| |
|
|
|
|
 |
Administrator
Mesaj sayısı 178
Kayıt Tarihi: 27.02.2007, 00:08:44
|
Genelkurmay Başkanlığı içerisinde, içeriden mi dışarıdan geldiği belli olmayan, ABD karşıtlığı temelinde geliştiği düşünülen bir gücün varlığından sözediliyor. Dalga dalga eylemlerle "ergenekonvari" bir şekilde, kendiliğinden olmayan bir şekilde bir tasfiye ordunun içinde kol geziyor. Ancak bu tasfiye, ordunun hangi kesimini kapsıyor? Atatürkçü yenilikçileri mi, Geleneksel Osmanlı örgütlenmelerinde mi, yoksa Cumhuriyet dönemindeki "çete" biçiminde örgütlenmeleri mi?
Öldürüldüğü söylenen asker ve subayların hepsini sadece HPG öldürmüyor, JİTEM nasıl kürtlere yönelik bir "merkez" olarak çalıştıysa, Ordu içinde de zaman zaman temizlikler olmuştur. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in nedeni hala netleşmemiş bir şekilde yaşamını yitirmesi ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın yaşamını yitirmesi çeşitli komplo teoristlerini de gerektiriyor. Ordu içinde araştırma yapan istihbarat güçleri bu tür olayları neden engelleyemedi diye soralım. "Kürt halkına baskı yapmakla" görevlendirilmiş bir ordu, bir milyon askere de sahip olsa, 17 Aralık 1992'de Çekiç Güç'e bağlı Amerikan savaş uçaklarının, kendilerine bildirildiği halde Irak'ın Selahattin kentine gitmekte olan Bitlis'in helikopterine taciz uçuşu yapmasına ve helikopteri inişe zorlamasına engele olamaz.
Kürtlerden bu oyuna dahil olan YNK ve KDP siyasetçileri, sessiz kalarak saldırılardan "sivillerin" zarar görmesinde bir etken değilmidirler?
Herşey ne kadar derin ?
Derin izler, derin devletler, derin kiralık "satılıklar" neden gerçek Atatürk'ü takip etmeden, İlker Başbuğ gibi ismiyle fotoğrafları (Ağlama duvarı bir örnektir) arasında çelişkiler bulunan ordu tapınmacılığı, cuntacı veya çeteci gibi eski kullandığı olguları temizlemiyor gerçekten?
Hazırlanmış bir kamuoyunun, "geç bile kalmışlar" dedirten medyasıyla el birliğiyle bizi getirdiği 12 eylül darbesi sonrası şu günlerde, Bir "Sivil Toplum Örgütü" (NGO's - Kar amacı gütmeyecek bir kuruluş) bir başkanını ve bir çetenin kasası olma zanlısını polis sorgulamatıyor. Sivil toplum örgütlerinin, politika ve ticarete bulaşanı olacağı gibi, orducuya yada çeteciye bulaşanı da olabilir.
Devlet kurumları içerisindeki değişmeyen kesimlere sadık, bürokrasinin kiralık katillerle ilişkilendiğini gösteriyor. Yeşil gibi düşmanın kalitelisini aratan bir bölgede Kürtler, ciddi bir teori çıkmazında. Kürtler ve örgütleri halen birlik olabilmiş değil. Özal'dan bu yana "Bu ülkenin ismi Türkiye değilde, Anadolu olsaydı çok daha farklı olurdu" düşüncesini dillendiren çok kimse çıkmadı. Bazı Kürtler, aşiret mantığıyla düşünenlerin, "kemalist olduğunu ima eden" subay ve 'generallerin' sivil halkı katletmesine sessiz kalmamalıdır. Ama bu sessizlik, birazcık vicdanı olan insanların, "kardeşine" duyduğu sevgi ve saygıya rağmen, yanıbaşındaki savaşı görmeden bozulmaz.
