| |
|
|
|
|
 |
Administrator
Mesaj sayısı 178
Kayıt Tarihi: 27.02.2007, 00:08:44
|
Ayrımcılık nereden, kimden kaynaklanıyor, nereye varacak?
Merhaba arkadaşlar,
Bin yıla yakın bir süredir birlikte yaşayan iki halkın arasında yaşanan yabancılaştıma, ayrıştırma ve düşmanlaştırma politikaları son günlerde kendini en yetkili makam ve kurumlarda ifade ediyor. Bu konu başlığını açarak, Kürtler ve Türkler arasında Cumhuriyet döneminden beri uygulanan baskı ve asimilasyon politikalarını (kimilerine göre bunlar olmamış şeyler) tartışmaya sunuyoruz.
Yakın bir zaman kadar yok sayılan, halen dili, şarkıları, kültürü ve kimliği baskı altında olan Kürtlerin neler yaşadığının anlaşılması gerekir. Çeçenistan'da, Filistin'de yaşananlar, yüzyıldır Kürtlere uygulanıyor. Rumların, Ermenilerin, Süryanilerin göçettirilmesi ve fiziken ortadan kaldırılması gibi, Kürtler Çerkezler, Lazlar ve diğer halklar gibi kültürel katliama maruz bırakılmak isteniyor. "Bölüneceğiz" fobisi yaratılarak, kardeş görülen (veya öyle adlandırılan) bir halk daha mümkünse Türkleştirilmek, değilse yok edilmek amaçlanıyor. 20. yüzyılda yasaklar, baskılar, işkenceler, faili meçhul (!) cinayetler, köy boşaltmalar gibi, insanlık dışı davranışların yaşandığı artık herkes tarafından bilinmektedir. Bunun nedenleri kimileri tarafından "korku" olarak, kimileri tarafından "çıkar", kimileri tarafından da "gelişmemişlik" olarak tanımlanmaktadır.
Milliyetçi düşünce ve ırkçı uygulamalar dünyada giderek "utanılacak" bir olgu haline geldiyse de, kısmen İttihatçi gelenek nedeniyle, kısmen de Ortadoğu üzerine yapılan hesap ve çıkarlar sebebiyle halen pompalanmaktadır. 18. yüzyıldan sonra devletleşmenin doğuşuna neden olan "milliyetçilik" kavramı, günümüzde zayıf düşürmek ve "böl-parçala-yönet" taktiğinin bir ifadesi olarak; başta bölgemizde, dünyanın bir çok yerinde kullanılmaktadır. Ortadoğu'da dönen dolapların belki de en temel hedeflerinden biri olan Kürtler, bu fiziki ve manevi katliama karşı demokratik ya da şiddet içeren her türlü mücadele yöntemini deneyerek, varlıklarını sürdürme mücadelesi vermektedir. 90'lı yıllarla birlikte çatışmalı ortamın hayatın her alanına girmesi, Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Arap, Fars, Asuri-Süryani, Türkmen ve diğer halklardan insanları bir bütün etkilemektedir. Filistinli çocukları taş attığı için övenler, Kürt çocuklarını "terörist" olarak niteleyip tutuklamaktadırlar.
Kürt sorununun varlığı ve tanımlaması oldukça geniş bir konudur. Olabildiğince düzeyli ve sorunun anlaşılması ve olası çözüm önerilerini tartışmak-tartıştırmak istiyoruz. Bunu yaparken de, Kürtleri yok sayan, kendi kültürünü savunmayı "ihanet" veya "bölücükle" eşdeğer gören yaklaşımların kabul görmeyeceğini şimdiden hatırlatmak isteriz. Anti-demokratik olarak algılanabilecek bu tutumun nedeni, tartışmayı geriye götürmek isteyenlerin önünü almak içindir. Ortaçağ'dan kalma zihniyet ve fikirler yerine, geçmişe ışık tutacak ve geleceği şekillendirebilecek düşünceleri okumak istiyoruz. Çağın ulaştığı demokratik düşünce düzeyini yakalamaya çalışan, insan hakları ve halkların iradesine saygılı çözüm önerileri arıyoruz. Şiddet ve ötekileştirmeden uzak, hoşgörü ve gönüllü birliğin yakalandığı güzel günlerde bulumak umuduyla yazılarınızı bekliyoruz...
|
Yazıcıya Gönder
|
|
Üye
Mesaj sayısı 3
Kayıt Tarihi: 17.09.2008, 13:09:20
|
Slogandan öte
Yazınızda sorunları belirtmişiniz, birçoğuna katılılıyorum; Fakat çözüm yok! Çözüm için ne yapılabilir, neler yapılabilir? Halkların Kardeşliği bir slogan olmaktan nasıl çıkarılıp; Gerçek bir şey haline getirilebilir ? Her türden Irkçı, şoven anlayışla nasıl baş edilebilir ? Bu sorun özelde ülkemizde Türk-Kürt, bazı yerlerde göçmen-yerli, siyah-beyaz olarak devam etmekte...
Öncelikle altyapı çalışması olmadan, üst yapı anlayışı ile hiç bir şey başarılamaz. Evine gelen işçi, bu televizyonları ve gazeteleri izliyorsa, iş dışında kalan zamanında onun hayatına tesir edecek etkilere sahip değilseniz, demokratik süreci gerçekleştiremezsiniz. Kişi, o televizyonların ve gazetelerin ağzından konuşmaya devam eder. Dünyanın en güzel kelimeleri yanyana gelse bile, bu durumda bir değişikliğe neden olmaz. Bu güne gelene kadar insanlar daha çok sosyalleşmeli, özgür düşünebilme kapasitelerini arttırmalı... Bu olmadan yeni bir insan doğmadan, özgür insan olmadan hiç bir konuda sonuç alınabileceğini düşünmüyorum.
Günümüzün post modern dünyasında, birçok şeyi mix ( karıştırma ) etme anlayışı hakim, doğal olarak insan bünyesinin kaldıramayacağı bir karmaşıklık toplumların kusmasına neden oluyor. Hayatın sadeleştirilmesi ve özelden genele giden anlayışın ortaya konması lazım. Çok genel terimler nutuklar halktan kopuşu sağlar. Bir şarkıda dediği gibi bildiklerimizi hayatla sınamalıyız, ve yanlışları hep doğrularla değiştirmeliyiz. İnsanların konuşmaya ve dinlemeye ihtiyacı varken, populer kültüründe etkisiyle hızla bundan kaçış gerçekleşiyor.
Birçok soruna 'Kürt-Türk'den öte bir insanlık sorunu olarak bakılmalı... Birlik dokusuna zarar verici etkilerden uzak durulmalı, kardeşliği tesis edici anlayışların geliştirilmesi için özgür, bağımsız düşünen insanı gerçekleştrimeli.
|
Yazıcıya Gönder
|
|
|