AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / Sağlık

Böbrek Taşı nedir, korunma ve düşürme yöntemleri


Böbrek taşı, tıpta "nephrolithiasis" ya da , "urolithiasis" olarak bilinen, kalsiyum, oksalat, veya ürik asit gibi maddelerin idrar içerisinde normalden daha yüksek yoğunlukta olmasıyla böbreklerde biriken maddelere verilen addır.
Üriner Sistem
Bu maddeler çeşitli nedenlerle kristaller halinde vücudumuzdaki sıvıyı dışarı atmakta filtre görevi gören böbreklerde birikebilir ve zaman içerisinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirirler. Taşlar genelde idrarla birlikte yer değiştirerek idrar kanallarından aşağıya doğru hareket ederek vücuttan atılma eğilimindedirler. Böbrek içerisinde veya idrar kanalının herhangi bir bölümünde takılmaları durumunda idrar akışına engel oluşturarak genellikle korkulan, şiddetli tipik böbrek ağrılarına yol açarlar. Bazı kişilerde kanamaya veya iltihaplanmaya da yol açabilirler.

Üriner sistem, böbrekler, ureterler, mesane ve uretradan oluşmuştur. Böbrekler fasulye şeklinde organlar olup, kaburgaların hemen altında ve belkemiğinin her iki yanında yer alırlar. Böbreklerin asıl görevi vücuttaki fazla suyu ve artık maddeleri idrar şeklinde dışarı atmaktır. Bu işlevi sonunda kandaki bazı dengeleri sabit şekilde tutmayı sağlarlar.

Böbrekle mesane arasında yer alan ve idrarı mesaneye taşıyan tüp şeklindeki organlara da Ureter denir. Yaklaşık 22-25 cm uzunluğundadır. Mesane ise karnın alt kısmında yer alır ve idrarın depolanmasına yarar. Tıpkı bir balon gibi elastikliği sayesinde genişleyerek bu işlevini yerine getirir. Burada depolanan idrar Uretra yolu ile vücut dışına atılır.
Böbrekler
Esas olarak böbrek taşı, idrar içinde çöken kristallerin böbrek iç yüzeyine tutunmasından ve birikmesinden oluşur. Normalde idrar içinde bu kristalleşmeyi ve çökmeyi engelleyen ve İnhibitör denilen maddeler vardır. Bu inhibitörler her insanda yeterli miktarda olmayabilir ve bu da taş oluşumuna yol açar. Diğer bir neden ise idrarın asidik veya bazik oluşudur. Eğer oluşan bu kristaller ve kumlar yeteri kadar küçükse idrar yollarına takılmadan ve de herhangi bir probleme yol açmadan düşerler. Böbrek taşları kimyasal yapıları bakımından birçok maddenin kombinasyonundan oluşmuştur. En çok görülen taş tipi kalsiyum içeren ve fosfat veya oksalat kombinasyonlu taşlardır. Bu maddeler bir insanın normal günlük gıdalarında mutlaka bulunurlar.

Ürolithiasis tibbi bir terim olup üriner sistemin herhangi bir yerinde taş olduğunu ifade etmek için kullanılır. Diğer terimler olan idrar yolları taşı ve nefrolithiasis aynı amaç için kullanılır. Doktorlar bu terimleri genellikle taşın yerini tanımlamak için kullanırlar.

20 ile 40 yaş arasındaki erkeklerde daha çok görülen bu rahatsızlığa neden olan etkenler kesin olarak bilinmemektedir.

Böbrek Taşının Türleri

Böbrek Taşları
Okzalat tipi taş: En fazla rastlanan taş tiplerinden biridir. Okzalik asit yediğimiz karbonhidratlı (şekere dönüşen) gıdaların hazım kademeleri sırasında meydana gelir ve idrar içersinde okzalik asit hemen herkeste bulunur. Bu asit idrarda bulunan kalsiyum ile birleşerek kalsiyum okzalat tipi kum ve taşı oluşturur. Bu taşın oluşmasının nedeni pH derecesinin 5,2’den aşağıya düşmesi sonucu olur. Düşük olmasının sebebi ise; Beslenme bozukluğundan, "B6" vitamini eksikliğinden, bu vitaminin eksikliği ise, fazla antibiyotikli ilaç kullanmak, şeker hastalığı, karaciğer yetersizliği, kolesterol yüksekliği, sürekli ishal gibi rahatsızlığı olanlarda görülür. Okzalat tipi taş; sarımsı renkte, cam görünüşlü ve sivri çıkıntılıdır.

