AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceTelevizyonspaceVideospaceForumspaceProgramspaceKaynaklarspaceLinklerspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yararlı Bilgiler / İdeolojiler

Ezilenlerin Beş Bin Yıllık Düşü Sosyalizm


a) Giriş

Reel sosyalizmin yıkılışından sonra emperyalizm, sosyalizmin doğa, insan ve toplum gerçeğine aykırı bir sistem olduğu için yıkıldığını ve bundan sonra bir daha böyle bir sistemin kurulamayacağını ve sosyalizmin artık bittiğini ilan etti. Büyük medya tekelleri sosyalizmin bittiğini koro halinde tekrar ettiler. Bununla da yetinmediler, onun yerini Yeni Dünya Düzeni’nin aldığını ve artık ideolojilerin tümüyle bitiğini, insanlığın gündeminde bundan böyle ideoloji diye bir şey kalmadığını bas bas bağırdılar. Bunu yaparken bir ideolojinin, kendi burjuva ideolojilerinin propagandasını yaptıklarını ustaca gizlemeye çalıştılar. Ezilenlerin, emekçilerin tek silahı olan ideolojiyi de böylece yerle bir ettikten sonra rahat nefes alabileceklerinin hayalini kurdular. Bunu öyle büyük bir kampanya düzeyinde geliştirdiler ki, bir ideolojiyi özellikle sosyalist ideolojiyi savunmak dahi büyük cesaret isteyen bir iş haline geldi

Bu gün hiç tereddüt etmeden rahatlıkla söyleyebiliriz ki, emperyalizm dünyada kendi ideolojik egemenliğini kurmuş bulunmaktadır. Gerçekten de ideolojik egemenliklerini devasa medya tekelleri ve kitle iletişim araçlarıyla o kadar etkili bir biçimde geliştirdiler ve anti –sosyalist propagandayı o kadar yoğun bir biçimde yürüttüler ki, bundan eski tüfek sosyalistler bile etkilendiler. Öyle ki en benim diyen sosyalistler bile sosyalist olduklarını inkar etmek için adeta birbirleriyle yarışır hale geldiler. Hatta çoğu nedamet getirip geçmişte sosyalizmi savunduklarına bin pişman olduklarını, böyle yapmakla yanlış yaptıklarını ilan ettiler.

Bu düşünce, bu ruh hali ve mantalite henüz reel sosyalizm yıkılır yıkılmaz, SSCB’nin dağılmasının üzerinde fazla bir zaman geçmeden 1990’lı yılların başında bu sözde sosyalist çevrelerde egemen olmaya başlamıştı. Burjuva medya tekellerinin propagandası da buna eşlik edince eski sözde sosyalistlerin çözülme süreci tamamlanmış oldu. Hatta bilimsel sosyalizmi derinliğine kavramamış olan herkes bundan olumsuz biçimde etkilendi. Sosyalizmin bittiği düşüncesine giderek eskiden sosyalizmi savunanlar bile eşlik eder oldu. Bunların çoğu emperyalizmin ideolojik egemenliği karşısında adeta şapka çıkartıp secde ederek yüz sürmeye, hatta ona alkış tutmaya başladılar. Çünkü eksiklikleri ve yetersizlikleri de olsa kendilerine iyi-kötü güç veren eski ideolojilerinden soyunmuş veya ondan kuşku duymaya başlamışlardı. Dolayısıyla emperyalizm karşısında silahsız, donanımsız kalmışlardı. Bu durumlarıyla onun ideolojik saldırılarına cevap verebilmeleri, kendilerini savunabilmeleri zaten mümkün değildi.

Bundan daha kötü durumlarda yaşandı. Sosyalizme inanmaya devam edenlerin durumu da bunlarınkinden çok iyi değildi.
Gerçektende sosyalizme en bağlı, onu en fazla yaşamak isteyenler bile reel sosyalizmin yıkılışından sonra büyük bir umutsuzluğa ve karamsarlık içine düştüler. Bu umutsuzluk ve karamsarlık hala etkili bir biçimde varlığını sürdürmektedir.

