AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / Medya

Medya Ve Siyasal Yönlendirme Üzerindeki Etkileri


Sınıflı toplum yapılarının özü siyasallıktır. Siyaset, insanların var olan ekonomik, kültürel ve sosyal yapının biçim ve içeriğine karışması, bunların nasıl olması gerektiği konusunda fikir ileri sürmesi veya eylemde bulunmasıdır. Yani çözümü toplumsal düşünce ve eylemi gerektiren her şey siyasaldır. Sınıflı toplumun bölünmüşlüğünden dolayı -bu bölünme sadece sınıfsal değil, etnik, dini, kültürel, cinsi vb. olabilir- toplumun genelinin veya bir kısmının farklı yaşam istemleri, bir sosyaliteyi gerektirdiğinden siyasal düşünce ve eylemi içerir. Sınıflı sosyal düzenlerin yapısı gereği hem toplum içi çatışmalar, hem de bunun sonucu olan siyasallık süreklidir. Yani böyle bir sosyal yapının içinde yaşayıp siyaset dışılık olası değildir.

Her toplumsal grup, kendi kimlik yapısına -ki bunu tarihsel süreç belirler- ve o anın koşullarında gereksinim duyduğu şeylere göre, ekonomik ve sosyal yapı üzerinde fikir oluşturur. Bu fikirler siyasal düşünce veya kanılarıdır. Bu düşüncelerin insanlar arasında yayılması için izlenecek tek yol, çok genel anlamda, iletişimdir. İnsanlar arası iletişimin - özellikle modern toplumda- büyük bir bölümü siyasal içeriklidir. Propaganda böyle bir siyasal düşüncenin, muhataplarına ulaşmasında en etkili yoldur. Propaganda yoluyla siyasal düşünceler kitle içerisinde yayılır ve artık soyut bazı önermeler olmaktan çıkıp, maddi bir güç halini alırlar. Siyasal örgütlenmeler, siyasal düşüncelerin eyleme geçmesi için temel maddi güçlerdir.

Devlet ise toplumsal güçlerin çıkar çatışmalarından doğmuş siyasal bir yapıdır. Diğer örgütlenmelerden farkı kendisini alabildiğince kurumlaştırmış, yaptırım gücüne sahip bir iktidar erki olmasıdır. Farklı çıkarların siyasal çatışmalarından etkilenir ama esas işlevi bu çatışmaları belli sınırlar içerisinde tutarak veya olabildiğince yok ederek kendi varlığını sağlayan düzeni korumaktır. Bu haliyle genelde siyaset, devlet erki üzerinden yapılır. Devletin ve bağlı olduğu sosyal sınıfın kendisi de bu erk sayesinde ve bunu veri olarak siyaset yapar. Egemen olan bu güçler için sorun mevcut düzenin meşruluğunu ve devamlılığını sağlamak iken diğer sosyal yapılar içinse toplumu şu veya bu değişiklik için ikna etmek bunun için düşünce ve örgüt oluşturmaktır. Fakat bu durum en net şeklini keskin sınıf savaşımlarında alır. Gelişkin modern devlet veya iktidar yapısı sınıflı toplumların binlerce yıllık siyasal çatışması ve deneyi içerisinden çıkması itibarıyla çatışmaların radikal bir hal almaması veya böyle bir hal aldığında da bastırılması veya pasifize edilmesi için bir çok mekanizma geliştirilmiştir. Siyasal partiler, dernekler, sendikalar, meslek kuruluşları, üniversiteler vb. gibi kurumlar günümüzde toplumsal çatışmalar içerisinde yer alsalar da çoğunlukla egemen siyasal çerçevenin içerisinde kalarak mevcut siyasal yapılanmanın radikalce değişimini nesnel olarak engellerler.

Basın-yayın iletişim kurumları da kitlelere haber, bilgi ve düşünce aktarımı ve bu yolla toplumda siyasal kanı yaratma işlevleriyle siyaset sahnesinin önemli bir parçasıdırlar. Bu haliyle siyasal güçlerin etkinlik kazanma, yayılma veya baskı kurma araçlarından biridir. Özgünlükleri oldukça çok olsa da, bazılarının günümüz medyası hakkında düşündüğü gibi diğer toplumsal kurumlardan bağımsız değildir. Bununla birlikte dünyada 20. Yüzyılın son çeyreğinde yaşanan teknolojik ve siyasal gelişmelerin iç içe geçmesi medyayı siyaset sahnesinin en belirleyici aktörlerinden birisi haline getirmiştir. Medyanın tarihte eşi benzeri görülmemiş bir siyasal kudret oluşturduğunu söylemek abartı olmaz. Yine de toplumda siyaset oluşturan tek kurum medya değildir. Hatta çoğu zaman medya bir kurum olarak taşıyıcı konumdadır.

Her ülkenin tarihsel ve güncel gerçekliğine göre değişse de genelde egemen siyaseti belirleyen bazı kurumlar ortak olarak alınabilir.

Bunlar;

1) Hükümet, Bakanlıklar, Parlâmento vb.

a)- Ordu, Genel Kurmaylık, Haber alma Teşkilatları, psikolojik savaş birimleri, stratejik araştırma merkezleri vb.
b)- İşveren ve sermaye çevreleri, işveren dernekleri, lobiler, İME veya dünya bankası gibi sermaye çevreleri

2) Üniversiteler.
3) Medya.

Egemen siyasal düşünce ve yapılanmalara alternatif gelişen -veya muhtemelen gelişebilecek- siyasal akım veya örgütlenmelerin karşısına ise sadece karşı siyaset değil, işin içerisine silahlı zorun da her zaman girdiği yasal -çoğu zaman da yasa dışı- yaptırımlar ve uygulamalar konulur. Denetleme kurulları, sansür yasaları, örgütlenme ve gösteri yasaları gibi nispeten yumuşak yaptırımların dozu, faali meçhul cinayetler, kaçırma veya sistemli işkenceye kadar varabilir. İşlerin bu düzeye vardırılmadan halledildiği ülkelerde bu tür uygulamalar ihtiyaç dışıdır ama kriz koşullarının oluşmasıyla sistem bunu tekrar gündeme getirmek için zemini açık tutar.

Yazarlar: Yusuf Şahiner, Rahmi Yağmur

>> MEDYANIN ARTAN SİYASAL ÖNEMİ
gulbahar, Son Güncelleme: 07.06.08

İlgili haberler
İlgili Yazılar