| |
|
|
|
|
 |
Üye
Mesaj sayısı 30
Kayıt Tarihi: 14.03.2007, 22:25:47
|
Sonbahar... Ödüllü bir film... Yönetmen ve senarist iki Karadenizli... Artvin Arhavi'de misafirleri oluyorum, doğdukları toprakta, filmin ilk Gala gösterimini kendi mekânlarında sunuyorlar bize... Bildiğimiz sıradan klasik Gala'lardan değil, salonda hiçbir protokol havası yok... Alışılagelmişin dışında... Dostça, insanca...
Oyuncular yerel halk ağırlıklı... Tüm amatörlüklerine rağmen, profesyonellere taş çıkartan bir performans sergilemişler... Belki hayatlarında hiç sinemaya gitmemiş olanlar da var. İnsanın kendini izlemesi nasıl bir duygu acaba?
Hani film eleştirmeni falan değilim, sinema ile olan yakınlığımda sadece seyir düzeyinde ama bu filmi anlatmak gerek...
...
Sonbahar... Yalnızlıktır biraz. Burukluğun inceden inceye isyan kıvılcımlarını titrettiği içsel bir dönüştür, insan canlısı yüreklerde. Yusuf'un hikâyesi, bugün sonbahar... Yusuf'un hikâyesi söze gelen 'biz' hikâyesidir. Gençliğinin baharında yürek kıyılarında olgunlaşan deli dalgaların, kendi yalnızlık duvarlarına çarpışının hikâyesidir.
Biz kıyılarında gezinirken düşlerin, yaşama koşanların sırlı dünyalarını bilemedik... Yaşamıyorduk, sadece soluk alıp veriyorduk. Yorulduk, dinlenemedik, bir ölüm kıyısında hep yaşamı aradık, yalnızlığımız vuruldu hep yüzümüze...
Başladığı yerden bitirmek de istiyor Yusuf... Zaman akmış, her şey değişmiş ama o değişememiş... Kirlenmemiş bir dünyası var... Ya yaşadığı travma... Hepimizin yaşadığı yalnızlıkların toplamı...
...
Filmin karakteri Yusuf, üniversite öğrencisiyken tutuklanıp cezaevine giriyor. Cezaevinde ideallerine yöneltilen saldırılar bir yana, sistemin kişiliğini teslim alma girişimine karşı girdiği açlık grevi sonunda sağlığını yitirir ve on yıl sonra tahliye olur. Ölüme mi gidiyor, yoksa özgürlüğe mi tartışılır...
'90 sonrasını arka planına alarak bir dönemin ironisini, acımasızlığını ve gerçekliğini ele alan bir film. Yakın tarihimiz hem belgeleniyor, hem de eleştirel bir süzgeçten geçiriliyor...
Tabuların nasıl yıkıldığını anlatıyor... Fahişelik yapan Gürcü kızı Eka ile Yusuf'un aşkını anlatan bir film. Biri sosyalizme yaşamını adamış, devletin devrimci tutsaklara yönelttiği onur kırıcı uygulamalara karşı tereddütsüzce bedenini ölüme yatırmış, on yıl cezaevinde kalmış, yaşamak için ölümü göze almış bir erkek. Diğeri, bir zamanlar Sosyalizmin olduğu, fakat kendisinin yaşamadığı bir ülkede yetişen, iyi bir eğitim almış, sosyalizmin yenilgisinden sonra veya birlikte gelen ahlaki çöküntünün savurduğu bir kadın...
Yusuf; doğduğu, büyüdüğü, yetiştiği topraklara geri döndüğünde eskinin kalabalık insan toplulukları yok. Ekonomik nedenlerden dolayı sadece yaşlıların kaldığı bir dağ köyünde annesi ile kalıyor...
Anne'yi ayrı anlatmak lazım... Gülefer teyze Hopa'da yaşayan halktan biri... Ömründe hiç sinemaya gitmemiş, ama öyle bir rol sergiliyor ki; hayran kalıyorum...
Doğu Karadeniz dağlarının ve kıyılarının bütün güzelliğini beyazperdeye taşımışlar... Karadeniz hırçınlaşıp dalgalarını yüzeye vurduğunda, Yusuf'ta kendi iç mekânında seyahat ediyor, o sahneler hepimizi iç dünyamıza götürüyor ve bir an için bile olsa kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor...
...
Bugünlerde mahpuslar sesleri ile hayatlarımıza sızmaya çabalaya dururken geliyor Yusuf seyri yüreğimize... Düşündürtüyor, ama dürtüyor da bir yandan... Unuttuklarımızı kazıyor saklı gözyaşlarımıza, gözyaşlarımızın buzları eriyor, boşalıyor yanaklardan...
Yusuf.. Memleketimin sureti...
Yusuf, bugün hala binlercesi içeride olan tutsakların hikâyesi...
Bir kılam (Ağıt), Nazım'ca dile gelen 'Memleket Türküsü'...
Hangi dilde söylendiğinin önemi var mı? Söz ezgiyle sevişmese, söz dille buluşmasa, o ağıt nasıl anlaşılır? Gözyaşlarımızın buluşması, acılarımızın ortaklığı, yitirmenin isyanı!
Seyretmek gerek, sonu tüm gönüllere baharla buluşmayı dileyen Sonbahar'ı...
Yusuf, yağız denizinin yalnızlığının sesi...
Deli dolu vuran hırçın dalga misali... Suskunluğumuzun yalnızlığını büyüten insanlığımızın sureti...
Filmin eleştirilecek yanları da var şüphesiz... Baştan dedim, ben eleştirmen değilim...
Sonbahar filmi, 'Hayata Dönüş' operasyonunun 8. yıldönümü olan 19 Aralık tarihinde Türkiye genelinde gösterime çıkacak...
Aldığı tüm ödülleri ve daha fazlasını da hak eden bir film... Yusuf'un hikâyesi, hepimizin çünkü...
Kaynak: Gündem Online
|
Yazıcıya Gönder
|
|
|