General Ersöz'ün neden ülke dışına çıkmasına izin verilmiştir
Rusya'ya giden veya kaçan General Ersöz, iki HADEP'liyi kaybeden bir komutandır. Onun ne bildiklerini açıklamasından mı korkuldu, yoksa, daha sonra hazırlanacak bir darbede kahraman olarak yurda mı dönecek? Kim yönetiyor bu Ergenekon'u gerçekten?
Ordu bölünmüştür, ilerici-gerici olarak değil, müslümanlar-laikler olarak değil, yahudi-sermaye olarak değil, kürt-türk olarak ya da atatürkçüler-ergenekon olarak!
Kopuş başladığından beri, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasıyla sonuçlanacak ve "zarardan avantajlı" çıkmanın rahatlığıyla, yakınlarına ait televizyon izlerken, cola-turka'sını yudumlayacaktır.
Kürtler ve Anadolu'da yaşayan halklar özünde ırkçı değildir, Türklerin, Arapların, Şiilerin, Farsların, Süryanilerin ve diğer "kimliklerin" içinde bulunduğu bir "birlik" herkesin yararına olacaktır. Türkler, Yahudiler ve Araplar için ticaret rahatça yapılabilir, Kürtler, Asuriler, Farslar, Türkmenler ve diğer "kimlikler" akrabalarını bayramı beklemeden görebilecektir. İnsan haklarını demokratik bir temelde getiren bir 'sınır devrimi' ile Avrupa Birliği, NATO veya Akdeniz Birliği benzeri bir "birlik", hepimiz açısından yararlı olabilir.
Ortadoğu Birliği (ABD'nin BOP - Bölünmüş Ortadan Parçalanmış Büyük Ortadoğu Projesi değil!)
Yenilik, evrim, devrim, dönüşüm, darbe, ordu, muhtıra, çete, ocak, dernek, kooperatif, meslek odası, STÖ, sendika, örgüt, parti, inançlar, ırk, kavim, ümmet, millet, halk, aşiret, cemaat, tarikat, mason, birlik ve ideoloji şi an ki "müdahalenin parçasıdırlar. Ancak en başta da Medya.
Ortadoğu'nun her denize ve kıtaya açılan "dünyanın merkezi" olması beklenebilir. (Cazibe Merkezi olarak değil, çünkü şehirleşme göç demektir; göç de azalan tarım ve hayvancılık) Petrole "yataklık" eden Arap ve Güney Kürtlerinin zenginliği, hidrojen, atom, rüzgar ve diğer doğal kaynaklı enerji biçimlerinin ortaya çıkması ile ne hale gelirler? Petrola olan talep aniden dursa, bu kez "SU bir koz olabilir belki İsrail ve Suriye'ye" diye aklından geçirebilir insan ama, Türkiye'de GAP projesiyle sulu toprakların bulunduğu yerlerde Yahudi kardeşlerimiz topraklarını garantilemişlerdir. Hasankeyf gibi tarihsel değerleri tehlikeye atan bir "projenin" hangi amaçla kullanıldığını görmekteyiz. Bir yandan Koç ve Sabancı gibi üretim devlerine elektrik enerjisi sağlarken, diğer yandan Suriye'ye karşı su kesintilerine gidiyor. Türkiye'yi yönetenler yahudilere yakındır, tıpkı ordusu gibi.
Türklerin ve Kürtlerin de yararına olacak bir ortadoğu projesinde Diğer parçadaki Kürtler de seve seve yer alırlar; Ancak "Türk" olarak değil, kendini nasıl tanımlamak istiyorsa öyle. Örneğin Kürt, Arap, Fars, Asuri ya da Süryani gibi. Arap, Hıristiyan ve Yahudi Alevi gibi veya "Ezidi" (zerdüşt) gibi. Bin yıllardır bu topraklarda yaşayan her insan, komşusuna ve kardeşlerine baskı, sömürü, işkence gibi gerçeklere yüz çevirmemelidir. Bin yıl öncenin akıncı geleneğini, ergenekon ve diğer çeteler ile birlikte Kemalist Atatürk devriminin kesintiye uğratmasına müdahale edelim. Çünkü çocuklarımız açısından bu gecikme, savaş alanında büyüyen şehitler anlamına gelebilir.
