AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace

Merhaba Misafir, Forumlarımıza hoşgeldiniz.

Üye olmak için burayı tıklamanız yeterli. Kayıt işlemi ücretsiz olup, konulara cevap yazabilmeniz için gereklidir.
Hatırla
Parolanız
   
Forum
 Medya ve Sansür / Gazeteler, Dergiler, Yazılı Basın-Yayın
        Özgür basın konseptin ilk hedefleri arasında

Özgür basın konseptin ilk hedefleri arasında


08.10.2008 12:01

kEditor


Administrator


Mesaj sayısı 178

Kayıt Tarihi: 27.02.2007, 00:08:44
Savaşın öncelikli hedefi Kürt basını...

Türkiye'de Kürt sorununda yaşanan savaşın psikolojik yönünün ağırlık kazandığının itirafını yapan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve AKP hükümeti, sık sık medyaya 'çekidüzen verme, hizaya getirme' toplantıları yapadursun, Kürt basını devletin hedefi olmaya devam ediyor. Kürt sorununda derinleşen şiddet konseptine paralel olarak Türkiye'deki savaşın öncelikli hedefi haline gelen Kürt basını için geçen hafta gizli toplantılar yapıldığı ve Kürt basınının susturulmasına dönük kesin yaklaşımlar belirlendiği kaydediliyor.

Savaşı medya ekranlarında ve gazete sayfalarında kazanmayı hedefleyen, psikolojik harbi derinleştiren Türk devleti, son yıllarda basına 'düşürülecek ve kullanılacak' ilk mevzi muamelesi yapıyor. 'Psikolojik harpte PKK bizden daha iyi' diyen devlet yetkilileri Türk medyasına 'öncü savaş gücü' rolü atfederken, Kürt medyasına dönük tam bir terör uygulayarak, baskı ve sansür furyasını süreklileştiriyor. Kürt sorununda demokratik çözüm anlayışı yerine imha ve tasfiye konseptinde ısrar eden devlet, Kürt basınını da konseptin öncelikli yönelim sahası olarak ele alıyor. Bu nedenle özel dönemlerin ilk yönelim noktasını Kürt medyası oluşturuyor. Kürt basınına karşı devletin yaklaşımı bir nevi Kürt sorununda devletin yeni konseptinin ne olacağının işaretlerini taşıyor.

Kürt basını susturularak imha siyasetinin gerçek boyutları kamuoyundan saklanmak isteniyor. Uygulamaların hukuki, insani ve demokratik ölçütlerde sorgulanmasını önlemek, gerçekleri sundukları ile sınırlamak isteyen devlet, muhalif olan sesin hiçbir biçimde çıkmaması için 1982 Anayasası'na bile aykırı olan Terörle Mücadele Yasası'na sahip. Bu yasanın Anayasa'ya aykırılığı açık olduğu için dönemin Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu itiraz iki buçuk yıldır görüşülmeyi bekliyor. Nazi Almanyasının SS kararnamelerini hatırlatan yasa, Kürt sorununa dönük yapılan her tür tartışmayı propaganda kertesinde değerlendirerek yayınların aynı gün içinde durdurulması kararı almaya olanak sağlıyor. Bu yasaya göre Kürtleri temsil eden renkler, harfler, fotoğraflar, örgüt açıklamaları veya gerilla gibi sözcüklerin yazılması dahi bir savcının bir ay süreyle keyfi kapatma kararı almasına zemin sunuyor. Devlet güvenlik yetkililerinin hukuk dışı uygulamalarını kanıtlı, belgeli ifşa etmek aynı sonuçla karşılanıyor. Bu yasanın anayasaya aykırı maddelerine dayandırılarak, kimi zaman da gerekçesiz, Kürtlerin gazeteleri iki buçuk yılda 37 defa kapatıldı. Bir o kadar da dergileri... Savaşın yoğunlaştığı aralıklarda bu uygulamalar tavan yaptı. Yine aynı dönemlerde hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın ROJ TV'nin Bölge'de izlenmemesi için frekans atıldı. Kürtlerin bu iki buçuk yılda, düşünce ve ifade özgürlükleri onlarca defa katledildi, haber alma hakları engellendi, bilgi edinme özgürlüklerinin önüne geçildi.

Kürt basınına yönelimle uygulanan konsept arasındaki parellik her zaman dikkat çekti. Ne zaman Kürt basınına yönelinse Kürtlerin büyük çoğunluğu 'Şimdi bize hangi yönelim devrede acaba' sözleri ile durumu tahlil etti. Bu söylemin giderek tipik bir kamuoyu yargısı halini alması ise, Kürt basınının yaşadıklarının basit bir 'basın özgürlüğü ihlali' olmadığını gösterdi. Örneğin Kürt medyası, ne zaman geniş çaplı bir operasyon planı devreye konmak istense o zaman müdahale gördü.