Ürat tipi taş: Proteinli gıdalar, hazımları sırasında çeşitli kademelerde parçalanırlar ve sonunda üre ve üre asidi halinde idrarla dışarı atılır. İdrarda bulunan bu protein artıkları böbrekte Ürat Taşı haline gelir. Beslenmelerde ihtiyaçtan fazla proteinli gıda yenmesi, proteinlerin parçalanmasını sağlayan "B13" vitamini eksikliği, aşırı antibiyotikli ve sülfamitli ilaçların kullanılması, şeker hastalığı, karaciğer yetersizliği gibi rahatsızlıklardan böbrekler süzme işini tam yapamaması sonucu ürat tipi taş oluşur. Ürat tipi taş; kırmızımsı renkte, cam görünüşlü ve sivri çıkıntılı uçludur.

Kolestrol tipi taş: Bu tip taş ürat tipi taşa benzer.

Fosfat tipi taş: Nefrit, piyelonefrit, kanser, cilt hastalıkları, deri yanması gibi rahatsızlıklarda pH derecesi yükselir. Bundan dolayı idrar içersinde çeşitli mikroplar ürer ve böbreklerde fosfat tipi taş oluşur. Bu taş tipi daha çok böbrek rahatsızlığı olanlarda görülür. Fosfat tipi taş; mat, açık kahve renkte, köşesiz, üst üste yapışmış yuvarlakçıklardan oluşmuştur sivri çıkıntıları yoktur.

Böbrek Taşı Oluşmasına Neden Olan Bazı Faktörler

  • Genetik faktörler (Ailede bu hastalığın olması)
  • Böbrekte yapısal bozukluklar
  • Böbrek rahatsızlığı bulunanlar (renal tübüler asidoz, kistik böbrek hastalığı...)
  • Bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı...)
  • Geçirilmiş bağırsak ameliyatları ( jejono ileal by-pass )
  • Metabolik hastalıklar (örn. Hiperparatiroidizm, gut hastalığı...)
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Yüksek dozda D vitamini alımı ve kalsiyum alımı
  • Hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri
  • Yetersiz beslenme alışkanlıkları
  • Sıcak iklim kuşağında yaşamak (Aşırı su kaybı)
  • Yetersiz sıvı alımı
  • Aşırı kilolu olma
  • Uzun dönem hareketsiz kalma
  • Bazı ilaçlar (asetazolamide, anti viral ilaçlar....)
Bir kimsede bir kere böbrek taşının oluşması, bu şahısta bundan sonra yeni taş oluşma oranının diğer kimselere göre daha fazla olacağı anlamına gelir. Ailesinde taş olan birisinin kendisinde de taş oluşması olasılığı fazladır. İdrar yolları infeksiyonları, kistik böbrek hastalığı gibi bazı böbrek hastalıkları, paratiroid bezinin fazla çalışması (Hiperparatiroidizm) gibi durumlarda böbrek taşı oluşması kolaylaşır.

Böbrek Taşı Hastalığının Belirtileri ve Tespiti

Böbrek taşı nedir?
Böbrek taşlarında en sık rastlanan durum ağrıdır. Karakteristik böbrek ağrısı, kolik diye adlandırılan ve böğür bölgesinden başlayıp öne doğru ilerleyen kasık ve testislere de ilerleyebilen (Erkeklerde) ağrılardır. Ağrılar taşın hareket etmesine veya üriner sistemin tıkanmasına bağlı olarak gelişir. Bazen gözle görülebilecek düzeyde idrarda kan görülebilirken bazen de sadece mikroskobik incelemeyle ortaya çıkar. Zaman zaman ağrılarla birlikte mide bulantısı ve kusma olabilir. Yüksek ateş de bu hastalığın belirtileri arasındadır.

Böbrek taşına bağlı ağrı çoğunlukla aniden başlar. Hastalar tipik olarak taşın olduğu tarafta sırtta veya karnın alt kısmında keskin, kramp tarzında gelip giden ağrılar duyarlar. Daha sonra ağrı kasık bölgesine doğru yayılır.

