AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace

Merhaba Misafir, Forumlarımıza hoşgeldiniz.

Üye olmak için burayı tıklamanız yeterli. Kayıt işlemi ücretsiz olup, konulara cevap yazabilmeniz için gereklidir.
Hatırla
Parolanız
   
Forum
 Kültür - Sanat / Sinema
        Bağımsız sinema (nedir, ne değildir)

Bağımsız sinema (nedir, ne değildir)


16.04.2011 20:08

Wolvorine


Üye


Mesaj sayısı 3

Kayıt Tarihi: 05.12.2009, 00:08:17
Ahmet SONER

Bağımsız sinema "sözünü ilk kez 1960'lı yıllarda duymuştum. John Cassavetes'in ilk filmi "Shadows" (Gölgeler) için söyleniyordu bu söz. Nedeni şuydu; Yönetmen Hollywood dışında, New-York'da çekmişti filmi ve arkasında sinema tekelleri yoktu. Film stüdyoda değil, gerçek mekanlarda ve sokaklarda çekilmişti.

Demek ki bağımsızlığın ilk koşulu tekellerden, büyük şirketlerden ve sermayeden uzak durmaktır. Yani Yeşilçam'ın, mümkünse İstanbul'un dışında film çekmek, yapay değil, gerçek mekanlarda çalışmaktır.

Bağımsızlığın ikinci koşulu, dağıtım adı verilen ticari sinemalar zincirinden uzak durmaktır. Çünkü ticari sinemalar filmin süresini kısıtlamaktadır. Uzun metrajlı bir film en az 70, en çok 110 dakika olmalı diye bir standart getirilmiştir. Filmin günde beş kez gösterilebilmesi ve araya reklamların sokuşturulabilmesi içindir bu süre kısıtlaması.

Oysa bağımsız sinemacı filminin süresini anlattığı öyküye göre belirler. Bazı öyküler beş dakikada, bazıları on, yirmi veya kırkbeş dakikada anlatılabilir. Öyle öyküler vardır ki onları anlatmaya üç, beş, on saat bile yetmeyebilir. Bu yüzden bağımsız sinemacı filminin süresini standartlara uydurabilmek için ne kısaltır, ne de uzatır. Kalıp ve şablonlardan uzak durmalıdır bağımsız sinemacı, yenilikçi ve deneyselci olmalıdır. Filminin fazla sayıda izleyici tarafından izlenmesi için hiçbir taviz vermemeli, göbek ve ezan sahnelerinden uzak durmalıdır.

Bağımsızlığın üçüncü koşulu sansüre ve denetime karşı çıkmaktır. Ticari sinemalarda gösterilen her filmin bir işletme belgesi vardır ve bu belge Kültür Bakanlığı Telif Hakları Müdürlüğü Denetim Kurulu tarafından verilmektedir. Yapılan denetim sonucunda film tümden yasaklanabilir, ya da bazı sahnelerin ve konuşmaların çıkartılması koşuluyla gösterim izni verilebilir. Yasaklama ve kesme dışında Denetim Kurulu bir başka sınırlama daha yapar, filmleri sınıflandırır. Bazı filmleri izleyebilmek için 7 yaşından büyük olmak, bazı filmler için 13 yaşından büyük olmak, bazıları için de 15 ya da 18 yaşını doldurmuş olmak gerekir. Geriye kalan pek az filme sınırlama getirilmez, o filmleri her yaşta insan izleyebilir.

Bağımsız sinemacı için böyle şeyler anlamsızdır, bu yüzden filmini denetime göndermemelidir. Bağımsız sinemacı kendi alternatif dağıtım zincirini kendisi oluşturmalıdır. 25, 30 sandalyenin sığabildiği her salon bu dağıtım zincirine katılabilir. Kültür merkezleri, sendikalar, dernekler, kooperatifler, belediyeler ve vakıfların salonlarından yararlanarak alternatif bir dağıtım zinciri oluşturulabilir. Handan İpekçi, ilk filmi olan "Babam Askerde"nin daha ilk haftası dolmadan gösterimden kaldırılması üzerine Anadolu turnesine çıkmış, nerde bir salon bulduysa filmini orda göstermişti. Böylelikle film en azından beş bin izleyici ile buluşabilmişti.

Gösterimler projeksiyon makinesi ve pozitif kopyalarla değil, sinevizyon üzerinden dvd ile yapılmalıdır. Çünkü bir filmin kopyası yaklaşık yirmi kilo ağırlığındadır, oysa bir dvd cepte taşınabilir. Ayrıca bir kopyanın maliyeti üç bin liradır, dvd ise iki lira... Üstelik kopya her gösterimde yıpranır; onbeş, yirmi günde hurdaya dönüşür. Bir kopya ile sadece bir yerde gösterim yapılabilir, ama birkaç dvd ile aynı anda pek çok yerde izleyiciye ulaşmak mümkündür.

Bağımsızlığın bir başka koşulu yıldız oyuncuları oynatmamaktır. Çünkü yıldız oyuncular filmin her sahnesinde görünmek ister, yakın plan çekilmesini ister. Herkesin tanıdığı yüzler filmin gerçekliğini bozar, anlatılan öyküyü zedeler. Yoksul bir köylü ya da işçiyi oynasa da, izleyici onun çok ünlü ve zengin bir star olduğunu asla unutmaz.

Genç yönetmenlerin çoğu kendisini bağımsız sinemacı ilan etmiştir. Bağımsızlıktan anladıkları, kendi paralarıyla film yapmalarıdır. Çektikleri filmi denetime gönderip ticari sinemalarda gösterime sokarlar. Çünkü filmleri standartlara uygundur. Üstelik yaş sınırlamasına da karşı çıkmazlar. Bunun neresi bağımsızlık?

Türkiye'de bağımsız sinemacı denilebilecek tek bir yönetmen vardı: Yıllardır Kütahya'nın Tepecik Köyü'nde filmler üreten ve geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan Ahmet Uluçay...

Ama o da ilk uzun metrajlı "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" adlı filmini denetime sokarak ticari sinemalara girebilmiş ve buna karşı çıkamamıştır.

Tam da bu yazıyı bitirdiğim günlerde, İstanbul Film Festivalinde bir film izledim: Uygar Asan'ın "Dağınıklar Kenti"... "İşte" dedim kendi kendime, "Bağımsız sinema bu... Gerçekten bağımsız sinema yapan yönetmenlere başarılar dilerim.

Ahmet SONER
Kullanıcı çevrimdışı Yazıcıya Gönder
 

Sayfayı yazdır  |  Önceki Konu
Hızlı Menü
 



Forum istatistikleri
Konular:333, İletiler:446, Kullanıcılar:1499
Aramıza en son katılan üyemiz, rasalat
Doğum Günü Olanlar
Nurtanem (41), harpoon (30), baro (23), fırat yılmaz (20), şehitlere (22), şırnaklı (47)