Kürt basınına dönük müdahalelerin hepsinin bir diğer ortak noktasını ise müdahalenin merkezi kararlar sonucu gelişmesi oluşturdu. Kürt basınına yaklaşım direkt iktidarı oluşturanlarca belirlendi. Bunun en tipik itiraflarını ise AKP hükümetinin Adalet Bakanları sergiledi. Önceki dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, TMY çıkarken oluşan tepkiyi dindirmek için basın meslek kuruluşları ile yaptığı toplantıda, 'Bu yasa sizler için değil, Gündem için çıkıyor' dedi. Son Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de sadece 1 Ocak 2007 ile 22 Nisan 2008 tarihleri arasında 'örgüt propagandası yaptıkları' gerekçesiyle çeşitli gazeteler hakkında 74, internet siteleri hakkında ise 16 kez Cumhuriyet Başsavcılıkları'na suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Söz konusu tarihlerde 13 gazete hakkında toplam 32 kez kapatma cezası verildi. Bu, sansürün itirafı oldu.

Kürt basınına yönelik uygulamaların Ankara merkezli olduğunu gösteren bir diğer örnek ise, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yaptığı her basın toplantısında Gündem ve geleneğinden gelen gazeteleri isim kullanarak hedef göstermesiydi. Büyükanıt, Gündem çalışanlarını 'Terörist' olarak tanımlayarak yaşam ve çalışma güvenliklerini direkt hedef aldı. Bu yaklaşım 1994'te Özgür Ülke Gazetesi'nin bombalanması talimatı veren dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in yaklaşımıyla örtüştü. Gündem geleneğinden gelen gazetelerin merkezi kararlar sonucunda kapatıldığını gösteren bir diğer gelişme de dağıtım şirketinin dolaylı itirafı oldu. 2007'nin Mart ayında yayın hayatına başlayan Güncel Gazetesi'nin dağıtımı için gönderdiği sözleşmeyi yürürlüğe koymadan önce Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı yazarak bilgi isteyen Merkez Dağıtım, emniyetin vereceği yanıta kadar gazeteyi dağıtamayacağını bildirmişti. Ayrıca gazetenin kapatılması kararlarında imzaları olan kimi savcılar Ankara'dan özel bir birimin talimatlarını yerine getirdiklerini zaman zaman dile getirmişlerdi.

Tüm bu uygulamaların sürdürüleceğine dair yeni işaretler de gelmeye devam ediyor. PKK ile mücadelede askeri alanda başarısız kalan Genelkurmay, insan hakları ve özgürlükler konusunda Avrupa Birliği için yapılan bazı yasal düzenlemelerden geri adım atılmasını istedi. 'PKK ile mücadele bugünkü yasalarla mümkün değildir' diyen askerler, yapılan düzenlemelerin engel teşkil ettiğini iddia etti. Bayramdan önce Ankara'da, aralarında Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nden temsilciler ile ağır ceza mahkemelerinin başsavcı vekillerinin de yer aldığı, 30 uzmanın katıldığı bir 'Terör Zirvesi' yapıldı. Toplantıya CMK ve Terörle Mücadele Yasası değişikliklerinde çalışan hukukçuların katılması dikkat çekti. Ankara Hakimevi'nde yapılan bu gizli toplantıda, Avrupa Birliği Uyum Süreci'nde özellikle de hak ve özgürlükler konusunda yapılan düzenlemelerin ordunun PKK ile mücadelesini sıkıntıya soktuğuna ilişkin Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın raporları ele alındı. Toplantının bir diğer önemli gündem maddesini ise, Kürt basını oluşturdu. Burada Kürt basınının kesinlikle susturulması, bunlara karşı etkin kararların alınması gündeme geldi. Bu gündemlerin Bezelê eylemi sonrasında yapılan toplantılarda da ele alındığı belirtiliyor. Bu gelişmeler Kürt basınının kapatmalarla, Kürt sorununun şiddetle çözüleceğini uman aklı evvelerin halen devlet iktidarında etkin yer bulduğunu gösteriyor.

Fikriye Ateş / Gündem Online
Kullanıcı çevrimdışı Yazıcıya Gönder
 

Sayfayı yazdır  |  Önceki Konu  |  Sonraki Konu
Hızlı Menü
 



Forum istatistikleri
Konular:333, İletiler:446, Kullanıcılar:1499
Aramıza en son katılan üyemiz, rasalat
Doğum Günü Olanlar
Eysan (28), dewrim (18)