Eğer taş düşemeyecek kadar büyükse idrar yolunun herhangi bir kesiminde takılır ve yerine göre farklı yakınmalara sebep olurlar. Mesaneye çok yaklaşmış taşlarda hastalar sık idrara çıkma, idrarda yanma hissi duyarlar. Bu daha çok irritasyona bağlı olduğu için bekledikleri kadar idrar yapamazlar. İdrar yaparken çok fazla ağrı ve yanma hissederler. Yine taşların idrar yollarını tahriş etmesi sonucu idrarda kanama görülebilir. Ancak bu hiçbir zaman önemli bir kanama olamaz.

Bu belirtilerle birlikte ateş de varsa, enfeksiyon belirtisidir. Bu durumda acilen doktorla irtibat kurmak gerekir. Yukarıdaki yakınmalar ile başvuran hastanın röntgen ve/veya ultrasonografik incelemeleri sonucu böbrek taşı saptanır.

Hasta belirtileri, hastalığın tanısı için yardımcı olur; kesin tespit için taşın görüntülenmesi gerekir. Böbrek taşı tespiti için kullanılan belli başlı yöntemler:Böbrek taşının idrar yolunda görüntülenmesi
  • DÜSG (Direkt üriner sistem grafisi)
  • Röntgen
  • Ultrason
  • İ.V.P (intravenöz pyelografi - ilaçlı böbrek filmi)
  • Bilgisayar tomografileri
  • Kan analizleri
Bu tanı metodları ile taşın yeri ve büyüklüğü belirlenir. Kan ve idrar testleri ile de, hem taşın kimyasal yapısı hem de gelişmiş olan böbrek fonksiyon bozukluklarının tespiti yapılır. Nadiren, belirti vermeyen böbrek taşlarına da rastlanıyor. Bu taşlar ancak kontrol sırasında ya da başka amaçla çekilmiş filmlerde tesadüfen saptanıyor.

Böbrek Taşının Tedavisi


Böbrek taşların çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık 80’i ilaç tedavisi ile düşer. Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 4 mm’nin altında taşın düşmesi beklenirken 6 mm’nin üzerindeki taşlara müdahale gereklidir. Ayrıca taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimi de düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.

Böbrek taşı hastalığında başlangıç ve acil (akut) safhasındaki tüm hastalar için genelde benzer tedavi yöntemleri uygulanır. Başlangıç safhasındaki hastalarda, taşın kendiliğinden düşmesi beklenirken, sadece ağrı kesiciler ve su içmesi önerilir. Ağrı kesici ve sıvı tedavisini ağız yoluyla alabilen hastalar evine gönderilerek takip edilir. Ancak ağrı çok şiddetliyse ve hasta su içemiyorsa hastaneye yatırılması gerekebilir. Taşın kendiliğinden düşmediği durumlarda ise diğer tedavi yöntemleri tercih edilir.

ESWL (Vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma)
Böbrek taşında ESWL yöntemi
Bir makine yardımıyla taşın üzerine şok dalgaları yönlendirilerek taş kırılır. X-ray ve ultrason ile odaklama yapan ESWL (Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy) cihazları mevcuttur. Bu yöntemde direkt olarak taşa yönlendirilen yüksek enerjili şok dalgası, cilt ve iç organlara zarar vermeden ilerleyerek taş yüzeyinde kırılma etkisi yapıyor. Bu şok dalga enerjisi ile taşlar kırılarak, küçük parçalar halinde kendiliğinden idrar yoluyla dışarı atılır.

ESWL seansı sırasında rahatsızlık hissi ve ağrı duyulabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ağrı kesiciler kullanılır. İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz. ESWL tedavisinin de kendine göre komplikasyonları olabilir. Aşağı yukarı tüm hastaların tedavi seansları sonrasında bir kaç gün idrarları kanlı olur. İdralarında ve böbrek bölgelerinde kum dökmeye bağlı yanma ve ağrı olabilir. Komplikasyonları azaltmak için hastaların tedaviden uzun süre öncesinden başlayarak Aspirin ve kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar almaması gerekir.

ESWL yöntemi bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Yöntemin başarıs taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.

