| |
|
|
|
|
 |
Administrator
Mesaj sayısı 18
Kayıt Tarihi: 24.08.2006, 19:42:13
|
İlk film 'G.O.R.A.' ileriye gidiyordu. İkinci film 'A.R.O.G.' geriye, bir milyon öncesine, yontma taş devrine gidiyor. Diyalogların boğduğu espiriler, tam anlamıyla umulan kahkahaları attıramıyor ne yazık ki seyirciye...
Cem Yılmaz, Türkiye için hayli yüksek bütçeyle (sekiz buçuk milyon dolar), 2004 yapımı 'G.O.R.A.'nın devamı 'A.R.O.G.' bilimkurgusunu çekti. 'Stand-up' komedyeni Cem Yılmaz, kendisinin yazdığı ve yönetmenliğine ortak olduğu yüksek bütçeli komedi filmleri yapıyor. 'G.O.R.A.'yı, Ömer Faruk Sorak'la ortak yöneten Yılmaz, 'A.R.O.G.'u 2006'da 'Hokkabaz' filmini ortak yönettikleri Ali Taner Baltacı'yla birlikte yönetmişler.
Bu filmin güzel ve doğru taraflarından biri sinemaskop (genişperde) çekilmesi belki de. İlk film, 'G.O.R.A'ydı. İkinci filmin adı niye 'A.R.O.G.' diye düşünebilir insan. Elbette ilk film, ileriye gidiyordu, bu ikinci filmse geriye. Belki de ondan.
Evet, halıcı esnafı Arif'e ezeli düşmanı uzaylı Logar yine musallat oluyor. Logar, Arif'i geleceğe değil, bir milyon yıl öncesine, yontma taş devrine gönderiyor. Ceku'yla evli ve bebek bekleyen Arif, bir milyon öncesinde bir dolu macera yaşıyor işte. Atalarımız, yaşamlarını sürdürebilmek için taşları yontarak ilk aletleri yapıyorlar bu devirde. Buzul çağının sonları olan yontma taş devrinden ardından gelen cilalı taş devrinde uygarlık gelişmeye başlıyor. Arif, yontma taş devrinde önce maymunlarla dostluğunu geliştiriyor. Sonra etobur bir dinozorun iyiliğiyle karşılaşıyor. Ardında da atalarımızla tanışıyor. Hayat her devirde zor. Çünkü 'kötü'ler her devirde var. Bir kanaat önderi Dimi'nin muhtarlığını yaptığı köyde, taşları işleyerek aletler geliştirmişler. Mağaralara resimler yapıyorlar, hatta seramik bile işliyorlar. İşte bu köyün sanatçı ruhuna karşı gelen ilk 'kötü adam' Kaaya, köyün gelişimi sağlayan aletleri sürekli toplatıyor. Dünyanın ilk sinirli insanı kardeşi Karga bu işi zevkle yapıyor. Kaaya, neden gelişmeye karşı? Onun da bir nedeni var elbette. Aslında filmdeki tiplemeler üzerinden hikayeyi düşünmek daha iyi. Kaaya'nın dünyanın ilk sanatçısı olan oğlu Taşa, Dimi'nin asi kızı Mimi'ye aşık oluyor. Belki de bu da dünyadaki ilk aşktır. Arif, uygarlığın gelişimi için her şeyi hızalandırıyor ve köyde hummalı çalışmalar başlıyor. Ama, kötüler bu gelişmeye son noktayı koyuyorlar. Tek çıkışsa bir futbol maçı. Dimi'nin köyü, Kaaya'nın köyünü yenerse, 'kötülerin köyü', 'iyilerin köyü'nü serbest bırakacak. Filmin sonu tahmin edilebiliyor herhalde. Biraz uzun olmasına rağmen filmin belki de en güzel anları bu futbol maçı. Futbol maçının seyircileri arasında eski ünlü futbolcu, şimdinin yorumcusu Rıdvan Dilmen de var ve 'Bu gol olabilir' diyerek seyirciye kahkayı attırıyor.
Fikrin yaratıcı olduğu filmde, belki de en büyük handikap diyalogların çok uzun olması. Seyirci, bu uzun konuşmaların içinde espirileri kaçırdığından olmalı, o beklenen kahkaha fırtınası kopamıyor salonda. Perdede Cem Yılmaz'ı görüp gülememek gerçekten hüzün verici. Belki 'stand-up' yaparken sahnede seyirciyi o espirilere çok gülebilir, ama sinema farklı.
