| 24.07.2009 15:55 | |
kEditorAdministrator Mesaj sayısı 178 Kayıt Tarihi: 27.02.2007, 00:08:44 |
Ahmet Kaya’nın sürgündeki yaşamı
Muhalif kimliği ile sisteme karşı duran Ahmet Kaya, duruşu, sanatı ve yaşamıyla kendi deyimi ile “Cekedini yağmura asan” tek sanatçıydı. Ahmet Kaya’nın ölümünün üzerinden 9 yıl geçse de, halen sevenlerinin gönlünde dipdiri duruyor. Gazeteci - yönetmen Hayri Argav, Ahmet Kaya’nın sürgün yaşamı ve politik duruşunu bir belgesel film ile yeniden gündeme getiriyor. Hayri Argav’ın, 20 yıllık sanatı ile hep başı “belada” olan Kaya’nın sanatsal ve politik yaşamını anlattığı belgesel film, ‘Ahmet Kaya’nın sürgündeki yaşamı’ adını taşıyor. Bu tarihe ışık tutup, yeni kuşakların onu daha iyi tanımalarını sağlama görevine bir katkı olarak bu belgeseli çektiklerini belirten Argav, belgesele ilişkin şunları aktarıyor: “Kentlerin tanklara teslim olduğu, ülkenin sorumluluk duyan kızları ve oğullarının işkencelerden geçirilerek cezaevlerine doldurulduğu, idamlara gönderildiği korku dolu bir süreçte bunlara başkaldıran bir Ahmet Kaya görüyoruz. Kürt Özgürlük Savaşı’nın başladığı yıllarda ve giderek tamamen kirlenen savaş sürecinde, bunlara karşı direnen Kürt halkının yanında yer alan bir Ahmet Kaya var”. Argav, şoven saldırıların azgınlaştığı, uluslararası güçlerin Kürtleri bu ateş çemberi içine atmaya çalıştıkları bir dönemde onun Kürt kimliğine sahip çıkması hem bir cesaret, hem de bir sorumluluk örneği olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Onun aldığı bir ödülü, herkesin ‘bir avuç’ olarak bildiği Cumartesi Anneleri’ne adaması, yüreğinde nasıl bir ateş taşıdığını göstermektedir. Şan ve şöhretin zirvesindeyken buna aldırmaksızan, çağının tanığı olmanın vermiş olduğu sorumlulukla yüreğindeki sese kulak veren ve bunun sonucunda ağır bir cezaya, sürgüne çarptırılan bir Ahmet Kaya var”. ‘Belgeseli çekmek zor’ Ahmet Kaya belgeselini çekmenin zor bir iş olduğunu söyleyen Hayri Argav, karşılarında Türk-Kürt coğrafyasında ve o coğrafyadan Avrupa’ya sarkan, şarkıları ve konserleriyle büyük bir etki yaratmış bir Ahmet Kaya’nın olduğunu dile getiriyor. Avgan, “Yirmi yıllık sanat yaşamına çok şey sığdırmış. Ölümünün üzerinden 9 yıl geçmiş olmasına karşın, sevenlerinin gönlünde yaşamın içinde dipdiri duran bir Ahmet Kaya” olduğunu belirtiyor. Ahmet Kaya’nın sürgüne gönderilmesine ve orada yaşamını yitirmesine neden olan Kürt sorunu gibi konuların hep gündeme geldiğini söyleyen Argav, sanatçılığı, duruşu gibi anlatılması gereken yanlarına koşut, bir o kadar da belge ve onun yakın tanığı olmuş ailesi, dostları ve arkadaşları olduğuna dikkat çekiyor. Argav, “Durum böyle olunca onu anlatmak daha bir zorlaşıyor. Ahmet Kaya, bir sanatçı olarak da Türk müziğinde ‘devrim’ denilebilecek düzeyde değişim yaratmıştır. Eski Osmanlı klasiği olarak bilinen ‘Türk Sanat Müziği’ ile ‘Türk Halk Müziği’ arasına sıkışıp kalmış Türk müziğine, ‘özgün’ ya da başkalarının deyimiyle ‘protest’ türüyle yepyeni bir alan açmış. Türk müziğinin modernleşmesinde dolayısıyla da Türk kültürünün zenginleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Tıpkı kendi dallarında yer edinen Pir Sultan, Nazım, Yılmaz Güney gibi” diyor. Çekimler 5 ülkede yapıldı Yaptıkları belgeselin Ahmet Kaya’nın sürgündeki yılları kapsadığını belirten Hayri Argav, “Ama bununla sınırlı değil; geriye dönüşlerle onun geçmişine de gidilecek. Magazin Gazetecileri sürecinden sonra Ahmet Kaya Türkiye’de, sürgün olarak kaldığı Avrupa’da neler yaşadı; yaşamı, duyguları, sanatı, kimlik arayışı, sürgün günlerinin getirdiği yalnızlık ve tabi ölümü ve benzeri yönleri anlatan bir çalışmadır” dedi. 4 ayrı ekiple Fransa, Almanya, Belçika, Türkiye ve Güney Kürdistan gibi 5 ülkede çekimlerini yaptıklarını kaydeden Argav, çekimlerinin büyük çoğunluğunun bittiğini bilgisini verdi. Belgeselin zor ama zevkli bir çalışma olduğunu ifade den Argav, amaçlarının “Onu iyi ve doğru anlatabilmek olduğundan, çekimlerde kullandığımız teknik dahil olmak üzere kişilerin ve belgelerin bulunması ile seçiminde büyük bir özen gösterdik” dedi. Argav, belgeselde, aralarında Ahmet Kaya’nın ailesi, sanatçı, siyasetçi, avukatı ve yakın dostlarının bulunduğu 30’a yakın kişi ile görüşerek, çekimler yaptıklarını söyledi. Belgeselin bitme aşamasına geldiğini söyleyen Argav son olarak şu bilgileri verdi: “Dönemin, Türk, Kürt ve Fransız görsel ve yazılı medyasını taradık. Birçok haber, bilgi elimizde birikti. Ayrıca ceza almasına gerekçe gösterilen konserlerinin görüntülerinin yanında birçok konser kaset ve CD’lerine ulaştık. Bütün bu çalışmaları bağımsız bir gözle ve iyi bir kurgu ile şekillendirmeye çalışıyoruz”. Kaynak: Yeni Özgür Politika |