Fotoğraf Sanatı
Fotoğrafçılık denilince akla ilk gelen fotoğraf ve resimlerdir. Bir çoğumuz belki de farkında bile olmadan objektife verdiğimiz bir poz ya da bastığımız bir deklanşör ile bir anıyı kaydetmiş, bir belgeyi resmetmişizdir. Ancak çektiğimiz fotoğrafın fikir ve düşünce düzeyini uygun bir proje ile yansıtamadığımızdan ya da detay diyebileceğimiz basit kimi hatalardan dolayı, bu tarihi anın niteliğini farkında olmadan düşürmüşüzdür. Bu çalışmamızda kısa bazı tekniki bilgilerle bunu telafi etmede yarar sağlayacağını düşündük.
Fotoğraf sözcüğü, ışıkla yapılan resim anlamına gelir. Bir ressamın başarısı, işlediği konudan bağımsız, bir sahnenin atmosferini izleyiciye ne kadar iletebildiğinde gizlidir. Ayın şey fotoğraf için de geçerlidir. Kalıcı olabilmiş fotoğrafların şans eseri çekildiğine ender rastlanır. Doğru an ve yerde, bir resmi çekmek sabır isteyen bir iştir. Resim çekmenin her zaman ve her yerde geçerli tek yolu yoktur. Fotoğrafçılığın temelinde, belli bir birikim ışığında yayılan çekişmeler yatar. Bir resmin çekimini olağanüstü kılabilecek en önemli faktör, konuyu aydınlatan ışığın niteliğidir. Işık çok değişkendir. Günün belirli saatleri ve hatta yılın belirli zamanlarına özgü farklılıklar gösterir. Işığı doğru yakaladınız mı, başarılı bir resmini de yakalamışsınız demektir.
Resim çekmede önemli faktörlerin başında fotoğraf makinesinin kullanımı gelir. Daha da önemlisi, bakmaktan çok, göstermeyi ve görüleni anlamak, gelir. Gözlerimize takılana bakmaktan çok, onu görmek ve konuyu tamamlayan tema ile bütünleştirmek önemli. Bu açıdan yapılması gerekenler noktasını ele almak istedik.
Bütün fotoğraf makinelerin dört temel ortak parçası vardır; objektif, diyafram, obtüratör ve vizör. Konudan gelen, ışık önce objektifte toplanır, sonra diyaframdan -yani objektifin içindeki bir diskin ortasında bulunan delikten- geçerek, obtüratöre ulaşır. Fotoğraf makinelerinin çoğunda obtüratör filmin tam önüne yerleştirilmiştir. Obtüratür ışığı geçirmeyen bir perdedir. Fotoğraf çekerken belli bir süre açık kalarak objektiften gelen ışığın üzerine düşmesini sağlar. Vizör makineyi konuya hedeflemeye yönelik bir düzenektir. Bu temel noktaları belirlendikten sonra fotoğrafçılıkta değerli pozlandırma nasıl olmalı noktasına belirlemek gerekir.
Pozlandırmayı üç etken belirler. Filmin ışığa olan duyarlılığı ya da hızı, objektif diyaframının açıklığı (F sayısı ile ayarlıdır) obtüratörün açık kalım süresi ya da “enstantane”.
Fotoğrafçılıkta önemli bir noktada flaştır. Makinelerin flaşları iki cinstir. Makinelerin entegre parçası olan gömme flaş ünitesi ile makinenin üstüne takılan ayrı flaş ünitesi. Flaş ünitelerin hepsinde konudan yansıyan ışığı ölçen ve flaşın çıkma süresini kontrol eden açığa duyarlı foto elektrik hücre vardır. Özel kullanımlı flaş üniteleri, flaşın çakma süresini filmden yansıyan flaş ışığını ölçerek uyarlar ve filim tam pozlandığı zaman flaş ışığını keser. Fotoğrafların gözbebeklerinde kırmızı noktanın olmaması için flaşın makinenin objektifine çok yakın olmaması gerekir. Sabit ve öne doğru bakan bir flaş kullandığı zaman bu sorunla karşılaşmak mümkün, öne bakan flaşın bir başka olumsuzluğu elde ettiğiniz görüntünün donuk ve kaba olmasıdır.
Flaş ışığının gücünün çabuk azalmaması için, flaş ile konu arasındaki uzaklık iki katına çıkarıldığı zaman, ışığın yayılma oranı dört katına çıkar. Böylece flaşın gücü dörtte bire iner. Öndeki resimlerin iyi, arkadakilerin karanlık olmaması için flaşın yeterli olmasına dikkat edilir. Flaşın gücü, güç sayısı (GN) ile ifade edilir. GN büyüdükçe flaşın verimi artar.
Fotoğraf makinesinin ayarlarının kullanılması ve işlevleri gibi konuları vurguladıktan sonra, fotoğrafın estetiğini belirtmek gerekir.
Nesneleri ve manzaraları anlamamıza yardımcı olan en önemli resimsel öğe, biçimdir. Uzaktaki bir figürü tanımlayabilmek için sadece biçimini algılamak yeterli olabilir. Çünkü hacmi, dokusu veya rengi gibi özelliklerinden arınmış böyle bir figür en temel unsuruna indirgenmiştir. Bu, en saf biçimi siluettir. Otomatik pozlandırmalı makinelerle siluet çekmek için ışığı en parlak noktaya göre ölçün, bunu makinenin hafızasına alın ve ondan sonra biçimin en kuvvetli etkisini sağlamak için çekeceğiniz kompozisyonu düzenleyin. Ancak yine de makineyle doğrudan güneşe bakmanın tehlikeli olabileceğini unutmamak gerekir.
