| 25.12.2009 19:27 | |
sairyurekÜye Mesaj sayısı 1 Kayıt Tarihi: 25.12.2009, 19:13:13 |
Adı KÜRT Konulan \' PİÇ \' Bir Mutasyona Uğramıştı Genlerim
Bir ateş parçasıydı gizlerde gidip gelen şey. Nerden geldiği bilinmeyen sonsuzdu İnorganik organik diye ayrılan, değişimle döllenen, insandım. Varoluşumdaki rolüm, tüm şeylerin tek nedeni, iyilik ve kötülük, durmayan matematik bir sonuçla kemirdi beynimi. Her şey değişmek zorundaydı. Felsefi bakışlı zıtlıkla bir şeytan yarattım... İdeolojik yok oluşun kıvranan fahişesi! durmadan... İnsandan şeytanlar türettim Ve sonsuzluktan gelen entrikalarla ne tufanlar yarattım? Gemileri olmayan tufanlarla ırkları yeryüzüne serptim. Genleri Mutasyonik bir kazaya uğramıştı adı 'PİÇ' konulan IRK... --- Hiç bir toprak kimsenin değilken, yeryüzüne hiç bir isim konulmamışken, Ey kahrolası kin! bitmeyen zehrinin damıtan imbiğiyle öldüren! Sapkın tarihin başlarken, piramitten aşklara inat mıydı kirliliğin? Sana kanarak insanlığımı bir an yitirdim. Anlamı bilinmeyen noktalarla dolan zamanda. Hadi gel beni öp dudağımdan. bir hayat Fışkırsın ana rahminden. Ufacıktı…felsefi denklemler. Kısacıktı…insani ilişkiler. Görünmezdi…tarihsel gerçekler. Gözler, sağırlaşan kulaklar kadar duyumsuz Ve hayattaki en sorumsuz damlaydı. Yeryüzünü kirleten insan! Aktın ille de içime. Dağlardan barikatlar kurarak tenimde. Ben Tanrı kadar tanrılaşan isyan! Ben mahluk- i hayvan! Ben türlerin en sonuncusu! Ben tahribatın bekçisi! Bir tufanla başladı... Bir tufan ki ...bir damla su kadar bile görünmezdi. ......”OL” emriyle her şey oluverdi. ...Ve insanoğlu, kendisini nasıl kaybetti, Evrimleşti? Ve milyonlarca yıl sonra İnsanın insana ihaneti başladı. … Yıldızların, çok sönük yandığı bir gecede, Baharları yel eser, hani serinlersin gölgesinde? işte o gece, çok gizlice Güllerin dibinde, bir kadın, bir erkek Genlerine inat ederek Türkçe şiir eşliğinde Sevişirken en cicimli gecesinde, Türkçe çocuk yapmak niyetiyle, Gövdeler gövdelere kilitlendiğinde Tenler tenlerde eritildiğinde Spermler yumurtayla birleştiğinde Genlerini Türkçe’ye çeviremediler. Kürt genleriyle donatılmıştı bahçeler. Karanlık bir iklimde düşen her damla... Kadınlarımızın memesinden akan süt gibiydi hala tadı durur Dudaklarımda. Her anne, benim annemdi. Terim sevdamın seviştiği dağ kokar. İntiharım suskunluğumla başladı... Ölü bir yıldızdan koparak başladı maceramız Karaca dağ’dan fışkıran bazalt parçaları... volkanik bir hataydı varoluşum. … lav oldum serildim yeryüzüne İsyan oldum tükürdüm ihanetin gözüne Avalca bakmayın yüzüme Kulak verin sözüme Ey! ırk çevirmenleri Ey! gen bilimciler! Nerden geldi 'piç'liğim? Çıplak mı çıplak! Beyaz mı beyaz! Aklına bunları yaz... 