Birlik olmak, güç demektir. ABD, AB, NATO, SSCB, Çin, Hindistan gibi gelişmiş ülkeler fakirlere nasıl yardım edeceklerini konuşuyor ve onlarhakkında karar alıyorlar. Fakir insanların aç kalmasında kim etkili oldu diye sormak geliyor içimden... Güney Kürdistan'dan Almanya, Hollanda, Fransa, İsveç ve diğer Avrupa ülkelerine göç eden genç kesim olmasaydı, adı geçen ülkeler ucuz iş kaynağını nerden bulurlardı? Veya birinci Körfez Savaşı ile düşmanını köşeye sıkıştıran, ama işini söz verdiği Kürtlere rağmen yarım bırakan ABD, şimdi aynı bölgeye nasıl kurtarıcı olarak geldi? Bu olaylara neden olan ülkelerin yönetimleri belki de bu gelişmiş ülkeler içerisinde yada taraftarı konumunda. Öyle ya, Global dünyada herşey konuşulabilir!
Ordu, CHP, Deniz Baykal, domates, ergenekon, kırmızı, solda, birlik
Konuşulmayan Kürt konusuna geri dönelim. Ergenekon ile Kürt sorunu yine ertlenmek isteniyor. Medya başarılı biçimde halkın bilgi almasında dezenformasyon tekniğini kullanarak, zaman zaman kötülüyor, zaman zaman savunuyor. Kendi çalışanlarını siyasete kaptırmış bir "basın şirketi" sahiplerini utandırmalı ki, gazeteci olduğunda ergenekonu dürüst göstermeye çalışmış, diğer şirketlerden olunca davaya dair önemli belgeler ortaya çıkarmış, partisine laf atan olduğunda ise domates atmıştır.
Avrupa Birliği, gerekli insani adımlar konusunda görmeyen bir rolden, destek veren bir duruma geldiyse, bu kürtlerin birlik olmamasındadır. Kendi halkıyla birlikte, inançlarına, kimliklerine yerel ve anayasal düzeyde bir "yurttaşlık" kimliğinde federasyon yada konfederasyon yapısı içinde herkes özgürce daha iyi günlerde buluşabilir.
ABD ise, her duruma uyacak bir senaryoyla, İran ve Suriye'ye baskı yaparak petrol fiyatlarını yükselterek yeni kiraladığı topraklarda -ki bu ülkeye Irak diyorlardı, artık federasyonu tartışıyor- olabildiğince çok para kazanıyor.
Siz ne yapıyorsunuz?
Okuduklarınızı anlıyormusunuz? Herhangi bir cemaate veya örgüte, kuruluşa, birliğe, cemevine ya da çeteye üye misiniz? Değilseniz Türkiye'nin ve ordusunun değişiminde söz sahibi olabilir misiniz?
Nasıl bir Türkiye istiyoruz, nasıl bir Mezopotamya, nasıl bir Ortadoğu, nasıl bir Avrupa ve nasıl bir Dünya? Sorular giderek zorlaşıyor. Siz kendinize hangi soruları soruyorsunuz?
Bir medya, bilgi ve kütüphane kurmayı ben tekniken başarabilirim diye düşünüyorum. Moderatörler gerekiyor elbette, mail yazabilen, internette haber, yazı, bilgi, belge, video, resim, insan hakları ve diğer STÖ kampanyaları, film, program bulabilecek ve bunları "bir şekilde" siteye gönderebilecek arkadaşlar yani. Aramıza yeni katılan Garip, Aysel, Lacheros'a burdan teşekkürler.
İçerik Yönetim Sistemin hakkında bilgi almak isteyenler, www.Betikler.com adresinden teknik bilgi alabilirler.
|
Yazıcıya Gönder
|
|
| Forum istatistikleri |
 |
Konular:333, İletiler:446, Kullanıcılar:1499
Aramıza en son katılan üyemiz, rasalat |
| Doğum Günü Olanlar |
 |
Eysan (28), dewrim (18) |
|