ESWL yöntemi, böbrek taşı hastalarının çoğunluğunda uygulanabilen başlıca yöntemdir. Özellikle böbrek içinde ve üreterin üst tarafında yer alan taşlar için iyi bir tedavi şekli olarak kabul ediliyor. Buna karşın 2 cm’den büyük, sert veya böbreği tümüyle dolduran taşlarda uygun bir yöntem değildir. ESWL tedavisinin mutlak kullanılmaması gereken 2 durum kanama hastalıkları ve gebeliktir. Hipertansiyon kısmı kontrendikasyon teşkil eder. Bu durumda hastanın öncelikle tansiyonunun düzenlenmesi gerekmektedir.

Perkütan Nefrolitotomi (PCNL)
Böbrek taşında perkütan nefrolitomi yöntemi
Endoskopik böbrek taşı ameliyatında sırt bölgesinde böbrek hizasına 0,5 - 1 cm boyutunda bir kesi yapılır. Röntgen kontrolü altında böbreğe iki ucu açık ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten yerleştirilen optik cihaz yardımıyla taş video sistemi ile monitörde görülür ve özel aletler yardımıyla çıkartılır. Perkütan ameliyatının en önemli üstünlüğü vücut dokularının normal yapısının korunmasıdır. Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır. Hastalar ameliyat sonrası dönemi açık ameliyata göre çok daha rahat geçirmektedir. Hastalar genellikle 2 - 3 günde taburcu edilerek günlük aktivitelerine hızla kavuşurlar. Bu, açık böbrek taş ameliyatı ile karşılaştırıldığında oldukça kısa bir süredir.

Özellikle böbreğin alt havuzcuklarına yerleşen taşlarda ve büyük boyutlu taşlarda ESWL’nin başarısı önemli ölçüde düşer. Bu durumlarda PCNL ameliyatı yüksek başarı sağlayan minimal invaziv girişimdir. Ameliyat işlemi sırasında taşı temizlemek için pnömotik litotripsi ve lazer litotripsi kullanılır. Bu teknolojiler yardımı ile en sert taşlar bile rahatlıkla kırılmaktadır. Bu teknikle tüm böreği kaplayan ve koraliform taş olarak adlandırılan taşlara da müdahale edilebilinmektedir.

Ureterolitotripsi

Üreter taşları hem ESWL hemde üreterorenoskopi (URS) ile müdahale edilerek temizlenebilir. URS’de herhangi bir kesi yapılmaz. İdrar yolundan özel bir endoskopik alet gönderilerek taş üreterde görüntülenir ve temizlenir. Hastaların çoğu aynı gün evlerine dönüp bir gün sonrada normal yaşamalarına dönebilirler. Özellikle alt ve orta üreterdeki taşlarda başarı oranı yüksektir ( %96 - %100 başarı). Üst üreter taşlarının tedavisinde ESWL genellikle ilk tercih edilen tedavi yöntemidir. Ancak 1 cm’den büyük üreter taşlarında ESWL’nin başarı oranları düşmektedir. Genel kural olarak olarak 1 cm’den büyük üreter taşlarında ve 2 cm’den büyük böbrek taşlarında endokopik girişimler daha yararlı ve başarılı olmaktadır.

Üreteroskopi ile üreterin alt ve orta kısmında tıkanıklığa yol açan taşların çıkarılmasında kullanılır. Üreteroskopik girişimde, çok ince bir teleskopik alet ile idrar borusundan ve mesaneden geçilerek üreterin içerisine giriliyor. Bu ince ve esnek endoskop ile üreter içerisinde ilerleyerek tıkanıklığa yol açan taşa ulaşılarak taş çıkartılır.

İlk taş olayından bir yıl sonra hastalar ultrason ve direkt film ile kontrol edilir. Bu dönemde yeniden taş hastalığı yaşamamak için hastaların özellikle sıvı alımına dikkat etmesi gerekir.

Ayrıca halk arasında böbrek taşını düşürmek için iyi geldiğine inanılan bazı yöntemler:
  • Mısır püskülü ve ayrık otu kökünün kaynatılıp içilmesi.
  • Kiraz sapının kaynatılıp içilmesi
  • Gilaboru denilen meyve ağacının yaprakları kaynatılıp içilmesi.
  • Maydanoz'un kaynatılıp suyunun içilmesi.
  • Avakado ağacının yaprağının kaynatılıp içilmesi.
  • Eşkine denilen balığın gözleri arkasında bulunan 2 adet taşın geceden havanda kırılması ve yarım çay bardağı limon suyu ile karıştırılması ardından sabahleyin aç karnına içilmesi; öğleye kadar sadece bolca su içilmesi.