Bütün bunlardan daha tehlikeli olan bir başka durum ise, bilimsel sosyalizmi sözde çağ gerçekliğine uyarlama, uydurma adına yapılan bir yığın ipe sapa gelmez çarpıtmaların yaşanmasıdır. CİA gibi belli merkezlerin yönlendirdiği ve hatta doğrudan finanse ettiği bu çevreler bugün bilimsel sosyalizmi özünden saptırarak tanınmaz hale getirmek için müthiş bir tempo sergilemektedirler. Bunlar sosyalizmin en temel kavramlarıyla oynamakta, onun insanlığa kazandırdığı değerleri inkar etmekte, hatta reel sosyalizmin objektif varlığı ile bizatihi kapitalist sistemde yarattığı değişimleri kapitalist sistemin bir özelliği veya erdemi olarak yutturmaya çalışmakta, sosyalizmin yarattığı ve geliştirdiği bir çok kurumlaşma ve değeri kapitalist-emperyalist sisteme mal etmekte, bunun çabasını geliştirmektedirler.

Bütün bunlar iyi tanımak, doğru anlamak, bunlar karşısında doğru bir tutumun sahibi olabilmek, bundan sonraki süreçte yapılması gereken görevleri ortaya çıkartmak ve gereğini yerine getirmek sosyalistlerin en önemli görevlerinin başında gelmektedir.
Bunun için bilimsel sosyalizmin yeniden araştırılıp öğrenilmesi, özümsenmesi ve çağa uyarlanması çok büyük bir önem kazanmıştır. Onu bizzat yaratıcılarında öğrenmek, onun dünyaya ve olaylara bakış açısını oluşturan diyalektik materyalizmin en temel yasaları temelinde çağı, dünyayı, toplum ve birey gerçeğini yeniden ele almak, zorunluluk haline gelmiştir. Ama öncelikle sosyalizmin ne olup olmadığının kavranması çok büyük önem kazanmıştır. Zira ideolojik olarak yaşanan bu bozgunun açığa çıkarttığı en temel gerçek, bilimsel sosyalizmin özünün kavranmadığıdır. Eğer böyle olmasaydı, bunca kopuş, inançsızlık, umutsuzluk ve karamsarlık yaşanmazdı. Bizce bilimsel sosyalizmin özünü kavrayan her hangi bir birey veya partinin bu türden durumlara düşmesi mümkün değildir.

O halde gerçekte bilimsel sosyalizm nedir? Sosyalizm insanların, sınıfların iradesine rağmen, doğal bir vaka olarak kendiliğinden ve kaçınılmaz olarak gelişecek olan bir sistem midir? İnsanlığın geleceği açısından neden sosyalizm daha yararlı ve hayırlı bir sistemdir? İnsanlığın gidişi nereye doğrudur? İnsan iradesinden bağımsız olan ekonomik toplumsal yasalar insanlığı hangi yöne doğru sürüklüyor? Bu yön sosyalizm midir, yoksa başka bir toplumsal düzen midir? Sosyalizme doğrudur diyenler bunu iddia ederken hangi tarihi, ekonomik, toplumsal, siyasal gerekçelere dayanıyorlar? Bu, sosyalistlerin sübjektif veya ütopik bir iddiası mıdır, yoksa gerçekte kaçınılmaz bir gelişme midir? Eğer bu kaçınılmaz bir gelişmeyse ve mademki sosyalizm kendiliğinden gelişecek bir sistemse o halde bunca çaba, emek, eziyet, acı çekmelerin anlamı nedir? Sosyalistler neden bu uğurda mücadele etmektedirler, böyle bir mücadeleye gerek var mıdır? Kapitalist sistem kendi kendisine sönecek bir sistem midir, yoksa diğer toplumsal düzenler gibi aşılacak olan bir düzen midir? Veya aşılmaz, ebedi, kalıcı ve insanlığın gördüğü göreceği en son toplumsal sistem midir?


Metin / R. Şahan

gulbahar, Son Güncelleme: 30.10.08

İlgili haberler
İlgili Yazılar