Camilleri, 'bu merkezlerde tutulma demokratik bir toplumda çok ağır bir tedbirdir: Devlet insanları ağır suçlara mahkum olduğunda özgürlüklerinden mahrum eder' diye tepki gösteriyor. Gözaltı veya sınırdışı kampları olarak ifade edilebilecek olan bu merkezlerin en küçükleri onlarca kişiyi barındırırken en büyüklerinde binlerce kişi kalıyor.

Merkezlerdeki yaşam koşulları birinden diğerine farklılık gösteriyor. Avrupa Parlamentosu tarafından yapılan 300 sayfalık bir araştırmaya göre en iyileri bile güvenlik kameraları ve dikenli tellerle çevrilmiş durumda, en kötülerine ise haşaratlar bulaşmış ve sağlık hizmetlerinden yoksun. Bu merkezlerde şiddet olaylarının yanı sıra çok sayıda intihar vakası yaşanıyor. Tutukluluktan dolayı başta en genç göçmenler olmak üzere merkezlerde çok ciddi psikolojik sorunlar ortaya çıkabiliyor.

İntiharlar arttı

Danimarka'da göçmenlere yardım bürosu 2001 ve 2006 arasında bu göçmenler arasında yaşanan intihar olaylarının Danimarka genel nüfusundan altı kat daha fazla olduğunu kaydediyor. Kamplar Avrupa'nın güney ve doğu sınırlarında yoğunlaşmış durumda. Göç olgusunun haritasını çıkaran avukat ve araştırmacılardan oluşan bir ağ olan Migreurop'a göre Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Almanya şeridi üzerinde çok sayıda kamp bulunuyor.

41 Bin kişi kamplarda

En önemlileri temel göç yolları çevresine kurulmuş. 1100 kişi kapasiteli en büyüğü İtalya'nın güneyindeki Croton'a kurulurken diğer iki büyük merkez ise her biri 800 kişi kapasiteli olmak üzere Malta'da yer alıyor. Avrupa Parlamentosu'nun (AP) yaptığı bir araştırma bilinen kapalı kampların tamamının kapasitesinin 30 bin 871 olduğunu kaydediyor. Bunlara ilticacıların gündüzleri dışarı çıkabildiği açık kamplardaki sayı da eklendiğinde toplam yer sayısı 40 bin 979 olarak karşımıza çıkıyor.

Avrupa sınırötesi kamplar açıyor

Avrupa'da son on yılda açılan bunca sınırdışı merkezine rağmen göç akışı durmadı. Avrupa ise buna karşı yeni tedbirler almayı düşünüyor. İçerde kamplar göçü durdurmazken bu kez sınırların dışında kamp açma arayışında. Köken ülkeleri ile Avrupalı ülkelerin yaptığı belirsiz anlaşmalar kurulacak kamplarda insan hakları ihlallerine izin verildiği şeklinde yorumlanıyor. Bu anlaşmalar çerçevesinde geçiş hatları olan Fas, Ukrayna, Libya ve Türkiye'de kamplar ortaya çıktı. Türkiye kendi mülteci politikasından Avrupa kökenli olmayan mülteciler dışlıyor. Libya ise Cenevre Mülteci Sözleşmesi'ni imzalamıyor. Oxford Üniversitesi Center on Migration, Policy and Society'den Rutvica Andrijasevic İtalya'nın Libya ile bir anlaşma yaptığını ve merkezin orada açıldığını belirtiyor. Bunu iki merkezin inşası daha takip edecek.

Migreurop Başkanı ve avukat Claire Rodier, geçici olarak kurulan göçmen merkezlerinin bugün artık sürekli hale gelmekte olduğuna dikkat çekiyor. İtalya'da bugüne kadar hiç ortaokulu ve Anaokulu olmayan Lampedusa kentinde bir kışla denizden yakalanan binlerce mülteciyi ağırlayacak dev bir kampa dönüştürüldü.

Deniz üzerindeki merkezler

Hollanda bu yıl tutuklularının bir kısmını deniz üzerindeki iki platforma sevk etmeyi öngörüyor. Bunun Rotterdam kentinde kurulması bekleniyor. Nisan 2007'de Yunanistan Türkiye sınırı yakınlarındaki bir köy olan Filakio'da 374 kapasiteli yeni bir merkez açtı. Bu merkez Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)'nin talebi üzerine kapatılan Veresika ve Peplo merkezlerinin yerini aldı. Malta'da bir çadır köyü göçmenlerin yerleştirildiği sürekli bir merkez haline getirildi.