Böbrek Taşının Oluşumunu Önlemek

Böbrek taşı
Taş oluşumunu engellemek için önce sebepler belirlenmelidir. Ürolog bazı kan ve idrar testlerinden oluşan bir dizi laboratuvar tetkiki ister. Hastaların tıbbi özgeçmişleri, beslenme alışkanlıkları saptanır. Eğer taş ele geçmişse saklanır ve kimyasal analizi yapılır. Taş tedavi edildikten sonra hastanın 24 saat idrar toplaması istenir.

Bu idrarın miktarı, içerdiği kalsiyum, sodyum, ürikasit, oksalat, sitrat ve kreatinin miktarı, asitlik derecesi ölçülür. Magnezyum sistin taşından şüphe duyuyorsa idrar örneğinden özel bir yöntemle varlığı araştırılmalıdır. İdrarda kalsiyum atılımının fazlalığı aynı zamanda açlık ve yükleme testleriyle hasta hastaneye yatırıldıktan sonra da tespit edilebilir. Bunlar ayrı sekillerde yorumlanır. Ürolog tüm bu verileri kullanarak taşın sebebini saptamaya çalışır.

Bazı tavsiyelere dikkat edilerek taşın yeniden oluşumu engellenebilir ya da yeniden oluşması geciktirilebilir. Taş oluşumunda beslenme alışkanlıklarının rolü önemlidir. Beslenme düzenine dikkat ederek büyük ölçüde taş oluşumunu önlemek mümkün. Metabolik değerlendirme denilen işlemlerle idrarda taş oluşumuna yol açabilecek maddelerin düzeyleri ölçülüp, sonuca göre diyet ya da ilaç verilebilir.

Böbrek taşının tedavisi için yapılabilecekler
  • Günlük olarak en az 2-2,5 litre su içmek.
  • Kola, gazoz gibi asitli içecekleri tüketmekten kaçınmak.
  • Çay, kahve tüketimini azaltmak.
  • Greyfurt suyu ve elma suyunu az, limon suyunu çok içmek.
  • Süt, yoğurt, peynir gibi besinleri makul ölçülerde tüketmek.
  • Tuz kullanımını azaltmak.
  • Bol lifli besinleri (armut vb) tercih etmek.
  • Yüksek oksalat içeren pancar, soya, kara çay, çikolata, kakao, kuru incir, karabiber, fındık, maydanoz, haşhaştohumu, ıspanak, çilek, böğürtlen vb besinleri aşırı tüketmemek.
  • Alkollü içecekler, ançuez, sardalya, sakatat, kuru bakliyat, mantar, ıspanak, kuşkonmaz, karnıbahar ve et tüketimini kısıtlamak.
  • Aç karnına yoğurt suyu içmek.
  • Vücudu terli bırakmamak.
  • Aşırı soğuk su içmemek.
  • Çıplak ayakla yere basmamak.
  • Islak saçlarla dışarı çıkmamak.
  • Bol bol hareket edip vücudu incitmeyecek şekilde egzersizler yapmak.
Böbrekleri taş yapanlar "A, E, B, B6 ve B13" vitaminlerini bol almalıdırlar veya bu vitamini içeren gıdaları bol yemelidirler. Fazla antibiyotikli ve sülfamitli ilaçlar ile "D" vitamini kullanmamalıdırlar. İdrarın pH’nı ölçerek (eczanelerden alınacak Turnusol kağıtları ile kolayca tespit edilebilir) düşük ise yükselten, yüksek ise düşüren gıdalarla beslenilmeli ve idrarın ekşiliği normal değerlere gelmesi sağlanmalıdır.

İdrar pH’ını yükselten gıdalar: Lahana, patates, karnabahar, pırasa, domates, zeytin, salatalık, incir, turp, nar, muz, çilek, erik, kiraz, kaysı, şeftali, elma, armut, ıspanak, kereviz, marul, süt, havuç, limon, portakal ve üzüm.

İdrar pH’ını düşüren gıdalar: Margarin, pirinç, ekmek, bisküvi, badem, soğan, tere yağ, unlu besinler, enginar, bezelye, mantar, mercimek, kuru fasulye, peynirler, fıstık, ceviz, yumurta, etler, av etleri, beyaz etler.
kEditor, Son Güncelleme: 25.05.08

İlgili haberler