'PİÇ' mi doğdu Kürtlüğüm? ... Ey inat! “Ben gezgin satıcıyım,cevher satıcısı değil Kendi kendime yetişmişim,yetiştirilmiş değil Kürdüm dağlıyım kenardanım” ... Kabustu beynimi kuşatan zaman... Tarihler toz duman Vatanseverliğin yalan... Amacın sadece talan Hani nerde vicdan (RUHSAL İÇ ÇATIŞMA – Çelişkilerin çatışkısı ) Sonra, hırsız bir gecede Ansızın, kara kukuletalı şifrelenmiş ihanet, Değiştirilmeye çalışılan genler, Varolmayan piçliğime nedenler, Destansı tarihlere tükürerek, Trajikomik gülüşümde öldürülen, Ey kahrolası ironik zaman! 'KART-KURT' oldu piçliğim. Çelikte eridi ateşimle. ... Tarihçiler! Gen bilimciler! Zaman kahreden bir ayrılık mı? İnsan kendi kurduyla devrilen ağaç mı? ... Ey Tanrı! Tepeden tırnağa yalan değilse yaşam, O en güçlü sesinle Koy beni bir yere...? Bak nasılda yok sayıyorlar Atomdan oluşan bedenimi? Neden bu şifrelerle donatın ki genlerimi? Hadi sus-tum ! diyelim, Kabuslar sürülüyor üstüme. Paslı bir hançerle zulüm dokuyor tenime. Ve ölüyorum en cennet iklimde Yayından fırlayan ok gibi bir ihanetle… (SORGULAMA) Şimdi sen söyle Ey evren! Kendinle ört üstümü. Ne belalar salındı üstüme? Mini minnacık Sevimsiz ve hain. Kahroluşumun sebebi genler... Eciş bücüş görünmezler. Talan var tenimde. At kişnemeleri, nal sesleri, Kin nehirleri... Talan var tenimde Talannn! Gözlerimin içine bakıp Savurduğun kahrolası yalan... ... “Ben Allah’ın hikmetine şaşakaldım Kürtler dünya devletinde Acep ne sebeple kalmışlar boynu bükük Hepsi birden niçin olmuşlar mahkum”? Ey Yunus! İşte şiirlerin: “Yanan kömür, Kızan demir, Örse çekiç Vuran biziz.” “Geçti beyler mürüvveti, Binmişler birer atı, Yediği insan eti, İçtiği kan olmuştur..” Dayanamam artık yeter(Edi Bese) Kan kırmızısına çevrilmesin toprak Topraktan fışkırsın milyonlarca hayat Hem sana hem bana yeter bu aşk Ey Yunus! Bak ardılın haykırıyor duyuyor musun? “Neyleyim ki pazar hayli kesattır. Alıcısı yoktur Kürtçe kumaşın. Yani para ve altın hırsından, İlmin tamamını bir mangıra satsan, Felsefeyi bir pabuca bile versen Devrin böyle olduğunu gördüğümüz vakit Hep para için savaşıldığını (gördüğümüz) anladığımız vakit” Ey insan! Nedir bu vahşet? Kininden düşen bin dehşet. Yaktı beni Dilinden türeyen İhanet. Oysa aynı güllerin birer dikenidir insan. Kara Papak Türklerinden Çıldırlı Aşık Şenlik Senin neyin söylesene? Beni yok sayan boş inkarın? Yok saydığınız beni. Ne güzel Ruslara karşı direnmeye çağıran şiiriyle: “bir kağız yazmışam celali kürde O zaman cevaf ver merdoğlu merde Seksenmin pür silah tamam bir yerde Yêriyif Kürdistan külli var gelir” Okundu ferman.! Şifrelerimize müdahale var.! Lamarck’ ın çevresel 'PİÇ'liğimiydi Kürt oluşum.? Darwin’in doğal ayıklanmasından mı türedim? Yada Allah’ın yaratığı insan mıydı Kürtlüğüm? Şimdi şaşırdım kaldım. Hangisi? Acaba..!? Derin düşüncelere daldım. Yaşama hayran kaldım, Soran mı var? Adem ve Havva kimdendi? Başıma bela