Yer altındaki merkezler

İrlanda ve Almanya'da gözaltı merkezleri genellikle cezaevlerine yerleştirilmiş durumda. Ayrıca Amsterdam, Lizbon, Londra, Manchester, Paris ve Viyana'da olduğu gibi havaalanlarında da sınırdışı merkezleri bulunuyor. 20 kadar kişiyi barındırabilen küçük merkezler Avrupa'nın her yanına yayılmış durumda. Ama bunlar Migreurop haritasında yer almıyor. Zira bazıları karakollar veya Adalet Sarayları içinde bulunuyor. Tıpkı Paris'te Cite semtindeki Adalet Sarayı altında bulunan gözaltı merkezi gibi.

Dışarıdan göründüğünün aksine kampların çoğunluğundaki koşullar uluslar arası kurallara uygun değil. Eski kamplarda ortaya çıkan görüntüler bir çok kez skandal yarattı. Ege üzerindeki Yunan adası Samos sakinleri halen de eski bir tütün fabrikasında kurulan merkezin şokunu yaşıyorlar. Bu eski merkezde yatakhanelere sızan lağım suları, kusma ve sidik kokusu, kapasitenin üzerinde göçmenlerin yerleştirilmesi ve hatta yerlerde yatmak zorunda kalan göçmenlerle karşılaşıldı. 2006 yılında merkezdeki koşulları protesto etmek amacıyla İranlı mülteciler açlık grevi başlatmışlardı.

Bazı mülteciler beş yıl kamplarda tutuldu

Claire Rodier, AB'deki kamplarda tutulma sürelerinin 12 ila 18 ay arasında değiştiğini belirtiyor. Fransa'daki merkezlerde tutulma süresi 32 gün olurken, İspanya'da 40, İtalya'da 60 ve Yunanistan'da 3 ay göçmenler merkezlerde tutulabiliyor. Almanya'da ise ilticacılar için kamplarda tutulmanın sınırı yok. Malta'da bazı mülteciler beş yıldan fazla kamplarda tutuldular. Ocak ayında Almanya tarafından Avrupa Parlamentosu'na sunulan bir direktif insan hakları organizasyonlarının sert tepkisine neden oldu. Almanya tüm Avrupa'da tutukluluk süresinin 18 aya çıkarılmasını istiyordu.

Hükümetler göz yumuyor

Sağlık koşullarının yanı sıra kampların bir çoğunda göçmenler avukat, çevirmen ve sosyal hizmetlerden yararlanamıyorlar. Bazı ülkelerde hükümetler kamplarda yaşanan bu duruma göz yumuyor. İnsan hakları organizasyonlarına göre Yunanistan hükümeti sınırda kurulan kamplardaki koşullara kayıtsız kalıyor. Hükümet çevirmen, doktor gibi ihtiyaçları karşılamıyor. Bazı mültecilerin uluslar arası yardıma ihtiyacı var ama yetkililer göre onlar birer sayıdan ibaret. Hepsi bu. Yunanistan'da olduğu gibi Fransa'da göçmenlerin tutulduğu koşullar sivil toplum örgütlerinin sert eleştirileriyle karşılaşıyor. Hükümeti göçmenlere sayısal olarak yaklaşması, göçmenlerin içinde bulundukları koşulları giderek ağırlaştırdı.

Hapsetme değil, daha iyi bir yaşam

Aralık 2007'de Paris'teki üç göçmen merkezinde açlık grevleri başladı. Tutukluluk koşullarını protesto eden göçmenler, hükümetin göçmen avına da artık son vermesini istiyor. Devam eden göç akışı karşısında soruna kökü çözüm aramaktan kaçınan Avrupa hükümetleri göçü bir güvenlik sorunu olarak görmeye devam ediyor. Alınan polisiye önlemlerle göçün sonu getirilmeye çalışılıyor. Ancak köklü bir sorun olarak duran göç sorunu daha adil ve eşit bir yaklaşım bekliyor. Binbir zorluklar ve bazen ölümlerle sonlanan yolculuklar ardından köklerinden olan bu göçmenler hapsedilme değil, daha iyi bir yaşam hayaliyle Avrupa kapılarına dayanır. 


Kaynak: ANF

YazdırYazdır | gulbahar | 22.01.2008, 16:01:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

Okuyucu değerlendirmesi