Biçim, bir görüntüyü iki boyutlu olarak tanımlamakta oldukça etkilidir. Buna karşın gerçekliği yaratan üçüncü boyutu, yani derinliği vermek konusunda ışığın yardımına ihtiyaç vardır. Işığın bir nesneye vuruş şekli, parlak alanlardan gölgeli alanlara doğru yaptığı geçişler, görüntünün derinlik ve hacmi bozmasını sağlar. Buradaki en önemli etken, konunuzun doğru olarak aydınlatılmasıdır. Işığın istediğiniz derinlik ve hacim etkisini yarattığını görebilmek için konuya vizörden bakarak fotoğraf makinesinin konumundan incelemelisiniz. Konuyu ışığa göre bir açıdan ayarlayıp başka bir açıdan çekim yaparsanız sonuçta düşündüğümüzden farklı bir etki ortaya çıkacaktır.
Fotoğraflarda dokunun -doku nesnelerin elle tutulur, düzey özelliklerinin görsel bir yorumudur- bütün başarılı resimlerde önemli bir rolü vardır. Dokunun görünüşü, yüzeye düşen ışığın açısına bağlıdır. Yandan ve yüzeye yatay olarak alçaktan gelen ışık, çıkıntılı noktaları aydınlatacak, çıkarları gölgeleyecek ve yüzeylerin gerçek dokularının görünmesine imkan verecektir. Işık açısının önemi küçük düzey detayları gibi geniş manzaralar için de geçerlidir. Bir çok başarılı manzara fotoğrafı güneşin alçakta olduğu sabah ya da akşama saatlerinde çekilmiştir.
Fotoğrafçılıkta renk önemli bir faktördür. Çevremizdeki tüm renklerin temelini oluşturan ona ışık veren renkleri vardır. Bunlar, kırmızı, yeşil ve koyu mavidir. Bu renkler bir araya geldiklerinde belirli bir kontrast oluşturur. En kuvvetli renk kontrastları ise bir ana ışık rengini, onun tamamlayıcısı başka bir rengin yanına koyarak elde edilir. Bu renklerin oluşturduğu canlı ortam, fotoğrafa hareket ve neşe verir.
Fotoğrafçılıkta temel unsurlar kısaca böyle belirledikten sonra, şimdide kişi yani insan resimlerine bir kaç örnekle açıklamak gerekir.
İnsan portrelerini güzel ve çekici kılan ışık kaynağı, gün ışığıdır. İlk bakışta belli olmamasına rağmen, doğal gün ışığı çok yoğunlukta olabilir. Havanın açık olduğu öğle vakti pencereden içeri giren güneş ışığı, konunun etrafını pırıl pırıl aydınlatan bir spot görevini yapar.
Resimlerimizdeki aydınlatma gün ışığı, ya da normal oda ışığı gibi sadece mevcut olan ışıkla sağlanmalıdır. Bazen iç mekanlarda istenmeyen ışıklar olabilir, böyle durumlarda ışığı yumuşatmak ve yaymak için ışığın üstüne bir perde çekilebilir.
Grup çekimlerinde sadece herkesin nesne çıkabileceği şekilde sıradan bir anı fotoğrafından öteye, gruptaki bireylerin birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat edilerek, nitelikli bir kompozisyon ortaya çıkarılmalı. İstenilen şey vücutların çerçevenin içinden sıradan bir biçimde dikili durmasından kaçınmaktır.
Portre sanatının amaçlarından biri de, sadece basit bir fiziksel benzerliği yakalamanın ötesine çekme girişimidir. Yaratmak istediğimiz çağrışımları kuvvetlendirmek için çizgi, şekil, biçim, perspektif renk ya da renk tonu ve çerçeveleme gibi unsurlardan yararlanmaktır. Bu tasarımda insanların bilerek poz verdiği bir çalışma olarak ele alınabilir.
Buraya kadar belirlediğimiz faktörler, resim öncesi poz süresi, diyafram ve kompozisyon gibi ele alınması gereken faktörlerdi. Bu faktörlerden yararlanılarak oldukça iyi resim çekilebilir. Buna bağlı olarak kurallar esnetilerek ve düş gücümüzü kullanarak fotoğraflarınıza bir özgürlük kazandırmak mümkün.
Fotoğraf çekerken, görünen şeyi olduğu gibi kaydetmenin ötesinde onu yorumlayabilmeliyiz. İşte fotoğrafı bir sanat yapan da budur.
Fotoğraf için hemen her konu uygundur. Önemli olan çevrenizi iyi gözlemeniz ve sıra dışı mimari özellikleri olan etkileyici konuları keşfetmektir. İyi bir fotoğraf için fırsat, her an çıkabilir ve kısa sürede kaybolabilir. Örneğin doğal oluşan manzaralar, arasından sızan güneş ışığını ya da kişinin karakterlerini ifade eden pozisyonlar gibi.
Sonuç olarak her sanat olduğu gibi fotoğrafçılık da bir kez temel teknikleri öğrenilerek uygulandıktan sonra, büyük bir zevk ve heyecan kaynağı olabilir. Objektiflerimize konu olan resim ve portrelerde bu vesileyle kalıcı ve sanat değeri olan bir karakter kazanmış olur.
Rukiye Şahan
|