kesilen Ah! bu genler... Kanıtıma nedenler... Sen! ey kalın kafalı 'KART-KURT'! Biz zaten şifrelenmiş varoluşunun değişmez genleriyiz. İnkara karşı başkaldıran şövalyeleriz. Mutasyonik bir kazaya uğrayan genlerinle, Sen 'PİÇ' doğan bir Kürtlüğün, Daha da 'PİÇ'leşen çocuğu. Hani nerde şairliğin? Bir taşa çarpar gibi parçalandı kainattaki tüm düşlerim. Kan akmadan da öldürüldüm. Çıplak tenime saplandı zehirli dilin. Ayrıldık mı? depremlerde ayrılan yer kabuğu gibi acımasız? Ayrıldık mı aniden? yıldızlardan kopan ateş gibi birden? Ey! tarihin kirli sayfalarından akan kan! Hala durulmadın mı? Hain bıçaklarla çizdin, Tenimdeki sınırlar senin ihanetin! Avuçlarımda ölümü bir çocuk sevgisiyle besliyorum yaşama filiz versin Ne çıkar ki bilinerek geceler karartılıyorsa Ey kahrolası ihanet! Aşk mıydı tapındığım tanrıçalığın Yoksa kardeşliğin gri renklerimi? Göbeğim kesilirken dillimde kesilir Özgürlük dediğin bu mu? Ey! Ay gecelerinin çözümsüz serenadı? Çırılçıplak anadan üryan bir sözcükle çağırıyorum seni. Gel! Ay çıkmayan bir gecede sende Kürt ol! Sosyolojiye inat. Matematiği tutmayan hesap, Kabuklarını kır! Bir günlüğüne de olsa yüreğimle seviş, Aşkımla örtüş. Vatan olalım, Mozaikler ülkesi Yetmiş iki milletin dili. Hitit, Lidya, Sümer,Medya, Boşnak, Çerkez, Asur, Pers! Soy kütüğünü takip ediyorum ey insan! Kuran’i Kerim’de Adem ve Havva Darwinizimde atamız bir maymun. Yada rastlantısal mutasyonik bir kaza. Velhasıl Son fasıl Sonuç homo sapiens. Nerden gidersen git. Geliyorsun tek pınara. Bir gün kısa, bir ömürle sende gireceksin o dar sığınağa. Öyleyse ne kükrersin yelesiz aslan gibi? Savaştan çıkmış bir kahraman mısın sen? Atıp tutma vurup kırma Vatansa, Vatan! benim canım. O toprağa kanımı katan, dedelerim. Rüyalarına girmedi mi çığırdığı ezgileriyle? 'Kolumu salladım toplar oynadı Kara taş içinde çete kaynadı Yaşasın Urfalılar teslim olmadı Di yeri yeri kumandanlar yeri Çetelerim gidiyor dönmüyor geri' Şanlıurfa halkı Fransızları bozguna uğrattığında, Karabıyıklı da Karayılan düşmanı kırdığında. Kahramanlaşan Maraş’a sen hangi yürekle kükrersin? Vatanımda kuşatıldığımıza bakmadan, Yetmiş iki dilden ezgilerimizi yakarak, Su gibi akıp toprak içine sinerek hey! Ve delirmiş bir küheylan gibi silkinerek! Frenk giysili adamlar namusumuza el atanda, Al kanlı bayrağı mı çiğnemiştik? Şimdi, birden bire bir Newroz gününde, Nevroztik bir histeriyle ırkçı literatürlerde 'PİÇ' mi doğduk adı Kürt konulan? Çırılçıplak anadan üryan, dilimden kopan isyan. Duy sesimin yaramaz çocukluğunu Bir Türk kızının kızlığı kadar namuslu sözlerim. Bana, beni yaralarda işgalci kurşunundan daha ağır. Dayanamam. Gel gir koynuma ey Vatan! Bir gelin almışız telli duvağı Türk motifli Ve yemekleri ne çok güzel, Sanki yapan Kürt kızı? O tadı veren ellerindi... Nergis