Cem Yılmaz keşke, büyük usta Blake Edwards'ın Peter Sellers'la yaptığı filmleri izleyebilseydi. Öncelikle 1968 yapımı 'The Party-Tatlı Budala' ve 1978 yapımı 'Revenge of Pink Panther-Pembe Panter'in İntikamı' filmlerini görse iyi olurdu. En azından sinemada komedinin ne olduğu fark edilebilirdi. Sinemaskop teknikle çekilen bu film estetik açıdan sanatseverleri doyuramıyor. Işık düzenlemeleri ve mekan kullanımları etkileyici değil. Ama, özel efektler gerçekten inandırıcı. Teknik anlamda sinemamızın gelişimini perdede görmek heyecan verici. Cem Yılmaz, bazı filmlere de gönderme yapmış. Jerry Zucker'ın 1990 yapımı 'Ghost-Hayalet', Stanley Kubrick'in 1968 yapımı '2001: A Space Odyssey 2001: Bir Uzay Destanı' ve Steven Spielberg'ün 1993 yapımı 'Jurassic Park', Yılmaz'ın saygılı alaycılığından nasibini alıyorlar. Yılmaz, Edip Akbayram ve Nazım Hikmet'e de birer selam göndermiş 'A.R.O.G.' komedi-bilimkurgu filmiyle. İflah olmaz Cem Yılmaz fanatikleri, ne olursa olsun 'A.R.O.G.'tan keyif alacaklar belki de. 'A.R.O.G.'un 'G.O.R.A.'ya göre daha az küfürlü olması da iyi.
A.R.O.G.: Bir Yontma Taş Filmi
Yönetmen: Cem Yılmaz-Ali Taner Baltacı
Senaryo: Cem Yılmaz
Görüntü: Soykut Turan
Oyuncular: Cem Yılmaz (Arif-Logar-Kaaya), Özgü Özberk (Ceku), Zafer Alagöz (Karga), Özkan Uğur (Dimi), Ozan Güven (Taşa), Nil Karaibrahimgil (Mimi)
Yapım: CMYLMZ-Fida Film (2008)
Kaynak: Gündem-Online / Ali Erden
__________________________________________________
│▒│ /▒/
│▒│/▒/
│▒ /▒/─┬─┐
│▒│▒|▒│▒│
|▒ |▒ |▒ |▒ |
│▒┌──┘▒│
└┐▒▒▒★/
Ne bi almani u ingilizi/ u ne bi fransi
em perwerdehiya xwe dixwazin/ bi zimane zikmaki
ne bi farisi, ne bi erebi/ u ne bi tirki
zimane me, zimane kurdi/ bikin zimaneki fermi
bi feyili, gorani, dimilki/ sorani, kurmanci
her herem, her devok/ her zaravayeki
binvisenin, bixwenin/ bifikirin, bipeyvin
ci pewist dike bikim/ ji bo na azadiya zimane min
zimanen me dibejin/ dibejin em kurd in
edi bes e/ hew dikarin canda me inkar bikin
edi bes e, dive em edi le/ xwedi derkevin.
Em fedi dikin, qiymet nadin/ bikaranina ziman
komplekseki me heye/ ere beguman
naye qebul kirin/ em canda xwe bi xwe bikujin
dev ji nuceyen wan/ u dev ji diziyen wan berd in
dive em edi li televiziyonen kurdan/ temase bikin
pirtuk, kovar u rojname/ her roj bixwinin
li Muzika kurdi guhdar bikin/ govenda kurdi bileyizin
dive wek kurdiya cepemeni ye/ kurdiya xwe pesbixin
u ne bi tene/ bi bikaranina peyven rojane
bi her awahi/ ziman e, yekitiya me
bila bizanibin em hene/ u zimane me heye
zimane me nasname, dirok/ u hebuna me ye.
Bi kurdi ji me re digotin/ em ji bi kurdi dibejin
Bi kurdi dipeyivin/ deng dikin u diaxifin
Bi kurdi qise dikin/ sore dikin u distexilin
Bi kurdi xeber didin/ u bi kurdi dua dikin
Bi kurdi sohbet dikin/ cer dikin u sixef fikin
Bi kurdi gazi dikin/ u daxuyani didin
Bi kurdi pistepist dikin/ u bi kurdi diqirenein
Bi kurdi, bi kurdi/ em bi kurdi, distrenin.
|
Yazıcıya Gönder
|
|
|