ellerin... Özledim Bahar kokulu tadını Kokusu ki vatan, Güzelliğine bin renk katan. Çerkez kızı’nın cazibesi Ve Temel’in esprisi Hamsi gülüşlü... Burnu kartal gagası Kahraman bakışlı. Emekle yoğrulmuş hamuru Vatanımın Sanki kızlarımızın ördüğü kilim nakşı Elleri kırılası zaman ne susarsın? Bebelerimiz kan gölünde boğulmuştu. Cesetlerinden akan kanla toprakta güller açmıştı. Ey insan! Uyan! fayları parçalanıyor Vatanımın. İkliminden aldım rengini Ölümle kuşatılmış tenimin. Terinden yakılır aşktır ezgilerim Barış rengine hasret vatanımın Saplantılı kafanı sapla kuma körelmiş gözlerin. Okyanusun dalgasındaki gürültüyle belki uyanırsın. Denizlerin esintisiyle gelen melodik aşk gibi içten, Oku bakalım, sevdalım bir şarkı... Özgürlük koksun. Çığlaşan sesinle yayılsın, Evreni doldursun. Şiirlerimin meşk safsatası bir kurgudur. Kadınlarla olan sevişmem sadece sözsel bir vurgudur. Nerde bu duyguların dans eden şerefli öpüşleri? Ve vatan kadar tutunacağım bir ozanın gözleri? Her seviştiğimde Yıldızların ışıltısında, Debelendiğim toprakta Yatanların külleri dirilsin! Konuşturmayın beni! Uslanmaz ozandır bir yanım, Destanlar yaratırım kuru daldaki yaprağa. Ağıtlarlarımla çınarların kökleri gibi Karanlıklardan fırlar haykırışlarım Salınır toprağa. Barıştır yüreğimize işlenen Ey tarih sayfalarını aç Artık ağlamaya vaktimiz yok. Birkaç bin yıldır Ağlıyor analarımız Körpe bedenlere sarınarak. Kan kırmızı karanfile dönerek giysileri. Ve sen Ey kardeşlik Duy sesimi! Toprağımda bana, Kanımı akıttığım Vatanımda Hain! diyen dilin utanmadı mı kardeşliğinden? Bülbül-ü şeyda aşkıyla şarkılar söyleyelim, Pir Sultan Abdal’ın sazıyla ezgiler. Dadaloğlu’yum hey! Köroğluyum! gökleri gürletirim attığım narayla. Demirci Kava’nın ateşiyim zulmü eritirim. Mem’u Zin sevdasıyım. Leyla mecnun çölüyüm. Ferhat’ın gürzüyüm. Yunus’un diliyim. Yaşamanın en güzel ezgisiyim. “Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni” Vuruldum ey vatan! Şimdi ben neyim? Şehit mi,? Leş mi? Yazık be! Çok yazık.! Hangi kitapta yazar, Dost dosta mezar kazar? Aynı toprak adına,aynı düşmanla çarpışan. Aynı mezarda yatan, aynı omuzda taşınan. Ölürken bile, gülümseyen. Çanakkaledeki Kürde hainliği! Yapıştıran? Birden bire bir fay koptu içimde. Bir gecede beni hainleştiren, Sen kimsin de... Havadan sudan kükrersin? Hiç bir Türk mertliğini kirletmez. Küfretmek Türk! lüğü belirtmez. Önce kafamı ez kendini bilmez, Kimse bana vatanımda “Ya sev ya terk et” di-ye-mez! S ...U ......S .........M ............U ...............Y ..................O .....................R Susmuyor dilim Yayından fırlamış ok gibi Yok geri dönüşüm Vatanım ben Vatan! Sen bilsen de Bilmesen de. Ben bu vatanın çocuğuyum Çiçekli bahçelerin başkaldıran gülüyüm. Yetmiş iki milletin susmayan bülbülüyüm. 25.03.2005 Suruç |